Etiket arşivi: Ulusal Eğitim Derneği

KAMUSAL EĞİTİM SAVUNUSU..

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği‘nin geleneksel Cumartesi konferansları sürüyor. 17 Aralık 2016 Cumartesi günü Sn. Ayhan Ural konuşmacı ve konu;

KAMUSAL EĞİTİM SAVUNUSU..

Duyuru yandaki gibi..
17 Aralık 2016, Cumartesi,
saat 14:00 – 16:00
N
ecatibey Cad. 13/13, Sıhhiye – Ankara.

Kamusal eğitim yaşamsaldır..
Emek veren ve vereceklere
teşekkür eder, ilgi ve bilginize sunarız.

Sevgi ve saygı ile.
16 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Ulusal Eğitim Derneği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ’nin 68. YILINDA EN TEMEL İNSAN HAKKI : SAĞLIKLI – ONURLU YAŞAM..

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ’nin 68. YILINDA EN TEMEL İNSAN HAKKI : SAĞLIKLI – ONURLU YAŞAM..

Dün, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin (İHEB) BM (Birleşmiş Milletler) tarafından kabulünün 68. yıldönümü idi. Bizim de üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği, geleneksel Cumartesi konferansları kapsamında bize görev vermişti birkaç hafta önce. Konuyu yukarıdaki gibi birlikte belirledik. Derneğim mütevazi salonu tümüyle dolu idi. Oturum Başkanı Sn. Av. Ayhan Sarıhan toplantıyı yönetti. Kurucu Genel Başkan Sn. Zeki Sarıhan ve şimdiki Gn. Bşk. Sn. Nazım Mutlu da salondaydı. Seçkin ve ilgili bir izleyici kitle vardı.

Önce HAK kavramının tanımlarını yaptık, kısa tarihsel geçmişini sunduk, Köle Spartaküs‘ün MS 70’lerde ayağındaki zinciri farkederek ünlü Roma dönemi kanlı isyanlarını dile getirdik;

  • Bu zincir bizim ayağımızda ne arıyor?? 

1215 önemli bir dönemeçti.. İngiltere Kralı Yurtsuz John’a, feodal aristokratlar kazan kaldırmışlardı. Vergi verdikleri gerekçesiyle yönetimde söz sahibi olmak istiyorlardı. Yönetme yetkisini Tanrı’dan aldığı tartışılmayan Mutlak Monark, sınırlandırılmaya çalışılıyordu. Feodal soylular, ayaklarını yere vurarak;

  • Taxation with representation, Taxation with representation.. diye tempo tutuyorlardı.
    (Vergi veriyoruz, yönetimde söz hakkı istiyoruz..)

İngiltere Kralı kayıtsız kalınca seslerini yükseltmiş, söylemlerini daha da keskinleştirmişlerdi :

  • No taxation without representation, No taxation without representation!
    (Yönetimde temsil edilmeyeceksek vergi vermeyeceğiz!)

Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlük Şartı) 1215’te yayımlandı ve İngiltere Krallığı mutlak monarşiden koşullu (meşruti – şarta bağlanmış) monarşiye doğru büyük bir adım atmış oldu. Veegilendirme birlikte kararlaştırılacaktı.. Askere alma da. Kimse yargılanmadan Kral buyruğuyla öldürül(e)meyecekti..

Osmanlı’da benzer adımların iyimser 1807 (Sened-i İttifak), eh biraz 1839 (Tanzimat Fermanı) ve anayasal olarak 1876’da (1. Meşrutiyet) atıldığı anımsanacak olursa arada 600 yılı, 6 koca yüzyılı bulan bir süre var! 2. Abdülhamit’in daha 2. yılında anayasal meşruti rejimi askıya aldığı, 32 yıl koyu bir baskı rejimi (istibdat) uyguladığı anımsanacak olursa, bu müstebit (baskıcı) Padişahın İtthat Terakki öncülüğünde halk ayaklanmasıyla 2. Meşrutiyet 1908’lere kayıyor ve aradaki fark 700 yıla uzanıyor!

İngiltere’de 1640’larda ilan edilen Cumhuriyet, Büyük Atatürk‘ün devrimci önderliği sayesinde Anadolu’da 400 yıllık bir gecikme ile 1923’ü buluyor..

  • Günümüzde ise AKP – Erdoğan iktidarı yüzlerce yıl gecikmiş Cumhuriyeti ve demokrasiyi Türk halkına çok görüyorlar ve vargüçleriyle çağdışı bir Başkanlık rejimi için Türkiye’yi kuşatmış bulunuyorlar..

1679’un Habeas Corpus’una dokunmadan geçemezdik.. O özgürlük belgesiyle İngiltere halkına çok temel bir hukuksal güvence veriliyordu :

  • Korkma, Kralın adamları seni haksız yere tutarsa,
    bağımsız yargıçlar seni ilk fırsatta salıverecektir..

Böyle deniyordu Habeas Corpus’ta (Kişi Dokunulmazlığı anlamına geliyor..). Bu saygın metin, Kolluğun “tutma” süresini en çok 24 saat olarak sınırlıyordu. Türkiye 5 aydır OHAL rejimi altında inletiliyor ve bu süre 30 gün! Olağan dönemde 24 saat idi ve savcının 1’er günlük uzatmaları ile 4 günü bulabiliyor yargıç karşısına çıkarılana dek gözaltı süresi..

Elbette 1776 Virginia Haklar Bildirgesini, 1789 Fransız Devrimi ve İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisini (Liberte / Fraternite / Egalite)…. satır başları ile anımsattık. Bu şanlı devrimi düşünsel olarak hazırlayan AYDINLANMA Dönemi düşünürlerinin adlarını saygıyla andık.. 6 ciltlik AYDINLANMA Ansiklopedisi yazarı şanlı Denis Diderot’yu, Monteskiyö’yü, Voltaire’i, JJ Rousseau’yu, Robespier’i.. Onların öncüllerini.. İncil’i Latince’den Almanca’ya çeviren yürekli ve aydın din bilgini – papaz Martin Luter’i, Kilisenin yaktığı Jan Huse’u, Giardano Bruno’yu, ceberrut Kiliseyi bilimsel keşifleriyle çökerten Kopernik ve Galile’yi…

Ortaçağın karanlığından deneysel – gözlemsel bilim ile, bilimsel akılcılıkla, siyaset filozoflarının ve bilim insanlarının birkaç yüzyıl süren çok yoğun, çok kanlı ve müthiş saygın çabasıyla çıkabildi insanlık..

Günümüzde yobazlığa, karanlığa, insan hakları düşmanlığına karşı artık bileği bükülmez bir aracımız var : BİLİMSEL AKILCILIK.. Büyük Atatürk’ün bize manevi mirası tam da bu!

İNSAN HAKLARI NOTLARI başlığı altında Ankara Üniv. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Mülkiye’deki eğitimimiz sırasında oluşturduğumuz notların ana başlıklarını özetledik.. 47 sayfalık bu özlü ve emekli çalışmayı ekte aşağıda pdf olarak sunuyoruz (730 KB)

İNSAN HAKLARI

Ardından 79 yansıdan oluşan power point yansıları eşliğinde sunumumuzu sürdürdük..Yaklaşık 75 dakika bizim sunuşumuzun ardından katılımcıların soru ve katkıları ile 2 saati doldurduk.. Bu sunumu da pdf olarak site okurlarımızla paylaşıyoruz.. (4.2 MB)

Insan_Haklari_Saglik_Konf._10.12.16

*****

Akşam evlerimize geldikten birkaç saat sonra ise ne yazık ki İstanbul’da polise ve yurttaşlara dönük katliamı duyduk ve içimiz ezildi.. Bu dizeleri yazdığımız dakikalarda son verilerle (11.12.2016, 17:16) 38 can yitiği ve 166 yaralı var… Bu kaçıncı katliam AKP – RTE’nin tek başına iktidarının 15. yılında?? Tayyip bey gene kandırılmakla mı meşgul?? Türkiye tarihinin en kanlı 15 yılının AKP – RTE dönemi olduğu artık söylenip – yazılıyor.. Tarih de bu tür dönemlerin nasıl kapandıklarının acı ve ibre dolu örneklerini gözümüze gözümüze sokuyor.. Bu acı ve yürek yangını içinde yazdığımız yazı sitemiz manşetinde.. Manşet hep güncellendiğinden, yazının sitemizde kalıcılığını sağlamak için pdf olarak bu yazımıza ekliyoruz…

INSAN_HAKLARI_GUNUNDE_ISTANBUL’da_KATLIAM

Okunmasını, paylaşılmasını ve
gereğinin hızla – basiret ve dirayetle – hukuk içinde ve akıl – bilim öncülüğünde
yapılmasını haykırarak seslendiriyoruz artık..

Sevgi, saygı, acı ve kaygı ile.
11 Aralık 2016, Ankara

Prof.Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Türk Tabipleri Birliği : “İnsan Hakları İhlalleri ve İyi Hekimlik”

ttb_logosu“İnsan Hakları İhlalleri
ve İyi Hekimlik”

10 Aralık 2016, Cumartesi, Gazi Mustafa Kemal Bulv. Şehit Daniş Tunalıgil Sok 2/17-23, Maltepe – Ankara

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)


10.00 AÇILIŞ
10:15-11-30
I. Oturum: Beden Bütünlüğü /
Medikal kastrasyon  (Hadım cezası)

Oturum Başkanı: Dr. Vedat Bulut
Dr. Koray Başar: Cinsel suç ruhsal bozukluk mudur? Psikiyatrik tedavinin suçun yinelemesine etkisi olur mu?
Dr. Nüket Örnek  Büken: Kişinin bedenine dokunulabilir mi?
Dr. Lale Tırtıl:  Tecavüz /cinsel suçlar bir şiddet mi yoksa hormonal hastalık mı?

11.30-12-30 

  1. Oturum: OHAL’de öğrenim ve çalışma hakkı ihlalleri
    Oturum başkanı: Dr. Taha Karaman
    Dr. Mihriban Yıldırım: Yaşanmış örnek üzerinden eğitim hakkının ihlali
    Dr. Kerem Altıparmak : OHAL hukuku ve eğitim ve çalışma hakkının ihlal edilmesi

12.30-13.30 YEMEK ARASI 

13.30 -15.15
III: Oturum: Olağanüstü hallerde insan hakları ihlalleri
Oturum başkanı: Dr. Halis Yerlikaya
Dr. Cem Kaptanoğlu: İşkence nedir, insanı nasıl etkiler
Dr. Ayşe Uğurlu: İstanbul Protokolü’nün uygulanması
Dr. İbrahim Halil Mert: Sokağa çıkma yasaklarında insan hakları ihlalleri
Dr. Kamiran Yıldırım: Cizre’de yaşanan insan hakları ihlalleri
Av. Gülseren Yoleri:  10 Aralık 2015 – 10 Aralık 2016 tarihleri arasında Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri

ARA; 15:00-15.30
15.30-17.00

  1. Oturum: İnsan Hakları İhlalleri ile Mücadele
    Oturum Başkanı: Dr. Deniz Erdoğdu
    Dr. Taha Karaman : Travma ile baş etme
    Dr. Ümit Biçer :TİHV’de  İşkenceyi raporlama ve tedavinin planlanması
    Av. Gülseren Yoleri: Raporların değerlendirilmesi ve insan hakları mücadelesi
    =============================Dostlar,

Bilindiği gibi, tıp doktoru olmamız nedeniyle biz de Türk Tabipleri Birliği‘nin
Ankara Tabip Odası üyesiyiz. Bu toplantının öğleden önceki bölümüne katılacağız.

Yarın, 10 Aralık 2016 günü DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ..

Gerekçesi ise İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin (İHEB – UDHR) BM
(Birleşmiş Milletler) tarafından kabulünün 68. yıldönümü..

Evet, İnsan Haklarının 20. yy’da, somutlaşmış en ileri aşamasının belgesidir bu Bildirge..

Uygarlık, temel insan hak ve özgürlükleri adına son derece sevindirici, bir küresel uzlaşma metnidir. Taa 1215’lerde İngiltere Kralı Yurtsuz John’a doedal aristokratlarca dayatılan
Magna Carta Libertatum‘dan İHEB‘e.. 733 koca yıl geçmişti İHEB ilan edildiğinde..
Köle Spartaküs‘ün ayak bileğindeki tutsaklık – kölelik zincirini ayrımsayarak (fark ederek)

* Bu zincir benim ayağımda ne arıyor??
diye sorarak isyanının özerinden ize neredeyse 1900 yıl geçmişti 1948’e geldiğimizde..
Çoook kanlı oluştu Bu Bildirge‘ye (İHEB) ulaşma savaşımız ve Çağlar geride kalmıştı..

21. yy’a yaklaşırken, çeyrek yy kadar öncesinden gönlümüzden geçirdiğimiz, bu Bildirge’nin
21. yy. ya da 3. Binyıl (Millenium) sürümünü (versiyonunu) yaratabilmek idi..

Ne var ki emperyalizm Küresel ölçekte yaşamın hemen her alanına abanıyor ve yabanıl (vahşi) kapitalizmi dayatıyordu.. Bu yüzden epey mevzi yitirdik, İHEB surlarında çoook gedikler açıldı.. Günümüzde neredeyse örtük ve vekaleten, şimdilik bölgesel sınırlama ile bir 3. Dünya Paylaşım Savaşı içindeyiz ne acı ki!

Biz de yarın, üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği‘nde bir konferans vereceğiz:

  • İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 68. Yılnda En Temel İnsan Hakkı :
    Sağlıklı Yaşam Hakkı

Duyuru görselini sitemiz manşetine koyduk.. 10 Aralık 2016 Cumartesi, saat 14:00 – 16:00, Necatibey Cd. 13/13, Sıhhiye  – Ankara..

Her 2 toplantıyı da bilgi ve ilginize sunmak isteriz.

Emek verenlere, vereceklere, bize konferans olanağı sunanlara teşekkür ederiz.

Sevgi ve saygı ile.
10 Aralık 2016, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Dil Derneği 24 Kasım Öğretmenler Günü Konferansı : TÜKETİLEN ÖĞRETMENLİK

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Dil Derneği, 24 Kasım Öğretmenler Günü anması bağlamında, bir eğitim emekçisini konferans için konuk ediyor..

Yine üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği‘nin genel başkanı sevgili dostumuz
Nazım Mutlu öğretmenimizi.. Konusu TÜKETİLEN ÖĞRETMENLİK!

Konferans günü, yeri ve saati.. aşağıdaki duyuru posterinde..

dil_dern-_nazim_mutlu_tuketilen_ogretmenlik_24kasim2016

İlgi ve bilginize sunarız..

Bilindiği gibi 24 Kasım, Mustafa Kemal ATATÜRK‘ümüzün Dil Devrimi – Harf İnkılabı sonrasında (1 Kasım 1928; 1353 sayılı “Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında Kanun”) Türk halkına yeni abece‘yi (alfabeyi) öğretmek üzere seferberlik anlayışıyla kurulan Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliğini kabul edişi anısına Öğretmenler Günü olarak değerlendirilir. (Pek çok ülkede 1994’ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO önerisiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.)

Görsel sonucuUlusunun Başöğretmeni ATATÜRK!

Harf Devrimi yapılarak Arap abecesi yerine Latin harflerinin kabul edilmesi ile Türkiye Cumhuriyeti, uygarlık alanı olarak Batı uygarlığına yönelmeyi seçmiştir. Bu Devrim ile halkın okuryazarlığını yitirdiği savı kökten yanlış, yanıltıcı ve kasıtlıdır. Osmalı’nın perişan bıraktığı Anadolu halkında erkeklerin %7’si, kadınların %1’inden azı okur-yazar idi. Bunların da çoğu yalnız okuyabiliyor, yazamıyordu! Harf Devrimi sonrası Türk Ulusu’na hızla ve kolayca, gırtlak yapısına uygun yeni abece öğretilebilmiştir. Çünkü bu abece Türkçe’nin yapısına ve doğasına çok daha uygundur, daha yetkindir Türk Dili’nin yazılması ve seslendirilmesinde.. Ayrıca “mezar taşlarını okuyamıyoruz…” söylemi de kafa karıştırıcı, devrim karşıtı bir gerici demagojik davranıştır. Çok merak etmeye gerek yok; bu taşlarda ezici çoğunlukla “ruhuna fatiha..” ile merhumun adı (Osmanlıda soyadı yoktu!) ve 1-2 kuşak geriye doğru soyağacı yazılı!

Başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtarıcı ve kurucularını saygı ve şükranla, minnetle selamlıyoruz.. 12 Eylül 1980 darbesi ile Atatürk’ün vasiyeti çiğnenerek kapatılan Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu‘nun yeniden eski statüsüyle ve akçalı kaynaklarıyla (Atatürk’ün miras bıraktığı İş Bankası hisse gelirleri) yeniden açılmasını diliyoruz..

Öğretmenlerimizin saygın toplumsal – ekonomik – hukuksal konumlarının (statülerinin) yeniden kazandırılmasını diliyoruz.. Tüm eğitim emekçilerini saygı ile selamlıyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
20 Kasım 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Dil Derneği Üyesi
Ulusal Eğitim Derneği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Ulusal Eğitim Derneği’nde anma : Ölümünün 17. Yılında FAKİR BAYKURT

Dostlar,

Ulusal Eğitim Derneği’nde anma :
Ölümünün 17. Yılında FAKİR BAYKURT

Bizim de üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği haftalık gelenekselleşmiş Cumartesi konferanslarına başladı. Aşağıdaki bu dönemin 3. konferansı..

Aydın – emekçi öğretmen önderi – yazar – savaşım insanı FAKİR BAYKURT ölümünün 17. yılında anılacak.. O’nu ço yakından tanıyan 2 değerli konuşmacıdan dinleyeceğiz.. Eğitim Bilimci Dr. Niyazi Altunya ve Nazım Bayata..

Displaying FAKİR BAYKURT.jpg

Toplantıda görüşmek umuduyla..
Şimdiden emek verenlere ve vereceklere teşekkür ederiz..

Sevgi ve saygı ile.
14 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Kemal Kılıçdaroğlu Lozan tartışmasına tepki gösterdi

Kemal Kılıçdaroğlu Lozan tartışmasına tepki gösterdi

CNN Türk’te Taha Akyol’un sunduğu Eğrisi Doğrusu programına konuk olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündemdeki son gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu..

(AS : Bizim katkılarımız yazının altındadır..)

Kemal Kılıçdaroğlu Lozan tartışmasına tepki gösterdi

(blob:http://www.cnnturk.com/bf57e96f-dc39-40b8-b66f-159a9218fa43, 30.09.2016)

15 Temmuz gecesi TBMM binası bombalanırken parlamentonun sabaha kadar görevde kalarak çok önemli bir sınav verdiği söyleyen Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Lozan Barış Antlaşması’na ilişkin yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu,

  • Bu parlamentoyu parlamento kılan da Lozan Antlaşması’dır. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık nedeni saydığımız bu antlaşmanın, bizim tarihimizdeki yeri özeldir. Sayın Cumhurbaşkanı’nın muhtarlarla yaptığı toplantıda Lozan Antlaşması’nın bizim tarihimize uygun olmayan bir dille eleştirmesini bir vatandaş olarak içime sindiremiyorum. Çünkü Lozan Antlaşması, büyük imkansızlıkların yaşandığı bir süreç içinde Batının dize getirildiği bir antlaşmadır. Türkiye’nin varlık nedenidir. Sayın Cumhurbaşkanı’na ortaokul, lise kitaplarında okuduğu tarihin bilgisinin ötesinde, Lozan hakkında bir şeyler öğrenmek isterse, bir tarih kitabı okumasını da önermiyorum. Sadece ve sadece Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’unu okusun. Tamamını okumasına da gerek yok. İlk 30 sayfayı okusun yeter. Osmanlı’nın son dönemlerini görmeden bir Osmanlı tarihi çizmek mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanı şunu bir bilsin ve kendine sorsun :
    – ‘Bu Osmanlı’nın parası var mıydı, nerede basıyordu?’
    – Bizim ilk milli bankamız ne zaman oldu?
    – Kendi paramızı 1930 yılında bastık.
    – Lozan Antlaşması’nı imzalayan genç Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’nın borcunu son kuruşuna kadar ödedi.
    – Demiryollarını millileştirdi, fabrika yoktu.
    – Şeker üretemeyen bir ülkeydi. Cumhuriyeti ilan ettikten 6 ay sonra şeker fabrikası temeli atılıyor.
    – Anadolu’nun her tarafına sanayi götürülüyor.
    – Bunları bilmeden, birisinin sözüyle bir Cumhurbaşkanı konuşmamalı.” ifadelerine yer verdi.

‘OHAL’i doğru bulmuyoruz’

15 Temmuz’un üzerinden kısa bir süre geçmesine karşın eski tartışmaların yinelendiğini ve Lozan gündeminin oluştuğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “İşsizlik var. Tüm bu sorunlar dururken neden böyle bir tartışmaya zemin hazırlanıyor, anlayamıyorum. Dikkatler başka yere çekilmek istenmiş olabilir ama, bu Cumhurbaşkanı’nın yapacağı şey değil. Bakanlar yapsın” dedi.  OHAL’e de değinen Kemal Kılıçdaroğlu,

  • “OHAL ilk geldiğinde, görüşüleceği gün Sayın Başbakan beni aradı ve destek istedi. Kendisine ‘Bu parlamentonun demokrasiyi savunacak bir partiye ihtiyacı var. Bu da en çok CHP’ye yakışır. Bizim görevimizdir. Destek vermeyiz’ dedim. Biz bu uygulamaları doğru bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Diğer şehitlere ikinci sınıf şehit muamelesi yapamazsınız’

Demokrasi şehitlerinin, direnme hakkının ne kadar meşru olduğunu gösterdiklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, FETÖ soruşturması kapsamında mağdur olduklarını söyleyen vatandaşların durumlarına da değindi.

  • “Darbe yapanları değil de, çok geniş çerçeveden olaya yaklaşıp tamamını darbeci diye alıp cezalandırırsanız, toplumda derin yaralar açar” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“O okulların açılmasına, Bank Asya’nın kuruluş iznini onlar (AKP) verdi. Eğitim-Sen’in bazı üyeleri açığa alındı, bazıları uzaklaştırıldı. Bir sendikaya üye olmak suç değil ama. Bu insanlar yarın öbür gün AİHM‘e gidecekler. Türkiye çok daha büyük tazminatlarla karşı karşıya kalacak” dedi. Şehitler arasında ayrım yapılmaya başlandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz şehitleri için sağlanan imkanların diğer şehitler için de sağlanması gerektiğini vurguladı.

‘Ancak faşist yönetimlerde olur bu’

Gazeteciler ve akademisyenlerin tutuklanmalarına da tepki gösteren Kemal Kılıçdaroğlu,

  • 12 Mart, 12 Eylül darbesini gördüm. Ama hiçbir darbede böyle bir tablo görmedim. 12 Eylül’de iki işçi sendikasının kapatılması için mahkemeye başvurdular. Şimdi hiç mahkemeye gitmeden kapatıyorlar. Gazeteciler içeri atılırsa, üniversite hocalarının işine son verilirse, yazarlar içeri atılırsa karşı darbe algısı güçlendirilmiş olur. Hele ki gazeteciye kelepçe vurmak. Muhabirler bile tutuklandı. Onları bile içeri atıyorsunuz. Sağlık sorunu olanlar var. Bir dönem ilaçları verilmedi. Yargılıyorsunuz ama, hangi gerekçe ile hapse atıyorsunuz. Bayram öncesi gözaltına aldılar. Bayram boyu karakolda tutuldular. Bu, devletin intikam alması demektir. Bayramdan sonra birisi tutuklu, birisi serbest bırakıldı. Serbest kalan da başka bir gerekçeyle tekrar içeri alınıyor. Darbeyle böyle mücadele olmaz. Hapisteki gazeteci sayısı 110’un üzerinde. Ancak faşist yönetimlerde olur bu.” diye konuştu.

‘Başbakan partiler üstü bir HSYK’ya olumlu bakıyor’

Kanun hükmünde kararnamelere de değinen Kılıçdaroğlu,

  • KHK ile kolektif suç yarattılar. Sanığı rehin alıp, eşini de suçlu sayıyorlar. Davalara bakmak için de çok büyük paralar isteniyor. Bu ailelerin çoğunun durumu yok. 1970’lerde Anadolu’da gördüğüm insanlar neyse, 2016 yılında gördüğüm de aynı insanlar. Dertlerini nasıl anlatacaklarını bilmiyorlar. Bazıları da ‘Bunlar FETÖ’cü, bunun davasını almam’ diyor..” dedi.

Anayasa değişiklikleri görüşmelerine 4 partinin de katılmasını istediklerini belirten Kemal Kılıçdaroğlu “Bu isteğimize yorum yapılmadı. Saraydaki toplantıda da söyledim, Yenikapı mitinginde de söyledim. Yargının bağımsızlığına dikkat çektim. Yargının bağımsız olduğu bir toplumda yargı iyi işleyecektir. HSYK’yı yeniden inşa edelim dedim. Kabul edildi. Ancak nasıl olurunda anlaşamıyoruz.” şeklinde konuştu. Başbakan’ın partiler üstü bir HSYK‘ya olumlu baktığını ifade eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Bunu yapabilirsek yargıya karşı görevimizi yapmış oluruz. Yargı siyasetin dışına çıkmak istiyor. Parlamento seçsin diyorlar. Parti kimliği yapıştırmayalım” dedi.
=====================================
Dostlar,

Bu gün, bizim de üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği‘nin geleneksel Cumartesi konferansına katıldık (dönemin ilk toplantısı idi ve Haziran 2017 sonuna dek sürdürülecek..) 2 konuşmacıdan Doç. Dr. Kemal İnal Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi idi. Kendisininin de, öğretmen olan eşinin de işine son verildiğini belirtti. FETÖ ya da PKK ile doğrudan – dolaylı hiçbir ilişkilerinin olmadığını, 6 yıldır banka kredisi ödemekten maddi olarak tükenmişken FETÖ‘ye maddi yardım yapmalarının olanaksız olduğunu… aktardı. Ailesinin geçimini sağlamak için Türkiye’de hiçbir iş bulamadığını, kendisine topu topu 4 öğretim üyesinin “geçmiş olsun” dediğini aktardı! (5. kişi biz olduk derin empati ile ” geçecek elbet!” diyen..) Üyesi olduğu EĞİTİM-SEN‘in özel olarak oluşturulan “dayanışma fonu” nun çok mütevazi maddi desteği dışında geliri olmadığını belirtti.. Doç. Dr. Kemal İnal’ın akademik ünvanları da 672 sayılı OHAL Kararnamesi ile savunması bile alınmadan kaldırılmıştı. Yeşil pasaportuna el konmuştu.. Doç. İnal, parlak akademik birikimi nedeniyle Viyana Üniversitesinden iş önerisi almıştı ancak elinde pasaportu yoktu.. Emeklilik hakkı da verilmemişti ve henüz yaşı da elvermiyordu emekliliğe..

Sayın Doç. Dr. Kemal İnal gibi binlerce insan mağdur ve kurban edildi.. FETÖ soruşturması gerekçesiyle adeta züccaciye dükkanına girmiş fil gibi davranmanın alemi ve makul görülebilecek yanı var mıdır?? Kolluk ve istihbaratın verileriyle davranan İdare bunca çaresiz ve sakar olabilir mi? Onbinlere insanın tüm yaşam damarları kesilerek ne yapılmak istenmektedir?

Sayın Kılıçdaroğlu, son derece yerinde olarak, içi yanarak, Partisi CHP’ye ulaşan çok sayıda (onbinlerce) dramları – trajedileri dile getiriyor.. 12. Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Erdoğan’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası hukuk katında tapusu olan Lozan Andlaşması‘nı haddi olmaksızın aşağılamaya kalkışması, yukarıdaki örnek ve benzerlerinden geri alır bir trajedi değildir.. Web sitemizde bu sorunu epey işledik (birkaç yazı ile)..
Bakılmasını dileriz..
– LOZAN ANDLAŞMASINA SALDIRMAK!? www.ahmetsaltik.net;
ERDOĞAN LOZAN ANDLAŞMASINA NEDEN SALDIRIYOR!?
http://ahmetsaltik.net/2016/10/01/erdogan-lozan-andlasmasina-neden-saldiriyor/;
LOZAN ANTLAŞMASI TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN TAPU SENEDİDİR, TARTIŞILAMAZ! http://ahmetsaltik.net/2016/09/30/egitim-is-lozan-antlasmasi-turkiye-cumhuriyetinin-tapu-senedidir-tartisilamaz/
– LOZAN ANTLAŞMASINI KÜÇÜMSEMEK HİÇ KİMSENİN HADDİ DEĞİLDİR!
http://ahmetsaltik.net/2016/09/30/lozan-antlasmasini-kucumsemek-hic-kimsenin-haddi-degildir/

Bilmiyoruz bir işe yarar mı ama çaresizlik içinde, bir kez daha, belki bininci kez, AKP – RTE’yi sağduyuya, hukuka, adalete, temel insan hak ve özgürlüklerine saygılı olmaya çağırıyoruz.. Hem de A- Cİ – LEN! Bu gidiş hayra alamet değil, AKP – RTE ülkemizin de kendilerinin de başını yiyecek korkarız..

Bu arada, yaşanan acı ve ağır tablonun doğurduğu bu musibetin bin nasihate değer oluşu hatırına,

  • Cumhuriyetimizin temel değerlerini + ülke ve ulus bütünlüğünü” savunmak üzere,
  • Asgari ortaklıkta anlaşarak, tüm kesimlerin AKP – RTE’nin felaket doğuracak – hatta doğurmuş olan dış destekli dinci SİVİL DARBESİ karşısında
  • Birleşerek meşru direnme hak ve ödevlerini yerine getirmesi kaçınılmaz olmuştur.

Bu ulusal kader savaşımının (mücadelesinin) öncülüğünü yapacak kurum da, ülkemizin kurucu partisi CHP olmak zorundadır.

Sevgi, saygı ve derin kaygı ile.
01 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
EĞİTİM-İŞ ve Ulusal Eğitim Derneği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

97 Yıl Sonra 19 Mayıs 1919…

19 Mayıs 1919’un Gazeteleri…

Dostlar,

19 Mayıs 1919’un 97. yılında,
Yüzyılın utanç veren en büyük madenci kırımı SOMA FACİASI nedeniyle (2 yıl 6 gün sonra) içimiz kavruk, insanlık tarihinin en övünç verici dönemeçlerinden birini yaşıyoruz.

Küba’nın efsane önderi Fidel Kastro, ülkemizin Havana Büyükelçisinden,
Atatürk’ün SÖYLEV’inin İspanyolca örneğini rica eder.

Ve ekler…

– Biz ülkemizi işgalden kurtarmak için aranış içindeydik. Mustafa Kemal Paşa‘nın stratejisini merak ettik.. Baktık ki O da işgal altındaki başkent İstanbul’da çıkış görememiş ve
Anadolu’da uygun bir yer arayarak Samsun’a geçmiş ve Ulusal Kurtuluş Savaşı
oradan başlatmış.. Bu bize örnek oldu ve ve biz de başkent Havana’dan ayrılarak
adanın derinliklerinde uygun bir limana çıkartma yaparak bağımsızlık savaşımızı başlattık
ve başardık.. 

Yeryüzünün en büyük önderine sahipsiniz..
(AS: Albert EINSTEIN de çok benzer sözler söylemişti..)

97 yıl önce bu gün basılan gazetelerden örnekleri izlemek için lütfen aşağdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

19_Mayis_1919_Gazeteleri

Bir de, geçen yıl 19 Mayıs anması için 16 Mayıs 2015 günü düzenlenen açıkoturumda yaptığımız konuşmanın yansılaru var..  O gün web sitemize koymuştuk  EĞİTİM-İŞ Ankara Şubeleri (1 ve 2) ile Ulusal Eğitim Derneğince (Her 2 kurumun da üyesiyiz) düzenlenen “YENİDEN DOĞUŞ – 19 MAYIS” başlıklı açıkoturumda bizim konuşmamızın yansılarına aşağıdaki erişkeden (linkten) ulaşılabilir :

19_Mayis_96. yıl_Ankara

Mustafa Kemal Paşa‘nın Kurtuluş Savaşımızı Anadolu’da örgütlemek üzere
Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs 1919 günü, tarihsel bir dönüşümün başlangıcıdır.

Bu tarihten geriye İstanbul’da gösterdiği tüm çabalar bir sonuç vermemiştir.
Sayın Dr. Alev Coşkun, Devrim Tarihimizin bu kritik 6 ayını emekli bir çalışma ile kitaplaştırmıştır.. Okunmasını dileriz..


Saltanat, son Osmanlı padişahı Vahdettin teslim olmakla kalmamış, işgalcilerle işbirliği içine girmiş, İngiliz Muhipleri (Sevenleri) Derneği‘ne üye olmuş, Yunan işgalini “hayırlı” ilan etmiş, sonrasında Mustafa Kemal Paşa’yı isyancı ilen ederek idam fermanına mühür basmıştır!

Mustafa Kemal Paşa, 8 Temmuz 1919 günü, askeri görevinden istifa ile Erzurum Kongresi’ne “sine-i millette bir ferd-i mücahit” olarak katımıştır.. Maaşı olmadan, hiçbir görev ünvanı olmaksızın ve boynunda padişahın idam fermanı.. Bu koşullarda Kurtuluş Savaşımıza önderlik etmiştir. Yaşasın o Anadolu halkı ki, bu cehennem kuşatmasında bile Mustafa Kemal Paşasına güvenerek O’nun ardında – komutasında 9 Eylül 1922’ye dek 3,5 yıl süren bir ölüm – kalım savaşını inanılmaz bir özveri ve başarı ile sürdürmüştür.. Küllerinden varetmiştir kendisini!

Külüstür Bandırma vapurunda Mustafa Kemal Paşa’ya eşlik eden kahramanları sonsuz bir saygı ve şükran ile selamlıyoruz.. Onların 2 ya da 3’ü hekimdir ve biz de bir hekim olarak bununla gurur duyuyoruz..

Bandirma_vapurunun_19_yolcusu

19 Mayıs’ın 97. yılında sabah 10:30’da Ankara Kızılay – Güvenpark’ta toplanacak ve kurtarıcımız – kurucumuz Yüce  ATATÜRK’ümüzü ANITKABİR’de ziyarer edeceğiz..

Bu topraklarda uygarlaşma – çağdaşlaşma – AYDINLANMA savaşımı (mücadelesi) sürdürülecek ve mutlaka başarıya ulaştırılacaktır. Tarihin ırmağı geriye akıtılamaz..

Türkiye’deki gericilerin – karşıdevrimcilerin bu yalın – çarpıcı tarihsel – politik gerçeği
iyice kavramaları ve akıntıya karşı kürek çekmek yerine bu AYDINLANMA sürecinin
hızla ve sağlıklı yaşanmasına katkı vermeleri en doğrusu, akıllıcası olacaktır..

Ulusumuza ve tüm insanlığa kutlu ve mutlu olsun..

Sevgi ve saygıyla
19.5.2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
p
rofsaltik@gmail.com

ODTÜ Sosyoloji Bölümü Prof. Sibel KALAYCIOĞLU : KADINA YÖNELİK ŞİDDET…

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği‘nin geleneksel Cumartesi konferansları sürüyor..

12 Mart 2016 Cumartesi günü sat 14:00’te toplumumuzun en yakıcı sorunlarından biri işlenecek:

  • KADINA YÖNELİK ŞİDDET…

Konuşmacı, ODTÜ Sosyoloji Bölümünden Sayın Prof. Sibel KALAYCIOĞLU..

Duyuru  posteri aşağıda..
Bizim düşüncelerimiz de özetle aşağıda..

C. K. Sibel Kalaycıoğlu

AKP’nin 13+ yıldır kesintisiz tek başına iktidar olduğu
3 Kasım 2002 seçimlerinden bu yana, pek çok sorunumuz oluştuğu, biriktiği, ağırlaştığı açık..

Bunların başında Cumhuriyetimizin temel değerleri ve öncelikle de LAİK toplumsal yaşam ve SEKÜLER Devlet Düzeni geliyor..

AKP apaçık bu değerlere savaş açmış durumda ve çooook da yol aldı.
Öyle gözükara gitti ki, Anayasa Mahkemesince “Laikliğe karşı eylemlerin odağı AKP” olarak suçlandı ve ne tuhaftır ki kapatılmadı, hiç önemi olmayan biçimde para cezasına çarptırıldı !? Sonrasında, bu yöndeki en küçük eylemlerinin bile önceki “sabıkası” ile birleştirilebileceğini dikkate almadı; fiili darbesini sürdürüyor..

AKP – RTE’ye göre Cumhuriyetin “1 fiskelik” canı kaldı..  (!?)

“ŞAH MAT” demeye hazırlanıyorlar 2023 öncesinde olabildiğince erken..

Erdoğan başta, İçişleri Bakanı kalkıp, Anayasayı ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımadıklarını apaçık haykırıyorlar.. Bunlar Anayasayı çiğneme suçudur ve uzuuuuuuun mu uzun zaman aşımı süreleri vardır.. Bu hukuk tanımazlar kim olursa olsunlar, er ya da geç
Türk yargısına hesap vereceklerdir.

Bu gün ise Adalet Bakanı zat, Anayasa Mahkemesi’nin Dündar – Gül kararını kendince
yerden yere vurdu.. Hukuku kendince eğip – bükerek, olabildiğince zorlayarak, sınırlı hukuk bilgisiyle (önceki açıklaması, Hukuk 1 öğrencisinin bile yapmayacağı öçüde hatalıydı)
Yüksek Mahkeme’nin çok kıdemli – birikimli yargıçlarını eleştirdi ve öyle ileri gitti ki,
AYM’nin Anayasayı çiğnediğini söyledi. Gözdağı da verdi :

  • Anayasa Mahkemesi böyle giderse…

    AKP, Yüksek Mahkemenin görev ve yetkilerine ilişkin yasaya TBMM’yi alet ederek müdahaleyi planlıyor anlaşılan.. Ancak bu Mahkeme Anayasal bir kurum ve görev – yetkileri – kuruluşu – kararlarının niteliği… Anayasada ayrıntılı düzenleniyor.. AKP – RTE’nin yasal olarak yapabileceği çok bir şey yok.. Yutkunup, hukuk devletine saygılı olmayı öğrenecekler..
    Ya da güçleri yeterse bu bağlamda Anayasa değişikliği.. Anayasa Mahkemesini iğdişleştirecek içerikte.. Bu da anayasal demokratik rejimin özüne aykırı..

    Ancak bu arada ülkenin kurumları – gelenekleri ciddi biçimde tahrip ediliyor ve geçelim
    “Kadına Yönelik Yalın Şiddeti”, kadınlarımız “öldürülme” düzeyinde en ağır şiddeti görüyor..
    “Kadın cinayeti” işlenmeyen gün yok gibi!

    AKP’nin artık aklını başına alması ve TRT’de, Diyanet’te, İlahiyat Fakültelerinde,
    İH Liselerinde, Tarikat – Cemaatlarda… kadına yönelik hurafeleri ACİL olarak engellemesi ve tersine kadın – erkek eşitliğini vurgulaması gerek..

  • Din adına dayattıkları karanlık hurafeleri buna izin verecek mi? Temel sorun budur.

    Ancak bu çağdışı – ilkel – insanlık düşmanı politikaların din adına da olsa, din kisvesi ile de
    ileri sürülse, Kur’an dayanak gösterilse de SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ve toplumun
    sabrı – dayancı kalmamıştır..

    Böyle bilinmesi ve acilen, “kadın canına kıyma” cinayetlerine son verecek her şeyin bütünsellik içinde yapılması elzem olmuştur..

    Konferansa ilgi dileriz..

    Emek verenlere ve vereceklere teşekkür ederiz.

    Sevgi ve saygı ile.
    10 Mart 2016, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

MİLLETLERİN AKRABALIĞI…

 ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ

MİLLETLERİN AKRABALIĞI…

Dostlar,

Bu gün Ulusal Eğitim Derneği‘nde, gelenelksel Cumartesi konferansları bağlamında
yukarıdaki başlığı taıyan çok öğretici bir sunuyu Sayın Prof. Dr. D. Ali ERCAN‘dan dinledik..

Lütfen tıklar mısınız yansıları izlemek için??

Milletlerin_akrabaligi_27.02.2016

Özellikle 72. sıradaki yansı çok öğretici değil mi??

Patrik Bartolomeos’un son derece yerinde sözü :

“HEPİMİZ TÜRK’üz!”

Patrik_Bartolemeos_Hepimiz_TURK'üz

Sevgi ve saygı ile.
27 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yavuz Alogan : TÜRKİYE ve SOSYALİZM…

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği, geleneksel Cumarteei konferanslarını sürdürüyor.. Duyuru posteri aşağıda.. 19 Aralık 2015 Cumartesi günü Dernek merkezinde,
Sayın Yavuz Alogan‘ı  dinleyeceğiz.

Sunacağı konu ise TÜRKİYE ve SOSYALİZM!

İlgi ve bilginize sunarz..

Sevgi ve saygı ile.
17 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com