Etiket arşivi: Naci BEŞTEPE

Savaş mı çıkaracaksınız?

Savaş mı çıkaracaksınız?

????????????????????????????????????????????????????????????

Naci BEŞTEPE
AYDINLIK, 8.6.15

 

Zonguldaktayım. Köyleri dolaşıyoruz.Birkaç köylü ile bir köy kahvesinde sohbet ediyoruz.
İçlerinden biri köyün emekli imamı.
Vatan Partisi’ni anlatmaya çalışıyorum.
Ermeni soykırım yalanına karşı verilen mücadeleyi özetliyorum.
Bölücü teröre karşı politikamızı anlatıyorum .
Hoşlanmıyor imam.
AKP gibi düşünüyor. “Analar ağlamasın” söylemi aklına yatmış.

“Açılımda ne var?” diyorum, herkes gibi bilmiyor.
RTE ne diyorsa onun doğrusu o. Sorgulama yok.

İŞGAL EDİLEN ADALARIMIZ 

Yunanistan’ın Ege’de işgal ettiği 150’den fazla ada-adacık ve kayalıklardan haberiniz var mı? diye sorduğumda hayretle yüzüme bakıyorlar.

“Olmaz öyle şey” diyorlar.

Aynı durum Zonguldak’ın çok yerinde oldu.
Doğal. Çünkü Ulusal Kanal izlemeyen, Aydınlık okumayanın bunu bilmesi çok zor.

Vatan Partisi’nin verdiği uğraşı anlatıyorum.

AKP iktidarı sorumlularını ağır ceza mahkemesine vereceğimizi söylüyorum.

“Adalarımızı geri alacağız” deyince İmam sertçe soruyor :

“Savaş mı çıkaracaksınız?” 

“Gerekirse evet” yanıtımdan hoşnut olmuyor.

*****

SIRA NEREYE GELİR? 

Kararlı ve mücadeleci olmadan bir şey kazanılamayacağını vurguluyorum.
Sorularımı sıralıyorum;

Güneydoğu’da “analar ağlamasın” diye bölünmeye göz mü yumalım?

Ermenilerle sorun çıkmasın diye “soykırım yalanını” kabul edip ardından tazminat ve
toprak taleplerine kapı mı aralayalım?

Savaş çıkmasın diye vatan topraklarımızı işgal edene mi bırakalım? 

İmamın gözünün içine bakarak son sorumu soruyorum;

– Densizin biri gelip eşini istese, kavga çıkmasın diye verecek misin?

*****

VATAN NAMUSTUR 

Ben “vatan namustur” öğretisi ile yetiştim.
Gerektiğinde vatan için seve seve ölmeye yemin ettim.
Vatanımın bir karışına yapılan tecavüzü kabul edemem.
Asker olan her Türk genci aynı yemini eder.
Öyle anlaşılıyor ki bazı Türk gençleri ettiği yeminin anlamını bilmiyor veya o yeminin
yalnızca silah altında iken geçerli olduğunu sanıyor.
Az da olsa vatan toprağına karşı duyarsızlığa üzüldüm.

AKP SONUCU VE SONU 

Kardak Kayalığı için savaş kararı veren ve Yunan askerini oradan gönderen devlet yöneticileri ve kahraman askerlerimizi anımsadım.
Askerlerin hemen hepsi Ergenekon-Balyoz-Poyrazköy davalarında yıllarca hapis yatırıldı.
Millet duyarlı olsa hapse atılabilirler miydi?
AKP’nin ülkeyi ve ulusu getirdiği sonuç budur.
Ve dilerim 8 Haziran 2015 iktidarlarının sonu olur.
Türk ulusu yeni yönetimlerle milli benliğine, onuruna yeniden kavuşur.

***

PAZARTESİ İĞNELERİ 

PARALEL

RTE, Sivas mitinginde “tek devlet “ yerine, “paralel devlet” dedi.
Dil bile paralel…

MELİH

Başbakan Davutoğlu, İ. Melih için Arınç’a “Muhatap alma, seçimden sonra hallederiz.” demiş.
AK hesaplaşma günü gelmiş…

ADALET

Dünya Adalet Projesi oluşumuna göre, Hukukun Üstünlüğü endeksinde Türkiye bir yılda
21 sıra gerileyip 102 ülke içinde 80. sıraya indi.
İktidarda adı Adalet olan parti var da…

VALLAHİ

Davutoğlu, “Vallahi o tırlar Bayırbucak Türkmenlerine gidiyordu.”
Şimdi yemin etsin. Mahkemede sanıklar yemin edemiyor.

==========================================

Dostlar,

E. Tümg. Naci Beştepe dostumuz Zonguldak’ta onca dar olanaklarla çoook yoğun ve
yorucu bir seçim kampanyası yürütürken bir yandan da nitelikli bir aydın olarak
AYDINLIK Gazetesindeki aydınlatıcı yazılarını eksik etmiyor..

Yukarıdaki yazısı da ne çok öğretici değil mi??

AKP, 18 Mart Çanakkale Zaferi anmalarında Zaferin gerçek komutanı – yaratıcıcı
Yarbay Mustafa Kemal‘in adını geçirmedi. DİB hutbelerde Yarbay Mustafa Kemal‘den
söz ettirmedi. Onlara göre din – iman gücüyle ve dua ile bu zafer kazanıldı!
Dua eden imamlar Zonguldak’takinin ataları mıydı acaba?
Öyleyse vay halimize..
Bu gidişle duanın da bereketi kalmayacak!

Bir de; AKP cenahı şu son 7 Haziran seçim hezimetini neden dualarıyla engelleyemedi?
Parayla adam tutup topluca dua ettirmekteydiler..

Tanrı da Tayyip’i ve AKP’sini boşadı korkarız!

Sevgi ve saygı ile.
09 Haziran 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

10 Aralık 2014 İnsan Hakları Günü : 1937-38’de Tunceli-Dersim’de Neler Oldu?


10 Aralık 2014 İnsan Hakları Günü :

1937-38’de Tunceli – Dersim’de Neler Oldu ??

10_Aralık_Dunya_Insan_Haklari_Gunu

 

 

 

 

 

Dostlar,

Tunceli – Dersim olayları, tarihin çok acı olaylarından biridir.
Çok söylenmiş ve yazılmıştır.
Siyasiler de genellikle gerçeğin peşinde olmamış, siyasal sömürü konusu edinmişlerdir.

Nesnel ve birikimli, saygın yazar Prof. Dr. Emre Kongar, Kasım 2014 sonu ve
Aralık 2014 başlarında Cumhuriyet’teki köşesinde ardışık yazılarla bu yakıcı sorunu irdeledi. 9 makale ile..

1. Bir Dersimli Anlatıyor! Cumhuriyet, 28.11.2014
2. TUNCELİ NASIL BİR DERSİM’di?? Cumhuriyet, 29.11.2014
3. Şeyh Sait ve Dersim; Cumhuriyet, 30.11.2014
4Dersimliler ve Cumhuriyet; Cumhuriyet, 02.12.2014
5. Hacı Bektaş Çeşmesinden… Cumhuriyet
, 04.12.2014
6. Dersim Mektubu Üzerine… Cumhuriyet
, 05.12.2014
7. Sorun Tarihte Değil, Gelecekte! Cumhuriyet, 06.12.2014
8. Dersim / Tunceli: Ders Almak! Cumhuriyet, 07.12.2014
9. Aleviler Demokrasinin Güvencesidir.. Cumhuriyet, 09.12.2014

*****
Dersim'de_1937-38'de_ne_oldu

Bu 9 yazıyı tek bir dosyada pdf olarak paylaşmak istiyoruz.
Okumak için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

Dersim_Tunceli_Yazilari

Emre hoca 8. yazısını şöyle bağlıyor :

  • “Bence Dersim / Tunceli olaylarından alınacak en büyük ders,
    Alevilere bugün de uygulanan
     ayrımcılığın ve zulmün sona erdirilmesi olmalıdır… Elbette farklılıklarımızla birlikte yaşayacağımız demokratik bir toplum inşa etmek istiyorsak! 

Emre hoca 9. yazısını ise aşağıdaki gibi bağlıyor :

  • Dersim/Tunceli için özür dilemeler, “Özür dile” demeler, CHP’yi, İnönü’yü, Atatürk’ü suçlamalar, zulmü sürekli anımsatıp yaraları kaşımalar ve kanatmalar, bu dışlayıcı politikayı örtbas edemez… 
  • Alevilere eşit vatandaşlık hakları, vicdan ve ibadet özgürlüğü tanınmalı, Cemevleri ibadethane statüsüne kavuşturulmalı, din dersleri zorunlu olmaktan çıkarılmalı, seçmeli din derslerinin müfredatında Alevi kültürü, tarihsel ve felsefi köklerine uygun olarak yer almalıdır.

Teşekkürler Sayın Kongar..
Artık bu iğrenç duygu – tarih sömürüsüne bir son vermeli..

O sıralarda ağır hasta olan Büyük ATATÜRK ve görevde olmayan önceki başbakan İsmet İNÖNÜ‘nün saygın anılarını kirletme amacıyla günlük siyasete alet edilmesi
son derece yersiz ve yanlıştır; tarihsel kanıtlardan tümüyle yoksundur.

Buna asla izin verilemez!

  • Şahinleşen Başbakan Celal Bayar ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak başlıca 2 sorumludur.
  • Tarihsel fatura bu ikiliye kesilmeli ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
    tüzel kişiliğinin de haksız ve yersiz – kasıtlı yıpratılmasına izin verilmemelidir.

Günümüz Türkiye Cumhuriyeti Devleti, acı olaylardan 75-80 yıl sonra sürecin
masum mağdurlarına sevecenlikle yaklaşmalı, insancıl ölçülerle yitiklerini gidermeye çaba göstermelidir. Ülkemizde tüm ayrıcalıklar yok edilerek “eşit yurttaşlık”
ortak paydasında demokrasimizi (siyasal ve ekonomik) kulvarlarda geliştirmeye çabalamalıyız..

Toplumsal bellekte travma sonrası stres bozukluğunun kuşaklar boyunca
sürgit süregenleşmesi (örneğin Kerbela vahşeti!) ülkemizin ve halkımızın
yararına asla değildir.

Konuya ilişkin bizim de 5 sayfa dolayında bir makalemiz bu sitede yayımlanmıştı.
Ona da şu erişkeden (linkten) ulaşılabilir :

http://ahmetsaltik.net/2014/11/25/dersim-tartismalari-tunceli-dersim-debates/

*****

Ayrıca Soner Yalçın, Hüsnü Merdanoğlu, Naci Beştepe.. gibi yazarların konuya ilişkin makalelerine de sitemizden erişilerek okunabilir..

*****

10 Aralık 1948‘den bu yana 66 yıl geçti..

Artık, İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ‘nin (İHEB) tam anlamıyla
yaşama geçirilmesini ve uygulanmasını diliyoruz..

Hatta daha da geliştirilerek “İHEB’in 3. Bin Yıl Türevi” nin yazılmasını..

Türkiye’de de elbette.. Türkiye, BM’nin kurucu üyelerinden biri olarak
bu Evrensel Bildirge’ye hukuksal olarak taraftır ve Anayasa md. 90 / son fıkra uyarınca
bu Bildirge, iç yasalarımızla denk hukuksal güçtedir. Yine aynı madde uyarınca
İHEB metninin Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülmesi olanak dışıdır. Bunlara ek,
temel insan hak ve özgürlüklerine ilişkin uluslararası antlaşma ve sözleşmelerin
iç yasalarla çelişmesi durumunda ilki üstün sayılarak uygulanacaktır. (AY md. 90 / son)

Türkiye’nin ve insanlığın bu bağlamda katedeceği daha çooook yol var..
Küreselleşen emperyalizm İNSAN HAKLARININ en büyük engeli, düşmanı!
Öncelikle bu hakları bölücü – ayrıştırıcı olarak ikiyüzlü biçimde kullanıyor.
İkinci olarak da vahşi kapitalizmi sürdürerek milyarlarca insanı yoksullaştırıyor.

Tunceli – Dersim olaylarında da İngilizler ve Fransızlar kışkırtıcı rol üstlenmeseler, kendilerine ulaşan kimi istemlere, “Biz bağımsız – egemen bir Devletin (Türkiye’nin!)
içişlerine karış(a)mayız..” diye geri çevirseler, sorun bu denli yakıcı boyutlara tırmanmayabilirdi. Yardım istemlerini gerekiyorsa Milletler Cemiyeti‘ne taşıyabilir
ve dostane-barışçı çözümlere destek verebilirlerdi.. Bunu yapmamışlar, tersine,
Türkiye’de kanlı gelişmelere çanak tutmuşlardır; bu bir Emperyalizm klasiğidir..

Elbette bu saptamalar Bayar – Çakmak ikilisinin temel tarihsel – politik sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, hatta hafifletmez de..

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü‘nün
tüm insanlığa kutlu ve mutlu olmasını diliyoruz.

insan_haklari_ozgur_esit_yasamaktir

 

 

 

 

 

 

 

Sevgi ve saygıyla.
10.12.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

ABD Emrine Türk Kedisi Bile Verilemez


ABD Emrine Türk Kedisi Bile Verilemez

portresi_kucuk

 


Naci BEŞTEPE

 

 

Leman Sam’ın sanatçı duyarlılığını yansıtan sözlerinin üzerine kaplan gibi atıldı Arınç. Ne insanlığı, ne iffeti, ne hayası, ne edebi, ne zavallılığı kaldı Sam’ın.

Ortada din var ya. Dincinin sömürü kaynağı.

PKK’ya Gelince Tısss..

Aynı kaplan, PKK kan döküp, yakıp yıkınca, yağmalayınca,
HDP’li vekiller ve Sırrı Sakık tehdit yağdırıp vandalları teşvik edince ne dedi?
Tısss… Ortalıkta yok.

TGB’nin Bayrak yürekte – Atatürk bilinçte yürüyüşüne izin vermeyen
Ankara Emniyeti gibi.

Çünkü ellerinde pala, taş, sopa, molotof yoktu gençlerin. Silah da.
Poşuyla yüzlerini örtmemişlerdi. Erkek müsveddeleri gibi kadın kıyafeti giymemişlerdi.
Bunlar bilinçli Atatürk gençleri idi.

Ne Ekersen

AKP ektiğini biçmekte. “Şiddete fazlasıyla karşılık verilir” diyen Bakan Ala da.
Diyarbakır Valisi iken, çarşı-pazarı yerle bir eden PKK’lılara
“Cana gelecek mala gelsin” diyerek dokundurtmayan.
“Tahrik unsuru” diyerek Türk bayrağına izin vermeyen, Ala.
Onu takdir edip önce müsteşar sonra bakan yapan RTE de.
Açılım safsatası ile ülkesini bölünmeye götüren BOP Eşbaşkanı RTE.

Olmadı, yapamadılar. Açılamadılar. Ne dedi Leman Sam bunlara?
“Sahtekar, cahil ve çürüksünüz… Kızamıyorum bile”
Daha ne desin?

Ellerinde patladı ektikleri (PKK). Patlarken ülkeye zarar verdi.
Ama en çok da kendilerine ve Kürt kökenli yurttaşlarımıza.
Ölenlere bakın, çoğu kim?

Y-AKP

Kılıçdaroğlu her gün daha iyi tanıtıyor kendini.
Biz tenkit edince kızan dostlarımız ne diyorlar şimdi?
Fethullahçılıktan sonra PKK bölücülüğünü de aldı AKP’nin elinden.
Bu CHP’ye Y-CHP mi demek doğru, Y-AKP mi?
En çok üzüldüğüm de bu partideki vatansever, Atatürkçü olarak tanıdığım milletvekilleri. Ne yaparlar? Ne beklerler? Milli Kurtuluş’a neden öncü olmazlar?

TÜRK ORDUSU

Ne istiyor, CHP-PKK-ABD?
Türk ordusu Ayn el Arab’a girsin. PYD (PKK) ile birlikte IŞİD’i temizlesin.
Orayı PYD’ye teslim etsin, dönsün. Kürdistan’ın batı bölümünü kendi eliyle kursun.
Türk ordusu enayi. Türk ordusu PKK’yla kanka. Hadi ordan!

GNKUR. BŞK.’NIN TAVRI

TSK doğru olanı yapıyor.
Terör örgütlerinin çatışmasında ve komşu ülkenin iç işinde TSK taraf olamaz.
Gnkur. Bşk. Org. Özel’in ABD’li karşıtına tavrı da son derece yerindedir.
ABD Gnkur. Bşk. koalisyon genelkurmay başkanlarını Washington’a çağırdı.
Org. Özel’in gitmeyeceği, yerine bir korgenerali göndereceği söylendi.
Bence bunun anlamı şudur;

  • ABD Gnkur. Bşk.’nın komutanlığı kabul edilmemiştir,
  • TSK’nın ve birliklerinin ABD emrine girmesi kabul edilmeyecektir,
  • Ulusal çıkarımız tehdit edilmedikçe TSK Suriye’ye girmeyecektir.
  • Türk askeri ABD’ye boyun eğmeyecektir.

Doğrusu da budur.

TSK’nın başına çuval geçirmiş, SİLİVRİ’ye tıkılmasında rol almış bir ülkenin emrine değil bir Türk askeri, bir Türk kedisi bile verilemez.

Suriye’deki ılımlı muhaliflere eğitim verileceği haberi doğru ise, yapılacak iş yanlıştır.
Terör örgütü eğitmek yasal bir kurumun, hele de onurlu Türk Ordusu’nun işi olamaz. Yakışmaz. Ayrıca, ılımlı denenler silahlanınca azılı oluverir.

PAZARTESİ İĞNELERİ

LİDER

  • ABD basını;”Erdoğan liderden başka her şey”

Günaydın Amerika…

KAFA

Cumhuriyet Gazetesi’nin PKK vandallığına bakışı Öcalan gibi;

”Jitem devrede”
Özgür Gündem’e paralel…

HHY

THY uçakta abdesti serbest bıraktı. Helal Hava Yolları …

Yeni Sağlık Bakan Yardımcısı 33 yaşında bir inşaat mühendisi


Yeni Sağlık Bakan Yardımcısı 33 yaşında bir inşaat mühendisi!

33 yaşında, Bilal Erdoğan‘ın arkadaşı, Sakarya Üniversitesi İnşaat Müh. Mezunu,
AKP eski İstanbul gençlik kolları başkanı..

Sağlık Bakanlığı’nda 2. adam olmayı hakedecek, bakanlığa ve sağlık sistemimize
katkı sunacak ne özellikleri vardır?

TTB ve İTO biz hekimler adına bunu sorgulayacak mı?
Merak ediyorum.

Sevgiler, 9.10.14
Dr İbrahim Sözen
SOZEN8241@YAHOO.COM

=========================================

Dostlar,

Sağlık Bakanlığı’nda bir süreden beri boş olan Bakan Yardımcılığı pozisyonuna atama yapılacak.Medimagazin.com.tr’nin haberine göre, yeni Sağlık Bakanı Yardımcısı
belli oldu. Boş olan Sağlık Bakanlığı Yardımcılığı’na 1981 doğumlu, AKP
İstanbul İl Gençlik Kolları eski Başkanı, Sakarya Üniversitesi Mühendislik bölümü mezunu Erkan Kandemir atandı. İddiaya göre bu atamanın kısa süre içinde yapılması bekleniyor.

*****

Yazıklar olsun Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzionoğlu‘na…

Bu utanç AKP’ye de, Sağlık Bakanına da, o zat-ı muhtereme de yeter..

Silinmez bir leke olarak duracak, tarihe de not düşülecektir..

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Etik Kurulu’nu göreve çağırıyoruz..

Sayın Naci Beştepe, 8.10.14 günlü “Çarşamba İğneleri” balıklı yazısında bu bağlamda şu 2 tümceyi yazdı :
(http://ahmetsaltik.net/2014/10/10/turk-vatandasi-nacibestepe-carsamba-igneleri-8-ekim-2014/)

*****

MAYMUN

Bilal’in bir arkadaşı da bakan yardımcısı oldu.
Mahdumcuk, Devlet kapısına maymuncuk…

*****

Sevgi ve saygı ile.
09.10.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

VATAN NASIL?


VATAN NASIL?

portresi_kucuk

 

Naci BEŞTEPE

Yusuf AFAT, Karadeniz’in bir yayla köyünün çocuğu.

Deniz piyade subayı olmuş. İç güvenlik harekatına katılmış.
Dağlarda terörist peşinde koşmuş.

Afganistan’a gönderilmiş.

Oradaki yaşlı bir Afgan sormuş Anadolu’yu, “VATAN NASIL?” diye.

O da kendi öyküsünü anlattığı kitaba bu adı vermiş.

Bana  kitabıyla birlikte aşağıda kimi bölümlerini aktardığım bir mektup gönderdi.

YUSUF AFAT’A BALYOZ

Balyoz davasından dolayı üç dijital veride yalnızca adım yazılı diye 16 yıl cezaya çarptırılarak TSK’dan ilişiğim kesilene dek şimdilik ‘Mamak Askeri Cezaevi’nde tutsak olan Deniz Piyade Kurmay Albay Yusuf AFAT’ım.” diye başlıyor mektup.

TÜRK SUBAYI BUDUR İŞTE 

“İftirayla ‘darbeci, terörist!’ olarak yaftalandığım ‘Balyoz Davası’ hakkında, gerçekleri en az benim kadar bilmeniz nedeniyle bu konudan hiç söz etmeyeceğim. Ancak, suçsuz olmamıza karşın diri diri bir karanlığa gömüldük ve şimdi her türlü söyleme karşın üzerimize beton dökülüyor. Eğer bizlerin diri diri gömülmesi vatanın geleceğine olumlu katkı sağlayacaksa, ‘kanım da – canım da’ feda olsun aziz vatanıma…

Malum çevrelerde vicdansızca ‘Ordumuzun, din düşmanı (!) olarak ilan edildiği’ dönemlerde ‘Karadeniz Yaylalarında’ keçi çobanlığından ‘Ulu Önder Atatürk‘ün de mezun olduğu ‘Kara Harp Okulu’na yalnızca bileğimin hakkıyla girdim ve alnımın akıyla subay oldum. Yaşamım boyunca da doğduğum-büyüdüğüm yerleri,
keçi çobanlığı yaptığım günleri hiç unutmadım. Bu can bedende kaldığı sürece de unutmayacağım. Yine, eğilmeden ve bükülmeden bileğimin hakkıyla, “Kurmay Subay” oldum. 20 yıl önce 1993-95 arasında Şırnak’ta iç güvenlik harekatına
katıldım. Ne büyük bir çelişkidir ki, bugün ülkemizin bölünmez bütünlüğü adına canımızı ortaya koyan bizler iftirayla ‘terörist(?)’ ilan edilerek zindanlara koyulduk.

Ah.. bu zindanların dili olsa da yaşadığımız mezalimi bir dile getirebilse. Ama ne mümkün. Bu yüzden, iftiraya-kumpasa maruz kaldığımız bu süreçte ‘yazarlık’ gibi çok ciddi bir hususta önemli bir deneyimi de, iddiası da bulunmayan şahsım tarafından cezaevi koşullarında amatör bir heyecanla ‘tarihe not düşmek’ adına
bir kitap yazabilme çabası içine girdim.

Yaşanan çelişkiler yumağının küçük bir örneği olan bu kitapta anlatılmak istenenlerin,’Türk halkına önümüzdeki dönemde umutla bakılacak yarınlar için zifiri karanlıkta bir mum ışığı kadar aydınlatması’ benim için bir mutluluk kaynağı olacaktır…

Halkın bağrından çıkan Türk subayına reva görülen komploların boyutlarını kamuoyuna anlatması açısından küçük de olsa katkı sağlayacağını düşündüğüm
bu kitabı size takdim etmekten onur duyarım
.”

ONUR DUYDUM

Bütün yaşadıklarına karşın vatanına ve ulusuna olan duygu ve düşünceleri böyle
Yusuf Albay’ın.

Türk subayı budur işte.

Değerli silah arkadaşım, Yusuf Albayım;

Kitabınızı göndermenizden, Türk subayına yakışır anlatımınızdan ve davranışınızdan ben onur duydum.

Türk halkına, subayını daha iyi tanıması için  “VATAN NASIL?” ı okumasını öneririm.

SİYASETE GİRMEYEN GNKUR!


SİYASETE GİRMEYEN GNKUR!

portresi_kucuk

Naci BEŞTEPE
Em. Tümg.
AYDINLIK, 2.4.14

Suriye savaş uçağının Türk uçakları tarafından düşürülmesi sağduyu sahibi çevreleri rahatsız etti.

 

Yapılan işin;

Suriye’nin terör grupları ile mücadelesini zorlaştırdığı ve güney sınırımızda
Kürtlerin Akdeniz’e açılmasını sağlayacak bir koridor oluşturulmasına
hizmet ettiği değerlendirildi.

Komşu ülke ile yoktan yere savaşa girilmesi istenmediğinden;

  • TSK’nın, AKP’nin ve özellikle RTE’nin siyasal çıkar hesaplarına alet olmaması gerektiği yorumları yapıldı.

Gnkur Bşk. hemen açıklamayı patlattı;
TSK siyasal konuların içine çekilmek isteniyormuş,
Siyasal tartışmaların ve konuşmaların dışında kalmasının gerektiği düşünülüyormuş…

ŞİMDİ NE OLDİ ?

Hani siyasetin dışında kalıyordu TSK?
Sözünde duruyor mu  Gnkur.Bşk.lığı?
Tersine, tam siyasetin göbeğine oturmuş durumda.
Ülkenin çıkar siyasetinin yanında olacağı yerde RTE-AKP çıkarının göbeğine.
Bu ne lahana turşusu?
Temel’in dediği,”Şimdi ne oldi?”

İPLER KİMDE?

Türkiye’yi kim idare ediyor?
TSK kime hizmet ediyor?
Türkiye bağımsız bir ülke mi, sömürge mi?
İpler kimin elinde?
Ulus devletin düşürüldüğü duruma bakın…

SEÇİM

Genel durum değişmedi.
%45 soygunu, vurgunu, ekonominin kötüye gidişini, yasakları, baskıyı, ölümleri,
hatta ülkenin bölünüşünü görmüyor, duymuyor veya umursamıyor.
Söylenene inanmak kolayına geliyor.
Kıllar kökleşiyor, kemikleşiyor.

  • “Çalıyor ama başı secdeye varıyor” veya, “Çalıyor ama çalışıyor, bize de veriyor” söylemlerinin geçerliliğini sürdürdüğü görülüyor.

Ne çalışıp üretti ise? Kime ne verdi ise?
Demokrasi susuz kalmış ülkemde.
Eğitim-kültür öz suyu eksik demokrasimizin. Onun için hastalıklı bir bünye gibi.
Değer yargıları alt-üst bir olmuş.
Ulus bilinci sürünüyor.
Güçbirliğine yanaşmayan, kimliklerini yadsıyan CHP ve MHP yitirdi ama
bahaneleri hazırdır mutlaka.
Bu  kaybın hesabını seçmenleri, üyeleri sormalıdır.

FEADAİLER

İP, halkın beğenisini kazandı ama oylarını alamadı.
Vatanımız ve milletimiz sağ olsun.
Fedailerin, yurtseverlerin derdi oy değildir.
Halkı aydınlatmaya, uyarmaya, haklarını aramak ve haksızlığa karşı koymak için
ayağa kaldırmaya devam edecektir.
Günü geldiğinde oy da olur.
Bu daha başlangıç, mücadeleye devam.

EŞEĞİMİZİ BULDUK MU?


EŞEĞİMİZİ BULDUK MU?

Naci_Bestepe_portresi
Naci BEŞTEPE

Silivri’ye onlarca kez gittim.
İlk kez sevinç içindeyim, herkes gibi.
Neye seviniyoruz?
Kaybettiğimiz eşeğimizi bulduk.

Türkiye’yi  yönetemeyenler Türk halkına eşeğini kaybettirdi.

Hırsızın yolunu açtı. Yabancı değildi, aynı kaba ettiklerindendi.

Şimdi, “Bak işte hırsız, işte eşeğin” diyerek kenara çekilmeye çalışıyor.

“Savcı bulun delillendirin” , “Ben bu davanın savcısıyım”,
“Türkiye bağırsakların temizliyor” diyenler hem de.

Biz de seviniyoruz.

“Eşeğimizi bulduk!” diye.

Yani “yurtseverler serbest bırakıldı, adalet yerini buldu” diye.

ÇALINAN HUKUK VE HAYATLAR

Yok canım. Ne adaleti. Ne yerini bulması.

Hakları, hayatları çalınmış.

Danıştay’ın, Zirve’nin katillerini, Cumhuriyet Gazetesi bombacılarını, birkaç mafyayı çıkarın geriye yüzlerce tertemiz, suçsuz, milliyetçi, Atatürkçü, cumhuriyet ilkelerinin, ülke bağımsızlığını savunucusu, gericiliğe-bölücülüğe-komşularla savaşa karşı olan aydın yurtsever kalır.

Bunlar serbest kaldı diye seviniyoruz.

NEDEN ESİR ALINMIŞLARDI?

Bir de ülke açısından bakalım.

Cezaevinin kapısından dışarı çıkmadan İP Genel Başkanı Sayın Doğu PERİNÇEK özetledi nedeni.

“Biz içeri alındıktan sonra neler olduğuna bakın..” dedi.

Bakalım;

–         Mısır’la, Libya ile, Suriye ile düşman olduk. İçişlerine karıştık.
Emperyalistlerin yanında, ulusal güçlere karşı cephede yer aldık.

–         Irak’ın parçalanması için çabamız sürüyor.

–         Azeri soydaşlarımızI öteledik. Ermeni soykırımını kabul etmeye hazır hale geldik. (Neyse ki Talat Paşa Komitesi zaferi yetişti)

–         Kıbrıs’ı Rumlara vermeye ramak kaldı.

–         Ege’de, Akdeniz’de çıkarlarımızı savunamadık.16 tane adacığı kaptırdık. Kıyılarımıza hapsolmak üzereyiz.

–         Karadeniz’de MONTRÖ gibi bir silahı bile kullanmaktan korkar hale geldik.

–         İçeride parçalanmanın eşiğine geldik. Bölücülerin dili bir karış oldu.
Özerklik-federasyon tehditleri gırla.

Başka sebep arayalım mı?

Bu insanlar esir alınmasaydı bunlar olur muydu?

LİDER VE DEVLET ADAMI

Serbest kalan yurtseverlerin açıklamaları dikkat çekiciydi.

Org. BAŞBUĞ, “Kin ve nefret duymuyorum…İçeridekiler de benim kadar suçsuz…
Son arkadaşım çıkana kadar mücadele edeceğim” dedi.

26 ayını çalanlara kin ve nefret duymuyor.

İntikam düşünmüyor.

İşte devlet adamlığı ve sorumluluk bilinci.

Her gün mağduru oynayan, her konuşmasında Cumhuriyeti kuranlara, devrimleri yapanlara ve onları koruyanlara saldıranlara bakın bir de.

İP Genel Başkanı PERİNÇEK :

  • “Kınından çekilmiş kılıç gibiyiz. Göreve hazırız…Cemaatleri tarikatların kökünü kazıyacağız…Türkiye’yi böldürmeyeceğiz. Cumhuriyeti yıktırmayacağız.  “ dedi.

İşte devlet adamlığı, dava adamlığı, yurtseverlik bilinci.

Bir de AB-ABD maşalarına bakın.

NE OLACAK?

Yurtseverlerin tamamı serbest kalacak.

Silivri kapıları açıldı. Kapatılamaz.

Kumpası kurduranlar da kuranlar da bağımsız yargıya hesap verecek.

Bataklık kurutulacak.

Ülkeyi bu bataktan kurtaracak güç ülke halkıdır. Kapıları açan güçtür.

Milli hükümeti kuracakların yolunu açacaktır.

Bu yol sandıktan geçer.

AB-ABD’den medet umanlardan medet olmaz ülkeye.

Ulusa dayananlara, millicilere, bağımsızlıkçılara güvenilmeli, görev verilmelidir.

Gecikmeden. 30 Mart’tan başlayarak.

Adres bellidir. İsimler bellidir.

BERKİN ELVAN

15 yaşındaki yavruyu vurdular.

Katili kim?

Başbakandan aşağı doğru inin.

Halkını vuranlara  madalya verenler, alanlar.

Hesap günü yakındır.
(AYDINLIK, 12.3.14; AS: Yayınlamada gecikme için özür dileyerek..)

Tutuklu ve Hükümlülerin Ulusal – Uluslararası Hukukta Sağlık Hakları..


Dostlar
,

Aşağıdaki programı belirtilen zamanda gerçekleştirdik..

Ulusal Kanal‘ın program arşivinden izlenebilir..

Ayrıca önümüzdeki günlerde youtube‘a da yüklemiş olacağız..

Ordu’ya kurulan kumpasın kurbanlarından bir genç kız, bir genç erkek evladımız,
bir eş (rahmetli Kuddusi Okkır‘ın eşi), bir ağabey ve avukat (Fatih Hilmioğlu‘nun ağabeyi Av. Hayati Hilmioğlu), bir kardeş ve Uzman olarak biz..
Ek olarak telefonla katılanlar oldu..

Programı özveri ve başarı ile götüren E. Tümg. Naci Beştepe ve eşi Derya Beştepe.
Katılımcıların sayıca bize göre “epey” fazla oluşu yüzünden konuşma süresinin
epey kısalması dışında bu program bize göre tarihe geçecek nitelik ve içerikte oldu..

Bu gece dahil, önümüzdeki kısa sürede program yinelenebilir.

İzlenmesini, izletilmesini ve arşivlenmesini dileriz..

Ulusal Kanal’a, Sayın Beştepe’ye ve katılımcılara teşekkür ederiz.

Sevgi ve saygıyla
09.02.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

===================================

Tutuklu ve Hükümlülerin Ulusal – Uluslararası Hukukta Sağlık Hakları..

Dostlar,

Ergenekon tertibi 12 Haziran 2007’de başlatıldı (!)..

7. yılını bitirmeye 4 ay kaldı..

İnsanlık tarihinin en büyük ve iğrenç politik hesaplaşmalarından
hatta boğazlaşmalarından biri, belki de birincisi..

Siyasal iktidar ve sözde bir cemaat ülkemizi ele geçirme savaşı verirken (!?),
ortaya çooook büyük ve kaldırılması gerçekten son derece ağır faturalar çıktı.

Ölçüsüz insan hakları çiğnemine (ihlaline) tanık oluyoruz 7 uzuuuun yıldır..

İşleyeni aydınlatılamayan çok sayıda cinayete ek olarak bu hesaplaşmada ayakbağı olacağı düşünülen, emekli 26. genelkurmay başkanı dahil ülkemizin yüz akı komutanları, rektörleri, bilim – sanat – kültür insanları, gazeteci – yazarlar… bir “Holokast” * örneği,
adeta tutsak kamplarına kapatıldılar ve yavaş yavaş ölüme – özekıyıma -ruh ve beden sağlığını yitirerek tasfiye olmaya ve dışlanmaya tabi tutuldular..

İleri sürülen sözde kanıtların sahte – düzmece olduğu apaçık biçimde yinelenen bilirkişi raporlarıyla kezlerce kanıtlandığı halde yargı heyetleri (?!) inanılmaz bir 3 maymun tavrı ile bu canhıraş savunmaları görmezden geldiler… Koca Yargıtay bile bu kervana katıldı. Yargıtay’da oturur Cumhuriyetin Başsavcısı bile vicdanları isyan ettiren suskunluğa girdi.

Beşyüzü aşkın insanımız ve aileleri – yakınları giderimi (telafisi) olanaksız bedeller ödediler, ödemekteler. Bir bölümü canına kıydı, onur özekıyımları (intiharı) gördük.
Bir bölümü zindanlarda kanser oldu öldü, bir bölümü ruh ve beden sağlığını ağır biçimde yitirdi ama sağaltımları için yasaları buyruğu yerine getirilmeyerek (en başta 5275 sayılı
CMK 116/2) tutsak tutuldular.. TSK komuta kademesi istifa etti, yapı altüst edildi..

Tüm bu vahşet sürecinde bu sitede onlarca yazı yazıldı, çağrı yapıldı,
imza kampanyaları yapıldı.. Sokak eylemleri, cezaevleri önündeki eylemler,
71 haftadır süren SESSİZ ÇIĞLIK eylemleri adeta kayalara çarparak un ufak oldu,
sonuç doğurmadı. Biz de elimizden geleni yaptık bu süre içinde..
Sizler bu sitede izlediniz yapılanları, yazılıp çizilenleri, SESSİZ ÇIĞLIK eylemlerinde söylediklerimizi..

UYARDIK               :

  • Katil oluyorsunuz.. dedik..
  • Yavaş yavaş idam uyguluyor ve bunu bilerek – tasarlayarak yapıyorsunuz..
  • Sizi katil olmaktan alıkoymaya çabalıyoruz, duyuyor ve görüyor musunuz??

diye haykırdık..

Bir başka çabayı, 8 Şubat 2014 Cumartesi günü sabah saat 11:00’de,
ULUSAL KANAL’da Sayın Naci Beştepe‘nin programına konuk olarak göstereceğiz..

Duyuru aşağıda..
İlgi ve bilgiye sunarız..

Ulusal_Kanal_Tutuklu_Hukumlulerin_Saglik_Haklari_8.2.14

 

Sevgi ve saygı ile.
03 Şubat 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

* Holokast   : Antik Yunan’dan bu yana iyi bilinen bu gelenek, Tanrılara kurban adama töreni ve yeridir. Hayvanlara ek olarak yer yer insanların, genç kız ve erkeklerin de Tanrılara kurban (rüşvet!) verildiğine tanık olunmaktadır.
Yöntem, başını kesmek olduğu gibi ateşte yakmak biçiminde de izlenebilmiştir..

KADIN OLMADAN ASLA

 

KADIN OLMADAN ASLA

portresi_kucuk

 

Naci BEŞTEPE

 

 
Toplumumuzun yarısını oluşturan kadınlarımızın durumu hiç iç açıcı değil.
Hatta yürekler acısı demek daha doğru.
2013 Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre

kadın erkek eşitliği bakımından 135 ülke arasında 120.yiz.

Siyasal yetkilendirme açısından 103.yüz.

3225 belediye başkanından yalnızca 18’i kadın.
Kadının genel durumunda 124. sıradayız.
Kadınlarımızın %18-20’si okuma yazma bilmiyor.
Her gün ortalama dört kadın öldürülüyor,
töre cinayetleri dinmek bilmiyor.

Son dört yıldaki çocuk gelinlerin sayısı 181 bin.
Bunlar kayıtlı olanlar. Kayıt dışı olanlarla nerelere varılır bilinmez.
20 bin çocuğun gelin edilmesi için mahkemede sıra bekleniyor.
KADERLER biter mi bu koşullarda.
Çocuk gelinlerin % 81’i okuma yazma bilmiyor.
Ne biliyor ki garipler?

NEDEN?

Çünkü feodal, gerici yapıda kadın erkeğe hizmet için vardır.

Bırakın eşitliği birey bile değildir.
Peygamber 9 yaşındaki Ayşe ile gerdeğe girdiğine göre doğru olan budur.
1400 yıl öncenin doğrusu değişmemelidir.
Yobaz kafa bunu ister.
İtaat ister. Koşulsuz biat ister.
Ülkeyi yönetenlerin vatandaşa bas bas bağırması da bundandır.
Muhalefeti, tenkit edilmeyi, karşı gelinmeyi, yalanının- yolsuzluğunun ortaya çıkarılmasını kabul edemez.

YA ŞİDDET GÖRENLER??

Rakam vermek zor.
Gazetelerin ikinci, üçüncü sayfalarına bir bakın yeter.
Neler yaşıyor kadınlarımız anlamaya yeter.
Gazetelere yansımayan daha neler var kim bilir? Tahmin etmek bile kolay değil.
İşin ilginç yanı bu konuda tahsilli olmak da yetmiyor.
Şiddet erkeğin hakkı!

GERİCİ FIRSATÇILIK


Şiddete karşı kadını korumak için alınan tedbirlerden biri Diyanet İşleri Başkanlığı’nca açılan AİLE İRŞAT ve REHBERLİK BÜROLARI.

69 il ve 141 ilçede açılmış.
Ne mi yaparlar?
Adından anlaşılmıyor mu?
Gerici siyasetlere hizmet ederler.
Laik, çağdaş,eşitlikçi aile yerine İslami aile yapısını özendirirler.
Şiddet gören kadına; kapanmasını, kocasına itaat etmesini telkin ederek evine döndürürler.

DÜNYADA KADIN

Dünyada da rakamlar çok iyi değil.

Okur yazar olmayan 800 milyonun 2/3’ü kadın.
Gıda üretiminin %80’ini gerçekleştiren kadın tarımsal kredinin ancak %10’unu alıyor.
Toprakların %15’ine sahip.
Parlamentoda temsil oranı%17
Yerel meclislerde oran%21
Ancak bu oranlarda geri kalmış ülkelerin etkisini unutmamak gerekir.

KADINSIZ OLMAZ!


Kadınlarımızın tamamı eğitilmedikçe, eşitlenmedikçe, üretime katılmadıkça, yönetimde olmadıkça, siyaseti etkilemedikçe; çağdaş, ekonomik düzeyi ve yaşam ölçütleri yüksek, mutlu ve huzurlu bir toplum olmamız olanaksızdır.

Yazı başlığında “KIZIM OLMADAN ASLA” filminden esinlendim.
İranlı bir erkekle evlenip yobazlığın pençesine düşen bir Amerikalı kadının kaçışını anlatıyordu.

Kurtuluş için çırpınırken kızını asla bırakmama kararlığı da öne çıkıyordu.
Kadınlarımızı yüceltmeden yücelmemiz olanaksız.
Kafalara bunu soktuğumuz gün başarılı olacağız.
Son on yılda bu açıdan kaybımız azımsanmayacak derecededir.
Milli hükümetimizin el atacağı konulardan biri, hem de önceliklisi kadınlarımızın aydınlanması olacaktır.
Dayan Türk kadını, az kaldı…

DİDİM’DEN SESSİZ, ŞİRİNYER’DEN SESLİ ÇIĞLIK


Dostlar,

Sayın Naci Beştepe, bu site okurlarının bildiği gibi E. Tümgeneraldir.
Kendilerini ADD Bilim Kurulunda tanıdık. Son derece çalışkan, düzenli, temiz, özenli, saygılı ve alçakgönüllü bir kişlik olarak dikkatimizi çekmişti ve dostluk kurduk..

Birçok toplantıda, etkinlik ve eylemde birlikte olduk.. Özellikle Sessiz Çığlık’larda..

Kısa bir süre sonra İşçi Partisi’ne üye oldular ve Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildiler.. Dahs sonra da USMER (Ulusal Strateji Merkezi) Başkanı oldular.
Her Cumartesi 11:00 – 13:00 arası UlusalKanal‘da programlar yapmaya başladılar..

Her Çarşamba yazdıkları yüksek zekalarının ürünü ince mizah – hiciv içeren ÇARŞAMBA İĞNELERİ bütün Türkiye’de keyifle okunuyor ve biz de sitemizde yayımlıyoruz. Ayrıca Çarşamba günleri AYDINLIK’taki köşesinde de yazıyor..

Naci Paşa, Tümgeneral rütbesinden emekli..Türkiye koşullarında fena sayılmayacak
bir emekli aylığı vardır.. Orduevlerinde de pek çok mal ve hizmet çok makul fiyatlı..
Ayağını uzatır, gününü gün ederdi.. Ancak O bu yolu seçmedi.. Gece gündüz çalışıyor.. Kendi cebinden harcıyor.. Didim – İzmir çalışması da eminim böyle olmuştur..

Haksızlıklara karşı ruhu, vicdanı, kişiliği isyanda.. İçeride tutsak alınan silah arkadaşları ve aydınların haklarının sesi olmaya çabalıyor. Bu yüzden bir ödül de aldı !

Orduevlerine girişi 6 aylığına yasaklandı.. Dava etti.. Hakkını arıyor..

TSK‘da görevi sırasında hiç NATO‘da çalışmamış..

Türkiye’nin Sayın E. Tümg. Naci BEŞTEPE gibi insanlara öyle çok gereksinimi var ki..

Kendisini ülkemize verdiği değerli hizmetlerden dolayı şükranla selamlıyoruz..

Aşağıdaki yazısı da pek çok bakımdan öğretici ve düşündürücü..

Sevgi ve saygı ile.
16 Ocak 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net 

========================================

DİDİM’DEN SESSİZ, ŞİRİNYER’DEN SESLİ ÇIĞLIK

portresi_kucuk

Naci BEŞTEPE

 

 

Vardiya Bizde Platformu, BALYOZ İftirası davasının sonlandığı
21 Eylül 2012’de, İstanbul’da, SESSİZ ÇIĞLIK’ı başlattı.

Eylem zamanla Washington dahil 11 merkeze yayıldı ve katılım sürekli arttı.

Geçtiğimiz hafta sonu, 68. Hafta eylemine, 12. Merkez olarak Aydın’ın şirin ve aydınlık insanlar ilçesi DİDİM de eklendi.

İlk eylemi başlatmak için ADD ve İP İlçe Şubeleri beni de davet ettiler.

Tekrar teşekkür ederim.

ÖRNEK BİRLİK

Didim’de, MİLLİ MERKEZ’in önerdiği GÜÇ BİRLİĞİ‘nin örnek düzeyde oluştuğuna
tanık oldum.

Başta ADD olmak üzere CHP, İP, DSP tek yumruk olmuşlar.

AKP’yi yıkma hedefini ve seçimde güç birliği yolunu tespit etmişler.

Görevdeki CHP’li Belediye Başkanı’nın eşit ve olumlu yaklaşımı da
birlikteliği perçinlemiş.

Hepsi ayrı ayrı kutlanmayı hak etmiş durumda.

İZMİR GERİ KALIR MI?

Ankara’da ilk çığlığı başlattığımızda 8-10 kişi idik.

Didim 200’e yakın bir kitle ile başladı.

Ne mutlu onlara.

Takdire değer bir yan da İZMİR’den Vardiyacıların ve Latife Hanım Grubu’nun
bir otobüsle gelmeleri idi.

Bir tebrik de onlara.

UZUN TUTUKLULUĞA SON

Didim’lilere;

VARDİYA BİZDE’yi ve SESSİZ ÇIĞLIK’ı kısaca açıkladım.

TALAT PAŞA Komitesi’ne şükranlarımı ve Komite çalışmalarının
yeniden genişletilerek canlandırılacağını ifade ettim.

TBB Başkanı Metin FEYZİOĞLU’nun başlattığı girişimi desteklediğimi,

Kumpas sonucu haksızlığa uğramış yurtseverlerin en kısa sürede özgürlüklerine kavuşmasının öncelikli olduğunu,

Girişimin yolsuzlukla mücadeleyi örtmesinin söz konusu olamayacağını,
iki konuda da kamuoyunun baskısını sürdürmesi gerektiğini,

CHP ve MHP liderlerinin bu konuda dikkatli ve duyarlı olmalarını,

AKP’yi yıkmanın yolunun Didim’deki gibi birliktelikten geçtiğini vurguladım.

KUMPAS İZİ ve İLGİ FARKI

13 Ocak günü, İzmir Gizli Belge Davasına ve Güç Birliği Platformu’nun
protesto etkinliğine katıldım.

20 aydır tutuklu olan silah arkadaşlarımın sesli çığlığı özetle şöyle;

–  Bu davada tutuklanmamıza esas olan belgelere göre İçişleri Bakanı E. ALA ile Artvin Valisi Kemal CİRİT’in durumları bizimle tıpa tıp aynıdır.
Biz tutukluyuz onlarsa terfi ettiriliyor.

–  Milli Eğitim Bakanlığı, sanık personelinin suçlandığı belgelerle ilgili olarak mahkemenin sorularına verdiği yanıtta, 539 belgeden yalnızca 150’sinin belge niteliğinde, onların da 334/1(hafif ceza gerektiren) kapsamında olduğunu bildirmiştir.

Milli Eğitim Müdürlükleri bu belgelerle ilgili yasal işlemi kendilerinin yapması gerektiğini yazmıştır.

Buna karşılık Gnkur. Bşk.lığı mahkemenin sorduğu 600’üzerindeki belgenin ilgili-ilgisiz tamamının (telefon rehberi dahil), gizli ve 327 ile 334. maddeler kapsamında olduğunu bildirmiştir.

–  Cumhuriyet savcısının, 4 Ekim 2012’de (16 ay önce) MİT’e, sanıkların casusluk faaliyetine ilişkin tespitlerinin olup olmadığı sorusuna yanıt verilip verilmediği bilinmemektedir.

Bilgi verilmediğine göre sanıklar lehine bir yanıt alındığı ve dosyaya konmadığı değerlendirilmektedir.

KINIYORUM

Protesto eyleminde;

Bu davanın, KUMPAS Davalarının en aşağılığı olduğunu belirttim.

Gnkur. Bşk.lığını, davaya  ve personeline ilgisizliği nedeniyle kınadığımı açıkladım.

300’ün üzerinde personelinin casuslukla suçlamasını nasıl kabullendiğini

sordum.

Savcılık başvurusu ile başlayan yeni süreçte ilgisizliğin son bulacağını umuyorum.