Etiket arşivi: Naci BEŞTEPE

İşte başkan böyle yapacak

Naci Beştepe

Naci Beştepe

İşte başkan böyle yapacak!

Suriye uçakları 4 Nisan’da, IŞİD’in yoğunlaştığı İdlib’i vurdu. 100’e yakın insan zehirli kimyasal nedeniyle öldü. (AS : Sarin gazı içeren kimyasal silah olduğu ileri sürüldü..)

ABD/Trump; Esad rejiminin kimyasal saldırı düzenlediğini, Suriye’yi cezalandıracağını açıkladı. Suriye; terör örgütünün depolarını vurduğunu, kimyasal kullanmadığını, saldırının 11.30’da yapıldığını oysa kimyasal kullanıldığının sabah 06. 00’da açıklandığını belirtti.
(Kumpas davaları anımsadım..)
RTE anında gürledi, “Lafta kalmasın, Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız” Devamı geldi. “Esadsız geçiş hükümeti .”
ABD destekçileri sıralandı; S. Arabistan, AB, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda vs.
İran karşı çıktı. Rusya, “gerekirse savaşırım”a varan tedbirler açıkladı.

ESAD ENAYİ Mİ?
Düşünelim. 6 yıl sonra Suriye kontrol ettiği bölgeleri artırmaya başlamış.
Terör örgütleri kan kaybediyor, sıkışmış.
Rusya, İran ve Türkiye Astana Sürecini başlatmış. Barış ufukta görülüyor.
Esad niye kimyasal kullansın, dünyayı üzerine saldırmaya davet etsin? Salak mı?

Oyun belli. Suriye bu hızla toparlanırsa Kürdistan’ın Suriye ayağını oluşturmak zorlaşacak. Ortalığı biraz daha karıştırmalı. Yazan ve uygulayan ABD.

İŞTE BAŞKAN
RTE’nin daha olayın sıcağı ile üzerine atlamasına ne demeli? Putin’i olayı anlamamakla suçladı, Trump’ın kadrosunu beğenmedi. ABD’nin Suriye’yi vuruşunu doğru ama az buldu.
Kimyasalla ölen insan, ABD bombasıyla ölen ne?
Suriye’ye saldırı onun toprak bütünlüğünü engeller. Ulusal çıkarımıza aykırıdır.
RTE hangi hak ve yetki ile Türkiye’nin ABD ile birlikte Suriye’ye karşı harekata
hazır olduğunu açıklıyor?
ABD şimdiye kadar hangi çıkarımıza destek verdi? PKK, PYD, FETÖ, Barzanistan’da
hep aleyhimize olmadı mı? Kürdistan’ı kurmak için uğraştığı açık değil mi? Bu ne bağlılık,
ne hizmet aşkı? Yoksa koltuk korkusu mu?
ABD, Rusya ile karşı karşıya gelirse durumumuz vahim olabilir. Dikkat.
Yasal duruma gelince; TBMM toplanıp karar mı aldı? Yetki meclisin değil mi? Bakanlar Kurulu yok mu? Hiçbiri yok, tek adam var. İşte anayasa değişirse olacakların kanıtı.

HAYIR GEREKÇELERİM

– RTE/AKP’nin getirmek istediği sistemin yanlışlığı gün gibi ortada.
– Tek adamın ülkenin kaderi ile oynamasına HAYIR.
– Kendi partim dahil partili, taraflı birinin başkanlığına HAYIR.
– Kararname adı altında Meclisi devre dışı bırakarak yasama yetkisine HAYIR.
– Yargının kontrol altına alınmasına, devletin temeli olan adaletin siyasi otoriteye bağlanmasına HAYIR.
Federasyona gidebilecek düzenleme  yetkisine HAYIR.

Oyunuz ne olursa olsun, sandığa girsin… (Aydınlık Gazetesi, 10.4.2017)

AKP’nin yanlışta inadı

AKP’nin yanlışta inadı 


Naci BEŞTEPE
AYDINLIK, 23.01.2017

Vasiyeti üzerine Temel’in mezar taşına, “Hastayum dedum inanmadinuz, hastayum dedum inanmadinuz, ha şimdi ne oldi!” yazılmış.

AKP 15 yılda ne yaptı, ne dedik anımsayalım.

YÜKSEKTEN UÇUŞ

AB’ye girdik kandırmacasına sarıldı, “uçma” dedik.

“Libya, Mısır, Yemen’e yapılan emperyalist saldırıları destekleme” dedik, en önde gitti.

“Avrupa’nın kabul etmediği füze savunma sistemini konuşlandırıp Rusya ve İran’la ilişkimizi bozma” dedik. Kürecik üs oldu.

“Suriye’nin iç işine karışma” dedik, terör gruplarını destekledi.

“PKK ile pazarlık yapma” dedik, üst düzeyde sürdürdü.

“Terörist çekilecekse TSK kontrol etmeli” dedik, duymadı, her yer hendek ve tuzak doldu.

“PYD, PKK’nın devamıdır” dedik. Kobani’de kanton oluşturması için yardımına koştu.

“Irak’ın toprak bütünlüğü önemli” dedik, Barzanistan’ın güçlenmesi için ne gerekiyorsa yaptı.

“Rusya uçağını vurmak yanlış, gerilimi sürdürmeyin” dedik.
“Gene vururum” kabadayılığına soyundu.

“Ege’de Yunanistan vatan topraklarımız işgal etti” dedik, kulağını tıkadı.

“Kıbrıs’ta taviz verilirse adayı kaybederiz, boğazımız sıkılır” dedik,
kaderimizi tavize razı Akıncı’ya bıraktı.

YERE BASIŞ

Dışarıda, bazı konularda zorunlu olarak ayakları yere bastı.
PKK ve PYD ile mücadeleye döndü.
Suriye’de Esad takıntısı sürüyor ama terör gruplarından kurtulmaya çalışıyor.
ABD-İsrail koridorunu engellemek için harekete geçti.
Rusya ve İran ile dostluğun zorunlu olduğunu anladı.
ABD’nin dost olmadığını gördü.

GERİCİLİKTE İNAT

İçeride, ülkeyi geri götürme inadını hız kesmeden sürdürüyor.

İlk günden türbanı gündeme oturttu. “Üniversite öğretim hakkı” masum yalanına sığındı. “Burada kalmaz” dedik. Kalmadı. İlkokula indi, kamuya girdi.

“Yaşam tarzına karışmayın” dedik, karıştı. “Gezi” patladı. Canlara kıydı.

“Din eksenli eğitim ülkeyi geri götürür” dedik. Din eğitimini her yere soktu.

“İnanç gruplarını devlet hayatına sokma” dedik. Her yeri cemaatçilerle doldurdu.
FETÖ darbesi akıllandırmadı başka cemaatlere yöneldi.

“Çevre yaşamdır” dedik. Rant için alt-üst etti.

“Atatürk, silah arkadaşları, kurucu ilkeler ulusal değerlerdir, dokunmayın” dedik.
Her fırsatta saldırdı.

“Yargıyı siyasallaştırmayın” dedik. 12 Eylül (AS: 2010) referandumu ile cemaate teslim etti.

Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Casusluk ile TSK ve aydınları hedef aldı.
”Ülkenin güvenliği ile oynuyorsun” dedik, kendi hedef olana kadar tınmadı.

80 yıllık birikimi “babalar gibi” sattı. Ekonomiyi çökertti.

NE OLDU?

Anayasa’yı değiştirerek “tek adam diktası oluşturma” uğraşında.
Sanki 15 yıldır başkası yönetiyor.
Yasamanın eli kolu iyice bağlanacak. Yargı tam bağımlı ve taraflı olacak.
“Yapmayın, ülke elden gider” dedik, dinlemedi, bakın neler oldu.
Kendi sonu kötü de ülkeye zararı olmasa.
—————

PAZARTESİ İĞNELERİ

SON

RTE, “Kimsenin yaptığı yanına kâar kalmayacaktır.”
Ooooh!…

AKIL
Eğitim müfredatından Atatürk ve Darwin’in evrim teorisi çıkarılıyor.

Zaten aklın olmadığı yerde onlar olmaz…

CANIIIM!

Damat Berat’ın yengesi Hafize Şule, IŞİD’çilerle laikleri bir tutmuş.
Gülelim diye…

RÜŞVET

MHP’ye 5 bakanlık önerilmiş. Taklalardan belli…

SARI ÖKÜZ

Milli Eğitim, konu-kapsamlardan İnönü’yü çıkarıyor.
Ergenekon da Teğmen Çelebi ile başlamıştı…

========================================

Yüreğinize ve kaleminize sağlık Sn. Naci Beştepe paşamız..
diyerek bu değerli yazıyı paylaşıyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
23 Ocak 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

FETÖ’cüleri askeri okullara kim aldı?

FETÖ’cüleri askeri okullara kim aldı?

????????????????????????????????????????????????????????????Naci BEŞTEPE
AYDINLIK
, 05.12.2016

Cumhurbaşkanı son muhtarlar konuşmasında darbe komisyonunda ifade verenlere çattı. Darbecilerin askeri okullara alınmasının faturasını AKP iktidarına çıkarmaya çalışmakla suçladı. “Faturanın baş amiri kendileri. Siz yetiştirdiniz. Görmediniz. Görmezden geldiniz.” dedi. Olayın 40 yıl geriye dayandığını, öğrencilikten general oluncaya dek geçen sürenin AKP’nin 14 yılına sığmayacağını söyledi.

UZMAN
RTE, kendi yanlışlarını başkalarına yüklemede uzmandır.
Deniz Feneri’ni, Mavi Marmara’yı, Gezi’yi ve 17-25’i anımsayın. Bu konu da öyle.
Elbette her şey son 14 yılda olmadı. Burada can alıcı soru şudur:

  • Askeri okullara cemaatçileri sokan kimdir?

Milli Selamet’ten Fazilet’e ondan Refah’a ordan AKP’ye her dönemde cemaatçilerin askeri okullara girmesini isteyen bu partiler ve oluşturdukları iktidarlar olmuştur. Cemaatlerin yasal yüzüdür bunlar. HDP- PKK gibi.

Direnen de askerlerdir. 
Askeri okullara cemaatçilerin girmemesi için alınmadık tedbir kalmamıştır.
Ama tüm uğraşlara karşın sızma olmuş, 2002’den sonra ivme kazanmıştır.

YETİŞTİRME, GÖRME, GÖRMEZDEN GELME

Hiçbir askeri okul cemaatçi yetiştirmemiştir.
Cemaat-tarikatla ilgili tek kelimelik öğreti verilmemiştir.
Cemaatle ilişkisi olanları saptamak için özel önlemler alınmış, belirlenenler oklulardan atılmıştır. Görmeme veya görmezden gelme askerler için söz konusu değildir.

AYDINLIK, 05.12.2016

  • Cemaatçilerin YAŞ kararı ile atılmasına şerh koyan sonra da engelleyen
    AKP iktidarı olmuştur.

Saptamada zorluk yaşandığı sır değildir. Gnkur. Bşk. emir subayı

“Emir subayı oluncaya kadar cemaatin tek isteğinin sadece kendisini gizlemesi olduğunu.. ” söylemiştir.

Başyaver Cumhurbaşkanı’nın kendisi tarafından seçilmiştir. Kendisi niçin görmemiştir?

BÜTÜN OKULLAR GİRECEK

Cumhurbaşkanı, artık bütün okullardan Harp okullarına öğrenci alınacağını,
böylece FETÖ’cülerin giremeyeceğini söyledi. Tam tersine, artık daha rahat gireceklerdir!
Çünkü tüm cemaat ve tarikatçıların ilk tercihi İmam Hatiplerdir.
Onlara kapılar açılmıştır. Menzilciler, Süleymancılar ve öbürleri yarışacaktır.

MUHTARIN OĞLU

Muhtarın oğlu gelince, ”Dizini aç, ayağının bileğini göster..” denmeyecekmiş.
Tam bir sömürü.
Askeri okul mülakat sınavında tüm adayların vücut yapısı kontrol edilir.
Yönetmelik gereği “yara-bere-şekil bozukluğu vb.” araştırılır.
Askeri okullarda kimse babasının mesleğinden dolayı dışlanmamıştır.
İşçi, çiftçi (örneğin ben), kapıcı vb. her meslekten ailenin çocuğu alınmıştır.
İsteyen istatistiksel bilgilere ulaşabilir. Subay kaynağının ezici çoğunluğunn gelir düzeyi düşüktür. Zengin çocuğu yoktur dersek yanlış olmaz.
Muhtarlar hoşlanmıştır mutlaka ama Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığı, güvenilirliği de
çok önemlidir.
Suriye konusundaki zıt açıklamaların ardından, ”Başka tarafa çekmeyin” uyarısı gibi…
*****

PAZARTESİ İĞNELERİ

GÖRMEZ
Adana’da, din istismarının cezalandırılması gerektiğini söyleyen DİB Görmez’in
namaz kılacağı camiye ortaokul öğrencileri çağrıldı. Haydi …

ÇAĞ DIŞI
Sağlık Bakanı Akdağ; doğum kontrolünü çağ dışı buluyormuş
. Kendi yaşadığı çağa göre…
(AS: 6 çocuktan sonra Bilken hastanesinde karısının tüplerini bağlattığı basında yazıldı!)

DERS
Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, Aladağ yurt faciasından sonra, ”Ders çıkarmalıyız”
Siz o dersten çoktan çaktınız…

MADİK
Başbakan Yıldırım; “Gümrük Birliğinde maalesef bize madik attılar.”
Siz uygunsanız…

DEVLET
Devlet Bahçeli, “Biz önce devleti düşünürüz..”
Bahçeli mi, bahçesiz mi?…
=========================
Dostlar

Yüreğinize ve kaleminize (klavyenize!) sağlık Sn. E. Tümg. Naci Beştepe paşamız..
Yurtsever ve birikimli komutanımız..
Gerçekleri yazmaya ve paylaşmaya devam… Nefis esprilerinizle..

Sevgi ve saygı ile.
08 Aralık 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Bir koyup üç almak (Üç Koyup Bir Almak)

Bir koyup üç almak
(Üç Koyup Bir Almak)

portresi_kucuk
Naci BEŞTEPE
E. Tümg. 

ABD diyor ki;

”Musul ve Rakka’da birlikte hareket edelim. Musul’u senin himayene bırakalım. Sen de Suriye’nin kuzeyinde PYD’yi kabul et.”

Bu öneri Rakka’da PYD (PKK) ile birlikte hareket etmeyi de kapsıyor.
Öneri hiç yabancı gelmiyor kulağımıza.

ELMA ŞEKERİ

ABD, elindeki elma şekerini Türkiye’yi yönetenlere göre boyayıp ucunu gösterir.
İkinci Irak Savaşı öncesi Özal’a uzatmıştı.
ABD güneyden ilerlerken Türk ordusu kuzeyden Irak’a girecekti.
Saddam gücünü yitirmişti. TSK elini kolunu sallaya sallaya Musul-Kerkük dahil Irak kuzeyini ele geçirecek, bölgeyi ve Kürtleri kontrolüne alacak, hem büyüyecek hem zenginleşecekti.
Özal şekere tav oldu. “BİR KOYUP ÜÇ ALACAKTI”. Büyük lider olacaktı.
Ancak, TSK’nın başında elma şekerinin içindeki sapı görecek sağduyulu, makamının hakkını veren bir komutan, Org. Necip Torumtay vardı.

TSK’yı hayal uğruna batağa sokmamak için istifa etti. Gerekçesini kamuoyuna açıkladı. Özal’ın hevesi kursağında kaldı.
Irak kuzeyini alamadı ama Barzanistan’ın oluşumuna destek vererek misyonunu yerine getirdi.

YENİ SAZAN

ABD önerisi, aynı elma şekeri oyununun yeni sahnesi.
Şekeri olduğundan tatlı göstermek için ek numaralar katılmış. Kumpas, darbe girişimi, ekonomik tehdit
Irak Başika’daki TSK varlığını işgalci ilan edip sonra yalanlama.
Irak’a Türk işgali gösterip Türkiye’nin karşısına dikme. Böylece bölgesel ittifakın önüne geçme. Elma şekerini gören
RTE yeni sazan olur mu? Eğer frenlenmezse olur.
“Lozan’ı zafer diye bize yutturmuşlar diyerek yoklamasını yaptı.
Lozan’da Atatürk’ün yapamadığını yapmak, ülkeyi büyütmek ve zenginleştirmek, daha büyük lider olmak ve tarihe geçmek…Tatlı hayal.
Hükümet emir eri, muhalefet yok, Torumtay’ın yeri de boş. Olmaz olmaz.

YEDİRMEZLER

Aklı başında herkes bilir ki Musul’u yedirmezler, petrolünü içirtmezler.

  • Musul’daki pirince (petrole) giderken Diyarbakır’daki bulgur da (devletin bütünlüğü)  elden gider.

Kürt (ABD-İsrail) koridoru tamamlanır. PYD-PKK birleşir. Kürdistan kuruluverir.
Onun için Türkiye adımlarını doğru atmalı.
24 Temmuz 2015’te başlatılan mücadele ve 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin önlenmesi ile kazanılan birlik ivmesi yok edilmemeli.

  • Suriye ve Irak’ın bütünlüğü için merkezi iktidarlarla, Rusya ve İran ile işbirliği en akılcı yoldur.

Aklı başında herkes bas bas bunu bağırırken hala Esedsiz Suriye; Suriye’ye Sünni ordu kurma; Sünni Musul inatlarından vazgeçilmelidir.

Komşuların içişlerine karışmak ve mezhepçilik kadar yanlış dış politika olamaz.
Akıllar başa. Ayaklar yere.
*****
PAZARTESİ İĞNELERİ

DARBE : MSB ve Gnkur. Bşk.” ikinci kez darbe olmaz” demişler.
Birincide ne demişlerdi?..

RÜZGAR : Sinan Çetin’in oğlu içkili araç kullanıp polisi öldürdü, 8 ayda tahliye edildi.
“Rüzgar gibi geçti” ne filimdi ama!…

NİĞDE : Niğde Üniversitesi’ne demokrasi şehidi astsubayımızın adı verilirken Atatürk’ün fotoğrafı kaldırıldı. Şehitle aldatma…

REKTÖR : MSB Üniversitesi’ne Fetocu Bugün’ün yazarı rektör atandı. (11.10.2016)
=========================================

Çoo teşekkürker değerli komutanımız E. Tümg. Naci Beştepe dostumuz..
Kaleminize, yüreğinize ve zekanıza sağlık ve bereket..

Sevgi ve saygı ile.
22 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Güçlü ordu – güçlü Türkiye

Güçlü ordu – güçlü Türkiye

????????????????????????????????????????????????????????????

E. Tümg. Naci BEŞTEPE

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Bir ülkenin gücünü oluşturan unsurlar vardır. Ekonomik güç, insan gücü, teknolojik güç, sosyo-kültürel güç, politik güç, coğrafi güç, askeri güç gibi. Bunların her biri ayrı ayrı önemli ve birbirini bütünleyicidir. Birinin yokluğu veya yetersizliği diğerlerini etkiler. Bunların çoğunda güçlü olan ülkeler dünyanın güçlü ülkeleridir. (AYDINLIK, 22.8.16)

ASKERİ GÜÇ
Askeri gücün bu güçler içinde özel bir yeri vardır. Diğer güçlerin hepsinden etkilenir. Diğer güç unsurları ne kadar kuvvetliyse askeri güç o oranda güçlüdür. Askeri gücü farklı kılan ise diğer bütün güçlerin güvencesi oluşudur. Evin bahçe duvarı, dış kapısı, pencerenin mandalı insan yatağında rahat uyumasını sağlayan unsurladır. Askeri güç ülke için odur işte.

ARKAYA ALMAK, ÜSTÜNE BASMAK
Ekonomisi güçlü bir ülkenin arkasında güçlü ordu yoksa geleceği belirsizdir. Devleti yöneten politikacılar dünya arenasında orduları kadar güçlüdür. Yoksa,”Eyyyyy!” diye başlayan nutukların hiçbir anlamı yoktur. Güler geçerler.

RTE/AKP yönetimi Orduyu arkasına almak yerine üstüne basmayı yeğlemekte.

Ordusunu kendisine tehdit görüp, darbe yapmasın diye düzenleme yapan ülke ve politikacı herhalde görülmemiştir. Ordu kendi yönetimi için değil, ülkenin çıkarlarına göz koyan başka ülkeler için caydırıcı unsur ve gerektiğinde tehdittir. KHK’ler ile yapılan ordunun üstüne basmaktan başka bir şey değildir.

KHK’LER
669 sayılı KHK ile;
Gnkur. Bşk.’nın kuvvet komutanlığı yapmış olma zorunluluğu kaldırılmış, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın kuvvet komutanları ve bağlılarına doğrudan emir vermesi sağlanmış, YAŞ üyeliklerine alakasız bir sürü hükümet üyesi doldurulmuştur. Bu düzenlemeler ile Ordunun siyasetle iç içe girme yolu sonuna kadar açılmıştır.

Siyasileşen ve asli görevinden uzaklaşan ordu,
ülke için yıkım habercisidir.

YAŞ’da ağırlık siyasetçilerde olunca yükselme beklentisi içinde olanlar görevde başarı yerine siyasetçi avlamaya yönelecektir. Balkan Savaşı yenilgisi ve Balkanların yitirilmesinin en başta gelen nedeni budur. Çanakkale ve Kurtuluş savaşı başarıları ise emir-komuta birliğinin öne çıkması sonucudur.

İMAMLAŞMA

RTE/AKP’nin hayalinde Harp okullarını İmam Hatiplilere açmak vardı. Bu fırsattan istifade ile onun yolunu açtılar. Askeri liseleri kapatıp, Harp Okullarına girişte “lise ve dengi okul mezunu olma” koşulunun getirilmesinin esas nedeni budur. Bu değişikliğe gerekçe olarak askeri öğrencilerin darbeye katılması ve cemaat yuvalanmasının gösterilmesi komik ötesidir. O gerekçeye göre Türkiye’de kapatılmayacak okul pek kalmaz.!

Din temelli bir ordu ile istenen niteliğe ulaşmak olanaksızdır. 

Oysa, Atatürk’ün dediği gibi, ordunun kudreti subay ve komutanların kıymeti ile ölçülür.
Din adamları kendi alanlarındaki saygın yerinde hizmet vermelidir. Aksi takdirde 15 Temmuzdakinin benzeri, başka grup-cemaat-tarikatlar tarafından tekrarlanır. Hiç kuşku olmasın.
Önerimiz,

  • Ordunun üstüne basma yanlışından dönülmesi, askerine güvenerek onun güçlü ülkenin arkasında güçlü bir güvence haline getirilmesidir.
  • KHK’ler gecikmeksizin düzeltilmelidir.

======================================

Dostlar,

Kimi kez taze (akut) gündemi biraz geriden izlemekte yararlar vardır.
OHAL Kararnamelerinin yayımlandığının ertesi gini AKP – RTE tarafuından ne denli yanlış da olsa geri alınması, düzeltilmesi beklenmemelidir.. Bu negatif edim sürecin olağan doüası gereği değili AKP – RTE’nin yapısı – niteliği gereği bir öngörüdür.

O nedenle, “fikri takip” ilkesinden kopmadan, kimi yazı ve anımsatmaları uygun aralıklarla yineleyerek sürdürmekte yarar vardır. Nitekim Genelkurmay Başkanına atamada Kuvvet Komutanlığı yapmış olma koşulunu kaldıran düzenlemeden geri adım atılmıştır. Ancak bu çok yetersizdir hatta devede kulaktır.. Siyasal polemiğe malzeme amaçlı bile olabilir.

Ordumuzun yerleşik geleneklerine ve kurumsal yapısına dönük hatalardan mutlaka ve hızla dönülmelidir. Bu bir politik – siyasal zaafiyet değil yanlıştan dönme erdemidir. Unutulmasın, 15/16 Temmuz gecesi Tayyip beye korunma güvencesi veren de TSK 1. Ordu) olmuştur. Öte yandan Cerablus ve dolayı operasyonunda emir – komuta zincirinde bir zayıflık, yersiz ve zamansız siyasal müdahale olur mu diye ödümüz kopmaktadır. TSK’ya dönük “OHAL Kararnameleri Saldırısı” henüz yenidir ve umar – dileriz ki kalıcı yıkımları henüz etkisini göstermemiş olsun.. Ancak bu dönemin kendiliğinden uzaması olanağı yok…

AKP ve Erdoğan, mutlaka, TSK’ya dönük kin ve intikam “OHAL Kararnameleri Saldırısı” nı mutlaka ve gecikmeden geri çekmelidir. Bu kendileri için de doğru olanıdır. Yapılanlar siyaseten de ciddi biçimde yanluştır. Halkımız, öz bağrından çıkan Milli Ordusu’na amacı çok aşan düşmanca girişimleri kesinlikle onaylamayacaktı

Keşke bu OHAL Kararnameleri  yayımlandıklarından sonraki 10 gün içinde “şekil” bakımından Anayasaya aykırılık savıyla Anamuhalefet Partisi CHP TBMM Grubu sıfatıyla ya da 110 CHP’li vekil imzasıyla Anayasa Mahkemesine iptal için götürülseydi.. (AY md. 148 ve 150). Bu yıkım Kararnamelerinin pek çok uygulama işlemi yapılmamış olurdu.. TBMM görevini yapmadan, OHAL Kararnamelerini görüşmeden tatile sokuldu! Ülke OHAL altında ama Meclisimiz tatilde!? 1 Ekim’de açılacak.. bu OHAL Kararnameleri sözde görüşülecek ve onaylanacak. CHP’ye göre “yasalaştıktan sonra” Anayasa Mahkemesi’ne götürecekler.. Atı alan çoktaaaan Üsküdar’a geçmiş olacak. Bilindiği üzere Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriye yürümüyor! (AY md. 153/5). CHP politik risk almaktan çekindi ama ülkemize, TSK’ya fatura çoook ağır!

15 Temmuz’dan bu yana 45 gün geçti… Teenninin zamanıdır.. Geç kalınmasın lütfen !?

Sevgi ve saygı ile.
29 Ağustos 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Amiral Erdağ’ın günlüğü

Amiral Erdağ’ın günlüğü

????????????????????????????????????????????????????????????

Naci BEŞTEPE
E. Tümg.
1.2.16

Tuğamiral Turgay Erdağ’ın “Bir Amiralin Hapishane Günlükleridlı kitabını elimden düşürmeden okudum. Silivri’de yaşamış gibi oldum. Sık sık duygu yüküm doldu taştı.

SİLAH ARKADAŞLIĞI

Komuta kademelerinin gerekli desteği vermemesi yanında, emekli-muvazzaf
silah arkadaşlarının etkisiz ve tepkisizliği üzücüydü. Özellikle Hasdal Askeri Cezaevi yönetimi ile Silivri’deki jandarmaların (şüphesiz hepsi değil) davranışları unutulmaz izler bıraktı.
Bir örnek;

Korg. Hayri Güner Silivri’de ani rahatsızlık geçirir ve anjiyo yapılır.

Gerisi kitaptan.

Doktorlar anjiyodan sonra Hayri General’in tetkik için hastaneye yatırılmasına karar vermişler. Hayri General mahkum koğuşuna götürülmüş. Adı üstünde mahkum koğuşu,
koğuşun penceresi de kapısı da kilitli tutulacak, bütün parmaklıklar kapalı tutulacak,
bütün çıkışlar demir parmaklıklı olacak. 
Bir üsteğmen ve iki er, kaçmaması veya kaçırılmaması için Hayri General’e refakat etmiş. General terör suçundan dolayı tutuklu çünkü.
Mahkum odasına yerleştirilen, yorulmuş ve psikolojik olarak kendini kötü hisseden
emekli general üsteğmenden rica etmiş,

– ”Üsteğmenim, kalp spazmı geçirdim, nefes almakta zorlanıyorum, mümkünse kapı biraz aralık kalabilir mi?”

Üsteğmen cevap vermiş, “Mümkün değil,  kurallara aykırı.”

Hayri General “Camı aralayalım o zaman” diyerek talebini biraz yumuşatmış.
Yanıt aynı olmuş, “Mümkün değil. Kurallara aykırı”

Üsteğmen genç, göreceli olarak deneyimsiz. Komutanlarının yaptıkları ve yapamadıkları ile kıyaslanınca davranışı doğal bile karşılanabilir. Öykünün devamını okuyunca hak vermek
biraz zorlaşıyor. Silivri’nin ilk günlerinde rütbe farkı olmaksızın herkes koğuşları temizliyor. Sıra koridora geliyor. Komutanlar temizliğe başlıyorlar. Kitaptan devam edelim;

Biraz sonra koridorun ucunda ellerinde paspaslar ile koşarak gelen gardiyanları görmüşler. Gardiyanlara,

”Arkadaşlar her taraf kamera dolu. bize  yardım ettiğinizi görürlerse size kızarlar” diye uyarıda bulunmuşlar. Gardiyanların yanıtı ise hepsinin gözlerini yaşartmış;

“Komutanım bu devlet size bunu yaptı ya… Bize bir şey olmaz.”

HEM YAZAR HEM ŞAİR

Amiral Erdağ’ın anlatımı yanında şiirleri de usta işi. Çok etkilendiğim bir tanesini aktaracağım.

KUŞLAR GEÇTİ

Bugün kuşlar geçti üzerimden.
Yeşil, sarı tüyleri,
    yaylanarak uçuşları,
            her kanat çırpışta ötüşleriyle.

Bugün kuşlar geçti üzerimden.
Peşlerinden, yemyeşil çayırları
                       aştığım günlerdeki gibiydiler.
Çocukluluğumun sevgilileri,
              sakalar, fluryalar, isketeler.

Bugün kuşlar geçti üzerimden.
Özgürlüğün keyfiyle kanat çırparak,
Silivri zindanlarının havalandırmasında,
      beni çocukluğumla baş başa bırakarak.

UNUTULMAZ

Değerli silah arkadaşım Tuğamiral Erdağ’ı kutlarım. Kumpası, cezaevini,  hukuksuzluğu, arkadaşlığı ve ihaneti, korkuyu ve cesareti, duyguyu ve gerçeği halı gibi dokumuş.
Hiçbiri unutulmamalı.
KUMPASDER’e çok iş düşüyor.
Kumpasa düşenlere ve avukatlarına da.

*****

PAZARTESİ İĞNELERİ

MEVZUAT

RTE kaymakamlara; ”Yeri geldiğinde koyun mevzuatı bir kenara” 
Koyan koyana…

YEMİN

RTE, Leyla Zana’yı yemin etmeden kabul etmeyecekmiş. 
Ha yemin etmemiş, ha etmiş çiğnemiş …

KUMPAS

Arınç’a suikast davası da kumpas çıktı. 
Suikaste bile değmeyeceği açıktı…

=========================================

Dostlar,

Duyarlı insan E. Tümg. Naci Beştepe dostumuzun bu kitabı tanıtması çok yerinde oldu :

Tuğamiral Turgay Erdağ’ın “Bir Amiralin Hapishane Günlükleriadlı kitabı..

Biz de kendisi gibi elimizden düşürmeden okuyacağız. Sayın E. Tuğa. Turgay Erdağa
biz de teşekkür ederiz tarihe tanıklığını yazarak belgeselleştirdiği için..

Ünlü Latin atasözüdür..

  • Verba volent scripta manent (Söz uçar yazı kalır)Biz de bu bilinç ve sorumlulukla, yoğun çalışma tempomuzda bu siteye yıllardır her gün
    birkaç saat ayırmak zorunda kalıyoruz..  Aydın sorunluluğu..

    İnsan yazdığıdır ya da yazdıklarıyla insandır..
    İnsanlığı yazı kurtaracak…

    Öyleyse yazmaya devam..
    Ama ağır sorumlulukla; akla-bilime dayalı, barışa – sevgiye bezeli..
    Umut veren, deneyim paylaşan, düşündürten ve sorgulatan..
    Özetle insanın aklını özgürleştirerek ona en büyük armağanı verecek hedefle..
    Kadim İmmanuel Kant‘ı da hürmetle anarak :

    Sapere aude.. sapere aude.. (aklını kullan.. aklını kullan..

Bu arada KUMPASDER girişimi de son derece yerinde.. Başarılar dileriz.
Yapacakları  öyle çok önemli iş var ki.. Şimdiden saygı ile selamlarız..

Sevgi ve saygı ile.
2 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Genelkurmay’ın abisi olmaz; AKİT TAZİYESİ YAKIŞMADI

Genelkurmay’ın abisi olmaz;
AKİT TAZİYESİ YAKIŞMADI

???????????????????????????????????????????????????????????? Naci BEŞTEPE
E. Tümgeneral
AYDINLIK, 11.01.2016

Güney sınırımızı savaşın ateşi yakıyor. Güneydoğu can yakıyor.
Ekonomi cep yakıyor. Başka derdimiz yokmuş gibi Gnkur.un AKİT taziyesini konuşuyoruz.
Neden? Çünkü Türk ulusu için asker çok önemli ve değerlidir.
Gönüllerde ayrı bir yeri vardır. Toz konsun istemez.

AKİT TAZİYESİ YAKIŞMADI

TSK tüm ulusun ordusudur. Bu nedenle Gnkur. her kesimden insana taziyede bulunabilir.
Hatta büyüklük gösterip; kendine, Atatürk’e, Cumhuriyete düşmanlık edenlere bile
taziyede bulunması hoş görülebilir. Ölen insandır sonuçta. Tek koşulla : Askere yakışır bir dille.
Akit taziyesi bu yönüyle TSK ‘yı sevenlerin yüreğini burkmuştur.

ABİ OLMAZ!

Taziyede bulunan şahıs (Basın – Halkla İlişkiler Daire Bşk. Tuğg. Özkürkçü) rahmetliyi; seviyesine, inancına, dünya görüşüne yakın bulup çok sevip-sayıyor, hatta dostu olabilir.
Rütbelerinin değerini bilmeyebilir.
Feto’dan, “Fethullah hoca efendimiz” diye derin saygı ile söz edebilir.
Törende selam verirken “ (L) şeklinde, basen teslim duruşu” alabilir.
Ancak Gnkur. Bşk. adına konuşurken resmi bir kurumun “abisi” olmayacağını
bilmek zorundadır. Aksi seviyesizliktir.

Tanıdığım Gnkur. Bşk. Org. Akar bu yanlışı yapanı artık orada tutmaz.
Aksi, kurumsal kabullenmedir.

GAZ ALMA, YANILTMA

Toplumdaki tepkiler üzerine, Akit’e, “dik duruş” bölümünü gazetenin “sehven” eklediği açıklatıldı. Gaz alma. Tutmadı. “Son dönemde TSK’yı anladı, destekledi” dendi. Yetmedi.
“Yeri doldurulamaz” bölümü kaldı. Onu da ben düzelteyim : Merak etme Özkürkçü, ülkemizde bol miktarda Atatürk, cumhuriyet, laiklik, TSK düşmanı var. Yeri boş kalmaz.

Hürriyet yazarı Y. Bayer’e gönderilen yazıda Karakaya adı verilmeden taziyede bulunulan
bazı şahısların isimleri sayıldı. Nasıl anlarsanız?

“Haaa, Karakaya’ya taziyede bulunulmamış” diye okunabilir.
“Bu isimler olduğuna göre Karakaya’ya taziyede bulunulması normal” diye de.
Dansözvari yani. Gerçek açığa çıkınca “yalan söylememiş” olacak Özkürkçü.

TSK’YI YIPRATMAYIN

Özkürkçü öyle de Karabük İl Jandarma K.na ne demeli?
Kerime Sümeyye, “Kadın ve Demokrasi Derneği” nin şubesini açmaya gelmiş.
Sıradan bir STÖ etkinliği. Devlet görevlileri karşılamada.
“Yalama takımı” demek daha doğru. Jandarmanın ne işi var? Hangi yasa-yönerge gereği orda?

AKP valisi ellerini bağlamış. DİB’lığının son fetvasına göre haram olmasa da el teması olmasın diye tedbirli. Bizimki, ağız-kulak vaziyette. Dili ile yalama pozisyonu almayı unutmuş heyecandan. Eeee, Özkürkçü meydanı boş bulunca takipçileri çıkar elbette.

Yapmayın beyler, TSK sizin değil. Hepimizin. Ulusun. Yıpratmayın.
Bırakın, terörle kahramanca mücadele eden askerimizle onurlanalım.
*****

PAZARTESİ İĞNELERİ

ZAM
Ücretsiz olacak denen Göcek tünel geçişine zam yapıldı.
Onlar konuşur, AKP “zam” yapar…

DANİŞ
DİB danışma sayfasında; “Babanın kız evladına şehvet duyması haram değil”
Sapık patates dini imamları…

İNANÇ
“İnancımdan kapanıyorum” diyenlere soru;
Babanızın inancı size şehvetle bakmayı haram saymıyor, ne dersiniz?..

=======================================

Ne diyelim Naci paşam?

Önce yüreğinize  – klavyenize (kaleminze??) sağlık..
Sonra da Allah bunları ıslah etsin ve Türkiye’nin başından hızla defetsin..

Adam yandaş gazeteci olarak devletin uçağında, parasını vermeden uçuyor..
(Örneğin ABD’de gazeteciler tüm giderlerini kendileri karşılıyor..)
Yetmiyor, RTE’nin bilmem kaçıncı S. Arabistan gezisi sırasında bedavadan Umre olanağı buluyor.. “Dinen caiz” midir, Diyanet İşleri Başkanlığı duruma ve kişiye özel bir açıklama yapar, fetvasını verir herhalde.

Ne var ki, Atatürk’e sövme takıntılı AKİT Başyazarı Hasan Karakaya, kutsal topraklarda
otel odasında Viagra ve enerji içeceği ile, cinsiyeti belirtilmeyen fahişe (seks emekçisi!) ile
iş tutarken kalp yetmezliğinden merhum.. Basından okuduklarımızdan çıkan hazin – sefil
öykü böyle..

Biz ya sabır çekerek “Allah rahmet eyleyte..” desek bile Allah yutar mı acaba??
Belki Genelkurmayın taziyesine özel işlem yapar??

Sevgi ve saygı ile.
12 Ocak 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

PKK’dan post ABD’den dost

PKK’dan post, ABD’den dost

????????????????????????????????????????????????????????????

Naci BEŞTEPE
E. Tümgeneral
AYDINLIK, 7.9.2015

7 EYLÜL Pazartesi günü AYDINLIK’ta yayımlanan “PKK’dan post, ABD’den dost” başlıklı yazım ilişiktedir. Yazı DAĞLICA olayından önce kaleme alınmıştı. Ulusumuzun başı
sağ olsun.Şehitlerimize tanrıdan rahmet diliyor, onları saygı ile selamlıyorum. (8.9.2015)
Naci BEŞTEPE

*****

PKK’dan post, ABD’den dost

31 Ağustos günü ABD’den gelen sesler hiç şaşırtıcı değildi.
Dışişleri sözcüsü Mark C. Toner,İki tarafın da şiddetten uzak durmasını ve barışa götürecek çözüm sürecine dönmesini istiyoruz” dedi.

New York Times yayın kurulu,
PKK’ya düzenlenen operasyonların RTE’nin kişisel savaşı olduğunu yazdı.

Her ikisi de ne yeni ne de şaşırtıcı.
Bölgede ABD’nin kara gücü olan terör örgütü PKK ile devletin yasal gücünü eşit görüyorlar.
Terörle yapılan yasal müdahale “şiddet” olarak tanımlanıyor.
Densizliğin de bu kadarı…

PKK ZOR DURUMDA

Belli ki, PKK zor durumda.
TSK’nın sınır ötesi operasyonlarına izin verilirken PKK’nın bu kadar zora düşeceği hesaplanmamış olacak ki, ciyaklamalar başladı.
ABD güdümlü ve kuyruk olmaya hazır ne denli örgüt (siyasal parti dahil) varsa
hep bir ağızdan öttüler, ötmekteler; “Silahlar bırakılsın, barış olsun, çözüm olsun…”
Tamam olsun.
Olsun da ne karşılığında?
Ne barışı, iki devlet mi var?
Ne çözümü; ne isteniyor, ne verilecek?
PKK/HDP açıkça söylüyor; onların barışı, çözümü belli.
Ya dışardan ötenlerinki? Aslında yoktur ABD-PKK-HDP’den farkları.
Açıkça söyleyemezler. Eveler, gevelerler.

TSK’YA HALK DESTEĞİ, PKK’YA TEPKİ

Şehitlere gösterilen ilgi zirve yapmış durumda.
Baba Sezai OKAY, 1 Eylül’de, Şehit Asteğmen Zeki Burak OKAY’ın anma gününe artan ilgiden memnuniyetini dile getirdi. Hiç tanımadığı insanların töreni gazeteden duyarak
başka şehirlerden Bursa’ya geldiklerini söylerken duygulandı. Gelmesi beklenip de gelmeyenlere sitem ederken çok üzüldü. Hala korkan-çekinenler olsa da ulusal tepki çığ gibi.

TGB’nin önderlik ettiği, “HEPİMİZ MEHMETÇİĞİZ” yürüyüşleri büyük ilgi gördü.
Devam edeceği kesin.
TBB’nin Anıtkabir yürüyüşü de çok anlamlıydı. Kutlarım avukatlarımızı.
Öte yandan doğu-güneydoğuda PKK teröründen ve baskısından bıkan yöre halkının tepkisini açık açık dile getirmesi çok önemli bir gelişme. Bölgedeki vali ve kaymakamların açıklamaları da yarayı sarmak için yol açmaktadır. Yürekli devlet adamları oldukça teröre tepki,
askere-polise destek artacaktır. Bu destek ve tepki terörün sonunu getirecek etkendir.

DOSTLUK NEREDE?

ABD düşmanı değilim. Dostu, hiç değilim.
Ülkemin çıkarına bakarım.
ABD, hem PKK’yı hem Türk hükümetini tazı-tavşan örneği oynatmaktadır.
Ancak dirayetli ve milli bir iktidar ABD oyununa son verir.

RTE ve onun AKP’si milli iradeyi temsil yeteneğinden yoksundur.

RTE’nin bugün TSK ‘ya verdiği destek; çok gecikmiş, yerinde ama yeterli ve  güvenilir değildir.

  • TSK’nın terör örgütü üzerine gerektiği gibi gitmesi hala engellenmektedir.

İktidar (RTE) ABD etkisinden kurtulmadıkça da gidemeyeceği anlaşılmaktadır.

Şurası çok açıktır; PKK’dan post ABD’den dost olmaz!

“Barış.. analar ağlamasın.. çözüm” diyenler bunu anlamalıdır.

Savaşa hazır olmayan, gerektiğinde savaşmayan bir ülkenin barış içinde yaşama olanağı yoktur.

“Yurtta barış, dünyada barış” derken unutulmaması gerekir.

*****
PAZARTESİ İĞNELERİ

HAKARET

RTE’ye hakaretten bir şehit yakını daha tutuklandı.
Hakarete sebep olmak da suç sayılmalı…

ODUN

Kumpasçı medya patronu Akın İpek de kaçtı.
Engin Ardıç, hesap vermeden kaçan dostlarının listesini yapmalı…

DÖNEK

CHP’de iken AKP karşıtı olan müftü Özkes,” Hz. Muhammet de, Atatürk de saraya giderdi.” dedi. Onlar döne döne yürümezlerdi…

KAÇIŞ

Ethem Sarısülük’ün katil zanlısı polis Şahbaz tahliye edildi. 
Sıra, sınır ötesine geçirmekte…

===================================

Evet dostlar,

Naci Paşa’dan çoook öğretici bir yazı daha..
“Pazartesi iğneleri” de adeta yazının kreması..
Bir asker ve ne denli serinkanlı, sağduyulu değerlendirmeler yapmakta.

Ülkemizde ise şiddet sarmalı giderek koyulaşıyor..
Dün 16, bu gün 14 olmak üzere edinebildiğimiz bilgilerle 30 şehidimiz var.
Bir toplumun ruhsal dengesini alt üst etmek için daha ağır bir tahrik olabilir mi??

Ve “seçim hükümeti”, 2 HDP’li Bakan dışında tümde AKP damgalı..
Çok söyleyip yazdık..
Seçim hükümetine CHP ve MHP bakan vermeli, AKP azınlıkta kalmalıydı.
O zaman bunca vahşet sergilenebilir miydi acaba?
Örneğin MİT zaptu rapta alınabilseydi..
Örneğin Genelkurmay İstihbaratı hızla eski statüsüne döndürülseydi..
Oysa şimdilerde “her şey kara kutu”! Her şey “AKP – RTE” elinde ve tekelinde.
İyi mi oldu??

Örn. çıkıp AB-ABD’ye apaçık

“Terör örgütü ile Türkiye Devleti eşit TARAF tutulamaz!
“Terörü açıkça kınayın ve beslediğiniz PKK’yı silahlarını Devlete teslim etmeye çağırın!”

diyebiliyor mu AKP-RTE??

Bay RTE’nin ediği gibi silahların betona gömülmesi yetmez..
Devlete teslim edilmeli ve hepsinin tek tek baistik muayeneleri yapılarak kim tarafından ve hangi cinayet – yaralamada kullanıldığı saptanmalı. Suça karışan PKK’lı yasal hesabını vermeli.
Öyle kolay kurtulmak var mı? Onca masum sivil – asker – polisin katilleri örtülebilir mi?
Buna Devlet dahil hiç kimsenin hakkı yok!
TBMM’den AF YASASI çıkarılacaksa o da ancak bu bağlamda olabilir.

Bu arada İmralı Sakini Bay APO neden konuş(turlu)maz ??
Neden PKK’ya koşulsuz biçimde ve Devletle aşık atmadan SİLAH BIRAKMA ÇAĞRISI yapmaz / yaptırılmaz ??

Sevgi ve saygı ile.
08.09.2015, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Terör örgütü ile müzakere çıkmazı


Terör örgütü ile müzakere çıkmazı

????????????????????????????????????????????????????????????

Naci BEŞTEPE
AYDINLIK, 10.8.2015

AKP iktidara gelene kadar ülkeyi yönetenler terör örgütü ile müzakereye oturmadı. Pazarlık hiç yapmadı. 2002’den sonra, AKP’nin gelişiyle her şey gibi terörle mücadelede de kötüye gidiş başladı. Neredeyse sıfırlanmış terör, “Güzel şeyler olacak
(AS: AKP’li Beşir Atalay) diyerek örgütün umutlandırılması ile yeniden tırmanışa geçti.

Her müzakere, daha doğrusu her pazarlık örgütün talep çıtasını yükseltti.
“Silah bırakmadan terör örgütü ile görüşülmez” kuralını anımsatanlar duymamazlıktan gelindi. AKP’ye göre öyle konuşanlar iş bilmeyenler ya da terörden nemalananlardı.
Öyle ki, canını ortaya koyan asker-polis, simit parası kadar tazminat için
terörün bitmemesi için provokasyon yapmakla suçlandı.

OLMADI BAŞTAN

AKP artık terör örgütü ile müzakere ile bir yere varılamayacağını anlamıştır.
Ancak kendi yaptıkları ile ipi dolaştırmış, sorunlar yumağı çözülmesi çok zor hale gelmiştir. Olmadı baştan denmektedir. AKP’nin başaktörlerinden Arınç,

– “Yok öyle beş kuruşa simit” diyerek askerin elinin kolunun bağlandığı dönemin bittiğini ifade etmiştir. Terör örgütü istedikleri olmadıkça veya geciktikçe silahlı tehdidi dayamaktadır. Her vahşetten sonra da “Müzakere ile çözülemeyecek bir şey yok” diyerek taviz beklediğini duyurmaktadır. Onların “olmadı baştan”ı böyledir.

DOSTLAR SAĞ OLSUN

Terör örgütünün üstüne gidilince stratejik müttefikimiz (!) ABD ve dost (!) İngiltere hemen yaygaraya başladı. Neymiş, orantılı güç kullanılmalıymış. Adam gece yatağında uyuyan polisleri bağlayıp ensesinden vuruyor, orantısı ne ola? İki ton patlayıcı ile karakola intihar saldırısı düzenliyor, bir oran rica edelim. Yola mayın döşüyor, araç geçerken patlatıyor, kaç kişi ölürse, şansa. Orantı yöntemi nasıl tespit edilir? Bu dostlardan (1) öğrenecek çok şeyimiz var!

Örneğin terör örgütü ile devlet nasıl eşit taraf olarak görülür ders almamız lazım.

11 Eylül’de (AS: 2001, NewYork) ikiz kuleler vuruldu, ABD Orta ve Uzak Doğu’yu
kana buladı. Falkland’ı, IRA’yı daha unutmadık. (AS: İngiltere’nin kullandığı şiddet..)
Kendilerine gelince orantı, eşit taraftan söz edilemez. Böyle dostlarımız oldukça
sırtımız yere gelmez.

MÜZAKERE ÇIKMAZI

Terör örgütü ile müzakereye oturanların gözden kaçırmaması gereken bir gerçeği vurgulamak istiyorum :

Ceylanpınar’da iki polisimizin yataklarında infazından sonra PKK’dan
bir açıklama geldi. Failler PKK’nın elemanları değil yerel güçlermiş.
PKK’nın denetimi dışındalarmış. Yani? Yani çıkarılacak sonuç şudur :

PKK ile pazarlık yaparsınız, anlaşırsınız, belki silah bile bıraktırırsınız ama ertesi gün birileri çıkıp teröre devam edebilir. Yeni taleplerde bulunabilir. Hatta PKK içinden kimi unsurlar Kandil’i veya İmralı’yı takmayıp teröre devam edebilirler.
Bunların güvencesini verecek bir otorite yoktur. 1999’da Öcalan’ın çekilme talimatını dinlemeyen gruplar çıkmıştı. Onun için terörle müzakerenin sonuç garantisi yoktur.
Doğru şudur :

Terör örgütü koşulsuz silah bırakmadıkça müzakere değil mücadele edilir.

*****

PAZARTESİ İĞNELERİ

ÇEK

Kılıçdaroğlu, koalisyon için AKP’ye açık çek verdi.
Nasılsa karşılığını halk öder…

İHA

ABD İHA’ları İncirlik’ten kalkmaya başladı.
AKP havamızı da sattı…

ÖRNEK

50 Suriyeli, İtalya denerek Mersin’e getirilmiş.
Örnekleri AKP’dir. Çağdaşlık (AB) dediler Ortaçağa doğru götürmekteler…

İMAM

Din adamı Rafet Germiş 4 erkek çocuğa tecavüz ettiği gerekçesiyle tutuklandı.
Her adam imam, her imam adam olmaz…

===============================

Dostlar,

Teşekkürler değerli komutan E. Tümg. Naci Beştepe dostumuza..

Demek komutanların da eli kalem tutarmış ve iğneli iğneli, edebi – mecazi
zeka ürünü kurgulanmış güzelim yazılar yazabilirlermiş!

Bu Ergenekon – Balyoz kumpasları nelere kadir görüyor musunuz?
Başımıza bir de eli kalem tutan “Kalemşor Paşalar” çıkarttı!

Biz de şu “orantılı güç” konusuna değinelim.
ABD, Türkiye’ye, sınır ötesi askeri operasyon yapma iznini gözden çıkarılan IŞİD’e dönük -ama PKK’ya değil!- ve sınırlı olarak tanırken (tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne de bakın!?), karşılığında 4 üsse 100 (yüz) dolayında uçak ve uzantısı donanım yerleştirme hakkı almış oldu.

Bunca uçak, ABD askeri, insansız hava araçları vd. salt IŞİD için orantılı güç mü??
Bu IŞİD’in boyu posu ne? Bu güç neye ve neyle orantılı??

Sevgi ve saygı ile.
14 Ağustos 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Duydunuz mu Bese Hozat’ı?


Duydunuz mu Bese Hozat’ı?

????????????????????????????????????????????????????????????

 

Naci BEŞTEPE
AYDINLIK
, 22.6.2015

Geçen haftaki yazımda ”Becerdiniz!” demiştim.
HDP’yi Meclis’e sokan tatlı su aydınlarına.
8 Haziran’da, AKP belasına HDP’nin eklendiğini, sorunun katmerlendiğini yazmıştım.
Sağ olsun Bese HOZAT destek açıklamasında gecikmedi.
Ne dedi;

“Anayasa da değişse, Kürt kimliği de tanınsa,
Türkiye’de barışçıl demokratik temelde Kürt sorununu çözsek de bunun sonucunda PKK silah bırakmaz…

Nedeni şudur; PKK bir Kuzey Kürdistan örgütü değil, PKK ulusal kurtuluş mücadelesi veren bir partidir, bir örgüttür. Kürtler sadece Kuzey Kürdistan’da yaşamıyor…

Önderliğimiz böyle bir çağrı (silah bırakma) yapamaz.
Çünkü özgür değil. Yapsa da örgüt kabul etmez.”

DEĞİŞMEYEN AMAÇ

1984’ten bu yana söylemler ne şekil alırsa alsın değişmeyen bir gerçek vardır;

PKK’nın amacı Büyük Kürdistan’ı kurmaktır.

Zamana ve zemine göre kıvırtmalar olmuştur. Ama esas, Bese Hozat’ın dediğidir.
1999’da Öcalan yakalandığında da “Silahlarınızla Türkiye’den çekilin” talimatı vermiş, örgüt dinlememiş, kısmen çekilmişti. Şimdi koşullar PKK için çok daha elverişlidir.
Türkiye’de,

AKP iktidarı PKK’yı serbest bırakmış – palazlandırmıştır.

Suriye ve Irak’ta, ABD ve BOP eşbaşkanlığının desteğiyle söz sahibi olmuştur.
PKK hedefe yaklaştığının farkındadır. Silah bırakmaz, Türkiye’den çekilmez.
Milli iktidar ve irade olmadıkça.

SÜLEYMAN ŞAH

BOP eşbaşkanının kafasına taş düşmüş, dönmüş ABD’yi suçluyor.
Kendi katkılarını ne çabuk unutmuş.
Millet unutmaz.
Şimdi “Güvenlikli Bölge” derdine düşmüş.
Süleyman Şah Türbesi’ni geriye çekerken aklınız neredeydi?
Kürt koridoruna karşı elde bulundurulması gerekli değil miydi?
Türbeyi yerine taşıyın.
Koridoru böler, engellersiniz.
Yasal hakkınız da var. Türbe yeri Türkiye’nindir.

*****

VATAN ve NAMUS

Vatan Partisi seçimde başarısız oldu ama “Vatan-Namus” sözünde dimdik duruyor.
Dün neyse bu gün de o.
HDP’nin Meclis’e girmesinin sakıncalarını her fırsatta haykırdı; dinletemedi.
Kürt koridorunu senelerdir söyledi. Beyinler dumura uğramış, kulaklar sağır.
TSK mensubu yeni CHP’li vekil bile, HDP ile koalisyondan yana olduğunu açıkladı.
Hem de PKK yayın organına.

Gnkur. Karargahı’nda uzun yıllar çalışmış, birikimli, akıllı, seçimde başarılı ve
Silivri’de aslanlar gibi mücadele etmiş olsa ne yazar? Kendine çalışmış.
Onu taşıyan üniformaya acıdım.

GÖRÜNEN KÖY

Yandan destekli AKP-CHP iktidarı adım adım geliyor.
Koşullar ona göre hazırlandı. ABD/HDP/PKK istekleri en kolay bu yolla sağlanır.
Vatan Partisi, % 0.5 oyla yaptığını  % 0.05 de alsa yapmaya devam edecektir.
Derdimiz oy değildir; Vatan ve namustur.
Namusumuz; dürüstlüğümüz, vatanın bütünlüğü milletin birliğidir.

Bese HOZAT, duydunuz mu?
Vatan’ı da duyun…

*******

PAZARTESİ İĞNELERİ

YOBAZ

İnegöl Milli Eğitim Şb. Md. Mustafa Karaarslan,
ATATÜRK’ün cehennemden, ”Sıcak diye orucu bırakmayın, burası daha sıcak”
dediğini varsayan mesaj göndermiş.
Behey cahil, münafık, yobaz;
– Dindar olsan Allah’ın işine karışmazsın,
– Adam olsan Ata’ya dil uzatmazsın…

VALİMİZ

Vali Küçük, sorusunu beğenmediği dört gazeteci için “götürün bunları” emri verdi.
Küçük vali…