Yüksek Ticaretlilerden “Bölgesel Kalkınma ve Gelir Dağılımı” Açıkoturumu

Yüksek Ticaretlilerden
“Bölgesel Kalkınma ve Gelir Dağılımı” Açıkoturumu

Sevgili Yüksek Ticaret Dostlarımız ve Üyelerimiz;

Son günlerde ülkemizde bölgesel kalkınmadan sık sık söz ediliyor. Bunların ayrıntılarını 14 Ekim 2016 Cuma günü derneğimiz konferans salonunda saat 16:30’da

– Prof. Dr.  Birgül Ayman Güler,
– Prof. Dr. Aziz Konukman
ve
– Dr. Serdar Şahinkaya
’nın katılımıyla

“Bölgesel kalkınma ve Gelir Dağılımı” başlığında tartışacağız.

Katkı ve katılımlarınız panelimizi zenginleştirecek bizlere güç verecektir.

Davut ÖZDEMİR
Şube Başkanı

Program aşağıdadır. 14-ekim-panel

======================================
Dostlar,

Bu açıkoturum (panel) çok değerli ve önemli..
Düzenleyenler de, konuşmacılar da çok değerli dostlarımız ve alanına egemen derinlikli bilim ve eylem insanları.. Biz koşa koşa gideceğiz.. Sizleri de bekleriz.
Şimdiden emek veren ve vereceklere çoook teşekkür ederiz..

Sevgi ve saygı ile. 14 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

“DİLİ TÜRKÇEDİR”: BU İFADEDE 3 SIFAT VAR

“DİLİ TÜRKÇEDİR”:
BU İFADEDE 3 SIFAT VAR

portresi_genc

Prof. Dr. Birgül Ayman GÜLER

Türkiye´nin anayasasını topyekün değiştirme sevdasına kapılanlar vardı. Halâ var. Bir de, soğukkanlı ve hukuksal aklın temsilcileriymiş gibi öneriler geliştirenler… Bu iki kesimden, ama en dikkat çekici olarak ikincisinden gelen bir öneri, çok dikkate değer(di).

Şöyle dediler: “Anayasa´nın madde 3´ünde ifade bozukluğu var; anayasa gibi temel metinlere yakışmayan bir bozukluk; düzeltilmesi iyi olur.”
*
İddialarına göre madde 3´teki ifade bozukluğu “Dili Türkçe´dir” şeklindeki cümledeydi. Akil adam havasındaki öneri sahipleri “kimin dili? neyin dili? bu cümlenin öznesi yok” diyorlardı.
Oysa ifadenin tam hali “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir” biçiminde…

Kendilerine bu söylenince de şöyle demişlerdi: “A, evet, doğru! Ama yine de bu kendi başına bir cümle olarak ele alındığında öznesiz gibi duruyor. Öznesini cümlesine koymak ve ifadeyi daha net hale getirmek iyi olur.”
*
Önerilerinin, konunun özüyle değil doğru anlatım biçimiyle sınırlı olduğunu ileri süren öneri sahipleri, cümleye özne de önerdiler. Onlara göre en doğru ifade şöyle olurdu: “Resmi dili Türkçedir.” Bu kimselerin “yalnızca ifade bozukluğunu giderelim diye…” derken samimi olup olmadıklarını bugüne dek çözemedim. Ciddi adamlar idiler. Hatta bazıları, geçmişte hukuk bilgilerine sık sık başvurduğumuz kişiler arasında yer almış siyasetçilerdi. Gelin görün ki durum adamlardan daha ciddi. Çünkü önerileri bir “ifade bozukluğu”nu düzeltmiyor. Aksine, doğrudan özü değiştiriyor; onları da ulusal ve üniter devlet yapısını değiştirmek isteyenler cephesine savuruyor.
*
Şimdiki yazılış biçimine göre yorumlandığında, Anayasa´nın 3. maddesi bize Türkçe’nin 3 sıfatı ve statüsü olduğunu söylüyor:

(1) Devletin dili -devlet dili- Türkçedir;
(2) Ülkenin dili -resmi dil- Türkçedir ve
(3) Milletin dili -ulusal dil- Türkçedir” diyor.

Öneri sahibi ise önerisiyle Türkçe´nin devlet dili ve ulusal dil sıfatlarını siliyor; Türkçeyi yalnızca resmi dil sıfatıyla sınırlandırıyor.
*
Resmi Dil – Devlet Dili ayırımı, farklı dillerin kabul edildiği federasyon tipi devletlerde ayrı statüleri anlatır. En açık örneği, kuzeydeki komşumuz Rusya´da Sovyetler Birliği döneminde ortaya çıkmıştı. SSCB sistemi, Rusçayı ülke genelinde resmi dil olarak tanımlamıştı. Devlet dili sıfatı / statüsü ise, örneğin Kırgızistan´da Kırgızcaya ya da Gürcistan´da Gürcüceye, yani alt kademeyi oluşturan federe devletlerde kullanılacak dillere verilmişti. Bu ayırma, dünya literatüründe de kabul gördü. Öyleyse, Anayasa´ya “resmi dil Türkçedir” gibi bir ifade yerleştirmenin sonucu açık değil mi? “Devlet dili” sıfatını açığa çıkarıp, daha sonra kullanılmak üzere askıya bırakarak, federasyon meraklıları için tam bir yol temizliği!
*
Ulusal dil, yerel – etnik diller ile birlikte düşünülmesi gereken bir sıfat. Anayasa´dan Türk Milleti´ni ve onun egemenlik hakkını silmeye yönelmiş siyasetlerin aldıkları mesafe malum. Bölgesel özerklik isteyenlerin, her bölgede [devlet dili ayarında] “bölgesel dil”in kabul edilmesini dayattıkları da sır değil. Bunu yapanların “çokkültürcü / çoketnikli / çokmilletli” bir siyasi yapı için uğraştıklarını sağır sultan bile duydu. Böyle bir dönemde, Türkçeden ulusal dil sıfatını almanın sonuçları belli değil mi? Türkçeye ait olan ulusal dil statüsünü boşluğa atmak, ulusal devletin yerine çok-milletli yamalı bohça bir siyasal düzeneğe zemin hazırlamaya yarar, başka birşeye değil!
*
Anayasa´nın 3. maddesinde “ifadesi bozuk” denen hüküm, Türkçe´nin

– resmi dil,
– devlet dili,
– ulusal dil

biçiminde üçlü statüye sahip olduğunu gösteren; kökleri derin; kapsamı net; doğru bir ifadedir. İfadede sorun yok. Olduğunu söyleyenlerin bilgileri mi eksik yoksa niyetleri mi bozuk, bu olasılıkların üzerinde durmak daha isabetlidir.

=================================

Değerli Prof. Ayman‘a bu önemli kuramsal katkısı için teşekkür ediyoruz..
Makale içeriğini onaylıyor paylaşıyoruz daha çok okunsun – okutulsun diye..

Sevgi ve saygı ile.
18 Eylül 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Prof. Dr. Birgül Ayman Güler : ULUSAL EGEMENLİK VE GÜNÜMÜZDEKİ DURUM..

Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği‘nin geleneksel Cumartesi konferansları sürüyor..

23 Nisan 2016 Cumartesi günü konu :
ULUSAL EGEMENLİK VE GÜNÜMÜZDEKİ DURUM..

Bu haftalık 2 değişiklik var :

1. Konferans saat 13:00’te başlıyor (1 saat erken)
2. Yeri değişik : Yüksek Ticaretliler Derneğinde.. Mithatpaşa Cd. 16/6..

Birgül A. Güler

Ne yazık ki biz İzmir’de bir Kongre’de çağrılı konuşmacıyız..

  • Sağlıkta Dönüşümün 13 Yılı : Yüzlerce Milyar TL Paramız Nereye Gitti?konulu konferansı vereceğiz İzmir Aile Hekimleri Derneği kongresinde.

    Çok değerli yurtsever – ulusalcı kadın aydınımız Sayın Prof. Dr. Birgül Ayman Güler‘i dinlemek ve O’ndan öğrenmek gerek..

    Toplantıya emek verenlere ve her 2 derneğe teşekkür ederiz..

    ULUSAL EGEMENLİĞE vargücümüzle sahip çıkma zamanıdır..

    23 Nisan 2016, Büyük Millet Meclisi’nin Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde – başkanlığında
    KURTULUŞ SAVAŞIMIZI yürütmek üzere- açılışının 96. yılıdır..

    Ulusun, Padişahın kulu / tebası olmak yerine, egemenliğini doğrudan eline aldığı gündür..
    Dönüm noktasıdır 23 Nisan 1920..
    Egemenliğin kaynağının sözde gökyüzünden gerçekte yeryüzüne, asıl sahibi olan ULUSA, gerçek sahibine teslim edildiği bir büyük devrimci AYDINLANMA dönemecidir..

    Bu Ulus, nice kan akıtarak ve canlar vererek kazandığı egemenliğini, AKP dahil hiçbir kişiye – güce asla ve asla teslim etmeyecektir..

  • AKP iktidarı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerini kaldırma kararından hemen vazgeçmelidir. Ulusun tarihsel değerlerine mutlak anlamda saygılı olmalıdır..Sevgi ve saygı ile.
    20 Nisan 2016, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

Milli Anayasa Kurultayı sonuç bildirgesi

Milli Anayasa Kurultayı’nda
11 maddelik sonuç bildirgesi kabul edildi

27 Mart 2016, 12:10

Milli güçler, Türksüz Anayasa’ya karşı birleşti. Milli Anayasa Hareketi Kurultayı
Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce vatanseverle Ankara’da toplandı.
Türk Milleti” ifadesini hedef alan yeni anayasa girişimine karşı başlatılan
Milli Anayasa Kurultayı Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde devam ediyor.

Binlerce yurttaşın katıldığı kurultayda AKP’nin bölücü ve gerici bir anayasa yapmak istediğinin altı çizildi.

Saat 12’de başlayan kurultayda sık sık Bölücü gerici anayasaya geçit yok,
Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları atıldı.

Eski Meclis Başkan Vekili Hasan Korkmazcan‘ın yönettiği kurultaya Kumpas davalarında tutuklanmış bir çok aydın, sanatçı, Vatan Partisi yöneticileri, DSP yöneticileri katıldı.

Eski CHP Milletvekili Prof. Dr. Birgül Ayman Güler, AKP’nin yeni anayasasına karşı Milli Anayasa Kurultayı’nın 11 maddeden oluşan sonuç bildirgesini tek tek okudu, salondaki yurttaşların oyuna sundu.

Yurttaşları Milli Anayasa Hareketinin çatısı altında toplanmaya çağıran Güler,
“Türk Milleti’ni anayasadan sildirtmeyeceğiz” dedi.

Bölücü ve gerici anayasaya geçit verilmeyeceği vurgusu yapılan bildiri, oy birliği ile
kabul edildi.

Milli Anayasa Hareketi Yürütme kurulu üyesi Prof. Dr. Birgül Ayman Güler‘in açıkladığı sonuç bildirgesi şöyle:

https://youtu.be/uKdDsL0FxRs 

Vatanımız ve Cumhuriyetimiz, uzun süreden bu yana büyük saldırılar altındadır.
Ülkemizin varlığının tehdit edildiği bugünlerde, biz Türk vatandaşları, Yeni Anayasa yaptırarak Gazi Meclis’i anayasal düzeni ortadan kaldırma gibi ağır bir siyasal suç işlemeye sürükleyenlere karşı, 27 Mart 2016 günü Ankara’da toplandık ve aşağıda belirttiğimiz tutumda birleştik.

1.    Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi bölünmez bir bütündür. Topraklarımız üzerinde birden fazla egemenlik alanı yaratılamaz. Bölgecilik yapılarak özerklik, federasyonculuk güdülemez. Ülkemizin bir karış toprağından vazgeçilmesi söz konusu dahi olamaz.

2.    Türkiye Cumhuriyeti’nde egemenlik Türk Milleti’ne aittir. Çokkültürcülük adına etnik ayrılıkçılık, ümmetçilik adına mezhebi parçalanma yoluyla Türk Milleti’nin bütünlüğü bölünemez. Ulusun varlığı ve egemenlik hakları, hiçbir koşulda ortadan kaldırılamaz.

3.    Milli birliğimizin sağlamlaşarak sürdürülmesi, egemenlik ve bağımsızlık haklarımızın dokunulmazlığı için, 1919’dan sonra bir kez daha, tarihsel bir görev ile karşı karşıyayız.
Bu görev‘müdafaa-i hukuku milliye’ görevidir. Bu görevi üstleniyor, ulusal haklarımızı savunma mücadelesinden bir an bile geri durmayacağımızı ilan ediyoruz.

4.    Her türlü kültürel ve toplumsal özelliklerimizin red ve inkarına karşı olduğumuz gibi,
bu özelliklerimizi Türk Milleti’ni etnik – mezhebi topluluklara bölme aracı yapan her türlü kimlikçiliği ve siyasallaştırmayı reddediyoruz. Etnikçi ve ümmetçi kesimlerle bunları destekleyen dış dünya aktörlerine, Türk Milleti’nin varlığına ve haklarına saygı göstermelerini hatırlatıyor ve bu yöndeki Yeni Anayasa girişimlerinden vazgeçmelerini ihtar ediyoruz.

5.    Anayasa’dan Türk Vatandaşlığı statümüzü silmeye ve egemenliği Türk Milleti’nden almaya yeltenen Yeni Anayasa saldırısına karşı, varoluşumuzu savunma ve direnme esasının meşru olduğunu ilan ediyoruz.

6.    Siyasal ümmetçilik güdenlerin ortadan kaldırmak istedikleri milli devlet, bireysel ve
sosyal özgürlüklerimizin güvencesi olan laikliğin koruyucu zırhıdır. Laikliği ortadan kaldırarak bireysel hak ve özgürlüklerimizi cemaatlere devredecek, halkımızı mezheplerin,
inanç gruplarının iktidar savaşlarına mahkum edecek bir Yeni Anayasa’ya karşı, yurttaşlık haklarımızı ve özgürlüğümüzü savunma ve direnme esasının meşru olduğunu bildiriyoruz.

7.    Cumhuriyetimizin kuruluş ve gelişmesinde temel olmuş hükmetme biçimi, kaynağını meclisten alan parlamenter hükümet sistemidir. Bunu ortadan kaldırmak, basit bir hükümet işleyişi değişikliği değil, egemenliğimizin kullanılış tarzını değiştirmek anlamı taşır. Egemenlik hakkımızı, hiçbir partizan hedefe ve hiçbir kişisel hevese kurban etmeyeceğimizi açıklıyoruz.

8.    Yeni Anayasa, etnik bölücülükle 2008 yılından bu yana yapılan hukuk dışı “müzakere”lerin nihai halkasıdır. Yeni Anayasa ısrarıyla bölücü çevrelerin taleplerini müzakereye açmak, bölücü teröre karşı yürütülen savaşa ciddi zararlar vermektedir.
Şimdiye kadar yapılmış yasa dışı sözde “müzakere ve mutabakatlar”ın Yeni Anayasa hüllesiyle anayasal düzen haline getirilmesi, hiçbir koşulda kabul edilemez.

9.    Yeni Anayasacılığın ana damarı dışarıdadır. Yeni Anayasalar, dünyada ve bölgemizde yeniden bir paylaşım savaşı yürüten küresel emperyalizmin saldırı aracıdır. Ülkemizde sözde çokkültürcülük, etnikçilik, mezhepçilik peşinde sürüklenenleri, çağımızın bu çıplak gerçeğini fark ederek, bu gayrımilli saldırganlığa alet olmaktan vazgeçmeleri için uyarıyoruz.

10.    Büyük Ortadoğu Projesi temelinde Kuzey Afrika ülkelerinde, komşularımız Irak’ta, Suriye’de tanık olduğumuz gerçek, milli varoluşların ortadan kaldırılmasından ve ülkelerin kabile – aşiretlere, etnisite – mezheplere ayrıştırılmasından, parçalanmasından ibarettir. Ulusal varoluşları ve hakları yok edilmeye çalışılan komşularımızın, tüm dünya uluslarının ve insanlığın kutlu geleceği için, küresel emperyalizmin tam karşısında olduğumuzu duyuruyoruz.

11.    Milli Anayasa Hareketi, karşı karşıya olduğumuz Atatürksüz, Türksüz, bölücü gayrımilli anayasacılık saldırısına karşı, ulusal varlığımızı, milli birliğimizi, vatanımızın bütünlüğünü ve bu değerlere ilişkin tüm haklarımızı savunma ve direnme kararlılığını ifade eder. Aynı iradeye sahip bütün siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, toplulukları ve kişileri, hiçbir ayırım gözetmeksizin,bu iradeyi yükseltmeye çağırır.

14.48: Türkiye Sanatçılar Birliği Başkanı İnci Özdil konuştu. İnci Özdil: “Yeni anayasa intihar demektir. İntihar etmek isteyen var mı aranızda. Burada olanlar istemiyoruz tabii ki,
biz milli anayasa hareketiyiz. Biz tek tumruğuz. Yeni anayasa bir projedir. Yeni anayasa birliğe, kardeşliğe çomak sokmak demektir.”

14.40: TESUD Başkanı emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş konuştu

Erdoğan Karakuş: “İlk 3 madde değişirse Ankara başkent olmaktan çıkacak. Çorumlular Yozgatlılar nereye gideceksiniz? Soruyorum. Yeni anayasanın sizlere neleri kaybettireceğini farkına varın. En azından çoluğunuzu çocuğunuzu önemseyin.”

14.33: 24. Dönem Milletvekili Prof. Dr. Nur Serter konuştu

14.18:  Ulaştırma eski Bakanı Prof. Dr. Enis Öksüz konuştu.

Enis Öksüz: “Canavar emperyalist devletler, yeni anayasa ile boynumuzu kesmeye çalışıyor. Milleti ayıranlar birleştirici bir anayasa çıkaramazlar. Yeni anayasaya izin vermeyeceğiz!”

14.10: TGB Genel Başkanı Çağdaş Cengiz konuştu.

Cengiz’in açıklamalarının satırbaşları şöyle:

“Cesaret önemli. ABD’nin bölücü ve gerici terör örgütlerinin, patlayan bombalarının korku iklimine bir cevaptır. Terör örgütlerinin bombalarından korkmuyoruz!

İnsan korkar, ama millet korkmaz, korkmamalı. Türk milleti teröre asla baş eğmeyecek. Cesaretin onurlu ve şerefli bir hayat sürmeye faydası var. Ölüm kusanlara buradan kararlılığımızı ifade ediyoruz.

Başaramayacakları birşeyi dayatıyorlar. Mücadele örgütlü olur. MAH’ın bizleri birleştirmesi örgütlü mücadelenin gereği olan hedefler koyması gereklidir. Ordumuzun, polisimizin, korucumuzun 24 Temmuz’da başlattığı hareket, MAH mücadelesiyle birlikte gidecektir ve en kısa sürede zafere ulaşacaktır.

Milli olmayan anayasayı milli etiketiyle sunmaya çalışıyorlar. Bu ülkede milli olan biziz! Kuvvetli olan çoğunluk olan biziz!

Türk gençliği bir kere ayağa kalktımı hiçbir işi yarım bırakmaz. Aksini iddia eden 19 Mayıs 2016 günü Atatürk’ün evine baksın! Atatürk gençliği gericilere bölücülere karşı orada olacaktır!”

14.00: Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu Konuştu.

Eminağaoğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Anayasayı kurucu meclisler yapar. Anayasa yapma yetkisi olmayan bir meclis insan unsurların gözünü dikmiş olan meclis, yeni anayasa diyerek yola çıkmışsa bizim görevimiz bunun karşısında durmak ve Cumhuriyeti sonuna kadar yaşatmaktır.”

13.56: Hacı Bektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Salmanpakoğlu konuştu.

Salmanpakoğlu’nun açıklamalarının satırbaşları şöyle:

“Bu vatana sahip çıkmak için yüreğini ortaya koyan ey vatanseverler, merhaba!

Türkiye üzerine oynanan oyunların bugünlere kadar gelişinde her zaman karşımıza çıkan bir çelişki vardır. Bu çelişki aydınlanma ile karanlığın çelişkisidir.

İşimiz bu kurultayda, aydınlanmanın ne olduğunu herkese ifade etmek durumundayız. Bunun için buradayız.

Anayasayı değiştirceklermiş, nasıl değiştirecekler? İktidarın tuzaklarına düşmeyeceğiz. Bunun için buradayız. Mücadele edeceğiz.”

13.30: Kültür Eski Bakanı Namık Kemal Zeybek konuştu.

Zeybek, “Yeni anayasa bir tuzaktır. Ülkemizi karmaşaya sokan gelişmelerin son noktası olacak. Bu noktada sağ- sol, çekilişleri kalmamıştır. Aklımızı başımıza alalım.” dedi.

Zeybek’in açıklamaları şöyle:

13. 25: 24. Dönem CHP Uşak Milletvekili Av. Dilek Akagün Yılmaz konuştu.

Akagün’ün açıklaması şöyle:

Bunca güzel konuşmadan sonra konuşma yapmak zor olsa gerek

Sizlerden birisi olarak bende burada dişlerin sesini dile getirmek istiyorum

Bu ülkenin geçen kemalistler aydınları sizleri selamlıyorum

Hepimizz biliyoruus ki ülkemize abd tarafından dayatılan bu anayasa emperyalist bir projedşr.  Bizi açıkça tehdit ediyorlar. Bu tehditleri sadece bize yapmıyorlar bütün ezilenn uluslara yapıyorlar.

Çok etkili dili kimlşkli bşr yapı yapılarak ülkeleri parçalıyorlar.

Bu proje bize şu an anayasa olarak karşımıza çıkıyor. İzin vermeyeceğiz

Bazı solcu arkadaşlarımız HDP’yi çok laik sanıyorlar ama meclise verilen yönergeleri inceleyelim. Verilen maddelere bizim evet diyeceğimizi sanıyorlar. Ama yanılıyorlar demeyeceğiz.

IŞİD ve PKK terörüyle ve ABD tehditleriyle yeni anayasa dayatması ile “bu ülkenin  ulus devleti yıkılsın, laik devleti yıkılsın, çağdaş devleti yıkılsın” diye uğraşıyorlar . Biz de burdan onlara sesleniyoruz: Biz çağdaş, laik cumhuriyet rejimini yıktırtmayacağız.

13.18: Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek konuştu. Perinçek:  Bölücü anayasa girişimi terörle ittifak halindedir

Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek’in açıklamaları şöyle:

Doğu Perinçek: “Mustafa Kemalin askerleriyiz!

Sayın başkan, Milli Anayasa Hareketi’nin sayın yöneticileri;

Edirne’den, Tekirdağ’dan, Hakkari, Muş, Varto, Van, Artvin, Trabzon, Samsun, Mersin, Adana, Antalya, İç Anadolu bozkırlarından kurultayımıza gelen, birbirine kenetlenen değerli delegeler;

Hepinizi yürekten sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Önce buradan meydan okuyoruz. Atatürk’ün başkenti, devrimci türkiyeyi kuran cumhuriyeti kuran milletimizi birleştiren, bize vatan armağan eden büyük hareketin başkenti Ankara’dan meydan okuyoruz!

Terörle, canlı bombalarla Türkiyemizi yeniden düzenlemeye kalkanlara, bölücü anayasa dayatanlara meydan okuyoruz. Onların yobaz ve bölücü terör örgütlerini hendeklere gömen bir Türkiye var, TSK ile polisiyle ve korucusuyla. Bu yeni anayasa dedikleri bölücü anayasa hendeklere gömülen bölücülüğü hendeklerden kurtarma girişimidir.

Şimdi bölücü teröre ve bölücü anayasaya karşı mücadele vardır. İkisi de Türkiye’nin vatan bütünlüğünü koruma, çağdaş, halkçı, bağımsız Türkiye’yi kurma mücadelesi. Bugün canlı bombalarla terörle bir anayasa dayatılıyor. Ülkemizde canlı bombalar var. Birinci canlı bomba burada Türklüğü anayasadan dışarı sürmek. Türk milletinin kurduğu bir Türkiye’de Türklüğü anayasadan atmaya kalkanların alnını karışlıyoruz. Bu girişimi hendeklere gömmeye kararlıyız.

İkinci canlı bomba özerklik. Türkiyede ayrı otorite alanları oluşturmak, belli bölgeleri etnik iddialarla ABD vesayeti altında yönetmeye kalkmak. Bu girişimin yerle bir olacağını buradan bütün dünyaya ilan ediyoruz. Özerklik, sen benden değilsin, ötekisin, başkasısın anlamına gelir. Bu girişim de milletin bağrına çarpacak, okyanus ötesine dönecek!

Türk milletini bölme girişimi bölücü terörle ittifak halindedir. Bölücü anayasa girişimi, bölücü terörün müttefikidir.

Tayyip Erdoğanlara, Davutoğullarına buradan ihtar ediyoruz. Milleti bölmeyin, Cumhuriyet’in ayakları altında kalacaksınız, Türk Milletinin ayakları altında kalacaksınız!

13.11 Adalet Eski Bakanı ve DSP Başkanlık Kurulu Üyesi Hikmet Sami Türk Konuştu.

12.51: Türkiye Barolar Birliği Temsilcisi Prof. Dr. Necdet Basa,
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun mesajını okudu.

“Bu önemli toplantı türkiyede demokrasinin işleyişi ve hukuk devleti işleyişinin,
vahim noktalara ulaştığı bir dönem daha olmamışştır.

Bu zor süreçte mensubu olmaktan gurur duyduğum hukukun üstlünğüne inanna egemnliğin kayırsız şartsız olduğu, güçlü olduğu için haklı olmak yoktur diyerek devam ediyoruz. Israrla hukukun üstünlüğüne savunmaya devam ediyoruz. Temel hak ve özgürlükli sınırlandırılması karşısında sessiz kalmıyoruz. İfade özgürlüğünü fiilen ortadan kaldrıan, bireyin ve toplumun savunucular-ı olarak görevimizi icra ediyoruz.

Biliyoruz ki toplumların birkte yaşama iradesi sevgisaygı hoş göre iradesi büyür ve adaletle yaşatır.

Çağdaş anaysalar egenliğin milletin, vekillerin istedikleri zaman geri almasını açık tutarlar ve tutmak zorundalar.

Ülkemizin gündemini yeni ayasa belirliyuotr. Ancak ülkenin önceliği yeni aysa değildir. Anaysanın ilk üç maddesinde yer alan 3 naddeden, hukukun üstlüğünden çoğulcu demokratik anlayıştan çağdaşlıktan, ulusallıktan asla taviz verilemez.

Her yeni anayasa genelde devrim ve karşı devrim kurucu iradenin manifestosudur. Kurucu ideolojiyi yansıtan belgedir. Bizim anaysamızın belgeside, anayasamızın 4. maddesine göre değiştirelemez ve teklif dahi edilemez.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve  Türkiye Barolar Birliği adına kurultaya selamlarımı saygılarımı iletiyorum”

12.48: TBMM eski Başkanı Hasan Korkmazcan konuştu. Korkmazcan: “Bölücü anayasa girişimini tarihin çöplüğüne atacağız” dedi.

Korkmazcan’ın açıklamaları şöyle:

Değerli vatanseverler, Türkiyemizin 81 ilinden Varto’dan Edirne’den Marmaris’ten Artvin’den Türkiye’nin kalbinin yeniden ankarada atmaya başladığını göstermek için dünden itibarenn yollara düştünüz Türkiye’nin herhangi bir salonunda herhangi bir meydanında insanlar bir araya gelemesinler diye emperyalizmin bombalarının patlatıldığı, tehtidlerin yapıldığı terör estirildiği bir dönemde ankarada bir kararlılık duruşu belirmek için geldinşiz. Bu bizim son kurultayımız değil, ilk kurultayımzıda değil Türkük dünyada var olduğu müdedretçe insanlığın sıkıntıya düştüğü her devrede türk kurultayları bis insanlık meşalesi olarak tanımlanmıştır. 20. yyda emperyalist güçler dünyanın mazlum haklklarınıun mallarını varlıklarını ellerinden aldılar şimdi onurlarını da ellerinden alırız zannederek bugüne kadar görülmemiş büyük güçlerle bir savaş başlattılar. Bu savaşın sonunda onlara dersini bizim kurultaylarımız verdi. Çanakkale bir kurutaydır aynen ergenekon gibi. İstiklal savaşı Ankarada sivasta toplanan kurultayların eseridir. MÖ 2000li yıllarda bzokırlarda toplanan kurultaylar ghibi. 2.yyın bugünkü noktaya gelemsinde ankaranın kararlılığı büyük ro oynamuşt. Daha dün akşiam biri diyorki 20.yyn bütün paradigmaları yıkıldı, kurulan kurumlar devletler geçersiz hale geldi şimdi yenisini kurmak lazım. Bunlarkendi kendilerine insanlık birikimlerine savaş açarak insanları sindirebileceklerini sanıyoırlar Türkiye 21. yyn başlangıcında da hayır sesi .çıkıyor Hayor insanlık değerlerine dokunamazsınız, kiralık askerlerinizle afgamnistandaki uygur mabetlerini yıktırab,ilirsiniz ama tüklüğün kalbindeki insanlık aşkı oldukça bütün insanlığın bağımsızlığı garanti altıondadır. Biz sadece bir anayasa tartışması yürütmüyoruz. Anayasa hukuk zemininde hukukun görevlendirdiği organların amsalarında ün,lerde stklarada ve kend,isinin haklarını savnumka isteyen vatandaşların toplantılarında konuşulur. Ama bugünb  türkiyeye dayatılan sadevce bir anaysa değil Anayasada Türk milletini kaldırmak istiyorlar bizide afganistan Irak, Yugoslavya gibi paraçparça yapmak istiyorlar.
Emperyalizm silahla ulaşamadığı yerlede anayasa ilke toplumları dağıtmak istiyot. Böylelikle bütün insanlık empreryalizmin av alanına dönüşecek, insanlık ,stedikleri gibi yöneldnirilebilecek. Bugün bu ahayale buradan dur diyoruz.

Önümüzdeki günlerde anadoluda bu gayrimilli anayasa dayatmasının karşısında bütün vatandaşlarımızla set kuracağız milli cepheyi oluşturacağoız. Bugüne kadar yanlşlıklarla emperyalist yörüngeye girmiş olanların uyanmalarını bekliyoruz. Bundan önve yeni osmanlıukcvılık hayyalleriyle komşularımıxzla aramıza setler koyanların yeterli dersleri çıkarmış olmalarını umuyoruz.

Sonuç hem kuşatyılmış hem de içine sızılmış bir topluluk haline geld,i. Şimdi yeni heveslerle başkanlık gib,i kamuyflajlara bu ısrar sona ermelidir. Sona ermeze biz onu sona erdireceğiz. Bölücü teröre umut feneri olan anayasa girişimini naıld urdurduysak tarihin ..
Bugünden itibaren Yüce Atatürkünb başkendimiz olarak ilan ettiği yerden sesimizi şemdinliye erdirneye kadar ulaştırmak , emperyalizme durm demek Türklerin tarihi görevidir. Bizim gerçek anayasamıznda ,inşanlığüın eşitliği, insanları ırklarına mezherplerine göre ayırmamak vardır.

Türksüz anayasa yapmaya çalışmak Türklere ırkçılığı yakıştırmak en büyük ayıptır.
Asıl ayıp emperyalizm ırkçılığıdır. O mikrobu bu topraklara bulaştırmayacağız.

12.29: Milli Anayasa Hareketi Yönetim Kurulu, tek tek divandaki yerlerine davet edildi.

Yönetim Kurulu şöyle:

Av. Dilek Akagün Yılmaz, Yavuz Alogan, Dr. Canan Arıtman, Prof. Dr. Birgül Ayman Güler, Prof. Dr. Süheyl Batum, Av. Tülay Bekar, E. Tümg. Naci Beştepe, Namık Kemal Boya, Çağdaş Cengiz, E. Korg. Erdoğan Karakuş, Suay Karaman, Prof. Dr. Ramazan Mirzaoğlu, Yaşar Okuyan, Enis Öksüz, Av. Metin Öney, E. Tümg. Osman Özbek, İnci Özdil, Utku Reyhan, Av. Nusret Senem, Prof. Dr. Nur Serter, Doç. Dr. Hüner Tuncer,
Rıza Zelyut

12.26: Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı‘nın ardından “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atıldı

12.25: Kurultay saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başladı


======================================

Dostlar,

Coşkuyla onaylayarak bu yurtsever Bildiriye katıldığımızı ve
bütün gücümüzle destek vereceğimizi  belirtiyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
28 Mart 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

ANAYASA MASASINDA NE OLDU?

 

ANAYASA MASASINDA NE OLDU?

Prof. Dr. Birgül Ayman GÜLER
http://yeniadana.net/kose-yazilari/anayasa-masasinda-ne-oldu-701.html, 16.2.2016

AKP sözcüsü Ömer Çelik´in “yeni anayasa milletin talebidir” sözü, açıklamasındaki
en boş sözlerden biridir. Yeni Anayasa, AKP ile HDP yönetimlerinin talebidir.
Bunu “milletin talebi” diye sunmaya gayret etmek, içi boş siyasete örnektir.
Milletin sorunları….

16 Şubat 2016 akşamı AKP adına Ömer Çelik açıklamalar yaptı.

“Şimdiki anayasa 12 Eylül orijinli” dedi. Buna dikkat etmeli; yürürlükteki anayasa niteliği bakımından darbe anayasasıdır, diyemedi. Çünkü artık değil. “Bir gece baskınıyla yapılmış darbe fermanı” diyerek de gerçeğe aykırı konuştu. Darbe 12 Eylül 1980´de yapılmıştı,
anayasa iki yıl sonra 7 Kasım 1982´de halkoyuna sunuldu ve bir ferman değil bir
“yasa” sürecinin ürünüydü.

Çelik´in açıklamaların nedeni, CHP´nin Anayasa Uzlaşma Komisyonunun 3. toplantısında masadan ayrılması ve TBMM Başkanının “komisyon sona erdi” demesiydi.
*
MHP, Komisyon “Yeni Anayasa Yapamaz” diyor….

AKP sözcüsünün dediğine göre, Anayasa Uzlaşma Komisyonu “yeni anayasa taslağı yazacaktı”. Ama kendisi açıklıyor ki, masanın çevresindeki partilerden biri,
MHP, “olmaz” demiş.

Çelik, ilginç bir şekilde bu itirazı önemsemediklerini gösterdi. Oysa en başta karara bağlanması gereken konu bu değil mi? Eğer bu görüş farklılığını görmezden gelirseniz, “otoriter”, “baskıcı”, “parti muhafızlığı”, “hervşeyi ben bilirimci”, “militer” bir tavır sergilemiş olmuyor musunuz? Bu masa bir “uzlaşma masası” değil mi? Komisyonun görev ve yetkisini belirleme yetkisi, yalnızca AKP´ye mi ait?

Üstelik MHP´nin görüşü de geçerli ve isabetli bir görüş. Ömer Çelik hayret verici biçimde tersini söylese de, hem siyaset bilimi hem de anayasa hukuku bakımından pek açık.
Kurucu, temel yasalar büyük alt-üst oluş dönemlerini düzene sokar; olağan parlamentolar da yaşamı bu temelde düzenler. Eğer olağan parlamentolar “yepyeni anayasa”lar yapabilecekse, yasa yapma görevini hangi temele göre yürütecekler? Temel esasları oynayıp durursa,
devlet bir yana aile bile varlığını sürdüremez. İktidar partilerine sapla samanı birbirine karıştıran zayıf gerekçelerle yürümek yakışmıyor.
*
Asıl Mesele Süreci Devam Ettirmek…

Komisyonun ne yapıp ne yapamayacağı gibi en temel konuda karşı tarafı dinlemeyen AKP, “tartışmak istiyor”. Başkanlık rejimini tartışalım” diyor, “demokrasi burada,
siyaset tartışa tartışa…” 
diyor.

Sonra asıl meseleyi söylüyor: “Yeni anayasa yapma süreci, yeni anayasanın kendisi kadar önemlidir.” İşte bu doğru. Parlamentodaki partileri tezgaha oturtamazlarsa yeni anayasa dokuyamazlar. Bu iş, meşruiyet eksikliğiyle olmaz. İnat edip yapan olursa yapabilir;
ama o anayasanın ömrü yılı aşmaz. Bunun farkındalar.
*
AKP Ne Yapacak?

Ömer Çelik, şimdi ne yapacakları konusunda iki sözleri olduğunu söyledi, ama üç şey söyledi:

1. TBMM Başkanının bu süreçte şeffaflığa önem verdiğini söylemişti;
Komisyon tutanaklarını kamuoyuna açıklamasını istiyoruz.
2. CHP masaya dönsün.
3. CHP masaya dönmezse, diğer iki partiyle çalışmaları yürütürüz.
*
AKP´nin Çaresizliği…

Böyle bir komisyonun çalışmalarının “gizli” yürütülmesi, kendi başına skandaldı.
Ömer Çelik´in “tutanaklar açıklansın” isteği çok yerindedir.

“CHP masaya dönsün” sözü ise anormal ve meşruiyet görüntüsüne ne kadar muhtaç olduklarının açık ilanı.

“Süreci” üç partiyle sürdürmeye hazır oldukları sözü ise umutsuz laf zinciri…
Bunu yapabilmek için, her şeyden önce, MHP´nin “bu komisyon yeni anayasa yapamaz” şeklindeki ve bizce de son derece isabetli olan görüşünden vazgeçmesini sağlamalı.

HDP´ye gelince; o bir yeni anayasacı. AKP, bu partiyle başbaşa verip “yeni anayasa” yapabilirse buyursunlar yapsınlar.
*
Sonuç

AKP sözcüsü Ömer Çelik´in “yeni anayasa milletin talebidir” sözü, açıklamasındaki
en boş sözlerden biridir. Yeni Anayasa, AKP ile HDP yönetimlerinin talebidir.
Bunu “milletin talebi” diye sunmaya gayret etmek, içi boş siyasete örnektir.

Milletin sorunları pek çoktur; bu sorunların içinde nedeni anayasa olan sorun yoktur.

Kendini, siyasal partisini, kendi ideolojisini “millet” ile özdeş hale getirip konuşmak,
işte bu, dünyanın neresinde olursa olsun, tam ve tartışmasız olarak, eleştirmeyi pek sevdikleri “tek-parti” tavrıdır.

======================================

Dostlar,

Değerli dostumuz Sn. Prof. Birgül Ayman Güler, son derece yerinde bir makale kaleme almıştır. Hem de sıcağı sıcağına..
MHP çok isabetli bir tavır koyarak “Bu TBMM yeni anayasa yapamaz” demiştir.
CHP de çok doğru bir kararla Anayasa masasından kalkmıştır.
AKP ve HDP baş başa bırakılmışlardır.
Birbirine olmadık sözleri kullanan bu 2 parti, bunca gerilimi “dündü, siyaset gereği idi..” türünden bildik laflarla geçiştirebilirler mi? Kolay değil..
AKP açısından ne denli yerinde ve inandırıcı olur?
AKP, salt HDP ile yeni Anayasa yapmaya kalkarsa kendi ayağına kurşun sıkmış olur.

  • Bay RTE’nin bitmeyen ve bitmeyecek olan patolojik düzeydeki politik ihtiraslarının
    kurbanı olacaktır AKP..

Eminiz AKP’nin siyaset duayenleri bu “yeni durum” u doğru okuyacak ve
Bay RTE’ye üzgünüz ama hayalleriniz artık olanaksız diyeceklerdir, demelidirler.
Ömer Çelik, mezarlıkta ıslık çalmayı bırakacak ölçüde akıllıdır bildiğimiz kadarıyla..
CHP’yi 35 gün “istikaşfi görüşmeler” ile oyalama becerisini (!) gösterebilmişti
7 Haziran 2015 seçimi sonrasında.

Bay RTE’ye ise çooooooooooooooooooook zor gelecek, biz de bütün dünya alem de biliyor ama; 1 bardak değil, belki birkaç koca sürahi soğuk su içmek düşecek..
Eğer siyasetin kaygan zeminlerinde önümüzdeki günlerde tersine zig zaglar yaşanmazsa..

Türkiye için çooook hayırlı olmuştur.
Gündemde yakıcı ve çoook ağır sorunlar vardır.
Türkiye sıcak savaş eşiğine sürüklenmiştir Bay RTE ve AKP tarafından.
TBMM’de ivedilikle bu sorun kapsamlı olarak görüşülmeli ve AKP – RTE’nin güdümlü
ve serüvenci uydu dış politikası hızla durdurulmalıdır. Türkiye hiçbir komşusunun iç işlerine karışmamalı, hele hele komşu ülkelerde iç savaş kışkırtıcısı, darbe destekçisi vb.
asla olmamalı, BM hukukuna ve uluslararası hukuka saygılı olmalıdır.

Güneydoğu’da bölücü örgüte karşı yürütülen güvenlik operasyonları ve destekleyici / tamamlayıcı ekonomik – politik – sosyal – kültürel – mali – diplomatik önlemler bütünü
salt AKP – RTE eliyle ve kararıyla değil; TBMM gözetiminde öbür partilerin de katılımıyla
ülke sorunu ve ulusal politika olarak götürülmelidir. HDP net ve kesin olarak PKK ile ilişkilerini koparır, bölücü – ayrılıkçı istemlerini bırakırsa, masada olmalıdır ve bu yararlı olur.

Türkiye derhal, bu ucube” yeni anayasa gündemi dayatması ikliminden sıyrılmalıdır.
“Bir adamın” bitip tükenmeyen patolojik politik hırsları yüzünden 80 milyonluk bu büyük ülke ve halk, haddinden fazla bedel ödemiştir..

Artık “yeter, yeter, yeter”!

Herkes Anayasal – yasal sınırlarını kesinkes bilmelidir.

AKP – RTE gerçekten siyasal bağlamda olgunlaştı ise, edep ile geri çekilmeli ve
ülkenin demokratikleştirilmesinde içtenlikliyse, anti-demokratik yasaları düzeltmek üzere muhalefetle ortak çalışarak politik matürasyonunu ve sorumluluğunu kanıtlamalıdır..

Birkaç ay sürmeden evrensel demokrasi ve insan haklarına uygun duruma getirilebilecek
10-11 temel yasa aşağıdadır. Bağlı olarak alt mevzuatta da iyileştirmeler hemen ardından gelmelidir. Yönetmelikler, tüzükler, genelgeler, Bakanlar Kurulu Kararları… gibi..

1- Seçim yasasında temsilde adalet ve % 10 barajının kaldırılması
2- YSK kararlarının yargısal denetimi
3- Siyasal partiler yasasının demokratikleştirilmesi
4- YÖK yasası
5- İç güvenlik yasası, Polis Vazife ve Selahiyetleri Yasası
6- Terörle mücadele yasası
-7 Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasası
8- HSYK yasası ve YARGI BAĞIMSIZLIĞI, (Anayasa Mahkemesine üye seçimi,
anayasa değişikliklerinin esastan incelenebilmesi  Anayasa değişikliği gerektirecek)
9- Zorunlu din dersleri ve laiklik karşıtı öbür düzenlemeler, AİHM kararlarına uymak
10- 4+4+4 yasası ve laik eğitim, kesintisiz 12 yıllık zorunlu eğitim..

Bunların ardından hala Anayasa değişiklikleri gerekiyorsa o da 4 parti tarafından değerlendirilir. İlk 4 maddeye doğrudan – dolaylı asla dokunulmayacak biçimde 24, 42, 66, 174.. gibi
kritik maddeleri koruyarak sınırlı düzenlemeler yapılabilir.

Sevgi ve saygı ile.
17 Ocak 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yazımızın pdf biçimi : ANAYASA_UZLASMA_KOMISYONUNUN_DAGILMASI