Türk Tabipleri Birliği Heyeti Anayasa Mahkemesi Başkanı İle Görüştü

TTB_logosu


Türk Tabipleri Birliği Heyeti Anayasa Mahkemesi Başkanı ile Görüştü

Türk Tabipleri Birliği Heyeti, Sağlık Torba Yasası’na itirazlarını dile getirmek amacıyla 25 Mart 2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi Başkanı ile görüştü.

Görüşmeye Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile Başkanvekili Serruh Kaleli, Türk Tabipleri Birliği adına Başkan Özdemir Aktan, İkinci Başkan Gülriz Erişgen, Genel Sekreter Bayazıt İlhan, Ankara Tabip Odası Başkanı Özden Şener ve
Hukuk Bürosu’ndan Ziynet Özçelik katıldılar.

Anayasa_Mahkemesi_Baskani_ile_gorusme_25.3.14

 

Görüşmede Türk Tabipleri Birliği heyeti tarafından;

 

 

– “tam gün” düzenlemesine,
– insanlık yararına hekimliği ruhsata bağlayan düzenlemeye,
– aile hekimlerine nöbet zorunluluğu getiren düzenlemeye,
– üniversitede fiilen çalışmayan Sağlık Bakanlığı’ndaki sözleşmeli yöneticilerin akademik ünvanlarını üniversite dışında kullanmalarını sağlayan düzenlemeye,
– sağlık personeline ikamet zorunluluğunu değişik isimlerle yeniden getiren düzenlemeye,
– askeri personel ve özel harekat polislerine “acil tıbbi müdahale” yapma yetkisi getiren düzenlemeye,
– kurum hekimlerinin öteden beri süregelen ve bu yasayla derinleşen mağduriyetlerine, — bu yasayla getirilen ve Türkiye sağlık ortamına zarar veren
pek çok düzenlemeye
ilişkin itirazlarımız iletildi.

 

Görüşmede, “Tam Gün” düzenlemesi nedeniyle 18 Nisan 2014’e dek yürütmeyi durdurma isteminin ele alınmasının önemine, aksi takdirde telafisi olanaksız mağduriyetlerin oluşacağına değinildi.

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI KILIÇ, AA’YA KONUŞTU


ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI KILIÇ, AA’YA KONUŞTU

Adalet eleştirisi en tepeden geldi

12adalet


Kılıç: Yargıdaki seçimler ayrışma nedeni

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç,

Yargıdaki seçimler çeşitli gruplaşmalara, ayrışmalara sebep oluyor.
Bu ayrışma da hiç şüphesiz yargının fonksiyonunu olumsuz yönde etkiliyor.” dedi

Kılıç, yargıda meslektaşlarının karşılaştığı sorunlardan birinin yargıdaki seçim süreci olduğunu belirtti. Kılıç, gerekYargıtay’da gerekse Danıştay’da çok seçim sürecinin var olduğunu kaydetti ve bu sürecin meslektaşlarının zamanını almasının yanı sıra çeşitli olumsuzlukları da bulunduğunu ifade etti. Kılıç,

“Yargıdaki seçimler çeşitli gruplaşmalara, ayrışmalara sebep oluyor. 
Bu ayrışma da hiç şüphesiz yargının fonksiyonunu olumsuz yönde etkiliyor.
Yargıdaki seçim sistemini en aza indirmenin yolları üzerinde konuşmak ve durmak lazım.” diye konuştu.

Bireysel başvuru sayısı 9 bin

Haşim Kılıç, Anayasa Mahkemesi’ne son zamanlarda bireysel başvuru sayısında
önemli artış olduğunu, şu anda 9 bin dolayında dava açıldığını belirtti.
Dava dosyalarından yaklaşık 4 bininin bitirildiğini ancak geride hala
5 bin dolayında dosyanın beklediğini anlattı.

Kılıç, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal‘ın uzun tutukluluk nedeniyle yaptıkları bireysel başvurular konusunda ise “Süreç nedir, ne değildir ben de bilmiyorum.
Neden bilmiyorum, çünkü ben bu davalara girmiyorum ama arkadaşlarımız çok ciddi
ve özverili çalışıyorlar. Kısa sürede neticeye bağlanır diye düşünüyorum.”
ifadesini kullandı. (Basından, AA ve Aydınlık portalı, 26.10.13)

Prof. SAMİ SELÇUK UYARIYOR


portresi


Sami Selçuk uyarıyor

 

 

 

Emin Çölaşan
SÖZCÜhttp://sozcu.com.tr/2013/yazarlar/emin-colasan/sami-selcuk-uyariyor-391439/

portresi_SOZCU_ile

Sevgili okuyucularım,

Türk Ordusu’nu, Mustafa Kemal’in askerlerini
tasfiye etmek
, kalanların elini kolunu bağlamak amacıyla oluşturulan Balyoz davası, adalete bir leke olarak yapıştı.

Verilen kararlar yanlıştı.

  • Düzmece dijital belgelerle oluşturulan davada
    yüzlerce pırıl pırıl subayımız ağır hapis cezalarına çarptırıldı.

Mahkeme tümüyle taraflıydı, adeta düşman ordusunun casuslarını yargılıyordu.

Adaleti ve hukuku çiğneyen kararlar sonrasında bütün umutlar Yargıtay’a bağlanmıştı. Dosya Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından titizlikle okunacak, düzmece belgeler
ortaya çıkacak ve mahkeme tarafından verilen o ağır ve akıl almaz cezalar
herhalde bozulacaktı.

Toplumun ve bütün hukukçuların umudu bu doğrultuda idi.

Temyiz makamı olan Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu davayla ilgili 17 duruşma yaptı. Yasa uyarınca Yargıtay’daki temyiz duruşmasına sanıklar değil,
yalnızca avukatlar katılıyor.

Bu 17 gün boyunca avukatlar müvekkillerini savundu.
Düzmece deliller bir kez daha kanıtlandı.

Heyet onların konuşmasına hiç müdahale etmedi, sadece dinlemekle yetindi.
Herhangi bir avukata bir tek soru bile sorulmadı…

Karar geçtiğimiz 9 Ekim günü açıklandı:

200’ün üzerinde ağır hapiscezası!.. Ve özellikle de iktidarın ele geçirmek istediği
Deniz Kuvvetleri’ne indirilen balyoz!

* * *

Bu kararların altında ilgili Yargıtay dairesinin başkanı ile dört üyenin imzaları var.
Dört üyenin tamamı, AKP’nin yargıyı ele geçirmek için düzenlediği son operasyonda Yargıtay’a seçilmişti.

AKP’nin ön bahçesi olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Yargıtay’a kendi adamlarından tam 160 üye seçmişti.

O dört üye de onların arasında yer almıştı. Başkan da, aynı dönemde ele geçirilmiş olan yeni Yargıtay’ın üyeleri tarafından o göreve seçilmişti.

İşin Türkçesi, önce yargıya siyaset sokulmuş, sonra da siyasetin egemen olduğu yargı, o inanılmaz kararları vermişti.

* * *

Prof. Dr. Sami Selçuk ülkemizin önde gelen ceza hukukçularından biri.
Daha önce Yargıtay’ın ceza dairelerinde üyelik ve başkanlık yaptı,
Yargıtay Başkanlığı görevinde bulundu.

Liberal görüşlü bir hukukçu. Geçmişte bizim liboş takımıyla ortak davranıp
onların hukuktaki sesi olduğunda kendisine çok kızardım.
AKP dönemindeki bazı hukuk uygulamalarını savunurdu.

Sami Selçuk iki günden beri Milliyet gazetesinde Balyoz davasıyla ilgili görüşlerini
iki ayrı yazısıyla açıkladı. Bugün üçüncü yazısı çıkacak.

Bu konuda Yargıtay’ın vermiş olduğu kararı ağır bir dille eleştiriyor.

Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman gibi sanıkların dinlenmesini istediği tanıkların
kabul edilmemiş olmasını da eleştiriyor ve çok özetle şöyle diyor:

  • “Verilen karar yanlıştır. Yanlış yargılama yapılmıştır.

  • Hükümlülük kararı olasılık ve varsayımlara göre değil, kuşku duyulmayacak bir biçimde kanıtlamaya, yüzde yüz kesinliğe dayanır. Kuşkudan sanık yararlanır ilkesi, hükmün nasıl kurulacağına yönelik bir mantık ve hukuk buyruğudur. Olayımızda ilk mahkemede (Silivri’de) üye yargıçlar sık sık değişmiş,
    kanıtlarla doğrudan ilişki kurmadıkları halde sonuçlar çıkarıp hükme katılmışlardır.

  • Kesin bir bozma nedeni olduğu halde Yargıtay bunu göz ardı etmiştir.
    Bu konu Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin) önüne kesinlikle taşınmalıdır.

  • Eğer AİHM Balyoz kararlarında hukuka aykırılık belirlerse,
    yeniden yargılama yolu açılabilecektir…”

Sami Selçuk böyle diyor.

* * *

Sevgili okuyucularım,

Türkiye’de yargı yoluyla herhangi bir haksızlığa uğrayan herkesin, iç hukuk yolları tükenmişse doğrudan AİHM’e başvuru hakkı vardı. Türkiye’de adalet kalmadığı için Türk adalet mağdurları tarafından bu kuruluşta çok sayıda dava açılıyordu.

Türkiye, Avrupa ülkeleri içinde aleyhine en çok dava açılan ülke idi.
AİHM kararlarıyla mağdurlara sürekli tazminat ödüyordu.

AKP hükümeti bunun da kolayını buldu ve inanılmaz bir hukuk cingözlüğü yaparak
yeni bir yasa getirdi:

“Başvurular AİHM’den önce Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak.
Mahkeme dosyayı inceleyip karar verecek.
Bu karardan sonra isteyen yine AİHM’e gidebilir!”
(AS: Anayasa md. 148)

Anayasa Mahkemesi iki veya üç üyesi dışında- kimin elinde? AKP’nin!

Peki bu yeni kural niçin getirildi?

Haksızlığa uğrayanlara zaman kaybettirmek için.

Binlerce başvurunun Anayasa Mahkemesi tarafından incelenip karara bağlanması
yıllar alacak ve böylece AİHM’e gidecek davalar hem gecikecek, hem de sayısı azalmış olacak. Üstelik iktidarın elindeki Anayasa Mahkemesi,
zaten kararlarını davacılar aleyhine verip işi bitirecek.

* * *

Adalet perisinin 2 resmi arasındaki en önemli fark;
b
irinin gözleri açık, diğerinin kapalı olması…

Ceza hukukçusu, Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk diyor ki;

  • “Balyoz kararında hukuksuzluk vardır, bu konu Anayasa Mahkemesi
    ve AİHM önüne kesinlikle taşınmalıdır…”

Peki Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç
bu konuda ne buyuruyor? Sözleri aynen şöyle:

hasim_kilic_ilk_3_maddede_rengini_belli_etti


“Sanıklara boş yere umut vermeyin. Bizim mahkumiyet ve hapis cezalarına müdahalemiz olamaz…”

Ve sonra esas bombayı patlatıyor:
“Zaten Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ndeki arkadaşlarımızı tanırım.
Orada başarıyla görev yapıyorlar. Donanımlı, bilgili ve tecrübelidirler.
Olaylara hakim, titiz ve tecrübeli bir ekiptir. Arkadaşlarımızın yanlış yapma ihtimali çok ama çok düşüktür…”

Peki ama bu sözleri söyleyen kişi bir hukukçu mu?
Değil!.. Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunu!..

Kaderin cilvesi ve bazı kulislerle o mahkemeye başkan olmuş biri.
Hukukçu değil ama gerektiğinde Yüce Divan olarak ceza dağıtan bir mahkemenin başkanı!..

Dünyadaki tek örnek. Böylesi Afrika ülkelerinde bile yok!

* * *

Anlaşıldığı kadarıyla Anayasa ve yasalardan bile habersiz. Üstelik bir mahkeme başkanı olarak, hoşuna giden kararlar veren Yargıtay heyetine övgüler düzüp
“Onlar yanlış yapmaz..” diyor.

Kim bilir, belki de ceza hukukçusu, ceza davalarının deneyimli uzmanı olan Sami Selçuk Anayasa ve ceza yasalarını bilmiyor!

Burada Haşim’in çok önemli bir gafına da değinmek gerekiyor.

Bir hakim, -hukukçu olmasa bile (!)- bir süre sonra önüne gelecek olan dava dosyalarıyla ilgili görüşünü açıklayamaz.

Meslek namusu bunu gerektirir. Bunun adına eski dilde “İhsas-ı rey” denir…
Vereceği oyu önceden açıklaması…

Bir hakim, hele de bir mahkemenin başkanı böyle bir gaf yapma,
tarafını önceden belli etme hakkına sahip değildir.

  • Şimdi artık bir şeyi çok iyi anlıyoruz               :

  • Balyoz hükümlüsü Türk subayları AİHM’den önce zorunlu olarak
    Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunduklarında, AKP’nin mahkemesi
    o başvuruları sıraya sokacak, belki de “Beter olsunlar”deyip
    iki yıl raflarda bekletecek ve sonra kararını verecek.

Haşim’in oyu kesin ret! O şimdiden belli.
Öteki üyelerin çoğu da aynı doğrultuda oy kullanacak.

Belki de gerekçeli kararda;

“Gerek Silivri mahkemesi ve gerekse Yargıtay’daki değerli arkadaşlarımızın yanlış yapmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Onların yanlış yapması hayatın olağan akışına aykırıdır.” denilecek!

Adaletin batsın dünya!

(SÖZCÜ, 19.10.13)

Haşim Kılıç: Hakimler Tahliye Kararı Verebilir

Haşim Kılıç: Hakimler Tahliye Kararı Verebilir

Hasim_Kilic

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç,
uzun tutukluluklar konusunda verdikleri kararla ilgili,
  • ”Mahkeme, 10 yıllık sürenin anayasaya aykırı olduğuna oy birliğiyle karar verdi. Hakimler, gereğini yapar; onların takdiri.’’ ifadesini kullandı.

 

Hükmün, Anayasa’nın 13. maddesi olan, ”ölçülülük” ilkesi gereği iptal edildiğini söyleyen Kılıç, “Gerekçeli karar yazıldığında bu daha iyi anlaşılacaktır” diye konuştu.

5 YILI DOLDURANLAR TAHLİYE EDİLEBİLİR

Kılıç, kararın cezaevinde 5 yılını dolduran tutuklulara tahliye yolu açabileceğini kaydetti.

Milliyet gazetesine konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı,

  • ”Hakimler, isterlerse bu kararı dikkate alarak ve diğer şartları da gözeterek
    tahliye edebilirler. 10 yıl kuralı, bir yıl daha yürürlükte olmakla birlikte,
    hakimler tahliye kararı verebilir.”

değerlendirmesinde bulundu.
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/kilic-hakimler-tahliye-karari-verebilir-h38106.html

***********************************

Anayasa_Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Anayasa değişikliği paketinin bazı maddelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada
kararı açıkladı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Anayasa Değişikliği Paketi’nin iptali ve yürürlüğünün durdurulmasına ilişkin davayla ilgili Yüce Mahkeme’nin aldığı kararı, düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı ve soruları yanıtladı.

Kılıç, Anayasa’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkındaki Kanun’un iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi 111 milletvekilinin yaptığı başvurunun, bugün Anayasa Mahkemesi tarafından saat 09.30′da başladığı görüşme ve müzakerelerin 9,5 saatlik bir maratondan sonra karara bağladıklarını bildirdi.

Kılıç, alınan kararlarla ilgili şu açıklamayı yaptı    :

“Başvuran davacıların, bu Anayasa paketinin tamamının şekil yönünden iptali konusundaki iddialarının tamamı reddedilmiştir.

Ancak, Anayasa paketinin, anayasamızın 4. maddesinde ön görülen teklif edilemezlik yasağı kapsamında olduğu iddia edilen 8., 14., 16., 19., 22., 26. maddelerinin incelenmesine oy çokluğuyla karar verilmiş ve yapılan denetim sonunda kanunun
16. maddesiyle Anayasa Mahkemesi’nin yapısına ilişkin Anayasa’nın 146. maddesinde yapılan değişikliğin 4. fıkrasında Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Sayıştay, Yükseköğretim Kurulu ve Baro Başkanlarının Anayasa Mahkemesi’ne gönderecekleri üyeler için yapacakları seçimlerde, her üyenin bu seçimlerde kullanacağı oyda, her üyenin ancak bir aday için oy kullanabileceğine ilişkin, tırnak içinde ifade ediyorum burayı, her üyenin yani fıkrada iptal edilen bölümü söylüyorum; ‘Her üyenin ancak bir aday için oy kullanabileceğine ilişkin’ bu ibare
iptal edildi.

Yine kanunun 22. maddesi ile Anayasa’nın 159. maddesine yapılan düzenlemenin
3. fıkrasında yer alan ‘Sayın Cumhurbaşkanı’nın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na atayacağı üyelerin iktisat ve siyasal bilim dallarıyla, üst kademe yöneticilerinden olacağına ilişkin ibare, yine bu 3. fıkradaki yine tırnak içinde söylüyorum; ‘iktisat ve siyasal bilim dallarıyla’, yine tırnak içinde, ‘üst kademe yöneticileri’ bu ibareler iptal edilmiştir. Yani geriye kalan hukuk dallarındaki öğretim üyeleri ile avukatlar arasında seçim mümkün halde devam edecektir.

Yine ayrıca Danıştay, Yargıtay, Adalet Akademisi ile adli ve idari yargı hakim ve savcılarının hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’na üye seçiminde ancak bir aday için
oy kullanabileceklerine ilişkin ibare de iptal edilmiştir. Ve bu ibarelerin, yine tırnak içinde ifade ettiğim, ‘ancak bir aday için oy kullanabileceklerine ilişkin’ ibarelerin bu esas maddelerin dışında, geçici maddelerde de yansımaları var. oralarda da geçici maddelerde bu ibareler yer alıyordu. O maddeler içinden de, geçici maddeler içinde de bu ibareler çekilip alınmıştır, iptal edilmiştir.

Yürürlüğün durdurulmasına ilişkin istem oybirliğiyle reddedilmiştir. Kurulumuzun aldığı sonuçlar bunlardır, bu sonuçların ülkemiz için, milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.”
(http://www.anayasa.gov.tr/index.php?id=1&c=1)

Anayasa Mahkemesi’nden uzun tutuklama ve yargılamaya red!

Göreve Çağırıyoruz!

Anayasa Mahkemesi’nden önemli karar..
Anayasa Mahkemesi, uzun tutukluluk ve uzun yargılamayla ilgili baktığı
6 bireysel başvurudan 4’ü hakkında Anayasa’yı “ihlal” kararı verdi.

Yüksek Mahkeme, uzun tutukluluk ve yargılamalarla ilgili yapılan bireysel başvurulardan prosedürü tamamlanan 6 dosyayı bugün görüşerek karara bağladı.
Heyet, uzun tutukluluk ve yargılama nedeniyle haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle başvuruda bulunan 4 kişiyi haklı bularak, Anayasa’yı ihlal kararı verdi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yüksek Mahkemenin geçen hafta aldığı ilke kararının çok önemli olduğunu söyledi.
İlke kararı gereği,

  • uzun tutukluluk ve yargılamalarla ilgili bireysel başvuruda bulunabilmek için
    davanın kesinleşmesi şartının aranmayacağını..

vurgulayan Kılıç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) konuyla ilgili ölçütlerinin aynen kabul edildiğini bildirdi.

Kılıç, uzun tutukluluk ve yargılama konusunda AİHM‘nin verdiği kararlarla
uyumlu hareket edileceğini kaydetti.
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/anayasa-mahkemesinden-onemli-karar-h37762.html, 5.7.13