Naci BEŞTEPE ÇARŞAMBA İĞNELERİ / 18 Ekim 2017

Naci BEŞTEPE
ÇARŞAMBA İĞNELERİ / 18 Ekim 2017

İŞİT
Görevi biten ABD Büyükelçisi John Bass, “Dokuz buçuk aydır Türkiye’de terör saldırısı yaşanmıyor. Bu IŞİD vazgeçtiği için değil,
işbirliğimizin sonucu.
dedi.

Vatandaş İŞİT; ha ABD ha IŞİD…

İNANDIK
“ABD Bağımsız Kürdistanı desteklemiyor, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün bozulmasını desteklemiyor…” dedi, Büyükelçi BASS.

HASS…

PISIRIK
AKP Gen. Bşk. RTE, Ecevit’in ABD Başkanı Clinton ile fotoğrafı üzerinden eskiden olduğu gibi pısırık olmadığını anlattı.
ABD restine rağmen Kıbrıs’a çıkarma yapanları, haşhaş ekimini durdurmayanları da unutmadık;

“Deliğe süpürmeyin bu adamı kullanın” diyenleri de, (AS: Cüneyt Zapsu)
ABD Başkanının isteği ile Cargil’e kapıları açanları da,
Daha dün 11 milyar dolarlık uçak alımını imzalayanları da,
Radikal dinci terörist Hikmetyar’ın dizinin dibine çökenleri de,
Arap şeyhinin 10 yaşındaki çocuğunun elini öpenleri de.
Açtırma kutuyu!…

VERGİ
Meclis başkanlığına bir milyonluk masa alındı.
Canları sağ olsun, nasıl olsa vergi veriyoruz…

KABİLE
AKP Gen. Bşk. RTE, “İsteseniz de istemeseniz de bu yasa Meclisten geçecek”
Kabile devleti değiliz ya Meclis var!…

ORTAK
RTE, ”ABD, Stratejik ortağı olan bize silah satmıyor, terör örgütüne veriyor.”
Stratejiyi ve ortaklığı bilmek lazım…

DESTEK
ÇYDD Gen. Bşk. Çelikel, Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu’nun bildirisinde “Atatürk ve
milli eğitim başlıklarının olmamasını, “HDP tabanını düşünerek hareket etmeliyiz” diyerek destekledi!..
Çağdaş yaşamdan, bölücü yaşama…

MUHATAP
ABD yetkilileri” tek muhatabımız TSK” diyor.
Kabile devleti miyiz?…

SEÇİM
Venzuella’da ABD karşıtları ezici çoğunluk sağladı.
Darısı…

AVUÇLAMA
Adıyaman Ünv. Rektörü.  M. T. Gönüllü, “Yabancı bir kadının elini tutmak, ateşi avuçlamaktan daha korkunçtur.”
Sen de git kuburu avuçla bademim…

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE
=======================================

Çook teşekkürler değerli dostumuz Sn. Naci BEŞTEPE Paşamız…

Dr Ahmet SALTIK
19.10.2017

 

 

DEVLETİN DİLİ TÜRKÇE, SİYASAYA ARAÇ YAPILAMAZ! SİYASAL ÇIKAR İÇİN TÜRK ABECESİNE HARF EKLENEMEZ!


Dostlar
,

Bizim de üyesi olduğumuz Dil Derneği‘nin AKP tarafından “AÇILIM -SAÇILIM” saçmalığı bağlamında “Türk abecesine 3 yeni harf eklemesi” hakkındaki
basın açıklamasını paylaşıyoruz..

AKP “proje parti – taşeron” işlevini inanılmaz bir sadakatle, benzetmek yerinde ise (teşbihte hata olmazmış!) “burnunda metal halka varmışçasına” yerine getirmeye çırpınıyor..

“Deliğe süpürülmek” istenmiyor; Cüneyt Zapsu‘nun telkiniyle ABD’lilece kullanılıyor..
(ZAPSU’NUN TEYP DEŞİFRESİ: ‘KULLANIN’
AKP yetkililerinin yalanlama çabalarına karşılık, Washington’daki toplantının teyp kayıtları, Cüneyd Zapsu’nun Başbakan Erdoğan için Amerikalılara iki kez “use…” ‘kullanın’ dediğini ortaya koyuyor.  http://www.milliyet.com.tr/2006/04/12/siyaset/axsiy02.html)

AKP’nin RTE’si – RTE’nin AKP’si de bu yöntemi seçiyor.. Öylesine suça bulaştılar ki, elleri öylesine kanlandı ki, dokunulmazlık denen kepazelik kalktığında yaptıklarının altından kalkamayacaklarını çoook iyi biliyorlar…. Fakat gözler de öylesine kararmış ki, giderek daha ağır anayasa çiğnemleri (ihlalleri) yapıyorlar.. Bir yğın bürokratı da toplu özekıyıma (intihara) sürükleyerek..

Örneğin Cumhuriyet Başsavcılarını!..

Bir kez daha uyarmış olalım..
Tarih Diktatörlerin kendiliklerinden çekildiklerine ilişlin örnek içermiyor ne yazık ki!

RT Erdoğan bir istisna olabilir mi?

Hayalci olmayalım..

Hedef 2023; ANADOLU FEDERE İSLAM CUMHURİYETİ!

ANADOLU TAYYİBAN – TAYYİBİSTAN KRALLIĞI

Öylesine hedefe kilitliler ki, böylelikle kendilerinden sonsuza dek
hesap sorulamayacak!?

Türkiye, çağdışı vehhabi Suud ailesinin krallığındaki gibi rezil – sefil bir yönetim altına konacak..

Evdeki hesap bu..

Bakalım çarşıya uyacak mı??

  • AKP ve şürekası aklını başına alsın, burası tekin bir coğrafya değil..

Burası Gazi Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti!

Biz onu sonsuza dek yaşatmak üzere kutsal bir emanet olarak aldık.

Gereği yapılacaktır; tarihin bu kadim coğrafyada akışı çizilmiştir.

Cumhuriyet_sonsuza_dek_yasayacak

 

 

 

 

 

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 3.11.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

======================================

Dil_dernegi

DEVLETİN DİLİ TÜRKÇE, SİYASAYA ARAÇ YAPILAMAZ!
SİYASAL ÇIKAR İÇİN TÜRK ABECESİNE HARF EKLENEMEZ!
     Mustafa Kemal Atatürk, 93 yıl önce TBMM’yi, 90 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş; 85 yıl önce Harf Devrimini, 81 yıl önce Dil Devrimini yaşama geçirmiş; birbirini izleyen devrimlerle yüzyıllarca “kul” olan halkayurttaşlık bilinci kazandırmıştır. Bu nedenle bize hak ve özgürlüklerimizin ne olduğunu öğreten Atatürk’le hesaplaşanları, inanç ve köken farkı gözetmeden hepimize çağdaş dünyada yer açan Türk Devrimini karalayarak yok etmeye çalışanları şiddetle kınıyoruz!
     Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerini, inancı ve kökeni farklı yurttaşların
yurdun her bölgesindeki yaşama biçimlerini göz önüne almayan; ortak çıkarın güvencesi “yurttaşlık” bilincini korumayan, “yurtseverlik” duygusunu pekiştirmeyen “iki dilde eğitim” tartışmaları, kaygı verici ölçüde siyasallaştırılmıştır. 1 Kasım 1928’de yasayla kabul edilen, Anayasayla korunan
Harf Devriminin devlet eliyle çiğnenecek olması, dilin ve eğitimin özgün bilim alanları olduğunu önemsemeyen politikacıların halkın 90 yıllık kazanımlarını pazarlık konusu yapması, 21. yüzyıl Türkiyesi için utanç verici bir durumdur.
     Değişik kökenden insanların bir arada yaşadığı ülkelerdeki gibi ülkemizde de
kimi yurttaşlar “ikidilli”dir; bireysel ikidillilik, gelişmiş ülkelerde ayrışma aracı değil, varsıllık olarak değerlendirilir. Gelişmiş ülkelerde de anaokulundan başlayarak eğitim, resmi (ortak) dille yapılır; birey, devletle olan tüm ilişkilerinde ortak dili kullanır.
  •      Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ortak dili Türkçedir.
     Ortak dil, başta sağlıklı iletişim olmak üzere, ortak akıl ve bilgi üretilmesinin;
bilginin yayılmasının ve paylaşılmasının; her yurttaşın eğitim, sağlık, adalet kurumlarından ve ulusal gelirden hakça pay almasının aracıdır.
     İktidarın tutarlı eğitim-kültür siyasası olmaması, düşünce özgürlüğünün ve
yaratıcı aklın engeli olarak önümüzde durmakta, yurttaşların çoğu ortak dil Türkçeyi öğrenememekte, düşüncesini doğru aktaramamaktadır.
     Yabancı dille öğretim, anaokullarına dek inmiş; 4+4+4’lük sistemle
eğitim dinselleştirilmiş; köken ayrımı gözetmeksizin bütün yurttaşları
çağdaş olanaklarla donatması gereken ulusal eğitim anlayışı çökmüştür.
     Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizde de ortak (resmi) dille eğitim zorunludur. Bütün aydınlar, politikacılar, bu konuya bilimsel akıl ve sağduyuyla yaklaşmalıdır;
çünkü ülkemizde Türkçe ve Kürtçeden başka diller de konuşulmaktadır;
ortak dille birbirini doğru anlayan her yurttaş, ikidilli olan herkese saygı duyma kültürü edinir.
  • Türk abecesine “x – q – w” eklenemez!
    Bu konuda AİHM kararı da bulunmaktadır.
     Aynı dil ailesinden olmayan Türkçe ile Kürtçenin ses, biçim ve anlam özellikleri birbirine benzememektedir; bu nedenle iki dili aynı abeceyle yazmaya çalışmak,
iki dili de bozacak bilgisizliktir.
     Bugün eğitim, sağlık ve adalet açısından yaşanan sıkıntılar, bütün yurttaşların sorunudur; asıl sorun da budur. Sınıf farkını derinleştiren, toplumsal barışı zedeleyen bu sorunun aşılması için inancı ve kökeni farklı

  • bütün yurttaşlar, ortak dille düşünerek ortak akılla birlikte savaşım vermelidir.
     Bu duygularla kamuoyuna saygılarımızı iletiyoruz. 1.11.13
                                       Dil Derneği Yönetim Kurulu adına
                                       Başkan Sevgi Özel

Prof. Dr. Süheyl Batum : Türk Milletinin Eşit ve Onurlu Yurttaşlarına Çağrı


Prof. Dr. Süheyl Batum 

suheyl batum

Türk Milletinin Eşit ve Onurlu Yurttaşlarına Çağrı

İşlerin ne aşamaya geldiğini hep birlikte görüyoruz. Ve korkarım ki, alışageldiğimiz siyasal yapılarla ve mücadele yöntemleriyle bu gidişi tersine çevirmek çok mümkün değil.

Çünkü, bütün kurumları etkisizleştirdiler, halkın bütün katmanlarını korkutarak,
baskıyla sessizleştirdiler, bundan birkaç yıl önce Öcalan’a “Sayın” denmesi,
şehit aileleri tarafından, halkın büyük çoğunluğu tarafından tepkiyle karşılanırken,
bugün tepki yok.


Basın yayın organlarında açıkça, artık hiçbir kaygı duymadan CIA ajanları, Ali Kemal’ler, Refik Halit’ler, mandacılar boy gösteriyor. Ve inanılmaz, utanç verici şovlarını sergilemeye devam ediyorlar.

Sevgili dostlar,

Bu iş bir oy alma işi değil, AKP’nin hatalarından oy kazanma çabası da değil.
Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin var olup olmama mücadelesi. Bir kere bunu algılamamız gerekir.

Bu yazıyı CHP’ye oy verin, ya da vermeyin, ya da başka bir partiye vermeyin diye yazmıyorum. Yalnızca aklımızı kullanalım ve

  • ABD tarafından hazırlanan sona kolaylıkla düşmeyelim diye yazıyorum.

Atatürk Amasya Tamimi’nde ne diyor? 

“Türk milletinin bağımsızlığını ve geleceğini yine Türk milleti kurtaracaktır.” diyor.
Ne ordu kurtarır diyor, ne ben kurtarırım diyor, ne de mevcut bir siyasal yapı kurtarır diyor. Bugün de, maalesef aynı noktadayız. Kızgınlıkları, küskünlükleri bir yana bırakıp el ele vermemizden başka çıkar yol yok.

Başbakan’ı görüyorsunuz, “Ben Obama ile birlikte BOP’un eş başkanı oldum” derken, hepimizin gördüğü gibi “Öcalan’la eş başbaşbakan olmayı” bile içine sindirdi. Şöyle düşünüyor; “Nasıl olsa bunun karşılığında ABD bana Başkanlığı ya da
benim istediğim Sultanlığı verecek, o zaman düşünürüz.” Aynen böyle düşünüyor.

ABD’nin de, bunu vermeyi kabul ettiği çok açık ortaya çıktı. Nitekim, 3 yıldan bu yana özür dilemeyen ve tazminat ödemeye hiç yanaşmayan İsrail, Öcalan’ın metninin okunmasından bir gün sonra, Obama’nın ağzından sözüm ona özür diledi ve tazminat vermeyi üstlendi. Nasıl olsa belli ki, parayı hizmetlerinin karşılığında ABD’nin vereceği ortada.

Başbakan, üzerinde yorum yapmaya değmez, hatırlayacaksınız; en yakın arkadaşlarından birinci danışmanı Cüneyt Zapsu ABD’de, “O’nu deliğe süpürmeyin kullanın her şeyi yaptırabilirsiniz.” demişti. Bunun doğru olduğu çıktı.
“Öcalan’la görüşen şerefsizdir” dedi, 3 ay sonra görüştüğü ortaya çıktı. Hakan’ını (yani MİT müsteşarı Hakan Fidan) Oslo’ya gönderdi, Hakan orada “Başbakan’la Öcalan’ın Türkiye üzerindeki görşleri % 90-95 örtüşüyor.” dedi. Bırakın yalanlamayı ona bir şey olmasın diye koruma altına aldı. “Öcalan’ı muhatap alır mıyız, şehit aileleri ne der?” dedi, yapılanlar herkesin gözü önünde. Tabii Ali Kemal’leri ortaya atınca, herkes olanları görmüyor, kandırdık zannediyorlar o da başka.

Sevgili dostlar,

İş ortada, ama bu durumu muhakkak herkese anlatmalıyız. Karşı koymalıyız.
İnsanların ikna edilmesine, beyinlerinin yıkanmasına, sessiz kalmalarına
göz yummamalıyız. Her ülkede, Başbakan gibilerini bulabiliyorlar. Nitekim Osmanlı’da da bulmuşlardı. Son günlerde, gördüğümüz kralın soytarılarından da bol bol bulabiliyorlar. Nitekim, Ali Kemal’ler, CIA ajanı olduğunu herkesin bildiği sözüm ona gazeteciler, sözüm ona aydınlar hep vardı. Her yerde vardı. Ama, halkımızın sessizleştirilmesine boyun eğmesine izin vermemeliyiz. Aynen, tek tek deniz yıldızlarını suya atan kişi gibi, elimizden geleni yapmalıyız.

Öcalan‘ın tam açıklamasını okudunuz mu bilmem. Ama size bazı yerlerini söyleyeyim.
Aynen şöyle diyor;

1) “Son 200 yıllık fetih savaşları, baskıcı ve inkarcı anlayışlar, Arabi, Türki, Farsi, Kürdi toplulukları ulus devletçiklere, sanal sınırlara gark etmeye çalışmıştır.”


Çok açık. Ulus devletçilikler ve sanal sınırlar varmış. Türkiye ve Türk milleti de, dolayısıyla bunlardan biriymiş. Ve açıkça görülen o ki, yeni süreç (yani BOP projesi)
bu ulus devletçiklerinin de sanal sınırlarını değiştirecek.


2) “Artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir.” 


Çok açık. Silahlı unsurlar, yani sözüm ona askerler silah bırakmıyor, sınır ötesine çekiliyor. Sözüm ona 2 devlet, 2 taraf, 2 düşman var ya, bunlardan biri içinde bulunduğu ülkeyi sözüm ona terk etmeyi kabul ediyor.

Tabii, ahlaksız sözde aydınların ve Ali Kemal’lerin tümü bunu silahların bırakılması olarak yorumladılar. Ve hepimizin kafasını karıştırmaya çalıştılar.

3) “Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak, modernitenin hedeflediği insanlık dışı
bir imalattır.”


Çok açık. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti insanlık dışı bir imalatmış. Yani sözüm ona, Türk milleti kavramı tek ulusu ifade ediyormuş ve etnik bir ulus kavramını ifade ediyormuş. Ve de bu nedenle, insanlık dışıymış. Bu çok açık yargıyı, Ali Kemal’ler ve mandacılar tabii ki görmezden geldi. Ama “Anayasa’da Türk vatandaşı olmasın,
Türk milleti olabilir, ona karşı değiliz.” diyen saf, iyi niyetli (!) arkadaşlar yok muydu, bakalım onlar nasıl yorumlayacaklar.

4) “Bu Nevruz münasebetiyle en az Kürtler kadar Ermenileri, Türkmenleri, Asurları, Arapları ve diğer halk topluluklarını da kendi eşitlik ve özgürlük ışıkları olarak görmeye çağırıyorum.”

Bunun anlamı da çok açık. Her ne kadar, Ali Kemal’ler, mandacılar yani bir süredir gördüğümüz, işittiğimiz sözüm ona aydınlar görmezden geldilerse de.


5) “Bugün Anadolu’yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki, 
Kürtlerle 1000 yıla yakın, İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları kardeşlik hukukuna dayanmaktadır.”

Çok açık. Bundan sonra, sözüm ona yeni Türkiye’de iki anlayış olsun. Biri İslam hukukuna dayalı bir örgütlenme, diğeri de Kürtlerin oluşturacağı örgütlenme, bu ikisini de yan yana yaşatacak tek unsur İslam’dır demek, başka türlü nasıl söylenebilirdi?


6) “Türkleri ve Kürtleri Ortadoğu’nun temel iki stratejik gücü olarak kendi öz kültür ve uygarlıklarına uygun şekilde demokratik modernitemizi inşa etmeye çağırıyorum.”

Yani, yeni devleti inşa etmeye çağırıyor. Ve bu devletin temel unsuru belli. Tek ulus olmayacak, o ulus sadece Türk milleti olmayacak. Tabii Ali Kemal’ler bunu şöyle
değerlendiriyor. “İşte gördünüz mü, bölünmeyi hiç istemiyor, federasyondan da
hiç söz etmiyor, tamamen bizim istediğimizi istiyor.”

Sevgili dostlar,

Bence Ali Kemal bile bu kadar haysiyetsiz, bu kadar içten pazarlıklı değildi.
Bilmiyorum yanılıyor muyum?

7) Ve son olarak, Öcalan bir de çağrıda bulunuyor;

“Parçalanmış ve bugün Suriye ve Irak’ta yaşamaya mahkum edilen Kürtler’i, Türkmenler’i, Asuriler’i ve Araplar’ı birleşik bir barış konferansında
kendi gerçeklerini tartışmaya ve kararlaşmaya çağırıyorum.”


Çok açık. Tabii Ali Kemal’ler bunu da görmezden geliyor. Bir barış 
konferansı toplanacak ve orada halklar kendi kaderleri hakkında karar verecekler, tabii Öcalan başta bu kararın da ne olduğunu söylemişti. Ulus devletçiklerden ve sanal sınırlardan söz etmişti. Yani bu konferansla yeni sınırlar ve yeni devletler belirlenecek, tam kendi deyimiyle “kararlaştırılacak”.

Tabii böyle bir konferansda, ABD’nin yer almayacağını, hiç katkısının olmayacağını düşünen iyi niyetliler olabilir belki.


Sevgili dostlar,

Söylediğim gibi olay vahim. Maalesef, ABD kendi maşalarını kullanarak bu gidişi hazırlıyor. Bunu hazırlarken içerideki yöneticiler eşbaşkan olmayı düşünürken bir bakarsınız ikinci eşbaşbakan olmuş. Onlara ne gam. Nasıl olsa onlara göre,
ABD bir mükafat verecektir. Nitekim ilkini gördük. İkinci, üçüncüyü de göreceğiz.
Ama bir şeyi merak ediyorum. Türk milleti mandacılara, işbirlikçilere, Damat Ferit’lere, Damat Ferit’lerin günümüzdeki uzantılarına meydanı boş bırakacak mı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin, birilerinin söylediği gibi tarihin çöplüğüne atılmasına
göz yumacak mı, yoksa bildiğimiz siyasal yapıları da aşan bir şekilde el ele verip
bu durumdan çıkacak mı?

Çıkacağını umut ediyorum.

Dediğim gibi bu söylediklerim bir siyasetçinin oy alayım kaygısından kaynaklanmıyor, sadece çocuklarımızın, gençlerimizin, gelecekte bağımsız, çağdaş, demokratik bir Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk milletinin eşit bireyleri olarak yan yana, barış içinde yaşayabilmeleri isteğinden kaynaklanıyor. Tabii bir de, bu durumu kabullenen,
neden olan tüm Damat Ferit’lerin, soytarılarının, Ali Kemal’lerin mutlaka hesap verecekleri ve o zaman gerçekten de tarihin çöplüğüne atılacakları inancından kaynaklanıyor. (26.3.13)

Prof. Dr. Süheyl Batum

Arşivden : YİNE AKP ELİYLE, BİR BÜYÜK EMPERYALİST OYUN DAHA : 12 EYLÜL 2010 ANAYASA REFERANDUMU TUZAĞI !

12_Eylul_2010_Referandumunda_HAYIR_deyin_15.8.10