Etiket arşivi: Gaffar Okkan

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 02 Şubat 2022

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

FUZULİ

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, İmamoğlu’na destek veren dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say için nezdimizde CHP şakşakçısı bir şarlatandan öteye değer ifade etmeyen Say, artık fuzuli say’ılmaktadır.” ifadesini kullandı.

Fuzuli bir açıklama…

BEKA

Perinçek, Gazeteci Sedef Kabaş’ın sözleri ile ilgili ”Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan bir eylem var. Bu hakaret olayı milli devleti aşağılama kampanyasının bir parçası.”

Bahçeli’den geçme “beka” sendromu…

KIVIRTMA   

RTE, Sezen Aksu’ya yönelik söyledikleri için, ”Dilini koparma ifadesini bir kişinin şahsına yönelik değil kutsallara karşı yönelik bir tavır olarak ifade ettim” dedi.

Çevir imam, kaz yanmasın!..

YEMEK

İBB Başkanı İmamoğlu’nun yoğun kar yağışı sırasında İngiltere Büyükelçisi ile balıkçıda yemek yemesi gündem oldu.

İmamoğlu’nun buluşmasına ait MOBESE kayıtları yayımlandı.

  1. İmamoğlu’nun böyle bir günde yabancı elçi ile yemek buluşması aymazlıktır. Hatadır.
  2. Yandaş medyanın İstanbul’un her yerindeki ulaşım sorununun sebebi İBB imiş gibi gösterme çabası halkı kandırmaktır. Sahtekarlıktır.
  3. İmamoğlu’nun MOBESE kameraları ile izlenmesi ve görüntülerinin yayımlanması tüm yurttaşların bireysel özgürlüğüne saldırıdır. Suçtur…

DEDİKODU

Bakan Soylu, İmamoğlu’nun MOBESE kayıtları ile ilgili soruya, ”Dedikodu değil iyiliğin zamanı” yanıtı verdi.

Kayda alıp/aldırıp yayımlayanların yaptığı…

AKIM

RTE, Kar yağışı sırasında yemeğe giden İmamoğlu’nu eleştirirken “Biz karargahımızı kurar AKOM’dan izlerdik” dedi.

İmamoğlu AKOM’un RTE döneminde olmadığını, Gürtuna döneminde başladığını açıkladı. Bu ilk değil;

  1. 1983 doğumlu kızı 1979’da kapısına not yazmıştı
  2. 1982’de kurulan üniversiteden 1981’de diploma almıştı
  3. 1981’de açılan cezaevinde 1981’de işkence görmüştü
  4. 2002’de kurulan partisi 1992’de üniversite açmıştı.

Yani Akom derken…

ÇİĞNEME

Sedef Kabaş konuşunca Adalet Bakanı Gül RTE’ye kalkan oldu, yargıyı etkileyici konuşma yaparak hukuku çiğnedi.

İşin içinde, hatta başında kimlerin olduğunu iyi değerlendirmemiş olmalı ki İmamoğlu’nun MOBESE görüntüleri yayımlanmasını FETÖVARİ bulduğunu ve kişisel verilerin korunması gerektiğini söyledi.

Çiğnendi…

ADALET

Bakan Gül MOBESE kayıtlarının yayımlanmasına karşı çıktı görevden alındı.

Yeni bakan Bekir Bozdağ, RTE’nin adalet programını yaşama geçirmek için çalışacağını açıkladı.

Nasıl bir adalet anlaşılıyor değil mi?..

İLİŞKİ

RTE, ”Öcalan’ın, Demirtaş’ın oradan verdiği mesajlarından rahatsız olduğu ortada bir gerçek” dedi.

Beylerin iletişimi iyi…

MİLLİYETÇİ?

MHP Kocaeli İl Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Erhan Kopuk, Gaffar Okkan hakkında Facebook hesabından yaptığı paylaşımında “Gaffar Okkan yerin ateş olsun, cehennem mekanın olsun” ifadelerini kullandı.

Bu MHP’liler milliyetçi mi?..

VURGUN

Kılıçdaroğlu, 3 Nisan 2018’de 3.2 milyar TL’ye verilen ihalenin iptal edilerek 2020’de 9.2 milyar TL’ye tanıdık bir müteahhite (AS: yükleniciye) verildiğini açıkladı.

Millet kaybetti de kim/ler kazandı?..

SUÇ

TÜİK, Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) yöneticisi Veysel Ulusoy hakkında, ‘kişilik haklarını ihlal ettiği’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

Yalanı açığa çıkarma suçu!..

ZAM

Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası’nın (EPGİS) verilerine göre, 2021 yılında akaryakıta 79 kez zam yapıldı.

Millet konuşur, AKP yapar…

DÖNÜŞ

İçişleri ve Ulaştırma Bakanları kar yağışı sonrası inceleme yapmak üzere geldikleri İstanbul’da “dünya harikası” ilan ettikleri İstanbul Havalimanı’na inemediler. Anlamsız yere boşalttıkları Atatürk Havalimanı’na indiler.

Sonunda mutlaka Atatürk’e dönecekler…

NASRETTİN HOCA

Üç yıllık İstanbul Havalimanı’nın kargo binasının çatısı kardan çöktü.

Ulaştırma Bakanı “Zaten yıkacaktık” dedi.

Nasrettin Karaismail Hoca…

İMAM

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na başkan yardımcısı ve İlim Yayma Vakfı yöneticisi getirildi.

Türkiye Uzay Ajansı Başkanlık Müşavirliği’ne sebze üretim mezunu atandı.

Nerede makam, oraya imam…

GAZ

RTE, Rize’deki konuşmasında gaz sorunu olmadığını her türlü tedbiri aldıklarını söyledi.

Öyleyse gaz kaçıran var…

FETÖCÜ

Aydınlık’tan manşet ”Bozdağ adalet bakanı oldu FETÖCÜLER rahatsız.”

Muhterem hoca efendiye saygısızlık!..

YETER

Tarım ürünleri ithalatı için “Paramız var ki alıyoruz” diyen Tarım ve Ormancılık Bakanı Pakdemirli Türkiye’nin kendi kendine yeterli olduğunu açıkladı.

Yetersiz bakan, hayalimdeki Türkiye…

ÇOCUK

RTE, Trabzon’daki törende 10 yaşındaki çocuğa mikrofon verip Kılıçdaroğlu’na “hain” dedirtti.

Ayağa düşüş…
***

SORUYORUM                                     ???

  1. 128 milyar Dolar nerede?
  2. 20 Aralık 2021 gecesi döviz bozdurarak vatandaşın sırtından vurgun yapanlar kimlerdir?

Bunlara bilgi sızdıran kimdir?

  1. Bakan Ruhsar Pekcan ve diğer bakanların/yakınlarının devlete mal satmasının (hem de bozuk ve fahiş fiyatla) soruşturulması neden engellendi?
  2. Sedat Peker’in suçlamaları kamuoyunda karşılık bulmasına karşın niçin araştırılmıyor? Uyuşturucu kaçakçılığının üzerine neden gidilmiyor?

Sedat Peker’in susturulması karşılığında BAE’ye ne verildi?

  1. Orman yangınlarının sebepleri ve ihmali olanların soruşturulması TBMM’nde neden engellendi?

Yangınlar kasıtlı mıydı?

  1. Yurt dışına para aktararak vergi kaçıranlardan hesap sorulmayacak mı? Yasal engel çıkarılmayacak mı?..

NEO-LİBERAL KAPİTALİZMİN SALGINLA SINAVI

Dostlar,

Bu gün, 26 Ocak 2022 Çarşamba günü saat 20:30’da bir konferansımız olacak.

Başlık : NEO-LİBERAL KAPİTALİZMİN SALGINLA SINAVI

Bilindiği gibi 24 Ocak 1993’te Uğur Mumcu yoldaşımızın kahpece öldürülmesinin üstünden 29 yıl geçti.

24 Ocak “yüklü” bir  gün. Yurtsever – yiğit Emniyet Müdürü (Diyarbakır) Gaffar Okkan‘ı da yine bir 24 Ocak günü (2001) bizden koparıp aldı karanlık kontr-gerilla güçleri (yerli – yabancı ve dinci). O gün, çözdüğü Uğur Mumcu cinayetini açıklayacaktı. Makam aracı havaya uçurularak 5 korumasıyla birlikte şehit edildi. Katil sürüleri panikteydi.

24 Ocak 1980’de Türkiye’yi neo-liberal kapitalizme post-modern sömürge olarak sunan, bu merkezlerce dikte edilen “ekonomik kararlar” (!) açıklandı ve 42 yıl sonra “hal-i pür melal” imiz ortada. (http://ahmetsaltik.net/2022/01/24/bir-kez-daha-ugurlar-olsun-yigit-yoldas/ ve http://ahmetsaltik.net/2021/01/24/24-ocak-1980-kararlari/)

Bu son “24 Ocak”ta ise yurtsever – korkusuz – yetenekli sinema sanatçısı Fatma Girik bizleri koydu gitti..

34 yaşında Ceza Hukuku Profesörü olan parlak zekalı bir bilge aydınımız Uğur Alacakaptan da veda etti yaşama 2 gün önce. Kalpaksız kuvayı milliyeci Uğur  Mumcu, Sakıncalı Piyade adlı görkemli kitabında yazarak tarihe mal etmişti :

Her 2 “Uğur”a, Mamak Askeri Cezaevinde, ellerine kazma verilerek,

  • kanalizasyon buzlarını kırmaları “emredilmişti” !!

Bu insanlık dışı davranışların yaşayan özneleri aynaya bakabiliyor mu acaba?(http://ahmetsaltik.net/2022/01/25/buz-kiran-hoca-ugur-alacakaptan/)

Ruhsal apseleri kendilerine rahat veriyor mu acaba?
Ya da yaşayan yakınları, utançtan kıvranıyorlar mı acaba?
Kamuoyu önünde açık özür dileyerek pişmanlık açıklayana tanık olmadık ne yazık ki!
***
Bu akşam NÜSED bize bir görev verdi. NÜSED, “Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği“.. Prof. Dr. Nusret Fişek, Dr. Uğur Cilasun… kurucularındandı. Şimdiki Başkanımız, Hacettepe Tıp’tan sınıf arkadaşımız (1971’de başlayan) 50+ yıllık kadim meslektaşımız Dr. Dermen Boztok (Halk Sağlığı Uzmanı). Biz de bu Derneğin Onur Kurulu üyesiyiz. Geçen yıl da bizi görevlendirmişlerdi Adalet ve Demokrasi Haftasında NÜSED adına konuşma yapmamız için.. Görevimizi yapmaya çalıştık, youtube ortamında canlı yayın ile (kovit-19 salgını nedeniyle..) İzlemekiçin görselin (erişkenin) üstündeki ok tıklanabilir.

Bu yıl, 2. yılını bitiren ve hala süren salgın nedeniyle gene sanal ortamda sunum yapacağız, görev bize verildi NÜSED tarafından. Bu kez hem youtube hem de zoom ortamında eşzamanlı canlı yayın çabasındayız teknik bir aksilik yaşamaz isek.


Aşağıdaki görselin üzerindeki ok tıklanarak saat 20:30’da başlayacak konferansımız youtube ortamında izlenebilir. Zoom üzerinden izlemek isteyenler için bilgiler altta.

Güncelleme                     :
Konuşmamızı youtube ortamında canlı yayınladık. Üstteki görselde ok işareti tıklanarak izlenebilir (80 dk.).
***
2019’un son günlerinde Çin’de başlayan Kovit-19 salgınını küresel toplum neden 25 aydır denetim altına alamadı? Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) ulaşabilen “resmi” verilerle 360 milyon insan hastalandı ve 5,6 milyondan çok insan öldü! DSÖ, iyimser bir yaklaşımla bu sayısal verilerin, özellikle ölümlerin 3 – 3,5 ile çarpılması gerektiğini düşünüyor. Türkiye’de 2020 ölüm istatistikleri hala yayınlanmadı! 2020’de resmen ilan edilen Kovit-19 ölümü 21 bine çok yakın. Ancak hesaplamalarımız 257 bin saklanan ölüm olduğunu ortaya koyuyor.. Açıklananın 12 (on iki) katından çok! Bu verileri web sitemizde ve SÖZCÜ gazetesinde paylaştık (12 Kasım 2021, Uğur Dündar’ın köşesi, http://ahmetsaltik.net/2021/11/12/salgini-yonetemeyen-iktidar-olum-sayilarinda-yalan-mi-soyluyor/)

20221 ölüm verileri Haziran 2022 sonlarında açıklanır umarız.
Türkiye’de durum böyle. Ayrıca ölenlerin özellikleri, özellikle sosyo-ekonomik durumları son derece önemli. Kimler ölüyor? Dünyada ve Türkiye’de kurbanlar kimler??

İrrasyonel, insanlık dışı neo-liberal kapitalist politikalar neden salgını denetim altına alamıyor ve masum insanlar hastalanıp ölüyorlar??

  • Quo vadis, neo-liberal kapitalizm??
  • Neo-liberal kapitalizm, quo vadis?

Bu sorulara yanıt arayacağız bu gece sunacağımız konferansta..
(Salgının başından bu yana, 434. konuşmamız olacak..
Yazdıklarımızı da SALGIN YAZILARI başlığı altında kitaplaştırma çabasındayız.)

– Bir devlet ki can güvenliğini sağla(ya)mıyor, ko gitsin.
–  Kontrgerilla cinayetlerini engelle(ye)miyor, hesap soramıyor, at çöpe.
– Türkiye devletsizdir, yeniden kurmalı!
– “BİLHASSA KİMSESİZLERİN KİMSESİ CUMHURİYET“i; Yüce ATATÜRK‘ün tanımı ile.
– Başaracağız!

İlgi ve bilginize sunarız..

Sevgi ve saygı ile. 26 Ocak 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik

BİR KEZ DAHA “UĞUR’LAR OLSUN” YİĞİT YOLDAŞ!

BİR KEZ DAHA “UĞUR’LAR OLSUN” YİĞİT YOLDAŞ!


UĞURLAR OLSUN” ağıtını çalıp söyleyerek yüreklerimizi yakan – sızlatan ama bir o denli de güç ve savaşım kararlılığı (azmi) aşılayan saygın ve çooook yetkin ses ve saz (gitar!) sanatçısı Selda Bağcan‘a şükran ile…
***
Toplumsal ağır – çok derin örselenmemizi (travmamızı) sıcacık ve akıllıca hatta bilgece sözleriyle sarıp sarmalamaya çaba gösteren bilinçli – önder kişilikli… çook yönlü bilim – sanat – yazın (edebiyat) insanımız Prof. Dr. Ataol Behramoğlu‘na….
***
Yiğit ve tarihe mal olan vatan evladımız Uğur Mumcu‘nun hem anısını (hatırasını) hem de değer (paha) biçilemez yapıtlarını yaşatarak geleceğe taşıma ve kuşaklara mal etme bağlamında ölçüsüz bir özveri – sebat ve başarı sergileyen, Mumcu’nun saygın ve de sevgin (aziz) eşi Güldal Mumcu‘ya, çok değerli 2 evladına, UM:AG‘ı kuran, destekleyen, bugüne taşıyan ve kurumsallaştıran… kişi ve kurum – kuruluşlara, Cumhuriyet Gazetemize… kendi adımıza engin şükranlarımızı sunuyoruz.
***
29 uzun yıl sonra, bu Halk seni unutmadı yiğit Uğur Mumcu.. unutmayacak da!

Sen vuruldun yiğidim ama çağrına uyduk biz de, Cumhuriyet’e kol kanat germeyi sürdürüyoruz.. Türkiye Cumhuriyetimiz sonsuza dek onurlu, başı dik yaşayacak!

Büyük ATATÜRK tam da böyle buyurup şaşmaz hedef koymadı mı!?

Bu da bizden sana yanıt ve kadim – dönülmez bir vaat olsun..

2 gün sonra, 26 Ocak 2022 Çarşamba günü akşam 20:30 – 22:00 arasında zoom ortamında ve youtube kanalımızda bunları bir kez daha anlatacağız Tüm Türkiye halkına ve dünyaya..

Türkiye bu ayracı (parantezi) de aşacak ve son karşıdevrimci saldırıyı da defetmeyi bilecektir. Gelecek, tüm dünyada, asla kuşku duymaya yer yok ki, BİLİMSEL AKILCILIĞA DAYALI AYDINLANMA olacaktır..

Üstelik, bu kaçınılmaz (deterministik) tarihsel ilerlemecilik, belki de en çok, karşıtlarına yarar sağlayacak, onları da insanlaştırarak mutluluk ve gönence eriştirecektir.

Yiğit Emniyet Müdürü A. Gaffar Okkan‘ı da şükranla anıyoruz. Mumcu cinayetini çözmüştü, tam da öldürüldüğü gün, 24 Ocak 2001’de açıklayacaktı kamuoyuna.. Yarasalar öylesine korkuya kapılmışlardı ki, Okkan’ı 5 korumasıyla arabasını havaya uçurarak katlettiler..

Koskoca Devlet, nasıl böylesine çok ciddi, ağır bir olayı haber alamaz ve önleyemez?

Bu sorunun çengeli 20 yıldır zihinlerdedir ve aydınlatılmadıkça da öyle kalacaktır.

AKP 20 yılında tek başına iktidarının ve bu alçakça cinayetleri çöz(e)medi!!? Niçin??!

Umut Davasında itirafçı olacak sanıkları hukuk dışı “tele” bilirkişi raporlarıyla aklayanlar Türk Tabipleri Birliğinin başına getirildiler, Av. Ceyhan Mumcu‘nun feryatlarına göre.. Emniyet Genel Müdürü / İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, Güldal Mumcu’nun tuğlayı çekmesi istemine “çekemem, devlet yıkılır..” dedi ve Mumcu cinayeti siyasal tercihle karanlıkta bırakıldı.

  • Devlet, en temel görevi olan YURTTAŞININ CAN GÜVENLİĞİNİ SAĞLA(YA)MADI..
  • Üstelik kökü dışarıda örgütlerin kanlı ellerini kıramadı! Niye? Asıl soru ve sorun budur!

ADALET & Demokrasi Haftası 29. yıl..

– Bir devlet ki can güvenliğini sağla(ya)mıyor, ko gitsin.
–  Kontrgerilla cinayetlerini engelle(ye)miyor, hesap soramıyor, at çöpe.
Türkiye devletsizdir, yeniden kurmalı!
– “BİLHASSA KİMSESİZLERİN KİMSESİ CUMHURİYET“i; Yüce ATATÜRK‘ün tanımı ile.
– Başaracağız!

Sevgi, saygı, ACI VE KAYGI ile.. ama UMUTLA!
24 Ocak 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik     twitter  @profsaltik 

24 Ocak gerici diktatörlüğe, işbirlikçiliğe, sömürüye karşı direniş ve başkaldırı günüdür!

24 Ocak gerici diktatörlüğe, işbirlikçiliğe, sömürüye karşı direniş ve başkaldırı günüdür!

Mahmut ÖZYÜREK
Ulusal Eğitim Derneği Yönetim Kurulu Adına
Isparta Şube Başkanı

Uğur Mumcu’nun katledilerek aramızdan alınışının 27. yılındayız. 27. Adalet ve Demokrasi Haftası içinde aynı zamanda “hain tuzaklarla” aramızdan alınan Muammer AKSOY, Bahriye ÜÇOK, A. Taner KIŞLALI, Necip HABEMİTOĞLU, Ali Gaffar OKKAN ve daha onlarca devrim şehidini bir kez daha anıyoruz.

  • Onlar, emperyalizme karşı bağımsızlık, sömürüye karşı eşitlik,  faşizme karşı özgürlük ve demokrasi,  gericiliğe karşı laiklik, savaşa karşı barış ve kardeşlik, ayrımcılığa karşı eşitlik mücadelesi verdikleri için katledildiler.

Bu katliamların arkasındaki güçler ülkemizi emperyalizme, sömürüye ve gericiliğe teslim edenlerdir. Ülkemiz tam da böylesi bir zihniyetin kahredici sultası altındadır. Bugün iktidarda bulunan gelenek ile ülkemizin yüz akı aydınların, Kemalist devrimcilerin, yurtseverlerin katliamını gerçekleştiren zihniyet, aynı damardan beslenmektedir ve ortaktır. Aydınlanma düşmanı, emperyalizm uşağı, gerici ve işbirlikçidir.

Bu nedenle;  Siyasal dinci faşizme ve gericiliğe karşı mücadele, siyasal dinciliği besleyen, palazlandıran ana damar olan emperyalizmle karşı mücadele ile özdeştir. Başka bir söylemle emperyalizmi alt etmeden siyasal-dinci faşizmi ve gericiliği alt etmek olanaksızdır. Hesaplaşmayı dinci-gerici siyasal sistemin temel dayanağı olan emperyalizmle yapmayı göze alamayan her hareket, tali (AS: ikincil) sorunları öne çıkarıp dinci faşist sistemin aklanmasına, meşrulaştırılmasına hizmet eder.

Toplumsal gericiliği ve bağnazlığı devlet eliyle örgütleyen,  1923 Cumhuriyeti’ni boğazlayan, tüm kurum ve değerlerini yıkan iktidar ve ortakları, kendi varlıklarını katliamlar, darbeler, baskıcı yöntemler ile sürdürme çabası içindedir. Tam da bu nedenle bugün yaşanan “başkanlık” değil, din ambalajı ile örtülmüş faşist diktatörlüktür. Faşist diktatörlükler ise, doğası gereği “insanlık suçu” işlemekten sabıkalıdırlar.

Ancak ne yaparlarsa yapsınlar Kubilay’dan bu yana katledilen, yakılan, idam sehpalarına çekilen aydınların, Kemalist devrimcilerin, yurtseverlerin aydınlığını bu ülkenin üzerinden silemediler / silemeyecekler. Emperyalist politikalara, siyasal islamcı rejime, palazlandırılan gericiliğe karşın bu ülkenin onurlu insanlarının savaşımlarını bitiremediler/ bitiremeyecekler.

Bugün tükenmeye doğru ilerleyen, yaşamın her alanını işgal etmeye çalışan siyasal islamcı baskı rejimine, gericiliğe, diktatörlüğe karşı laiklik ve özgürlük savaşımını yükseltme, haramilerin saltanatına son verme zamanıdır.

Emperyalizmin dümen suyuna girmiş, iktidarı ele geçirmiş egemenlerin belirlediği meşruluk anlayışı, “tek kişi yasalarını” temel alırken, çoğu zamanda bu yasaları bile tanımazken, Kemalist devrimciler için meşruluk; doğru ve haklı olanın, Kemalist devrimin ve halkın çıkarına olanın savunulmasıdır. Bunun için savaşım verilmesidir.

Bu ülkenin bütün yurttaşlarını bu haklı ve onurlu savaşıma omuz vermeye çağırıyoruz :

  • Artık “unutmadık” demek yetmiyor.
  • Hain tuzaklarda katledilenlerin özlemini duyduğu bir düzeni kurmak boynumuzun borcudur.
  • Bu nedenle; 24 Ocak yalnızca bir anma günü değil, gerici diktatörlüğe, işbirlikçiliğe, sömürüye karşı direniş ve başkaldırı günüdür!

Dinmeyen acımız, bitmeyen öfkemiz, özlemimiz ve sevgimizle tüm devrim şehitlerimizi bir kez daha anıyoruz. Işıkları yolumuzu aydınlatmayı sürdürecek.

‘Faili Meçhul’ Utanç…

Ertugrul_Kazanci_portresi

 Av. Ertuğrul L. KAZANCI
Eğitimci / Hukukçu
‘Faili Meçhul’ Utanç…

  • İlerici ve toplumcu düşünce sahiplerini hedefleyen eylemlerin temelinde, ulusal aydınlanmanın yolunu kesmek vardır. Çünkü aydınlanma, halkçılığa dayalı devrimci ve bilimsel bir anlayıştır. Saydamlığı kurabilen ‘Kemalist’ devlet dönemindeki işleyişe göz atınız. Faili meçhul bir hal, tek gizlide kalmış cinayet var mıdır? 

Bir devlet için en büyük umarsızlık, yurttaşların; genel kolluk gücüne ve adalet cihazına ait inancı tartışmasıdır. İster çıkar amaçlı veya tepkisel ya da töre ve husumet gibi öznel dürtülerden kaynaklansın; ister siyasal, sosyo-ekonomik ve kültürel alanlarda halktan yana yer alanlara yönelik toplumsal yankılı saldırılar olsun, mutlaka açığa çıkarılmalıdır. İzleme, inceleme ve soruşturmalarla yargılamalar, kamuoyuna mutlaka güven vermelidir.

İnsanların üzüldüğü, kınadığı ve çözümünü istediği “faili meçhul” olaylar, Türkiye’de aşılamamıştır. Kimliği bilinmeyen kişi veya örgütlerce işlenen suçlar ve özellikle de cinayetler, kamuoyu vicdanında onulmaz yaralar açmıştır.
Öbür yandan; yeterli kanıtlar elde edilememesine dayalı ve ceza sorumsuzluğu doğuran “takipsizlik” kararları ve “zamanaşımı” öğeleri de kimi kez olumsuz yasal zeminler sağlamıştır.

İrdeleme                       :

Öznel nitelikli olanların ötesindeki faili meçhul saldırıların, ilerici dünya görüşüne sahip Cumhuriyetçi ve devrimci kişilere ağırlıkla yöneltildiği gerçektir. Toplumcu düşünce ve davranışlar, aydınlanma karşıtlarında kuşkular uyandırmaktadır. Çünkü bireysel kaygıların dışlandığı kamusal yararlı amaçlar, kendilerinin yaşam alanlarında yoktur. Onların kavlince toplumcu bir çırpınma içindekilere biçilen gelecek, canlarını almaktır!..

İnsanlık tarihine atılan nesnel bir bakış; sömürüye dayalı, ezici, bireyci veya zümreci tavırlı totaliterliği, halkçılığın can düşmanı olarak saptar. Hurafe ve safsataların eşlik ettiği ve fanatik motiflerin hüküm sürdüğü koşullarda,
insani dirlik olamaz. Aydınlanma, karşıt eksenli egemen güçlerin yadsıdığı
asli gerçektir. Çünkü aydın bir kitleyle uğraşmak zordur. Baskıcı yöntem ve karartmalar sökmez. Bağnazlığın desteğinde yol almaksa kolaydır.

Demokratik rejimin doğal yanı, düşüncelerin kayıtsızca savunulmasıdır.
“Hoşa giden veya gitmeyen” ayrımı yapılmadan ve körlemesine “aykırılık” karşıtlığına girilmeden zıtlıklara dayanıklılık gösteriliyorsa, orada demokratik olgunluk var demektir. Yoksa insanlık onurunu hiçe sayan despot siyasetlerin dünyalarındaki yöntemlerle özgür düşünce kaynakları kurutulmaya kalkılıyorsa, çekilecek çileler çoktur.

Faili meçhul utancın bir ülkenin başına gülle gibi düşmesindeki sorumluluk,
halk düşmanlarına aittir. Onlar; ayrımcı, çıkarcı ve sömürgeci odaklara bağımlıdır. Emperyalizme yaslanmış kulvarlarda, iç ve dış bağdaşıkların birlikte kotarılacak işleri arasında, faili meçhul planlamalar da önemli yer tutmaktadır. Bu nedenle devlet; ne emperyalist ve ne de onun buyruklar alan antidemokratik yandaşı olmalıdır. Çünkü böylesi ülkelerde toplum artık zavallı bir yığın ve içinden çıkan aydınlar da saldırı tahtasıdırlar.

Acılar ve devlet                           :

  • Ülkemizde; İpekçi, Mumcu, Kışlalı, Aksoy, Üçok, Hablemitoğlu, Türkler, Dursun, Köksal, Bedri Karafakioğlu, Gaffar Okkan, Ümit Doğanay, Çetin Emeç, Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Ahmet Özkan ve nicelerine ilişkin faili meçhuller aydınlanabildi mi? Eşref Bitlis konusu ne oldu? Cavit Orhan Tütengil’in yargıdaki dosyası yitirilmedi mi?

Devlet; halk organizasyonudur. Eğer “ideal bir devlet” varsa, ilerici ve toplumcu ölçütlerde olması gereken kamu düzenine kastedenlerin yakasından tutar,
ortaya çıkararak cezalandırır. İnsani ölçütlere dikkatli yönetimler için bile en çarpıcı olumsuzluk, ülkesindeki faili meçhulleri çözememektir. Hele devletlerin siyasal erkleri, güven vermeyen hükümetlere geçerse, meçhullüklere gizemli şallar da atılabilir. Devletin “ceberrut” bir yönetsel eğilime düşmesi sonucunda “hukuk dışılıkla” birlikte anılması olağanlaşabilir. Felaket de budur.

Faili meçhul haller
, emperyalizmin bu ülke ve halkın işlerine karıştırılmaya başlandığı dönemlerden bu tarafa doğru gelmiştir. Suç sınırlarını aşmış özel merkezlerin, 1955’lerden sonra Türkiye’de belirmeye başlaması savları da

hep gündemde değil midir?

Sonuç                           :

Halkçıdevrimci özgüvenle yoğrulmuş saydamlığı kurabilen “Kemalist” devlet işleyişine göz atınız. Faili meçhul bir hal, tek gizlide kalmış cinayet var mıdır?
Aydın ve demokrat bir Türkiye ancak; Atatürk ilke ve esaslarına bağlılıktan esinlenen kamu anlayışıyla özdeştir. (Cumhuriyet 24.01.2013)