Etiket arşivi: Öğretmenler Günü

ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN!

Prof. Dr. Özer Ozankaya
ADD Kurucu Üyesi, 4. Genel Bşk.
of.ozankaya@isnet.net.tr 

Türk ulusunu uygar uluslar topluluğunun saygın bir üyesi düzeyine yükselten, Atatürk önderliğindeki Cumhuriyet devrimlerinin başlıcalarından birisi olan eğitim devrimi ve bu bağlamda öğretmen yetiştirme ve öğretmenlik mesleğinin toplumsal konumunu yüceltme yolundaki büyük atılımları oldu. 1946’dan başlayarak bu saygın konumu sürekli olarak zayıflatan başlıca etkenlerden birisi ise sömürgeci devletlerin güdümündeki politika bezirgânları olageldi.

Atatürk ve devrimci aydın arkadaşları, toplumumuzda eğitim ve öğretmenlik mesleğinin değerinin çağımızdaki gerçek anlam ve önemiyle kavranmasına tam içtenlik ve adanmışlıkla, özel bir özen göstererek çalıştılar. Sömürgeci güdümündeki siyaset bezirgânları ise, bu uygarlık atılımına karşıtlıklarını, ancak kendilerine yaraşan ve artan bir kabalık ve hoyratlıkla yapageldiler.

  • Ama karanlık ve çirkinliğin ışığa ve güzelliğe yenilmesi kaçınılmaz bir yasadır.

Atatürk, eğitimin ve öğretmenin uygar insanlıktaki yerini, kafalara ve gönüllere öylesine silinmez güzel nakışlarla işlemiştir ki, şiir gibi, türkü gibi Türklük durdukça yinelenecek ve Türklüğün sonsuza dek yücelecek varlığına katkı yapacaktır:

  • “Öğretmenler! Cumhuriyetin özverili öğretmen ve eğitmenleri! Sizler yetiştireceksiniz!
    Yeni kuşaklar sizin eseriniz olacaktır!”
  • “Yaşamda en doğru kılavuz bilimdir, tekniktir.
    Bilimin ve tekniğin dışında kılavuz aramak, aymazlıktır, bilgisizliktir, sapkınlıktır.
    Bilimin ve tekniğin her dakikadaki aşamalarının evrimini ve ilerlemelerini izlemek şarttır.”
  • “Bütün dönemlerde Türk, kendi ruhunu, benliğini, yaşamını unutmuş,
    nereden geldiği belirsiz birtakım başların bilinçsiz aracı durumuna düşmüştür…
    Bununla birlikte hatırlatmak gerekir ki, o baskı altında bile bizi bugün için yetiştirmeye çalışan gerçek ve özverili öğretmenler, eğiticiler eksik değildi.”

Öğretmenler gününde başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olarak tüm öğretmenlerimizi en derin saygı, sevgi ve gönül-borcu duygularıyla anıyorum.
***
Ek:

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi iken, adını yazmayan bir öğrencimden aşağıdaki kartı almıştım. Beni çok duygulandıran ve meslek yaşamımın en anlamlı ödüllerinden birisi saydığım o kartı yaldızlı bir çerçeve içinde hep çalışma odamın duvarında asılı tutageldim. Kendi babam Hilmi Ozankaya ve kayınbabam Yaşar Babacan’ın öğretmen olmalarının da payı olduğunu düşündüğüm bu kartı, internet arkadaşlarımla da paylaşmak istedim.

“Sayın Hocam,
Ben bir çiçek olsam,
Siz toprak
Kabul eder miydiniz
Verimli olsaydım,
Sizden alsaydım
Gücümü?
Gelişseydim emeğinizle,
Kabul eder miydiniz
Büyüseydim?
Başımı uzatsaydım aydınlığa,
Başarsaydım
Yaşam savaşını.
Eğilip yere
Elinizden öpseydim
Kabul eder miydiniz?
Bir öğrenciniz”

(Bu değerli öğrencimin sağlık, esenlik içinde olarak bu notumu görebilmesini ne çok isterdim!)

BAŞÖĞRETMEN

Dr. Ceyhun BALCI

BAŞÖĞRETMEN

Her yılın 24 Kasım günü kutladığımız Öğretmenler Günü de Ata’dan bize sayısız armağandan birisidir.

Atatürk, BAŞÖĞRETMEN sıfatını sonuna dek hak etmiştir. Simgesel bir yakıştırma olmaktan çok eylemli bir etkinliğin ürünüdür O’nun başöğretmenliği.

Kurtuluş Savaşı’nın sonucunun kestirilemediği, Kütahya-Eskişehir Savaşları sırasında Atatürk’ün maarif kongresini toplama ileri görüşlülüğü sergilediği bilinir. O sırada kendisine “çılgınlık” yakıştırması yapılmış olması da hiç birimizi şaşırtmaz. Sayamayacağımız kadar çok çılgınlıklarından yalnızca birisidir.

Yazı Devrimi’ni kara tahtanın başına geçerek başlatandır! Böylece millete öğretmenlik yaparak öğretmenleri yüreklendirmiştir, özendirmiştir.

Geometri kitabını yazarak o zamana dek dilimizin bile zor döndüğü Osmanlıca terimleri Türkçeleştirendir. Böylece anlamayı, anlaşılmayı kolaylaştırırken dilde özleşmenin yolunu açandır.

Yurttaşlık Bilgisi kitabını yazarak da her şeyin üzerinde değer verdiği milletine birey, yurttaş olmanın anlamını ve önemini kavratandır.

Başöğretmenliği yeri geldiğinde bir lisede ya da fakültede derse bir öğrenci gibi katılmasına engel olmamıştır.

Yükselmenin, ileri gitmenin ve çağdaş uygarlığı yakalamanın olduğu gibi alıp uygulamaktan çok özümsemekten ve eğitim, öğretimden geçtiğini en iyi bilendir.

Ölümüne sayılı dakikalar kalmışken “dilim, dilim ah efendim!” diye sayıkladığı söylenir.

En değerli kültürel varlığımız olan Türkçe’yi ölüme giderken bile sayıklaması hiç şaşırtıcı değildir yaşamı ve yaptıkları irdelendiğinde.

Başöğretmene saygıyla!

Elleri öpülesi öğretmenlerimizin günü kutlu olsun!
****

https://cumhuriyetciyorum.wordpress.com/2021/11/23/basogretmen-2/?fbclid=IwAR2E4VgFHE7b_3O6h7b7dPOxCS0lZVMuPxflW83plqRZMhsCgCIHe_U-dQw

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

YAZ KURSLARI - Kartal'in Sesi Gazetesi - Kartal Haberler - Kartal  SanatKartal'in Sesi Gazetesi – Kartal Haberler – Kartal SanatTurgut Ünlü
Eğitimci
Atatürkçü Düşünce Derneği
Danışma Kurulu Üyesi

23 Kasım 2021

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

  • “ Dünyanın her tarafında ÖĞRETMENLER insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır. “
  • “ Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz bir millet adını alma
    yeteneğini kazanamamıştır.”
  • “ Yeni kuşak, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. “
  • “ Unutmayınız ki, Cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra
    gelir. “
    ……
    Gazi M. Kemal Atatürk, ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN ÖNEMİ’ni bu veciz sözlerle belirtiyordu. Ülkemizin BAĞIMSIZLIK, KURTULUŞ MÜCADELESİ’ni verirken
    bile, Ankara’ya gelip öğretmenlerle, geleceğin Türkiye’sinin planlamasını yapan toplantılar yapıyordu. Ve nitekim de öyle oldu. Asker ordusu, düşmanı yendi, şimdi sıra eğitim ordusundaydı.

“ Ordularımızın kazandığı zafer sizin eğitim ordularınız için yol açtı. Gerçek zaferi siz öğretmenler kazanacaksınız. Bunu başaracağınızdan hiç kuşkum yoktur. Sizin karşılaştığınız tüm engelleri kıracağız.”
…….
“ En önemli feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretle olur. “
……
“ Eğitimdir ki, bir milleti ya hür, bağımsız, şanslı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder.” 

.. diyerek; eğitime verdiği önemi belirtiyordu. Böylesi yaşamsal önemle başlayan eğitim atılımları kısa sürede de karşılığını buldu :

– 10 yılda, TÜRK MUCİZESİ böyle yaratıldı.
– 1929 Dünya ekonomik bunalımı bu bilinçle atlatıldı.
…..
1 Kasım 1928’de TBMM’de “Türk Harfleri Hakkında Kanun“ kabul edildi. Ve HARF DEVRİMİ, BİZZAT GAZİ M. KEMAL ATATÜRK ÖNDERLİĞİNDE BAŞLATILDI.
Yurtta geniş bir okuma – yazma seferberliğine girişildi. Bakanlar Kurulu da, 11 Kasım 1928’de M. Kemal’e “MİLLET MEKTEPLERİ’NİN BAŞÖĞRETMENİ” ünvanını verdi. Bu unvan, 24 Kasım 1928’de; Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşti. Bu tarihin Gazi M. Kemal Atatürk’ün 100. doğum yılı 1981’de, ülke çapında ÖĞRETMENLER GÜNÜ olarak kutlanması kararlaştırıldı.
…..
1966’da Paris’te “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı“ gerçekleştirilmişti. Bu konferans sonunda UNESCO ve ILO temsilcilerine statü tavsiyesi oybirliği ile kabul edilmişti. Bu durum 1994 yılında UNESCO’nun önerisine dönüşerek, 5 EKİM DÜNYA
ÖĞRETMENLER GÜNÜ olarak ilan edildi.
……
“Fikri, vicdanı, irfanı hür nesiller yetiştirme” gibi çok önemli, kutsal bir meslek olan öğretmenliğin, omuzlarında büyük sorumluluk varken; mesleğini özgür, ekonomik sıkıntısız, kendini sürekli yenileyen, aydınlanan ve aydınlatan, saygın bir konumda bulunması gerekir.
Bu nedenlerle; ÖĞRETMENLER GÜNÜ;
* Eğitim ve Bilim Emekçileri Günü olarak anılmalıdır.
* Eğitim ve Bilime emek verenlerin sorunlarının tartışıldığı, çözüme ulaştırıldığı bir gün olmalıdır.
* Dünyadaki tüm eğitim ve bilim emekçilerinin uluslararası birlik, mücadele, dayanışma günü olmalıdır.
* Aynı gün -elbette ki her zaman- ülkenin, eğitim sorunlarının tartışıldığı, çözümlerin araştırılıp bulunduğu gün olmalıdır.
……
Oysa;
Ülkemizde bugün; eğitim ve bilim emekçilerinin sorunları çoktur. Ana okulundan, üniversitelerimize dek okulların, öğrencilerin, dolayısıyla velilerinde sorunları çoktur.
Özetle; Ülkemizde bir eğitim sistemsizliği vardır.
Neredeyse her yıl bir sistem değişmektedir. Öğrenciler, okula başladığı sistemle, okulunu bitirememektedir. Öğretmenlik bir meslek olmaktan çıkarılmıştır. Öğretmen liseleri
kapatılmıştır.

  • Eğitimimiz; bilimsellikten, laiklikten, kesintisiz olmaktan, istihdama dönüklükten, karma ve eşit, parasız ve nitelikli olmaktan uzaklaşmıştır.
  • Müfredat, ders kitapları içerikleri çağdışı, Cumhuriyet değerlerine hakaret edici bilgilerle doludur.
  • Okullar, tarikat ve cemaatlerin ön bahçesine dönüşmüştür.
  • Liyakat terkedilmiş, okulların yöneticilerinin tümü yandaş bir sendikanın adamlarından oluşturulmuştur.
  • Neredeyse her okula bir İmam Hatip okulu yerleştirilmiştir.
  • Öğretmenler; kadrolu, sözleşmeli, ücretli.. vb. sıfatlarla ayrıştırılmıştır.

Sınıflar hala kalabalıktır. (AS: Ortalama 22 öğrenci +1 öğretmen)

Okul türleri -özellikle düz liseler kapatılınca- çoğalmış, okullar arası uçurum fazlalaşmıştır.
* Okullarda, öğretmen ve öğrencinin yararlanabileceği materyal eksikliği çoktur.
* Köy okulları kapatılmıştır.
* Özel okul sayıları artmış, eğitim ticarileştirilmiştir.
* Devletin ana okulu sayısı çok azdır.
……
Saymakla bitmez.. sorunlar yumağı eğitimimiz…
Oysa Atatürk neler diyor, neler bekliyordu?
“ Ulusumuzun geleceğini yoğuran bilim, kültür (irfan) ordusudur.”
“ Öğretmen kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.”
“ Gençleri yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın – kültürün – müspet
fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Her fikirler
uygulama mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir.”
……
Ne yazık ki, sıralanan olumsuzlukların daha da fazlası üniversitelerimizde vardır. Rektör atamalarından, bilimsellikten uzaklaşmaya, liyakatsizliğe, adrese teslim kadro ilanlarına, dünya
üniversiteler sırlamasında bırakalım 500’ü ilk 1000’de bile yer alamayışlarına.. değin bir çöküş vardır.
……
Oysa…. sayılara bakalım.. Okul öncesi, ilk, orta ve liselerde;
Öğretmen sayısı : 1.117.686
Öğrenci sayısı : 18.241.881
Üniversitelerde;
Öğretim Görevlisi sayısı : 175.000
Öğrenci sayısı : 7.940.133
…..
DEVASA BİR EĞİTİM ORDUSU
Ama, eğitimci mutsuz, öğrenci gelecekten umutsuz. Bu böyle gitmez.. gidemez..
Böylesi bir devasa eğitim ordusu heba edilemez, edilmemeli..
…….
* Bilimsel, çağdaş, nitelikli, kesintisiz, parasız, eşit, karma, istihdama dönük, yetenek ve becerilere uygun bir eğitim sistemini yaşama geçirmek çok zor değil. Yeter ki niyetiniz olsun.
Örnek Gazi M. Kemal Atatürk!
“O“ en zor koşullarda bunu başardı.
* Ana okulundan üniversite sonuna dek her şeyi planlanmış, hiçbir bireyi dışarıda bırakmayacak, teknolojik gelişmelerin devreye girmesi dışında değiştirilemeyecek, müdahale edilemeyecek, insanların yetenek ve becerilerine göre meslek sahibi yapılacağı EĞİTİM SİSTEMİ, hem insanı
mesleğinde mutlu edecek, hemde ülke kalkınmasına, istihdama katkı sağlayacaktır.

Öğretmenler Günleri, bunları sağlayacak adımların atıldığı günler olmalıdır.
Öğretmenlik mesleği “kutsal“ dır, önemlidir. Bu nedenle öğretmen yapılacaklar, Öğretmen liselerine seçilerek alınmalı, buralarda mesleğin en ince noktalarına dek sıkı eğitimden
geçirildikten sonra Öğretmen Akademilerine gönderilmelidir. Bugün ne yazık ki böyle bir sistem yoktur. Dolayısıyla, öğretmenlik bir “meslek“ olmaktan çıkarılmıştır.

Öğretmenlik Meslek Kanunu ivedilikle çıkarılmalıdır.
Öğretmenlerin bugün özgürece örgütlenebilme, sürekli kendini yenileyebilme, ekonomik, meslekte yükselebilme, yöneticilerini seçebilme, müfredat, ders kitapları, bilimsel ve çağdaş eğitim… sorunları vardır.
Sorunların çözümünde niyeti olanlar önce M. Eğitime ayrılan bütçenin en yüksek düzeye getirilmesiyle işe başlamalıdır.

Özetle.. Milli Eğitim’de bir DEVRİM gerçekleştirilmelidir.
Son söz.. Gazi M. Kemal Atatürk’ten öğretmenlere olsun :

  • “Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olamayacağını anlamalıdır.”
    ……
    Öğretmenler Günü Kutlu Olsun!

    Başöğretmen Gazi M. Kemal Atatürk’e saygı ve sevgiler kucak dolusu olsun!

Dr. Taner Özek çizimi : Öğretmenler Günü Kutlaması – 24.11.14


Dr. Taner Özek çizimi : Öğretmenler Günü Kutlaması – 24.11.14

Dostlar,

Meslektaşımız Dr. Taner Özek‘ten Öğretmenler Günü çizimi…
Teşekkür ederiz kendisine..

Ogretmenler_gunu_kutlu_olsun_24.11.14

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevgi ve saygı ile.
24.11.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM Grup Konuşması – 19.11.13

Dostlar,

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu gün, partisinin grup toplantısında
haftalık konuşmasını yaptı ve deyim yerinde ise epey ama epey esti, estirdi, gürledi..
Sanırız şimdiye dek yaptığı en sert konuşmalardan biri idi.

Başbakan R.T.  Erdoğan’ın 16.11.13 günü Diyarbakır’da yapıp ettikleri gerçekten yenilir yutulur içerikte değildi.

Başbakan, üstlendiği / kendisine yükletilen misyonun gereğini, kendi ağzıyla kezlerce kamuoyu önünde itiraf ve kabul ettiği BOP Eşbaşkanlığı görevinin kaçınamayacağı gereklerini yerine getiriyor adım adım. Sıkı ise yapmasın, hemen deliğe süpürüleceğini biliyor. Bu bakımdan hem dışarıyı oyalayıp tepkisini almamak, hem PKK- BDP – KCK – HDP’nin isteklerini gıdım gıdım da olsa yerine getirmek hem de içerideki ulusalcı kesimleri “isyan ettirmemek” gerekiyor..

Kabul ve itiraf edelim ki ciddi biçimde zorda Erdoğan.. Bu siyasal satrancı çook ustaca sürgit götürme olanağı artık kalmadı. Görece önemsiz sayılabilecek küçük,
dahası orta boy ve hatta büyücek boy ödünler tükendi.. Artık bıçak kemiği kesiyor..

Apaçık özerklik aşamasına, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimi resmen sayılacak düzeyde eylemli (fiilen – de facto) olarak tanıma aşamasına gelindi. Telaffuz da edildi “Irak Kürdistan’ı” diye.. Hemen ardından bu gün de bir TV programında
Diyarbakır (yakında Amed!?) Belediye Başkanı Osman Baydemir de
“Türkiye Kürdistan’ı” deyiverdi.. Her şey planlı ve kabul edelim ki
ustalıkla götürülüyor.

Başbakan, çarpıta çarpıta Mustafa Kemal Paşa‘nın ağzından çıkan Kürdistan sözlerini istismar ediyor ve Türkiye’yi önce özerk bölgeye, sonra federal bölgeye ardından konfederasyona – bölgeli devlete ve sonunda bağımsız Kürt devletine =
2. İsrail’e ülkemizin güneydoğu bölgesini vermek üzere adım adım, göz göre göre hazırlıyor.

Bahçeli de bunlara isyan ediyor galiba.. Ama eylemde ne olacak göreceğiz.
Bahçeli içtenlikli ise, öncelikle 9 Kasım 2013 günü Ankara’da yaptıkları mitingde MHP’lilerin yürüyüş kollarında neden “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” demeyip
“Alparslan Türkeş’in askerleriyiz” diye slogan attıklarını açıklamalıdır.
Bu paye öbüründen daha mı yüksektir?

Hadi bunu geçtik; CHP ve İP başta olmak üzere TBMM dışı ulusalcı kesimlerle uygulamalı seçim işbirliğine girişmelidir.

  • Eskisi gibi ayrı ayrı adaylar çıkartılır ve bölgelere göre en güçlü tek adayda ortaklaşılmazsa AKP her şeye karşın gene ipi göğüsleyebilir.
    O zaman da adama sorarlar :

– Kuru gürültünün anlamı ne??
– Sen kimden yanasın?
AKP her sıkıştıkça payanda olmanın anlamı ne ?
(Türban, Cumhurbaşkanı seçimi, 4+4+4 vd.)

  • Sayın Bahçeli içtenlikli ise, yarın CHP’ye seçim işbirliği çağrısı yapmalıdır.

Haydi bu seçimde de ayakta kaldı MHP, sonrasında savunacağı bir şey kalmayacağına göre silinip gidecektir.

Haydi Bahçeli, haydi MHP; seçim işbirliği tek ama tek çare, sakın unutmayın,
gerisi boş laf!

Devlet beyin konuşmasının satırbaşları aşağıda, okunmalı..

Sevgi ve saygı ile.
19 Kasım 2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===================================================

MHP Grup Toplantısı Konuşması, TBMM, 19.11.13

(Özet, SÖZCÜ Gazetesi, http://sozcu.com.tr/2013/genel/bahceli-konusuyor-3-409367/, 19.11.13)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır’da gerçekleşen
Erdoğan-Barzani görüşmesine sert tepki gösterdi.

portresi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin
grup toplantısında milletvekillerine seslendi.

Bahçeli, konuşmasına usta tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’un vefatını hatırlatarak başsağlığı dilekleri ile başladı.

MHP Lideri, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü de unutmadı ve tüm öğretmenlerin yaklaşan öğretmenler gününü kutladı.

Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

DERSHANE TARTIŞMASI

Hükümet adına reform ve devrim denilerek milli eğitim sisteminin posası çıkarılmakta derisi yüzülmektedir. Şimdi de dershane meselesi çıkarılmıştır. Ailelerin istekleri
kökten çözülmüştür de bir tek halledilmesi gereken dershaneler kalmıştır.
İlke olarak dershanelerin özel okula dönüşmesi gerektiğini önceden gündeme getirmiştik. Dershanelerin kaldırılması yerinde bir uygulamadır.
Dershane sahiplerini mağdur etmeyecek çare de bulmak lazımdır.

Öğrencilerin dershaneye mecbur bırakılması acizlik. Dershaneye mecbur bırakan nedenler masaya yatırılmalı. Öğrencilerin okulda bulamayıp da dershanelerde aldığı nedir? Oradaki öğretmenlerle milli eğitim sistemindeki öğretmenler aynı tedrisatın öğretmenleridir. Başbakan ve hükümetinin dershane üzerinden yürüttüğü politikanın esasen nedeni nedir? İşler şimdi mi sarpa sarmıştır?

BARZANİ-BAŞBAKAN BULUŞMASI

Türkiye Cumhuriyeti’nin 90 yıllık tarihinde bugünkü kadar ihanet görülmemiştir.

ALMANYA ZİYARETİ

14 Kasım’da Almanya’ya hareket ettik. Avrupa Türklüğü’nün sorunlarına
Türk Federasyonu çözüm aramaktadır.

Almanya’daki Türkler’in en büyük beklentisi çifte vatandaşlıktır. Din adamı, Türkçe öğretmeni gibi eksiklikler acilen tamamlanmalıdır. Başbakan Erdoğan acilen gözünü açmalıdır. Türk aileleri asimile olmamak için çok direnmiştir. Deniz Feneri’nin ucunun nerelere uzandığı sır değildir. İki kültür, iki dil, iki din arasında bocalayan
Türk kardeşlerimize özellikle hükümetin duyarlı olması gerekmektedir.

DİYARBAKIR ZİYARETİ

Hainlerin tarihine bakarsanız, satılmışların çarşaf çarşaf ifşa edildiğ kitaplara bakarsanız aradığınızı bulursunuz. Geçen Cumartesi günü yaşananlar kimsenin hoşnuna
gitmemiştir. Cani ile Başbakan’ın fotoğrafları aynı pankarta konulmuştur.
Biz millet olduk olalı içimizden hiç bu kadar hançerlenmedik.
Hiç bu kadar köşeye sıkışmamıştır. Cehaletin bu kadar mevki ettiği başka bir dönem olmamıştır. Düşmanlığın bu kadar iltifat gördüğü bir dönem yoktur. Mazideki isyancılar gözlerini açmış, Ali Kemal yattığı yerden kalmış, Haçlılar tekrar ayaklanmış ve hükümetle bütünleşmiştir. Başbakan Erdoğan olmayan meşrebine uygun davranmıştır. Peşmerge başı bu ihamet buluşmasına gelirken, 19 Ekim’de PKK’nın takip ettiği Habur Yolu’nu takip etmiştir. Şivan Perver ile gövde gösterisi yapmıştır. Başbakan Erdoğan’ın dost dediği bu terör destekçisi sanki babasının çiftliğine gelir gibi
Türkiye’ye girmiştir.

Öcalan terörist değil, T.C. devleti teröristtir diyerek İsveç’te konuşan rezil bu kişidir.

Allah Kahretsin!

Türk dilini başımızdan def edelim diyen densiz bu kişidir.

Sıfır sorun mucidi Dışişleri Bakanı özür dilemiştir. Tüm değerlerimize
dirsek çevirmiş bir eşkiyaya bu denli sıcaklığın anlaşılabilir bir tarafı yoktur.
PKK’lılara gösterdiği çoşkun, aşkın sevginin kendi içinde tutarlı bir yanı vardır.

  • Erdoğan ya Kandil yetiştirmesidir ya Türk düşmanıdır ya da
    Türk milletinin kanını emmeye yeminli özel çevrelerin özel görevlisidir.

Diyarbakır’daki açılış törenini 28 Ekim’de ödül alan başka bir PKK’lının
ölüm yıldönümüne getirmiştir.
Türk milleti için kıyamet alameti değil midir? Bu nasıl bir iştir ki, birisi ödül verecek kadar şuur kaybı yaşar, biri anma düzenleyecek kadar gözü kararır.

Ahmet Kaya’dan şiir namına zırvalar sıralarken protokolde gözyaşları sel olmuştur. Şehit için ağlamayanlar teröristler için ağlamıştır. Ahmet Kaya’ya bu kadar matemlidir o zaman en kısa zamanda bir anıt yaptırıp yakınlarında bir ev tutup anıtı seyretmelidir. Bu PKK’lının suçu saz çalmaktır. Öldürmek için ille de
tabanca mı kullanmalıdır. Senin gibi zihniyetler canlı bomba olamaz mı?

MALAZGİRT RUHU CANLANIR

Zamanı gelince Malazgir ruhu da canlanır, İzmir’de denize dökülenlerin torunları da yeniden dökülür.

Teröristlerin yanında olanlar ancak hainliğin tarihini yazarlar.
Diyarbakır’da Barzani’yi konuk etmek, Kürdistan’ı meşru göstermek en büyük hainlik. Başbakan Erdoğan Kürdistan için umut mu verecek sorusu kısa sürede
cevap buldu.

Türkmen kardeşlerimizi peş peşe katleden, Türkmen şehirlerinin ismini değiştiren, teröristleri giydiren bir alçak, Başbakan’da hayalini bulmuştur.

ALLAH’TAN CEZANIZI BULACAKSINIZ

Allah’tan cezanızı bulacaksınız.
Diyarbakır’ın belediye başkanı çıkıp Kuzey Kürdistan demektedir.
Senin elinden tuttuğun bu belediye başkanı ne demektir.

Hukuk insanları nerede?
Bu ülkenin savcıları nerede?

KURTULUŞ YAKINDIR

Başbakan vatanı yalnız görmemelidir.
Türk milleti hainleri tarihin çöplüğüne atmaya hazırlıklıdır.
Milli mücadele yıllarında kurtarıcı Türk milleti olmuşsa, yine aynısı olacak,
gökkubeyi hainlerin başına getirecektir.

Kimse ümitsiz olmasın kurtuluş yakındır.

Erdoğan’ın Yüce Divan’a çıkması yakındır.

Bahçeli sözlerini “Ne Mutlu Türküm Diyene!” sözüyle tamamladı.