ALİ İSMAİL KORKMAZ’ın ANISINA

ALİ İSMAİL KORKMAZ’ın ANISINA

Wish You Were Here

So, so you think you can tell
Heaven from Hell
Blue skies from pain
Can you tell a green field
From a cold steel rail?
A smile from a veil?
Do you think you can tell?
And did they get you to trade
Your heroes for ghosts?
Hot ashes for trees?
Hot air for a cool breeze?
Cold comfort for change?
And did you exchange
A walk on part in the war
For a lead role in a cage?
How I wish, how I wish you were here.
We’re just two lost souls swimming in a fish bowl
Year after year
Running over the same old ground
What we’ve found?
The same old fears
Wish you were here

Dr. Taner ÖZEK
================================
Dostlar, 

Ali İsmail Korkmaz (18 Mart 1994, Hatay – 10 Temmuz 2013, Eskişehir), Taksim Gezi Parkı protestolarına destek amacıyla katıldığı yürüyüşe müdahale eden polis ve karşıt görüşlü gruplar tarafından darp edilmesi sonucu 19 yaşında öldürülen üniversite öğrencisidir.

Ali İsmail Korkmaz ile ilgili görsel sonucu

Bu cinayet için de ADALET İSTİYORUZ…

HAK – HUKUK – ADALET istiyoruz??

AKP yönetimi adaletin nerede?? Cinayet 5. yılına girdi!?

Sevgi ve saygı ile. 11 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için artık saatler önemli!

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça
için artık saatler önemli!

Dr. Taner ÖZEK
Radyoloji Uzmanı
(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
120 gün olmuş (AS : 9.7.17’de 124. gün!), aşağıdaki tanık olduğum olayı anlatmamın üzerinden 15 gün geçmiş ve artık yürüyemiyorlarmış. Bence en tehlikelisi böbreklerinin ağrıması. Maalesef merkez medyada bu konu ile çok az yazı ve yayın var. Daha çok Amerika’da doğum yapan ünlülerle (?) ilgili yazılar manşette.
Lütfen çok geç olmadan daha duyarlı olalım…
Saygılar.
*****
Bir insan ve hekim olarak ölüm oruçlarına karşıyım.
Bu düşüncemin kesinleşmesine yaklaşık 20 yıl önce hastanede ultrasonografi nöbeti tutarken yaşadığım bir olay neden oldu. Ultrason odasına biri astsubay 3 asker geldi. Cezaevinden bir mahkumu acil servise getirdiklerini mahkuma ultrason istendiğini söyleyip bir süre sonra sedyede bir genci getirdiler. Gencin ölüm orucunda olduğunu, herhangi bir soru sormamı söylediler. Yalnızca Hukuk fakültesi son sınıftan terk olduğunu belirttiler. Daha önce basından ölüm orucundaki insanların resimlerini (AS: fotoğraflarını!?) görmüştüm, ama ilk kez bir insan ve hekim olarak bu kadar yakından tanık oldum. Bilinci yarı açık, çok zayıflamış ve rengi kirli sarı bir gençti. Elleri kelepçeli hareketleri kısıtlıydı. Ama asıl şoku gence ultrasonografi bakarken yaşadım..10 senedir ultrasonografi yapan bir hekim olarak böyle iç organ görüntülerini ne o zaman nede ondan sonra meslek hayatımda geçen 20 yılda; çok ağır hastalıklar geçiren hastalarda bile görmedim.
Tüm iç organları (karaciğer, pankreas, böbrekler, vasküler yapılar…) çürümüştü.
Sanki açlıktan iç organları kendi kendilerini yemişti.
Ultrason tetkiki bitince genç mahkuma geçmiş olsun diyerek kelepçeden neredeyse çıkacak kadar zayıflamış elini tuttum.O an gözlerini bana çevirdi ve gözlerime baktı..
Bana bakışını hala unutamadım. Ve bakışları ile bana ne demek istediğini yaşamım boyunca merak edeceğim. Bunu o gence sorma şansım artık yok.Basından öğrendiğim kadarı ile işten atılan ve tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça‘nın hiç bir örgütle bağlantıları ve sabıkaları yok ve KHK ile FETÖ’den işten çıkarılmışlar.
Tek istemleri, işleri ekmekleri, onurları ve öğrencileri …
TTB’deki hekim arkadaşlarımdan öğrendiğim bu gençlerin yukarıdaki genç gibi
dönülmez noktaya gelme sınırında oldukları..
* Artık günlerin değil saatlerin önemli olduğu söyleniyor.

Dostlar,

124. günü ölüme yatışlarının Nuriye Gülmen ve Semih Özakça‘nın..
Dile kolay… tam 4 ay 4 gün bitti.. 
Bu arada eriyip bitti bu 2 genç insan yaşamlarının baharında..

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ‘ın TBMM’de Fetullah Gülen’e ve yaptıklarına övgüler düzen, yaptıkları şeffaf ve yasalara uygun diye savunan konuşma bantları ortalıkta, kimi TV’lerde..

Erdoğan’ın Fetullah Gülen’le yakın pozları, öpüşmesi…. görüntüleri de…

AKP kurucularından, eski TBMM Başkanı ve AKP’nin Başbakan yardımcılarından “özgül ağırlığı olan” ağır top Bülent Arınç‘ın çeyrek yüzyıldır Ankara Belediye Başkanı olan İ. Melih Gökçek için söylediği “Ankara’yı parsel parsel cemaata sattı” sözleri boşlukta.. Bir savcı da çağırır Arınç’a sorar değil mi? Uydurma e-postalarla imzasız ihbarlarla atılan iftiralar kimi garibanların yaşamlarını karartırken, İ. Melih Gökçek de nedense Bülent Arınç aleyhine tazminat – ceza davası aç(a)mıyor, O’na “müddei iddiasını ispatla mükelleftir!” diye gürleyemiyor Reisleri gibi.. Erdoğan da her ikisine bir şey sormuyor, soramıyor.. Gökçek Başkanlık saltanatını sürdürüyor. Arınç damadı üzerinden mi sıkıştırılıyor acaba susması için??

Erdoğan’a da nedir bu fotoğraflar Fetullah Gülen ile bunca samimi diye soran yok!?
Erdoğan “Kandırıldık, milletim bizi affetsin..”  dedi ve hesabı kapatarak kendini akladı.

Partisinden halen milletvekili, Bakan FETÖ‘cü olmadığı açıklandı inanırsanız..

Ama 2 masum ve gariban Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işleri – ekmekleri – onurları – öğrencileri için çırpınarak bunları geri isterken kimseler duymadı.. Ölüm orucuna yattılar, bu kez de ilgilenen yok. Üstüne üstülük siz misiniz açlık grevi yapan diye hapse atıldılar. Suçlama örgüt üyeliği ve sabıkalılar.. Bunu söyleyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu.. Hemen ardından avukatları savcılıktan sabıka kaydı alıyor tertemiz.. Eee, bu durumda AKP = RTE‘nin İçişleri Bakanı, hapiste açlık grevindeki 2 genç ve masum insana iftira mı atmış oluyor ?? Sonra da CHP ADALET YÜRÜYÜŞÜ başlatınca çamur üstüne çamur, gözdağı, tehdit… Adalet bunun neresinde??

* Nerede arayacak insanlar adaleti? Hapiste ve ölüm orucuna yatarak mı?

Haftalardır sitemizin manşetinde tutuyoruz.. Onbinlerce imza toplanıp yetkililere iletildi.
Birkaç gün değil belki birkaç saat sonra çooook geç olacak..Zerre kadar vicdan – insanlık – adalet duygusu kalmadı mı?
Bu 2 insanı işine iade edin, yargılama tutuksuz sürsün.. Zaten işe başlamaları olanaksız. Aylarca çok özenli sağaltım almaları zorunlu. Ne ölçüde sağlıklarına kavuşacakları belirsiz. Belki de engelli kalıp (malul) emekli edilecekler. Yargılamada suçlu çıkarlarsa cezalarını çekerler. Şu durumda adeta ölüm cezasına mahkum edilmişler gibi yavaş yavaş ve göz göre göre öldürülüyorlar.
Bu bir insanlık suçudur ve zaman aşımı yoktur!
Bu 2 masum genç insan öldüğünde gerçek katilleri kim olacak? Tarihin sahnesinde değil mi
Efendiler son günler hatta saatler.. Bu 2 insan henüz hükümlü değil sanıklar..
Kesin hükme dek masumlar. Her şeyden vazgeçtik, yasanın açık hükmünü uygulayın.. Vicdanınız, insafınız şöyle dursun.. Sizden merhamet dilenen yok, yasanın açık ve buyurucu (emredici) hükmüne uyun :
* Hapis cezası ve güvenlik önlemleri temel ilkelerini düzenleyen 13.12.2004 tarih 5275 sayılı CEZA ve GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA YASA md. 16/2’de,  sanığın hastalığı nedeniyle uygulanacak süreç şöyledir:

“… öbür hastalıklarda cezanın infazına resmi sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı mahkûmun yaşamı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa, cezasının infazı iyileşinceye dek geri bırakılır.”

Kesin hükümlüye bile tanınan hakkı sanıktan esirgemeyin..

Lütfen ve hemen… Bu gece değilse bile sabah, öğlene kalmadan..

Dr. Taner Özek’in kapkara çizimine baksanıza; sonsuzluğa kanatlanma başlamış!

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD     Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Not : Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda hak ihlali nedeniyle tedbir kararı ile salıverilme isteği reddedildi. Bu kararı da herhalde içimizde yükselen – zaptedemediğimiz isyanı “HAK – HUKUK – ADALET” diye haykırarak bastırmaya mahkumuz. Türkiye’ni artık hatta epeydir bir Anayasa Mahkemesi de yok.. ve iktidar “Adalet sokakta yürüyerek aranmaz..” buyuruyor!? İlgili yazı için tıklayın : http://ahmetsaltik.net/2017/07/04/sefer-can-anayasa-mahkemesi-fisini-cekti/

23 Yıl Sonra bir kez daha Sivas katliamı..


23 Yıl Sonra bir kez daha Sivas katliamı..

Gerçek katiller, azmettiricileri hala karanlıkta..

Pek çok sanık ve avukatı AKP kadrolarında Bakan bile oldu!

Tüm sorumluları ve işbirlikçilerini acımızla lanetliyoruz.
Sivas_kirimi_22._yil_02Temmuz2015Duyarlı meslektaşımız Dr. Taner Özek‘e şükranla..

Sevgi ve saygı ile.
02 Temmuz 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail

BU KAN SAATİNİ DURDURALIM LÜTFEN..


BU KAN SAATİNİ
DURDURALIM LÜTFEN.. 

Kan_saatini_durduralim_Taner_Ozek_10.8.2015

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

    Dr. Taner Özek, 10 Ağustos 2015

Meslektaşımız, aynı zamanda usta çizer Dr. Taner Özek‘e teşekkür ederek..
10 Ağustos 2015 günü 6 şehit, 3 ölen ve 17 yaralı…
Anlı şanlı istihbarat örgütlerimiz ne işe yararlar??
Askeri İstihbarat, Jandarma İstihbarat, MİT, Emniyet İstihbarat ve
varlığı ileri sürülen kimi devlet büyüklerinin özel istihbaratı…
Yabancı istihbarat birimleri; Gladyo, kontrgerilla..

Bunların hiçbiri işe yaramıyor mu?
Bu kurumlara istihbarat amaçlı harcadığımız muazzam paralara mı yanalım,
kanlı sonuçlara ve Devletin zaaf içinde görünmesine / gösterilmesine mi??

İtiraf edelim ki, burnumuza “pis kokular” geliyor…

Bu kanlı tablo öyle basitçe istihbarat boşluğu ürünü falan değil..
Kotaranlar, provokatörler var içeride ve dışarıda..
Cenaze törenlerinde failler, timsah gözyaşları içinde aklananlar var..
Ama değişmeyen kural şu :
Her durumda Devletin 1. görevi yurttaşının can ve ml güvenliğini sağlamaktır..
Hele bu olayların maşa ve gerçek failleri makul sürede bulun(a)mıyor ise,
Devlet bu işlerin içinde demektir!

Dolayısıyla Devlet, en iyisi bunları engelleyecek, olmadı gerçek faillerini hızla bularak
adalete teslim edecektir.

3. bir seçenek ne yazık ki yoktur!

Sokaklar “katil devlet!” sloganlarıyla inlemeye başladığında vakit çoook geç olacaktır.

Hangi taşeron terör örgütleri silahlandırılmıştır,
in-formel bile olsa envanteri yok mudur?? Bunları derhal geri çağırın!
Tüm terör örgütlerine acil çağrı yapın silahlarını teslim etmek üzere.. hemen!
Sınırlarda silah – mühimmat geçişini engelleyin..
Suça karışan yabancıları hızla yargılayın, gerekiyorsa hemen deporte edin..

Akıl tutulmasına mı uğradınız, ne oldu size?
Yoksa, yoksa, yoksa…. sakın korktuğumuz gibi olmasın??

Yeter artık bunca kan ve gözyaşı.. yeter, yeter!

Sevgi, saygı acı ve kaygı ile.
10 Ağustos 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

AKKUYU Nükleer Güç Santralının Temeli Atıldı

Dostlar,

Çernobil Nükleer kazası ve büyük bir faciaya dönüşen yıkıcı sonuçlarını anımsatmak üzere değerli meslektaşımız Dr. Taner Özek‘in bir çizimini paylaşıyoruz..

AKKUYU’da MEHTAP…

Çünkü bu gün, 14 Nisan 2015 günü AKKUYU Nükleer Güç Santralının temeli de atıldı!

Nükleer savaş ya da büyük boyutlu kaza sonrası insanlığın sonu olabileceği gibi,
Dünyada bir “nükleer kış” söz konusu.. O zaman ufukta Güneş olmayacak!

Türkiye 14 Nisan 2015 günü, kamuoyunun ve uzmanların, meslek odalarının, derneklerin..
tüm direnmesine karşın, hukuka aykırı olarak Mersin Gülnar’da AKKUYU
Nükleer Güç Santralının temelini attı..

AKKUYU'da_Mehtap_Taner_Ozek_14_Nisan_2015

 

 

 

 

 

 

 

 

 

– Ülkemiz için çok büyük riskler alındığını,
– Çok yüksek maliyetli (milyarlarca Dolar!) harcamalar yapılıp borçalanılacağını,
Enerjide dışa bağımlılığımızı bu girişimin azaltmayacağını ama Rusya’ya bağımlılığımızın artacağını,
– Ülkemizin toplam enerji üretimi içinde bu santralın payının %5’lerde kalacağını..
– Atık sorunun çözüme kavuşturulmadığıını yani her 20 ampulden 1’i söndürülse kabaca bu tasarrufun yapılabileceğini…
– Seçimlere giderken propaganda yapmak üzere girişimin zamanlandığını..
…..
belirtmek isteriz..

Yüzbinlerce Çernobil kurbanlarını saygı ve utanç içinde anar ve selamlarken;
sorumlularını da nefretle kınıyoruz..

Dünya alem, başta Almanya ve Japonya olmak üzere Nükleer enerjiden çekilirken
Türkiye’nin ders almayıp tersine gidişini anlamakta çook zorlanıyoruz..

Bir AKP klasiği / inadı daha ve de yazarsak suç olabilecek..
birtakım ardılları .. ne yazık ki..

“Akkuyu’da nükleer nehtap” AKP’nin hızla süren inişine ve dağılıp yok olmasına,
ülkemizin büyük bir beladan kurtulmasına çoook ama peek çok katkıda bulunacak..

Sevgi ve saygı ile.
14 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com