CUMHURİYETİMİZİN 95. YILI KUTLU OLSUN!


 

CUMHURİYETİMİZİN 95. YILI KUTLU OLSUN!

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk,

  • “Türkiye Cumhuriyeti her manası ile büyük Türk milletinin öz ve aziz malıdır.
    Kıymetli evlatlarının elinde daima yükselecek, ebediyen yaşayacaktır.”

diyerek Cumhuriyet’e her koşulda sahip çıkılması ve Cumhuriyet’in yeni başarılarla geleceğe taşınması konusundaki sorumluluklarımızı anımsatmaktadır. Biz de, O’nun vasiyetine sahip çıkarak Cumhuriyetimizin kuruluşunun 95. Yıldönümünü Cumhuriyetin öneminin bilinci ve kurucusuna duyduğumuz saygı ve sevgiyle kutluyoruz.

Ulusumuzun Atatürk’ün çevresinde kenetlenmesiyle yürütülen Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanması ve ardından ülkemizi karanlıktan kurtararak aydınlığa çıkaran Cumhuriyet’in kurulması, tarihin ender kaydettiği bir başarıdır.

Cumhuriyet’le birlikte;
– hanedan egemenliği yerine halk egemenliği,
teokrasinin yerine laiklik,
dikta rejimi yerine de demokrasi uygulamaya konulmuştur.

Cumhuriyet bilgisizliğe, bağnazlığa, yobazlığa, yoksulluğa, çaresizliğe karşı verilen savaşımın adıdır. Atatürk’ün deyişiyle,

  • Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.”

Hedefini çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ve onu aşmak biçiminde ortaya koyan Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün başlattığı, demokrasiye geçişi de içeren yapısal dönüşüm sürecinin temeline lâiklik ilkesini yerleştirmiştir.

Laiklik ilkesinin benimsenmesi, din ve dünya işlerini ayırarak toplumu ve devleti çağdaş bir kimliğe kavuşturmuş, özgürlükler ve demokrasi güvenceye alınmıştır. Siyasal rejimle birlikte, hukuk ve eğitim sistemleri de lâikleştirilmiştir.

  • Yurttaşlarımız, lâik rejim sayesinde inancını özgürce yaşamaktadır.

Yüce Atatürk,

  • “Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.” sözüyle izlenmesi gereken yolu göstermiştir.

Ancak bugün Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının, emperyalistlerin oyuncağı haline gelmiş ve çağın gerisinde kalmış bir imparatorluktan; bağımsız, çağdaş bir ülke yaratmasını hala hazmedemeyenlerin olduğu açıktır.

Bu bağlamda, bu yıl 29 Ekim Resepsiyonu’nun 3. havalimanı açılışı nedeniyle İstanbul’da yapılacağının açıklanması ilk ve tek değildir.

AKP iktidarı yıllardır, Cumhuriyet tarihimizin önemli günlerini çeşitli bahanelerle unutturmaya çalışmakta, kutlamaları yasaklamaktadır.

  • Başkanlık sistemi adı altında karşımıza çıkarılan tek adam rejimi, Cumhuriyet’i ve kazanımlarını açık biçimde hedef almaktadır.

Cumhuriyetin temel nitelikleri tartışmaya açılmakta;
– başta Öğretim Birliği ilkesi olmak üzere Devrim yasaları çiğnenmekte;
Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda oluşturulan çağdaş bilim ve eğitim hedefi terk edilmekte;
Türkiye, bir karanlığa doğru sürüklenmek istenmektedir.

İçeride, bağımsızlığımızı, özgürlüğümüzü ve demokrasimizi taçlandıran, Aydınlanma Devrimimiz Cumhuriyet’in kazanımlarını yok etmeye çalışanları, dışarıda ise emperyalist güçlere karşı Cumhuriyet’in devrimci ve aydınlanmacı ruhunu ilk günkü coşkuyla sürdürmek zorundayız. Bu, Cumhuriyet’i kuran Atatürk ve dava arkadaşlarına, bu uğurda büyük bedeller ödeyen Ulusumuza karşı borcumuzdur.

Bizler, tüm koşullar aleyhe olmasına karşın o karanlık tablodan şanlı bir direniş filizlendirerek, bir ulus, bir vatan, bir Cumhuriyet şahlandıranların devamıyız. O yüzden herkes bilsin ki; Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim neferleri olarak, eğitimin de ülkenin de gericileştirilmesine geçit vermeyecek,

  • Cumhuriyet’in ve değerlerinin sonuna dek sahiplenicisi olacağız!

Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anıyor, tüm ulusumuzun 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyoruz.

EĞİTİM-İŞ MERKEZ YÖNETİM KURULU

EĞİTİM-İŞ : Tehditlerin ortasında terörü lanetledik!


Tehditlerin ortasında terörü lanetledik!

Bilindiği üzere; 16 Haziran sabahı, memleketine giderken PKK’lı teröristlerce yolu kesilen 23 yaşındaki genç öğretmen Necmettin Yılmaz’ın, 17 Temmuz sabahı bir dere kenarında cansız bedeni bulunmuştur. Batman’da güpegündüz ve sokak ortasında hain teröristlerin kurşunlarına hedef olarak can veren Aybüke öğretmenin acısı daha tüm sıcaklığıyla yüreğimizdeyken, Necmettin öğretmenin kaybı, sabır bardağımızı taşırmamış, adeta kırmıştır.

Gümüşhane’nin küçük bir köyünde babasının inşaatlarda çalışarak okuttuğu ve ailenin üniversite okumuş tek çocuğu olma gururunu taşıyabilmek için çocukluğunu, gençliğini devlet yurtlarında aile hasretiyle geçiren, tüm bu çabanın sonunda öğretmen olmuşken, kendisi gibi yoksul çocuklara eğitim vermeyi isteyen gencecik bir öğretmen daha, teröre kurban edilmiştir.

EN BAŞINDAN BERİ HESAP SORDUK

Hepinizin bildiği gibi; örgütümüz, kuruluşundan bu yana terörün karşısında durmuş ve terörü bitirme konusundaki zafiyetleri eleştirmiştir. Necmettin öğretmen ilk kaybolduğunda da, ailenin telefonlarına bir türlü çıkmayan devlet yetkililerine defaten (AS: kezlerce) çağrıda bulunmuş ve hem kamuoyuna bir açıklama borçlu olduklarını hem de artık PKK’nın öğretmenlerimizi hedef almasının münferit olmadığını fark etmeleri gerektiğini söylemiştik.

Ne yazık ki kendi alanıyla bir ilgisi bulunmayan G-20 zirvesine dair bile açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Necmettin öğretmenin kayıp olduğu bir ay içinde açıklama dahi yapamadı. Bu zayıflık, bu görmezden gelme bize bir görev biçiyor arkadaşlar. Bize birbirimize sahip çıkma, dayanışma, inadına ve her zaman terörün karşısında durma ve yetkilileri terörle mücadele konusunda doğru bir noktaya çağırma görevi biçiyor.

BAŞÖĞRETMEN’İN NEFERLERİ OLARAK ORADAYDIK

İşte bu doğrultuda sendikamızın Merkez Yönetim Kurulu’nun aldığı kararla, aralarında Malatya Şube Başkanı Hüseyin Kara ve Elazığ Şube Başkanı Hüseyin Selçuk’un da bulunduğu bölge temsilciliklerimizden yöneticilerimiz ve üyelerimiz, olay yeri olan Tunceli’de terörü lanetleme mitingine katılım göstermişlerdir. Hain PKK’nın hâlâ yol kesme cüreti bulduğu ve halk üzerinde, emekçiler ve özellikle de öğretmenler üzerinde tehditlerini artırdığı bir dönemde bu eylemlilik, tam da Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim neferlerine yakışmış ve mücadele tarihimize önemli bir not düşmüştür.

Bu mitinge katılarak; Eğitim İş’in teröre, bölücülüğe, hainlere, baskılara boyun eğmeden meslektaşlarına ve dolayısıyla ülkelerine sahip çıkacağını gösteren, bizim irademizin ve mücadelemizin orada vücut bulmasını sağlayan, cesur örgütdaşlarımıza teşekkür ediyoruz.

ŞİMDİ O BABAYA LAYIK OLMANIN ZAMANIDIR!

Bu destek eyleminden sonra “Bir oğul kaybettim ama şimdi görüyorum ki bin oğul kazandım” diyen Necmettin öğretmenin emekçi babasına layık olacak ve tıpkı onun oğlu gibi kimseden korkmadan aydınlık yolumuzda yürümeye devam edeceğiz. Ulu Önder Atatürk, biz öğretmenlere çocukları emanet etmiş ve “yeni nesil sizlerin eseriniz olacaktır” demiştir. Biz de birbirimize emanetiz dostlar. Zaman, sırt sırta vererek, hain terör örgütlerine, suskun devlet yöneticilerine, geleceğimizi bir örümcek ağı gibi kaplamaya çalışan Cumhuriyet düşmanlarına karşı omuz omuza durma zamandır! Zaman, Gümüşhane’de yoksul bir köyden çıkan gencecik bir öğretmenin ülkenin uzak yerlerindeki başka yoksul çocukları eğitmek için yollara düştüğünde, ölüm korkusu duymayacağı bir Türkiye’yi hep beraber örme zamandır.

Zaman, tüm eğitim şehitlerimize sahip çıkıp, onları unutturmayıp, yenilerinin olmasına engel olmak için gerçekleri her zaman haykırma zamanıdır. Bu zamanda mücadelemize güç kattığınız ve katacağınız için gururluyuz. Hepinizi bu duygularla ve mücadelemizin ateşiyle selamlıyoruz. (21.7.17)

EĞİTİM-İŞ Merkez Yönetim Kurulu
===============================================
Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz EĞİTİM-İŞ doğru ve yerinde bir iş yapmıştır.
Emperyalizmin maşası, terörü dış destekli olarak ülkemizi – halkımızı bölme amaçlı kullanan taşeron örgüt PKK, asla ülkemizin Kürt yurttaşlarının temsilcisi değildir.

Kürt kardeşlerimizin sorunları ve kimi istemleri varsa, doğrudan ülkemizin işleyişi içinde
hiçbir köken ayrımı yapmadan tüm yurttaşların 1. sınıf demokrasiye ulaşması ile çözülecektir.
Bu süreçte ilk görev Kürt yurttaşlarımıza düşmektedir. Bu bölücü emperyalist maşası örgüt ile tüm bağlarını kesmelidirler. Etnik ve inanç temelinde siyaset yapmadan, program-ideoloji ekseninde siyasal örgütlenme ve kurumlaşma olmalıdır. Bu bağlamda HDP de yanlıştır.

Üstelik “.. Biz sırtımızı PKK’ya, YPG’ye, KCK’ya, PYD’ye dayıyoruz, gücümüzü ordan alıyoruz..” türünden sözler son derece yanlıştır, hukuk dışıdır, meşru değildir ve dahası, Kürt kardeşlerimizin bu HDP’nin bu söylemi kendilerine yarar sağlamayacağına – zarar vereceğine göre, bu tür çok sakıncalı sözleri söyleyen kişilerin neye hizmet ettiklerini, neye araç olduklarını sorgulamalıdır.

Bizler, Türkiye’nin yurttaşları olarak sorunlarımızı başkalarını karıştırmadan çözebilecek olgunluk ve birikime kesinlikle sahibiz ve başaracağız.

Sevgi ve saygı ile. 22 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com