Amerika bize silah vermez ama…

Amerika bize silah vermez ama…

portresi

 

 

Bülent ESİNOĞLU
bulentesinoglu@gmail.com 

Dikkat etmişinizdir. Bölgemizde, gerilimin yükseldiği ve ateşli çatışmaların çoğaldığı dönemlerde, Amerika ve Batının bize silah ve helikopter satmadığı konusu gündeme gelir. Batıdan silah ve askeri eğitim isteği iki yüz yıllık sorunumuzdur.

Sanayi devriminin ıskalanması, bu tür bir sorunun sürekli gündemde kalmasını sağlar.
Ordunun sürekli modern silah istemi vardır. İktidarlar bu sorunu yok sayarlar.
Sonra da, çevremiz yanmaya başlayınca, istemler gündem yapar.
Dinsel ağırlıklı eğitim veren ülkelerin, hem sanayi devrimini, hem de teknolojik devrimleri ıskaladığını görürüz.

İşin esası; bilimsel eğitim mi, bilim dışı eğitim mi sorusuna gelir saplanır.

Devletin başındaki kişi, bir milyon imam ve hatip yetiştirilmesiyle övünüyorsa,
teknoloji devrimi yakalanamaz. (AS: 1,2 milyonu geçtiğini Bay RTE söyledi bu ay..)

Silahlar en yüksek teknolojilerle üretilirler. Bu nedenle de, nitelikşi eğitim ve bilimin,
geniş kitlelerce öneminin kavranmış olmasını gerektirir.

Geniş bir bilim kitlesi olmadan, teknoloji devrimi olmaz.
İkinci ve daha önemlisi; üretmektir.
Üretimin olmadığı yerde, teknoloji de üretilemez. Her şey ithal edilerek de üretim olmaz.

Dönelim PKK’ya açık açık silah verdiğini söyleyen Amerika’nın
bize silah satmaması konusuna… Amerika hem sizi komşularınızla çatışmalı tutar,
hem de gerekli silahları satmaz. Teknoloji ver deseniz vermez. Sat dersin satmaz. Çin’den
silah alayım dersiniz, olmaz der. Ama Türkiye’yi İran ve Rusya gibi ülkelere karşı
ön cephe olarak kullanır.

Hürriyet Gazetesinde bu gün çıkan bir habere göre; Amerika bize helikopter, akıllı mühimmat, insansız hava aracı ve bizim üretemediğimiz deniz araçlarını vermediğini haberleştirdi.
Haberin kaynağı elbette Ordu. Öte yandaan başta NATO olmak üzere, tüm Avrupa ve ABD bizi Rusya’nın üzerine sürmek için sıraya girmiş durumdalar.

Bir ülkenin modern silah üretememesinin elbet başka nedenleri de var.
NATO, OECD, Dünya Bankası, Gümrük Birliği, ABD ile İkili Anlaşmalar,
Gizli İstihbarat Antlaşmaları gibi tüm Batı kurumları Türkiye’nin içindedir. Bu kurumlar bu denli Türkiye’nin içindeyse, bağımsız karar alma olanakları Türkiye’nin elinde değil demektir.

Sen silah üretme ben sana silah vereceğim” diyeceksin, ülkeyi teknoloji yoksulu ülke haline getireceksin, sonra da Rusya ile çatışmalı ol diyeceksin.
Amerika ile birlikte olunca, hiç komşumuz olmayacak gibi bir sonuç çıkıyor.
Ticaretimiz tıkanıyor. Ticaret olmayınca, üretim olmuyor. Teknolojik gelişimin ticaret ile yakından ilgisi olduğundan, güçlü bir devlet olamıyoruz.

Eğer ülkemizden, bir Atatürk gelip geçmemiş olsaydı, bugünleri de göremeyecektik. Cumhuriyetin parasız devlet eğitimiyle yetiştirdiği kişiler hala ülkeyi ayakta tutuyorlar.

Eğitimi, yeniden, bilimsel ve teknik düzeyi yüksek bir yere getiremezsek, ileride devletimiz bile olmaz. (9.10.2015) 
===============================

Dostlar,

Teşekkürler sevgili Esinoğlu dostumuz diyoruz…
Metindeki renklendirmeler, koyu fontlar vb. bize ait..
Neleri öne çıkardığımız görülüyor..

Türkiye Batı ile 4 Nisan 1952’de somutlanan NATO‘ya giriş süreciyle başlattığı tehlikeli süreci 63 yıl sonra köktenci biçimde gözden geçirmek ve yeni seçenekler üretemek zorunda..

Atlantik ittifakı ülkemizi parçalanmanın eşiğine sürükledi.

Seçenek, BATI ASYA BİRLİĞİ gibi duruyor..

Tam BAĞIMSIZLIĞI ve egemen eşitliği titizlikle koruyarak..

Sevgi ve saygı ile.
24 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Batı Asya ve Türkiye’de tanyeri ağarırken

Batı Asya ve Türkiye’de tanyeri ağarırken

Doğu Perinçek

Doğu Perinçek
dogu.perincek@iscipartisi.org.tr
AYDINLIK, 04 Ekim 2015

Rusya, artık yalnız Suriye’de değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’dedir. Ukrayna’da karşı karşıya gelen ABD ile Rusya, Suriye’de işbirliği yapmaz. Anlaşma falan yok, Rusya, Batı Asya’da ABD’ye karşı cephe tutmuştur.

BATI ASYA’DA OLUŞAN CEPHE

Batı Asya’da, Suriye, Irak, İran ve Rusya aynı cephededir. Almanya da onlarla birliktedir. ABD’nin Volkswagen’i hedef alarak Almanya sanayisine açtığı savaş stratejik düzlemdedir. Berlin, Washington’a direniyor. Bu direnme, yalnız ekonomi alanında değil, her cephededir.
Çin Halk Cumhuriyeti, ABD’yi barışçı yoldan geçme stratejisinde hayli yol aldı. Ve artık dünyanın yedi ikliminde ABD tahakkümüne karşı mücadele edenlerin yanında konumlanıyor. Çin yöneticileri, kravatları çıkardılar ve Batılıların “Mao ceketi” dedikleri Asya ceketlerini giydiler. Çin ile Rusya arasındaki işbirliği sağlam adımlarla ilerliyor. Washington’un eski
akıl hocalarından Brzezinski’nin “Aman Çin’e karşı Rusya’yı yanımıza çekelim” öğütleri
bir işe yaramadı.
Toplam olarak baktığımız zaman, Batı Asya’da bölge ülkeleri ile Rusya, Almanya ve Çin ortak cephede buluştu. Artık Suriye, Avrasya’nın, başka deyişle Avrupa+Asya’nın ön cephesi oldu. Ön cephe kuşkusuz bölge genişliğindedir.

ABD’NİN PİYONLARINA VURAN VURANA

“Vekâlet savaşları” deniyor, biz “piyon savaşları” diyoruz. Batı Asya devletleri, ABD’nin piyonlarını artık buldukları yerde köşeye sıkıştırıyor ve pataklıyor. Herkes “IŞİD’e vuruyorum” diyerek ABD’nin piyonlarına vuruyor. Washington, “Hani IŞİD’i vuracaktınız, benim adamlarımı vuruyorsunuz” diye yakınmakla meşgul.
24 Temmuz’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ABD’nin “Kara gücüm” dediği PKK’ya karşı başlattığı harekâta Washington hiçbir ciddî yanıt verememiştir. Bu kez Rus uçakları yine ABD’nin “bizim adamlarımız” dediği teröristleri dövüyor. ABD, ateşe sürdüğü örgütlere
sahip çıkamıyor.
YENİ ÇAĞ
Bölgede kuvvet dengeleri değişmiştir. Hatta dünya ölçeğinde kuvvet dengeleri değişmektedir. ABD, Suriye’de ve genel olarak Batı Asya’da yenilmiştir. “ABD yenilmez” diyenler de yenilmiştir. Beş yüzyıllık Atlantik Çağı, artık arkada kalıyor. Dünya Asya Çağına girmektedir.

TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ ÇAĞDAŞLAŞMA ÇAĞI

2000’li yılların başında CIA, “21. Yüzyılın Perspektifleri” gibi bir başlıkla rapor yayınlamıştı. Orada Türkiye’nin 21. Yüzyıldaki çıkarlarının Asya’da olduğu belirtiliyordu. Türkiye’nin işbirliği yapacağı ülkelerin, Batı Asya ülkeleri yanında Rusya ve Çin olacağı öngörülüyordu.
Bu nedenle Türkiye, ABD’nin isteğiyle Avrupa Birliği’ne aday üye yapıldı ve Atlantik kapısına bağlandı. Ancak şimdi Atlantik ittifakının kendisi parçalanmaktadır. Almanya Başbakanı Merkel’in ABD ile birlikte Rusya’nın Suriye harekâtından kaygılanan bildiriye imza atması
bu gerçeği değiştirmiyor.
Türkiye’nin önündeki seçeneklere bakıyoruz.
Tek seçenek kaldı, tek mecburiyet var Türkiye, toprak bütünlüğünü korumak ve Atatürk rotasında ilerlemek için,
Batı Asya’daki ve Avrasya’daki konumuna yerleşmek durumundadır.
  • Türkiye, Atlantik sistemi içinde borca battı, bölündü ve
    tarikat-cemaat pençesine düştü.

Şimdi Türkiye, Asya’daki konumuna yerleşerek çağdaşlaşma hedefine ilerleyecektir.
Atlantik’te yıkıma uğratılan Atatürk Devrimi, Asya’da ayağa kalkacaktır.

KÜRT KORİDORU’NDA BOZGUN VAR

ABD’nin Türkiye’yi yeniden 1990 öncesine götürme şansı bulunmuyor.

ABD’nin kendisi Türkiye için tehdit haline gelmiştir.

Washington’un PKK’yı feda ederek Türkiye ile eski günleri canlandırma şansı da geçerli değildir. PKK/PYD, zaten herkes tarafından feda edilmiştir. ABD’nin “Kürt Koridoru” girişimi, Türk Ordusunun harekâtından ve en son Rusya’nın harekâtından sonra bozguna uğramıştır. Artık hiçbir güç, Barzanistan’ı Doğu Akdeniz’e bağlayamaz. Birleşen Suriye’de Kürtlere kuşkusuz yer vardır ama Kürt bölücülüğüne izin olmayacaktır. Rusya ve Suriye, PYD’ye Suriye’nin bütünlüğü dışında bir seçenek tanımıyorlar. PKK/PYD’nin ABD-İsrail Koridoruna hizmet seçeneği de artık geçersizdir.

ABD’NİN ÇARESİ YOK

Girdiğimiz süreçte artık Türkiye’de ABD’ye dayanarak iktidar olma ve iktidarda kalma formülleri de geçerliğini yitiriyor. O nedenle Davutoğlu’nun ve Tayyip Erdoğan’ın Rusya’ya üzüntülerini beyan etmelerinin siyasette karşılığı bulunmuyor.
Türk Ordusunun 24 Temmuz’da başlayan harekâtı, yalnız iç cephede değil, dış cephede de
yeni bir dönemi açmıştır. Türkiye, ABD’nin piyonlarına vurarak Atlantik sistemine başkaldırmış bulunuyor. ABD’nin bu süreci geri döndürmek için yapabilecekleri sınırlıdır. Kuşkusuz macera da bir seçenektir. Ancak o tür girişimler ABD tarihine “delilik” olarak geçer. Nitekim Obama’nın dün gece “Kürt savaşçılarından” medet umar hale düşmesi çaresizliğin itirafıdır.
Türkiye, yalnız Bölücü Teröre karşı mücadelesiyle değil, borç batağından kurtulmak için de ABD’nin zincirlerini kırmak durumundadır. Atlantik sistemi içinde Üretim Ekonomisi kurma şansı bulunmuyor. Atatürk önderliğinde 1930’larda Planlı Karma Ekonomi uygulanarak gerçekleştirilen “Türk Mucizesi” yeniden gündemdedir. Bir seçenek olarak değil,
mecburiyet olarak Türkiye’nin biricik çıkış yolu budur.

TÜRKİYE’NİN VE DÜNYANIN YAKIN GÜNDEMİ

1.Türkiye, üretim ekonomisine geçecektir. Planlı Karma Ekonomi görüş mesafesi içindedir.
2.Türkiye, komşuları Suriye, Irak, İran, Azerbaycan ile birlikte hatta bir süre sonra Lübnan ve Mısır’ın da katılmasıyla Batı Asya Birliği’ni oluşturacaktır.
3.Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü’nde, Rusya, Çin, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Hindistan ve diğer Asya ülkeleriyle dünya barışı ve ekonomik kalkınma için el ele verecektir.
4.Avrupa+Asya ittifakı olan Avrasya Birliği dünya gündemine girmiştir.
5.ABD, önümüzdeki süreçte Batı Asya’da oluşan yeni durumu kabul etmek ve Batı Asya ülkeleriyle işbirliğine yönelik politika oluşturmak dışında bir seçeneğe sahip değildir.
Bunun dışındaki zorlamalar, ABD’nin ağır yenilgisiyle sonuçlanır.
6.Türkiye’de Atlantik’te bölünme ve borca batma döneminin sonuna geliyoruz.
ABD işbirlikçileri ve PKK dostları önümüzdeki dönemin kaybedenleridir.
7.Bu koşullarda Türkiye’de Vatan Partisi Programı artık gündemdedir.
Bu süreçte Millî Hükümetin kuruluşunu kimse önleyemez.==================================

Dostlar,

Vatan Partisi Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek oldukça iyimser ve uzuuun bir yazı
kaleme almış..

İnsanın “Nerdeeeee??” diyesi geliyor..

Keşke, keşke, keşke…

Sevgi ve saygı ile.
06 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

SURUÇ KATLİAMI; DEVLETİN ve AKP’nin SORUMLULUĞU NE YAPMALI ??

SURUÇ KATLİAMI;
DEVLETİN ve AKP’nin SORUMLULUĞU
NE YAPMALI ??


Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com
 


Suruç faciasında hukuksal olarak “Devletin kusursuz sorumluluğu” söz konusudur.
Yaralananlar, ölenlerin yakınları ve mal varlıkları zarara uğrayanlar İçişleri Bakanlığı ve / veya Başbakanlık aleyhine maddi ve manevi giderim (tazminat) davaları açmalıdırlar.

Hükümet de bu yargı kararlarını beklemeden facianın kurbanlarının ailelerine, yaralananlara, maddi zarar görenlere hızla maddi ve manevi destek vermelidir.

Devlet, her durumda öncelikle yurttaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük kusursuz sorumluluk kapsamındadır, yani herhangi bir gerekçe öne sürülerek yasal sorumluluktan kaçınmak olanaklı değildir. Değindiğimiz sorumluluk
salt giderim (tazminat) ile sınırlı olmayıp, ceza sorumluluğunu da içermektedir.
Görevini savsaklayan (ihmal eden), yapmayan, hatta suça karışan… kamu görevlileri varsa,
onlar hakkında ayrıca ceza davaları açılmalıdır. Bu bağlamda bölgedeki Cumhuriyet Savcıları
1. derecede sorumlu ve yetkilidirler. Olayın boyutlarına göre T.C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da devreye girmesi olanaklıdır.

*****

Türkiye, AKP yönetiminde 2003 başından beri PKK ile savaşım (mücadele) yerine pazarlığı seçmiş bulunuyor. Terör örgütleri ile hele silah bırakmadan görüşme, Devletler Hukukunda
yeri olmayan bir süreçtir.

AKP iktidarı, bu ağır stratejik hatasına karşın, bunlarla yetinmeyerek bir de Oslo’da devletin
MİT Başkanı aracılığıyla PKK yetkilileriyle doğrudan görüşmüş, gizli anlaşmalar sağlanmış ve 40 bin+ insanımızın katili bölücü taşeron PKK terör örgütünün başı,
İmralı’da ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum Abdullah Öcalan‘ı da adeta
“hapiste barış elçisi” statüsüne yükseltmiştir.
Bu yolla Kürt yurttaşlar, Abdullah Öcalan’ın salıverilmesini bile ister duruma taşınmışlardır!

PKK yöneticileri, HDP önderleri apaçık, “barış”a varılsa bile PKK’nın silah bırakmayacağını vurgulamaktadırlar.

  1. İlk adım sınırlı bölgesel özerklik,
  2. Ardından bu özerklik alanını Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı temelinde genişletme,
  3. Ordusu, kolluğu, maliyesi, eğitim sistemi.. olan bir oldukça özerk bir bölgesel yönetim,
  4. Giderek konfederasyon ve halkoylaması ile BM İkiz Sözleşmelerine dayalı
    “kendi yazgısını belirleme” (self determinasyon) üzerinden Türkiye’den ayrılma,
  5. Bölgede daha önce kurulmuş / kurulmuş olması beklenen Suriye, Irak ve başarılabildi ise
    İran Kürdistan’ı ile birleşerek Büyük Kürdistan‘ı inşa ve ilan etmek…

Afganistan’ın derinliklerinden Doğu Akdeniz’e dek 1200 km’yi bulan son derece stratejik konumlu büyük bir coğrafyada, petrol başta, zengin doğal kaynakları ile
BOP = Büyük İsrail = 2. İsrail‘in inşası.

  • Bölge Kürtlerinden önce sözde – yapay olarak “millet yaratarak” (nation building!),
    ardından da “bunlar aslında Judaik kürtler“, yani Yahudi kökenli Kürtleşmiş insanlarımız” diyerek tarihin en büyük etnolojik – antropolojik – genetik – sosyolojik – politik.. yalanı ile bölgeyi ve insanlarını İsrail güdümüne alıp zaman içinde assimile etmek.
    Bölgede “Kürt” bırakmayıp assimilasyon ile eradikasyon (kökünü kazıma) ve etnik temizlik.

Türkiye Kürtleri de dahil bölge Kürtleri için emperyalizmin alçakça planı budur..
Bütün Kürt ve Kürtçülerin bilgisine – ilgisine altını çizerek sunuyoruz.. Oyun çırılçıplak budur!
Emperyalizmin bu kanlı ve iğrenç böl – yut oyununa Kürtler(imiz) asla alet olmamalıdır.

BOP kapsamında sanırız bu proje, böyle giderse, 10-20 yıla kalmaz gerçekleştirilebilir..
İsrail’in ve maşası büyük emperyal güçlerin çok zamanı ve sabrı artık yok..
Halen Filistin topraklarının gaspı ile kurulan Siyonist Devlet İsrail, o avuç içi kadar coğrafyaya
asla sığ(a)mıyor.. Hem çoooook dar hem doğal kaynaklar yok, hem savaş uçakları ile eğitim yapacak kara ülkesine sahip olmaktan bile çok uzak vd. (Birkaç yıl önce Türkiye hava sahasını kullanıyorlardı!)

Bu bakımdan, 2006 Haziran tarihli resmi BOP haritasının, “Journal of American Armed Forces” dergisinde (ABD Silahlı Kuvvetlerinin resmi yayın organı) ABD Başkan Danışmanı E. Alb. Ralph Peter imzasıyla sipariş bir makale kapsamında yayımlanmasından bu yana 9 uzun yıl geçtiğinden…. hazretler epey de kızgınlar… 10. yıla girilmiş ve bir büyük projelerini hala yaşama geçirmemişler.. Küresel hegemon yüksek tepelerde Apollon’un Zeus’u öfkelerde, çok agressif..
BOP_haritasi

 

 

 

Türkiye artık son kritik aşamalara gelmiş bulunuyor

Doğu – Güneydoğuda devlet, güvenlik güçleri (asker, polis, korucular), bürokrasi, mülkiye minimalize edilmiş, binalarına hapsedilmiş, alan egemenliği PKK – HDP’ye terk edilmiştir.
Bölücü terör örgütü asker, polis, korucu, kaymakam, konsolos.. kaçırıp rehin alabilmektedir! Açıktan demeçlerle “Büyük şehirlerinizi kana bularız..” tehditleri çekinmeden savrulmaktadır.

Koskoca Türkiye’yi böylesine hak etmediği bir zaafiyete düşürmeye hiç kimsenin,
hiçbir makamın ve -salt çoğunlukla seçilmiş de olsa- hiçbir siyasal iktidarın hakkı yoktur!
Tersine eylem ve işlem VATAN HAİNLİĞİdir!

“Ramak kala” noktasındayız..

Son derece kararlı ve dirayetli politikalarla bu kırılma hattından hızla uzaklaşmak zorundayız.
Bu diplomatik manevralar, gerçekte bu tablonun hazırlayıcısı olan Başbakan A. Davutoğlu ve
12. CB Bay RTE’nin hamasi çığlıklarıyla yapılamaz.

Son dönemeçten önce, ülkemiz ve halkımız de facto bölünmeden önce artık köklü bir politika dönüşüyle ülkemiz bir silkiniş yapmak zorundadır. Hiç kimse (Bay RTE dahil!) ve hiçbir kurum
(başta AKP, HDP), hiçbir makam (Cumhurbaşkanlığı dahil!) TÜRKİYE CUMHURİYETİ‘nin
kutsal ve dokunulmaz, tartışılmaz ve mutlak olan BEKA hakkından (sonsuza dek ülkesi ve
ulusu ile bölünmez bütünlüğünü koruyarak bağımsız yaşama)
 daha değerli ve önemli değildir!

Terörün son bulması için bölgesel işbirliği zorunludur

Türkiye, Suriye, İran, Irak ve Azerbaycan’ın içinde olacağı Batı Asya Birliği kurulmalıdır.
Batı Asya Birliği ile hem dinci yobaz, hem bölücü terör örgütleri ortadan kaldırılabilir.
ABD – İngiltere – AB – İsrail blokunun PKK – HDP – PYD – KCK.. üzerinden saldırısı püskürtülebilir. Bu etkili işbirliğine, değinilen blokun koyabileceği etkili bir argüman yoktur..
Suriye’yle işbirliği yapılırsa Suruç’ta, Reyhanlı’da, Gazantep’te, Diyarbakır’da, Uludere’de…. bombalar patlamaz.

Bay RTE’nin kaçak sarayı ve uzatmalısı AKP ile AKP’nin kurtulamadığı vasisi Bay RTE
başta olmak üzere Türkiye de esenliğe erişebilir.. Bu cehennemi kaos, yaratanlarınca da sürdürülebilir değildir.

Irak – Suriye’de emperyalizmin maşası olup iç savaş kışkırtıcılığı yaparak uluslararası hukuku çiğneyen “haydut devlet” olmaya “5 kala” yerine, hiç yoktan bu 2 ülke sınırında bir tampon / güvenli bölge / şerit ilan edilebilseydi bu çıkmaza girmeyecektik. 2 milyonu aşkın Suriye’li başıboş ve kimliklendirme yapılmadan ülkemize dağılmayacaktı. Sınırlarımız dışında güvenli – tampon bölgede – şeritte tutulan insanlar BM Mülteciler Yüksek Komiserliği sorumluluğunda kalacaktı.. Üstlenilen fatura “Suriyelilere ensar olduk..” masallarıyla geçiştirilemeyecek ölçüde ağırdır. Salt parasal boyut (maliyet) 5 milyar Doları aşmıştır. Bir dizi sürgit (kronik) sorun edinilmiştir.

Bu son derece hatalı ve sorumsuz – güdümlü dış politika falsolarının siyasal faturası Bay RTE ve
AKP iktidarınındır ve Başbakan Davutoğlu da adeta harakiriye katılarak yangını sürdürmektedir.

Türkiye’nin, özetlediğimiz politikaları kararlılıkla güdecek ulusalcı yurtsever siyasal kadrolara  ve onların iktidarına gereksinimi son 50 – 60 yıldır hiç bu denli yakıcı ve ivedi olmamıştı..

Sevgi, saygı ve endişe ile.
22 Temmuz 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yazının pdf biçimi :
SURUC_KATLIAMI_DEVLETIN_ve_AKP’nin_SORUMLULUGU

Terörün çözümü ‘milli siyasi otorite’


Terörün çözümü ‘milli siyasi otorite’

Terörün çözümü ‘milli siyasi otorite'

Aydınlık / Ankara
http://www.aydinlikgazete.com/turkiye/terorun-cozumu-milli-siyasi-otorite-h59606.html

Türkiye’de Bölücü Teröre Çözüm Sempozyumu’nda terörün ekonomik ve örgütsel boyutu masaya yatırılırken askeri faaliyetler de tartışmaya açıldı. 2 gün süren panelde, terör uzmanları günümüzden bugüne PKK’nın faaliyetlerini ve AKP hükümetinin yanlış politikalarını değerlendirdi. Sempozyumu düzenleyen Ulusal Strateji Merkezi (USMER) Başkanı emekli Tümgeneral Naci Beştepe, kapanış konuşmasında terörün çözümünün milli siyasi otorite olduğunu vurgulayarak “Milli iktidarı oluşturacağız.” dedi.

Terörün çözümüne ilişkin önemli çıkış yollarının gösterildiği sempozyumun 2. gününde de önemli konuşmacılar vardı. İlk oturumda “Açılım”ın etkilerinin ayrıntılarıyla anlatıldığı oturumu Doç. Dr. Sait Yılmaz yönetirken, Talatpaşa Komitesi Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, emekli Tümg. Armağan Kuloğlu ve Muş Varto’dan Hürriyet Mahallesi Muhtarı Niyazi Bingöl konuşmacı olarak yer aldı.

2. Oturumdaki bölücü teröre son vermek için çözüm yolları tartışmasında ise TESUD Başkanı emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş, Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Bedri Gültekin, Mardin Alakuş Köyü’nden Abdülkadir Yıldız ve eski Sanayi Genel Müdürü
Bülent Esinoğlu birer konuşma yaptı.

‘PKK ABD SİLAHLARIYLA GÜÇLENDİ’

E. Tümg. Armağan Kuloğlu, açılımda gelinen noktayı anlattı.
AKP Hükümetinin Öcalan ve PKK ile müzakere yolunu seçmesinde iki gerekçe gösterdiğini belirten Kuloğlu, “Terörle mücadele ederek bir yola varılmadı o yüzden biz bu yolu seçtik’, diyorlar. Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran ahaliye Türk milleti denmiştir. Türk tabiri bir ırkı ifade eden bir tabir değil, o topraklarda yaşayan ve o devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan kişi demektir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin üniter olması, TBMM’nin tek egemen olması ve tek başkentin Ankara olması demektir.” ifadelerini kullandı.

Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, açılımın TSK ve güvenlik güçleri üzerindeki etkilerini anlattı. “Ergenekon, Balyoz ve Casusluk gibi davalarla yapılan tasfiyeler, TSK ve toplumun sinir uçlarını oluşturan aydınların etkisizleştirilerek halkın baskı altına alındığını özellikle belirtmeliyiz.” diyen Pekin, “Terör örgütleri Öcalan’ın yakalanmasından sonra inisiyatifini kaybetti, 2003’te Irak’ın işgalinden sonra bölgede yönetim boşluğunu doldurdu,
PKK ABD’nin verdiği silahlarla güçlendi” diye konuştu.

Eski Sanayi Müdürü Bülent Esinoğlu da ABD dolarının PKK’ya etkisini anlattı.
Esinoğlu şunları söyledi:

“Amerika Türkiye’de PKK’yı, Arap ülkelerinde IŞİD ve El Kaide’yi fiziki terörü olarak kullanıyor. Öte yandan da yalnızca örtülü savaşlarla işin olmayacağını bildiği için çok geniş finans terörü uyguluyor.  Üretimi Hindistan, Çin gibi doğu ülkeleri yapıyor ama o ürünlerin fiyatı Dolarla belirlenmiş oluyor. Dolayısıyla Dolar terörün araçlarından biri oluyor.
Bundan zarar gören de bizim gibi teröre maruz kalan ülkelerin dışında Çin, Rusya, Brezilya birleşerek Doların dünya parası olmasına karşı çıkıyorlar.”
(AS: BRIC ülkelerine South Africa da eklendi ve BRICS oldu.. Keşke Türkiye de eklense!)

‘MİLLİ İKTİDARI OLUŞTURACAĞIZ’

Kapanış konuşmasını yapan USMER Başkanı E. Tümg. Naci Beştepe,

portresi_kucuk

İnsanımızın ihtiyaçlarına, eğitimine, kültürüne katkı yapacak olan kimdir? Sanayiyi götürememişiz, elindeki tarım ve hayvancılık olanaklarını da bitirmişiz. Onun yaşam düzeyini yükselteceğimize, varolan düzeyini de dibe vurdurmuşuz. PKK’nın uyuşturucu ve silah kaçakçılığını önlemek için içeride ve dışarıda önlem almamız gerekiyor.

Bu mücadeleyi kim yapacak? Silahlı kuvvetlerin eli kolu bağlanmış, mücadele etmemeleri için gereken her türlü oyun oynanmış. Bunları kim yapacak?”

sorularını yönelttikten sonra

Bütün sorularımın cevabı tektir. Milli siyasi otorite. Türkiye’de bugün bu yolu açanlar bellidir. Milli iktidarı seçeceğiz, milli iktidarı oluşturacağız.” dedi.

PARTİYE GİRECEĞİZ!

Türkiye’nin çıkış yolunun örgütlü mücadeleden geçtiğini vurgulayan Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Bedri Gültekin de yurttaşları İşçi Partisi’nde birleşmeye çağırdı. Türkiye’nin önemli bir dönemeçten geçtiğini hatırlatan Gültekin,

“Bu dönemeci sağ salim dönebilecek bir örgütümüz var mı? Kritik soru budur. Tam bağımsızlık ve feodal kalıntıların tasfiyesi Türkiye’nin önünde duruyor. Bir yanıt vereceğiz ve örgütlü olacağız, partiye gireceğiz.” dedi.

Gültekin, terörün çözüm yolunun Batı Asya Birliği olduğunun altını çizerek;

“İran, Irak ve Suriye’yle aynı kaderi paylaşıyoruz. Bu bölgesel birliği engelleyen AKP iktidarıdır. AKP iktidarını yıktığınız zaman beraber hareket edersiniz.” diye konuştu.

==========================================

Dostlar,

25-26 Aralık 2014 günlerinde Ankara’da, Türkiye Barolar Birliği salonlarında gerçekleştirilen

Türkiye’de Bölücü Teröre Çözüm Sempozyumu başarılı biçimde sonlandı.
Mesai günlerinde olduğundan üzülerek katılamadık. Ama ilk günün de 2. günün de özetlerini AYDINLIK’tan okuyarak, Ulusal kanal’dan izleyerek web sitemizde paylaştık.

Başta USMER Bşk. dostumuz E. Tümg. Naci Beştepe olmak üzere emek verenleri selamlıyoruz.
27.12 14 günü Sakarya Meydanı’nda (Ankara) 117. SESSİZ ÇIĞLIK eyleminde kendileriyle konuştuk.. kitaplaştırılacağını sevinçle öğrendik. CD / DVD olarak da dağıtımını önerdik. Umarız yeterli parasal kayak sağlanabilir ve bu yol gösterici önemli toplantının görüntülü ve yazılı içeriğine erişir ve arşivleriz..

Sevgi ve saygıyla.
29.12.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net