Etiket arşivi: özgürlük ve demokrasi

SİYASAL BİLİNÇLENMEDE ARTIŞ ve UYARI

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

Günümüz dünyası dahil; son 300 yıldır, sömürgeci emperyalistler dünyanın neresine, hangi ülkesine gittilerse, uygarlık, özgürlük ve demokrasi kisvesi ile oralara ırk, dil, din, mezhep, bölge… ayrımcılığı götürüp bölücülük tohumları ektiler. Halkları birbirlerine düşman ettiler. Devletleri parçaladılar. Ülkeleri böldüler.

Bu emperyalist politika kurbanlarına, Atatürk Dönemi dışında, Osmanlı Devleti ve günümüz Türkiye’si de dahildir…

Türkiye için yeni bir seçim dönemi yaklaşırken, umarım siyasetçiler, emperyalistlerin projelerine uyarak ırk, dil, din, mezhep vb. insanların doğarken hazır buldukları doğal kimliklikler üzerine siyaset yapmazlar. Halkın ekonomi, işsizlik, eğitim, sağlık, adalet, özgürlük, gönenç (refah), demokrasi, barış, kardeşlik ortak yaşama bilinci vb. zorunlu gereksinimlerini karşılayabilmek için, çağdaş akla ve bilime uygun proje ve programlar üzerine siyaset üretme yarışına girerler…

Yazılı, görsel ve sosyal medya verilerine bakılırsa, artık ülkemizde seçmenlerin büyük çoğunluğunun siyasal bilinç düzeyleri yeterince yükselmiştir. Bilinç düzeyleri yeterince yükselen seçmenler, toplumun doğal gereksinmelerini göz ardı edip her türlü ayrıştırıcı, bölücü tarihsel ve doğal kimlikler üzerine siyaset yapanlara oy vermekten uzaklaşıyorlar. Çünkü toplumdaki hem ekonomi kaynaklı gereksinmeler hem de hukuk, adalet ve demokrasi… vb. istekler ağır basmaya başlamıştır.

Her türlü bölücü siyasetin ve bölücü siyaset yapanların Türkiye’nin geleceğinde yeri yoktur ve olmamalıdır. Partiler arası siyasal dürüst rekabet topluma sağlanacak her türlü kamu hizmetlerin etkinliği, yaygınlığı, sürekliliği, hukuka, adalete uygunluğu ve kalitesinde olmalıdır.

İnsanlar hayal ve umut ettikçe yaşarlarmış.

GENÇLİĞİN BAYRAMINDA ATATÜRK’Ü ANARKEN

Ahmet Nişancı
Eğitimci – Yazar

DOĞRU BAKIŞ

19 Mayıs 2022

  • Mustafa Kemal Atatürk,
    bu Ulusun kurtuluşunun ve yeniden kuruluşunun yaratıcısıdır.

19 Mayıs 2022.. Bu gün düşman çizmeleri altında, yokluklar içindeki yurdumuzu kurtarmak ve TÜRK DEVLETİNİ YENİDEN KURMAK, “VAR ETMEK” için Yüce Tanrının Türk Milletine armağanı, gelmiş geçmiş dünya liderleri içinde TEK YENİLGİ GÖRMEYEN LİDERİ GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA’nın Kurtuluşu yönetmek üzere Samsun’a ayak basışının 103. yılıdır.

Büyük Uluslar, kendisine hizmet eden büyük ve değerli insanlarını asla unutmazlar. Türk Milletinin vefalı insanları olarak yokluklar içine düşmüş bir kuşaktan yeni ve bağımsız bir ulus yaratan Ata’mızı, manevi kişiliğiyle sonsuza dek anmak ve yaşatmak değerbilir Türk Halkı için bir şeref ve onur görevidir. Bu nedenle her 19 Mayıs’ta ve Cumhuriyete giden yolları döşeyen önemli günlerde; 23 Nisanlarda, 30 Ağustoslarda, 29 Ekimlerde Türk Milleti olarak O’nu büyük bir coşku ve sevgi ile bağrımıza basar, kutlarız ve 10 Kasımlarda saygı ve minnet ile anarız.

O Büyük Adam, Mustafa Kemal Atatürk Türk Milletinin başına gelmiş büyük bir şanstır; kurtarıcı ve Devlet Kurucusu olarak yüksek dehâsıyla savaş alanlarının yenilmez komutanı, politikacı olarak bütün dünyanın takdir ettiği bir barış adamı, yurtseverliğin büyük örneğidir.

Yüce Türk Milleti’nin Gençliği ve yediden yetmişe bütün Ulus bireyleri Atatürk’ün varlığının anlamını ve büyüklüğünü kavramış olarak Kutsal Türk Bayrağını alarak O’nu anmak için bu gün meydanları doldurarak ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’nı kutlarken, akın akın Anıtkabir’e akacak ve huzurunda her zaman olduğu gibi bir kez daha saygısını gösterecektir.

Bu arada hiç kuşjusuz Atatürk’e olan borçlarının büyüklüğünü kavrayamayanlar kendilerinin Bağımsız Türk Ulusunun ve özgür bir ülkede Müslüman olarak yaşayabilmelerinin hazırlayıcısı olan Yüce Atatürk’ü unutturmaya çalışacaklar, nefretlerini kusmaya ve yurdumuzun bağımsızlığından ve Cumhuriyet’in nimetlerinden nasıl yararlandıklarının ayrımına varmak istemeyerek rahatsız olmayı, yani hainliklerini sürdürmeyi her zaman olduğu gibi ara vermeden sürdüreceklerdir.

Bu hainler, şu gerçekleri anlayıp bir türlü içlerine sindiremediler :

  1. Eğer Kurtuluş Savaşı başarıya ulaşamasaydı bu hainler bugün hangi ulusun egemenliği altında, tutsaklık altında yaşayacaklarını hiç mi düşünmezler? Düşünseler bile bir türlü Büyük Atatürk’ü kabul etmezler, yadsımacılıklarıyla (inkarcılıklarıyla) her fırsatta yandaşlarını O’ndan uzaklaştırmaya, O’nu yok saydırmaya akıl almaz kurnazlıklarıyla devam ederler.
  2. Bugün gerçek anlamda İslâm inancıyla yüklü olan Müslüman din kardeşlerimiz inançlarını özgürce yaşayabilmelerini Atatürk’ün başardığı Kurtuluş Savaşına borçlu olduklarını bilirler. Hainler bunu bilmez mi? Elbette onlar da bilir. Ama İslâm Dinini kendi kişisel çıkarları için kullanmak ve kendilerine göre bir iktidar yönetimi kurmak isteyenler için bağımsızlık, özgürlük ve demokrasi büyük bir engel oluşturmaktadır!!! Bu nedenle Atatürk Cumhuriyetini yok etmek ve yerine kendi teokratik otokrasi oluşturmak ve kul, köle bir topluluk (millet / devlet değil) kurmak isterler.
  3. Ulema İslâm’ın koşulunu beş (5) olarak veriyor: Kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, fitre-zekât vermek, hacca gitmek.

Varsayalım ki bir Müslüman bu 5 koşulu hakkıyla yerine getiriyor; ama haram yemekten vazgeçmiyor, başkasının haklarına saygı göstermiyor, her türlü haksızlığın içinde olmayı sürdürüyor, yalan söylüyor, iftiralarla karalamalarına ara vermiyor, insanları aldatmak… için kırk takla atıyorsa, bu insanı yine de İslâm’a uygun kişi olarak kabul edecek miyiz? Tanrının huzuruna bu kişi(ler), hangi yüzle “Ben Müslümanım!” diye çıkacak??!!

Zekât vermeye bir örnek: Müslüman insan, varlığının her yıl 1/40’ını zekât olarak vermek zorundadır, değil mi?  40 evi olan bir kişi her yıl 1 evini zekât olarak veriyor mu? Vermiyor. Kırk bin lirası olan bin lirasını, kırk milyonu olan bir milyonunu zekât olarak veriyor mu? Vermiyor. “Ben veriyorum.” diyebilen bir zengini tanıyanınız var mı? Yok!

Yoksullar sıkıntı çekerken zenginlere daha çok hak tanıyan yönetimleri nasıl açıklayacağız?

  1. Bugün secdeden başını kaldırmayarak insanları Allah adına dinle kandırmaya çalışan, Kur’an’daki gerçek Müslümanlıkla ilgisi olmayanlar gittikleri camilerin Atatürk sayesinde ayakta kaldığını bilmiyorlar mı?

Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları içinde bu örnekler, yanlış yolda yürüyenleri uyarmanın bir vatandaşlık görevi olduğu düşünülerek verildi.

Ülkemizin vefalı evlatları bütün hainliklere karşı gerekli dersleri vermeyi sürdürecek ve tüm ulusal günlerde ve 10 Kasımlarda akın akın Anıtkabir’e akarak Yüce Atatürk’ü unutmayacağını ve unutturmayacağını haykıracak ve haykırmaya sonsuza dek devam edecektir.

Atatürk, önder kişiliğiyle yüzlerce yıl sonra da Ulusumuzun ve ulusların tarihinde bir güneş gibi parlak geçmişiyle, yapıtlarıyla var olacaktır.

Bu gün Atatürk’ü anlamayanlara anlatmak ve gelecek kuşaklar için Atatürk’ün kazandırdıklarını korumak ve kendinden sonrakilere emanet edecek biçimde saklamak ve benimsetmek görevimizdir.

 NEDEN ATATÜRK’Ü SEVMEK, ANMAK, ANLATMAK HER TÜRK İÇİN BİR GÖREVDİR?

  1. Ulusların özgür ve bağımsız yaşaması ve yaşatılması için insanlığın bugün varmak istediği hedef, çok anlaşılır açıklıkla Atatürk İlkelerinin içindedir.
  2. Cumhuriyet eğer demokrasinin en ileri aşamasında yaşatılıyorsa cumhuriyettir; sahte, göstermelik cumhuriyet ve demokrasi Atatürk düşüncesi ve yaşamıyla bağdaşmaz.
  3. Kadın, erkeğini bütünleyendir. Erkekle eşitlenemeyen kadınlık Atatürk düşüncesinde yer alamaz.
  4. Uygarlık (Medeniyet), hak ve hukukun üstünlüğü içeriğinde değer kazanır; bu üstünlük değerini taşımayan bir hukuk ve yönetim anlayışı Atatürk düşüncesiyle uyuşamaz ve insanlık dışıdır.
  5. Her insanın laik ve vaz geçilemez öğrenim hakkı vardır. Ülkemizde bunun gerçekleştirilmesindeki emeği ve düşüncesiyle Atatürk, bütün dünyaya örnek olmuştur.
  6. İnsan uygar bir varlık olarak yaşamalıdır. Uygarlığın en önemli göstergelerinden biri de insanların giysilerinde (kılık kıyafetinde) ve aile yaşamında özenli olmasıdır. İlkel ya da ortaçağ yaşam düzenini ve kafa yapısını modernleştiremeyenler, değiştiremeyenler Atatürk düşüncesinden ve insansal değerlerden uzak kalanlardır.
  • Ulusumuzun Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!

Ne mutlu Türküm diyene! “Türk olan değil, Türküm diyebilenler mutlu olacaktır!”

Türklüğün Büyük Atası Atatürk; ruhun neşeli, sevinçli ve mutlu olsun!

Vatan sana minnettardır.