NÜSED’den 1 Eylül Dünya Barış Günü Etkinliği

NÜSED’den
1 Eylül Dünya Barış Günü Etkinliği

(AS : Bizim notlarımz yazının altındadır…)

Söyleşi: 

“İnsanlık ve Hekimlik İdam Cezasını Mahkum Etmiştir”

Konuşmacı: Dr. Uğur Cilasun (Halk Sağlığı Uzmanı)
(Türk Tabipleri Birliği Eski Genel Yönetmeni)

Tarih: 1 Eylül 2016, Perşembe, Saat: 20:00
Yer: Nazım Hikmet Kültür Merkezi (Bahçe) Konur Sokak No: 51 Kızılay-Ankara

Düzenleyenler:
Ankara Tabip Odası
Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği (NÜSED)

==================================

Dostlar,

NÜSED‘in gerçek emekçilerinden meslektaşımız ve Hacettepe Tıp’tan sınıf arkadaşımız değerli hekim, Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Derman Boztok‘un Derneğin Genel Yazmanı (Sekreteri) olarak gönderdiği duyuru ve çağrı yukarıda.. Bu saygın Derneğin bir dönem (2010-12) 2. Başkanlığını yapmış olmanın onurunu da taşıyoruz.

Keşke biz de Ankara’da olabilsek ve katılabilseydik bu doyurucu ve önemli etkinliğe.
Konuşmacı Dr. Uğur Cilasun da Halk Sağlığı Uzmanıdır ve halen YURT Gazetesi yazarlarından bizim değerli ağabeyimizdir.

Etkinliğe emek verenlere şükranlarımızı sunar, başarılı geçmesini dileriz.

1 Eylül Dünya Barış Günü‘nün (2. Dünya Paylaşım Savaşı’nın resmen bittiği kabul edilen gün) gerçek anlamda Küremize, tüm insanlığa ve özellikle de Ortadoğu’ya ve ülkemize gerçek anlamda “BARIŞ” getirmesini diliyoruz..

  • Küresel barışın 1 numaralı katilinin EMPERYALİZM olduğunu artık adımız gibi biliyoruz!

Bu bakımdan, Büyük ATATÜRK‘ün 2 önemli sözüzü / uyarısını anımsa(t)madan geçemeyeceğiz:

  1. YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ
  2. ATA_emperyalizm_kapitalizm_ile_savasimi_meslek_edinmis

 

:

 

 

 

 

 

 

Hoşgörünüzle dikkat çekelim :

  • Bizi yutmak isteyen kapitalizm ve bizi mahvetmek isteyen emperyalizm” ile savaşı
    meslek’ edinmiş,

“Meslek edinmiş” işlev – görev tanımlaması yapılmıştır.. Bu 2 kadim insanlık – barış düşmanı ile savaşım öyle amatörce, boş zamanlarda, yaz tatillerinde, hafta sonlarında… verilebilecek bir savaşım (micadele) değildir.. Bu savaşımın çok ciddiye alınarak, birnicil sorun kabul edilerek merkeze alınması ve “meslek edinilmesi” gerekmektedir..

Güncel deyimle profesyonelce ve 7/24 temposuyla..

Mustafa Kemal Paşa‘yı böyle okuyor ve okutabiliyor muyuz çocuklarımıza, gençlerimize??

Türkiye AKP’li yıllarda BARIŞ içinde mi, sıcak savaşın kıyısında mı?? Niçin ??

TÜRKİYE ATATÜRK’tür; ATATÜRK TÜRKİYE’dir!

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
NÜSED 2010-12 Dönemi 2. Başkanı
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Akkuyu ve Sinop Nükleer güç santralları..

Akkuyu ve Sinop Nükleer güç santralları

Dostlar,

Türkiye gözü kara, Akkuyu ve Sinop Nükleer güç santrallarının yapımına hız verdi.
Geçtiğimiz hafta Rusya Devlet Başkanı V. Putin‘in ziyaretinde konu masadaydı.
ÇED raporu alelacele tamamlanarak uygunluk izni verildi.

Türkiye, ABD’nin 90 dolayında nükleer başlığına ABD – NATO üslerinde ev sahipliği yapıyor.

Bu ciddi risk yetmezmiş gibi, 2 nükleer güç santralı devreye alınacak.

Almanya ise 2022’ye dek 17 nükleer santralını kapatarak “YENİLENEBİLİR” enerji kaynaklarına yöneliyor.. Kömürü bitmiş, güneşi çok az, toprakları ülkemizin yarısından az, nüfusu bizden az fazla ama dünyanın 4. büyük ekonomisi, muazzam enerji gereksinimini yenilenebilir kaynaklardan sağlayacak..

Bilmeyiz ibret olur mu, bizim de üyesi olduğumuz, (geçmişte 2. Başkanlığını da yaptığımız) Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre için Sağlıkçılar Derneği (NÜSED)
basın açıklamasını (5.8.14) bir kez daha paylaşmak istiyoruz..

Sevgi ve saygıyla.
18.12.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Hiroşima – Nagazaki 6-9 Ağustos 2014 Basın Açıklaması

Hiroşima ve Nagazaki’nin 69. Yılında
Nükleer Silahların Yasaklanması ve Yok Edilmesi Çağrısı 

  • On altı yaşında bir erkek çocuğuydum Nagazaki’de… O gün, yani 9 Ağustos 1945 sabahında, cadde boyunca bisikletimi sürüyordum. Sabahın erken bir saatinde çıkmıştım evden. Aklımdan neler geçiyordu, anımsamıyorum. Çocuk aklından neler geçebilir ki? Saatime baktım; 11.02’yi gösteriyordu. Tam o sırada patladı atom bombası; 1,8 km ötedeymiş. Bombanın etkisi o anda sırtımı yaktı. Sağ kolumun derisi omzumdan parmak uçlarıma kadar sarkıyordu. Çevreden geçen insanlar “su, su” diye yalvararak koşuyorlardı. Kimsenin başkasına bakacak durumu yoktu. Dağın eteklerinde iki gece geçirdim. Beni ancak üçüncü günün sabahında bir kurtarma ekibi bulabildi ve 28 km ötedeki ilk yardım istasyonuna götürüldüm. Aylarca, yıllarca hastanelerde kaldım. Sonunda taburcu olduğumda tarih Mart 1949’du. Bu süre içinde öyle acılar çektim ki, sık sık “Beni öldürün, lütfen” diye bağırdığımı anımsıyorum. Bu süre içinde benzer durumdaki pek çok insan canına kıydı. Bir bölümü yeni bir operasyona dayanamayacağını bildirerek ölümü seçti. Ben zor da olsa, yaşamımı sonuna dek sürdürmek gibi bir sorumluluğum olduğunu düşünüyorum. Bu dünya üzerindeki tüm nükleer silahlar yok edilinceye değin mücadele edeceğim. Bu satırları okuyan herkes;
    lütfen gelecek kuşakları korumak için siz de bir adım atın.”

Bu satırlar, Nagazaki bombası kurbanlarından Sumiteru Taniguçi‘ye ait. Korkunç yanıklarının düzelmesi için 17 operasyon geçirdi. Sumiteru, kurbanların yaşayabilenleri arasındaydı. O sırada 7 bin dereceyi bulan yer sıcaklığı sonucunda, anında yaşamını yitirenler, buharlaşıp küllere karışanlar oldu.

Hiroşima’da kullanılan zenginleştirilmiş uranyum ve Nagazaki’ye atılan plutonyum bombalarına bağlı olarak, 1945 sonunda Hiroşima’da 140 bin, Nagazaki’de 74 bin kişi öldü. Dokuz Ağustos 1945 günlü haberlere göre, ABD yaklaşık bir hafta sonra ülkenin diğer kentlerine yönelik olarak nükleer bombardımanı sürdürecekti. Ancak Japonya’nın koşulsuz teslim olması sonucu nükleer saldırılara son verildi.

Sonraki günler sağ kalabilenler için karabasana dönüştü. Kara kara radyoaktif yağmurlar yağdı kentlerin üzerine. Bu yağmurlar günümüze dek, nükleer bomba kurbanlarının hastalık ve ölüm nedeni oldu. Hiroşima’da hekim ve hemşirelerin % 90’ı ölmüş ya da yaralanmıştı. Var olan 45 hastaneden 42’si işlevsiz durumdaydı. Sonuçta Hiroşima ve Nagazaki’de anında ölmeyen kurbanların çoğu da hiçbir tıbbi yardım alamadan yitirildi…
Günümüzdeki bir nükleer patlamada da sonuç, çok daha büyük çapta ama benzer olacaktır.

Örnek vermek gerekirse, bugün herhangi bir büyük kente atılan nükleer bomba sonucu bir milyon kişinin öleceği tahmin edilmektedir. Patlamanın yol açtığı sorunlardan yalnızca biri olan yanıklar için, dünyanın tüm yanık yataklarının yetersiz kalacağı uzmanlarca belirtilmektedir. O nedenle, sağlık çalışanları olarak atom bombasının 69. yıldönümünde, nükleer tehlikeye karşı alınacak tek önlemin, nükleer silahlardan tümüyle kurtulmak olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Nükleer silahlar insanlık dışıdır ve yıkım gücünün en yüksek olmasına karşın, uluslararası bir anlaşmayla yasaklanmayan tek kitle kırım silah grubudur. Bölgesel bir nükleer saldırı sonucunda bile yaklaşık iki milyar insan açlıktan ölme durumuyla yüz yüze kalacak, çevre koşulları ve iklim değişecek, canlılar yok olacaktır.
Halen dünyada, toplam dokuz ülkenin elinde 17 bin nükleer silah bulunmaktadır (İngiltere, Çin, Hindistan, İsrail, Kuzey Kore, Pakistan, Rusya, ABD).

ABD’nin nükleer silahlarına ev sahipliği yapan ülkeler ise Türkiye başta olmak üzere, Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda’dır. Bu silahların tahrip gücü Japonya’ya atılanların yüzlerce, binlerce katıdır. Dünyanın bugünkü çatışmalı durumu, nükleer tehlikenin gerçek bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Gazze’de Suriye’de, Irak’ta yakın zamanda yaşananlar, Ortadoğu başta olmak üzere, dünyanın pek çok bölgesinde barışı sürdürmenin koşullarının ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne sermektedir. İsrail’in resmi kaynaklara göre nükleer silah sahibi dokuz ülke arasında bulunması, Ortadoğu’da nükleer tehlike riskinin ciddiyetini ortaya koymaktadır.

Hiroşima ve Nagazaki’nin yıldönümünde, ülkenin “Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve
Çevre İçin Sağlıkçılar”ı – NUSED
 olarak, nükleer silahların yasaklanmasının,
bu kitle kırım silahlarının tümüyle yok edilmesinin dünya barışı ve insanlığın geleceği için tek çözüm olduğunu kamuoyuna duyurmayı görev sayıyoruz.

Doç. Dr. Özen Aşut
Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre için Sağlıkçılar Derneği (NÜSED)
Yönetim Kurulu adına,
http://nused.blogspot.com.tr/, 05.08.2014

Ölüm duyurusu : Prof. Dr. Leziz Onaran…

ÖLÜM DUYURUSU

Cumhuriyet Türkiyesinin yetiştirdiği örnek bilim insanı, uluslararası saygınlığı olan hekim, nükleer silahsızlanma, barış, insan ve kadın hakları savunucusu ve simge önderi

Prof. Dr. Leziz Onaran’ı

yitirdik.

Kaybımız ve acımız büyüktür.
Anısı ve mücadelesi, bütün toplumculara ışık tutmaya ve güç vermeye
devam edecektir.

Türk Tabipleri Birliği Ankara Tabip Odası
Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği (NÜSED)

Hocamızın Cenazesi 6 Aralık 2013 Cuma sabahı Yüksek İhtisas Hastanesindeki törenin ertesinde Kocatepe Camisinde öğle namazı sonrası kılınacak
cenaze namazının ardından Cebeci Mezarlığı‘nda toprağa verilecektir.

===========================

Dostlar,

Rahmetli Prof. Dr. Leziz Onaran

Leziz_Onaran

ve yine kısa süre önce yitirdiğimiz (24.5.2013)
saygıdeğer eşleri Op. Dr. Mustafa Şerif Onaran,
ülkemizin ve mesleğimizin övünç duyduğu kişiliklerdi..
(http://ahmetsaltik.net/2013/05/28/dr-mustafa-serif-onaranin-ardindan/, 28.5.13)

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2013-05-23 07:54:15Z | http://piczard.com | http://codecarvings.com

Türkiye’ye, Cumhuriyet’e, Atatürk’e, insanımıza aşıktılar..

Çoook nitelikli hekimlerdi ve çoook sayıda uzman hekim yetiştirmişlerdi..
NÜSED üyesi ve bir dönem 2. Başkanı olarak (2 yıl) kendilerinin genel başkanlığında birlikte çalışma olanağı bulmuştuk.
Prof. Dr. Nusret H. FİŞEK’in öncülüğünü yaptığı bu Derneğe var güçleriyle
katkıda bulundular.. NÜSED’e
(Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği)
kurucu ve yönetici olarak uzun yıllar emek verdiler..
Çayyolu’ndaki evlerinde, inanılmaz konukseverlikleriyle
Dernek genel kurulu toplantılarımızı yapardık..
Onlar; Aydınlık Türkiye Cumhuriyeti’nin – Atatürk’ün Cumhuriyet Devrimlerinin ürünü devrimci aydınlardı – öncülerdi..
Kendilerini yetiştiren ülkeye – halka görevlerİni eksiksiz yerine getirdiler.

Saygın ve sevgin anılarını saygı ile, eğilerek selamlıyoruz.
Bıraktıkları yerden daha ileriye uğraş ve savaşımı (mücadeleyi) taşımak
vefa borcumuzdur.

Leziz_ve_Mustafa_Serif_Onaran

Sevgi ve saygı ile.
5.12.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net