Akkuyu ve Sinop Nükleer güç santralları..

Akkuyu ve Sinop Nükleer güç santralları

Dostlar,

Türkiye gözü kara, Akkuyu ve Sinop Nükleer güç santrallarının yapımına hız verdi.
Geçtiğimiz hafta Rusya Devlet Başkanı V. Putin‘in ziyaretinde konu masadaydı.
ÇED raporu alelacele tamamlanarak uygunluk izni verildi.

Türkiye, ABD’nin 90 dolayında nükleer başlığına ABD – NATO üslerinde ev sahipliği yapıyor.

Bu ciddi risk yetmezmiş gibi, 2 nükleer güç santralı devreye alınacak.

Almanya ise 2022’ye dek 17 nükleer santralını kapatarak “YENİLENEBİLİR” enerji kaynaklarına yöneliyor.. Kömürü bitmiş, güneşi çok az, toprakları ülkemizin yarısından az, nüfusu bizden az fazla ama dünyanın 4. büyük ekonomisi, muazzam enerji gereksinimini yenilenebilir kaynaklardan sağlayacak..

Bilmeyiz ibret olur mu, bizim de üyesi olduğumuz, (geçmişte 2. Başkanlığını da yaptığımız) Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre için Sağlıkçılar Derneği (NÜSED)
basın açıklamasını (5.8.14) bir kez daha paylaşmak istiyoruz..

Sevgi ve saygıyla.
18.12.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Hiroşima – Nagazaki 6-9 Ağustos 2014 Basın Açıklaması

Hiroşima ve Nagazaki’nin 69. Yılında
Nükleer Silahların Yasaklanması ve Yok Edilmesi Çağrısı 

  • On altı yaşında bir erkek çocuğuydum Nagazaki’de… O gün, yani 9 Ağustos 1945 sabahında, cadde boyunca bisikletimi sürüyordum. Sabahın erken bir saatinde çıkmıştım evden. Aklımdan neler geçiyordu, anımsamıyorum. Çocuk aklından neler geçebilir ki? Saatime baktım; 11.02’yi gösteriyordu. Tam o sırada patladı atom bombası; 1,8 km ötedeymiş. Bombanın etkisi o anda sırtımı yaktı. Sağ kolumun derisi omzumdan parmak uçlarıma kadar sarkıyordu. Çevreden geçen insanlar “su, su” diye yalvararak koşuyorlardı. Kimsenin başkasına bakacak durumu yoktu. Dağın eteklerinde iki gece geçirdim. Beni ancak üçüncü günün sabahında bir kurtarma ekibi bulabildi ve 28 km ötedeki ilk yardım istasyonuna götürüldüm. Aylarca, yıllarca hastanelerde kaldım. Sonunda taburcu olduğumda tarih Mart 1949’du. Bu süre içinde öyle acılar çektim ki, sık sık “Beni öldürün, lütfen” diye bağırdığımı anımsıyorum. Bu süre içinde benzer durumdaki pek çok insan canına kıydı. Bir bölümü yeni bir operasyona dayanamayacağını bildirerek ölümü seçti. Ben zor da olsa, yaşamımı sonuna dek sürdürmek gibi bir sorumluluğum olduğunu düşünüyorum. Bu dünya üzerindeki tüm nükleer silahlar yok edilinceye değin mücadele edeceğim. Bu satırları okuyan herkes;
    lütfen gelecek kuşakları korumak için siz de bir adım atın.”

Bu satırlar, Nagazaki bombası kurbanlarından Sumiteru Taniguçi‘ye ait. Korkunç yanıklarının düzelmesi için 17 operasyon geçirdi. Sumiteru, kurbanların yaşayabilenleri arasındaydı. O sırada 7 bin dereceyi bulan yer sıcaklığı sonucunda, anında yaşamını yitirenler, buharlaşıp küllere karışanlar oldu.

Hiroşima’da kullanılan zenginleştirilmiş uranyum ve Nagazaki’ye atılan plutonyum bombalarına bağlı olarak, 1945 sonunda Hiroşima’da 140 bin, Nagazaki’de 74 bin kişi öldü. Dokuz Ağustos 1945 günlü haberlere göre, ABD yaklaşık bir hafta sonra ülkenin diğer kentlerine yönelik olarak nükleer bombardımanı sürdürecekti. Ancak Japonya’nın koşulsuz teslim olması sonucu nükleer saldırılara son verildi.

Sonraki günler sağ kalabilenler için karabasana dönüştü. Kara kara radyoaktif yağmurlar yağdı kentlerin üzerine. Bu yağmurlar günümüze dek, nükleer bomba kurbanlarının hastalık ve ölüm nedeni oldu. Hiroşima’da hekim ve hemşirelerin % 90’ı ölmüş ya da yaralanmıştı. Var olan 45 hastaneden 42’si işlevsiz durumdaydı. Sonuçta Hiroşima ve Nagazaki’de anında ölmeyen kurbanların çoğu da hiçbir tıbbi yardım alamadan yitirildi…
Günümüzdeki bir nükleer patlamada da sonuç, çok daha büyük çapta ama benzer olacaktır.

Örnek vermek gerekirse, bugün herhangi bir büyük kente atılan nükleer bomba sonucu bir milyon kişinin öleceği tahmin edilmektedir. Patlamanın yol açtığı sorunlardan yalnızca biri olan yanıklar için, dünyanın tüm yanık yataklarının yetersiz kalacağı uzmanlarca belirtilmektedir. O nedenle, sağlık çalışanları olarak atom bombasının 69. yıldönümünde, nükleer tehlikeye karşı alınacak tek önlemin, nükleer silahlardan tümüyle kurtulmak olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Nükleer silahlar insanlık dışıdır ve yıkım gücünün en yüksek olmasına karşın, uluslararası bir anlaşmayla yasaklanmayan tek kitle kırım silah grubudur. Bölgesel bir nükleer saldırı sonucunda bile yaklaşık iki milyar insan açlıktan ölme durumuyla yüz yüze kalacak, çevre koşulları ve iklim değişecek, canlılar yok olacaktır.
Halen dünyada, toplam dokuz ülkenin elinde 17 bin nükleer silah bulunmaktadır (İngiltere, Çin, Hindistan, İsrail, Kuzey Kore, Pakistan, Rusya, ABD).

ABD’nin nükleer silahlarına ev sahipliği yapan ülkeler ise Türkiye başta olmak üzere, Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda’dır. Bu silahların tahrip gücü Japonya’ya atılanların yüzlerce, binlerce katıdır. Dünyanın bugünkü çatışmalı durumu, nükleer tehlikenin gerçek bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Gazze’de Suriye’de, Irak’ta yakın zamanda yaşananlar, Ortadoğu başta olmak üzere, dünyanın pek çok bölgesinde barışı sürdürmenin koşullarının ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne sermektedir. İsrail’in resmi kaynaklara göre nükleer silah sahibi dokuz ülke arasında bulunması, Ortadoğu’da nükleer tehlike riskinin ciddiyetini ortaya koymaktadır.

Hiroşima ve Nagazaki’nin yıldönümünde, ülkenin “Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve
Çevre İçin Sağlıkçılar”ı – NUSED
 olarak, nükleer silahların yasaklanmasının,
bu kitle kırım silahlarının tümüyle yok edilmesinin dünya barışı ve insanlığın geleceği için tek çözüm olduğunu kamuoyuna duyurmayı görev sayıyoruz.

Doç. Dr. Özen Aşut
Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre için Sağlıkçılar Derneği (NÜSED)
Yönetim Kurulu adına,
http://nused.blogspot.com.tr/, 05.08.2014

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir