ILO’da KİMİN BORUSU ÖTÜYOR?

ILO’da KİMİN BORUSU ÖTÜYOR?

Yıldırım Koç

Yıldırım KOÇ
AYDINLIK, 08.05.2018

(AS: ILO hk. Sn. Koç’un sitemizde yer verdiğimiz öbür 2 makalesinin erişkeleri aşağıdadır..)

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Uluslararası Çalışma Konferansı’nın 107. toplantısı bugün sona erdi. Uluslararası Çalışma Konferansı’na ILO’ya üye 187 devletin delegeleri, danışmanları ve gözlemcileri katılır. Her devlet, 4 delege ile temsil edilir. Bu 4 delegenin 2’si hükümet temsilcisidir. Delegelerden 1’i, en fazla temsil niteliğine sahip işçi örgütü ve 1’i de en fazla temsil niteliğine sahip işveren örgütü ile görüşülerek belirlenir. Bu delegelerin yanında danışmanlar vardır. Danışmanların sayısı, o yıl Uluslararası Çalışma Konferansı gündemindeki madde sayısının iki katıdır. Bunların yanı sıra da istenilen sayıda danışman gider.

ILO SEFERİNE KATILAN SENDİKACI TURİSTLER

Özellikle geçmişte, Türkiye’den, yabancı dil bilmeden Uluslararası Çalışma Konferansı’na giden çok sayıda turist sendikacı olurdu. Türk-İş bu konuda son yıllarda daha dikkatli davranıyor. Ancak diğer sendikalar bu fırsattan olabildiğine yararlanıyor. Örneğin geçen yıl, Uluslararası Çalışma Konferansı’nın 106. Toplantısına Türkiye işçi delegasyonu olarak 49 kişi katıldı. Uluslararası Çalışma Konferansı son derece teknik tartışmaların geçtiği toplantılardan oluşur. Bu toplantıları izleyebilecek ve konuşabilecek düzeyde yabancı dil bilmeyenler, Cenevre’de gezerler, Leman Gölü kıyısındaki kafelerde dedikodu yaparlar ve Çalışma Bakanı ile işçi ve işveren delegelerinin genel kuruldaki 5’er dakikalık konuşmalarını dinlemek üzere lacivertlerini çekip toplantı salonuna gelirler. Türkiye’den giden işçi delegasyonu 49 kişiyken, çeşitli ülkelerden giden işçi delegasyonlarının sayısı şöyleydi:

Çin Halk Cumhuriyeti: 10 kişi.
Hindistan: 11 kişi.
ABD: 12 kişi.
Almanya: 9 kişi.

ILO’DA DA PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALIYOR

Uluslararası Çalışma Örgütü ilk bakışta çok demokratik ve hatta gerektiğinden fazla demokratik bir örgüt gibi gözükür. 1,4 milyar nüfuslu Çin de, küçücük Malta da 4 delegeyle temsil edilir. Ancak gerçek uygulama, görünenden farklıdır. Ben 1993-2003 döneminde 11 yıl süreyle Türkiye işçi delegasyonunda danışman olarak Uluslararası Çalışma Konferansı’nın Standartların Uygulanması Komitesi’nde görev yaptım. İşlerin nasıl yürüdüğünü ancak bu süreçte öğrenebildim. ILO’da da parayı veren düdüğü çalar;

  • ILO’da emperyalist ülkelerin borusu öter.

ILO’nun finansmanı ülkelerin ödedikleri aidatlarla karşılanır. ILO Yönetim Kurulu raporlarına göre, 2016 yılında çeşitli ülkelerin ödemesi gereken aidat miktarı, İsviçre Frankı olarak şöyleydi:

ABD 83.327.255
Japonya 41.053.823
Almanya 27.062.420
Fransa 21.195.424
İngiltere 19.627.356
Çin 19.509.940
İtalya 16.854.831
İspanya 11.268.117
Brezilya 11.120.401
Rusya 9.237.962
Hollanda 6.268.482
Türkiye 5.033.724

Bazı ülkeler borçluydu. Örneğin, Brezilya’nın ödemesi gereken miktar 11,1 milyon İsviçre Frankı iken, 31.12.2016 itibariyle 29,5 milyon İsviçre Frankı borcu vardı. Diğer bir deyişle, ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Hollanda’nın toplam 215,5 milyon İsviçre Franklık aidatı, ILO’nun aidat gelirinin %57’sini oluşturuyordu.

Ülkeler, ILO’nun idari yapılanması olan Uluslararası Çalışma Bürosu’nda ödedikleri aidatla orantılı uzman görevlendirmektedirler. Ayrıca ILO’daki tüm çalışmalar, bu ülkelerin dillerinde yürütülmektedir. Bu nedenlerle, ILO’daki o çok demokratik görünümün arkasında, bugün parayı verenin düdüğünün çalındığı bir yapı vardır. Dünyadaki dengelerin değişmesiyle bu yapı değişebilir.

  • Ancak bugün ILO’da emperyalist güçlerin borusu ötmektedir.

======================================
Değerli dostumuz Sn. Yıldırım Koç‘a ILO hakkında yazdığı 3 ardışık makale için teşekkür ederiz. Önceki 2 yazının erişkeleri aşağıda. (Bu yazıların altında bizim de katkılarımız var) :

http://ahmetsaltik.net/2018/05/10/iloyu-nicin-kurdular/ 

ILO niçin önemli neden önemsiz?

Sevgi ve saygı ile. 11 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yeni İşyeri Hekimliği Yönetmeliği ve Ülkemizde İşçi Sağlığı’nın Perişan Halleri


Dostlar
,

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB), bir yönetmelik düzenlemesi daha yaptı..

“İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik” güncellendi. Bu yönetmeliğin temeli 1980’lere uzanıyor. Arada ve 3 yıl önce de değişiklik geçirmişti

20 Temmuz 2013’te RG’de yayımlanarak yürürlük alan son değişikliğin gerekçesi

“6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası”.

ÇSGB bir yandan dikiyor, bir yandan da söküyor. (Haydi yapıp – yıkıyor demeyelim..)

Bu son yasa (6331) sözde iş sağlığı ve güvenliğini iyileştirmek için geçtiğimiz yıl çıkarıldı. Taslak 8 yıl kadar TBMM arşivlerinde bekledi. 220 milyon €’luk Avrupa’nın
en büyük AVM inşaatında çıkan Esenyurt yangınında (13.3.12) 11 işçi naylon çadırlarda yanarak kavrulunca bu taslak anımsandı. Yer yer epey de sıkı hükümler kondu.

Ancak “iyi saatte olsunlar” (sermaye; özellikle küresel sermaye eklemlenmiş yerli sermaye!) toplumsal duyarlık biraz düşünce kulislerine gene başladı. İlk olarak 6495 sayılı Torba Yasa ile (halen Cumhurbaşkanı’nın önünde) kimi yerlerde 1-2 yıl ertelemeler getirildi. Sonra da sıra Yönetmeliklerle kısıtlamalara geldi.

Sermaye hazretleri ne buyuruyorsa öyle oluyor..
Gerçek vesayet ne askeri, ne de başka bir güç..

Türkiye’de gerçek ve mutlak egemen sermaye!
Özellikle küresel finans-kapital ile bütünleşen yerel sermaye..

Anılan yönetmelikle İş Sağlığı Güvenliği (İSG) hizmetleri, 6331 sayılı yasanın muradına tuhaf – acı bir ironi ile aykırı olarak deyim yerinde ise “kuş”a döndürülüyor..

Siz bekleyedurun iş kazası ve meslek hastalıklarında iyileşmeyi….
Meslek hastalıkları zaten yok gibi.. En son 2011 SGK rakamı 697!
Oysa benzer nüfuslu ama İSG koşulları çok daha iyi Almanya’da yılda 80 bin,
ABD’de 400 bin!

İş kazalarını bile siz “azaltabilirsiniz” ! Yollarını biliyorsunuz ama yazalım :

1. Kamu sektörünü tasfiye ettikçe özel sektörde iş kazalarını “örtmek” kolaylaşır.
2. “Kayıtdışı” çalıştırırsınız (resmi verilerle halen 24+ milyon kayıtdışı çalışan; çalışanların %44’ü!), gariban işçi ne iş kazası bilir ne de hakkını savunacak sendikaya, paraya sahiptir..
3. Kayıt içi çalışan 13,5 milyon işçide de iş kazalarının bir bölümünü (?) cep harçlığı kadar “kan parası” ile kapatırsınız.
4. Sendikal örgütlenmeyi avuç içinde kar gibi eritmeye devam edersiniz.
Anayasa değişikliği ile 1’den çok sendikaya üyelik gibi ucube – tuzak düzenleme yaparsınız; yandaş sendikalaşmaya hız verirsiniz.. 1980’de %50 olan sendikalılık oranı (3 milyon işçinin 1,5 milyonu), Ocak 2013’te 10,88 milyon işçinin ancak %6’sı!
(Çalışma Bakanlığı Tebliği, RG: 26.1.13).
5. Gerekirse “iş kazasının” yasal tanımını bile değiştirirsiniz..

Ama mızrak gene de çuvala sığmaz, ölümcül iş kazalarında Hindistan ve Rusya sonrası dünyada 3., Avrupa’da 1. olursunuz.. Dönemin Çalışma Bakanı Ömer Dinçer‘in açıklaması için dipnota (2) bakınız.

1932’den beri üyesi olduğunuz ILO’yu (Uluslararası Çalışma Örgütü) “kandırmaya” (!) yeltenir, 221 dolayındaki ILO Sözleşmesinden (Convention) 56 kadarını “başkalaştırarak” iç hukukunuza aktarır, geri kalan 3/4’ünü ve ILO’nun Tavsiye Kararlarını (Recommendation) ise tümüyle görmezden gelirsiniz. Ama sizi yıllarca uyarıdan sonra ILO Haziran 2013’te Türkiye’yi “Kara Liste” ye almak zorunda kalır..

Biz çok utanıyoruz çooook..
– 2011 sonunda yıllık 70 bine varan “resmi” iş kazasından, ;
– 1700 iş kazası + 10 meslek hastalığı = 1710 emekçi ölümünden,
– 2086 işçinin sürekli işgöremez duruma düşmesinden..
– Çook ağır çalışma koşullarında,
– Düşük ücretlerle ve iş güvencesiz – örgütsüz çalışmak zorunda bırakılmalarından; işsizlikle tehdit-terbiye edilmelerinden.. (Veriler için bkz. dipnot 1)

Güdümlediğiniz basında tek sözcük haber çıkmaz..

Oysa ulusal – uluslararası hukuk metinleri ço net           :

* 1961 tarihli Avrupa Sosyal Şartı md 3 : Tüm çalışanların sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı hakkı vardır.
* 1945 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi md. 25 sağlıklı yaşam hakkını tanımlar.
* Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi yaşam hakkı ve örgütlenme hakkını düzenler..
* Üyelik sürecinde taraf olduğumuz Pek çok AB metni pekiştirici paralel düzenleme içerir. Örn. AB Temel Haklar Şartı.. (Nice, 7 Aralık 2000, http://ek12 utup.dpt.gov.tr/ab/hukuk/temelhak.pdf)
* Anayasa madde 50 ve 56 doğrudan düzenlemeler taşır.
* Pek çok ILO Sözleşmesi de öyle..

Üstelik bu uluslararası mevzuatın büyük bölümü Anayasa md. 90/son uyarınca
üstün hukuk normu durumundadır..

Sermaye için ne gam.. Hele küresel sermaye ile göbek bağı kurdu ise..

Adam Smith‘in 250 yıl önce (1776) yazdığı “Milletlerin Refahı” (The Wealth of Nations) kitabında öngörüleri bunlar mıydı?

Neo-liberal tosuncuklar ne buyururlar??

Galiba yerel (ulusal kaynaklardan semirdiği halde ulusal diyemiyoruz ne yazık ki!) sermayeyi dizginleyebilecek başlıca güç, iktidardaki dinci faşizm (TÜPRAŞ baskını!)..

Neo-liberal tosuncuklar, tarihin perspektifinde öngörülemeyen bu dilemmaya
ne buyururlar acaba?

Haa. anlıyoruz, yabancı büyükleri ile (pardon müttefikleri ile!)  mütalaa edeceklermiş…

Sevgi ve saygı ile.
26.7.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Konuya ilişkin TTB (Türk Tabipleri Birliği) görüşü için lütfen tıklayınız :
Şipşak işyeri hekimliği dönemi başlıyor..
(http://ahmetsaltik.net/sipsak-isyeri-hekimligi-donemi-basliyor/, 26.7.13)

Dipnot 1 : Kayıt dışı istihdam ve eksik verilere dayalı SGK rakamlarıyla ülkemizde 2011’de 69 227 iş kazası, ve 697 meslek hastalığı sonucu 1710 işçi (1710/365 = 4,66/gün!) yaşamını yitirmiş 2086 işçi  ise sürekli engelli (sakat, malul) kalmıştır.  Günde ortalama 5 işçi yaşamını yitirmekte 5 işçi de sürekli işgöremez duruma gelmektedir!

Dipnot (2) : 
•Çalışma Bakanı Dinçer: Ölümlü maden kazalarında lideriz!
•Bakan Ömer Dinçer, ölümlü maden kazaları konusunda Türkiye’nin “lider ülke” olduğu itirafında bulundu. Bakan Dinçer’in, BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş’ın maden kazalarıyla ilgili soru önergesine verdiği yanıt, Türkiye’deki ölümlü kaza oranının, Avrupa, Avustralya, ABD ve Kanada’dan kat kat fazla olduğunu ortaya koydu.
•Dinçer’in, ölümlü maden kazalarıyla ilgili ILO verilerini 
kaynak göstererek verdiği bilgiye göre; Türkiye’deki ölümlü iş kazaları Avrupa’daki iş kazası ortalamasının 4.5 katıyken, Kanada’dan 2.2 kat, ABD’den 3.4 kat, Avustralya’dan ise 4.3 kat daha çok! 

World Day for Safety and Health “at work” 28th April 2013

Dostlar,

28 Nisan, 2003’ten bu yana her yıl
“Dünya İş Sağlığı Günü”
olarak değerlendiriliyor.

İş kazası ve meslek hastalıkları kurbanları anılıyor.

Bu yıl ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) aşağıdaki metni yayımladı.

Türkçemize çevirisini aşağıda sunuyoruz…

Tüm emekçilere selam olsun!

Özellikle iş kazası – meslek hastalıkları yüzünden yitirdiğimiz emekçileri
şükranla anıyoruz.

İş kazası – meslek hastalıkları yüzünden, değişen düzeylerde
geçici ya da sürekli engelli kalan emekçilerimizi de..

  • EMEĞE SAYGI İNSAN OLMANIN BAŞ KOŞULUDUR..

Unutmayalım ki, tüm çalışanların sağlıklı ve güvenli ortamda çalışma hakkı,
Avrupa Sosyal Şartı (Konvansiyonu) tarafından da taa 1961’de 3. maddede tanımlanmıştır. Türkiye bu Konvansiyon’a 28 yıl sonra 1989’da taraf olmuştur.
Dolayısıyla, Anayasanın 90. maddesi uyarınca hukuksal olarak kendisini bağlamıştır (birtakım çekincelerle). Gereğini yapmaması durumunda, AİHS uyarınca AİHM katında yargılanma yaptırımı ile karşılaşabilecektir. İş mahkemelerinin, Yargıtay’ın İş Hukuku Dairlerinin, Danıştay’ın ve bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi’nin bu uluslararası bağlayıcı hukuk normlarını dikkate alması çok doğal ve beklenenidir.

SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) 2011 Verileri

  • 2011’de 69 227 İş Kazas’nda (İK) 1 700 emekçi yaşamını yitirdi,
    1.668 emekçi sürekli iş göremez duruma geldi.
  • Saptanan 697 (Devede kulak!) Meslek Hastalığı (MH) sonucunda 217 emekçi sürekli iş göremez duruma düştü….

SGK verilerine göre, 2011’de İK + MH nedeniyle yaşamını yitirenlerin geride kalan hak sahibi 6 bin 182 kişiye gelir bağlandı.

  • 2010 ile karşılaştırıldığında, 2011’de kayda giren iş kazalarında %10,
    meslek hastalığında % 31 artış yaşandı.

İşverenlerin ve işçilerin yükümlülükleri : İş Yasası (4857 sayılı) md. 77 :

  • İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli
    her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak,
    işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.

Dünyada ve Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda en güncel bilgilere erişmek üzere, sitemizde yer verdiğimiz ve 16.4.13’te güncellediğimiz dosyaya bakılmalıdır. (http://ahmetsaltik.net/turkiye-ve-dunyada-isci-sagligi-ve-guvenligi/)

Sevgi ve saygı ile.
28.4.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

============================== 

World Day for Safety and Health “at work” 28th April 2013

Safety and health at work

Every 15 secondsa worker dies from a work-related accident or disease.

Every 15 seconds160 workers have a work-related accident.

Every day, 6,300 people die as a result of occupational accidents or work-related diseases – more than 2.3 million deaths per year. 317 million accidents occur
on the job annually; many of these resulting in extended absences from work.

The human cost of this daily adversity is vast and the economic burden of poor occupational safety and health practices is estimated at 4 per cent of global
Gross Domestic Product (GDP) each year.

The safety and health conditions at work are very different between countries, economic sectors and social groups. Deaths and injuries take a particularly heavy toll
in developing countries, where a large part of the population is engaged in hazardous activities, such as agriculture, fishing and mining. Throughout the world, the poorest and least protected – often women, children and migrants – are among the most affected.

The ILO Programme on Safety and Health at Work and the Environment, SafeWork, aims to create worldwide awareness of the dimensions and consequences of work-related accidents, injuries and diseases. SafeWork’s goal is to place the health and safety of all workers on the international agenda; and to stimulate and support practical action at all levels.

Decent work is safe work!

http://www.ilo.org/global/topics/safety-and-health-at-work/lang–en/index.htm
28.4.13

================================================

28 Nisan 2013, “Dünya İş Sağlığı Günü”

Her 15 saniyede 1 emekçi, iş kazası veya meslek hastalığından ölmektedir.

Her 15 saniyede 1 emekçi, işkazası geçirmektedir.

Her gün 6300 emekçi, iş kazası veya meslek hastalığından ölmektedir.

Her yıl 2,3 milyon dan çok emekçi, iş kazası veya meslek hastalığından ölmektedir.

Her yıl, çoğu sürekli işgöremezlikle sonlanan 317 milyon iş kazası görülmektedir.

Bu günlük yitiklerin insancıl boyutu çok büyüktür ve
her yıl ülke o gelirinin %4’ü böylelikle yitirilmektedir.

İşyeri sağlık ve güvenlik koşulları, ülkelere göre ekonomik sektörlerde ve
sosyal kümelerde değişiklik göstermektedir.

Ülümler ve yaralanmalar, halkın önemli bir kesiminin tarım, balıkçılık, madencilik gibi riskli işlerde çalıştığı özellikle gelişmekte olan ülkelerde ağır bir külfettir.

Dünya genelinde, en kötü biçimde etkilenenler ve en az korunanlar
kadınlar, çocuklar ve göçmenlerdir..

ILO’nun “İşte ve Çevrede Sağlık ve Güvenlik Programı” (SafeWork);
iş kazaları, yaralanmalar ve meslek hastalıklarının boyutları ve sonuçları hakkında
dünya genelinde bir farkındalık yaratmaktır.

ILO’nun “İşte ve Çevrede Sağlık ve Güvenlik Programı” (SafeWork) nın amacı,
tüm çalışanların sağlık ve güvenliğini uluslararası gündeme taşımak
ve her düzeyde uygulanabilir (pratik) eylemleri desteklemek ve uyarmaktır.

Onurlu iş, güvenli iştir!