Etiket arşivi: 28 Şubat kararları

Hukuk cinayeti

Av. Erol Ertuğrul (@av_ertugrul) / TwitterAv. Erol ERTUĞRUL
03 Ocak 2023, Cumhuriyet

28 Şubat hükümlüsü emekli Hava Korgeneral Vural Avar 20 Aralık 2022 günü cezaevinde yaşamını yitirdi. Adli Tıp Kurumu bir ay önce, demans, kalp gibi bir yığın ölümcül hastalığı bulunan 85 yaşındaki Avar için “cezaevinde kalabilir” demişti.

Bu olay cezaevinde cinayettir.

13 emekli general 28 Şubat’ta postmodern darbe yaptılar gerekçesi ile FETÖ’cü savcıların açtıkları bir davada FETÖ’cü yargıçlar tarafından yargılanmışlar ve yaşam boyu hapis cezasına çarptırılmışlardı.

Bu hukuksuzluğa, bu insanlık duygusundan yoksunluğa TSK de susuyor!

TSK’nin komuta kademesinde bulunanlar, bulundukları makamlar ellerinden gitmesin diye susuyorlar. 28 Şubat kararları bugünler gelmesin diye alınmış kararlardı. Tarikatlar kapatılsın, Kuran kursları MEB’in denetimine alınsın, Devrim Yasaları uygulansın içerikli bu kararlar anayasal bir kurum olan Milli Güvenlik Kurulu tarafından alınmıştı. Kararların altında dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın imzası vardı. (AS: Hatta uygulanması için genelge bile çıkardı!)
Bu kararlar nedeniyle Cumhuriyetin ordusunun kahraman 10 emekli generali yaşam boyu hapis cezasına çarptırılmış olarak cezaevindeler.

AYMAZLIK

Yaş ortalamaları 80’in üzerinde ve ciddi rahatsızlıkları bulunan bu kahraman subaylar cezaevinde aslında ölüme mahkûm edilmişlerdir.

  • Onların tek tek Vural Avar gibi cezaevinde ölmeleri mi bekleniyor?
  • Herkes bu kadar mı AKP’nin öç alma duygusu karşısında suskunlaştı?

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hukuksuz yargılanıp ceza alması ve siyasal haklarının elinden alınması nedeni ile İstanbul Saraçhane’de yapılan eyleme CHP ve öteki muhalefet liderleri katıldılar. Bu genel başkanlar 28 Şubat’ı kötülediler. Ne aymazlık!

  • 28 Şubat kararları gericiliğe, tekke ve tarikatlara karşı alınmış kararlardı.
  • Kuran kurslarında, tarikatlarda küçük kız çocuklarına, küçük erkek çocuklarına tecavüz ediliyor. Bunların çoğu örtbas ediliyor.
  • Siyasal parti liderleri bu tarikatlardan gelecek üç beş oy için mi bu eylemleri görmezden geliyorlar?
  • Devrim yasaları ile tarikatlar, medreseler kapatılmıştı. Bu yasalar yürürlükte olduğu halde, bu yasaları yok mu sayıyorsunuz?

28 Şubat kararları Cumhuriyete,
Aydınlanmaya karşı hareketlere engel olunması için alınmıştı

O kararları alanları haksız yere yargılayıp cezaevine koyanlar ya yurtdışına kaçtılar ya da FETÖ’cülükten cezaevindeler.

ÖLMELERİ BEKLENİYOR!

28 Şubat kararları engellendi, bu kararları alanlar yargılanıp mahkûm edildi.

  • Türban Ordu içine sokuldu.
  • Kamu kurumlarında türban ile görev yapılamayacağına ilişkin Yargıtay, Danıştay, AYM ve AİHM’nin kesinleşmiş kararları yok sayıldı.
  • Artık başları lahana gibi sarılı kadın subaylarımız, astsubaylarımız var.

Bu durum içinize siniyor mu?
Bu durum Atatürk’ün ordusuna yakışıyor mu?

Bu yetmiyor, AKP türbanı anayasaya sokmaya çalışıyor, sesiniz çıkmıyor.

Cumhuriyetin ordusunun kahraman subaylarının rütbelerini de söktünüz.
O rütbeleri onlar, emek vererek, alın teri ile kazanmışlardı.
Şimdi onların cezaevinde tek tek ölmelerini bekliyorsunuz.
Devleti yönetenler bunca haksızlığa karşı sessiz!

  • Anayasa Mahkemesi emekli generaller yok olunca mı karar verecek?

Hükümlü emekli generaller hemen serbest bırakılmalıdır

Gün gelecek bu haksızlıkları yapanlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.

Rütbesi sökülmüş tabuttaki asker

Barış Terkoğlu

Barış Terkoğlu
Son Yazısı / Tüm Yazıları
22 Aralık 2022, Cumhuriyet

Bugünden gençtim. Telefonum çaldı. “Baban öldü” dediler. 51 yaşındaydı. Kimsenin suçu yok, kendi kalbi istememişti. Kara, dipsiz bir kuyuya düştüğümü hatırlıyorum. Geçen salı sabahı telefonum çaldığında, o kuyuyu hatırladım, tahmin ettim, açmadan “Hayır” dedim. Arayan hapisteki Vural Avar Paşa’nın yeğeni Sinan’dı. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Sadece “Kaybettik” dedi. Ne acı, amcasının öldüğünü cezaevi müdürünün telefonuyla öğrenmek zorunda kalmıştı. Ölmek ancak ölmekle karşılaştırılabilir sanırdım. Yanılmışım, bu kez öfkem, üzüntümden fazlaydı.

5 Ocak 1938’de Bitlis’te doğmuştu Vural Avar. Yaşasa, iki hafta sonra 85. yaşını kutlayacaktı. Hani “doğuştan” derler ya… Babası İsmail Bey de asker. Oğlu da küçük yaşta babasının üniformasını giydi. 19 yaşında, ilk aşkı, Harp Okulu’ndaki sıra arkadaşı Tuna Hanım’la tanıştı. Birinci sınıfın sonunda evlenmeye karar verdi. Geçen 11 Aralık, 63. evlilik yıldönümleriydi. Çocukları olmadı. Birbirlerini evlat bildiler. Tuna Hanım’ın ölen kardeşinin kızı Yeşim’i de evlat edindiler.

BU KIŞI ÇIKARAMAZ!

Ne istiyorlardı Vural Paşa’dan? 85 yaşında bir hücrede uyurken can vermek… Bu neyin intikamıydı? Yaşlılığa bağlı hastalıkları, geçirdiği koronavirüs, kaburgalarının kırılması yetmemiş, götürüp cezaevine geri bırakmışlardı.

  • Ölüm öyle göstere göstere geldi ki…

Onu ziyaret eden Ahmet Zeki Üçok ile konuşmuş, iki ay önce bu köşede yazmıştım. Üçok, hapiste ziyaret ettiği Vural Paşa’nın durumunu şöyle anlatmıştı:

“Yüksek tansiyon, kalp, demans, prostat, işitme kaybı hastalıkları var. Günde 10 hap kullanıyor. Sürekli eski söylediklerini tekrar ediyor. İsimleri unutuyor. Koğuş arkadaşının ismini hatırlamadı.”

Üçok’un notları şöyle bitiyor: “Çok zayıf ve kırılgan. Bu kışı çıkaramaz.” Gerçekten dediği oldu. Bu kış çıkmadı!

‘KABURGALARIMI GÖMDÜM’

Olacakları bekliyormuş gibi. Son görüş gününde, O’nu gören tutuklu yakını anlatıyor: “‘Vural Paşam, kaburgalarınız nasıl, ağrınız çok mu?’ dedim. ‘Ben kaburgalarımı gömdüm’ dedi bana.”

Ölümünden sonra, Vural Paşa’nın yaşadıklarını nasıl anlattığına bakıyorum. 10 yıl önce ilk kez çıktığı mahkemede söyledikleri bitmeyen intikamı özetliyor: “30 Ağustos 1998’de kadrosuzluktan emekli oldum. Halen 76 yaş içindeyim. 16 yıl önce cereyan etmiş olayları hatırlayamıyorum.”

Vural Avar, MGK üyesi değildi. 28 Şubat O’nun için verilmiş görevdi. Davada bunu şöyle anlattı: 28 Şubat süreci benim için 28 Şubat 1997 tarihinde başladı. Emekli olduğum 30 Ağustos 1998 tarihinde de bitti.”

BUNU CIA BILE YAPAMAZ

FETÖ’cü savcı Mustafa Bilgili, yıllar önce emekli olmuş yaşlı asker Vural Paşa’ya, FETÖ’cü ihbarcının verdiği evrakı soruyordu. Aldığı cevaplar, haliyle genelde “Bilmiyorum, görmedim, hatırlamıyorum” şeklinde oluyordu. O’nu suçladıkları belgeleri “gizli” diyerek okutmuyorlardı bile. Ama trajikomik durumun bir tanesini mahkemede şöyle anlattı:

“Okuduğum kısım benim başkanlığının görev alanının çok dışında, özetle İran’daki rejimi değiştirmek gibi, çok ütopik böyle bir imkân ve yetkimizin olamayacağı bir görevdi. Savcıya, ‘Bunu işleme koymamız mümkün değil, bunlar ütopik fikirler, bunları eyleme dönüştürecek makam benim sorumlu olduğum birim değil, böyle bir çalışma yapmamız da imkânlarımızın dışında’ demiştim. Hatta gülerek, bana verilen bu görevi ABD’nin CIA’nın bütün imkânlarını kullanmasına rağmen yıllardır gerçekleştiremediğini de ilave etmiştim.”

ERBAKAN’LA ÇALIŞTI

Genelkurmay Genel Plan ve Prensipler başkanı olarak emekli olmuştu. Erbakan’la birlikte çalışmıştı. 28 Şubat’ın hedefinin Erbakan değil, irtica olduğunu davada anlatmıştı: “Dönemin başbakanı rahmetli Erbakan ile yakın temasım olmuştu. Kendisini çok kibar, etrafına karşı çok centilmen bir adam olarak tanıma fırsatını bulmuştum.”

28 Şubat kararlarının altında imzası olan, Genelkurmay’a “Gereğini yerine getirin” direktifi veren de Erbakan’dı. Gelgelelim, AKP-FETÖ ortaklığı, Erbakan’ın ölümünden sonra davayı açtı. Zira

  • Erbakan, yaşarken içerideki hiçbir askerden şikâyetçi olmamıştı.

FETÖ-AKP ORTAKLIĞI HAZIRLADI

Vural Paşa son savunmasını yaptığında FETÖ hesaplaşması yaşanmıştı. Savunmasında ortaya çıkan tabloyu şöyle özetliyor:

“Müştekiler içinde YAŞ kararı ile TSK’den çıkarılanlar, bunlar benim elimdeki bilgilere göre 196 kişi. Bunlardan 47’si aşırı dinci ve daha sonradan FETÖ ortaya çıkınca FETÖ’cü oldukları için Silahlı Kuvvetler ile ilişkileri kesilmiş olan kişilerdir. İddianameyi hazırlayan savcılar Mustafa Bilgili ve Kemal Çetin’in FETO mensubu oldukları için tutuklandıkları, hatta onlara TSK’den bazı sahte belgeleri gönderen askeri savcı Muharrem Köse’nin de FETÖ mensubu olduğu dikkate alınmalı. Savcılar; ilk soruşturmada ifade alan savcılar Cemil Tuğtekin meslekten ihraç, Mehmet Özgür meslekten ihraç, sahte CD’yi teslim alan savcılar Hüseyin Ayar meslekten ihraç, Fikret Seçen meslekten ihraç… Karar veren hâkimler Mustafa Karatay meslekten ihraç, Muhammed Alabaş tutuklu, Ali Ertan tutuklu, Haydar Kol tutuklu. Tutukluluk itirazlarını değerlendiren ve kopya eder gibi hep aynı ifadelerle reddeden hâkimler; Abdullah Bahçeci tutuklu, Nihal Uslu tutuklu, Halil İbrahim Kütük tutuklama kararı var ama firarda; Dündar Örsdemir meslekten ihraç, tutuklu; Ahmet Korkmaz meslekten ihraç, tutuklu; Kadriye Çatal meslekten ihraç. Bilirkişiler Ünal Tatar ihraç, firarda; Cihat Yıldız ihraç, Yakup Korkmaz ihraç…”

Vural Avar Paşa, davayı hazırlayanları böyle özetliyordu.

  • Ancak AKP ile FETÖ, Türk Ordusu’na kurulan kumpasın ortaklarıydı.

Vural Paşa gibi Mustafa Kemal’in askerleri ise, her ikisinin de düşmanıydı. O’nu 85 yaşında hapiste katleden de işte bu ortaklıktı. Birinin yarım bıraktığını öbürü tamamlıyordu.

ÜNİFORMASI SÖKÜLMÜŞ TABUT

İdam, yani müebbet verdiler. Yetmedi rütbelerini söktüler. Öyle vahşi bir intikamdı ki bu, cezaevine gelen mektuplarda “korgeneral” yazanları geri yolluyorlardı. Vural Avar Paşa bugün öğlen, Kocatepe Camisinden Karşıyaka Mezarlığı’na uğurlanacak. Öğrendiğime göre rütbeleri söküldüğü için askeri tören de yapılmayacak. Bir zamanlar Mustafa Kemal’in üniformasını çıkaran ittifak, 100 yıl sonra Mustafa Kemal’in askerlerinin üniformasını sökerek O’ndan intikamını almış olacak.

  • Yaşı 90’lara varmış, “10 rütbesiz er” ise hapiste ölümü beklemeye devam edecek…

Elveda Avar Paşa!
Sen ölmedin, ölüm sana getirildi!
Şimdi bizden çok uzağa, bilmediğimiz dünyalara gidiyorsun. Unuttuğun günleri, alamadığın nefesleri, çocuğun gibi sevdiklerini, özlediğin kedini, eski resimlerini bize bırakıyorsun. Üniformasız tabutun çıplak ellerimizin üstünde.

  • Sözümüz olsun, adaleti senden çalanlara, adaletin ne olduğunu bir gün göstereceğiz!
  • Bir gün… Mutlaka!

İşte, 28 Şubat kararları

İşte, 28 Şubat kararları

Bugün, “28 Şubat kararları”nın 15. yıldönümü. Milli Güvenlik Kurulu’nun 14 saat süren toplantısı 28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleşti ve çok önemli kararlar alındı. Sıkça gündeme gelen, ancak çoğu kişinin içeriğini bilmediği o kararların altında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Necmettin Erbakan, Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, İçişleri Bakanı Meral Akşener,  Kuvvet Komutanları Hikmet Köksal, Güven Erkaya, Ahmet Çörekçi ile Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman’ın imzaları bulunuyor.

Başbakan Erbakan “gereği yapılmak” üzere 14 Mart’ta kararları bakanlıklara gönderdi. İlk kapsamlı genelgeleri İçişleri Bakanı Meral Akşener, Adalet Bakanı Şevket Kazan tarafından yayımlandı. Milli Güvenlik Kurulu’nu, genel sekreterliğini, 28 Şubat Sürecinin bilinmeyenlerini belgelerle, andıçlarla, çok gizli kayıtlı yazışmalarıyla Doğan Kitaptan çıkan Kemal Yurteri ile birlikte yazdığımız “MGK” isimli kitabımızda yer aldı.
Siz, hangisine karşısınız?
28 Şubat sürecinde, kimi komutanlardan kaynaklanan olumsuzluklar da yaşandı. Eğer baskıysa, o günkü baskılar, bugüne göre çok masum kalıyor. 28 Şubat kararları sıkça duyuluyor ama bu kararlar gerçekten “öcü” kararlar mıydı? Erbakan’ın yazısının ekinde, MGK Genel Sekreteri Orgeneral İlhan Kılıç imzasıyla gönderilen “Rejim Aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirler” şöyle sıralanıyordu:
1. Lâiklik ilkesi büyük bir titizlikle korunmalı, mevcut yasalar uygulamada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler   yapılmalıdır.
2. Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak Milli Eğitim Bakanlığına devri sağlanmalıdır.
3. Genç nesillerin dimağlarının öncelikle Cumhuriyet, Atatürk, Vatan ve Millet sevgisi, Türk Milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihrakların etkisinden korunması bakımından:
(a)  8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalı,
(b) Temel eğitimi almış çocukların, ailelerinin isteğine bağlı olarak, devam edebileceği Kuran kurslarının Milli Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve denetiminde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
4. Cumhuriyet rejimine ve Atatürk ilke ve inkılaplarına sadık aydın din adamları yetiştirmekle yükümlü. Milli Eğitim kuruluşlarımız, Tevhidi Tedrisat   Kanunu’nun   özüne   uygun  ihtiyaç düzeyinde  tutulmalıdır.
5. Yurdun çeşitli yerlerinde yapılan dini tesisler belli çevrelere mesaj vermek amacıyla gündemde tutularak siyasi istismar konusu yapılmamalı.
6. Yasa ile yasaklanmış tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmeli.
7. İrticai faaliyetleri nedeniyle TSK’dan ilişkileri kesilen personel konusu istismar edilerek TSK’ni dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı medya gruplarının silahlı kuvvetler ve mensupları aleyhindeki yayınları denetim altına alınmalıdır.
8. TSK’nden ilişkileri kesilen personelin öbür kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı ile teşvik unsuruna olanak verilmemelidir.
9. Türk Silahlı Kuvvetlerine aşırı dinci kesimden sızmaları önlemek için alınan tedbirler; diğer kamu kurum ve kuruluşlarında da uygulanmalıdır.
10. İran İslâm Cumhuriyeti‘nin ülkemizdeki rejim aleyhtarı faaliyet. tutum ve davranışlarına mani olunmalı, tedbirler paketi yürürlüğe konulmalıdır.
11. Mezhep ayrılıklarını körükleyip milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak  faaliyetler yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmelidir.
12. Anayasa ve yasalara aykırı olarak sergilenen olaylar önlenmeli.
13. Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye’yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalara engel olunmalı, kamuda titizlikle uygulanmalıdır.
14. Silah ruhsat işlemleri yeniden düzenlenmeli, kısıtlamalar gidilmeli, pompalı tüfeklere olan   talep dikkatle değerlendirilmelidir.
15.  Rejim aleyhtarı, örgüt ve kuruluşların deri toplanması engellenmeli, kanunla verilmiş yetki dışında kurban derisi toplattırılmamalıdır.
16. Yasa ile öngörülmemiş bütün özel üniformalı korumalar  kaldırılmalıdır.
17. Ülke sorunlarının çözümünü “Millet” kavramı yerine “Ümmet Kavramı”yla sonuçlandırma girişimleri önlenmelidir.,
18. Büyük Kurtarıcı Atatürk‘e karşı yapılan saygısızlıklar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemelidir.
İşte, “28 Şubat kararları” denilenler bunlar…
Siz, bunların hangi maddesine karşı çıkıyorsunuz?

========================================

Dostlar,

Bu gün, 28 Şubat Kararlarının 19 yılı bitiyor.. 28 Şubat 1987 idi tarihler bu Bildiri MGK’da karar altına alındığında. Yukarıda imza koyan MGK üyelerinin adları da var. Cumhurbaşkanı Demirel’den başlayarak Başbakan Erbakan, Genelkurmay Başkanı Kradayı ve öbür yasal MGK Kurulu üyeleri..

Sayın Saygı Öztürk, 4 yıl önce köşesinde yayımladığı yukarıdaki makalesini pek yerinde olarak;

– Siz, bunların hangi maddesine karşı çıkıyorsunuz?

diye bitirmekte.. Biz bir kez daha dikkatle okuduk ve karşı çıkacak madde bulamadık.
Hatta bu Kararların gereği -yeterince- yerine getirilmediği için günümüzde içine sürüklendiğimiz bataklığı gözönüne almak gerekir. Eğer bu Kararlar gereğince uygulanabilse idi ne AKP iktidar olurdu ne de RTE ülkemizin ve Ortadoğu bölesinin 1 numaralı sorunu olurdu..

Kopartılan kıyamete pabuç bırakmamak gerekir.
TSK, Anayasal ve Yasal görevini yerine getirmiş ve MGK’da, Anayasal zeminde öbür üyeleri ikna ederek bu Kararların çıkmasını sağlamıştır. Apaçık Anayasal yasal görevini yapmıştır. Siyaset kurumu her şeyi berbat edecek ve ülkenin geleceğini – güvenliğini göz göre göre tehlikeye sokacak ve devletin kurucusu bir Ordu olarak TSK buna kayıtsız kalacak..

Geçiniz efendiler geçiniz..
Org. İsmail Hakkı Karadayı‘dan sonra Genelkurmay Başkanlığı görevini üstlenen
Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu, 2 yıl kadar sonra yine bir MGK toplantısında aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştır :

– “Anayasa’nın 3’üncü maddesindeki temel kuralları aşındırmaya yönelik faaliyetler içinde bulunan bir partiye ve onunla işbirliği içinde olanlara ve sonuçta da irticai faaliyetlerin her gün şiddetini artırmasına karşılık olarak laik T.C.’ni korumak amacııyla yapılmış bir harekettir. Bunun başka izahı yoktur efendim. Diğerlerinin hepsi safsatadır… 28 Şubat’ı TSK yapmamıştır, 28 Şubat kararları TSK tarafından alınmamıştır…. 18 karar, MGK’nın aldığı kararlardır. Bunların bir kısmı mevcut kanunların uygulanmasıdır, bir kısmı yeni kanunların çıkarılması maksadına yöneliktir, bir kısmı da uygulamalara yönelik kararlardır. 28 Şubat, bunların uygulanması suretiyle ‘irtica’nın ortadan kaldırılması veya asgariye indirilmesini, etkisinin azaltılmasını hedef almıştır. Esas maksadı budur.”

Keşke 28 Şubat süreci, irtica tehdidi sürdükçe gerçekten 1000 (bin) yıl yürürlükte kalabilseydi..
Yine de bütünüyle devre dışı olduğunu hiç ama hiç düşünmüyoruz.
Türkiye’nin 29 Ekim 1923’ten bu yana 92-93 yıldır ve 5 kuşağı bulan bir laiklik birikim ve deneyimi vardır ve şeriat özlemcilerinin kursaklarında kalacaktır şeriata dayalı bir Türkiye hevesi. AKP – RTE’nin dindar (ve kindar!) nesil’ yetiştirme tasarımı tarihsel gerçekliğe aykırıdır.
Suyu tersine akıtamazsınız.. Şu ya da bu inanca dayalı din kurallarının toplumların yönetiminde kural koymasının zamanı geçmiştir. Çağın genel geçeri seküler toplum düzenleridir.

Ülkenin Aydınlık kesimleri tarihsel görevlerini eksiksiz ve işbirliği içinde yürütmelidir.

Sevgi ve saygı ile.
28 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com