Büyük Taarruz’dan Her Biri Tarih Dersi Kareler ve Günümüz

Dostlar,

26 Ağustos 1922 şafağında başlatılan Büyük Taarruz, 4 gün sonra
görkemli bir utkuya ulaştı.

Elbette hiç ama hiç kolay olmadı.

Ölçüsüz bir yurt ve vatan aşkı, şehitler, şehitler, gaziler, gaziler..

Kuvayı Milliye Şehitleri..

Başlarında tarihin en parlak komuta kurulu..

Gazi Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Çakmak Paşa, İsmet Paşa vd.

Bu karelerin her biri bir dünya.. Birer engin tarih dersi..

Huşu, ile, haya ile, vefa ile, minnet ve şükran ile
Biraz utanarak, biraz içi acıyarak.. ama günümüze ilişkin dersler çıkararak
derin derin bakılmalı.

Son tahlilde; Yüce Atatürk’ün TAM BAĞIMSIZLIKÇI-ANTİEMPERYALİST çizgisinden
sapışımızın kaçınılmaz ağır bedeli olarak içime yuvarlandığımız çukurdan kurtulmak üzere bu fotoğraflardan yeniden güç alınmalı..

O aziz mi aziz insanların saygın anılarına yaraşır bir düzeye ülkemiz
mutlaka taşınmalı.

Cumhurbaşkanı hasta ise, kendisine içtenlikle şifa dileriz.

Ama tarihte örneği olmayan böylesi bir destanın kutlanmasından asla vazgeçilemez.

Devlet, bir dizi kurumlaşmış yapının çatısıdır.
Orada süreklilik vardır ve kişiler gelip geçicidirler.

Sn. Cumhurbaşkanı Gül, tıbben raporludur.

Dolayısıyla, iyileşinceye değin görevini vekiline devretmelidir.

Anayasa, TBMM Başkanının Cumhurbaşkanının yokluğunda vekili olduğunu yazar :

F. Cumhurbaşkanına vekillik etme

MADDE 106. – Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, görevine dönmesine kadar, ölüm, çekilme veya başka bir sebeple Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması halinde de yenisi seçilinceye kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığına vekillik eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.

Madde çok açıktır.

Durum da..

TBMM Başkanı Sn. Cemil Çiçek devreye girmeli ve köşkte 30 Ağustos 2012 törenleri,
Türkiye gibi gelenekleri olan bir devleti zaaf içinde gösterebileek çağrışımlara yol açmadanyapılmalıdır.

Sevgi ve saygı ile.
Tekirdağ, 29.8.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Lütfen tıklayınız..
30_Agustos_fotolari

BAŞBAKAN BÖLERSE

BAŞBAKAN BÖLERSE

Başbakan Erdoğan’ın “Devlet Adamı” niteliğine yakışmayan davranışları,
Başbakanlığının 9. yılında da maalesef devam ediyor. Ustalık yakıştırması da palavraymış !…

Bir milletin ortak değerleri vardır. Tarih-Kültür-Din-Dil-Bayrak-Vatan gibi.
Ülkeyi yönetenler bu değerlerin tümüne birden sahip çıkmalı ve söyleyeceklerini
dokuz kez düşünüp, öyle konuşmalıdırlar. Düşünmeden, sırf rakibi yıpratmak için söylenen bazı sözler, toplum vicdanında derin yaralar açar ve birliğimize
zarar verir.

Ayrıca hakkın rahmetine kavuşmuş, size cevap vermeleri mümkün olmayan ve
Türk Milletin’in büyük bir kısmının hala saygıyla andığı “Devlet Adamlarımıza”,
günlük siyasi çıkarlar uğruna hakaret etmek, insanlığa ve çok övünülen
“Delikanlılığa” sığmaz.

2 Nisan 2012 Salı günü AKP Grup toplantısında Erdoğan, yine Başbakan gibi değil,
AKP Genel Başkanı gibi konuştu… Birkaçını beraberce değerlendirelim;

*Türkiye’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün üzerinden, zamanın Almanya Lideri
Hitler ile 1939 yılında kurulan devlet ilişkisi sebebiyle CHP’yi ve
Kılıçdaroğlu’nu “faşistlikle” suçladı…

– Biri çıksa ve Başbakan Erdoğan’a şunları söylese, ne cevap verecek
çok merak ediyorum;

“Tayyip Bey, İnönü siyasi hayatı boyunca, her seçimde Türk Milletinin huzuruna çıktı
ve hesabını millete defalarca verdi. Devlet adamları bu tip “Resmi Temasları”
hep yaparlar.

Siz bırakın İnönü’yü de daha geçen sene diktatör Kaddafi’den aldığınız
“İnsan Hakları Ödülünü” hele bir anlatın. Kılıçdaroğlu’na İnönü üzerinden
“Faşist” diyorsanız, size ne diyeceğiz?

Kaddafi gibi “Diktatör” desek olur mu? Yoksa zorunuza mı gider ?…”

*4+4+4 Kesintili eğitim için;

“Sizlerin bu yaptığınız, rahmetli Menderes’in ezanın orijinali gibi okunması için
izin verilmesi gibi muazzam bir olaydır. Sizler tarih yazdınız.
Sizi milletim adına tebrik ediyorum” dediniz.

-Ne sizin tekme-tokat yasalaştırdığınız 4+4+4 kesintili eğitim tarihi bir olaydır,
ne de ezanın Arapça okunması.

Bütçesi-kaynakları-eğitimcileri hazır olmadan sırf kendi tabanınıza mesaj vermek için yaptığınız bu değişiklik ters tepecektir. Çünkü Avrupa Birliği,
8 yıllık kesintisiz eğitimde ısrar edecek ve size geri adım attıracaklardır.

Ezanın Arapça okunması için 16 Haziran 1950’de TBMM Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde, Demokrat Partinin yasa teklifine, CHP Trabzon Milletvekili
Cemal Reşit Eyüboğlu partisinin karşı çıkmayacağını belirtmiş ve DP ve CHP’li milletvekilleri beraberce oy kullanmışlardır.
(TBMM Zabıt Ceridesi 16.6.1950 Birleşim 9, Oturum 1, sayfa 182)

*Dersim olayları üzerinden, Kılıçdaroğlu ve Cumhuriyetin kurucularına yükleniyorsunuz. Cumhuriyetimizin kurucularını “katliam” yapmakla, kendi insanlarımızı öldürmekle suçluyorsunuz.

-Yapmanız gereken, tarihçilerden ve uzmanlardan oluşan bir heyete tarihi arşiv belgelerini inceletmek ve kamuoyuna doğru-gerçek bilgiler sunmak olmalıdır.

Biri Başbakan’a;

“Siz 75-80 yıl öncesi ile uğraşıyorsunuz ama, aylar önce Uludere’de öldürülen
35 vatandaşımızın ölüm nedenini açıklayamadınız. Suçluları bulup çıkaramadınız .

Önce kendi pisliğinizi temizleyin lütfen..” dese, ne cevap verilecek acaba?

Bir Başbakan toplumu birbirine düşman edecek yanlış bilgileri, sert ve kırıcı bir
üslup ile konuşursa orada birliği, beraberliği korumak çok zor olur.

Atalarımız ne demiş;
“Boğaz dokuz boğumdur. Dokuz defa düşün, sonra konuş…”

Sağlık ve başarı dileklerimle.
04 Nisan 2012

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

==================================================
Dostlar,

Arşivden özellikle çıkarıp sunuyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
26.8.12, Tekirdağ

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Göz duşu.. / Eye wash

Dostlar,

Her zaman olduğu gibi koruma sağaltımdan üstün. Ondan etkili, ondan öncelikli, ahlaki, ekonomik..

GÖZ DUŞU tipik bir örnek..

Özellikle göze sıçrayabilecek kimyasallar ve biyolojik materyal için. Kimya sanayisinde, acil servislerde, ameliyathanelerde, mikrobiyoloji laboratuvarları başta olmak üzere pek çok laboratuvarda.. mutlaka bulunmalı.

15-20 dakika uygun basınçta suyla yıkama yapılmalı. Böylece akut dönem korneal kimyasal yanıkları en aza inidirme olanağı olabileceği gibi; mikrobiyolojik bakımdan kirli biyolojik materyalle oluşabilecek tehlikeli göz ve bu yolla alınabilecek sistematik enfeksiyonların zararlarını en aza indirmek olanaklı olabilir.

Kazasız yaşam düşünülemeyeceğine göre, riskleri akıllıca yönetmek zorundayız..

Buna RİSK YÖNETİMİ deniyor alanyazında (literatürde).

Güvenliği “6. duyumuz” yapmalyız.

Mecazi anlamda da halkımızın kan uykusundan uyanmasına katkısı olur mu acaba??
(Nelerden medet ummaya başladık.. öğrenilmiş çaresizlik sendromuna mı kapılıyoruz?)

Sevgi ve saygı ile.
19.8.12, Tekirdağ

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Doğu Perinçek : Foça’da patlayan mayınların anlamı

Doğu Perinçek’ten olağanüstü bir yorum.. Hücreden, el yazısıyla Türkiye’ye görkemli bir katkı.. Şükranlarımızı sunuyoruz. 12.8.12, Ahmet Saltık www.ahmetsaltik.net
DOĞU PERİNÇEK

Foça’da patlayan mayınların anlamı
11 Ağustos 2012, AYDINLIK

Foça’da uzaktan kumandalı 2 mayının patlatılmasına,
Tayyip Erdoğan’ın yine uzaktan kumandalı tepkisi önemlidir:

“Eylemler Batı’ya yayılıyor.”

Tayyip Erdoğan PKK’yi tehditten, Halkı tehdit söylemine geçti.

Bugüne kadar BOP Eşbaşkanı, “Kahredici gücümüzü görecekler” türünden açıklamalar yapardı. Şimdi PKK’yi tehdit söyleminden halkı tehdit söylemine geçtiği görülüyor.
Zaten planlanan da budur.

Halka “Başka çare kalmadı” dedirtilecektir ki, Bölünme Anayasası kabul görsün,

Özerklik yasalaşsın ve Güneydoğu’da PKK hükümetçikleri resmileşsin.
AKP iktidarı mayınların Foça’da patlaması için her şeyi yapmıştır.
Zaten BOP Eşbaşkanlığı görevinin özü budur. Türkiye’ye o bölünme haritasını
başka nasıl kabul ettirebilirler!

Mayınlar Foça’dan önce Meclis’e döşendi

AKP hükümeti ile PKK arasında Oslo görüşmelerindeki konuşmaları hatırlayınız.
İktidar, PKK’nin şehirlere bomba yığdığını bilmektedir. PKK’ye yaptırım uygulayan
kamu görevlileri mimlenmektedir. PKK’yi yasallaştırma sürecinde mayınlar, Foça’dan önce Meclis’e döşenmiştir. Aslında Meclis’e döşenen mayınlar patlıyor.

Yasallaştırılan terör, düzovaya indirilmiştir.

Foça neresi

Orada Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı var.
Jandarmanın terörle mücadelede görevlendirdiği en seçkin komando birlikleri,
Özel Harekât Timleri hep Foça’da yetiştiriliyor.
PKK’ye en büyük kayıpları bu birlikler verdiriyor.
Yine Foça’da Deniz Kuvvetlerimizin en gözde birliklerinden olan
Deniz Piyadeleri (Amfibi) bulunuyor.

Onlar da bölücü teröre karşı görev yaptılar.
PKK, Güneydoğu’da karşı karşıya geldiği Jandarma Özel Harekât’a ve Deniz Piyadelerine
şimdi kendi merkezlerinde mayın döşemektedir.

Programlanan zaten budur. Şemdinli’deki eylem odağı şimdi Foça’ya kadar yayılmaktadır.

“Artık birlikte yaşanamaz” dedirtmek peşindeler..

Yapılan işe salt askeri açıdan bakmayalım.
Amaç, Türkiye halkında kendi parçası olan Kürt kardeşine düşmanlık kışkırtmaktır.

PKK, iç içe yaşayan halka, “Artık birlikte yaşanamaz” dedirtmek peşindedir.

Ayrılmanın zemini böyle yaratılır ve AKP-AKCHP-PKK üçlüsünün amaçladığı özerkliğe
ancak böyle ulaşılır.

Ayrılmanın mayınlı yolları

Özerklik, birlikte yaşama kararından vazgeçme ve pes etmektir.

Ve özerkliğin Kürt yurttaşlarımızın esenliği açısından hiçbir yararı olmadığı gibi,
onları 2. sınıf yurttaş konumuna itme planı olduğu meydandadır.
Özerklik, ayrılığın birinci aşamasıdır.

Tekrar tekrar yazacağız, Türk ve Kürdü ayırmak zordur.
Şu anda zor olan yürürlüktedir.
Bu gidişe teslim olmak, düşmanın bizden beklediği davranıştır.
Bu gidişi kaçınılmaz görenler, gaflet içindeler.

Türkiye Ankara’dan kurtarılacak

Türkiye’nin bütünlüğü için kararlı bir hükümet iradesi, Kürt yurttaşların yönünü Washington ve Brüksel’den Anadolu’ya çevirir. Bu, her şeyin başıdır.

Çünkü Türkiye, Ankara’dan bölünüyor.

Bölünmeye karşı birlik süreci, Şemdinli veya Foça’daki önlemlerle değil,
Ankara Kalesi’ne Cumhuriyet bayrağının çekilmesiyle başlayacaktır.
Çünkü bugün Ankara’da Şemdinli’ye barış, Foça’ya güvenlik getirecek bir hükümet bulunmuyor.

O zaman elbette ilk iş, Türk Ordusu’na karşı Ergenekon-Balyoz tertipleriyle yürütülen
harekâtın bozguna uğratılmasıdır.

Ankara’da bağımsızlık ve birlik iradesi hükümet olunca, bu irade bölgedeki müttefiklerini bulacaktır. O müttefikler, ABD emperyalizminin bölücülüğüne karşı konumlanan,
Suriye, Irak ve İran’ıdır. Bölge ülkeleri birleştiği an, Kürt kitlelerinin ve örgütlerinin ezici çoğunluğunun bölge cephesinde yer aldığı görülecektir.

Kürdümüzle birleşmenin yolu;
Ankara Kalesi’ni kurtarmaktan ve komşularımızla ittifaktan geçiyor.

ADD 12. Genel Kurulu’nun Ardından.. / Remarks Following General Assembly of Association for Ataturk’s Ideology

ADD 12. Genel Kurulu’nun Ardından..

Prof. Dr. Ahmet Saltık
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği) Uzmanı
www.ahmetsaltik.net

Dostlar,

Çok coşkulu bir genel kurul geçirdik.
Dileğim ADD’nin bu süreçten güçlenerek çıkmış olmasıdır. Gözlemim de budur.
Bir Cumhuriyet kadınının, emekli Danıştay Başkan Vekili / Başsavcısı gibi yüksek sıfatı olan aydın
ve yürekli bir hanımefendinin, Tansel Çölaşan’ın ADD başkanlığı, Cumhuriyet devrimlerinin ürünüdür ve
çok kıvanç vericidir. Bana çok keyif veriyor.. Divan da bir “kadın”ın yönetimindeydi,
kadroda da epey “kadın” arkadaşlarımız var..

Kadınlarımız meş’um (lanetli) gidişe el koyuyorlar galiba.. Ne güzel!
Hiçbir göreve aday olmadığımız biliniyor. Ama verilecek her görevin neferi olduğumuz da..
Ünvan, rütbe vb. istemeden, aramadan..

Gazi Kurtuluş savaşımızı “Sine-i millette ferd-i mücahit” olarak hiçbir ünvanı, sanı olmadan,
üstelik boynunda idam fermanı ile yürütmedi mi?

Bütün Örgütü kutlamak gerekir. Başarı tüm özverili ADD emekçilerinindir.

Yönetim elbette yapıcı biçimde eleştirilecektir ama öneri de sunarak.
Asla yıkıcı olmadan.. Koşullar çoook ama çooook ağır, kritik.. Tek reçete ULUSAL BİRLİK!

Bir dahaki seçime dek koşulsuz şimdiki kadronun vargücümüzle arkasındayız!

Sayın Bayan Çölaşan ve çok değerli takım arkadaşlarına gönülden başarı diliyoruz ve
hep ama hep birlikte olacağımızı açıkça ve koşulsuz belirtiyoruz.

* * * *

Dostlar,

Sonuç bildirisinin yazılması için Genel Kurul bizleri onurlandırarak görevlendirdi. ADD (ve bizim)
web sitesinde yer alan bildiri metninin altında öbür çok değerli 4 arkadaşımın da imzası görülüyor.
Bizim metnimizde şöyle bir tümce de vardı :

 “Açıkça sormak isteriz ki; ülkesinin bölünmesini net biçimde içeren resmi haritaların yayınlandığı bir küresel oyunda Eşbaşkan olmak, sözcüğün en açık anlatımıyla VATAN HAİNLİĞİ değil midir?”

Genel Kurulumuz (Divana verdiği yetki ile) bu tümceyi uygun görmedi.. Elbette saygı ile karşılıyoruz..
Fakat ben kendi adıma bu soruyu sormak istiyorum, yanıtını da çook ama çoook merak ediyorum :

Tayyip Bey Anayasa Mahkemesi’nde partisinin kapatılma davasında BOP Eşbaşkanlığı görevini yadsıdı
(gerçek dışı bildirimde bulundu!). Suç değil idi ise, sorun yaratmayacak idi ise niçin yadsıdı?

Sorun olacak idi ise neden görev aldı? Açık açık neden savunmadı eylemini Yüce Mahkemede ?
Oysa Ulusal Kanal’da görüntülü-sesli kayıtlarını izliyoruz.. 34-36 kez Eşbaşkan olduğunu kendi ağzıyla söyledi. Bu kayıtlara Tayyip beyin bir itirazı olmadı.. Olamaz ki! Kanıtlı..

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ne yapar bilmiyoruz.. Ama bir şey yapmadığını görüyoruz..

*****

Sevgili AKP’liler,

Bu çok açık ve kritik bir kırılma noktasıdır.. Tarihte acı örnekleri vardır.

Ülke ve Ulus adına hazmedilmesi ve kabulü asla ve asla olanaklı değildir.

Bir ülkeyi yöneten insan, ülkesinin bölünmesini hedefleyen haritalar apaçık orta yerde iken,
bu haritalar BOP kapsamında ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi’nde yayınlanırken, NATO toplantısında
İtalya’da Türk subaylarına gösterilirken.. orada eşbaşkan olamaz!

Bunun 2 açıklaması vardır :

1. Çok ağır gaflet-dalalet
2. Hıyanet..

Zırva tevil götürmez.. Mızrak da çuvala sığmaz.. Tersine örnek gösterilemez..

Türkiye bir akıl tutulması yaşıyor.

Basın ve yargı kuşatılmış.. Konu gündeme taşınmıyor, tersine unutturuluyor.
Ama bu tablo herhalde sonsuza dek sürmeyecek..

12 Eylül sürdü mü?? Hitler, Cromwell, Franco, Mübarek… rejimi sürdü mü? Hatta 28 Şubat !?
Tayyip beye uzun ömür dileriz, Kenan Evren gibi 90′lı yaşlarında da olsa bu ağır eyleminin hesabını yargıda mutlaka verecektir.. Olmadı gıyabında yargılanacaktır.

Yenilir yutulur tarafı olamaz bu BOP EŞBAŞKANLIĞININ..

Bir Toplum Hekimliği Uzmanı olarak Hekimce tanımızı (teşhisimizi) söyleyelim :

Bu, bir toplumun akıl tutulmasıdır;

* halkın kollektif illüzyonudur,
* kitlelerin realiteden koparılmasıdır,
* sosyal dissoyatif sendromdur..

Çıplak söyleyelim : SOSYAL ŞİZOFRENİDİR!

CIA operasyonudur..

Görevimiz halkımızı bu patolojik tablodan çekip çıkarmaktır.
Bunun yol ve yöntemlerini bulmaya, içinde bulunduğumuz tablo bizi mahkum kılıyor.
Dolayısıyla çözüm bu mahkumiyetten doğal olarak ve kaçınılmaz biçimde (diyalektik!) doğacaktır.

Bu arada yine de dileyelim :

Sn. Erdoğan bir an önce bu görevi (hangisini isterse??) bırakmalıdır.
Bu kez de, bu koşulla iktidar yapıldığı için ABD desteğini yitirecektir ve
iktidarda kalma olanağını yitirecektir..

Kırk satır mı kırk katır mı??

Sanırım dünyanın en zorda adamı Tayyip bey olmalı.

Yine de zararın neresinden dönülürse kârdır; ata sözüdür..

*****

Türkiye kadim bir ülkedir; bu zincirleri er geç kırar; AYDINLIK hep ama hep kazanır..
Ama sorumlularının, başta Tayyip bey ve Abdullah Gül, onlara gözü kapalı, koşulsuz destek veren
AKP siyasal kadrolarının faturası giderek ağırlaşır, altından kalkılamaz duruma gelir.
AKP’ye milyonlarca oy veren necip halkımız da elbet derin uykusundan uyanacaktır, uyandırılacaktır.

Sayın Başbakan, Sayın Gül, sevgili AKP’liler..

Lütfen biraz sağduyu, sağduyu, sağduyu..

Bunları size yaşı 60′a gelmiş, 36 yıllık bir hekim ve 17 yıllık bir tıp profesörü olarak içtenlikle
ama derin kaygı ile yazmaktayım.

 Mazlum bir ulusun, 80 milyon insanın yazgısı elinizde..

Çok ağır vebal altındasınız; ah almayınız, almamalısınız, altından kalkamazsınız.
Vicdanınıza tarihsel vebalin hesabını veremezsiniz, ruhsal apseleriniz sizi bitirir..

Duyuyor, görüyor musunuz, hissediyor musunuz ????

Yoksa ???

Sevgi ve saygı ile.
12 Haziran 2012, Ankara

Prof. Dr. Ahmet Saltık
Ankara Üniv. Tıp Fak.
Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği) Uzmanı
www.ahmetsaltik.net