Etiket arşivi: Osmangazi Köprüsü

Garantiler ve 2020 bütçesi

Garantiler ve 2020 bütçesi

Çiğdem TOKER
SÖZCÜ
, 29 Nisan 2020

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır)

Avrasya Tüneli 2016 sonunda açıldığında, dolar 3 TL’nin biraz üzerindeydi. İhalesinin yapıldığı 2008 yılında ise 1.2 TL civarında. Aynı dolar bugün 7 TL.

Ulaştırma Bakanlığı’nın şirkete günlük 68 bin 500 araç geçişi garanti ettiği Avrasya Tüneli ihalesinde 1.2 TL olan doların bugün 7 TL olmasının ne kadar tahripkâr olduğunu görebiliyor musunuz?

Sadece Avrasya Tüneli değil kuşkusuz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü de trafik garantili ve geçiş ücretleri dolar üzerinden belirleniyor (Yeni havalimanındaki yolcu garantisi ile inşaatı süren Çanakkale Köprüsü’ndeki araç garantisi ise Euro üzerinden. Nedenini bilmiyorum.)

2020 bütçe rakamlarının anlamını kaybettiği şu günlerde, devletin kamu özel işbirliği (KÖİ) modeliyle yaptırdığı projelere ilişkin garanti tutarlarının halka ödettiği bedel ağırlaşıyor.

Böyle bir dönemde Avrasya Tüneli’ni yapıp işleten ATAŞ A.Ş.’yi oluşturan şirketlerden Yapı Merkezi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu’nun (Ekim 2016’da New York’taki ödül töreninde gazetecilere) şu açıklaması, bu modelin bütçe için ne kadar “yıkıcı” olduğunu yalın biçimde anlatıyor:

DİĞERLERİNE ÖRNEK OLDU

“Böyle bir garantiyi kreditörlere teminat olarak vermek zorundaydık. Hazine’nin verdiği bu garanti, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile Osmangazi Köprüsü’nde de örnek oldu. Avrasya Tüneli’nde günlük geçişin 68 binin altına inmeyeceğini düşünüyoruz. Yani Hazine’nin fark ödemesine gerek kalmaz.”

(Bir not: Bütçenin bu kadar ağır yükler altına sokulmasındaki politik sorumluluk; tek tek şirketler  ve tek tek şirket sahipleri değil. Bu tercihi kullanan devlette, daha doğrusu devlet aygıtını yöneten seçilmiş iktidarda. AKP iktidarında…)

Arıoğlu’nun sözlerine dönelim: 2020 yılından sonra, 68 500 rakamının aşılacağı ve bu seviye aşıldıktan sonraki gelirlerin %30’nun sözleşmeye göre devlete verileceğini yine aynı açıklamadan öğrenmiştik.

Bu tahminler tutmadı… Covid-19 pandemisi dolayısıyla da değil üstelik. Araç trafik garantisi verilen ulaştırma projelerinin hiçbirinde sözleşmeye konulan sayılar tutmadığı için devlet sürekli “cepten” yiyor. Üstelik artan döviz kuruna göre.

MÜCBİR SEBEP

Mücbir sebep halinde, sözleşmenin derhal ve karşılıklı anlaşarak feshedilmesini mümkün kıldığına yer veren yazım geniş ilgi gördü. Bazı okurlar, “derhal fesih” ile karşılıklı anlaşmanın çelişkili olup olmadığını sordu. Eğer devlet, şirketin yatırım harcamasını ve kreditörlere de kalan kredi borcunu ödemeyi kabul ederse, bu yatırımın devlete döneceği bizlerden saklanan o sözleşmede yer alıyor. Ancak son günlerde kapsamı giderek genişletilen “ticari sır” olduğu gerekçesiyle bu ayrıntılar kamuoyuna açıklanmıyor. Biz sadece bu projelerin garanti ödemesinden 2040’lı yıllara kadar ödemekle yükümlü olduğumuzu biliyoruz.

Öte yandan Avrasya Tüneli’nin örnek olduğu diğer garantili projelerdeki “mücbir sebep” maddelerinde, bu kadar açık bir “fesih” maddesi yer almadığını da öğrendim. Ayrıntıları ilerleyen zamanda paylaşacağım.

BÜTÇE YENİLENMELİ

Bu vesileyle, herbiri gerçekte birer tahmin ve öngörüden oluşan 2020 bütçe rakamlarının anlamının kalmadığını yeniden vurgulayalım. 2020 bütçesi hazırlanıp yürürlüğe girdiğinde Covid-19 pandemisi yoktu.  Küresel ölçekteki bu salgının yol açtığı ve açacağı kayıplar ve harcamaların hiçbiri bütçe tahminlerine, beklentilerine ve hesaplarına girmedi.

Dolayısıyla  ne vergi geliri olarak konulan 784.6 milyar TL’nin ne de pandemi yokken bile çok yüksek olan 138.9 milyar TL açığın tutma olasılığı vardır.

Yeniden görüşülmesi gereken bütçe rakamları için ne yapılacağını izleyeceğiz.
====================================
Dostlar,         

AKP’den ACİLEN KURTULMAK EN MÜCBİR SEBEP!

Biz ekleyelim;

– 2020  bütçesi 139 milyar TL açık öngördüğü gibi, aynı miktarda borç FAİZİ ödemesi ile de yüklü.

Herkes bilsin ki, 2020 bütçesinde her 8 TL’den 1’i, AKP iktidarının edindiği borçların salt faizine gidiyor..

Dahası var : 2020’de beklenen ulusal gelirin (yaklaşık 800 milyar Dolar) % 23’ü, yani yaklaşık olarak her 4 TL’den 1’i borç ödemesine gidecek..

Korona virüs salgını ile birlikte Döviz de uçuyor.. Dolar 7 TL sınırına dayandı.. Hastalıklı, borçlu ve güven vermeyen bir ekonomide paranın, TL’nin değeri de korunamıyor..

CDS primleri 600 puanı geçen, dünyanın borç verilebilirlik açısından en riskli – güvenilmez 5 ülkesi içinde olan ülkemiz…

18 yıldır ülkeyi tek başına yöneten AKP’nin Türkiye’yi sürüklediği batak işte böyle …

Memurundan, işçisinden salma salar gibi zorlayarak bağış isteyen Erdoğan, iktidarının karunlar kadar zengin ettiği yandaş dolar milyarderlerinden bu olağanüstü kırılgan tabloda, devletin bekası için gönüllü destek ya da SERVET VERGİSİ / VARLIK VERGİSİ isteyemedi..

Salgın nedeniyle yeterince kullanılmayan, olağan ortamda da beklentileri gerçekleştirmeyen araç geçişleri – kullanımı nedeniyle köprüler, havalalanları… için ise, tefeci fazizi ödercesine yerli – yabancı yüklenicilere Döviz cinsinden fahiş geriödemeleri sürdürüyor.. Onları TL’ye dönüştürmeyi, devletleştirmeyi, mücbir neden yüzünden erteleyip – ötelemeyi… gündemine hiç almıyor..

Bize anlatılan masal neydi??

  • Bütçeden 5 kuruş çıkmadan, hamdolsun bu yatırımları milletimize kazandırıyoruz..

Ne diyelim; afiyet olsun mu, zehir – zıkkım olsun mu, ayağa kalkıp bu harami bezirgan düzenine “ARTIK YETERRR, DURRRR!” mu??

İşte bu ekonomik çökkünlük yüzündendir ki; korona salgınında 14 günlük tam karantina uygulayamadı ve salgını daha az hasta – ölümle, daha az ekonomik bedelle, daha kısa sürede sonlandırabilmek olanaklı iken bu seçeneği kullanamadı Türkiye..

1 tam altının asgari ücreti geçtiği, 4 kişilik ailenin yoksulluık sınırının asgari ücretin 3 katını aştığı, 4,5 milyon açık işsizin, geniş tanımıyla 7 milyonu aşan işsizin olduğu, 130’dan çok ülkeden 130’dan çok tarım ürünü ithal eden, karnını doyuracak buğdayı bile üretmeyen bir ülke.. Doğallıkla demokrasinin, özgürlüklerin, hukuk devletinin de kırıntısına rastlanmayan totalitarizme savrulmuş 83 + 5 milyon kamburlu 88 milyonluk dev / cüce ülke..

TEK adam rejimi mi bu tablonun sorumlusu, böylesi bir tablo için mi tek adam rejimi gerekliydi?

Hangisi eyyy necip millet ve AKP yandaşı yurdum insanları, hangisi, hangisi??!!

  • AKP iktidarının Türkiye’ye ödettiği bedel, bu son örnekte de görüldüğü üzere, sanılanın – kestirilenin çoook üzerinde;
    hayal ötesi!

Sevgi ve saygı ile. 01 Mayıs 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

ÇİN’DEN BİR REKOR DAHA….

ÇİN’DEN BİR REKOR DAHA…. 

Dünyanın en yüksek köprüsü hizmete açıldı.

portresi, Gülümseyen

 

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

Değerli arkadaşlar,

Dünyanın en büyük, en ünlü harikasına, 8 bin km uzunluğundaki Büyük Duvar’a (Great Wall)* sahip olan Çin, rekorlara doymak bilmiyor. Şimdi de Yunnan ve Guizhou eyaletleri sınırındaki Beipang Irmağının 560 m üzerinde, bacak açıklığı 720 m olan bir asma köprüyü hizmete açtı. Dünyanın en yüksek köprüleri içinde ilk 6 köprü Çin’de bulunuyor.

İki eyalet arasındaki ulaşım süresini en az 2 saat kısaltan köprünün inşaatı 3 yılda bitirildi ve toplam 120 milyon dolara mal oldu.

Bu köprünün tam 2 katı uzunluğundaki Osmangazi köprüsü ise iki katına, yani 240 milyon dolara değil, 1,2 milyar dolara, 5 kat daha pahalıya mal olmuştu… Bu büyük maliyet farkı, inşaatta %25-30 kadar payı olan “İşçilik” farkı ile açıklanabilecek bir fark değildir. O nedenle bu işe “Deli Dumrul işi” demiştik.. (22.09.2016)

Sevgilerimle. æ
__________________
*Çin Seddi Mısır’daki büyük Kefren Piramidi’nin en az 100 katına eşdeğer büyüklükte bir inşaattır.

Ali Ercan'ın fotoğrafı.
======================================Dostlar,

Teşekkürler değerli hocamız Prof. Ercan’a…

1. “Merak etmek”
2. onun türevlerinden olarak “soru sormak”.. ardından da
3. “araştırıp yanıt bulmak”

nasıl da büyülü (!) bir 3’lü eylem oluşturuyor değil mi??

Bir insana verilebilecek en değerli armağan ) kazanım “sorgulayan bir akıl” kazandırarak özgürleştirmek değil midir?

Ya da tersi, “ezberci” bir dinci eğitim (?) ile zihinsel soykırıma uğrarmak,
bir insana verilebilecek en büyük ceza / zarar değil de nedir ??

Çin’i ve başarılarını insanlık onuru adına kutluyoruz…
Dürüst ve gerçek maliyetli işler yapışlarını da!…

Sevgi ve saygı ile.
23 Eylül 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Rıfat Serdaroğlu : ULEMADAN BİN ALİ

ULEMADAN BİN ALİ

portresi_kravatli

Rıfat Serdaroğlu

(AS: Bizim ketkılarımız yazının altındadır..)

“Taç giyen baş akıllanır” diye Osmanlıdan kalan bir söz vardır.
Sorumluluk makamına gelen kişi, sözlerine hareketlerine yaşantısına dikkat etmelidir, çünkü artık kendisi toplum tarafından örnek alınan biridir, anlamında söylenmiştir bu söz!

Her türlü güzelliğe düşman olan Bademler, cehaletlerinden, bu sözün de içine ettiler.
Kızlı-Erkekli birlikte okumaktan korkan, eşini ayrı masada kukumav kuşu gibi tek başına bırakan, Belediye ulemalarından süper zengin Bin Ali Hazretleri,
AKP Milletvekillerine çok başarılı icraatlarını bir bir açıkladı. AKP Milletvekilleri de alkışladılar! (AS: Önceki günkü toplantı gerçekte il başkanlarına yönelikti..)

  • “Hastanelerimizin Acil Servisleri o kadar güzel hale getirildi ki, millet artık
    Acil Servislere tedavi olmaya değil, evlenmek için kız bakmaya gidiyor!”

    İnanmadınız biliyorum amma, vallahi billahi tallahi aynen böyle dedi!

AKP’ye oy veren kardeşlerimize yön göstermek ve doğru yere gitmelerini sağlamak amacıyla, biz de bir çalışma yaptık. Bu da bizden Bademlere bir güzellik olsun…

-Gelinlik kız görmeye Acil Servise, tedavi için ise hamama gidilecek.
-Damat adayı bakmak için Üroloji Servisine, Fizik Tedavi için natıra.
-Vücut masajı için hastanenin gasilhanesine, ölü yıkamak için “Helal SPA” merkezlerine.
-Vaaz dinlemek için Ruh ve Akıl Sağlığı servisine, tedavi için mahalle imamına.
-TV’ler eşliğinde iftara gidilirken yerde yemek yemeğe, Avrupa’da antikacıya.
-Millete namus-dürüstlük taslarken Cami Avlusuna, hırsızlık paraları Panama gizli hesaplarına.
-Ok atarken “Ya Hak”, bir defada 100 Milyon Dolar bağış alırken “Aha cambaza bak!”
-Yurtiçinde doğru tesettür merkezlerine, yurtdışında doğru moda merkezlerine.
-Yurtiçinde “İlla kara çarşaf olsun, yapamam onsuz”, yurtdışında istersen gez, donsuz.
-Şehitler geldiğinde ağla, Sarayda çelik odalardaki milyarları sıfırla…

Eyy Bademler, sakın gideceğiniz yeri şaşırıp Bin Ali Hazretlerini üzmeyin. Hastanede bir türlü teşhis konulamayan yaşlı kadın gibi, bir o kaldı, onu da yaptırdınız mı, siz sağ ben selamet. Hadi bakalım, gittiğiniz yeri güldürüverin gari…

“Bin Ali Hazretlerinin Hastanelerinden birinde yaşlı bir kadına bir aydır teşhis konulamamış. Kadın acılar içinde kıvranıyormuş. Kocası, çaresizlikten AKP Genel Merkezine gidip şikâyetçi olmuş. Durumu öğrenen Bin Ali, derhal Başhekimi arayarak
“Siz orada ne yapıyorsunuz kardeşim! Çöpçatanlık yaparken arada bir de hastalara bakın. Fatma Teyzeye bir aydır teşhis koyamamışsınız! Yapamayacaksanız, kadıncağızı aldırıp Saraya gönderelim yahu”
diye fırçalamış!

Başhekim telaşla, Fatma Teyzeyi ve onunla ilgilenen tüm doktorları çağırıp sormaya başlamış:
-Radyolojik tetkikler?
Hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilmiş.
-EKG?
Derhal Başhekimin önüne serilmiş.
-Eforlusu?
O da açılmış hocanın önüne.
-Laboratuvar tetkikleri?
Tak diye on sayfalık rapor hocaya!
-Elektroansefalografi?
Buyrun Hocam.
-Emar?
Hastanede sıra olduğundan, mecburen dışarda çekilen EMAR da konmuş hocanın önüne.
-Sintigrafi, Anjiyo diye sorular arka arkaya gelirken Fatma Teyze şaşkınlıkla izliyormuş!
Hoca sormuş;
-Sken oldu mu?
Fatma Teyze daha fazla dayanamayıp; Fesuphanallah, yapmadığınız bi o kaldı.
Onu da yapın da…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 15 Temmuz 2016

=====================================

Dostlar,

Hazindir Sn. Serdaroğlu’nun yazdıkları, eski Sağlık Bakanlarındandır.. Nefis bir hicivdir.
Bu “sken” öyküsü tıp camiasında epeydir bilinir. Kadın hastanın başında vizitte,
hoca tıbbi tetkikleri tek tek ister, bakar..
Son olarak “.. bunun skeni nerede?” der..

Kadın hasta dayanamaz ve

– “Evde evde...” der.

Sayın Serdaroğlu duruma uyarlamış. İyi de yapmış.
AKP’liler bu işi artık açıııık açık, göstere göstere yapmaktalar..
Has adamları, RTE’nin gözdelerinden ve ihaleler şampiyonu dolar milyarderi
Mehmet Cengiz göz göre göre;
– “Milletin a..’na koyacağız..” demedi mi?

AKP – RTE ne yaptılar hukuksal anlamda bu adama? Ballı ihalelere devam.
Millete dönük “sken eylemi ortaklığı” sürüyor çünkü..

“Anadolu sakinlerinin” (belki tüm insanlığın!?) binlerce yıllık tarihlerinde bu denli alçaltılıp sefilleştirildiğinin asla örneği olmadığını bilmek acımızı çoook büyütüyor çook.

Osmangazi Köprüsü‘nün millete nasıl muazzam bir kazık olduğunun öyküsünü de yazmıştık.. Bir kez daha okumanın zamanı ve yeridir, lütfen tıklar mısınız??
http://ahmetsaltik.net/2016/07/02/osmangazi-koprusu-buyuk-bir-soygun-eseridir-eyy-akpliler-sizler-devleti-soyuyorsunuz/

Sadrazam Binali Paşa‘nın acil servisler konusundaki bu akıl almaz gafını
sitemizin manşetinde de işledik. Bakılmasını öneririz..

Sevgi ve saygı ile.
16 Temmuz 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com