‘TTB açıkladıktan sonra Sağlık Bakanlığı bu verileri ortadan yok etti’

‘TTB açıkladıktan sonra Sağlık Bakanlığı bu verileri ortadan yok etti’

Sağlık Bakanlığı’nın Covid-19 verilerini açıkladığı tablosunda değişikliği gitmesi tepkilere neden oldu. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman: Yoğun bakımdaki hasta sayısını vermek istemiyorlar. Çünkü biz bunlara bakarak çıkarımlarda bulunabiliyorduk. Aktif hasta sayısını yoğun bakımdaki hasta sayısına bölüyorduk. (AS: tersi olacak..) Dünyada %1,5 dolayındayken Türkiye’de % 10’un üzerinde olduğunu 3-4 gündür açıklıyorduk. TTB açıkladıktan sonra Sağlık Bakanlığı bu verileri ortadan yok etti.

ANKA, 31 Temmuz 2020 Cuma, 12:19
  • (AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı Covid-19 tablosundan yoğun bakım ve entübe hasta sayılarını kaldırması tepki çekti. Bakanlığın gün gün yayımladığı ve yeterince ayrıntılı olmadığı gerekçesiyle bilim insanları tarafından sıkça eleştirilen tabloda değişikliğe gidildi. Yapılan değişiklikle 1 Haziran’dan bu yana ikiye katlanan yoğun bakımdaki hasta sayısı ile entübe hastaların sayısı kaldırılarak yerine zatürre oranı ve durumu ağır hastaların sayısı kondu.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, Bakanlığın verileri uluslararası standartlara göre açıklamadığına dikkat çekti:
  • “Yoğun bakımdaki hasta sayısını vermek istemiyorlar. Çünkü biz bunlara bakarak çıkarımlarda bulunabiliyorduk. Aktif hasta sayısını yoğun bakımdaki hasta sayısına bölüyorduk (AS: işlem tersine olacak..). Dünyada %1,5 dolayındayken Türkiye’de %10’un üzerinde olduğunu 3-4 gündür açıklıyorduk. TTB açıkladıktan sonra Sağlık Bakanlığı bu verileri ortadan yok etti.”

HASTA ARTIŞI İNANILMAZ BOYUTTA!

Normalleşme’ adımları nedeniyle salgının bastırılamadığına dikkat çeken Prof. Dr. Adıyaman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sahadan gelen geri bildirimler de Sağlık Bakanlığı açıklamalarının üstünde bir gerçekle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Sağlık Bakanı İstanbul için Türkiye’nin Wuhan’ı demişti. Ancak Diyarbakır, Urfa gibi illerde inanılmaz bir hasta artışı var.”

TTB Başkanı, sözlerini şöyle noktaladı:

  • “Ankara’da yoğun bakımlar dolmuş durumda.
  • Artık özel hastaneler yoğun bakımda Covid-19’lu hastaları yatırmıyor.
  • Kamu ve şehir hastanelerinde aşırı derecede hasta var.Bazıları dışarıda bekletiliyor.
  • Yoğun bakımda yer olmadığı için, ancak hasta kaybı olduğunda yatabiliyorlar.
  • Baktığımızda hızlı bir artış var, ilk anlara geri dönmeye başladık.
  • Amaç sağlık sisteminin bunla baş edebilmesini sağlamak. Sistemimiz bunu kaldırmayabilir.
  • Dolayısıyla bu iki parametrenin kaldırılmasının hiçbir anlamı yok. Yapılan tablo değişikliği yanıltıcı, halkı yanlış bilgilendiriyor.”

Öte CHP Ankara Milletvekili Dr. Servet Ünsal, koronavirüs tablosundaki değişikliğe tepki gösterdi:

  • “Gerçekleri gizleyemezsiniz.
  • Yalnızca % 40 doğruluğu olan testlerle virüsü yaydınız.
  • Pandemiyi de yanlış yönettiniz.”
    ====================================
    Dostlar,

Bu gün (31 Temmuz 2020) TELE1 TV’de Sn. Zeynel Lüle’nin konuğu olarak Küresel Korona Salgını sorununu değerlendirdik.. (81. TV porogramımız..)

– DSÖ’ne bildirilen resmi toplam olgu sayısı 17,550,515
– DSÖ’ne bildirilen resmi toplam ölüm sayısı 680,159 (%6)
– Halen aktif hasta sayısı 5,925,003
– Kritik durumda (yoğun bakımda) olan hasta sayısı 65,484 (%1)
Türkiye’de “ağır hasta sayısı” 583, zatürresi olan hasta oranı %8,8
– 30 Temmuz günü tanı alan yeni hasta sayısı 287,343; nüfusuyla orantılı olarak Türkiye’de beklenen; 287,343 x %1,1 = 3,161 (saptanan 982)
– 30 Temmuz günü ölen hasta sayısı  6,418
Türkiye’de beklenen; 6,418 x %1,1 = 71 (saptanan 17)
– Türkiye’nin dünyadaki sırası : 17 (nüfus büyüklüğü sıralaması ile aynı)
– 1 milyon nüfusta test sayısı (%40 tanı yetenekli) : 56,874 (İngiltere’nin 174’ü!)
******
Verilerin iler – tutar yanı yok!
Yoğun bakımdaki hasta sayısı açıklanmıyor..
Artık verilen “bilgi” (!?) şu :

  • Türkiye’de “ağır hasta sayısı” 583, zatürresi olan hasta oranı %8,8Ağır hasta sayısı yoğun bakım + entübe olanlar mıdır??
    Yalnızca entübe olanlar mıdır?
    Bu doğru ise yoğun bakıma alınan hasta “ağır hasta” değil midir, kim ağır hastadır?

    Resmen ilan edilen toplam olgu sayısı 230,873’tür.
    İyileşen (taburcu edilen demek daha doğru.. tam iyileşme??) 214,535
    Toplam ölenler 5,692. Son 2 rakamı toplayıp toplam olgu sayısından düşersek;

    230,873 – (214,535 + 5,691) = 10,647 olarak halen yatan hasta sayısını buluruz.
    Ağır hasta olan 583 kişinin, halen yatanların %5,75’i olduğunu buluruz.
    Bu oran dünya ortalaması olarak %1!
    Sağlık Bakanlığı’nın %8,8 zatürre oranı, 10,647 yatan hasta içinde başlı başına çok yüksek bir orandır.
    Ölümler dünya genelinde %6 iken Türkiye’de 5,692 / 230,823 = %2,5!
    Bakanlığın verilerinden çıkarabildiğimiz ölçüde yoğun bakım hastalarımız (zatürre olduğu bildirilen %8,8) dışında halen yatanların %5,75’i ile dünya ortalamasının 5,75 katıdır ama ölüm oranlarımız dünya ortalaması %6 iken bizde %2,5’tir!?
    *****
    Sağlık Bakanlığı nereye varmak istemektedir??
    AB kuşkusuz gerçekleri bilmektedir, o yüzden kapıları kapatmıştır.
    Rusya dünyada 4. sırada salgın içindedir ve 1 Ağustos ve 10 Ağustos’ta Türkiye – Rusya uçuşları ve turizmin açılması planlanmaktadır..
    Bu çılgın ve sorumsuz bir davranıştır turizm gelirleri elde etmek hatırına!
    Türkiye’nin pek çok yerinden meslektaşlarımızdan bize ulaşan, TTB’ye erişen ve basına da yansıyan verilerden HASTA SAYISINDA ANORMAL BİR PATLAMA yaşanmaktadır. Kamuda yoğun bakım yatakları dolmuştur.
    Bakanlık, ölçüsüz – hesapsız – akıl dışı “normalleşmeyi” sürdürmektedir.
    Halk da Bakanlığın iyimser yansıtmalarına dayalı olarak önlemleri savsaklamaktadır..
    ****
    31 Ağustos’ta okulların açılması planlanmaktadır..
    Eylül sonrasında influenza / grip mevsimi başlamaktadır ve kapalı mekanlara dönüş başlayacaktır..
    Dünya Sağlık Örgütü ciddi ciddi 2. dalga uyarısı yapmaktadır, örn. İspanya!
    Günlük yeni olgu sayıları ve ölümler rekorlar kırmaktadır!
    Toplum bağışıklığı yok gibidir, aşı ve ilaç da  yoktur!
    Dünyada, komşularımız İran, Irak, Bulgaristan, Rusya’da ciddi salgın vardır.
    Suriye’den güvenli veri yok ama herhalde güllük – gülistanlık değildir.
    Türkiye transit bir coğrafyadır ve 5 milyonu aşkın “sığınmacı” sı vardır.
    Irak – Suriye sınırı delik – deşiktir; Gaziantep, Batman, Urfa hasta kaynamaktadır.
    ****
    Bu gidiş iyi değildir; halktan, hatta Bilimsel Danışma Kurulu üyelerinden bile gerçekleri saklayarak varılacak yer büyük bir hüsrandan başka bir şey olamaz!
    Bir kez daha uyaralım;

  • BU SALGIN TÜRKİYE’ye DİZ ÇÖKTÜREBİLİR!
    Başta AKP iktidarı olmak üzere her – kes, daha çok gecikmeden aklını başına toplamalıdır. İktidar, gerçekleri saklamayı bırakmalıdır, turizm etkilenmesin deniyorsa zaten dünya – alem gerçekleri biliyor.
  • Muhalefet, daha etkili yöntemlerle iktidarı uyarmalı ve halkı bilgilendirmelidir. Örneğin Eylül ortalarında bir ULUSAL SALGIN KURULTAYI toplamalı ve çözüm önerilerini iktidara ve kamuoyuna sunmalıdır.
  • Halk da sorunun ciddiyetini kavramalı, çok sorumlu davranmalıdır..

TTB’den Sağlık Bakanlığı’na: Sağlık çalışanlarıyla ilgili COVID-19 bilgilerini açıklayın!

TTB’den Sağlık Bakanlığı’na:
Sağlık çalışanlarıyla ilgili COVID-19 bilgilerini açıklayın!

https://www.ttb.org.tr/kollar/COVID19/haber_goster.php?Guid=63c02558-b161-11ea-a732-c115216aae2a, 18.06.2020

Yazıda, artan COVID-19 olgularıyla birlikte enfekte sağlık çalışanlarının sayısının da arttığının gözlendiği ancak Sağlık Bakanlığı’nca yaklaşık iki aydır sağlık çalışanlarıyla ilgili herhangi bir bilgi paylaşılmadığı kaydedildi. Sağlık Bakanlığı’ndan, sağlık çalışanlarıyla ilgili olarak şu bilgilerin açıklanması istendi:

  • Mart ayından itibaren kaç sağlık çalışanı COVID-19 geçirmiştir?
  • Şu anda kaç sağlık çalışanı COVID-19 nedeniyle hastanede yatmaktadır?
  • Şu anda kaç sağlık çalışanı yoğun bakım biriminde yatmaktadır? Kaçı entübedir?
  • Hangi meslek grubundan, kaç sağlık çalışanı COVID-19 nedeniyle hayatını kaybetmiştir?
  • Sağlık çalışanlarına PCR testi ile tarama yapılmakta mıdır?
  • PCR testi negatif ama semptomları pozitif olan sağlık çalışanları çalıştırılmakta mıdır?
  • Kişisel koruyucu malzemeler ihtiyacı karşılayabilecek düzeyde midir?
  • Bu malzemelerin hastanelere dağıtılmasında yeterli organizasyon sağlanabilmekte midir?
  • COVID-19 meslek hastalığı olarak kabulüne yönelik çalışmalar başlatılmış mıdır?
  • Sağlık çalışanlarının maddi kayıp kaygısı olmadan çalışabilmesi için alınan önlemler nelerdir?
  • Sağlık çalışanlarında giderek artan olgu sayısı çalışma saatlerini yeniden planlamayı gerektirmekte midir?

Sağlık Bakanlığı’na gönderilen yazı için tıklayınız.

Erken yeniden açılmanın sonuçları alarm veriyor!

Erken yeniden açılmanın sonuçları alarm veriyor!

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, pandemi dünyada hız kesmemişken ve Türkiye’de henüz salgının ilk dalgası denetim altına alınmamışken, TTB’nin ve ilgili uzmanların tüm uyarılarına karşın başlatılan erken yeniden açılmanın sonuçlarının alarm verdiğini bildirdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 17 Haziran 2020 tarihinde düzenlediği basın toplantısında paylaştığı verileri değerlendiren TTB Merkez Konseyi, konuyla ilgili yazılı basın açıklaması yaptı. Sağlık Bakanlığı’nın ısrarla COVID-19 pandemisi ile ilgili epidemiyolojik verileri açıklamaktan kaçındığına yer verilen açıklamada, Türkiye’de doğrulanmış olgu sayılarındaki artışın alarm verdiği belirtilerek, “Sağlık Bakanlığı’nın elindeki verileri açıklaması halinde illere göre hastalanma ve ölüm hızlarının hesaplanması, karşılaştırılması ve daha etkili önlemler alınması mümkün olabilecektir.” denildi. Açıklamada, pandemiyle mücadelenin bireylerin sorumluluğunu aşan bir kamusal irade ve duyarlılık gerektiğine dikkat çekildi. Açıklama şöyle:

ERKEN YENİDEN AÇILMANIN SONUÇLARI ALARM VERİYOR!

Pandemi dünyada hız kesmeden sürerken ve Türkiye’de salgının ilk dalgası kontrol altına alınamamışken yapılan tüm çağrılara rağmen, Sağlık Bakanlığı COVID-19 pandemisi ile ilgili olarak epidemiyolojik verileri açıklamaktan ısrarla kaçınmaktadır. Sayın Bakan’ın dün gerçekleştirdiği basın toplantısında sınırlı da olsa bazı verileri açıklaması üzerine, erken yeniden açılmanın ilk bulguları ortaya çıkmış bulunmaktadır. Türkiye’de 18 Mayıs – 17 Haziran 2020 arasındaki son bir ayda Sağlık Bakanlığı tarafından bildirilen toplam doğrulanmış olgu sayısı 33.292’dir ve gün başına ortalama 1.074 doğrulanmış olgu düşmektedir.

Sayın Bakan’ın dün gerçekleştirdiği basın toplantısında “Son bir ayda günlük ortalama vaka sayısı” olarak 10 kente ilişkin verdiği günlük olgu sayıları toplandığında günlük ortalama olgu sayısının 1.099 olması[1] anlaşılamamıştır. Bu sayı Bakanlığın her gün açıkladığı olgu sayılarının ortalamasından yüksek olduğu gibi, yalnızca 10 ile ait olması, geriye kalan 71 ildeki olgu sayıları açısından da bir tartışmayı gündeme taşımaktadır. Bakanlığın bu konudaki hatayı açıklaması beklenmektedir. Sayın Bakan’ın açıklamasından bu 10 ilde;

  • son bir haftada günlük ortalama olgu sayısının 1.193 olduğu ve günlük olgu sayısında Türkiye ortalamasının (1.384 olgu) %86,20’sini oluşturduğu,
  • son üç günde ise günlük ortalama olgu sayısının 1.293’e yükseldiği ve günlük olgu sayısında Türkiye ortalamasının (1.496 olgu) %86,43’ünü oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Sayın Bakan’ın geriye kalan 71 il hakkında da açıklama yapması, kafalardaki soru işaretlerini gidermesi bakımından önem taşımaktadır.

  • İstanbul: Hâlâ Wuhan! Ankara, Bursa, Kocaeli, Konya, Diyarbakır “can sıkıcı”

Sağlık Bakanı’nın dün yaptığı basın toplantısında bazı illere ilişkin vermiş olduğu bilgilere göre; son bir ayda olguların %60,80’i İstanbul’dan bildirilmiştir. Türkiye nüfusunun %18,66’sının yaşadığı İstanbul’dan halen olguların %60’dan fazlasının bildiriliyor olması, kentin ‘Wuhan’ gibi bir yoğunluk merkezi olarak nitelendirilmesinin sürdüğünü göstermektedir.

Ankara, Bursa, Kocaeli, Konya ve Diyarbakır Bakan’ın Türkiye nüfusu içindeki oranına göre son bir ayda ortalama olarak daha yüksek oranda doğrulanmış olgu bildirilen iller arasındadır. Bakanın yaptığı açıklamaya göre, son bir haftada Ankara ve İstanbul’da günlük olgu sayılarında son bir aya kıyasla azalma gözlenirken, diğer bütün illerde artış gözlenmiştir. Son 3 günde artış gözlenmeyen tek il İstanbul olurken, son gün İstanbul’da da son bir aya göre %7,20 artış gözlenmiştir. Son gün son bir aya göre Diyarbakır’da %72,41 ve Konya’da %143,90 artış vardır.

  • Türkiye’de doğrulanmış olgu sayılarındaki artış
    alarm vermektedir
    !

Sağlık Bakanlığı’nın elindeki verileri açıklaması halinde illere göre hastalanma ve ölüm hızlarının hesaplanması, karşılaştırılması ve daha etkili önlemler alınması mümkün olabilecektir.

İller arası farklılığın ivedi olarak analizi şarttır

Sınırlı verilerle yapılan değerlendirmeler bile ülkemizde başta İstanbul olmak üzere illerde pandeminin etkisi ve yükü açısından farklılıklar olduğunu açık olarak ortaya koymaktadır. Bu farklılıklara yol açan etmenlerin ivedi olarak ayrıntılı analiz edilmesi ve ortadan kaldırılması için çaba harcanması halk sağlığı açısından bir zorunluluktur.

Şeffaf veri paylaşımı yaşamsaldır

Pandemi, gerekçeleri bilinmeyen yönetsel kararlarla değil, şeffaf olarak sağlanan veriler üzerinden yapılan bilimsel değerlendirmelere dayanan, şehir ve koşullar arasındaki farkı gözeten kararlarla geriletilip, halkın sağlık içinde yaşaması sağlanabilecektir.

Pandemiyle mücadele bireylerin sorumluluğunu aşan bir kamusal irade ve duyarlılık gerektirir

Pandemiye karşı mücadele Sayın Bakan’ın açıklamasında yaygın bir biçimde görüldüğü üzere tek başına bireylerin sorumluluğuna indirgenmeden, ivedi olarak toplumsal hareketliliği azaltacak önlemlerle yürütülmelidir.

Sağlık Bakanlığı’nı – bir kez daha- epidemiyolojik verileri açıklamaya ve karar verme süreçlerini sağlık meslek örgütlerinin katılımına açmaya çağırıyoruz.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

[1] Sağlık Bakanı Koca: Vaka sayısında sürpriz yok, beklenen sınırdayız, https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/saglik-bakani-koca-vaka-sayisinda-surpriz-yok-beklenen-sinirdayiz/1880569

Not     : Kentlerde sayısal verilere ilişkin 2 tablo buraya konamamıştır. Yazının başındaki erişkeden (linkten) tam metin çağrılabilir.. (AS)

TTB’den COVID-19 pandemisinde 3. ay değerlendirmesi : “Vakalar hafifledi” açıklamalarını hayretle izliyoruz!

TTB’den COVID-19 pandemisinde 3. ay değerlendirmesi:

“Vakalar hafifledi” açıklamalarını hayretle izliyoruz!

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve TTB COVID-19 İzleme Kurulu Yürütme Kurulu,

  • “Türkiye’de İlk Hasta Duyurusundan Bugüne… Salgında Neredeyiz?”

başlığıyla, COVID-19 pandemisinin 3 ayının değerlendirildiği bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB COVID-19 İzleme Kurulu üyeleri Prof. Dr. Özlem Azap, Prof. Dr. Kayıhan Pala ve Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz katıldılar.

Prof. Dr. Sinan Adıyaman, pandeminin 3. ayında Türkiye’de 5 bine yakın kişinin yaşamını yitirdiğini, yüzlerce kişinin yoğun bakımda olduğunu, her gün bine yakın pozitif vaka tespit edildiğini ve 43 sağlık çalışanının yaşamını yitirdiğini belirtti. Bu salgının etkisini hafifleten, yayılımını önleyen, sağlamları koruyan, hastaları iyileştiren her bir hekime, her bir sağlık çalışanına tek tek teşekkür eden Adıyaman, Sağlık Bakanlığının sağlık çalışanlarının sağlık durumuna ilişkin sessizliğini koruduğuna dikkat çekerek,

  • “Salgın sırlarla yönetiliyor”

diye konuştu. Adıyaman, çalıştıkları ortam nedeniyle sağlık çalışanlarının toplumdan daha çok risk taşımalarına karşın COVID-19’un hâlâ işe bağlı hastalık olarak kabul edilmediğini, 3 aydır ertelenmiş sağlık hizmet gereksiniminin karşılanması için hâlâ planlama yapılmadığını söyledi.

Basın açıklamasını okuyan Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz da, pandeminin halen sürdüğüne ve uzun bir süre daha sürecek gibi göründüğüne dikkat çekerek, başta işçiler, çalışanlar olmak üzere salgının toplumun çeşitli kesimleri üzerindeki uzun dönemli sosyal etkilerinin de henüz başında olduğumuzu vurguladı. Bakanlığın “vakalar hafifledi” yönündeki açıklamalarını hayretle izlediklerini belirten Yavuz, buna ilişkin bir kanıt olmadığını, var olan akademik çalışmaların bunun tam tersini ortaya koyduğunu kaydetti. Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz’un Türkiye’de ilk hasta duyurusundan bugüne geçen 3 ayda pandemiye ilişkin olarak aktardığı bilgi ve değerlendirmeler şöyle:

  • 1 Haziran 2020’de Türkiye’de doğrulanmış olgu sayısı 174.023, doğrulanmış ölüm sayısı 3.763, aktif hasta sayısı 21.400.
  • Türkiye nüfusa göre dünyanın en kalabalık 17. ülkesi. Pandeminin 3. ayı bittiğinde bütün dünyada COVID-19 doğrulanmış olgu sayısında 12. sırada, COVID-19 doğrulanmış ölüm sayısında ise 17.sırada.
  • Türkiye, milyon kişi başına toplam doğrulanmış olgu sayısı bakımından komşu ülkelerle karşılaştırıldığında İran ile benzerlik gösteriyor, Bulgaristan ve Yunanistan’da ise toplam doğrulanmış olgu sayısının Türkiye’den daha az olduğu gözleniyor.
  • 4763 insanımızı kaybettik. Yüzlerce insanımız yoğun bakımda.
  • Vaka sayısında dalgalanma sürüyor. Her gün testi pozitif çıkan bine yakın hastamız oluyor. PCR testi negatif olan ancak COVID-19 tedavisi alan kaç hasta var? Bilmiyoruz, çünkü açıklanmıyor.
  • Bu süreçte 23’ü hekim 43 sağlık çalışanını kaybettik.
  • İlk dalgayı tam olarak bastırabilmiş değiliz.
  • Türkiye’de salgın süreci yönetimi, katılımcılıktan ve veri paylaşımından uzak, epidemiyoloji biliminin salgın yönetiminde gereksinim duyduğu hiçbir veriyi ve analizi paylaşmayan, ne ölçüde kanıta dayalı yürütüldüğü belli olmayan bir biçimde ilerliyor.
  • Salgını denetim altına alınabildiğine dönük bir kanıt yok. Salgın eğrisinin tepe noktasına ulaştıktan sonra çıktığı hızla iniş göstermemesi ve özellikle 11 Mayıs’taki erken açılmanın ardından doğrulanmış olgu sayılarındaki kümelenmeler ve yurt çapında çok sayıda ilan edilen karantina uygulamaları salgının denetim altında olduğunu söyleyebilmek için henüz erken olduğunu gösteriyor.
  • Adına “normalleşme” denen bu ‘yeniden açılma’ sürecinde sağlık hizmetlerinin yeniden planlanması gerekiyor.

Basın açıklamasının tam metni için tıklayınız.

Sunum için tıklayınız.

TTB : Pandemide yaşanan hızlı açılma sürecinden kaygılıyız, endişeliyiz

Pandemide yaşanan hızlı açılma sürecinden kaygılıyız, endişeliyiz

TTB Merkez Konseyi 5 Haziran 2020’de bir açıklama yaparak, salgın yönetiminde başarının ana ölçütünün sağlıklı kişilerin hastalanmasının önlenmesi olduğunu ve bunun da ancak bilimsel bilgiye dayalı ve saydam bir salgın yönetimiyle gerçekleştirilebileceğini daha önce kezlerce dile getirdiklerini hatırlattı. Açıklamanın tam metni şöyle:

PANDEMİDE YAŞANAN HIZLI AÇILMA SÜRECİNDEN KAYGILIYIZ, ENDİŞELİYİZ

Dünyada Haziran ayının içinde bulunduğumuz ilk haftasında 216 ülkede altı milyondan çok vaka görülmesine ve 400 bine yaklaşan ölüme yol açan COVID-19 pandemisi devam ediyor. Ülkemizde aralarında onlarca sağlık çalışanı da bulunan dört bin beş yüzden çok insanımızı yitirdik.

Salgın devam ediyor, Türkiye henüz ilk dalgayı tam olarak atlatamamışken kamuoyunda adına “normalleşme” denilen hızlı bir süreci yaşıyor. Vaka sayıları dalgalı bir seyir göstererek azalsa da salgının sürdüğü bir ortamda içinde bulunduğumuz haftadan başlayarak kısıtlamaların birçoğunun kaldırıldığını gördük.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) olarak sürecin çok erken aşamalarında salgın yönetiminde başarının ana ölçütünün sağlıklı kişilerin hastalanmasının önlenmesi olduğunu, bunun da yolunun salgın yönetiminin öncelikli ve bilimsel bilgiye dayalı olarak, Sağlık Bakanlığı’nın sorumluluğu ve koordinasyonunda sürecin tüm bileşenlerinin katılımıyla ve saydam olarak yaşama geçirilmesi olduğunu vurguladık.

5 Mayıs’ta yaptığımız açıklamayla “yeniden açılma” sürecinin planlanmasına ilişkin bilimsel bileşenleri sıraladık. Bu bileşenler esas olarak 4 başlıkta sıralanmaktaydı:

  1. Karar süreçlerinin Halk Sağlığı bilimi ve Epidemiyolojik verilerle ile yönlendirilmesi,
  2. Sağlık hizmetlerinin COVID-19 hastalarının gereksinimi olan koruyucu, tanı, izolasyon ve tedavi hizmetlerinin sunumu ile salgın sürecinde ertelenmiş, birikmiş olağan sağlık sorunlarına sahip hastaların başvurularına yanıt verilmesi gibi iki ana kulvarda yönetilmesi
  3. Salgının sosyal ve davranışsal etkilerinin, boyutunun önemsenmesi
  4. Salgının bireyler, aileler ve topluluklar üzerindeki yıkıcı etkisini azaltmak için sosyal ve ekonomik destek verilmesi.

TTB COVID-19 İzleme Kurulu’nca hazırlanan COVID-19 Pandemisi İki Aylık Değerlendirme Raporu’nda  (https://www.ttb.org.tr/kutuphane/covid19-rapor.pdf) belirtildiği gibi yeniden açılma süreci piyasa baskısından uzak, epidemiyolojik verilere dayanmalı, sürekliliği ve bütünlüğü olan bilimsel bir koordinasyonla uyumlu olmalıdır. Şu ana kadar Sağlık Bakanlığı tarafından salgının en temel epidemiyolojik verilerinin açıklanmamış olması, kararların özellikle COVID-19’un bulaşmasının denetim altına alınmış olduğuna ilişkin kanıtlara dayanıp dayanmadığının bilinmemesi, kararların Bilim Kurulu önerileri doğrultusunda alınıp alınmadığına dair soru işaretleri, “hızlı açılma” sürecindeki endişelerimizi artırmakta ve “epidemiyolojik verilere dayanması, sürekliliği ve bütünlüğü olan bilimsel bir koordinasyon” sağlanması gereken bu sürecin bu şekilde ilerlemediğini düşündürmektedir.

Yeniden açılma sürecinin Bilim Kurulu üyelerince hazırlanan rehberler ve bu rehberlerde belirtilenlerin ilgili kamu kurumlarınca uygulamaya geçirilerek kanıta dayalı ve “ihtiyatlı” yürütülmesi yeni dalgaları önlemek açısından önemlidir. Tüm ülkeye yayılmış ve her ilde ve bölgede farklı dinamiklerle ve sayılarla seyreden salgında kısıtlamaların tüm ülkede serbestleştirilmesi kaygı uyandırmaktadır. Sürecin işleyişi AVM’ler açıldıktan iki hafta sonra Bilim Kurulu’nun AVM’lerde alınması gereken önlemleri içeren rehberin yayımlanmış olması örneğinde de görüldüğü gibi olması gerekenden uzaktır.

Adına “normalleşme” denilen bu sürecin önümüzdeki dönem için kaygılarımızı ve endişelerimizi artıran bir şekilde ilerlediği görülmektedir. Dünyada ve ülkemizde uzun bir süre gündemimizde kalacak bu hastalık pandemisi ile ilgili hastalığın yayılımını denetim altına almaya devam edecek stratejiler aksatılmadan sürdürülmelidir. Bu konuda geçiş sürecinde göz önüne alınması gereken kriterli tekrar hatırlatıyoruz.

  • COVID-19’un bulaşmasının kontrol altına alınmış olduğu kanıtlanmalıdır.
  • Sağlık sistemi her vakayı tespit edebilmeli, izole edebilmeli, test uygulayıp, tedavi etmeli ve her temaslı kişiyi izleyebilmeli ve karantinaya alabilmelidir.
  • Huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, bazı hastaneler, cezaevleri gibi duyarlı nüfusun toplu olarak bulunduğu yerlerdeki ve mülteciler gibi dezavantajlı topluluklardaki salgın riski en düşük düzeye indirilmelidir.
  • Okullar, fabrikalar, işyerleri fiziksel mesafe, el yıkama olanakları, solunum hijyeni ve beden ısısı izlemleri vb. gerekli korunma önlemlerini oluşturmalıdır.
  • Bulaş riski yüksek topluluklara yeni vakaların girişi ve bu topluluklardan dışarıya vaka çıkışının riski yönetilebilir olmalıdır
  • Toplumların geçiş süreci konusunda bilgilendirilmiş, bu sürece katılımları sağlanmış olmalıdır.

Bütün salgınlarda olduğu gibi sağlık çalışanları için en riskli dönem yöneticilerin kendilerini övmeye başladığı, topyekün sağlık mücadelesinden siyasal rant devşirmeye odaklandığı ve toplumun normalleşme adı altında korunma reflekslerinin zayıfladığı anlardır.

Kişilerin pandemi tedbirlerine uymasını tekrarlamanın yetmeyeceği, yaşamın her alanının ve anının pandemi tedbirlerine göre planlanması ve topluma hem örnek hem de yol gösterici olunması gereklidir.

Bu tedbirlerin yanı sıra büyük bir özveri ile gece gündüz emek vererek pandemide daha az insanımızın hastalanması ve hastalanan yurttaşlarımızın şifa bulması için tedavisini üstlenen ve pandemi dışındaki bütün hastalıklarla boğuşan hekimler ve tüm sağlık çalışanları için gerekli tedbirlerin alınması ve sağlığının korunması çok önemlidir. Bu nedenle sağlık kurumlarında;

  1. Hastanelerden Aile Sağlığı Merkezlerine, işyeri hekimliği birimlerinden filyasyon ekiplerine kadar bütün sağlık hizmetlerinin pandemi koşullarına göre ve  hekimlerin – sağlık çalışanlarının ve halkın sağlık hakkının korunacağı bir anlayışla düzenlenmesi zorunludur.
  2. COVID-19 hastalarının ve COVID-19 dışı hastalıklara sahip hastaların tedavisi büyük bir dikkatle planlanmalıdır.
  3. Pandeminin bitmediği gerçeğinden hareketle en büyük temas riskine sahip olan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının korunması için “kişisel koruyucu ekipman” temininde ve ekipman kalitesinde en küçük bir aksamanın yaşanmaması sağlanmalıdır.

Bu nedenle salgın konusunda alınacak kararların popülizmden etkilenmemesi, ayrım yapılmadan insan odaklı olması ve toplumun sağlığı başta olmak üzere bütün insani ekonomik ve sosyal gereksinimlerinin sosyal devlet anlayışıyla karşılanacağı adımları içermesi gerektiğini ısrarla hatırlatmak istiyoruz. Unutulmamalıdır ki COVID-19 salgınının her aşamasında; ancak bilimsel veriler ışığında, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının büyük çabası ve toplum katılımı sağlanarak başarı sağlanabilir!

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi