239. KURULUŞ YILINDA GERÇEK ABD !


239. KURULUŞ YILINDA GERÇEK ABD !


Dostlar
,

Değerli hocamız Sn. Prof. Dr. D. Ali Ercan, ABD’nin 239. kuruluş yıldönümü nedeniyle kapsamlı ve çok yararlı bilgiler içeren bir dosya göndermiş. Sıkı sıkı 11 A4 sayfası..
Geçtiğimiz yıl da çok benzer bir dosya yollamıştı ve yayımlamıştık
(http://ahmetsaltik.net/2014/08/12/abd-gercegi-1-yeni-eklerle/).
Yer yer biz güncellemeler yaptık ayraç içinde..
(Hocamızın hoşgörüsüyle.. birazcık da dilini arıtarak..)

Kendisine teşekkür ederek paylaşmak isteriz..
Dosya çok uzun olduğundan pdf olarak vereceğiz.

Bu arada ABD’li dostlarımızın kuruluş yıldönümünü de kutlamak isteriz.
Bizim sorunumuz ABD emperyalizmi ve emperyalistleri iledir.

ABD’nin yüz kızartıcı kanlı tarihine aşağıda erişkesini verdiğimiz erişkeden (linkten) bakılmalıdır…

Amerika’nın yüz kızartıcı yakin tarihi, 22.11.06

Biliyoruz ki, ABD’de de çoooook milyonlar var bu yabanıl (vahşi) ve insanlık dışı
neo-con politikaları onaylamayan hatta sıkı karşıt olan.. Onlar dostumuz ve müttefikimizdir.
Selam olsun dünyanın her bir yerindeki anti-kapitalist ve anti-emperyalistlere..

Unutulmasın, Büyük ATATÜRK’ün uyarısıdır :

“Bizi mahvetmek isteyen emperyalizm ve bizi yutmak isteyen
kapitalizm ile savaşımı meslek edinmiş insanlarız..”

Ali hoca şöyle başlıyor :

Portresi_gulumseyen

 

 

 

Değerli arkadaşlar,

4 Temmuz 1776, ABD bağımsızlık gününün 239. yıldönümü… Basın ve medyadan öğrendiğimize göre, ABD halkının %60’ı Bağımsızlık günü kutlamalarına aktif katılımda bulunuyormuş… Ne dersiniz, acaba bizim Ülkemizde de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına, vazgeçtim % 60 tan, halkın %6’sı bile coşkuyla katılıyor mu?
(Tek tesellimiz Anıt-Kabir ziyareti… Genelkurmayın açıklamasına göre 2014 Cumhuriyet Bayramında ziyaretçi sayısı 232573 olmuş… o da Ankara Nüfusunun yaklaşık % 5’i…)

Bu vesile ile farklı zamanlarda yazdığım -ABD konulu- iki eski yazıyı arşivden çıkarıp ekliyorum. İşin komik yanı, yergi/mizah mahiyetinde yazdığım birinci yazıyı ciddiye alıp, yaptığım “isabetli tahlil” den dolayı kutlayanlar, övgü düzenler de oldu…

Sevgilerimle. æ
4 Temmuz 2015

***

Ve şöyle bağlıyor…

Değerli arkadaşlar,

ABD’nin kısa öz ve nesnel bir sunumunu yapmaya çalıştım. İlk Çağlara benzetirsek,
ABD kabilenin en iri yarı ve sopası en uzun olan adamıdır. Gerçek şu ki; canlı-cansız
her sistemin bir ömrü, bir sonu olduğu gibi, ABD’nin de sonu kendi iç çelişkileri ve
Doğayla uyumsuzluğu nedeniyle elbet gelecektir. Küresel emperyalizm bir yandan kendine büyük sıkıntı yaratan Ulus-Devletleri  ortadan kaldırmak, sömürüyü kolaylaştırmak amacıyla, onları parçalayıp bölerek Dünyada “binlerce Devletçik” yaratmak, öbür yandan
“Tek Dünya Devleti” modeliyle Dünyayı tek elden yönetmek istemektedir.
Bu -küresel çelişki- elbet bir yerde patlak verecektir. 

Ve daha önemlisi, yaşam alanımız doğayı ve yaşam kaynaklarımızı geri dönüşümsüz biçimde
tahrip eden anlamsız bir üretim, Üretimin ve Dünya nimetlerinin adil olmayan, haksız bir paylaşım ve savurgan tüketim döngüsündeki yaşam modeli ister istemez, önemli değişikliklere yol açacak Sosyal ve Doğal afetlerin tetikleyicisi olacaktır.

İklim değişikliğinin yarattığı seller, su taşkınları, öbür yandan kuraklık sonucu susuzluk, açlık,
enerji krizi, salgın hastalıklar ve terörizm, kargaşa, kaos, savaş … nedenleriyle  22. yüzyıla
belki de oldukça azalmış bir nüfusla (2-3 milyar?) girmek zorunda kalacak olan insanlık;
çok çok pahalıya mal olan bir ders almış olacak ve Kapitalist ekonominin uydurduğu “sürdürülebilir kalkınma” safsatasını terk ederek, Doğa bilimlerinin yol gösterdiği yeni bir Dünya görüşüne,
sürdürülebilir yaşam” idealine sarılacaktır.

======================================

Kendisine bir kez daha teşekkür ederek, etkili görseller de içeren tüm dosya için
pdf erişimini sunuyoruz..

Gercek_ABD_Ali_Ercan_4Temmuz2015

Sevgi ve saygı ile.
06 Temmuz 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

KEMALİZM NEDİR ?? / What is Kemalizm ?

KEMALIZM_NEDIR_Ali_Ercan

Türkiye’ye Sorular…

Türkiye’ye Sorular…

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
ADD Genel Yön. Kurulu Üyesi
Cumhuriyet 01.06.2002
(www.ahmetsaltik.net, 28.6.12)

Vicdanlı, vefalı ulus evlatları, bu kritik sorulara hemen ve ciddi yanıtlar aramalıdır.
Küresel kuşatmadan çıkış, ancak bu arayışla olanaklı. ADD’nin 1-2 Haziran 2002’deki 7. Kurultayı vesilesiyle ulusumuzun dikkatine sunuyoruz. Emperyalizmi dize getirerek tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik temelinde, mazlum uluslara örnek Cumhuriyetimizi, Atatürk öncülüğünde kuran ulusumuz;
80 yıl sonra yine, küreselleşmiş emperyal çökertme saldırısı ile yüz yüze ve tek dünya devleti hedefleyen Elit’in sermaye imparatorluğu ile hesaplaşmaya sürüklenmekte. Durum ürkünç, örtülmekte.. Aymazlık, sapkınlık ve hıyanet kol kola. Bu kayış durdurul(a)mazsa, sonuç Sevr ‘in rövanşı!.

Soru 1 : Cumhuriyetin 79. yılında, halkının yarısı yoksul bir ülkenin iyi yönetildiği
söylenebilir mi? Borçları ulusal gelirinin 1.5 katını aşan bir ülke bağımsızlığını sürdürebilir mi?
Hangi acı ‘sürprizler’ ufukta? Çok tehlikeli gelişmelere gebe ülke, stratejik öngörüsüz, yön duygusuz savrularak hangi yıkımlara sürüklenmekte? Atatürk ‘ün “Cumhuriyetçi-Ulusçu tüm güçler”i,
tekelci holding medyası başta, tüm engelleri aşarak ne zaman ‘..bir araya gelecek..’ ?

Soru 2 : ABD, Elit ‘e 6 trilyon $ borçlu bir kuklayken, küresel gelirin %82’sine dünyanın en varlıklı 1/5’i el korken, %80’i Elit 200 dev sermayedarın serveti en yoksul 48 ülkenin gelirine eşitken, dünya gelir dağılımı akıl almaz derecede adaletsiz ve Türkiye, olağanüstü bozuk gelir paylaşımı ile dünyada ilk 10 içindeyken; Atatürk’ün ”Ayrıcalıksız, sınıfsız kaynaşmış bir kitle olacağız!” hedefini hangi ulusal güçler, ne zaman yaşama geçirecektir? Prof. Chossudovsky’nin ”Küreselleşmenin, küresel soygunun maskesi” olduğu uyarısı neden uyanış sağlayamıyor? 5. kol işlevli kimi işbirlikçi medya bu gerçekleri niçin görmezden gelmekte? Sahi, ulusça çoook derin bir hipnozda mıyız?

Soru 3 : “Dinci-bölücü- 2. cumhuriyetçi-yabancı sermaye işbirlikçisi” nin 4 koldan çekiştirdiği, 5. kol görevini mütareke basınını aratmayan tekelci holding medyasının üstlendiği
bu küresel ahtapot operasyonunun taşeronu IMF, DB, DTÖ, AB.. gibi küresel barbarlığın vitrindeki göstermelik aletlerinin oyuncağı olmaya ulusal onurumuz daha ne denli elverecek? AB’nin 4 temel isteği; Ege’de Yunan tezini, Güneydoğu’da kukla Kürt devletini, sözde Ermeni soykırımını kabul, Kıbrıs’ta işgalciliğe (!) son vermek -ki ilk 2’sini TSK savaş nedeni sayıyor!- iken, bu kabul edilemez tek yanlı bağımlılığı ne zaman reddedeceğiz? AB yetkilisi T. Spencer ‘in itirafı gözümüzü açmayacak mı? ”Türklere, ileride AB’nin parçası olacakları yolunda 30 yıldır söz vererek,
hiç dürüst davranmadığımızı düşünüyorum. Çünkü gerçek, AB’nin Türkiye’yi üye kabul etme yolunda
hiçbir niyeti olmadığıdır.” (12.07.99, Cumhuriyet)

DB eski baş ekonomistlerinden Nobel ödüllü Prof. J. Stiglitz ‘in şu değerlendirmesi ne anlama geliyor? “Ülkenin maliye bakanının eline bir yapısal uyum programı tutuşturulur. Bu aslında; kan emicilerin işbaşına geçtiği, bir ölüm fermanıdır!” (28.05.01, Cumhuriyet). “IMF ülkenizi mezata çıkarıyor.. IMF’yi kovmazsanız ya AB’nin ya da Wall Street’in sömürgesi olursunuz.” (22.03.01, Cumhuriyet)

Prof. Manisalı’nın uyarısını fark ettik mi? “Yıl 1994.. AB yetkilisi L. Bretton, raporunda:

‘Türkiye ile imzalanacak Gümrük Birliği tümüyle AB yararınadır: İpler tümüyle elimizde, ..
büyük yararlar sağlayacağız’ .” (Avrupa Çıkmazı adlı kitabından)

* ”Ulusal Program bir aldatmacadır… Türkiye gibi pek çok ülke koloni yapılıyor…
Program başarısız olduğunda Fon’u suçlayamıyorsunuz. Kilit noktalara IMF ve DB yetkilileri atanıyor. Bunların ülke çıkarlarını savunduklarından kuşkularım var!.”
(Prof. M. Chossudovsky, Yoksulluğun Küreselleşmesi adlı kitabından).

* “IMF reçeteleri uygulayan ülkelerde çöküş hızlanmış; borçlarını ödeme pahasına, insan hakları rafa kaldırılmış, halk yoksulluğun pençesine terk edilmiştir!..”’ (BM İnsan Hakları 2001 Raporu)

* “Biz Küreselleşmenin Anayasası’nı hazırlıyoruz.. hükümetler neyin altına imza attıklarının ayırdında değiller..” ( R. Ruggerio, Eski DTÖ Genel Başkanı, 1997)

Soru 4 : Türkiye’nin 100. doğum yıldönümünü hamasileşmeden, vicdanının ve usunun sesiyle,
bacakları titremeden öngörebilen var mı? Yüce Atatürk’ün “..Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.”’ güdüsünün limanına sığınmadan, hepimize boyun borcu yüklediğini kavrayarak.. ufukta neler görülüyor? 2020’den önce ülkemizin parçalanmış haritalarını yayımlayanlar düş mü kuruyor?

Soru 5 : Küreselleşme belası’nın totalitarizme hatta faşizme evrildiğini, tüm insanlık için ciddi tehdit içerdiğini algılayabilecek miyiz? Ortaçağ barbarlığı geri mi dönüyor?
Küreselleşme karşıtları a priori dinozorluk mu? Ya haklılarsa?

Soru 6 : Türkiye, kendisini köleleştirerek yok olmaya götürdüğü apaçık olan tüm vaatlerini
ve ilişkilerini askıya alsa, hatta devrimci geleneğiyle reddetse; petrol ve madenlerini işleyerek kazandıkça borçlarını ödese; biz bize yeteriz özgüveni ile Atatürkçü kadroları işbaşına getirse; dünya koşulları da çok elverişliyken ilişkilerinde yeni seçenekler bulsa.. İyice bitkin düşürülmeden emperyalizmle hesaplaşmasını öne çekse… Bugün ham gelebilecek bu öneriler, yarın yitirilmiş altın fırsatlar olmasa?

En az dört önemli sorumuz daha var, ama yer bu kadar.

Son söz : Sözümüz, yüce Atatürk’ün yoktan yarattığı ulus ve vatanın fikri hür, vicdanı hür
ve irfanı hür vefalı evlatlarına… Onlar, dipten gelen dalgayla geç kalmadan silkinecek ve köleleştirilerek yok edilmemize engel olacaktır.

Bu yazı: Cumhuriyetin esenliği adına; yurtsever ulusumuza, tarih boyunca tüm yok ediş saldırılarını
savuşturup onurlu, özgür, tam bağımsız kalmayı bilmiş çilekeş halkımıza; çok kritik bir kesitte,
ADD olarak umutla adanıyor..

=====================================================================================

Dostlar,

1 Haziran 2002’de Cumhuriyet’te yayımlanan bir makalemizde Türkiye’mize birkaç soru sormuştuk..
Ne dersiniz, bu sorulara Türkiye aradan geçen 10 uzun yılda yanıt arayıp üretebilseydi;
bu gün buralarda olur muyduk? Bu soruları sormayı sürdürüyoruz. Akılcı ve uygulanabilir,
doyurucu yanıtlar üretmek zorundayız. Kaçış yok.. 10 yıl sonra bu gün durum çok daha “kritik”!

Ama her koşulda AYDINLANMA kazanacak..

Yeter ki BİR-LE-ŞE-LİM !

Yazı daha kapsamlıydı ve 10 soru içeriyordu. Cumhuriyet gazetesi yayımlarken kısalttı.
Tam metni, “Türkiye’ye 10 Soru” başlığıyla sitemizde pdf olarak yarın (29.6.12) sizlere sunacağız.

Sevgi ve saygı ile.
28.6.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net