Türkiye’ye Sorular…

Türkiye’ye Sorular…

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
ADD Genel Yön. Kurulu Üyesi
Cumhuriyet 01.06.2002
(www.ahmetsaltik.net, 28.6.12)

Vicdanlı, vefalı ulus evlatları, bu kritik sorulara hemen ve ciddi yanıtlar aramalıdır.
Küresel kuşatmadan çıkış, ancak bu arayışla olanaklı. ADD’nin 1-2 Haziran 2002’deki 7. Kurultayı vesilesiyle ulusumuzun dikkatine sunuyoruz. Emperyalizmi dize getirerek tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik temelinde, mazlum uluslara örnek Cumhuriyetimizi, Atatürk öncülüğünde kuran ulusumuz;
80 yıl sonra yine, küreselleşmiş emperyal çökertme saldırısı ile yüz yüze ve tek dünya devleti hedefleyen Elit’in sermaye imparatorluğu ile hesaplaşmaya sürüklenmekte. Durum ürkünç, örtülmekte.. Aymazlık, sapkınlık ve hıyanet kol kola. Bu kayış durdurul(a)mazsa, sonuç Sevr ‘in rövanşı!.

Soru 1 : Cumhuriyetin 79. yılında, halkının yarısı yoksul bir ülkenin iyi yönetildiği
söylenebilir mi? Borçları ulusal gelirinin 1.5 katını aşan bir ülke bağımsızlığını sürdürebilir mi?
Hangi acı ‘sürprizler’ ufukta? Çok tehlikeli gelişmelere gebe ülke, stratejik öngörüsüz, yön duygusuz savrularak hangi yıkımlara sürüklenmekte? Atatürk ‘ün “Cumhuriyetçi-Ulusçu tüm güçler”i,
tekelci holding medyası başta, tüm engelleri aşarak ne zaman ‘..bir araya gelecek..’ ?

Soru 2 : ABD, Elit ‘e 6 trilyon $ borçlu bir kuklayken, küresel gelirin %82’sine dünyanın en varlıklı 1/5’i el korken, %80’i Elit 200 dev sermayedarın serveti en yoksul 48 ülkenin gelirine eşitken, dünya gelir dağılımı akıl almaz derecede adaletsiz ve Türkiye, olağanüstü bozuk gelir paylaşımı ile dünyada ilk 10 içindeyken; Atatürk’ün ”Ayrıcalıksız, sınıfsız kaynaşmış bir kitle olacağız!” hedefini hangi ulusal güçler, ne zaman yaşama geçirecektir? Prof. Chossudovsky’nin ”Küreselleşmenin, küresel soygunun maskesi” olduğu uyarısı neden uyanış sağlayamıyor? 5. kol işlevli kimi işbirlikçi medya bu gerçekleri niçin görmezden gelmekte? Sahi, ulusça çoook derin bir hipnozda mıyız?

Soru 3 : “Dinci-bölücü- 2. cumhuriyetçi-yabancı sermaye işbirlikçisi” nin 4 koldan çekiştirdiği, 5. kol görevini mütareke basınını aratmayan tekelci holding medyasının üstlendiği
bu küresel ahtapot operasyonunun taşeronu IMF, DB, DTÖ, AB.. gibi küresel barbarlığın vitrindeki göstermelik aletlerinin oyuncağı olmaya ulusal onurumuz daha ne denli elverecek? AB’nin 4 temel isteği; Ege’de Yunan tezini, Güneydoğu’da kukla Kürt devletini, sözde Ermeni soykırımını kabul, Kıbrıs’ta işgalciliğe (!) son vermek -ki ilk 2’sini TSK savaş nedeni sayıyor!- iken, bu kabul edilemez tek yanlı bağımlılığı ne zaman reddedeceğiz? AB yetkilisi T. Spencer ‘in itirafı gözümüzü açmayacak mı? ”Türklere, ileride AB’nin parçası olacakları yolunda 30 yıldır söz vererek,
hiç dürüst davranmadığımızı düşünüyorum. Çünkü gerçek, AB’nin Türkiye’yi üye kabul etme yolunda
hiçbir niyeti olmadığıdır.” (12.07.99, Cumhuriyet)

DB eski baş ekonomistlerinden Nobel ödüllü Prof. J. Stiglitz ‘in şu değerlendirmesi ne anlama geliyor? “Ülkenin maliye bakanının eline bir yapısal uyum programı tutuşturulur. Bu aslında; kan emicilerin işbaşına geçtiği, bir ölüm fermanıdır!” (28.05.01, Cumhuriyet). “IMF ülkenizi mezata çıkarıyor.. IMF’yi kovmazsanız ya AB’nin ya da Wall Street’in sömürgesi olursunuz.” (22.03.01, Cumhuriyet)

Prof. Manisalı’nın uyarısını fark ettik mi? “Yıl 1994.. AB yetkilisi L. Bretton, raporunda:

‘Türkiye ile imzalanacak Gümrük Birliği tümüyle AB yararınadır: İpler tümüyle elimizde, ..
büyük yararlar sağlayacağız’ .” (Avrupa Çıkmazı adlı kitabından)

* ”Ulusal Program bir aldatmacadır… Türkiye gibi pek çok ülke koloni yapılıyor…
Program başarısız olduğunda Fon’u suçlayamıyorsunuz. Kilit noktalara IMF ve DB yetkilileri atanıyor. Bunların ülke çıkarlarını savunduklarından kuşkularım var!.”
(Prof. M. Chossudovsky, Yoksulluğun Küreselleşmesi adlı kitabından).

* “IMF reçeteleri uygulayan ülkelerde çöküş hızlanmış; borçlarını ödeme pahasına, insan hakları rafa kaldırılmış, halk yoksulluğun pençesine terk edilmiştir!..”’ (BM İnsan Hakları 2001 Raporu)

* “Biz Küreselleşmenin Anayasası’nı hazırlıyoruz.. hükümetler neyin altına imza attıklarının ayırdında değiller..” ( R. Ruggerio, Eski DTÖ Genel Başkanı, 1997)

Soru 4 : Türkiye’nin 100. doğum yıldönümünü hamasileşmeden, vicdanının ve usunun sesiyle,
bacakları titremeden öngörebilen var mı? Yüce Atatürk’ün “..Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.”’ güdüsünün limanına sığınmadan, hepimize boyun borcu yüklediğini kavrayarak.. ufukta neler görülüyor? 2020’den önce ülkemizin parçalanmış haritalarını yayımlayanlar düş mü kuruyor?

Soru 5 : Küreselleşme belası’nın totalitarizme hatta faşizme evrildiğini, tüm insanlık için ciddi tehdit içerdiğini algılayabilecek miyiz? Ortaçağ barbarlığı geri mi dönüyor?
Küreselleşme karşıtları a priori dinozorluk mu? Ya haklılarsa?

Soru 6 : Türkiye, kendisini köleleştirerek yok olmaya götürdüğü apaçık olan tüm vaatlerini
ve ilişkilerini askıya alsa, hatta devrimci geleneğiyle reddetse; petrol ve madenlerini işleyerek kazandıkça borçlarını ödese; biz bize yeteriz özgüveni ile Atatürkçü kadroları işbaşına getirse; dünya koşulları da çok elverişliyken ilişkilerinde yeni seçenekler bulsa.. İyice bitkin düşürülmeden emperyalizmle hesaplaşmasını öne çekse… Bugün ham gelebilecek bu öneriler, yarın yitirilmiş altın fırsatlar olmasa?

En az dört önemli sorumuz daha var, ama yer bu kadar.

Son söz : Sözümüz, yüce Atatürk’ün yoktan yarattığı ulus ve vatanın fikri hür, vicdanı hür
ve irfanı hür vefalı evlatlarına… Onlar, dipten gelen dalgayla geç kalmadan silkinecek ve köleleştirilerek yok edilmemize engel olacaktır.

Bu yazı: Cumhuriyetin esenliği adına; yurtsever ulusumuza, tarih boyunca tüm yok ediş saldırılarını
savuşturup onurlu, özgür, tam bağımsız kalmayı bilmiş çilekeş halkımıza; çok kritik bir kesitte,
ADD olarak umutla adanıyor..

=====================================================================================

Dostlar,

1 Haziran 2002’de Cumhuriyet’te yayımlanan bir makalemizde Türkiye’mize birkaç soru sormuştuk..
Ne dersiniz, bu sorulara Türkiye aradan geçen 10 uzun yılda yanıt arayıp üretebilseydi;
bu gün buralarda olur muyduk? Bu soruları sormayı sürdürüyoruz. Akılcı ve uygulanabilir,
doyurucu yanıtlar üretmek zorundayız. Kaçış yok.. 10 yıl sonra bu gün durum çok daha “kritik”!

Ama her koşulda AYDINLANMA kazanacak..

Yeter ki BİR-LE-ŞE-LİM !

Yazı daha kapsamlıydı ve 10 soru içeriyordu. Cumhuriyet gazetesi yayımlarken kısalttı.
Tam metni, “Türkiye’ye 10 Soru” başlığıyla sitemizde pdf olarak yarın (29.6.12) sizlere sunacağız.

Sevgi ve saygı ile.
28.6.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

“Türkiye’ye Sorular…” için bir yorum

  1. Dostlar,

    1 Haziran 2002’de Cumhuriyet’te yayımlanan bir makalemizde Türkiye’mize birkaç soru sormuştuk..

    Ne dersiniz, bu sorulara Türkiye aradan geçen 10 uzun yılda yanıt arayıp üretebilseydi;
    bu gün buralarda olur muyduk?

    Bu soruları sormayı sürdürüyoruz.

    Akılcı ve uygulanabilir, doyurucu yanıtlar üretmek zorundayız.

    Kaçış yok..

    10 yıl sonra bu gün durum çok daha “kritik”!

    Yazı daha kapsamlıydı ve 10 soru içeriyordu. Cumhuriyet gazetesi yayımlarken kısalttı.
    Tam metni, “Türkiye’ye 10 Soru” başlığıyla sitemizde pdf olarak yarın (29.6.12) sizlere sunacağız.

    Ama her koşulda AYDINLANMA kazanacak..

    Yeter ki BİR-LE-ŞE-LİM !

    Sevgi ve saygı ile.
    28.6.12, Ankara

    Dr. Ahmet Saltık
    http://www.ahmetsaltik.net

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir