Aranan Kan Bulunmuştur!

Dostlar,

Türker Erturk, Deniz Harbokulu Komutanı idi..TSK’ya dönük dış güdümlü operasyonlarla emekli edildi.
Pırıl bir tuğamiral idi. Oldukça yüksek zekalı idi. Belki de geleceğin Deniz Kuvvetleri Komutanı olacaktı.
Türk Ordusu’nda tasfiye edilen parlak Kemalist subaylarımızdan biri.. Ama O yaşama kümedi. “Atatürk’ün zabiti” ne yakışanı, savaşımı seçti. AYDINLIK’ta yazıyor ve halkını aydınlatmayı sürdürüyor. Kemalist Devrimin tamamlanması için çok nitelikl emeğini sunuyr.

O’nu izlemeli AYDINLIK’taki köşesinde her gün..

Konferanslarını da.. Ülkemizin, seçkin bir beyin olan E. Amiral Türker Ertürk’ten çok öğrenecekleri var.

Vira Amiralim, vira..

Sn. Ertürük’ün 2 gün önce 26.6.12’de AYDINLIK’ta yer alan

“Aranan Kan Bulunmuştur!” başlıklı yazısı, Suriye’de düşürülen uçağımızın nasıl bir plana kurban edildiğini açık ve net olarak kamuoyuna sunuyor. Okumalı, okutmalı.

Diyelim “Safiyanae” duygu ve düşüncelerle Hükümete destek olduklarını açıklayan CHP ve MHP özellikle okumalı.

Sevgi ve saygı ile.
28.6.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

========================================================================================

Aranan Kan Bulunmuştur!

Türker ERTÜRK
26 Haziran 2012, AYDINLIK
erturkturker@gmail.com

Geçtiğimiz Cuma günü Doğu Akdeniz’de bir savaş uçağımızın önce düştüğü daha sonra Suriye tarafından düşürüldüğü gündemimize flaş haber olarak oturdu.Daha sonra olay kısmen de olsa netlik kazanmaya başladı ama aynı zamanda Türkiye-Suriye arasında epeydir devam eden krizin savaşa dönüşmesini sağlayabilecek bir bahane haline geldi.

Malatya Erhaç meydanından kalkan, 7. Jet Ana Üssü’ne ve 173. Keşif Filosu’na bağlı bir RF-4 E (Phantom) tipi keşif uçağımız Suriye’nin sahil kenti olan Lazkiye’ye 8 mil mesafede saat 1158’de radar ve telsiz temasını kesmiştir. Bunun anlamı uçağımızın o mevkide denize düştüğüdür. İşin en üzücü tarafı pilotlarımızın tüm aramalara karşın hala bulunamamış olmasıdır. En büyük dileğimiz onları sağ olarak bulabilmektir.

Suriye makamlarının iddiasına göre ‘’ kimliği tanımlanamayan bir hava teması saat 1140’da Batı yönünden Suriye topraklarına doğru yüksek süratle alçaktan yaklaşmış ve karadan 1 Km mesafede hava savunma silahları ile ateş altına alınmış ve Lazkiye’nin Om al-Tuyour köyünün 10 km batısında denize düşmüştür.’’

İhlal düşman olarak tanımlanmış!

Anlaşılan o ki uçağımız; Suriye hava sahasını ihlal etmiş, Suriye hava ihbar sistemleri tarafından kimlik tespiti yapılamadığından düşman olarak tanımlanmış ve Suriye hava savunma silahları ile ateş açılarak düşürülmüştür.

Öncelikle bir gerçeğin altını çizmek isteriz. Dünyanın hiçbir yerinde hava sahası ihlali yapan uçaklara derhal ateş açılması düşünülemez. Çünkü arıza veya kötü hava şartları gibi elde olmayan nedenlerle de hava sahası ihlali yapılabilir.

Fakat Suriye 16 aydır devam eden ağır terör saldırısı altındadır. Bu süre içinde terör nedeniyle kaybedilen can sayısı 12 bindir. Suriye’de ‘’ Libya modeli ‘’ askeri müdahale yapabilmek için terör, Batılı güçler tarafından desteklenmektedir. Suriye’ye karşı kısmen açık kısmen örtülü bir savaş bütün hızıyla devam etmektedir. Bu savaşta Türkiye, topraklarını Suriye’ye karşı açıkça kullandırmaktadır.

Hava saldırısı beklentisi var!

Türkiye’den Suriye’ye terörü azdırmak ve müdahale için elverişli ortamı sağlamak maksadıyla teröristler, paralı askerler ve casuslar tarafından sınır ötesi harekat yapılmaktadır. İncirlik’ten kalkan uçaklar ve İnsansız Hava Araçları (İHA) Suriye üzerinde keşif yapmakta ve istihbarat toplamaktadır.

Suriye’de rejim değişikliği yapabilmek ve Beşar Esad’ı devirebilmek için “Suriye’nin dostları”
adı altında düşmanca toplantılar yapılmakta, güvenli bölge, insani yardım koridoru, uçuşa yasak bölge gibi ‘’ Suriye’ye yapılacak saldırganlığı, nasıl hukukileştiririz? ‘’ konuları tartışılmakta ve görüşülmektedir.

Suriye her an bir hava saldırısı beklentisi içinde olup bu yüzden son bir ayda Rusya’dan çeşitli hava savunma sistemleri ve silahları ile savaş uçakları alarak hava savunmasını takviye etmiş ve etmeye devam etmektedir.

Şimdi kendinizi Suriye’nin, Suriye Silahlı Kuvvetleri’nin Lazkiye’de bulunan hava savunma batarya komutanının yerine koyun. Bir yılı aşkın süredir savaş halinde yaşıyorsunuz ve ağır stres altındasınız. Genel Batı istikametinden yüksek süratle, alçaktan uçan, dost/ düşman tanıma (IFF) cihazı kapalı, aktif sistemleri (radar) kapalı bir hava teması yaklaşıyor. Çok kısa bir zaman süresi (dakikalar) içinde karar verilmesi gerekli. Suriye hava saldırısı beklentisi içinde olduğundan yüksek alarm durumunda ve angajman (tetiğe basma) yetkisini ast birliklere dağıtmış durumda.

Komutanlara soruyorum?

Şimdi soruyorum Genelkurmay Başkanımıza ve Hava Kuvvetleri Komutanımıza, bu durumun fakında değil misiniz? Suriye normal şartlar altında bir ülke değil. Kendini yakın tehdit altında görüyor.
Düşen uçağımızı niçin Suriye hava sahasına keşif için gönderdiniz? Biz Suriye’den bir saldırı beklemiyoruz, yoksa başka bir görevle mi gönderdiniz oraya? Bir ülkenin topraklarına doğru alçaktan yüksek süratle yaklaşma (radarlara yakalanmamak için) saldırı amacı taşır, kim verdi bu direktifi? İskenderun Hava Radarı hava sahası ihlali yaptığını uçağımıza bildirmedi mi? Doğu Akdeniz’deki alanlar çok geniş Ege gibi dar değil bu nedenle ‘’ dönerken sığmadı ve ihlal oldu ‘’ bunu kimseye yutturamazsınız.

Yoksa size hır çıksın diye mi gönder dediler? Suriye’nin hava savunmasını mı test etmenizi istediler? Yoksa İncirlik’ten kalkışlı başka bir görevi Suriye hava savunma sisteminden gizlemek ve dikkatini başka bir yöne çekmek için kullanıldık?

Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’a açıklamalar iç karartıcı ve savaş tamtamları çalan cinsinden.
Alın size birer örnek; “Üzerinin örtülmesi mümkün değil, gereken yapılacaktır” ve “Bedelini ödeyecekler”..

1996’da Mirage-2000 tipi bir uçakla Yunanlı pilot Türk F-16’yı kancıkça arkadan füzeyle vuruyor, uçağımız Sakız açıklarında düşüyor ve Plt. Yzb. Nail Erdoğan şehit oluyor. Yunanlı pilot bunun anısına uçağının burnuna Türk Bayrağı resmi yaptırıyor. Bu gerçek 2003’te ortaya çıkıyor ama AKP’den tık yok, gereken yok ve bedel yok. Çuval hadisesinde olduğu gibi! Her gün şehit vermemize rağmen Kuzey Irak’a operasyon yapamadığımız gibi! Ama bu sefer çok hassaslar sizce niye?

AKP ABD’nin arkadan ittirmesi ve şantajı ile çağdışı körfez ülkelerinden gelen avanta para nedeniyle ülkemizi Suriye ile savaşa doğru tırmandıran basamakları üçer beşer çıkmaktadır. Suriye Büyükelçisi’nin istenmeyen adam (persona non grata) ilan edilmesi ve sınır dışı edilmesi bu basamaklardan biriydi.

Savaş için aranan kan bulunmuştur. Umarım sonunda aklıselim galip gelir.

Bu arada size bir sır :

Rusya sağlam durursa bir şey olmaz.

Saygılar sunarım.

Türker ERTÜRK
26 Haziran 2012, AYDINLIK
====================================================================================

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

“Aranan Kan Bulunmuştur!” üzerine bir yorum

  1. Dostlar,

    Türker Erturk, Deniz Harbokulu Komutanı idi..TSK’ya dönük dış güdümlü operasyonlarla emekli edildi.

    Pırıl bir tuğamiral idi. Oldukça yüksek zekalı idi. Belki de geleceğin Deniz Kuvvetleri Komutanı olacaktı.

    Türk Ordusunda tasfiye edilen parlak Kemalist subaylarımızdan biri..

    Ama O yaşama kümedi. “Atatürk’ün zabiti” ne yakışanı, savaşımı seçti.

    AYDINLIK’ta yazıyor ve halkını aydınlatmayı sürdürüyor.

    Kemalist Devrimin tamamlanması için çok nitelikl emeğini sunuyr.

    O’nu izlemeli AYDINLIK’taki köşesinde her gün..

    Konferanslarını da.. Ülkemizin, seçkin bir beyin olan E. Amiral Türker Ertürk’ten çok öğrenecekleri var.

    Vira Amiralim, vira..

    Sn. Ertürük’ün 2 gün önce 26.6.12’de AYDINLIK’ta yer alan

    “Aranan Kan Bulunmuştur!” başlıklı yazısı, Suriye’de düşürülen uçağımızın nasıl bir plana kurban edildiğini
    açık ve net olarak kamuoyuna sunuyor.

    Okumalı, okutmalı.

    Diyelim “Safiyanae” duygu ve düşüncelerle Hükümete destek olduklarını açıklayan CHP ve MHP özellikle okumalı.

    Sevgi ve saygı ile.
    28.6.12, Ankara

    Dr. Ahmet Saltık
    http://www.ahmetsaltik.net

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir