TÜRKİYE NEREYE? QUO VADIS TURKIYE ?


TÜRKİYE NEREYE?
YA DA BUNLAR KİMİN ESERİ…

portresi

 
Dr.Alper AKÇAM

 

 

HABER: “Suriye’de iç savaşın başlangıcından beri Ege Denizi de bu korkunç savaşın cephelerinden biri olmuş durumda… Suriyeli aileler taş taş üstünde kalmayan ülkelerinden kaçmak, Avrupa’ya ulaşmak için Ege Denizi’ni çare olarak görüyor. Tekneye binebilenler şanslı olanlar… İster inanın ister inanmayın bazen bir şişme botla Yunan Adaları’na ulaşmaya çalışıyor kaçak Suriyeliler… Çoğu zaman da yeni bir yaşam ümitleri Ege’nin mavi sularında son buluyor… Şu ana dek toplam kaç kişinin Ege Denizi’nde yaşamını yitirdiğini kestirmek çok güç… Yetkililer savaşın başından bu yana bu rakamın 500’e yaklaşmış olabileceğini söylüyor.” 

Fotoğraftaki 3 kardeş de bu korkunç rakamın içinde…

suriyelicocuklar

 

 

 

Bu çocukların günahsız yüzlerinden vicdan azabı duymayan çirkin politikacılara yazıklar olsun!

SURİYE’de iç savaşın başından beri yüz binlerce kişi öldü, milyonlarca kişi evini barkını terk etti.

Bir zamanlar dostumuzdu Suriye… 700 km’lik sınırımız güvenli, sınır illerimiz barış içinde idi. Bugün Hatay’ın, Ceylanpınar’ın, Reyhanlı’nın gireni çıkanı belli değil.
Paralı askerler, El Nusra militanları kol geziyor.

Suriye tarafındaki birçok kasaba PYD denetimine geçti.

HABER 26 Temmuz 2013, Cuma): “Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) bağlı farklı tugay ve birliklerden 70 komutan Gaziantep’te bir araya geldi. Bülbülzade Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın düzenlediği toplantıya Özgür Suriye komutanlarının yanı sıra ilim adamları da katıldı.”

Suriye’de çarpışan taraf olan ve Reyhanlı patlamasından Türkiye’nin
güney illerinde yaşanan birçok olayda üzerinde kuşkular bulunan bir savaş örgütünün toplantısı neden Türkiye’de yapılıyor?

Bu ülkede, kızları okutmaya, öğrencilere burs vermeye çaba gösteren
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden güzelleştirme derneklerine,
meslek odalarına dek birçok demokratik kuruluş savcılık izlemlerinden,
maliye denetimlerinden, polis baskınlarından yakasını kurtaramazken,
adı savaşla anılan bir yabancı güç ve bu güce ev sahipliği yapan
bilmem ne vakfıyla ilgili bir soruşturma neden yapılmıyor.

Nasıl bir hukuk devletinde yaşıyoruz?  

Bu tablo kimin eseri? Yalnızca savaş çıkararak bölgeye egemen olmak ve
yer altı-yerüstü zenginliklerine konmak isteyen Batılı ülkelerin mi?

Suriye tarafında yüksek binalarda dalgalanan PYD bayrakları için,
“Suriye’nin toprak bütünlüğüne zarar verecek oldubittileri kabul edemeyiz.” diyen Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, kimleri güldürmek istiyor acaba?

HABER: TRT 1’in iftar programına konuk olarak katılan tasavvuf düşünürü
Ömer Tuğrul İnançer, gebe kadınlar hakkında yaptığı yorum ile şaşırttı

TRT 1 ekranlarında iftar saatlerinde yayınlanan ‘Ramazan Sevinci’ programı tasavvuf düşünürü ve avukat olan Ömer Tuğrul İnançer’i konuk etti.
Programda Şeyh Vefa’nın menkıbelerinden bahseden İnançer, gebe kadınlar hakkında yaptığı sert yorum ile herkesi şaşırttı.

“BUNUN ADI TERBİYESİZLİKTİR” dedi!”

Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet televizyonunun konuk “Düşünür”ü öfkeliydi de…
Bir dövmediği kaldı gebe olup sokağa çıkanları…”

HABER: Turgutlu Çaldağı’nda sülfürik asitle nikel madeni çıkarılması…
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel EROĞLU’nun verdiği izinle 200.000 ağaç katledilmiştir. Maden şirketi için 1.000.000 ağacın daha kesileceği
ifade edilmektedir.

Atatürk Orman Çiftliği’ni (AOÇ) yapılaşmaya açarak yok etmek için uğraşanların başında gelen AKP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in AOÇ’de yok ettiği ağaç sayısının 10 bine yakın olduğu resmen açıklandı.

Atatürk’ün adını taşıyan aynı yeşil alanda Başbakanlık binası yapımı için kesilen ağaç sayısı da 3.000!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Atatürk Orman Çiftliği’ne (AOÇ) yaptıracağı Beyaz Saray benzeri Başbakanlık binasına ilişkin çalışmalar gizli bir biçimde sürdürülürken, sarayın yapılacağı alandaki Orman Genel Müdürlüğü (OGM) binalarının tümünün yıkıldığı, onlarca dönümlük alanda büyük bir ağaç katliamı yapıldığı uydudan belgelendi.

Orman Mühendisleri Odası’nın ağaç kesimini fotoğraflayarak belgelediği arazide inceleme yapmak isteyen Mimarlar Odası Ankara Şubesi, kendilerine giriş izni verilmeyen araziye adeta uydudan indi. Şube, bir uydu şirketiyle anlaşarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ak Saray” olarak da nitelenen
Başbakanlık binasını kurmak istediği arazinin fotoğraflarını çektirdi.”

HABER: “Başbakan Barbaros’tan geçerken yol kenarında duran gençler
yere tükürdükleri gerekçesiyle gözaltına alındı.”

HABER: “TÜRKİYE’DE YARGI DURUMDAN VAZİFE ÇIKARMA USTASI

Gezi Parkı eylemleri sırasında “İstanbul kurtarılmıştır” diyen Levent Kırca’yı
hedef alan Başbakan Erdoğan’ın, partisinin grup toplantısında

“Asla cezasız kalmayacak, bunun hesabını vermesi lazım.”

sözleri üzerine yargı harekete geçti. Savcılık tarafından Levent Kırca hakkında soruşturma açıldı.”

Başbakan’ın demeçlerini ve dudak hareketlerini izleyen, 12 Eylül 2010 Referandumu’nun eseri bir yargı sisteminin varlığı her şeye tuz biber ekiyor.

Tüm bunlar Türkiye’nin nasıl bir yol haritası üzerinde bulunduğunun birkaç işareti.

Bu yol haritasının ABD’den, AB’den başlayan kapitalist-emperyalist kamp mimarlarına, Türkiye’deki uygulayıcılarına denecek çok fazla bir şey yok.
Onlar tarihsel işlevlerini yerine getiriyorlar ve tarih önünde hesabını verecekler…

Bu tayfaya “Demokrasi” ya da barış adına alkış tutan akıl budalası sözde aydınlara ve üç kuruşluk çıkar için desteklemeyi sürdürenlereyse, bir yerlerine kına yakmak kalıyor…

Kendilerine fazla gelen demokrasiyi Doğu coğrafyalarına pazarlamaya kalkan
Batılı Şarkiyatçılara ve onlardan esin almayı çok seven sözde kültür adamlarına
çok sevdikleri kendi deyimleriyle soralım:

QUO VADİS TÜRKİYE?

Dr. Alper AKÇAM
25 Temmuz 2013

Rifat Serdaroğlu: ERDOĞAN’IN DOSTLARI


ERDOĞAN’IN DOSTLARI

portresi3

Rifat Serdaroğlu

İnsan anasını, babasını, kardeşini, akrabasını seçemez.

Doğumla verilen armağanlardır bunlar.
İyi çıkarlarsa bu dünyada cenneti yaşarsınız.

Çıkmazlarsa, alın yazısı der kahrolursunuz.

Ama dostlar-arkadaşlar öyle mi?
Siz onları özgür iradenizle seçersiniz, onlar da sizi.
Sizin dost ve arkadaş çevreniz hayata bakışınızı, yaşam kalitenizi, kültür ve eğitim seviyenizi, görgünüzü net olarak ortaya koyar.

Ne der güzel bir atasözümüz;

  • “Bana dostunu söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim.”

Erdoğan, siyasi yaşamının en kötü dönemini yaşıyor.
Türkiye’de, polis gücü ve diktatörce baskılarla ayakta kalmaya çabalıyor,
bir yandan da sağlık problemleriyle uğraşıyor.

Yüzüne bakınca Erdoğan’daki yıpranmışlığı ve çöküşü net olarak görebilirsiniz.

Türkiye dışında ise, üzülerek ifade etmek isterim ki, Erdoğan ve ekibi tüm dünya basınında alay konusu yapılmaktadır.
Hür dünya, inanılırlığını ve güvenini kaybetmiş Erdoğan’ı artık silmiş ve onu “dostlarıyla” baş başa bırakma kararını çoktan almıştır.

Cüneyt Zapsu’nun deyimiyle,

  • Erdoğan’ın kullanılma zamanı bitmiş, deliğe süpürülme zamanı gelmiştir.

Erdoğan’ın bu duruma düşmesinin çeşitli sebepleri vardır.
Bunlar nasılsa siyaset bilimcileri tarafından incelenecekler.

Bunlardan en önemlisi “Erdoğan’ın Dostlarıdır.”
Beraberce bakalım;

1) El Kaide Terör Örgütü Liderlerinden Gülbettin Hikmetyar ve
El-Kaide’nin finansörlerinden olduğu hala kabul edilen Yasin El Kadı.
Bu örgütün alt kuruluşlarından olan ve Suriye’de çatışan El-Nusra militanları,
daha dün 49 yaşındaki Katolik Rahip Francois Murad’ı

  • canlı yayında kafasını keserek infaz ettiler.

Bu görüntüler dünyayı ayağa kaldırdı.
El-Kaide militanları, ülkemizin güney sınırlarında bulunmakta ve Erdoğan’ın verdiği izinle, Türkiye’ye rahatça girip-çıkmaktadırlar.

2) Hamas Lideri Halid Meşal ve El-Fetih Lideri Abbas.
Bu iki örgüt İsrail ile yapılacak barış görüşmelerinde arabulucu olarak Türkiye’yi değil, Mısır’ı kabul etmektedirler.

Erdoğan özellikle Hamas Liderine maddi destek vermekte ve onu kongresine
“Onur Konuğu” olarak davet etmekte bir sıkıntı görmemektedir.
İsrail’in Hamas’a resmi bakışı “Hamas, İsrail’i ortadan kaldırmayı amaçlayan
bir terör örgütüdür.”
 şeklindedir.

3) Mısır’daki İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) örgütü ve Musri.(Onur Konuğu)

Musri seçildikten sonra, tam anlamıyla “Şeriat” yönetimine geçebilmek için halka baskı uygulamış, kendisine oy veren kitleleri görmezden gelmeye başlamış ve özellikle yargıda Müslüman Kardeşler örgütünün isteği doğrultusunda geniş çaplı değişikliğe gitmişti.
Mısırdaki halk gösterileri Musri yönetiminin de sonunun geldiğini göstermektedir.
Nitekim dün gece Mursi gitti.

  • Mısır’ın seçimle gelen ilk Cumhurbaşkanı,
    demokrasiyi Şeriat düzenine çevirmeye kalkınca bir senede gitti.

Olan Mısır’lıların “Demokrasi Özlemine” oldu!
Yazık.

4) Sudan Lideri Ömer El-Beşir.
4 Mart 2009’da Lahey Adalet Divanı tarafından İnsan Hakları İhlalleri suçlarından dolayı “Tutuklama” kararı verilen biri.
Ülkesinde yapılan Darfur Katliamının sorumlusu.
Hiçbir demokratik ülkeye kabul edilmeyen bir lider olarak tarihe geçen biri..

5) Kuzey Irak Lideri Barzani.
PKK terör örgütünün koruyucu ve destekleyicisi.

Petrol ticareti- Uyuşturucu ticaretine yol vermek- Sigara kaçakçılığı gibi yollarla
zengin olmuş aşiret reisi-Türk ve Türkiye Düşmanı.
Erdoğan’ın onur konuğu!

6) Vahhabi Kralı-Katar Emiri gibi, ülkesini sömüren ve bu çağda yönetimde
olmaması gereken tipler.

Gelişen iletişim araçları sayesinde artık dünyada hiçbir şey gizli kalmıyor.
Hür dünya kamuoylarının olmazsa olmazları şunlardır;

  • Demokrasi ve Bağımsız Yargı!

Bu iki ilkenin evrensel kurallarına uymazsanız, sizi birinci demokrasi liginde oynatmazlar.

Erdoğan’ın demokrasi dışı uygulamaları, yargıya yaptığı baskılar ve yargının bağımsızlığına zarar verecek kararları, medya üzerindeki ağır cezalarla sindirme girişimleri kendisinin sonunu hazırladı.

Kendi düşen ağlamazmış.
Türk Milleti Erdoğan’a en uzun süre Başbakanlık yapma onurunu verdi.
Ama o kafasını Sultan-Halife olmaya taktı!

Hazmetmeyi ve şükretmeyi beceremedi.

Değişmez kuraldır; 

  • “El desteği ile iktidar olanlar, el tokadı ile giderler.”

Hem de tıpış-tıpış.

Obama’yı unuttuğumu zannetmeyin.
Onun Erdoğan’ın dostu değil, Patronu ve İşvereni olduğu söylenmektedir!

Sağlık ve başarı dileklerimle.

04 Temmuz 2013. İLK KURŞUN