Mustafa Kemal’in Askerlerine 6 Ay Orduevi Yasağı!?

Displaying 558976_184484055088881_1634977931_n.jpg

Mustafa Kemal’in Askerlerine 6 Ay Orduevi Yasağı!?

Dostlar..

  • ERGENEKON, BALYOZ VE CASUSLUK GİBİ OPERASYONLARLA
    ZİNDANLARA ATILAN SİLAH ARKADAŞLARINA SAHİP ÇIKAN VE
    “VAR­Dİ­YA BİZ­DE PLAT­FOR­MU­”NUN HER CU­MAR­TE­Sİ GÜ­NÜ
    DÜ­ZEN­LE­Dİ­Ğİ
    “SES­SİZ ÇIĞ­LI­K” EY­LEM­LE­Rİ­NE KA­TIL­ARAK
    DEMOKRATİK TEPKİLERİNİ GÖSTEREN, 
     ÜLKEMİZİN BÖLÜNÜP PARÇALANMASINA SEYİRCİ KALMAYAN EMEKLİ KOMUTAN VE
    SİLAH ARKADAŞLARIMA BU MUAMELEYİ REVA GÖRENLERİ,
    TSK. EMEKLİSİ T.C. VATANDAŞI,
    “MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ASKERİ” SIFATIMLA, ŞİDDETLE KINIYOR VE PROTESTO EDİYORUM…

diyor Sayın Kemal ADAL..

Katılmamak olası mı??

**********

Değerli E. Amiral Sn. Türker ERTÜRK ise,
yine bütünüyle katıldığımız aşağıdaki dizeleri yazmış :

portesi_resmi

SEVGİLİ YURTSEVERLER,

BİZE KARŞI 6 AY SÜRE İLE GETİRİLEN ORDUEVLERİNE GİRMEME YASAĞI, ÜLKEMİZİN DÜŞMAN TARAFINDAN İŞGAL EDİLMİŞ
OLMASININ AÇIK BİR KANITIDIR.

BU DÜŞMANLIKLAR VE İŞBİRLİKÇİLİĞİ HALEN İŞGALE KARŞI
SÜRDÜRDÜĞÜMÜZ SİYASAL MÜCADELEYİ SEKTEYE UĞRATMAYACAĞI GİBİ, AZMİMİZİ MİSLİ İLE ARTTIRACAKTIR.

ERGENEKON, BALYOZ VE CASUSLUK GİBİ OPERASYONLARLA
ZİNDANLARA ATILAN
SİLAH ARKADAŞLARINA SAHİP ÇIKMAYAN
ve ÜLKEMİZİN BÖLÜNÜP PARÇALANMASINA SEYİRCİ KALAN

NECDET EFENDİ‘nin

BU YAKLAŞIMI BİZİ ŞAŞIRTMAMIŞTIR.

BU MÜCADELEDE İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ KUVVET,
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK‘ün DEDİĞİ GİBİ,
DAMARLARIMIZDA BULUNAN ASİL KANDA MEVCUTTUR.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

**********

Biz konuyu dün (7.12.13) SESİZ ÇIĞLIK eyleminde, E. Tümg. Naci BEŞTEPE’nin saygıdeğer eşleri Derya BEŞTEPE’nin katılımcılara duyurması ile öğrendik..

Acı acı tebessüm ettik.. Katılanlar yer yer yuhladılar, yer yer “yazıklar olsun” dediler.
Protesto alkışları oldu..

Umarız ve dileriz bu uygulama bir biçimde yanlış anlaşılmıştır..
Çünkü tümüyle anlamsız ve yersizdir..
Etkili olması hiç mi hiç beklenmez..
Bu uğurda savaşım (mücadele) verenler çok daha öte bedelleri göze almışlardır.
Yitirecekleri çok şey yoktur.. “Can” ları haksız – adaletsiz biçimde yıllardır tutsaktır..

Bu yasaklama Türk Genelkurmayına asla yakışmıyor..
Necdet Özel Paşa, kendi saygınlığına ve TSK’nın artakalan kurumsal saygınlığına
böylesine ağır zarar verici bir işlemin sorumlu imzası olamaz, olmamalıdır!

İnanamıyor, inanmak istemiyoruz..

Özel Paşa, böyle bir yanlış yapıldı ise, en yüksek rütbemizle

  • “T.C. YURTTAŞI” olarak sizden rica ediyoruz..

Bu ürkünç (vahim) hatayı derhal düzeltiniz efendim..
Ülkemizi ele güne rezil etmeyiniz efendim..
Bu kadarı da olmaz efendim..

2_buklum_selam_veriyor

 

 

Sevgi ve saygı ile.
8.12.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

MİLLÎ MERKEZ BURSA KURULUŞ TOPLANTISI

Değerli Dostlarımız,

Millî Merkez Bursa Temsilciliğinin kuruluşu, 24 Temmuz 2013 Çarşamba günü,
MM Yönetim Kurulu Üyeleri; E. Amiral Türker Ertürk ve Genel Sekreter
Haluk DURAL‘ın katılacakları
portresi_papyonluportresi
“Atatürk’te Birleşmek;
Millî Meclis-Millî Hükümet”

konulu bir söyleşinin de yer aldığı toplantı ile gerçekleştirilecektir.
Bilgilerinize sunar, değerli katılımlarınızı bekleriz.
Saygılarımızla,
Haluk DURAL
MM Genel Sekreteri

MİLLÎ MERKEZ BURSA KURULUŞ TOPLANTISI

24.07.2013

BURSA

Tarih          : 24 Temmuz 2013, Çarşamba

Saat : 20.oo -23.00

Yer    : Ördekli Kültür Merkezi, Demirtaşpaşa Metrosu Yanı

KONUŞMACILAR

E. Tuğa. Türker ERTÜRK, MM Yönetim Kurulu Üyesi

Haluk DURAL, Millî Merkez Genel Sekreteri

İletişim : Av. Halil Yeşilyurt,  0535-310 0563

Söyleşi Sonrası

Milli Merkez Bursa Temsilciler Meclisi Ve Yönetim Kurulu Seçilecektir

OPERASYONLARA GEÇ REAKSİYON GÖSTERMEK


OPERASYONLARA GEÇ REAKSİYON GÖSTERMEK

portresi_sade

 

 

E. Amiral Türker ERTÜRK

 

Bugün size başka bir konuyu yazacaktım ama medyada gördüğüm bir haber nedeniyle fikrimi değiştirdim. “Askeri okulların yapısı değiştiriliyor“ başlıklı haberde
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran,
Deniz Harp Okulu
öğrencilerini hedef alan karalama kampanyasını
Meclis gündemine taşındığını belirtiyor.

Oran yaptığı açıklamada;

  • “Harp okullarında ve askeri liselerde neler oluyor? 
    Kimse askeri okulları kendi ideolojisi ve talepleri doğrultusunda dizayn etmeye kalkışmamalı, bu hareketlerin sonu ülkemiz için gerçekten vahim olur.“ diyor.

Kediyi bile kurban etmedim

Bu açıklamalar doğru olmasına doğru ama yeni bir şey değil ki!
Bu köşenin sahibi bu saldırıların en yoğun olduğu dönemde Deniz Harp Okulu Komutanlığı yaptı. Bu saldırılara karşı mücadele etti ve komutanlarının sahip çıkmaması nedeniyle istifa etti. Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, bu saldırılar sırasında değil bir öğrencimi, kontrolümde bulunan bir kediyi bile kurban etmedim ve emrimde bulunan herkese sonuna kadar sahip çıktım.

Saldırılardan kaçmak için değil daha iyi mücadele edebilmek için istifa ettim.

Yaşamımın hiçbir evresinde gazetecilik ve siyaset rüyalarımı süslememesine rağmen bu işlerle uğraşmaya başladım. Çünkü Deniz Harp Okulu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne saldırı ara hedefti, esas hedef Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yapılan Türk Devrimleri ile şekillenen Türkiye Cumhuriyeti’ydi.

Operasyonların arkasında Cemaat var

Tam 3 yıldır yazdım, televizyonlarda, konferanslarımda konuştum ve anlatmaya çalıştım;

  • Niçin Deniz Harp Okulu’nun ve Türk Deniz Kuvvetleri’nin bir numaralı hedef olduğunu!
  • Niçin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarsızlaştırılmaya ve etkisizleştirilmeye çalışıldığını!
  • Esas hedefin Türkiye Cumhuriyeti’nin rejimi olduğunu!
  • Operasyonları yapanın polise ve yargıya sızmış olan Cemaat olduğunu!
  • Bu operasyonlarda emperyalizmin ve AKP iktidarının cemaate destek olduğunu!
  • Ergenekon ve Balyoz gibi davaların bu amaçlara hizmet ettiğini!

Bununla da yetinmedim. Yaklaşık 2,5 yıl önce

CHP Genel Başkanı’na gittim.

Kendisine Deniz Harp Okuluna ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne niçin saldırıldığını, arkasındaki hedefi ve saldıranların kimler olduğunu, Teğmenlere yapılan ahlaksız operasyonları, Alevi öğrencilere karşı Cemaat tarafından yapılan cadı avını bütün çıplaklığı ile anlattım, belgeledim ve belgeleri kendisine verdim. Ayrıca bu olayları halka anlatalım ve Meclis gündemine taşıyalım teklifini yaptım!

Kılıçdaroğlu belgeleri ne yaptı?

Merak ediyorum Sayın Kılıçdaroğlu benim kendisi ile paylaştığım bu bilgileri ve belgeleri CHP Gurubu ve yöneticileri ile paylaşmış mıdır? Yoksa çöpe mi atmıştır. Sayın Oran’ın açıklamalarına bakılırsa bu bilgiler en azından kendisi ile paylaşılmamış gözüküyor.

Oran “ Askeri okulların yapısı değiştiriliyor “ diyor. Çok doğru ama gerçekte ülkenin yapısı değiştiriliyor bu konuda bir sözü var mı? Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesini değiştirmeye çalışan yeni anayasa çalışmaları bu amaca yönelik, bunun için bir şey diyecek mi? Yalnızca sorunu söylemek yetmez. Bu sorunun kaynağını, arkasındaki güçleri ve amaçlarını da halka anlatmanız ve bunu tersine çevirmek için
bir irade ortaya koymanız gerek. Eğer bunu yapmaz iseniz sorunun parçası olmaktan öteye gidemezsiniz.

Rejim değişikliği anayasası

Askerlere operasyon yapılmasaydı, teğmenlere ve öğrencilere ahlaksızca
iftiralar atılmasaydı, Ergenekon, Balyoz ve Casusluk gibi davalar olmasaydı biz bugün komşularımıza istikrarsızlık ve terör ihraç etmiyor olurduk ve rejim değişikliği anayasası peşinde koşmuyor olurduk.

Türkiye dahil dünyanın hiçbir yerinde rejim değişikliği demokratik ve hukuksal kurallar içinde kalınarak yapılamaz ve yapılamamıştır.
Böyle bir rejim değişikliği ancak darbe ile yapılır.

Türkiye’de rejim değişikliğinin önünü açabilmek için başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumlarına karşı darbe başlatılmış ve darbe kapsamında yurtsever siyasetçiler, aydınlar, bilim insanları, gazeteciler ve askerler zindanlara atılmıştır.

Sonuç odaklı değil faaliyet odaklı

Bu büyük resim görülmeden, bu resim tüm çıplaklığı ile halka anlatılmadan, yapbozun küçük parçaları ile uğraşmak sonuç odaklı değil, faaliyet odaklı olur.

Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurumlarına karşı yapılan darbe operasyonlarına geç reaksiyon göstermek, bilerek veya bilmeyerek
bu darbenin arkasında olmak demektir.

  • Bugün gerçek darbeyi Mısır’da değil,
    Türkiye’de 11 yıllık AKP iktidarının icraatlarında aramak gerekir.
  • Bugün gerçek bir halk hareketi bu darbe girişimine karşı Türkiye’de tecelli etmektedir.
    Kaybettiğimiz 5 yurttaşımız ise bu halk hareketinin şehitleridir.

Saygılar sunarım.

KRİKET SOPASI


KRİKET SOPASI

portresi_sade

 

E. Amiral Türker ERTÜRK

 

 

Erdoğan ve AKP iktidarına karşı tepkili olan demokratik halk hareketi hem yayılıyor
hem de daha pasifist ve barışçıl eylemlerle tüm dünyayı kendisine hayran bırakıyor.

Bu eylemler Türklerin yoğun olarak yaşadığı yer kürenin her yerinde de yayılmaya devam ediyor. Bugün Londra’da eylem var. İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)

  • “Değerli Yurtseverler, Türkiye’de AKP diktatörlüğüne karşı direnen milletimize destek amacıyla 21 Haziran Cuma günü Londra’da İngiliz Parlamentosu önünde toplu bir şekilde duran adam’ oluyoruz. Eylem saat 6’da başlayacak
    ve gün batımında bitecektir.” 
    duyurusu yapmış.

Sevgili okurlar,

Önünde “Duran adam“ eyleminin yapılacağı İngiliz Parlamentosu geçmişi, tarihi ve özellikleri ile bizimki de dahil olmak üzere öbür parlamentolardan epeyce farklıdır.

Dünyada demokratik sisteme sahip devletlerin hemen hepsinde anayasanın üstünlüğü ilkesi geçerlidir. Örneğin ABD, Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde parlamentolar anayasalarının çizdiği sınırlar içinde ve kurucu ideolojilerinin çerçevelerine göre yasama yetkisini kullanırlar. Ülkemizin parlamentosu olan TBMM’de bu sınıflandırmaya dahildir.

Yani bunun anlamı şudur; Meclisimiz kurucu ideolojimizi, tekil yapımızı, Türk kimliğini, hukukun üstünlüğü ilkesini, egemenliğin kaynağını değiştiremez ve toplumsal yaşamı
dini referans yaparak düzenleyemez. Bunlar Anayasamızın değiştirilemez maddelerinde özetlenmiş olup bunları değiştirmeye çalışmak çatışmadır, savaştır, kandır ve gözyaşıdır. Aynı şey ABD ve Fransa için de geçerlidir.

Kadını erkek, erkeği kadın yapmak

İngiltere’de ise bu sistemin tam karşıtı vardır. İngiliz Parlamentosu hukuken sınırsız yasama yetkisine sahiptir. Bugün önünde eylem yapılacak Parlamentonun, maddeten olanak içinde olan her şeyi yapabileceğine inanılır. Hatta bunu daha iyi anlatabilmek için “İngiliz Parlamentosu’nun kadını erkek, erkeği kadın yapmak dışında her şeyi yapabileceği“ söylenir.

İngiliz Parlamentosu’nun yetkisi hukuksal olarak sınırsız gözükmesine karşın ve üzerinde onu bağlayacak bir anayasa olmamasına karşılık, eylemsel olarak durum
böyle değildir. O’nu sınırlandıran görünmez kurallar vardır. Halkın duygularını,
ülkenin tarihini, geçmişini ve geleneklerini dikkate almak zorundadır.

Biliyorsunuz İngiltere’de trafik bize ve tüm Avrupa’ya göre terstir ve soldandır.
Örneğin Parlamentoları, bu tersliğe ve Avrupa ile uyumsuzluğa son vermek maksadı ile trafik düzenini değiştirip sağa alabilir. Bunu yapmaya hakkı vardır. Ama yapamaz!
Daha açık olarak ifade etmek gerekirse, İngiltere’de iktidar sahipleri son 11 yılda AKP’nin ülkemizde yaptıklarının yüzde birini yapsalar halk onları Londra’nın içinden geçen Thames nehri boyunca kriket sopası ile kovalar.

Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde sandıktan çıkarak iktidara gelenler ülkelerini keyfince yönetmek ve her istediklerini yapmak hakkına sahip değildir.

Demokrasi salt sandık demek değildir!

Demokrasinin olmaz ise olmazlarının başında basın özgürlüğü ve düşüncelerin özgürce açıklanabilmesi gelir. Bu anlamda ülkemiz AKP iktidarında çok gerilere gitmiş ve sınıfta kalmıştır. İkide bir referandum diyor ne kadar demokrat olduğunu anlatmak için. Bu yaklaşım bile diktatör olduğunu ve Hitler’e özendiğini gösterir.
O da başı sıkışınca referandum yapardı.

Geçende Arınç, “Duran adam” eylemleri ile ilgili açıklama yaparken aklınca dalga geçmeye çalışıyor. Bu eylemlerin nedeni sizsiniz! Erdoğan ve AKP iktidarının ülkemize, değerlerine, özgürlüklerimize, yaşam tarzlarımıza, kahramanlarımıza olan düşmanlığınız ve emperyalist işbirlikçiliğinizdir. Sorun sizsiniz! Siz gitmeden bu ülkeye ne yazık ki
huzur gelmeyecek.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Hüseyin Çelik açıklama yapıyor,
sosyal medyada etik değerlerden sözediyor ve tehditler savuruyor. Ayrıca sosyal medya aracılığı ile “İnsanların isyana teşvik edildiğini, öfkenin kabarmasına yol açıldığını, kin ve nefret duygularının körüklendiğini..“ söylüyor.

Erdoğan’ın sicili bozuk!

İnsanda biraz utanma duygusu olması gerek. Etik değerlerden sözedebilmek için
etik değerlerin ne olduğu bilmek ve bunları içselleştirmek gerek. Ayrıca kin ve nefret duygularını körüklemek suçunun işlendiğinden sözetmeden önce lütfen çevresine ve biat ettiğine baksın bir kez!

Başbakan Erdoğan halkı sınıf, ırk, din, mezhep ve bölge farklılığını göstererek
kin ve düşmanlığı açıkça tahrik etmek suçunda dolayı hüküm giymiş, hapis yatmış olup sabıkalıdır. Sayın Erdoğan’ın bu konuda sicili bozuktur. Temiz kağıdı vermezler!

Ayrıca cezasını çekmiş bunlar geride kalmıştır diyebilir miyiz? Kesinlikle hayır.
Bu olaylar başladığından beri açıklamalarına, söylemlerine bakın notu verin.

“Eylemciler Cami’ye girdiler ve içki içtiler!“ açıklamasını nasıl izah edeceğiz.
Yalan olduğunu bile bile söyledi! Bu halkı birbiri ile kapıştırma gayreti değil mi?
Normal bir ülkede olsak böyle bir başbakan ya istifa ettirilir ya da görevden alınır.

Eylemlerde dikkati çeken şey, taşınan Türk Bayrakları, Atatürk posterleri ile Erdoğan ve AKP’ye yönelik nefret içeren dövizlerdir. Sanırım bunun anlamı Milli değerlerimizin, özgürlüklerimizin tehdit altında olduğu ve bu tehdidi gerçekleştirenin de Erdoğan ve
AKP iktidarı olduğudur. Bunu anlamaz veya anlamamakta direnirseniz sorunu çözemeyiz.

Sanırım İngilizlerin kriket sopası ile yapacağını biz kızılcık sopası ile yapmalıyız.

Saygılar sunarım. (21.6.13)

SAVAŞIN UZAMASI


SAVAŞIN UZAMASI

portresi_gulumseyen

 

 

 

 

 

E. Amiral Türker ERTÜRK

Anadolu, tarihin hiçbir döneminde üzerinde barındırdığı toplumlara bu kadar düşmanlık yapan bir iktidar tarafından asla yönetilmedi. Hainlikler bir değil, beş değil, on değil.

  • Erdoğan liderliğinde Türkiye, ABD ve İsrail’den aldığı vekaletle
    Suriye’ye ve öbür bölge ülkelerine karşı örtülü olarak savaşmaktadır
    .

Bu kapsamda Reyhanlı’da terör saldırısı olur ve 51 yurttaşımız yaşamını yitirir.
Bu köşeyi izleyenler bilirler, böyle bir saldırıyı beklediğimizi yazmıştık.

Saldırının arkasında kimin olamayacağı açıkken, iktidar yetkilileri bu saldırının arkasında olamayacak olanı Suriye’yi gösterdiler. Hiçbir araştırma yapmadan
sıcağı sıcağına bu açıklamanın nedeni ABD ile birlikte bir an önce Suriye’ye
müdahale etme ve Beşar’ı devirme arzusundan kaynaklanıyordu.

Yani bizim gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlardı! Çocuklarımızı,
kendi çıkarlarıyla bütünleştirdikleri emperyalizm adına Suriye’ye ölüme göndermek için bile bile yalan söylüyorlardı! Evet, biz bu yalanı biliyorduk ama ele geçirilmiş
mütareke basınımız bunu halkın gözünden kaçırmaya çalışıyordu.

Bir başbakan düşünün böyle bir terör saldırısından sonra yaklaşık % 70 oy aldığı Reyhanlı’ya gidemiyor ve tam anlamıyla söylemek gerekiyorsa ABD’ye patronunun yanına kaçıyor. Çünkü Reyhanlı, terör saldırısının arkasında Suriye’nin olmadığını, esas sorumlunun Erdoğan ve AKP iktidarı olduğunu biliyor ve infial halinde!
İşte Erdoğan Reyhanlı halkının kendisini sorumlu tutan bu kızgınlığından korkuyor maazallah ellerinde kalırım diye tabanları Atlantik ötesine doğru yağlıyor.

Yas ilan edilmeliydi

Reyhanlı Cumhuriyet tarihimizin bugüne dek tanık olduğu en kanlı terör saldırısıdır. Dünyanın neresine giderseniz gidiniz, işgal altında olmayan ve düşmanları tarafından yönetilmeyen tüm ülkelerde böyle bir olay karşısında ulusal yas ilan edilir ve bayraklar mezestre (yarıya indirmek) edilir. Bu konuyu atlanmasın diye sıcağı sıcağına da yazıp ilgililere hatırlatmıştık ama işgal altında olduğumuzu unutmuştuk!

Sonra öğreniyoruz ki, ülke olarak Suriye’ye karşı arkasında olduğumuz

  • El Nusra terör örgütünün 3 araca bomba yüklediği ve Türkiye’de bir saldırı peşinde olduğu istihbaratını Jandarma üretmiş ve yetkililere takdim etmiş.
  • Fakat yetkililerimiz olayın sorumluluğunu Suriye’yi yıkma peşinde olduğu için
    bunu dikkate almamışlar.

Soruyorum size :

  • Ülkemize bundan daha büyük düşmanlık olabilir mi?
    Ülkemize karşı bir terör saldırısı yapacağı istihbaratı almışsınız, hiçbir önlem almıyorsunuz ayrıca arkasında kim olduğunu bildiğiniz halde Suriye’nin üstüne yıkmak için halkınıza yalan söylüyorsunuz!

İçişleri Bakanı “Jandarma’nın bu istihbaratını sızdıranı yakaladık.“ diyor.
Demek istiyor ki bizim yalancı olduğumuzu, halkı aldattığımızı, vatan ve millet düşmanı olduğumuzu ifşa eden ve bizi suçüstü yapan adamı yakaladık! Aferin size!
Bu düşmanlıklar ve hainlikler mutlaka yargılanmalıdır!

Başbakan Erdoğan yürüttüğü işbirlikçi politikalar nedeniyle sorumlu olduğu terör saldırısını ve bir dizi Suriye’ye ABD ile birlikte müdahale tekliflerini cebine koyarak
çoluk çombalak ABD’ye gider ama eli boş geri döner.

Çünkü ABD, Rusya ve Çin vetoları nedeniyle stratejisinde değişiklik yapmıştır.
Ama ABD’nin nihai hedefi olan Beşar’ın yıkılması, Suriye’nin etnik ve mezhepsel olarak ayrışması, kukla Kürt devletinin kurulması, Türkiye’de rejim değişikliğinin yapılması planlarında bir değişiklik yoktur.

Vekaleten savaşa devam!

  • ABD ve İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar eliyle sürdürdüğü
    vekalet savaşına uzun soluklu olarak devam edecektir.

Savaşın uzun sürmesi, bölgenin daha çok istikrarsızlaşmasına ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin gerçekleşmesine yönelik elverişli koşulların daha çok oluşmasına
yardımcı olacaktır.

Suriye’de vekaleten savaş uzadıkça, etnik ve mezhepsel koalisyon olan bu ülkede her geçen gün birlikte yaşamanın koşulları ortadan kaldırılmaktadır.
Savaşın uzun sürmesi, Suriye’de altyapıyı tahrip etmekte ve taş taş üstünde kalmamaktadır. Bu durum savaş sonrası yeni inşa programı içinde aynen Irak’ta olduğu gibi Batı için iş ve yatırım olanakları sağlayacaktır.

Savaşın uzaması Irak’ı ve Lübnan’ı da çok yakından etkilemekte, bu ülkelerdeki
iç barışı dinamitlemekte ve hatta Arapların en az yüzyıl daha bir araya gelmesini engelleyecek Şii-Sünni çatışmasını tetiklemektedir.

Savaşın uzaması İran’ı da muhtemel bir müdahale öncesi istikrarsızlaştırmakta,
altını oymakta ve İslam dünyasını birbirine karşı kamplaştırmaktadır.

Savaşın uzaması bölgede ikinci bir İsrail olacak Kürt devletinin parçalarını birleştirebilmenin fırsatını yakalattıracaktır.

Savaşın uzaması; bölgenin en büyük taşeronu olan

Türkiye’yi rejim değişikliğine, bölünmeye ve çözülmeye yönelik olarak istikrarsızlaştıracak ve AKP iktidarını daha fazla ABD’ye mahkum ettirecektir.

Saygılar sunarım. 28.5.13
İLK KURŞUN