Dünya Tabipler Birliği’nden 17 Nisan 2015 açıklaması


Dünya Tabipler Birliği’nden 17 Nisan 2015 açıklaması


Dünya Tabipler Birliği (World Medical Association – WMA)

17 Nisan 2012 tarihinde bir hasta yakını tarafından 3 yıl önce öldürülen
Dr. Ersin Arslan‘ın ölüm yıldönümü dolayısıyla basın açıklaması yaptı.

Dünya Tabipler Birliği’nin TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan‘ın demecine de
yer verdiği basın açıklaması şöyle:

17.04.2015
Doktorlara Karşı Giderek Artan Şiddet Tıp Mesleği İçin Alarm Veriyor

Dünya Tabipler Birliği (WMA) bugün yaptığı açıklamada tüm dünyada doktorlara yönelik giderek artan şiddetin daha da kaygı verici boyutlara ulaştığını belirtti.

Yaklaşık 40 ülkeden doktor kuruluşu temsilcilerinin bir araya geldikleri Oslo’daki
Konsey toplantısında dünyanın çeşitli ülkelerindeki şiddet olaylarına ilişkin bir rapor ele alındı.

WMA Başkanı Dr. Xavier Deau                             :

Doktorlara yönelik şiddet hareketlerinin giderek arttığına ilişkin duyumlar alıyoruz;
bu olaylar sözel ve fiziksel saldırılardan insan kaçırmaya ve hatta cinayete dek
çeşitli biçimlerde gerçekleşiyor.

  • Herkes güvenli bir ortamda çalışma hakkına sahiptir. Sağlık sisteminin tümünü,
    bu arada hastaların bakımını da etkileyen bir durum olduğundan doktorlara yönelik şiddet bütünüyle düşüncesiz ve anlamsız bir fiildir.

‘WMA üç yıl önce işyerinde şiddete karşı sıfır tolerans geliştirilmesi yönünde ülkelerin
tabip kuruluşlarına bir çağrıda bulunmuştu. Bu çağrı günümüzde daha bir ivedilik kazanmıştır.’

Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Bayazit İlhan ise şunları söyledi :

‘Bugün, hastanesinde görev başındayken bir hastasının yakını tarafından bıçaklanan
Türk operatör Dr. Ersin Aslan’ın trajik ölümünün üçüncü yıldönümü.
Ne yazık ki doktorlara yönelik şiddet dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi o günden
bu yana Türkiye’de de artmıştır. B ugün, tüm sağlık görevlilerine yönelik şiddeti
ortadan kaldırmak için ortaklaşa adımlar atmamız gerekiyor.

=============================

Dostlar,

Görev şehidi genç meslektaşımız Op. Dr. Ersin Arslan‘ı 3 yıl sonra özlemle anıyoruz..
Bu katil koşullarını yaratan sağlık politikalarını ve onları güdenleri kınıyoruz.
Asıl katilin bu piyasacı – sözde neoliberal gerçekte vahşi kapitalist sağlık politikaları olduğunu, bunların kökünün dışarda, IMF – DB – AB ABD olduğunun altını çiziyoruz.
Ülkemizde bu insanlık dışı dayatma politikaları taşeronca güdenler gerçek katillerdir!

Dr_Ersin_Arslan_unutturmayacagiz

Tarih ve insalığın vicdanı gerçek katilleri tanılamış ve mahkum etmiştir.
Kuşaklar boyunca, çoluk çocukları başta olmak üzere kendilerinden ve eylemlerinden utanacağız..

Sevgi ve saygı ile.
18 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

HEKİME YÖNELİK ŞİDDET SÜRÜYOR!

Dostlar,

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet sürüyor ve yönetim nedenlere dönük köktenci önlemler almamayı inatla sürdürüyor..

Ülkenin çivisi çıktı.. 4 temel Devlet hizmeti ortalarda yok :

1. Sağlık
2. Eğitim
3. Adalet
4. İç ve dış güvenlik..

  • Devlet buharlaşıyor ve ülke ortamı cangıllaşıyor..
  • İhkak-ı hak dönemine mi sürükleniyoruz..

Ülke yöneticilerinin aklını başına alması ve bu çığırından çıkmış durumu
hzla düzeltmeleri gerek.

TTB’nin (Türk Tabipleri Birliği) önerilerini yaşama geçirmekten başka yol yok..

Kolu kırılan ve amelşyat edilen genç meslektaşımız Dr. İsmail Önder Yılmaz‘a gönülden şifa dileriz. Dileriz tümüyle sağlığına kavuşur ve mesleğini yapmasında
bir sıkıntısı kalmaz..

Çok üzgünüz..

Gerekli özeni baştan beri fazlasıyla gösteren, bizim de üyesi olduğumuz ATO (Ankara Tabip Odası) Yöneticisi duyarlı meslektaşlarımıza, başta Başkan sevgili arkadaşımız
Prof. Dr.Özden Şener olmak üzere teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
16 Ocak 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net 

=================================

ATO_logosu

HEKİME YÖNELİK ŞİDDET SÜRÜYOR!

Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi Üroloji Polikliniği’nde görev yapmakta olan bir asistan hekim iki gün önce hastanedeki odasında saldırıya uğradı ve kolu kırıldı. Hastasının bir ay boyunca planlayarak gerçekleştirdiği saldırının ardından hekim dün ameliyata alındı. Ankara Tabip Odası tarafından, yaşanan olayı protesto etmek üzere 15 Ocak 2014 tarihinde Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi bahçesinde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Özden Şener’in okuduğu basın açıklaması metni şöyledir: 

ANKARA TABİP ODASI BASIN AÇIKLAMASI

15 Ocak 2013

 TASARLANMIŞ SALDIRI

Dün hepimiz için önemli bir mahkeme kararı açıklandı. Dr. Ersin Arslan’ın katiline mahkeme, “tasarlayarak” görevinden dolayı öldürme suçunu işlediği sonucuna vararak önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme, sanığın suçu işlediği tarihte
17 yaşında olması nedeniyle, sanığın Türk Ceza Kanunu uyarınca verilebilecek
en üst ceza miktarı olan 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasını kararlaştırdı.

Beyaz kod şiddet bildirim hattının faaliyete başladığı Mayıs 2012’den Aralık 2013’e dek Birime gelen sağlık çalışanına şiddet ihbarlarının toplamı 15.137’dir.
Saldırıların 5.165’i fiziksel, 10.572’si sözeldir. Saldırıların 9.666’sı hekime, 5.471’i hekim dışı sağlık personeline yöneliktir.

Önceki gün akşamüstü Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi’nde
yine “tasarlanmış” bir saldırı yaşandı. Bir ay önce hastaneden ayrılırken
“seninle hesaplaşacağız” diye tehdit eden bir hasta, üroloji kliniği asistanı Dr. İsmail Önder Yılmaz’ı doktor odasında buldu. Saldırgan, arkadaşımız odada yalnız kalana dek kapıda bekledi. Daha sonra içeri girerek kendisini darp etti. Saldırı sonucunda meslektaşımızın kolu kırıldı ve dün ameliyat edildi.

Meslektaşımıza geçmiş olsun diyor ve bir an önce iyileşmesini diliyoruz.

Ankara Tabip Odası Hukuk Bürosu bundan önceki her olayda olduğu gibi bu olayda da meslektaşımızın yanında olacak. Planlanarak gerçekleştirilmiş olması nedeniyle vahameti daha da büyük olan bu saldırıya ilişkin hem hukuki destek verecek hem de
bu onarımı güç yaranın onarılması sürecinde arkadaşımızla dayanışacak.

Bizler tüm hastane çalışanlarına ve hastane yönetimine de “Geçmiş olsun” diyoruz.

Ne var ki biliyoruz; geçmeyecek.

Geçmeyecek; çünkü bizim başımıza gelenin sağlık yöneticilerinin gözünde bir
değeri yok.

Onların gözünde canımızın, kolumuzun, gözümüzün, onurumuzun değeri yok.

Eğer olsaydı, eğer sağlık yöneticilerinin gözünde sağlık çalışanlarının şuncacık bir değeri olsaydı;

–         Bizleri köle gibi çalıştırmazlardı.

–         Bizleri amir baskısıyla çalıştırmazlardı.

–         Günde zorla 100 hasta baktırmazlardı.

–         Haftada 60 saat çalıştırmazlardı.

–         “Seni dövse de hastaya bakmayı reddetme hakkın yok, ancak amirin izin verirse!” demezlerdi.

–         Bizi döven, öldüren hasta yakını için “Onun özel durumu varmış,
psikolojik sorunları varmış” demezlerdi.

–         Yıllardır “Sağlıkta şiddet artıyor, dikkat!” diyen TTB’yi ve Tabip Odalarını siyaset yapmakla suçlamazlardı.

–         Şiddeti göre göre kulaklarının üzerine yatmazlardı.

–         Bizleri kötüleyen, aşağılayan, saldırılara çağrı çıkaran demeçler vermezlerdi.

–         SABİM’lerle BİMER’lerle sağlık çalışanlarını taciz etmezlerdi.

–         TBMM Şiddet Araştırma Komisyonu Raporu’nu sümenaltı etmezlerdi.

–         Bizzat kendilerinin çıkardığı risk analizi genelgesini savsaklamazlardı.

Bu yöneticilerin gözünde bizim değrimiz yok da halkın sağlığının var mı?

–         İşte şişirilmiş sağlık hizmeti!

–         İşte tıklım tıklım poliklinikler!

–         İşte 5-10 dakikada bitirilmek zorunda kalınan muayeneler, ultrason tetkikleri!

–         İşte peşi sıra ameliyatlar!

–         İşte ilaç paraları, muayene paraları!

–         İşte hortlayan kızamık!

–         İşte sahte ilaçlar!

–         Ve işte “karekodunun fotoğrafını çekip bize gönderin, ilaç sahte mi değil mi bakalım” diyen bir Sağlık Bakanı!

Sağlık Bakanı başta olmak üzere genel sekreterlerden başhekimlere,
sağlık grup başkanlıklarına dek bütün sağlık yöneticilerine çağrımızdır:

Sizin dönüşümünüz sağlıkta şiddeti önlemez, azaltmaz, artırır.

Eğer şiddeti önlemeyi içten olarak istiyorsanız;

–         Her hastaya yeterli zaman ayrılabilmesini sağlamalısınız.

–         Çalışanlar ve hastalar için insanca bir sağlık ortamı sağlamalısınız.

–         Çalışanlarınıza güvenmeyi bilmeli, onların en az sizin kadar dürüst, ahlaklı, bilgili, yetkin, çalışkan olduklarını kabul etmelisiniz.

–         Çalışanları hedef gösteren ifadeleri terk etmelisiniz.

–         “Sağlıkta iyi ne varsa benim sayemde, kötü ne varsa çalışanın yüzünden” politikasından vazgeçmelisiniz.

–         Sağlıkta şiddet yasasını çıkarmalı, caydırıcılığı artırmalısınız.

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu

Dr. Ersin Arslan’ın Gereçek Katili : Piyasacı Sağlık Hizmetleri ve Aktörleri


Dr. Ersin Arslan’ın Gereçek Katili : Piyasacı Sağlık Hizmetleri ve Aktörleri

Dostlar,

Değerli Hekim Meslektaşlarım,
Değerli Hekimdışı Sağlık Çalışanları,
Sevgili halkımız,

Genç meslektaşımız Dr. Ersin Arslan, geçtiğimiz yıl 17 Nisan 2012 günü Gaziantep’te, 17 yaşında bir genç tarafından arkasından bıçaklanarak ŞEHİT EDİLMİŞTİ…

Dr_Ersin_Arslan_unutturmayacagiz

30 yaşına bile girememişti henüz..

Aradan 1 koca yıl geçti. Sevgili Ersin’in 20’li yaşlarında dul kalan genç eşi,
babasız – öksüz kalan bebeğini 1 yaş daha büyüttü..

Bu dönemde sağlık çalışlanlarına dönük şiddet dur(ul)madı, dur-du-rulmadı..

  • AKP’nin sermaye güdümünde yoz sağlık politikaları,
    halkı aldatmayı sürdürdü.

Çirkin popülizmin arka yüzünü sağlık kuruluşlarında acı biçimde deneyimleyen halk,
TV reklamlarının yanılsamasında hedef şaşırarak, engellenmişliğinin kör öfkesini
sağlık çalışanlarına kusmayı sürdürdü..

Artık görelim                                 :

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM masalı Haziran’da 10. yılını bitiriyor.

Bu dönemde sağlık hizmetleri hemen hemen tümüyle piyasalaştırıldı.
DB ve IMF istemleri (dayatmaları!) nerdeyse virgülüne dek uygulandı.

Çok çok özetle;

1. Dün sağlık hizmetlerinin halk eden öznesi olan yurttaş MÜŞTERİ‘ye,
2. Dün sağlık hizmetlerinin yükümlüsü Devlet, sermayenin sopalı tahsildarına,
3. GSS (Genel Sağlık Sigortası!) halkın değil sermayenin kazancının sigortasına..

dönüştü.. GSS yoğun bakımda.. 2012’de 20 milyar TL açık verdi. Genel bütçeden açık kapatıldı. Ama bu kez merkezi yönetim bütçesi 31 milyar TL açık verdi. Artık delik yama tutmuyor. SGK batmasın ve GSS yoğun bakımda da olsa sürsün diye siyasal fiyaskoyu göze alamayan AKP hükümeti, bu kez genel bütçede ciddi açık veriyor. Toplam bütçe açığının 2/3’ünün nedeni Genel Sağlık Sigortası!

Dolayısıyla önümüzdeki birkaç yılda, Devlet sağlık hizmeti sunumundan da finansmanından da hemen hemen tümüyle çekilecek ve halkı bu pahalı – özel sağlık sistemiyle başbaşa bırakacak..

Örn. akaryakıtta, doğalgazda olduğu gibi; Başbakan RTE kalkacak,

“Biliyorsunuz bu hizmetleri biz vermiyoruz.. Bizim dışımızda, piyasa koşullarında fiyatlar oluşuyor..” deyiverecek.. Az kaldı..

O zaman zorunlu sağlık hzimetinin / zorunlu sağlık sigortasının bedelini ödeyebilmek için acaba nelerimizi nelerimizi satacağız acaba??

Bunu vahşi özelleştirmeyi deneyen ve geri dönmek için çırpınan ülkelerde görüyoruz :

– Genceceik kızlar, kadınlar sokak başlarında ellerindeki postere “HIRE ME” yazarak bekleşiyor..

– İnsanlar organlarını mafyaya haraç mezat kaptırıyor..

– Tarla, traktör, ev, dükkan, banka hesabı.. neyiniz varsa haczedilerek el konuyor..

Yazık bu ülkeye ve halka..

Bu politikaları güdenler, günde “bol” vakit namazlarını da,
türbanlarını da eksik etmiyorlar!?

Dr. Ersin Arslan’ın gerçek katilleri (ceza hukuku deyimi ile “asli fail”) söz konusu insansız, kâra tapan, kapitalist – moneter kökü dışarıda sağlık politikaları ile ülkemizdeki uygulayıcılarıdır.

Eline bıçak alarak 80 yaşını aşmış dedesinin ölümü halinde kesilecek
“yaşlı aylığı”ndan (2022 sayılı yasa.) yoksun kalmak istemeyen aile ve tetikçisi
17 yaşındaki “çocuk” olsa olsa ikinci sorumlulardır (ceza hukuku deyimi ile “fer’i fail”).

Bu halk elbet uyanacak. Dileriz çok geç olmasın..

*******************

TTB’nin, sağlık çalışanlarına yönelen şiddetin önlenmesi çin somut yasal düzenleme önerileri yaşama geçiril(e)medi AKP hükümetince..

TTB ve çok sayıda uzmanlık derneği ve sağlıkla ilgili örgüt, bu gün, 16 Nisan 2013 günü gazetelere bir ilan verdiler..

Bu metin aşağıda..

Sağlık çalışanları yarın, bu haklı isyanlarını dışa vurmak üzere, ulusal ve uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak İŞ BIRAKACAKLAR..

GREV yapacaklar..

Halkımızdan da gerekli desteği ve dayanışmayı pek haklı olarak bekliyoruz..

TTB_logosu

Siddet_sona_Ers!n_poster_16.4.13

Eylemi bütünüyle destekliyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
16.4.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

HEKİME YÖNELİK ŞİDDET…


HEKİME YÖNELİK ŞİDDET..

Yüz Elli Gün -BEŞ KOCA AY- Geçti!

​ANKARA TABİP ODASI BASIN AÇIKLAMASI (17 Eylül 2012)

Şiddetle Mücadelede Durum ve ATO Şiddet Anketi Sonuçları

Bundan tam beş ay önce şu anda, yani 17 Nisan saat 12:30’da Dr. Ersin arslan hayattaydı. Biz bu açıklamayı okuyup bitirene kadar geçecek süre kadar kısacık bir süre sonra ise o öldürücü darbeleri aldı ve birkaç saat içinde yaşama veda etti.

TTB ve tabip odaları olarak yıllardır sağlık ortamındaki şiddetin
hem sayıca hem de nitelikçe arttığından söz ediyorduk. Sağlık Bakanı o güne dek “büyütmeyin, trafikte de kaba davranışlar var” diyordu.

Evet, bir şeyi büyütüyorduk ama tehlikeyi değil. Tehlike büyüyordu; biz ise tepkimizi, isyanımızı, ikazımızı büyütüyorduk.

Sonra; bir hekim öldürüldü.

Ve Sayın Bakan da, diğer yetkililer de artık “Tamam” dediler,
“Sağlık alanında şiddet var”.

Sağlık alanındaki şiddeti Sayın Bakan, Türk Tabipleri Birliği heyetinin cinayetten
iki gün sonra kendilerini ziyaretinde kabul etti ve TTB’nin şiddetin önlenmesine yönelik yedi acil talebini makul bularak bu talepler üzerinde çalışacaklarını
ifade etti.

Bu yedi talep neydi? Bu taleplerle ilgili yapılanlar nelerdi?
Bunları tekrar tekrar anlatarak sizleri yormayalım. 120. günde neyse,
bugün de o durumdayız. 120. günde de 90. günkü durumdaydık.

Özetle; başta Sayın Sağlık Bakanı olmak üzere yetkililer sağlıkta şiddet konusunda kelimenin tam anlamıyla “duruyorlar”.

17 Nisan 2012’de bütün Türkiye’de sağlıkçılar sokağa döküldü. Sandık ki; o büyük infial yetkilileri kendilerine getirdi. Ama hayır. Tepkiler diner dinmez, yine bir ölüm sessizliği…

Sağlık Bakanlığı’nın 113 hattına biliyorsunuz geçen ay tam 1067 başvuru olmuştu.
1067! Abartıyorsunuz diyen Sayın Bakan’ın kendi hattına bir ayda yapılan şiddet ihbarı.

Bu ay bu sayının kaç olduğunu bilemiyoruz. Zira artık bu rakamların açıklanması
fiilen yasaklanmış durumda; en azından meslek örgütünden gizlendikleri anlaşılıyor.
Bu gizliliğe bir anlam veremiyoruz.

Sayın Bakan lütfen siz açıklayınız:

Son bir ayda 113’e kaç yeni şiddet bildirimi ulaşmıştır?

Bu rakamları meslek örgütünden esirgemek acaba şiddeti önlemek üzere aldığınız tedbirlerden biri midir?

Hekimlerin, sağlıkçıların gözü dönmüş saldırganlar tarafından tekme tokat dövülmesi görüntüleri için de benzer bir tedbir almayı, aldırmayı düşünür müsünüz?

Daha geçtiğimiz hafta yine İzmir’de bir doktor görev yaptığı devlet hastanesinde şiddete maruz kaldı. Saldırıya uğradığı anın kamera görüntüleri ise olayın hemen ardından sosyal medyada paylaşılmaya başlandı.

Sizin hastanelerinizde çekilmiş bu görüntülerin sosyal medyada reyting malzemesi olarak kullanılmasından bir hekim olarak rahatsız olmuyor musunuz?

Köşe yazılarında “doktorun burnunun ortasına kafa atmak isteyen” Yeni Akit yazarı
Ersoy Dede, doktora “ulan” diye hitap eden Habervaktim yazarı Fatih Uğurlu’ya karşı
ne gibi girişimleriniz oldu?

SGK Başkanı’nın iki güne bir verdiği demeçlerdeki hekimlere yönelik türlü suçlamalar için bugüne kadar ne yaptınız?

Kaymakam Muhammed Gürbüz’den bir haber var mı?

Gazi Üniversitesi’nde acil servis asistanına saldıran Hastane Müdürü Arif Sezgin görevine devam ediyor mu?

Bütün bunlar yapanın yanına kar kalacaksa, siz “Hekime fiske vuran karşısında
beni bulur.” derken ne kastetmiştiniz?

Ankara Tabip Odası’nın Mayıs-Temmuz 2012 tarihleri arasında 784 hekimle yaptığı
şiddet anket çalışmasının bazı sonuçlarını da kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

Bu çalışmanın sonuçları gösteriyor ki;

Hekimlerin çok büyük bir bölümü, neredeyse tamamı öyle ya da böyle şiddet içeren tavır,
söz veya fiziki müdahale ile karşılaşmış olduklarını söylüyorlar.

Bu durumda sanırız sağlık alanında şiddetin varlığını kimse inkar edemez.

Anket sonuçlarına göre hekimler; toplumda da sağlık alanında da şiddetin giderek arttığını, siyasilerin kötü sözlerinin şiddeti artırdığını,

uygulanan sağlık politikalarının, hasta yükünün, SABİM’in, performans sisteminin
hekime yönelik şiddeti artırdığını düşünüyorlar.

Elbette; görünen köy kılavuz istemiyor.
Sağlıkta dönüşüm denen ve sağlığı sürümünden para kazanılacak
bir meta haline getiren bu ucube sistem
sağlık çalışanlarının sağlığını
ve canını tehdit ederek, halkın sağlığını tehlikeye atarak yürütülmeye çalışılıyor.

Sağcısıyla solcusuyla, iktidar yanlısıyla karşıtıyla bu anketi dolduran 800’e yakın hekimin %90’ından fazlası “sizin politikalarınız şiddeti artırıyor” diyor.

“TTB’yle işbirliği yapmadan bu sorunu çözemezsiniz” diyor.

Siz ise, yeni bir ölüm yaşanana dek kafanızı kuma gömmüş bekliyorsunuz.

Size sesleniyoruz! Hastanelerde, ASM’lerde, acil servislerde, yoğun bakım kapı önlerinde, yataklı servislerde, polikliniklerde, ambulanslarda hekime ve sağlık çalışanına saldırıyorlar, dövüyorlar, kapıları tekmeliyorlar, silah çekiyorlar
ve hatta artık Siirt’te yaşandığı gibi evlerini basıyorlar.

Kamerayla, dedektörle, kendini koruyamayan güvenlik görevlisiyle bu iş çözülmez. Doktorun evine de mi kamera yerleştireceksiniz? Kapısına dedektör, olmadı güvenlik görevlisi mi koyacaksınız?

Görüyoruz ki bu türlü polisiye tedbirlerle olmuyor. Çünkü şiddetin öncelikli nedeni, sizin insan hayatına değer vermeyen, insanı sayı, puan gibi gören sağlık politikanızdır.

Şüphesiz sizler, Dünya Bankası patentli politikanıza laf söyletmezsiniz.
Bu durumda yaşanan ve yaşanacak her acı olayın vebalini de üstlenmiş oluyorsunuz.

Basına ve kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

SAĞLIK BAKANI’NDAN 7 İVEDİ İSTEM / 7 Urgent Demands from Health Minister

Dr. Ersin Arslan’ın 17 Nisan 2012’den bu yana sağlık çalışanlarına yönelik şiddet durmadı.. Temel çözüm sağlık hizmetlerinin herkese eşit ve ntelikli verilerek bütçeden gidererlerin karşılanmasıdır. SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM masalı dış daaytamadır ve son verilmelidir..
SAĞLIK BAKANI’NDAN 7 ACİL İSTEM

http://ato.org.tr/#/duyurular/detay/163/

1. Hekime ve sağlık çalışanına yönelik şiddetin nedenlerinin ve alınması gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulması.
Komisyon kuruldu. Çalışmalarını takip ediyoruz.

2. TCK’ya eklenmesini istediğimiz ve artık bugün itibariyle adı “Dr. Ersin Arslan Yasa Maddesi Önerisi” olan teklifin hızla gündeme alınması için gerekenlerin yapılacağının açıklanması.
Bekliyoruz.

3. Başta Dr. Ersin Arslan olmak üzere görevi başında bu tür saldırıya uğrayan meslektaşlarımızın geride kalan yakınlarının geleceklerinin güvence altına alınmasının sorumluluğunun yerine getirilmesi.
Bekliyoruz.

4. SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi) hattının hekimlere ve tüm sağlıkçılara yönelik bir şiddet unsuru olarak kullanılmasına son verilmesi; hattın bu yönüyle işlevlerinin gözden geçirilinceye kadar durdurulduğunun açıklanması.
14 Mayıs’ta yayınlanan Çalışan Güvenliği Genelgesi’yle SABİM’e gelen şikayetlerin
filtre edileceği bi
5. Tüm sağlık kuruluşlarının (kamu, özel vb.) çalışanların sağlığı ve güvenliği yaklaşımıyla şiddet açısından risk değerlendirmelerinin yapılması için bir genelgenin derhal gönderilmesi, belirlenen önlemlerin en geç
iki ay içinde uygulamaya geçirilmesi.
14 Mayıs’ta yayınlanan Çalışan Güvenliği Genelgesi’yle SABİM’e gelen şikayetlerin filtre edileceği bildirildi. Takip ediyoruz.

6. Politikacıların/Bakanlık üst düzey yetkililerinin hekimleri/sağlıkçıları hedef gösterdiğini düşündüğümüz, değersizleştiren söylem ve üsluplarını gözden geçireceklerinin ifade edilmesi.
Bekliyoruz.

7. Türk Tabipleri Birliği’nin yanı sıra sağlık alanındaki örgütlerin de katıldığını düşündüğümüz, izlenen
sağlık politikasının sağlık alanındaki şiddeti arttırdığına dair değerlendirmelerin yapılacağı bir toplantının
Sağlık Bakanı başkanlığında en kısa sürede gerçekleştirilmesi.

Bekliyoruz.