AKP tıkandı, yeni bir şey yok

AKP tıkandı, yeni bir şey yok
İsmet Özçelikİsmet Özçelik

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)


ESKİDEN MEDET UMDU

Konuşmasında uzun uzun geçmişten söz etti. AKP’nin kuruluşundan bugüne gelen öyküsünü anlattı. Yıl yıl yaşadıklarını, uğradıkları haksızlıkları(!) sıraladı. Nereden nereye geldiklerini gündeme getirilerek, destek istedi. Erdoğan’ın muhtarlara hitabını AKP’li işadamları ile birlikte izledim. Konuşma bitince birbirimizin yüzüne baktık. Ben “Tehlike işareti” dedim. Hemen anladılar. İçlerinden biri, “Yeni hiçbir şey yok. Bu şekilde Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanamayız” ifadesini kullandı.

Ekonomideki sıkıntıyı en iyi onlar biliyor. Adım atılmamasından şikayetçiler. “Kredi Garanti Fonu” kapsamında verilen kredilerin üretime gitmediğinin farkındalar. Arkadaşlarından örnekler verdiler. Aldıkları kredilerle kızına, oğluna ev alanları anlattılar.

HİÇBİR SEÇİME BÖYLE GİRMEDİK

Erdoğan’ın konuşmasını AKP’de aktif siyaset yapan isimlere, AKP ile birlikte olan işadamlarına ve bürokratlara da sordum. Erdoğan’la ilgili konuşmak istemediler. Ama AKP ve önümüzdeki döneme ilişkin bazı tespitler yaptılar. Özetle şöyle:

– İzlenen yanlış politikalardan geri dönüş var, ama eski yanlışlar ayakbağı
– Sağlam bir özeleştiri yapmayınca kafalar karışık
– Partide görüş birliği yok
Ekonomide çözüm değil, yağma var
– Kamu bankalarının kredi politikası ANAP dönemini andırıyor
Gerilim politikası ülke birliğine zarar veriyor
Cumhuriyete karşı söylemler halkı soğutuyor
Atatürk heykellerine saldırı AKP tabanını bile endişelendiriyor

– AKP tıkandı, yeni şeyler söyleyemiyoruz …

YENİ TAKTİK

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhtarlara hitap ederken yine baltayı taşa vurdu. Hiç gereği yokken, “Bu sol zihniyet, bu komünistler, bunlar hiçbir zaman vatansever değildir, milliyetperver değildir” ifadesini kullandı. AKP “yeni ”bir şey söyleyemeyince, “eski”ye sarılmayı seçti. Erdoğan zor durumda kalınca yeni arayışlara girmiş gibi. Belli ki danışmanları(!) önüne yeni bir plan koymuş. Halkın “sağ, sol” diye bölünmesinden medet umuluyor.

“Nasıl olsa Türkiye’de sağ seçmen fazla. Bu eksende bir kamplaşma yaratırsam Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanırız” diye düşünüldüğü anlaşılıyor. Tehlikeli bir taktik. Geçmişte Gladyo kullanmıştı. Türkiye 12 Eylül’e sürüklendi.

VATANSEVERİĞE GELİNCE

Erdoğan’ın o konudaki bilgileri de yanlış. Zaman zaman şiirlerini okuduğu Nazım Hikmet bir vatanseverdir. Kurtuluş Savaşımızı onun kadar içten, duygulu ve güzel anlatan başka biri var mı?

-Sovyetler Birliği’nde Hitler saldırısını kim yenilgiye uğrattı?
-Hitler’in orduları Fransa’ya girince Fransa’yı kimler savundu?
-Japonlar Çin’e saldırısınca vatanını kim kurtardı?
-Başbakan Binali Yıldırım’ın önceki gün Vietnam’daydı. Oradaki vatanseverler kimdi?
-Venezuela. Türkiye gibi ABD saldırısı altında. Vatanlarını savunanlar da belli.

TÜRKİYE’DE FARKLI MI?

Amerikan 6. Filosu askerlerine karşı kim vatanını savundu, kim vatanını savunanlara saldırdı?
Fitne merkezi İncirlik’teki Amerikan Üssü’ne karşı yıllardır kim mücadele ediyor?
Milli bayramları kim yasaklıyor, kim kutluyor?
-Türkiye’nin milli değerlerine kim sahip çıkıyor?
-Peki Türkiye’de iktidar olmak için Amerika’da kamp kuranlar kim?
-Washington ve Brüksel 2000’li yılların başında kimi destekledi?
-ABD Büyükelçiliklerinin ve İstanbul, Adana Konsolosluklarının kimlerle irtibat kurdukları sır değil.
Türkiye’yi bölen BOP’u kim savundu, kim karşı çıktı?

Hangi birini sayalım..! Siz karar verin! Kim vatansever, kim milliyetçi? Bu konuyu fazla kaşımamak herkesin hayrına. Şimdi bugünü konuşmak lazım. (Aydınlık, 25.8.2017)
===========================================

Dostlar,

AKP ve Erdoğan tıkandı ya da
Erdoğan Partisini Tıkadı!

Teşekkürler değerli dostumuz İsmet ÖZÇELİK’e.
Çooook hoş bir gazete yazısı olmuş.
Evvvett!

  • AKP tıkandı, yeni bir şey yok!

Ancak muhalefet kesiminin hızla derlenmesi gerek..
Bu gün Çanakkale – Kocatepe’de başlayan ADALET PANELİ çok yerinde bir adım..
4 gün sürecek ve temel toplumsal sorunlar ADALET bağlamında ele alınacak uzmanlar ve toplum temsilcilerince.
Büyük ADALET YÜRÜYÜŞÜ‘nün sağladığı zemini korumak ve giderek ileriye, seçimlere taşımak gerek.

  • Motoru soğutmamak gerekiyor.

Bu gün 26 Ağustos olduğundan, ADALET PANELİ’ni Afyon’da yapmak, ilk yarım günü Büyük Taarruz‘un başlangıç gününü anmak – irdelemek ve günümüze taşımak çok uygun olurdu. Gene de katılım çok güçlü ve insanlar coşkulu, umutlu..

ATATÜRK ve BAYRAĞIMIZ dışında kurumsal hiçbir işaret yok.. Ne güzel!
CHP öncü ama geride tutuyor kurumsal kimliğini. Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun açış konuşması da çok doyurucu idi..

Adalet Panelinden umutluyuz. Toplum, sorunlarını öncüleriyle tartışacak ve çözümlerini üretecek. Bu politikaları yaşama geçirecek program temelli kadroları da doğallıkla ilk seçimde yerel – genel iktidara taşıyacak. Ardından da;

  • ”AKP Genel Başkanı – Cumhurbaşkanı Erdoğan” sorununu ”hal” edecek demokratik yollarla.. Geldikleri gibi yollayacak yani necip milletimiz!

Elbet SİYASAL ÖRGÜT – PARTİ bu süreçte vazgeçilmez..
Değişik toplum kesimleri asgari müştereklerde partileri üzerinden UZ – LA – ŞA – CAK!
Başka hiç-bir çare, umar, reçete, ilaç, merhem, kurtuluş yolu yok, yok, yok!
Aşağıdaki 3 sorunsal öne çıkıyor özellikle..

Gerilim politikası ülke birliğine zarar veriyor
Cumhuriyete karşı söylemler halkı soğutuyor
Atatürk heykellerine saldırı AKP tabanını bile endişelendiriyor

  • Asıl metal yorgunu olan Erdoğan’ın ta kendisi! Üstelik de sürmenaj derecesinde..

Ciddi bir operasyon geçirdi, bilinen birkaç süregen – ağır sağlık sorunu var. İlaçlar alıyor sürekli ve olağanüstü ağır yüklü politik arenada! Her bir şeyi kendi üstlendi, dünyada örneği bulunmaz bir TEK ADAM TOTALİTERLİĞİ kurdu ülkemizde. Bu tablo pek çok nedenle sürdürülemez.
AKP örgütünden ”metal yorgunluğu” kılıfı ile bir ”tasfiye’‘ uygulandığı tartışma dışı..
Haydi FETÖ bağlantılı olanlar üstü kapalı uzaklaştırılıyor ve sesleri de çıkamıyor; ama parti üst basamaklarında Milletvekili – Bakan – Danışmanlar – Cumhurbaşkanlığı kadrolarında FETÖ tasfiyesi yapıl(a)madıkça boşuna.. Gecikme AKP = RTE’yi bitiriyor.. Buna da çare yok..

AKP de ANAP ve daha pek çok parti gibi mezarlığına atılacak. Siyasetin şaşmaz yasası böyle..

Sevgi ve saygı ile. 26 Ağustos 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Rifat Serdaroglu : KAÇ TANE BİR NUMARA VAR?

KAÇ TANE BİR NUMARA VAR?

Rifat Serdaroglu

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Şehitlerimizi de ayırdılar! AKP yöneticilerinden, vatan savunmasında PKK ve IŞİD katillerinin şehit ettiği çocuklarımızı ne hatırlayan var ne bir Fatiha okuyan!

  • Kimler tarafından ve ne uğruna şehit edildiklerini bilmediğimiz 15 Temmuz kontrollü darbe girişimi şehitlerini Aydın Doğan bile andı!

Artık her şeyi açık-açık konuşma zamanıdır. 15 Temmuz’un üzerinden 1 yıl geçti.
AKP-FETÖ iş birliğinin tiyatro kısmını seyretmekten bıktık. FETÖ ile ilgili iki kitap yazdık. Birincisini 15 Temmuz’dan 6 ay önce, ikincisini 4 ay önce yayımladık. Ne yazdıysak o oldu.
Hadi şimdi beraberce gerçekleri bir daha yazmaya devam edelim:

FETÖ (Fethullah Gülen Terör Örgütü) uluslararası bir organize terör ve istihbarat örgütüdür.

Fethullah Gülen’in bu devasa örgütü tek başına bu seviyeye getirmesi ve yönetmesi akla ve mantığa aykırıdır.

Cemaat, Türkiye’de büyümek için sağdan-soldan çok sayıda partiyi ve lideri kullandı. İki kişi Cemaatin FETÖ’ne dönüşmesinde başrolü oynadı. Turgut Özal ve Kenan Evren. Cemaat bu ikisinin himayesinde, özellikle darbe lideri Evren döneminde okullaşma ve büyük maddi güç elde etme sürecini tamamladı.

Cemaatin FETÖ’ye dönüşmesi evresinde örgütün BİR numarası elbette ki Fethullah Gülen’dir.

Cemaat ne zaman ki Türkiye’de gelişmesini tamamladı, Fethullah Gülen önce Vatikan’da Papa’nın elini öptü ve O’na teslim oldu, sonra da CIA kontrolünde dünyaya açılmaya başladı.
CIA, 1999 yılında PKK terör örgütünde etkinliği bitmiş, kullandığı uyuşturucudan beyni sulanmış Öcalan’ı paket yapıp Türkiye’ye teslim etti!
Aynı CIA, yine 1999 yılında Fethullah Gülen’i Amerika’ya götürdü, yeni elemanını 107.000 metrekarelik (AS: Nurettin Veren 137 dönüm, 8 villa.. demekte.. Merdan Yanardağ, Kuşatılan Türkiye – Gülen Hareketinin Perde Arkası, 30. bs. syf. 25) bir çiftlikte silahlı koruma altına aldı!

Kim Türkiye’ye Abdullah Öcalan’ı verip, Fethullah Gülen’i rehin aldıysa o FETÖ’nün diğer BİR numarasıdır. Tabii ki bu kuruluş CIA’dır, yani Amerika Derin Devletidir.

CIA satın alıp eğittiği FETÖ militanlarını Türk Devletinin en önemli birimlerine yerleştirmek, Türk Ordusu’nun Atatürkçü subaylarını, ordudan uzaklaştırıp komuta heyetini çökertmek,
22 Müslüman ülkenin sınırlarını değiştireceği projeye Eşbaşkan olacak, hırsı aklından ve vatan sevgisinden yüksekte olan birini, daha Belediye Başkanlığından keşfetmişti!
CIA; yapayalnız yaşayan sevgisiz bir diğer adamına emir vererek, genel seçimlere henüz 1,5 yıl varken Türkiye’yi erken seçime götürttü.

Ilımlı İslam-Muhafazakâr Demokrat- Dinlerarası Diyalog-Kürdistan Devleti gibi önemli konularda kendisi gibi düşünen AKP’yi destekleyerek iktidar yaptı.

  • 11 (on bir) sene gibi uzun bir zaman FETÖ ve AKP koalisyon ortağı gibi çalıştılar.

Bu arada AKP’nin bilgisi ve izni ile Ankara-Kızılay’da bir binada sayıları 35-50 arasında değişen CIA uzmanları taktisyen olarak yıllarca çalıştılar. 11 yılda Cumhuriyetin Değerleri, Hukuk Devleti, Demokratik Kazanımlar, Kuvvetler Ayrılığı, Anayasa çiğnendi. Türk Devletinin binlerce yıllık sırları Kozmik Odanın kapısı FETÖ elemanlarına açılarak, CIA’ya servis edilmesine izin verildi.

Kim 11 sene FETÖ ile koalisyon ortaklığı yapmışsa,
Kim “11 senede ne istediler de vermedim” dediyse,
Kim “FETÖ ile bizim menzilimiz aynı olduğu için onlara yardım ettik” dediyse,
Kim “Rabbim ve milletim beni FETÖ’ne yardım ettiğim için affetsin” diye suç ikrarında bulunduysa!

Herkes bilmelidir ki, FETÖ’nün diğer BİR numarası da odur.
Bu kişi AKP Genel Başkanı ve Dönemin Başbakanı Erdoğan’dır.

FETÖ’nün İKİ numaralı elemanları çoktur!
Cumhurbaşkanlığı makamından “Cemaate her türlü yardımı yapın” diye yurtdışındaki tüm Türk Devleti Temsilciliklerine resmi talimat yazan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bakan Sadullah Ergin, Bakan Hüseyin Çelik, Bakan Bekir Bozdağ; Kadir Topbaş, İ Melih Gökçek, Tansu Çiller, Mehmet Ağar, Erkan Mumcu, Özel Paşa ön sıradaki İKİ numaralardır…

Değerli Okurlar;
Bunlar gerçeklerdir. Bu yazıdaki her cümle Türk Milletinin önünde söylenmiştir. Belgeleri dört dile çevrilmiş, sesli ve görüntülü olarak bizde mevcuttur. Soru şu olmalıdır;
Türk Devletinin Cumhuriyet Savcıları ve Yargıçları, dağ başında görev yapan bir öğretmeni yalnızca Bank Asya’da parası var diye “FETÖ mensubu” kabul edip zindana atıyor da FETÖ’nün siyasi ayağını görmüyorlar mı?
Zavallı bir Askeri Okul öğrencisini hapse atan adalet sistemi, nasıl oluyor da iş siyasetçilere gelince kör olabiliyor?

Bir ülkeyi yönetenlerde vicdan, Allah korkusu, utanma duygusu kalmadıysa her türlü kötülüğü yapabilirler. Örneğin bu tarihi gerçekler için bize dava açabilirler.
Yalnız herkes şunu çok iyi bilmelidir ki, cübbelerini FETÖ’ne veya iktidara kiraya verenlerin sonları Zekeriya Öz denen hainden daha beter olacaktır.

Kim zalimlere kulluk edip, mazlumları ezerse onların yerleri Esfeli Safilin’dir…

Not; Bu yazıdakilere itirazı olan AKP üst yöneticilerinde yüreğin gramı varsa,
istedikleri televizyonda tartışalım. Hadi bekliyorum!

Sağlık ve başarı dileklerimle, 12 Temmuz 2017
================================================
Evet dostlar,

Eski Sağlık Bakanı, günümüzün harman yürekli araştırmacı – yazarı Sn. Rifat Serdaroğlu’ndan mitralyöz gibi bir yazı daha.. Diktatörlük sınırlarına girmiş bir rejimde bunca acı – yakıcı gerçekleri cesaretle yazmak için salt çok sağlam bilgilere sahip olmak da yetmez..

Sn. Rifat Serdaroğlu’nun yaşına gelmiş niceleri yaşamlarının sonbaharının tadını çıkarmakta. Bizim gibi birileri gecenin ilerleyen saatlerinde mışıl mışıl uyumak…. yerine ter dökmekte.. Kezlerce yazdık, artık AKP = RTE despotik rejiminin sürdürülebilir yanı, mecali kalmadı..

AKP Gn. Bşk ve CB Erdoğan’ı dün AKP Grup toplantısı konuşmasında tanıyamadık. Müthiş bir gerginlik, öfke, kızgınlık, kin, nefret, aşağılama, hakaret…. Anamuhalefet CHP’ye ve Gn. Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük olarak sergilendi.. AKP grubuna dönük çok üst düzeyde ajitasyon çalışması yapılmış oldu. “15 Temmuz kontrollü darbe girişimi” anması için 1 hafta ayrılmıştı devletin tüm olanakları ile. TBMM’de yapılacak toplantıda salt AKP ve MHP var. Öbür 2 parti yok..

AKP = RTE, “Büyük Adalet Yürüyüşü” nün ulusal ve yabancı kamuoyunda doğurduğu büyük yankının ayrımında ve bundan ölçüsüz derecede rahatsız. Şimdiye dek görmediğimiz derecede gergin ve ağır sataşma – aşağılama içerikli, baştan sona ötekileştirici – dışlayıcı ve gözdağı veren hatta açık açık tehdit eden “sokağa çıkamazsın” a dek varan bir nefret söylemi.. Hedef belli; AKP tabanı ve kamuoyunda oluşan ADALET YÜRÜYÜŞÜNE dönük sempatiyi kırmak, oluşan olumlu sosyal psikolojik iklimi kırmak ve sulandırmak, nötrallaştirmek, giderek silip unutturmak..

Ancak AKP = RTE‘nin bunun olanaksız olduğunu, artık ADALET YÜRÜYÜŞÜ – MİTİNGİ ÖNCESİ / SONRASI Miladı yaşandığını, azıcık siyaset bilimi nosyonu varsa kabullenmesi gerek. Ne yazık ki yazmaktan yorulduğumuz üzere tüm bu iç – dış süren uyarıların gerçek ve ciddi iletisini almak ve ülkemizi normalleştirmek seçilecek tek ve en  akla uygun yol iken; siyasal tarihte diktatörleşen ve zulme sarılan – saplanan kişi – iktidarların “tipik” davranış modelini izliyoruz.. Atipik olan bir şey yok! Öngörülebilir olgulara tanık oluyoruz.

Dolayısıyla bu filmin sonu belli ve bütün alametler gösteriyor ki yakın; öyle ya da böyle, diyalektik olarak lanetli yılların sonuna geldik.. Uzatmanın süresi ve “ödenecek bedel” hem AKP = RTE’nin siyasal körlüğü ve inadına hem de başta CHP – Kılıçdaroğlu, muhalefet partilerinin izleyeceği sakin – akılcı – yaratıcı politikalara – araçlara bağlı..

Sevgi ve saygı ile. 13 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Madımak ve Adalet Yürüyüşü

Madımak ve Adalet Yürüyüşü

Emre Kongar
(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

CHP’nin neredeyse Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek kadar büyük ve görkemli olan Adalet Yürüyüşü, dünya medyasında, biraz yankı yapmakla birlikte, hak ettiği yeri pek bulamadı. Oysa bu Yürüyüş, bir partinin silkinişini, bir liderin yeniden doğuşunu ve Türkiye’de kara bulutların gölgesinde kalan Demokrasinin, yeniden, geleceğimizi aydınlatan bir umut halinde ortaya çıkışını simgeliyor.
***
Büyük bölümü mülkiyetine el konularak iktidar tarafından denetlenen, geri kalanları da baskı ile denetim altına alınan “asil ve necip” medyamız da bu “Adalet Yürüyüşü”nü, ya “İstanbul Yürüyüşü” diye kamufle ederek ya da bizim vergilerimizle utanmadan beynimizi yıkamaya kalkan TRT’nin yaptığı gibi “Sözde Adalet Yürüyüşü” diye karalayarak yansıtıyor.
***
Geçen hafta sonu, Kuşadası Belediyesi, Eğitim Sen Kuşadası Şubesi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şubesi ve Alevi Kültür Derneği Kuşadası Şubesi tarafından düzenlenen MADIMAK anma etkinliklerine katıldım. Ayrıntıları ve yaptığım konuşmanın ana hatlarını www.kongar.org adresli sitemdeki “Güncel” yazımda okuyabilirsiniz. Bu anma törenlerinden algıladığım en önemli gerçek, Kılıçdaroğlu’nun Büyük Adalet Yürüyüşü ile Madımak katliamına duyulan isyanın tam bir duygu ve düşünce bütünlüğü içinde yaşanmakta oluşudur. Örneğin, Kuşadası anmalarındaki panele ve konsere katılan genç ve değerli CHP milletvekili Ali Haydar Hakverdi, doğrudan Adalet Yürüyüşü’nden yorgun argın gelmişti ve işi biter bitmez, yine yürüyüşe katılmak üzere apar topar aramızdan ayrıldı…
Panelde yaptığı konuşmada da doğrudan doğruya Adalet Yürüyüşü ile bu katliam arasındaki evrensel adalet arayışı ilişkisini kurdu. Paneli yöneten Eğitim Sen üyesi değerli öğretmen Erdal Kılınç’ın bir KHK mağduru olması ise Adalet Yürüyüşü ile Madımak Paneli arasındaki bir başka organik bağı vurguluyordu.
***
Bu vesile ile, pek çok yerel CHP örgütü gibi, Kuşadası CHP örgütünün de Adalet Yürüyüşü’ne destek verdiğini, her gün saat 18’de bir “Durma” eylemi organize ettiğini ve bunu başarıyla sürdürdüğünü öğrendim. Kuşadası’nın başarılı Belediye Başkanı Özer Kayalı kültür ve sanat etkinliklerine özel bir önem veriyor. Tam anlamıyla maddi manevi olarak desteklediği MADIMAK anma törenlerinden sonra, Ege’nin büyük müzik festivali “Kuşadası Gençlik Festivali”ni de organize etmiş. 5-9 Temmuz 2017 arasında Sevgi Plajı’nda yer alacak olan bu festival, çevrede büyük bir ilgi uyandırıyor ve Kuşadası’nın darbe yiyen dış turizmine, hiç olmazsa iç turizm açısından bir hareketlilik getiriyor.
***
Bu Büyük Adalet Yürüyüşü, Genel Başkanları Kılıçdaroğlu’nun yanındayürüyen:
Genel Merkez yöneticileri… 
Ona her aşamada destek olan milletvekilleri…
Başarılı belediye başkanları…
Seçmenleriyle birlikte gelen il ve ilçe örgütleri…
Sayesinde…
CHP içinde yeni bir umut ve yeni bir dayanışma ruhunun doğuşuna işaret ediyor!
Dilerim bu Demokrasi umudu, CHP’nin Büyük Adalet Yürüyüşü’nden tüm Türkiye’ye aynı hızla yayılır:
DİREN ADALET…
DİREN DEMOKRASİ!
===============================
Dostlar,

Bu aralar özellikle izlemek gerek Sayın Prof. Kongar hocamızı..
76’yı bulan yaşı, engin deneyimi ve birikimi, akademisyen ve siyasetçi kimliği, bürokrasiden getirdikleri.. Kolay edinilen bir konum (formasyon) değil..
Bunlara yürekliliği, Kemalist – ATATÜRKÇÜ kişiliği, demokratlığı da eklenince yazdıkları ve TELE-1’de Sn. Merdan Yanardağ ile 18 dakika programlarında söyledikleri (akşam 20:05’te) son derece ufuk açıcı ve yol gösterici oluyor..
Bu yazı da öyle..
Büyük ADALET YÜRÜYÜŞÜ, beklenen ve doğallıkla doğuracağı sarsıcı – silkeleyici sonuçlarına ek olarak, pek çok kurum ve kişinin aldığı tutum nedeniyle turnusol kağıdı işlevi de görüyor.. Siyaset bilimi açısından çok heyecan verici (!)…
İbretle izliyor ve not ediyoruz..

Büyük şair – yazar, yurtsever aydın Prof. Ataol Behramoğluna bırakalım sözü :

Sesime kulak ver gülüm
Tutsaklığa yeğdir ölüm
Nerde varsa böyle zulüm
Çaresi isyan olmuştur.

Sevgi ve saygı ile. 05Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Çorum katliamının 37. Sivas katliamının 24. yılı

Çorum katliamının 37.
Sivas katliamının 24. yılı

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)
2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmak üzere Sivas’a giden aydın ve sanatçıların Madımak Oteli’nde katledilmesinin üzerinden 24 yıl geçti.
Sivas katliamında yaşamını yitirenler için anma etkinlikleri düzenlendi.
Çorum Katliamı’nda katliamın 37. yılında anma yürüyüşü ve çeşitli etkinliklerle
3 Temmuz Pazartesi bir kez daha anıldı.

Sivas katliamının 24. yıldönümünde Bursa’da da anma etkinlikleri düzenlendi.
Pir Sultan Abdal Derneği Bursa Şubesi, Bursa Alevi Bektaşi Dernekleri Platformu ve Bursa Demokrasi Güçleri tarafından “Sönmeyen Ateş Sivas” adlı etkinlikler kapsamında 2 Temmuz Pazar günü saat 15.00’te Setbaşı Mahfel önünde toplanan katılımcılar, Atatürk Anıtı’na kadar yürüdü. Burada Sivas katliamında yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunulmasının ardından basın açıklaması yapıldı. Ardından Kent Müzesi önünde şiirler ve deyişler okundu. Etkinlik komitesi (AS: kurulu) tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Alevi Kültür Dernekleri Bursa Şube Başkanı Hüseyin Kalkan, Sivas katliamının üzerinden 24 yıl geçtiği ancak acıların hakikat ve adalet arayışlarının hâlâ devam ettiğini söyledi.

[Haber görseli]

Çorum katliamının 37. yılı: Protesto için çağrı

Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen Çorum katliamının 37. yıldönümünde 3 Temmuz Pazartesi günü Çorum’da anma etkinlikleri düzenlendi. Çorum Emek ve Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen etkinliklere Hacı Bektaşi Veli Anadolu Vakfı, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu ile Köy dernekleri destek verecek. “Çorum olaylarının 37. yılında adalet istiyoruz” adı verilen anma etkinliği öncesi sivil toplum kuruluşları Özdoğanlar Kavşağı’nda basın açıklaması yaptı. Katliam mağduru ve tanığı olan aynı zamanda katliam mağdurlarının avukatlığını da yapan Sadık Eral,

  • “37 yıl önce bu topraklarda yaşanan o acıyı, acıdan kaynaklanan ve uygulanan şiddeti protesto ediyoruz.
  • Bizler şiddetin ve terörün her türlüsüne karşıyız.
  • Tam demokratik, bağımsız bir ülke ve düzen istiyoruz.
  • Çorum’a, Türkiye’ye ve bütün dünyaya adalet istiyoruz.” dedi.
    (Cumhuriyet gazetesi internet sitesi, 5.7.17)
    ==============================
    Dostlar, Bu topluma, mazlum halka yaşatılan acılar – örselenmeler (travmalar) gerçekten çok ağır.. Hedef de belli.. Halkın kaynaşıp – bütünlemesi, ülkemizin hızla kalkınarak uygarlaşması ve uluslararası toplumda söz sahibi etkin bir devlet olması istenmiyor.

Bir çırpıda akla gelen, daha doğrusu akıllardan silinemeyen 3-4 acı olay..
Çorum, Maraş, Sivas, Başbağlar katliamı..

AKP döneminde sayıca daha fazla ve daha ağır örnekler belleklere kazındı..

“Koskoca” Türkiye Cumhuriyeti halkına dönük bu kitlesel ve son derece vahşi kırımları önlemekten gerçekten aciz mi?? Sorunun yanıtı, kırımlar kadar acı olabilir :

  • Halktan yana – bağımsızlıkçı – ulusalcı – yurtsever – antiemperyalist – Cumhuriyetin temel değerlerine gönülden bağlı bir iktidar kuramadığımız sürece çoook ağır bedeller ödemeye devam edeceğiz.. İlk ve öncelikli hedef de AKP’den kurtulmaktan geçiyor..

Diler ve umarız ki, CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu‘nun başlattığı tarihsel değerde büyük ADALET YÜRÜYÜŞÜ halkımızın bu felçli durumdan silkinmesinde önemli bir kaldıraç işlevi görsün..

CHP’den Maltepe’de miting çağrısı!

9 Temmuz 2017 Pazar, Maltepe – İstanbul.. saat 16:00..

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

Hem halkımızın katılım sayısı ve coşkusu önemli;
Hem de bu dev mitingde CHP’nin vereceği iletiler ve yol haritası çok önemli..
16 Nisan deli saçması halkoylaması ve YSK’nın “tam kanunsuzlukla” yürürlüğe soktuğu anayasa ve rejim değişikliği hem gayrı meşru hem de totaliter – despotik bir
tek adam rejimidir. Tam anlamıyla 20 Temmuz darbesidir ve ülkemizde baskıcı bir
dikta yönetimi vardır. Can güvenliği bile kalmamıştır ne yazık ki..

Türkiye bu tehlikeli gidişi hak etmiyor..
Özgürlükçü halkımıza ve tarihimize yakışmıyor..
Çare bulunacaktır, yakındır, bu akıllı ve deneyimli halk, bu hayın kuşatmayı da aşmasını bilecektir.. Göreceksiniz..

Sevgi ve saygı ile. 05Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yürümek sevinçtir

Ataol Behramoğlu


Yürümenin bir sevinç olduğunu 1962 yazında, 20 yaşımda, Ege’nin bütün körfezlerinde denize girmek amacıyla Bursa’dan Bandırma’ya doğru yürüyerek yola çıktığımda duyumsamıştım…
Kuşkusuz bir otostoptu bu. Fakat İzmir’e girerken ayaklarımın altının derileri soyulmuştu ve kanamıştı. Amacımı, anımsadığımca bir ayda gerçekleştirip otobüsle döndüm… Bu yolculuk bana hem şiirlerim hem bütünüyle yaşamım bakımından tükenmez izlenimler, deneyimler kazandırdı…
Yeniliğe doğru yürüyor olmak her şeyden önce bir mutluluktur…
***
Aynı yıllarda bir gün, bir gece yürüyüşü deneyimi yaşadım… İnegöl’de davetli olduğum bir düğün eğlencesinde iki kadın ya da genç kızın birbirleriyle dans ettiklerini görünce derin bir sıkıntı duyarak kalktım ve kimseye bir şey söylemeden gecenin ilerlemiş bir saatinde Bursa’ya doğru yürüyerek yola çıktım… Arada bir yaptığım, bugün de pek uzak olmadığım deliliklerimden biriydi bu… Bir otobüs beklemek ya da geceyi bir başka yerde geçirmek aklımın ucundan geçmemişti… Sıkılmıştım ve sıkıntımı ancak sonsuzca yürüme duygusuyla aşabilirdim… Kaç kilometre yürüdüğümün farkında değilim…
Ipıssız gecede, yeryüzünü çepeçevre kuşatan yıldızlı bir gökyüzünün altında, dünyanın yuvarlaklığını gözlerimle görüp duyumsayarak yürüdüm…
“Yeniden, Hüzünle” adlı şiirimin son dizelerinde yazdığım gibi, saatler sonra, “sabah oldu, oluyor ânında / eski, külüstür, kömür / yüklü sarı bir kamyonla” yolculuğun geri kalan bölümünü tamamladım…
***
On yıl sonra, bu kez 1970 başlarında, Paris’ten Nice’e uzanan yarı yürüme, yarı otostop yolculuğumun da apayrı öyküleri vardır. Fakat yazıyı bunlarla daha fazla uzatmayayım…
***
19 Haziran Pazartesi öğleye doğru, o günkü Büyük Adalet Yürüyüşü’nün Kızılcahamam çıkışında başlayan ikinci evresinde Kılıçdaroğlu’yla omuz omuza yürümekteyken, neredeyse unuttuğum o büyük sevinci, yürüme sevincini bir kez daha kuvvetle duyumsadım. Siyasal amaçlarla elbette pek çok kez yürüdük.
Mitinglerde, 1 Mayıs’larda, gösterilerde, protestolarda…
Fakat genellikle (Deniz’lerin büyük yürüyüşünü saygıyla bir yana ayırarak) kentlerde, bulvarlarda yürüyüşlerdi onlar… Kır yollarını, ırmak kıyılarını, bir yanı uçurum bir yanı ormanla kaplı tepelerden kıvrıla kıvrıla geçen yolları aşarak bir hedefe doğru yürümenin olağanüstü bir tadı var.
Hele bu hedef kutsal bir kavram olan adaletiçinse…
Beş altı kilometrelik yürüyüş bir an gibi sona erdi ve içimde bir yetinmezlik duygusuyla ayrıldım o sevgili arkadaş konvoyundan… Fakat sona doğru, mola ne zaman verilecek diye düşünmeye başladığımı itiraf etmeyecek olursam, başta Kemal Bey’in kendisi olmak üzere yürüyüşün asıl kahramanlarına haksızlık etmiş olurum…
***
Adaletsözcüğü TDK sözlüğünde “yasalarla tanınan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması” diye tanımlanıyor. Yasalar da adil olmayabilir. Bence doğrusu “evrensel insan hak ve özgürlükleri” olmalıdır.
Bir de yazılışı ve söylenişi adalete çok benzeyen “atalet” sözcüğü var. Yani tembellik, eylemsizlik, durağanlık…

  • Büyük Adalet Yürüyüşü, toplumu çürüten ümitsizlik ve korku duygularıyla
    onların besleyip büyüttüğü büyük ataletin aşılacak oluşunun işaret fişeğidir…
    ****

    NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA’YI KAYBEDİYORUZ!
    BİR ÜST YETKİLİNİN ÇIKARAK “GREVİ BIRAKIN. DURUMUNUZ YENİDEN
    VE ACİLEN GÖ
    RÜŞÜLÜP BİR HAKSIZLIK VARSA GİDERİLECEKTİR” DEMESİ
    BU KADAR MI GÜÇ? İNSAF, VİCDAN, MANTIK, HUKUK, ADALET
    BUNU GEREKTİRMİYOR MU?
    =============================
    Dostlar,

    Üstad Prof. Ataol Behramoğlu bir yazı mimarı ustalığı ile her bir sözcüğü yerli yerince yerleştirerek bu etkili köşe yazısını üretmiş.. Eklenecek birşey yok..

    Bütünüyle katılarak paylaşıyoruz..

    Yazının altındaki çooooooook önemli uyarı ve çağrıyı bir kez daha yineliyoruz..
    Bu konu son 1 aydır sitemiz manşetinden inmiyor..

  • NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA’YI KAYBEDİYORUZ!
    BİR ÜST YETKİLİNİN ÇIKARAK “GREVİ BIRAKIN. DURUMUNUZ YENİDEN
    VE ACİLEN GÖ
    RÜŞÜLÜP BİR HAKSIZLIK VARSA GİDERİLECEKTİR” DEMESİ
    BU KADAR MI GÜÇ? İNSAF, VİCDAN, MANTIK, HUKUK, ADALET
    BUNU GEREKTİRMİYOR MU?

Bu 2 masum genç insanın ölüme kanatlanışı 110. gününde.. Batsın bu dünya!

Sevgi ve saygı ile. 26 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com