Bilişsel tutarsızlık: Önlenemez çöküş!

Bilişsel tutarsızlık: Önlenemez çöküş!
Emre Kongar
, 14.6.18, Cumhuriyet

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

“Bilişsel Tutarsızlık”, inançlar ile tutum ve davranışlar arasındaki çelişkiyi vurgulayan bir terimdir. İngilizcesi “Cognitive Dissonance” tır.

Erdoğan/AKP iktidarının önlenemez çöküşünün altında yatan temel mekanizmayı belirler!
***
“Bilişsel Tutarsızlık” iki yönlü çalışır:
1) İnançlarımız bağlamında, bunlarla çelişkili olan ufak tefek tutum ve davranışları görmeyiz.
2) İnançlarımıza aykırı tutum ve davranışlar, kritik bir birikime erişince, inançlarımızı etkiler!
İnançlarla, tutum ve davranışlar arasındaki tutarsızlığın bu iki yönlü etkisi, hem kendimiz hem de başkaları için geçerlidir.
1) İnançlarımıza aykırı küçük tutum ve davranışlarımıza izin veririz; mesela çok dürüst olduğumuza inanır ama ara sıra beyaz yalanlar söyleriz…
Başkaları hakkındaki duygularımız onların, bu duygularımıza ters düşen tutum ve davranışlarını kabul etmemize sebep olur; mesela sevdiğimiz insanların ufak tefek hatalarını görmezden gelir veya rasyonalize ederiz.
2) Ama gerek kendi tutum ve davranışlarımız, gerekse başkalarında gözlemlediğimiz tutum ve davranışlar, inançlarımıza çok aykırı olmaya başlar ve zaman içindeki birikimleri kritik bir noktaya erişirse, o zaman hem kendimiz hem de başkaları hakkındaki inançlarımızda değişiklik olur.
Dini inançlar böyle zayıflar, dostluklar böyle bozulur, parti tercihleri böyle değişir.;
***
Erdoğan/ AKP iktidarı, bugün, bugün olmazsa yarın, mutlaka gidecektir…
Gidiş süreci ne kadar uzun sürerse, toplum için maliyeti o kadar yüksek olacaktır:
Çünkü bireysel olarak da toplumsal olarak da seçmenlerde yarattığı “BilişselTutarsızlık”, başlangıçta olduğu gibi lehine değil, kritik birikim noktasını aştığı için, artık aleyhine işlemeye başlamıştır:
Yani seçmenin, başlangıçta, demokrasi adına ona duyduğu güven ile görmezden geldiği antidemokratik tutum ve davranışları o denli birikmiştir ki, artık onun “Demokrat olduğuna ilişkin inanç” yitirilmiştir.;
***
Muharrem İnce’nin başarısı da tam bu noktada ortaya çıkıyor:
İktidarın, Demokrasi inancına aykırı olan, bölme, düşmanlaştırma vekutuplaştırmaya dayalı olan baskıcı ve adaletsiz tutum ve davranışlarınınyarattığı “bilişsel tutarsızlığı”…
Bütün toplumu sevgi ile birleştirme, bütünleştirme ve herkesi adalet ve özgürlük içinde kucaklama stratejisi ile açığa çıkarmış…
Ve böylece, seçmende, Erdoğan/AKP yönetiminin antidemokratik tutum ve davranışlarından kaynaklanan “Bilişsel Tutarsızlığın” iktidara olan inancı sarstığı noktayı yakalamış, ayrıca bu sarsılmanın oy verme tutum ve davranışını etkileme potansiyelini harekete geçirmiştir.
***
HİÇ KİMSE, DEMAGOJİK BİR İKTİDARA, KENDİSİ KADAR ZARAR VEREMEZ:
DİREN DEMOKRASİ… SENİ GERİ GETİRİYORUZ!
=============================================

Dostlar,

ERDOĞAN’ın BİLİŞSEL DURUMU

“Bilişsel Tutarsızlık” (“Cognitive Dissonance”) durumunun 1 adım ötesi tıbbi terminolojide
“Bilişsel Bozukluk” (“Cognitive Disorder”) olarak bilinir.

ICD 10 olarak kısaca bilinen Uluslararası Hastalık Sınıflandırması‘nda özel bir kodu olan nöro-psikiyatrik sorundur. “Bozukluk” sözcüğü günlük dildeki anlamından farklı olarak bilimsel bir terimdir ve İngilizce “Disorder” sözcüğü karşılığı olarak üretilmiştir, yaygın kullanımdadır. Meslektaşımız Uzman Dr. Mustafa Altıoklar‘a, Erdoğan için “Narsisistik kişilik bozukluğu” nitelemesi nedeniyle hakaretten hapis cezası verilirken bu hataya (?!) düşülmüş ve salt  “bozukluk” dediği için ceza istenmiş, savcılık katılmış, mahkeme de ceza vermiştir. Oysa “Narsisistik kişilik bozukluğu” o psikiyatrik durumun tam tanımıdır ve ICD 10’da özgün kodu vardır. Konuyu o sıralar web sitemizde kapsamlı işlemiştik (http://ahmetsaltik.net/2015/03/19/narsistik-kisilik-bozuklugu-ve-erdogan/ ve http://ahmetsaltik.net/2015/03/19/erdoganin-akil-sagligi/).

Erdoğan‘ın son zamanlarda zaman – mekan – kişi – olay bağlamında ciddi ve yinelenen gafları oluyor.. Bunlar nasıl açıklanabilir?

Eğer halk yutarsa diye bilerek çarpıtma değil ise -ki bu da başlı başına ağır bir siyaset etiği / ahlakı sorunudur ve kabul edilemez!- aşırı yorgunluk, bir adım sonrası sürmenaj, onun da ötesi “tükenme sendromu” mudur? Ya da “bilişsel bozukluk” durumu mudur? Bilmiyoruz.. “Bilişsel bozukluk” da her hastalık gibi herkesin başına gelebilir. Hekim muayenesi ve “Kognitif bozukluk testi” denenen bir test ile tanı konabilir. Tabii derecesine göre de kişinin hukuksal hak ve fiil ehliyeti sınırlandırılabilir, vasi atanabilir, çalışma yaşamından / kamu görevinden çekilerek ya durumuna uygun iş verilir ya da engellilik (maluliyet) gerekçeli olarak emekli edilir.

Adli olaylarda sanıklar hakkında hüküm kurmadan, gerektiğinde bu teste dayalı adli tıp / hekim raporu istenir ve cezada indirim gerekçesi olarak kullanılabilir.

Ülkeyi yönetecek olanların yetki ve sorumlulukları çok geniş ve ağırdır. Bütün bir ülke ve milyonlarca insanın yaşamını yakından ve doğrudan ilgilendiren kararlar alabilecek yöneticilerin bedensel / bilişsel / ruhsal yönden tam sağlıklı olmaları gerekir.

Uygar ülkelerde bu tür tıbbi kurul raporları göreve gelmeden kamuoyuna sunulur, gerektiğinde uygun aralıklarla yinelenir. Böylesi bir  geleneğin hatta hukuk normunun ülkemizde de yerleşmesinde büyük yarar vardır.

Hiç kimse tek başına bir ülkeden / halktan daha önemli – öncelikli ve değerli değildir.

Sevgi ve saygı ile. 14 Haziran 2018, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com

Madımak ve Adalet Yürüyüşü

Madımak ve Adalet Yürüyüşü

Emre Kongar
(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

CHP’nin neredeyse Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek kadar büyük ve görkemli olan Adalet Yürüyüşü, dünya medyasında, biraz yankı yapmakla birlikte, hak ettiği yeri pek bulamadı. Oysa bu Yürüyüş, bir partinin silkinişini, bir liderin yeniden doğuşunu ve Türkiye’de kara bulutların gölgesinde kalan Demokrasinin, yeniden, geleceğimizi aydınlatan bir umut halinde ortaya çıkışını simgeliyor.
***
Büyük bölümü mülkiyetine el konularak iktidar tarafından denetlenen, geri kalanları da baskı ile denetim altına alınan “asil ve necip” medyamız da bu “Adalet Yürüyüşü”nü, ya “İstanbul Yürüyüşü” diye kamufle ederek ya da bizim vergilerimizle utanmadan beynimizi yıkamaya kalkan TRT’nin yaptığı gibi “Sözde Adalet Yürüyüşü” diye karalayarak yansıtıyor.
***
Geçen hafta sonu, Kuşadası Belediyesi, Eğitim Sen Kuşadası Şubesi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şubesi ve Alevi Kültür Derneği Kuşadası Şubesi tarafından düzenlenen MADIMAK anma etkinliklerine katıldım. Ayrıntıları ve yaptığım konuşmanın ana hatlarını www.kongar.org adresli sitemdeki “Güncel” yazımda okuyabilirsiniz. Bu anma törenlerinden algıladığım en önemli gerçek, Kılıçdaroğlu’nun Büyük Adalet Yürüyüşü ile Madımak katliamına duyulan isyanın tam bir duygu ve düşünce bütünlüğü içinde yaşanmakta oluşudur. Örneğin, Kuşadası anmalarındaki panele ve konsere katılan genç ve değerli CHP milletvekili Ali Haydar Hakverdi, doğrudan Adalet Yürüyüşü’nden yorgun argın gelmişti ve işi biter bitmez, yine yürüyüşe katılmak üzere apar topar aramızdan ayrıldı…
Panelde yaptığı konuşmada da doğrudan doğruya Adalet Yürüyüşü ile bu katliam arasındaki evrensel adalet arayışı ilişkisini kurdu. Paneli yöneten Eğitim Sen üyesi değerli öğretmen Erdal Kılınç’ın bir KHK mağduru olması ise Adalet Yürüyüşü ile Madımak Paneli arasındaki bir başka organik bağı vurguluyordu.
***
Bu vesile ile, pek çok yerel CHP örgütü gibi, Kuşadası CHP örgütünün de Adalet Yürüyüşü’ne destek verdiğini, her gün saat 18’de bir “Durma” eylemi organize ettiğini ve bunu başarıyla sürdürdüğünü öğrendim. Kuşadası’nın başarılı Belediye Başkanı Özer Kayalı kültür ve sanat etkinliklerine özel bir önem veriyor. Tam anlamıyla maddi manevi olarak desteklediği MADIMAK anma törenlerinden sonra, Ege’nin büyük müzik festivali “Kuşadası Gençlik Festivali”ni de organize etmiş. 5-9 Temmuz 2017 arasında Sevgi Plajı’nda yer alacak olan bu festival, çevrede büyük bir ilgi uyandırıyor ve Kuşadası’nın darbe yiyen dış turizmine, hiç olmazsa iç turizm açısından bir hareketlilik getiriyor.
***
Bu Büyük Adalet Yürüyüşü, Genel Başkanları Kılıçdaroğlu’nun yanındayürüyen:
Genel Merkez yöneticileri… 
Ona her aşamada destek olan milletvekilleri…
Başarılı belediye başkanları…
Seçmenleriyle birlikte gelen il ve ilçe örgütleri…
Sayesinde…
CHP içinde yeni bir umut ve yeni bir dayanışma ruhunun doğuşuna işaret ediyor!
Dilerim bu Demokrasi umudu, CHP’nin Büyük Adalet Yürüyüşü’nden tüm Türkiye’ye aynı hızla yayılır:
DİREN ADALET…
DİREN DEMOKRASİ!
===============================
Dostlar,

Bu aralar özellikle izlemek gerek Sayın Prof. Kongar hocamızı..
76’yı bulan yaşı, engin deneyimi ve birikimi, akademisyen ve siyasetçi kimliği, bürokrasiden getirdikleri.. Kolay edinilen bir konum (formasyon) değil..
Bunlara yürekliliği, Kemalist – ATATÜRKÇÜ kişiliği, demokratlığı da eklenince yazdıkları ve TELE-1’de Sn. Merdan Yanardağ ile 18 dakika programlarında söyledikleri (akşam 20:05’te) son derece ufuk açıcı ve yol gösterici oluyor..
Bu yazı da öyle..
Büyük ADALET YÜRÜYÜŞÜ, beklenen ve doğallıkla doğuracağı sarsıcı – silkeleyici sonuçlarına ek olarak, pek çok kurum ve kişinin aldığı tutum nedeniyle turnusol kağıdı işlevi de görüyor.. Siyaset bilimi açısından çok heyecan verici (!)…
İbretle izliyor ve not ediyoruz..

Büyük şair – yazar, yurtsever aydın Prof. Ataol Behramoğluna bırakalım sözü :

Sesime kulak ver gülüm
Tutsaklığa yeğdir ölüm
Nerde varsa böyle zulüm
Çaresi isyan olmuştur.

Sevgi ve saygı ile. 05Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com