Çöküşün işaretleri!

Çöküşün işaretleri!

İsmet Özçelikİsmet Özçelik

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

AKP Fatih Gençlik Kolları’ndan, kendisini Çevre, Şehir ve Kültür Başkanı olarak tanıtan Tolgay Demir, “Düz Dünya Teorisi”ni açıkladı. Dünyanın yuvarlak olması mason uydurması, Dünya düzdür dedi.

Sarayda ağırlanan Kadir Mısırlıoğlu Twitter hesabından vasiyetini açıkladı. “Mustafa Kemal Atatürk’le zerre kadar muhabbeti olanların” cenazesine gelmemesini istedi.

Atatürk ve İnönü döneminde “camilerin ahır yapıldığı” yalanı yeniden piyasaya sürüldü.

AKP Muğla Teşkilat Başkanı Şadi Pirci, derisi soyulmuş bir dananın bacakları arasından çektirdiği fotoğrafını sosyal medyada paylaştı.

AKP’de itibar gören Menzil Tarikatının şeyhi Abdülbaki Erol’un torunu Seyyid Abdulbasid El Hüseyni altın yaldızlarla donatılmış tahta oturarak poz verdi.
***
Bunlar sadece birkaçı.

CEHALETİN ÖZGÜVENİ

Bir tarafta “cehaletin özgüveni”, diğer tarafta “saltanat” özentisi. Bir tarafta yalan dolan, diğer tarafta Cumhuriyete ve Atatürk’e bitmek tükenmek bilmeyen düşmanlık.

AKP’nin 15 yıllık durumu ortada. İktidarda, ama sürekli duvara tosluyor. “Kandırılmaktan” da bıkmıyor. Yanlışlardan dönmeye çalışsa da bilinçaltındaki gerici ideoloji eteğinden çekiyor.
Öne çıkardıkları ve yücelttikleri “aydınlar” da bunlar!

BUNLAR NEYİN İŞARETİ!

Peki bir kısmını yukarıda sıraladığım olaylar neyin işareti?
Bayram ziyaretlerinde AKP’li ve AKP’ye yakın duran tanıdıklarımla bunu konuştum. Genelde yorum yapmaktan kaçınıyorlar. “Münferit eylemler” diye işi geçiştirmeye çalışsalar da gidişattan kaygılı oldukları hemen anlaşılıyor.

“Çöküşün işareti olabilir mi?” diye sorunca itiraz etmiyorlar. Kalabalıkta konuşmayı sevmiyorlar. Ama yalnız kalınca iş değişiyor. Öyle şeyler anlatıyorlar ki, AKP’de iş sandığımızdan daha vahim!

“Metal yorgunluğu” çok hafif kalıyor. “Çürümüşlük” durumu daha iyi anlatıyor.

Belki de “Çöküşün işareti” demek daha doğru.

AKP’NİN KURTULUŞU

“AKP nasıl kurtulur?” sorusuna hemen hemen herkes aynı yanıtı verdi: “Milli Koalisyon“.

Bürokrat kökenli AKP’liler “denetime” vurgu yapıyor. “Denetimsiz harcamalar, denetimsiz uygulamalar, denetimsiz işler, OHAL’le yasaların rafa kaldırılmasının bedeli ağır olacak. Kontrolden çıkmış bir durum var, Allah korusun…” diyerek endişelerini dile getiriyorlar.

Milli bir koalisyonun Türkiye’yi kurtaracağını, AKP’yi de denetim altına alacağını düşünüyorlar.

İKTİDAR, MUHALEFET

Türkiye zor günlerden geçiyor.

  • ABD ve İsrail, Irak’ta “2. İsrail” için bastırıyor.
  • Suriye’de sınırımızın hemen ötesinde “3. İsrail” için hamleler yapılıyor. 

PKK/PYD’ye düzenli ordu kurduruyorlar. Gelişmiş silahlarla donatıyorlar.

Sırada Türkiye var. İç kargaşa yaratmak için fırsat kolluyorlar.

Durum bu. Ama iktidar da muhalefet de küçük hesaplar peşinde. Birbirinin kalesine gol atma derdindeler.

ŞAM, BAĞDAT

Esad yönetimi, başarı üstüne başarı kazanıyor. Bölge ülkeleri ile işbirliği gelişiyor. Kafamızın arkasındakileri bıraksak daha da gelişecek. Şam’la ilişkiye girsek iş daha da kolaylaşacak.

AKP yanlıştan dönmede hala ayak sürüyor. Anamuhalefetin bu konuda iktidarı sıkıştırması beklenir. Ama o tam tersini yapıyor.

Hükümeti Esad yönetimi ile ilişkiye zorlayacağına, Esad’a saldırıyor. “Bağdat’la, Tahran’la ilişki kurun” diyeceğine başka arayışlar peşinde. Umudunu ABD ve AB’ye bağladığı için gözü, kulağı Washington’da, Brüksel’de…

CHP’Lİ OLMAYAN CHP’LİLER

Bir ara kenara itilmişlerdi. Ama “Adalet Yürüyüşü” ile birlikte yeniden öne çıktılar. CHP’liler bunlar için “CHP’li olmayan CHP’liler” ifadesini kullanıyorlar.

– TR 705 ve arkadaşları,
– FETÖ ile yakın mesai yapanlar,
– PKK/HDP dostları
ortalıkta hava atıyorlar.
Bunları ben söylemiyorum. Kendilerini “gerçek CHP’li” olarak niteleyenler söylüyor.
Yorum sizin!
=================================================
Dostlar,

CHP’nin bu ciddi uyarıları dikkate alması gerek..
Sn. İsmet Özçelik‘in içtenliğinden kuşku duymuyoruz..
Eski İzmir Milletvekili (CHP) Sayın Prof. Dr. Oğuz Oyan’ın sitemizde yayınladığımız irdelemesi de CHP açısından son derece yol gösterici..
(http://ahmetsaltik.net/2017/09/06/prof-dr-oguz-oyan-nasil-bir-muhalefet/)
Hata yapma lüksümüz kalmadı..
Herkes, başta anamuhalefet CHP seferberlik konumunda çalışmalı;
AKP = RTE ülkemize yeşil OHAL’i dayatırken..
Hukukta silahların denkliği ilkesini akıldan çıkarmayalım..
Kitleleri harekete geçirmek ve onlara iktidar seçeneği sunmak..
Ana sorunları içeren Bütüncül bir program ile..
Toplumla birlikte dokunacak bir siyasal restorasyon programı!

Sevgi ve saygı ile. 06 Eylül 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

AKP tıkandı, yeni bir şey yok

AKP tıkandı, yeni bir şey yok
İsmet Özçelikİsmet Özçelik

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)


ESKİDEN MEDET UMDU

Konuşmasında uzun uzun geçmişten söz etti. AKP’nin kuruluşundan bugüne gelen öyküsünü anlattı. Yıl yıl yaşadıklarını, uğradıkları haksızlıkları(!) sıraladı. Nereden nereye geldiklerini gündeme getirilerek, destek istedi. Erdoğan’ın muhtarlara hitabını AKP’li işadamları ile birlikte izledim. Konuşma bitince birbirimizin yüzüne baktık. Ben “Tehlike işareti” dedim. Hemen anladılar. İçlerinden biri, “Yeni hiçbir şey yok. Bu şekilde Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanamayız” ifadesini kullandı.

Ekonomideki sıkıntıyı en iyi onlar biliyor. Adım atılmamasından şikayetçiler. “Kredi Garanti Fonu” kapsamında verilen kredilerin üretime gitmediğinin farkındalar. Arkadaşlarından örnekler verdiler. Aldıkları kredilerle kızına, oğluna ev alanları anlattılar.

HİÇBİR SEÇİME BÖYLE GİRMEDİK

Erdoğan’ın konuşmasını AKP’de aktif siyaset yapan isimlere, AKP ile birlikte olan işadamlarına ve bürokratlara da sordum. Erdoğan’la ilgili konuşmak istemediler. Ama AKP ve önümüzdeki döneme ilişkin bazı tespitler yaptılar. Özetle şöyle:

– İzlenen yanlış politikalardan geri dönüş var, ama eski yanlışlar ayakbağı
– Sağlam bir özeleştiri yapmayınca kafalar karışık
– Partide görüş birliği yok
Ekonomide çözüm değil, yağma var
– Kamu bankalarının kredi politikası ANAP dönemini andırıyor
Gerilim politikası ülke birliğine zarar veriyor
Cumhuriyete karşı söylemler halkı soğutuyor
Atatürk heykellerine saldırı AKP tabanını bile endişelendiriyor

– AKP tıkandı, yeni şeyler söyleyemiyoruz …

YENİ TAKTİK

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhtarlara hitap ederken yine baltayı taşa vurdu. Hiç gereği yokken, “Bu sol zihniyet, bu komünistler, bunlar hiçbir zaman vatansever değildir, milliyetperver değildir” ifadesini kullandı. AKP “yeni ”bir şey söyleyemeyince, “eski”ye sarılmayı seçti. Erdoğan zor durumda kalınca yeni arayışlara girmiş gibi. Belli ki danışmanları(!) önüne yeni bir plan koymuş. Halkın “sağ, sol” diye bölünmesinden medet umuluyor.

“Nasıl olsa Türkiye’de sağ seçmen fazla. Bu eksende bir kamplaşma yaratırsam Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanırız” diye düşünüldüğü anlaşılıyor. Tehlikeli bir taktik. Geçmişte Gladyo kullanmıştı. Türkiye 12 Eylül’e sürüklendi.

VATANSEVERİĞE GELİNCE

Erdoğan’ın o konudaki bilgileri de yanlış. Zaman zaman şiirlerini okuduğu Nazım Hikmet bir vatanseverdir. Kurtuluş Savaşımızı onun kadar içten, duygulu ve güzel anlatan başka biri var mı?

-Sovyetler Birliği’nde Hitler saldırısını kim yenilgiye uğrattı?
-Hitler’in orduları Fransa’ya girince Fransa’yı kimler savundu?
-Japonlar Çin’e saldırısınca vatanını kim kurtardı?
-Başbakan Binali Yıldırım’ın önceki gün Vietnam’daydı. Oradaki vatanseverler kimdi?
-Venezuela. Türkiye gibi ABD saldırısı altında. Vatanlarını savunanlar da belli.

TÜRKİYE’DE FARKLI MI?

Amerikan 6. Filosu askerlerine karşı kim vatanını savundu, kim vatanını savunanlara saldırdı?
Fitne merkezi İncirlik’teki Amerikan Üssü’ne karşı yıllardır kim mücadele ediyor?
Milli bayramları kim yasaklıyor, kim kutluyor?
-Türkiye’nin milli değerlerine kim sahip çıkıyor?
-Peki Türkiye’de iktidar olmak için Amerika’da kamp kuranlar kim?
-Washington ve Brüksel 2000’li yılların başında kimi destekledi?
-ABD Büyükelçiliklerinin ve İstanbul, Adana Konsolosluklarının kimlerle irtibat kurdukları sır değil.
Türkiye’yi bölen BOP’u kim savundu, kim karşı çıktı?

Hangi birini sayalım..! Siz karar verin! Kim vatansever, kim milliyetçi? Bu konuyu fazla kaşımamak herkesin hayrına. Şimdi bugünü konuşmak lazım. (Aydınlık, 25.8.2017)
===========================================

Dostlar,

AKP ve Erdoğan tıkandı ya da
Erdoğan Partisini Tıkadı!

Teşekkürler değerli dostumuz İsmet ÖZÇELİK’e.
Çooook hoş bir gazete yazısı olmuş.
Evvvett!

  • AKP tıkandı, yeni bir şey yok!

Ancak muhalefet kesiminin hızla derlenmesi gerek..
Bu gün Çanakkale – Kocatepe’de başlayan ADALET PANELİ çok yerinde bir adım..
4 gün sürecek ve temel toplumsal sorunlar ADALET bağlamında ele alınacak uzmanlar ve toplum temsilcilerince.
Büyük ADALET YÜRÜYÜŞÜ‘nün sağladığı zemini korumak ve giderek ileriye, seçimlere taşımak gerek.

  • Motoru soğutmamak gerekiyor.

Bu gün 26 Ağustos olduğundan, ADALET PANELİ’ni Afyon’da yapmak, ilk yarım günü Büyük Taarruz‘un başlangıç gününü anmak – irdelemek ve günümüze taşımak çok uygun olurdu. Gene de katılım çok güçlü ve insanlar coşkulu, umutlu..

ATATÜRK ve BAYRAĞIMIZ dışında kurumsal hiçbir işaret yok.. Ne güzel!
CHP öncü ama geride tutuyor kurumsal kimliğini. Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun açış konuşması da çok doyurucu idi..

Adalet Panelinden umutluyuz. Toplum, sorunlarını öncüleriyle tartışacak ve çözümlerini üretecek. Bu politikaları yaşama geçirecek program temelli kadroları da doğallıkla ilk seçimde yerel – genel iktidara taşıyacak. Ardından da;

  • ”AKP Genel Başkanı – Cumhurbaşkanı Erdoğan” sorununu ”hal” edecek demokratik yollarla.. Geldikleri gibi yollayacak yani necip milletimiz!

Elbet SİYASAL ÖRGÜT – PARTİ bu süreçte vazgeçilmez..
Değişik toplum kesimleri asgari müştereklerde partileri üzerinden UZ – LA – ŞA – CAK!
Başka hiç-bir çare, umar, reçete, ilaç, merhem, kurtuluş yolu yok, yok, yok!
Aşağıdaki 3 sorunsal öne çıkıyor özellikle..

Gerilim politikası ülke birliğine zarar veriyor
Cumhuriyete karşı söylemler halkı soğutuyor
Atatürk heykellerine saldırı AKP tabanını bile endişelendiriyor

  • Asıl metal yorgunu olan Erdoğan’ın ta kendisi! Üstelik de sürmenaj derecesinde..

Ciddi bir operasyon geçirdi, bilinen birkaç süregen – ağır sağlık sorunu var. İlaçlar alıyor sürekli ve olağanüstü ağır yüklü politik arenada! Her bir şeyi kendi üstlendi, dünyada örneği bulunmaz bir TEK ADAM TOTALİTERLİĞİ kurdu ülkemizde. Bu tablo pek çok nedenle sürdürülemez.
AKP örgütünden ”metal yorgunluğu” kılıfı ile bir ”tasfiye’‘ uygulandığı tartışma dışı..
Haydi FETÖ bağlantılı olanlar üstü kapalı uzaklaştırılıyor ve sesleri de çıkamıyor; ama parti üst basamaklarında Milletvekili – Bakan – Danışmanlar – Cumhurbaşkanlığı kadrolarında FETÖ tasfiyesi yapıl(a)madıkça boşuna.. Gecikme AKP = RTE’yi bitiriyor.. Buna da çare yok..

AKP de ANAP ve daha pek çok parti gibi mezarlığına atılacak. Siyasetin şaşmaz yasası böyle..

Sevgi ve saygı ile. 26 Ağustos 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMÜN DÖNÜŞÜMSÜZ ÇIKMAZI…


SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMÜN
DÖNÜŞÜMSÜZ ÇIKMAZI…

TTB SAĞLIK BAKANLIĞI ile GÖRÜŞTÜ

TTB_logosu

Sayın Dr. Ahmet SALTIK,
Türk Tabipleri Birliği heyeti 25 Eylül 2014 tarihinde Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’nu ziyaret etmiş, o görüşmede TTB’nin Sağlıkta Dönüşüm programına ilişkin olumsuz görüşü tekrar vurgulanmıştır.Yine de; yürütülen yanlış politikaların içinde bile olsa sağlık alanında yaşanan kimi sorunların çözülebilmesinin veya hafifletilebilmesinin olanaklı olabileceği düşüncesi paylaşılmıştır. Her iki taraf bundan böyle TTB ve Bakanlık yetkililerinin düzenli olarak bir araya gelerek sağlık alanındaki sorunları değerlendirmeleri ve çözüm yollarını görüşmelerinde ortaklaşmışlardır.Bu doğrultuda; ilk görüşmeden sonra 4 görüşme daha gerçekleştirilmiştir. Görüşmelere TTB’yi temsilen Genel Sekreter Prof. Dr. Özden Şener ve hukuk bürosundan
Av. Mustafa Güler, Bakanlık’tan ise ilk görüşmeye Müsteşar Yardımcısı Dr. Ekrem Atbakan, sonraki üç görüşmeye Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Çelik katılmışlardır.
Görüşmelerde;- kamuda ve özelde çalışan bütün hekimler için fiili hizmet zammı (yıpranma payı),
– emekli hekim aylıklarının insanca geçinilebilecek bir düzeye çıkarılması,
– hekim aylıkları arasındaki uçuruma varan dengesizliğin giderilmesi,
– sağlıksız çalışma koşulları,
– şiddet ve SABİM / BİMER mekanizmaları,
– sağlık hizmetinin niteliği,
Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kaynaklı sorunlar,
– kişisel veriler ve hasta mahremiyeti,
– işçi sağlığı,
– toplumsal olaylarda gaz kullanımı,
alternatif / geleneksel tıp denilen şeyler,
– reklamlar ve tanıtım ihlalleri,
– acil servislerdeki hasta yükü,
Birinci Basamakta sevk zinciri,
– aile hekimliği sözleşmeleri,
– tıp / uzmanlık  eğitimindeki sorunlar,
tıp fakültesi öğrenci kontenjanlarının yüksekliği,
– ÖSYM, TUS ve YDUS,
– TÜSEB ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi,
– asistan kadrosu dağılımındaki dengesizlik,
– asistan hekim aylıklarının eşit ve güvenceli hale getirilmesi,
– gebe ve yeni annelerin nöbetleri,
– yabancı uyruklu asistan hekimlerin sağlık güvencesi,
– Dalında tek olan uzman hekimlerin çalışma düzeni (7/24 icap nöbeti),
– uzman kadrosunda çalışan uzman hekimlerin kadro sorunu,
– amir / yönetici baskısı ve kötü muamele,
– işyeri hekimliğindeki sorunlar,
– kurum hekimlerinin sorunları,
– muayenehane hekimlerinin sorunlarıbaşlıklarında saptamalar ve sorunlara çözüm önerileri konuşulmuştur.Bugüne dek yapılan görüşmeler olumlu bir gidiş izlemiştir.
Kesin bir kanaat açıklanabilmesi olanaklı olmamakla birlikte gelinen noktada TTB sağlık alanında yaşanan kimi sorunların çözülebileceğine / hafifletilebileceğine
ilşkin umudunu korumaktadır.

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

=============================

Dostlar,

TTB yönetimindeki meslektaşlarımızın çabalarını saygı ve şükranla karşılıyoruz..
Ancak neden kayda değer bir ilerleme olmuyor / olamıyor??
TTB yöneticileri gerçekçi olmayan istemlerde mi bulunuyorlar?
TTB yöneticileri dertlerin nasıl söyleyeceklerini mi bilmiyorlar?

Sağlık Bakanlığı yetkilileri anlama özürlü mü?
Sağlık Bakanlığı yetkililerinin elini – kolunu tutan (lar) mı var?

Neden tıkanan Sağlık Sisteminde uzlaşma ile iyileştirmeler yapılmıyor?
Bu kadrolar kime, neye hizmet ediyorlar?
Halkta hoşnutsuzluk artınca doğacak siyasal faturanın ayrımında olmadıkları düşünülebilir mi?

………………….
Sorular uzatılabilir…

Bu görüşmeler Eylül 2014’te başlatılmıştı çok yerinde olarak.
Mart 2015’teyiz. 7. ayındayız sürecin..
Yabancı asıl delilerimiz ; IMF –  DB
Yerli işbirlikçi – taşeron delilerimiz : Asıl delilerin buyruğundan ve yerli dalkavukların, pişekârların güdümünden çıkamayan AKP iktidarı..

Görüşmelerde ne kazanımlar sağlanabildi?
TTB yöneticisi meslektaşlarımızın bunları da paylaşmasını diliyoruz.
Yeni yol ve yöntemler düşünelim geldiğimiz / tıkandığımız yerde..

13 Mart sağlık çalışanları GREVİ
somut bir yanıt / tepki galiba..

*****
Korkarız bir delinin kuyuya, -çoook derinlere korkarız- attığı taşı 40 akıllı çıkaramıyor.
Sanırız bizim olayımızda 1 değil birkaç deli var..

Öyle ki; yurttaş sağlık hizmetlerinin hak eden öznesi olmaktan çıkarılarak MÜŞTERİLEŞTİRİLDİ!

Öyle ki; Devlet sağlık hizmeti yükümlüsü özne olmaktan çıkarıldı, halkının sırtında
sopalı tahsildar olarak yerli  – yabancı sermayeye kaynak aktarımına memur kılındı..

Öyle ki; kamusal sağlık hizmetinin karşılığı vergi unutturularak / iç edilerek,
PRİM = EK VERGİ soygunu – talanı dayatıldı..

Öyle ki; SGK açıkları Bütçe açığının ana kalemi oldu, dış borç ve cari açık nedenine dönüştü.

Öyle ki; AKP iktidarı ile 2002’ye göre sağlık giderleri neredeyse 10’a katlanırken,
sağlık düzeyi göstergelerimiz dünya sıralamasında yerinde saydı.. Dünyada 90. sıralarda,
34 OECD ülkesi içinde 31. sırada.. Oysa GSMH bu dönemde en çok 3 kat büyüdü..
Olağanüstü bir VERİMSİZLİK ile sağlık sektörüne GSMH’nın yaklaşık %7’sini (2014 sonunda 56 milyar Dolar; savunma giderlerinin yaklaşık 3 katı!) harcıyor ve duvara dayanmış bulunuyoruz; bu politikanın sürdürülebilirliği kalmadı!

Öyle ki; en azından çe; yrek yüzyıldır “AİLE HEKİMLİĞİ ÇAĞDIŞIDIR!” diye haykırırken, yenilerde hak verilmeye başlandı..

Öyle ki;  “GSS (Genel Sağlık Sigortası) sizin sağlığınızın değil sermayenin karının sigortasıdır!” diye feryat ederken kulaklar tıkandı, ağızlar kapandı, gözler yumuldu..

*****
Haydi bakalım.. Temizleyin pirincin taşlarını da görelim..

Çare; kökü dışarıda IMF – DB dayatmalarından sıyrılıp sermayeden yana değil
ulusal – halktan yana sağlık politikaları gütmededir..

  • Kamu öncülüğünde,

  • Koruyucu hizmet ağırlıklı ve öncelikli,

  • Piyasa – kâr odaklı olmayan, 

  • Sosyal devlet sorumluluğu taşıyan
    sağlık hizmeti sistemindedir.

Yarın, 11 Mart 2015 Çarşamba sabahı, web sitemizin manşetinde de duyurduğumuz üzere, Ulusal Kanal’da bu sorunları konuşacağız.. Sn. İsmet ÖZÇELİK ile söyleşeceğiz..

Saglik_Giderleri_ve_Ekonomik_Bunalim_Ulusal_Kanal_11.3.15

 

Sevgi ve saygıyla.
10.3.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

 

Yukarıdaki program gerçekleştirildi. Video kaydını
http://youtu.be/lNGeWe0HFy8 adresini tıklayarak izleyebilirsiniz..

Not : Bu yazının tümünü pdf olarak okumak için lütfen tıklayınız..
SAGLIKTA_DONUSUMUN_DONUSUMSUZ_CIKMAZI