Madımak ve Adalet Yürüyüşü

Madımak ve Adalet Yürüyüşü

Emre Kongar
(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

CHP’nin neredeyse Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek kadar büyük ve görkemli olan Adalet Yürüyüşü, dünya medyasında, biraz yankı yapmakla birlikte, hak ettiği yeri pek bulamadı. Oysa bu Yürüyüş, bir partinin silkinişini, bir liderin yeniden doğuşunu ve Türkiye’de kara bulutların gölgesinde kalan Demokrasinin, yeniden, geleceğimizi aydınlatan bir umut halinde ortaya çıkışını simgeliyor.
***
Büyük bölümü mülkiyetine el konularak iktidar tarafından denetlenen, geri kalanları da baskı ile denetim altına alınan “asil ve necip” medyamız da bu “Adalet Yürüyüşü”nü, ya “İstanbul Yürüyüşü” diye kamufle ederek ya da bizim vergilerimizle utanmadan beynimizi yıkamaya kalkan TRT’nin yaptığı gibi “Sözde Adalet Yürüyüşü” diye karalayarak yansıtıyor.
***
Geçen hafta sonu, Kuşadası Belediyesi, Eğitim Sen Kuşadası Şubesi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şubesi ve Alevi Kültür Derneği Kuşadası Şubesi tarafından düzenlenen MADIMAK anma etkinliklerine katıldım. Ayrıntıları ve yaptığım konuşmanın ana hatlarını www.kongar.org adresli sitemdeki “Güncel” yazımda okuyabilirsiniz. Bu anma törenlerinden algıladığım en önemli gerçek, Kılıçdaroğlu’nun Büyük Adalet Yürüyüşü ile Madımak katliamına duyulan isyanın tam bir duygu ve düşünce bütünlüğü içinde yaşanmakta oluşudur. Örneğin, Kuşadası anmalarındaki panele ve konsere katılan genç ve değerli CHP milletvekili Ali Haydar Hakverdi, doğrudan Adalet Yürüyüşü’nden yorgun argın gelmişti ve işi biter bitmez, yine yürüyüşe katılmak üzere apar topar aramızdan ayrıldı…
Panelde yaptığı konuşmada da doğrudan doğruya Adalet Yürüyüşü ile bu katliam arasındaki evrensel adalet arayışı ilişkisini kurdu. Paneli yöneten Eğitim Sen üyesi değerli öğretmen Erdal Kılınç’ın bir KHK mağduru olması ise Adalet Yürüyüşü ile Madımak Paneli arasındaki bir başka organik bağı vurguluyordu.
***
Bu vesile ile, pek çok yerel CHP örgütü gibi, Kuşadası CHP örgütünün de Adalet Yürüyüşü’ne destek verdiğini, her gün saat 18’de bir “Durma” eylemi organize ettiğini ve bunu başarıyla sürdürdüğünü öğrendim. Kuşadası’nın başarılı Belediye Başkanı Özer Kayalı kültür ve sanat etkinliklerine özel bir önem veriyor. Tam anlamıyla maddi manevi olarak desteklediği MADIMAK anma törenlerinden sonra, Ege’nin büyük müzik festivali “Kuşadası Gençlik Festivali”ni de organize etmiş. 5-9 Temmuz 2017 arasında Sevgi Plajı’nda yer alacak olan bu festival, çevrede büyük bir ilgi uyandırıyor ve Kuşadası’nın darbe yiyen dış turizmine, hiç olmazsa iç turizm açısından bir hareketlilik getiriyor.
***
Bu Büyük Adalet Yürüyüşü, Genel Başkanları Kılıçdaroğlu’nun yanındayürüyen:
Genel Merkez yöneticileri… 
Ona her aşamada destek olan milletvekilleri…
Başarılı belediye başkanları…
Seçmenleriyle birlikte gelen il ve ilçe örgütleri…
Sayesinde…
CHP içinde yeni bir umut ve yeni bir dayanışma ruhunun doğuşuna işaret ediyor!
Dilerim bu Demokrasi umudu, CHP’nin Büyük Adalet Yürüyüşü’nden tüm Türkiye’ye aynı hızla yayılır:
DİREN ADALET…
DİREN DEMOKRASİ!
===============================
Dostlar,

Bu aralar özellikle izlemek gerek Sayın Prof. Kongar hocamızı..
76’yı bulan yaşı, engin deneyimi ve birikimi, akademisyen ve siyasetçi kimliği, bürokrasiden getirdikleri.. Kolay edinilen bir konum (formasyon) değil..
Bunlara yürekliliği, Kemalist – ATATÜRKÇÜ kişiliği, demokratlığı da eklenince yazdıkları ve TELE-1’de Sn. Merdan Yanardağ ile 18 dakika programlarında söyledikleri (akşam 20:05’te) son derece ufuk açıcı ve yol gösterici oluyor..
Bu yazı da öyle..
Büyük ADALET YÜRÜYÜŞÜ, beklenen ve doğallıkla doğuracağı sarsıcı – silkeleyici sonuçlarına ek olarak, pek çok kurum ve kişinin aldığı tutum nedeniyle turnusol kağıdı işlevi de görüyor.. Siyaset bilimi açısından çok heyecan verici (!)…
İbretle izliyor ve not ediyoruz..

Büyük şair – yazar, yurtsever aydın Prof. Ataol Behramoğluna bırakalım sözü :

Sesime kulak ver gülüm
Tutsaklığa yeğdir ölüm
Nerde varsa böyle zulüm
Çaresi isyan olmuştur.

Sevgi ve saygı ile. 05Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Prof. Emre KONGAR : Böyle bir iktidar istemiyorum! (ve çağrışımlarımız)

Böyle bir iktidar istemiyorum!

Emre Kongar

Cahil bir iktidar istemiyorum          :
Çünkü cahil olduğu için “ne bilmediğini” bile bilmez.
Her konuya el atar, iç politikadan dış politikaya kadar her şeyi bozar.

Kaba bir iktidar istemiyorum                 :

İnsan ilişkilerinde kaba olduğu için, herkese kaba muamele eder.
Zarafet, nezaket, terbiye, toplumdan gittikçe dışlanır, insanların birbirleriyle etkileşimleri bozulur.

Saldırgan bir iktidar istemiyorum         :

Saldırgan olduğu için katılmadığı her fikre ihanet olarak bakar.
Hoşlanmadığı her insanı hain olarak niteler.

Yalancı bir iktidar istemiyorum         :
İç ve dış her konuda yaptığını gizleyen, halkına yalan söyleyen bir iktidar,
insanların gerçek yaşamla bağlarını koparır, herkesi hasta eder.

Şeffaflığı ve denetimi yok ettiği için demokrasiyi ortadan kaldırır.

Yağmacı bir iktidar istemiyorum      :

Çünkü yağmacılık sadece doğayı ve tarihi tahrip etmekle kalmaz…
Kentsel alanları da yaşanmaz hale getirir…
Yağmacı zenginleştiğini sanırken aslında herkes yoksullaştığı için
o da herkesle birlikte kaybeder.


Hırsız, rüşvetçi
bir iktidar istemiyorum                :

Halktan topladığı vergilerle yaptırdığı işlerden komisyon alan, kendi halkını soyanlar,
en büyük ahlaksızlardır.

Hem hırsızlık yaparlar, hem de ülkeyi yoksullaştırırlar.
Onlara “rüşvet hırsızlık değildir” diye fetva veren din adamları da en büyük ahlaksızlardır.

Ahlaksızları, ırz düşmanlarını,
çocuk tacizcilerini, koruyan bir iktidar istemiyorum      :
Kendilerinden saydığı insanların ahlaksızlıklarını ve hele çocuklara yönelik suçlarını
örtbas etmek en büyük ahlaksızlık ve suçtur.


Sürekli mağduru oynayan
ama mağrur ve mütekebbir (kibirli) davranan bir iktidar istemiyorum                :

Sanki muhalefetmiş gibi ülkedeki yanlışlardan başkalarını sorumlu tutan bir iktidar olamaz.

Sürekli olarak mağduriyetten söz eden, ama vatandaşlarına tepeden bakan ve “Ben ne yaparsam doğrudur, her yaptığımı kabul ederler” havasında olan kibirli bir iktidar demokratik olamaz.

Lideri partinin, partiyi de
devletin sahibi gören bir iktidar istemiyorum         :

Devlet ile parti ayniyeti demokrasilerde olmaz.
Devletle özdeşleştirilen partiyi tek liderin egemenliğine vermek ise doğrudan
kişisel despotizmdir.

Anayasayı tanımayan, hukuka uymayan iktidar istemiyorum                :
Anayasayı tanımayan, hiçbir yasaya uymaz.
Böyle bir toplumda hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur.

Irk, etnik kimlik, din, mezhep, inanç bağlamında siyaset yapan iktidar istemiyorum    :
Kimlik siyaseti, ayrımcılıktır, toplumu böler, insanları birbirine düşman eder.
Sonunda ülkeyi iç savaşa, bölünmeye kadar götürür.

Nefret söylemi kullanan iktidar
istemiyorum            :

Muhaliflerini belli din, mezhep veya millet kimlikleriyle suçlamak, insanların kimliklerini söylerken önüne “Affedersiniz” sözcüğü koymak doğrudan ayrımcılıktır.
Demokrasilerde yeri olamaz.

Seçmeni terörle tehdit eden ve terör artışıyla oyu yükselen iktidar istemiyorum   :
Terörü, baskısını artırmak için kullanan iktidar toplum için büyük bir tehlikedir.
Çünkü terör cinayetleri ile iktidar baskısı birbirini destekleyen bir sarmal halinde tırmanır ve toplumu çürütür.

Yargıya emir veren bir iktidar istemiyorum            :
Yargı bağımsızlığı, vatandaşların en büyük güvencesidir.
Yargı bağımsızlığı olmayan bir toplum cehennem gibidir.

Temel hak ve özgürlüklere saygısız, baskıcı bir iktidar istemiyorum      :
Çağdaş insan, özgür insandır.
Çağdaş toplum, özgür toplumdur.
İfade, basın, muhalefet özgürlüklerinin olmadığı toplumlar Ortaçağ toplumlarıdır.
Artık kimse Ortaçağ toplumunda yaşamak istemiyor.

Çağ gerisi eğitim yapan bir iktidar istemiyorum                 :
Çocuklarımız en büyük hazinemizdir.
“Biz tarım ülkesiyiz, bizden mucit çıkmaz, ara eleman yetiştiririz” diyenler ve
çocuklarımızı tarikat okullarına teslim edenler geleceğimize de ipotek koyuyorlar.

***
Hiçbir uygar ülke, hiçbir çağdaş toplum, böyle bir iktidara müstahak değildir!

====================================

Ne diyelim Dostlar,

Emre Kongar hocamız, ders verircesine, içi yanan bir aydın olarak isyanını kaleme almış..

Biz de isyan ediyoruz artık…

AKP – RTE iktidarının ülkemize dayattığı deli gömleğine daha fazla dayanamıyoruz.
Rejimin ve ülkemizin hızla normalleşmesi / normalleştirilmesi gerek..
Ne Erdoğan ne de AKP bu yönde umut işaretleri vermiyor ne yazık ki..
Bütün ulusal ve uluslararası çabalara karşın..

İster istemez, üstad Ataol BEHRAMOĞLU‘nun eşsiz dizeleri dilimizden / klavyemizden eşzamanlı olarak dökülüyor..

divider_yesil_fiyonk

 

 

YUNUS GİBİ

Kıran vurdu memleketi
Zalimler hakan olmuştur
Yedikleri yoksul eti
İçtikleri kan olmuştur.

Kula kulluk etmeyenin
Vicdanını satmayanın
Haram lokma yutmayanın
Mekânı zindan olmuştur.

Yalan dolan yazıp çizen
Kudretliye övgü düzen
Dün dinsizim diye gezen
Bugün Müslüman olmuştur.

Emeksiz zengin olanın
Kitapsız bilgin olanın
Sermayesi din olanın
Rehberi şeytan olmuştur.

Haramisi, soyguncusu
Uğursuzu, vurguncusu
Cellat ruhlusu, soysuzu
Bakan, sadrazam olmuştur.

Korkan varsa konuşmaya
Anlam yükleyip susmaya
Gerek kalmadı korkmaya
Çünkü korkulan olmuştur.

Sesime kulak ver gülüm
Tutsaklığa yeğdir ölüm
Nerde varsa böyle zulüm
Çaresi isyan olmuştur..

divider_yesil_fiyonk

 

 

Meşruluğunu yitiren ve zorbalaşan iktidarlara karşı meşru direnme hakkını kullanmak,
temel insan hak ve özgürlüklerinin başında gelmektedir..

AKP – RTE’nin Türkiye’yi ısrarla daha fazla germekten mutlaka ama mutlaka ve
acilen kaçınmasında saymakla bitmez yararlar vardır…

Lütfen artık normalleşin ve ülkeyi normalleştirin..
Yıllardır bunca uyarı yapılıyor.. ders alın, biraz kulak kabartın.. Nefsinizi gemleyin..

Siz hiç Allah’tan korkmaz mısınız???

Sevgi ve saygı ile.
03 Nisan 2016, Ankara


Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com