4 ay beklenen Trump – Erdoğan görüşmesi 20 dakika sürdü

4 ay beklenen görüşme 20 dakika sürdü… Erdoğan: Bu ziyaret tarihi dönüm noktası

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüşmek için Beyaz Saray’da.
Trump basın mensuplarına görüşme için “Uzun ve zorlu olacak” dedi.
cumhuriyet.com.tr, 16 Mayıs 2017

Göreve geldiği 20 Ocak 2017’den beri Dışişleri Bakanlığı tarafından randevu alınmaya çalışılan ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesi 20 dakika sürdü. Trump, Erdoğan’ı görüşmenin yapılacağı salonun kapısında karşıladı. Günlerdir havuz medyası görüşmede YPG terör örgütüne yapılan silah yardımı, Fethullah Gülen’in iadesi, ve Rıza Sarraf konularının ele alınacağı bir görüşme olarak duyuruyordu. Masada 4 önemli konunun gündeme geleceği iddia edilmesine karşı görüşme 20 dakika sürmüş ve iki liderden de bu konular hakkında bir açıklama gelmedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki ikili görüşme ardından iki lider, görüşmeye ilişkin basın mensuplarına açıklama yaptı. Konuşmasına Trump’a teşekkür ederek başlayan Erdoğan, “Sayın başkan değerli dostum, değerli basın mensupları sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Trump’a ve ekibine şahsım ve ekibime gösterdikleri ilgiden dolayı şahsım milletim adına Şükranlarımı iletiyorum. Sayın Trump’ı seçimlerde elde ettiği tarihi zafer için kutluyorum.

“İlişkilerimizi güçlü tutmamız, karşılıklı çıkarlarımız yanında küresel barış ve istikrar için de önemli”

Erdoğan, “Az önce ikili bir görüşme gerçekleştirdik. Köklü geçmişe dayanan ve stratejik ortaklık düzeyine erişmiş olan Türkiye ABD ilişkilerinin mevcut durumunu ele aldık. Türkiye ile ABD arasındaki bağlar, demokratik değerler ve müşterek menfaatler temelinde gelişmiştir. Aramızdaki ilişkileri güçlü tutmaz karşılıklı çıkarlarımız yanında küresel barış ve istikrar için de önemlidir” dedi.

“Ziyaretimizin tarihi bir dönüm noktası teşkil edeceğine inanıyorum”

Erdoğan, “Bölgemizin içinden geçtiği bu çalkantılı dönemde özellikle iki ülkenin göstereceği yakın işbirliği her zamankinden çok daha büyük önem kazanmıştır. Amerika ile BM, NATO ve G-20 gibi kilit kuruluşlar içinde zaten yakın işbirliği içindeyiz. Önümüzdeki süreçte bu platformlar başta olmak üzere her alanda diyalog ve dayanışmamızın daha da artırmanın kararındayız. Ziyaretimizin bu kapsamda tarihi bir dönüm noktası teşkil edeceğine inanıyorum.” diye konuştu.

“Tüm terör örgütlerine karşı müşterek bir dayanışma ortaya koymamız önemli”

Erdoğan, “Görüşmelerimizin geleceğimize yönelik çok daha büyük kazanımlar elde edeceğimize fırsat tanıyacağına inanıyorum. Ekonomi, ticaret, enerji ve savunma sanayi alanlarındaki işbirliğini artırma noktasında hemfikiriz. DEAŞ başta olmak üzere, bölgemizdeki tüm terör örgütlerine karşı müşterek bir dayanışma ortaya koymamız büyük önem ifade etmektedir. Ortak geleceğimizi tehdit eden terör örgütlerine karşı ayrım yapmadan mücadele etmekte kararlıyız” diye konuştu.

“Özellikle YPG/PYD terör örgütünün muhatap alınması kesinlikle uygun değildir”

Erdoğan, “Bölgemizin geleceğinde terör örgütlerine yer yoktur. Özellikle YPG/PYD terör örgütünün hangi ülke tarafından olursa olsun muhatap olarak alınması bu konuda küresel düzeyde verilen mutabakata kesinlikle uygun değildir” dedi.

“Bölgenin inanç ve etnik yapısını değiştirmek isteyenlere de izin vermemeliyiz”

Erdoğan, “Terör örgütlerinin faaliyetlerini bahane ederek bölgenin inanç ve etnik yapısını değiştirmek isteyenlere de izin vermemeliyiz. Suriye, Irak, Yemen ve Libya’daki kaosu fırsata çevirmek isteyenler, eninde (AS: önünde) sonunda kaybedeceklerdir. İki müttefikin dayanışma ve yakın işbirliği eli kanlı cinayet şebeklerini bertaraf etmek için kafidir” diye konuştu.

“FETÖ terör örgütü konusundaki beklentilerimizi de açıkça ifade edeceğim”

Erdoğan, “Daha önce de ifade ettiğim gibi, sayın Başkan’a 15 Temmuz darbe girişiminin faili FETO terör örgütü konusundaki beklentilerimizi de açıkça ifade edeceğim” dedi.

“Yeni ABD yönetiminin bu umutları boşa çıkarmayacağına inanıyoruz”

Erdoğan, “Suriye ve Irak’ta atabileceğimiz ortak adımları değerlendirdik. Sayın Trump’ın seçim zaferi Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede yeni beklentilerin doğmasına, umutların filizlenmesine yol açmıştır. Yeni ABD yönetiminin bu umutları boşa çıkarmayacağına inanıyoruz” dedi.

“Geçmişte yaşanan hataları telafi edecek adımların devamının geleceğini ümit ediyoruz”

Erdoğan, “Bilhassa Suriye rejiminin son kimyasal saldırısı (AS: Suriye yapmadı!) sonrası takınılan kararlı tutumu oldukça yerinde buluyoruz. Terör örgütleri ile ilkeli ve kararlı mücadele konusunda geçmişte yaşanan hataları telafi edecek adımların devamının geleceğini ümit ediyoruz” açıklamasında bulundu.

“Bölgesel istikrar ve güvenliğin temininde Türkiye – ABD işbirliği çok önemlidir”

Erdoğan, “Bölgesel istikrar ve güvenliğin temininde Türkiye – ABD işbirliği çok önemlidir.
Sayın Trump ile istişarelerimizi yoğunlaştırma, işbirliğimizi bundan sonra da kararlı bir şekilde devam ettirmenin inanıyorum ki kararlılığı içindeyiz. Bugün temelleri atılan yeni dönemin ülkelerimiz açısından hayırlara vesile olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’dan Trump’a Türkiye daveti

Erdoğan, “Sayın Başkana nazik daveti ve konukseverliği için teşekkür ediyorum. En yakın zamanda kendisini ve ailesini ülkemde ağırlamaktan memnuniyet duyacağımızı ifade etmek istiyorum.” diyerek konuşmasına son verdi.

Açıklamaların ardından Erdoğan ve Trump el sıkışarak objektiflere poz verdi.

Erdoğan’ı Washington’da protokol müdür vekili karşıladı

=================================================
Dostlar,

Konuyu sitemizin manşetinde de işledik..

Trump, Erdoğan ile lütfen görüştü..

Dün başarı dilemiştik Erdoğan’a ama bir işe yarar mı çoook kuşkuluyduk. Kısık sesle ve en alt perdeden fısıltıyı bırakıp içeride (Türkiye’de) nara attığı gibi değil ama gürleyebilir mi?
Bunu yapamazdı, nitekim yapamadı. İncirlik ve öbür ABD üslerinde sınırlama kon(a)madı.
Erdoğan, çoook hatalı Suriye politikası yüzünden başımıza pek ciddi sorunlar açtı.
“Tek adam” pozisyonunda, yarattığı sorunları çözmeye çabalıyor.. Boşuna.. Trump topu topu
20 dk zaman ayırdı havada 20 bin km yol kateden, taaa Çin’den gelen Erdoğan’a. Bu süre diplomatik ölçülerle çok kısa ve yarısı, Erdoğan İngilizce bilmediğinden çeviri ile geçti.
Kalan 10 dakikanın da yarısını Trump, yarısını Erdoğan kullanmış olsa, toplam 5 dakikada Erdoğan hangi derdini etkili bir diplomatik dille ve ustalıklı beden diliyle anlatabilir ki?
Bu konuda bir birikimi ve deneyimi de yok üstelik…

Beyaz Saray’ın kapısında nezaketen Erdoğan’ı karşılayan ABD Başkanı, yerinden 1 adım bile ileriye atmadı, Erdoğan’ın kendisine yaklaşmasını bekledi, Ceketini iliklemedi. Kapıda basına poz verdikten sonra içeri geçerken de Erdoğan’a “buyurun” deyip önden geçirmedi, arkasını döndü ve önden kendisi yürüdü… Bunlar uluslararası diplomasi dilinde etkin ve kurgulu iletilerdir. “Asrın lideri”ne körü körüne tapan milyonlarca necip milletimiz bu ayrıntıların ne denli ayrımında acaba? Yandaş – yağcı – yalaka basın, “Erdoğan, Trump ile görüştü..” diye şişirip yazıyor, sunuyor.. Doğrusu; Erdoğan, Trump ile görüşmek için ABD’ye gitti.. ABD Başkanı Trump, kendisi ile görüşmeye gelen AKP’li Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü.” olmak zorunda. Nitekim ABD ve yabancı ajanslar İngilizce olarak tümceleri böyle kurdu..

Ortak basın toplantısı olmasaydı, Erdoğan ikili görüşmede kendisine düşen 5 dakikada hangi meramını anlatmış olabilirdi ki? Zarrab’ı mı, kriminalize edilişini mi, Fetullah Gülen’i mi,
15 Temmuz’u mu, Suriye’de YPG’nin ABD tarafından silahlandırılmasını mı??….
Hangisini, hangisini?? Geçin efendim.. Kocaman bir balondur, fiyaskodur ve mizansen,
iç kamuoyunun oyalanmasıdır.

– 4 ayda bütçe 17 milyar TL açık vermiş,
– resmi işsizlik %13’e ve 4 milyona dayanmış,
– hukuk devletinin kırıntısı kalmamış,
– onbinlerce insan hapiste,
– yoksulluk %21’i geçmiş,
– enflasyon gene 2 rakamlı olmuş,
– Devletin yüksek çıkarları için ayrılan örtülü ödenek harcaması 16 Nisan deli saçması halkoylaması için Devlet kesesinden 1 milyar TL’ye yaklaşmış….
– Ülke OHAL altında inletiliyor..
– Anayasa ayaklar altında..
…………….
nasıl iteceksiniz gündem dışına bu ağır ve sürdürülemez sorunları?? Gündem birkaç gün değişsin, balık bellekli toplum unutur, başına gelenlere de tevekkül göstererek bir de şükreder!?

Önerilerimizi yineleyelim                :
– TBMM hemen toplanıp hızla ulusal – onurlu yeni politikalar belirlesin.
– Suriye ile derhal doğrudan görüşmelere başlansın..
– Geçmişin AKP – RTE hatalarının, başına buyruk, sorumsuz, uydu dış politikanın çok ağır – kanlı bedelini ödüyoruz..
– Komşu devletlerin içişlerine asla karışılmasın..
– Bıktık yorulduk artık tek adamın vahim stratejik hatalarından..
– Türkiye’yi anayasayı çiğneyerek “tek adam” değil seçilmiş Hükümet yönetsin..
– TBMM merkezi konumunu koruyup sürdürsün, süs olmasın!
– Sorunlar çoook ağır, Erdoğan’ın kişisel birikimini, deneyimini, kapasitesini çok çok aşıyor..

Erdoğan, ABD ziyaretini eli son derece zayıf olarak yaptı. Bakışları, mimikleri, beden dili ve
ses tonu zayıf ve ürkekti. Yazılı metni okudu basın önünde.

Oturtulduğu koltukların ne denli sade olduğunu fark etti mi acaba?

Mabeyin köşkünde Erdoğan ve Merkel ile ilgili görsel sonucu

Bu boşuna görüşmenin ciddi siyasal faturası olacak Türkiye’ye ve Erdoğan’a..
Hangisi daha ağır olmalı? Hangisi daha ağır olacak? Kritik soru budur.. Göreceğiz..

AKP’li Erdoğan’ın kişisel ağır hatalarının bedelini Türkiye ödemesin istiyoruz!

Erdoğan, Bu ziyaret tarihi dönüm noktası..” buyurmuş.
Belki evet ama “neyin dönüm noktası?”
Erdoğan’ın tasfiyesinin mi??

Sevgi ve saygı ile. 16 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

Yılmaz Özdil : NOBEL

NOBEL

Yılmaz Özdil

SÖZCÜ, 9 Ekim 2015

 

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi embriyoloji bölümü öğretim üyesi profesör, trenlere mescit yapılmasını istedi, Devlet Demiryolları inceledi, virajlarda kıble denk getirilemeyeceği için yapılamadı.

*
İstanbul Teknik Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin mühendislik fakültelerinde öğretim üyeliği yapan profesör, rüyasında tarikat şeyhi gördü, tarikat şeyhi “YÖK yanlış yapıyor” dedi, şeyhin rüyadaki sözlerini dilekçeye döktü, “kader dostum” diye hitap ettiği Tayyip Erdoğan’a gönderdi, Başbakanlık dilekçeyi inceledi, gereğinin yapılması için
Milli Eğitim Bakanlığı’na havale etti, Milli Eğitim Bakanlığı dilekçeyi inceledi,
gereğinin yapılması için YÖK’e havale etti.
*
Dumlupınar Üniversitesi Fen Fakültesi botanik bölümü öğretim üyesi doçent,
evini dergaha çevirdi, eşi kendisini peygamber ilan etti.
*
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Başkanı profesör, dekolte giyen kadınların tecavüzü göze alması gerektiğini söyledi, “kadının evden çıkması caiz değildir,
parfüm haramdır, kadının topuklu ayakkabı giymesi ayete aykırıdır, saç boyama caiz değildir, kadının fazla laf etmeden konuşmasında sakınca yoktur..” dedi.
*
Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü profesör,
teknoloji panelinde konuştu, İslami bisiklet üretilebileceğini izah etti.
*
Lise mezunu dolandırıcı, sahte üniversite diplomasıyla, Kastamonu Üniversitesi’nde
bilgisayar teknolojileri bölüm başkanı oldu, kimse uyanmadı, mis gibi Dekan olmak varken, profesör olarak Mustafa Kemal Üniversitesi’ne transfer olmaya kalktı, tesadüfen enselendi.
*
Yıldız Teknik Üniversitesi Tasarım Fakültesi sanat bölümü başkanı profesör,
Yahudi, Ermeni veya Rum’sanız Gezi eylemlerinde aktif rol almanızı anlayışla karşılıyorum, soyunuzu araştırın..” dedi.
*
Asrın lideri; 

“Ha nükleer santral kurmuşsun, ha evine mutfak tüpü bağlatmışsın, riski aynı..” dedi…

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), genetik laboratuvarlarında nükleer mutasyon tekniklerini kullanarak, akşamdan ıslatılmadan 37 dakikada pişen nohut icat etti.
*
TBMM’de dağıtılan imam hatip mezunlarının dergisinde… Plajlarımızdaki boğulma vakalarını önlemek için “bilimsel” öneri getirildi;

“Herhangi bir kişi denizde boğulmak üzereyken, samimi şekilde dua ederse, kurtulur..”
denildi.
*
TRT’de “bilimsel” bir program yayınlandı, CIA ve Mossad’ın cinlerle istihbarat topladığı, KGB’nin cinler sayesinde düşman denizaltılarını takip ettiği anlatıldı… NASA yetkililerinin, uzayda bozulan uyduların cinler tarafından tamir edilmesi için Türkiye’ye geldiği,
Turgut Özal aracılığıyla, Sakarya’daki bir Hoca’dan yardım istediği anlatıldı.
*
GATA Yüksek Bilim Komisyonu üyesi profesör, şizofreninin cin çarpması neticesinde meydana geldiğini, insan beynine yerleşen cinlerin şizofreniye yolaçtığını, tedavi için dini şifacılarla üfürükçülerin faydalı olabileceğini söyledi.
*
TÜBİTAK başkan yardımcılığı da yapan YÖK başkanı profesör, akademik yıl açılış konuşmasında, “domatesin içine öyle bir mekanizma yerleştirirler ki, milletimiz yok olabilir” dedi.
*
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi ortopedi bölümü öğretim üyesi profesör,
kalçaya takılan platinleri, sanayi sitesinde tornacıya yaptırdı.
*
Profesör Sağlık Bakanımız, Türkiye’deki sağlık sisteminin ABD’den daha iyi olduğunu söyledi, keneden korunmak için pantolon paçalarını çoraba sokmamızı önerdi.
*
Ve…
Fahri profesör unvanı bulunan Tayyip Erdoğan, neden zorunlu matematik dersi, zorunlu fizik dersi, zorunlu “kimya” dersi tartışılmıyor da, din dersi tartışılıyor derken…
Araştırmalarını ABD’de sürdüren Türk profesör “kimya” dalında Nobel kazandı!
*
Netice itibariyle…  (AS: Sonuç olarak)
1 Kasım, seçim değildir;
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” vizyonuyla, “ulemaya soralım” arasındaki tercihin referandumudur.

===============================

Dostlar,

Anadolu toprakları ne denli “bitek” (münbit) değil mi??
İnsanın Yılmaz Özdil‘in yazılarını her gün web sitesine koyası geliyor..

Ama Yılmaz Özdil’in de Türke yazım kurallarına uyması gerek..
Pek çok sözcüğün baş harfleri büyük yazılmak gerekirken Özdil bunu bilerek atlıyor,
kendince “tarz” ediniyor.. “yök” değil “YÖK” yazıması gerektiğini de iyi biliyor örneğin..
Dili de oldukça eski.. daha arı bir Türkçe ve Atatürk’ün DİLDEVRİMİ’ne sahip çıkın lütfen.

Örn. Netice itibariyle… (AS: Sonuç olarak).
Dayanamayarak kendi yazısı içinde geçtiği yerde ayraca (paranteze) alarak verdik…

Lütfen Sevgili Özdil..

Sevgi ve saygı ile.
09 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yılmaz Özdil : En Az 3!


EN AZ 3!

Yılmaz Özdil

 

TL’den YTL’ye geçildi, asrın lideri “paramıza itibar kazandıracağımıza dair söz vermiştik, alınterimizin semeresi ortaya çıktı” dedi.
Dolar 1.3 lira oldu.
*
YTL’den gene TL’ye geçildi, asrın lideri “Yıllar yılı paramızın değer kaybetmesinden şikayetçiydik, şimdi paramızın değer kazanmasından iftihar ediyorum.” dedi.
Dolar 1.4 lira oldu.
*
Liradan altı sıfır atıldı, asrın lideri “Paramızın değeri neredeeen nereye geldi,
eskiden tuvalete bir milyon liraya gidiliyordu, şimdi bir liraya gidiliyor, biz işte buyuz.
” dedi.
Dolar 1.5 lira oldu.
*
Jöleli “1 dolar 1 lira olacak” dedi.
Dolar 1.6 lira oldu.
*
TL’nin simgesi tanıtıldı, törende konuşan asrın lideri “Simgemizin çıpaya benzemesi,
paramızın güvenli bir liman olduğunu vurguluyor, yukarı doğru çizgileri, paramızın yükselen bir değer olduğunu sembolize ediyor, paramızın artık haysiyeti var,
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları artık cüzdanındaki parasıyla gurur duyuyor.
” dedi.
Dolar 1.7 lira oldu.
*
Merkez Bankası başkanı Erdem BaşçıTL’yi aslanlar gibi koruyacağız, dövizin belini kıracağız, dolar yıl sonunda 1.92 olacak.” dedi.
Yılsonu geldi.
Dolar 2.2 lira oldu.
*
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, “Dolarla oynayanın elleri yanacak, ellerinde patlayacak,
bu ülkenin aslanlar gibi lideri var” dedi.
Dolar 2.3 lira oldu.
*
Asrın lideri “Bakın çok açık ve net söyleyeyim, Dolara yatırım yapanlar yaya kalabilir.” dedi.
Dolar 2.4 lira oldu.
*
Asrın lideri “Sakın Dolar alarak köşeyi dönerim gibi bir yaklaşım içine girmeyin,
duvara çarparsınız.” dedi.
Dolar 2.5 lira oldu.
*
Asrın lideri, Ali Babacan ve Erdem Başçı’yla toplantı yaptıklarını belirterek
“tatlıya bağladık” dedi.
Dolar 2.6 lira oldu.
*
Asrın lideri “Bir ara Dolar kurunu dillerine dolamışlardı, şimdi bakın kurlar dengeye oturdu.” dedi.
Dolar 2.7 lira oldu.
*
Hani hep söyler ya “en az 3” diye…
Anlıyor bu işten!

==================================

Dostlar,

Yılmaz Özdil bir kez daha usta yazarlığını kanıtladı ve son derece nitelikli bir yergi (hiciv) ile ülkemizin acı durumunu sergiledi.. Ne diyeceksiniz? Biz de 24 Ocak 2015 günü,
Bay RTE Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı üzerinden faiz indirimi polemiğini başlattıktan sonra Doların yükselme eğilimi (trendi) ve bu oyunun arka yüzüne ilişkin güncellediğimiz
4 yazı yazdık bu sitede.. (http://ahmetsaltik.net/2015/03/08/29809/)

24 Ocak 2 önemli olayı çağrıştırıyor.. İlki 24 Ocak 1980 Ekonomik Bunalım Kararlarının
35. yılı.. Öteki de özellikle “Tarikat Ticaret Siyaset” adlı bu işin yolcularını çoook ürküten kitabın yazarı yiğit kalem Uğur Mumcu‘nun alçakça katlinin 22. yılı..

  • RTE’nin TCMB’na Çatmasının Arka Yüzü
    ve 
    Ülkeye Muazzam Maliyeti – 4. Günceleme..
     

    Türkiye 1923’ten bu yana hiçbir dönemde bu denli berbat yönetilmedi..
    DP Hükümetinin Başbakanı Menderes’in % 320’lik muazzam 1958 Temmuz devalüasyonu ile ülkeyi iflasa sürüklediği dönem de dahil..
    Ekonomi Profesörü Başbakan hala haka (ve de kendine!) masal anlatıyor..
    Dış dünyadaki dalgalanmalar Doları yükseltiyormuş da, pahalı / değerli Doların
    ABD ekonomisine olumsuz etkisi olacakmış da..
    – Hastalıklı,
    – aşırı borçlu,
    – sıcak para bağımlısı,
    – cari açık tutsağı..

    cılız ekonomimiz, parasının değerini koruyamıyor ne yazık ki.. Bu acı gerçekleri halka
    itiraf edecekleri yok elbette.. Ama ya bu masallarına “wishful thinking” örneği kendileri de inanmaya başladılarsa?? Vay ülkenin geleceğine..

    Türkiye korkunç biçimde tahrip edilmekte bu ehliyetsiz kadronun elinde 13 yıldır..
    İnsanımızın ahlakı ciddi ve tehlikeli boyutlarda bozuldu bu dönemde..
    Süregelen korkunç boyutlu yolsuzluklar üzerinden yozlaştırılan kitleler, şu veya bu biçimde
    belli ölçülerde nemalandırıldı, olup biteni “olağan hatta meşru” görme eşiğine taşındı!
    Dahası, bir bölüm fanatik AKP’liler ülkemizi Dar-ül Harp bölgesi gördüklerinden,
    İslami Faşist Devlet kurulana dek her türlü talanı – eylemi olağan hatta gerekli görmekteler..

    Bu ürkünç gidiş artık dayanılmaz ve sürdürülemez kerteye erişmiştir.
    Rejim, apaçık “yakın ve ciddi tehdit” altındadır..
    7 Haziran 2007’de bu siyasal kadronun mutlaka iktidardan defedilmesi gerekmektedir.

    Halkımızın – ulusumuzun sağduyusuna güvenmek istiyoruz..

    Sevgi ve saygı ile.
    17 Nisan 2015, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

Dans edeceğine bi fatiha oku…

Dans edeceğine bi fatiha oku…

portresi_kravatli


Yılmaz Özdil

Asrın lideri, kadınların protesto dansına sinirlendi,

“Bu ne biçim iştir yaa, ölüm karşısında dans etmek nedir, bunun kültürümüzdeki yeri nedir,
ateş düştüğü yeri yakar,
Özgecan’ın ailesine bir başsağlığı dile, biliyorsan bir fatiha oku..” dedi.
*
Danıştay basıldı; Mustafa Yücel Özbilgin öldürüldü, herkes Kocatepe Camisi’ne gitti,
asrın lideri cenazeye katılmak yerine, Antalya’ya Ak Gençlik Şöleni’ne gitti.
Aslında aileye başsağlığı dileseydi, biliyorsa bi fatiha okusaydı, iyiydi.
*
Aktütün basıldı; 15 şehit vardı, memleket yastaydı, cenazelerin toprağa verildiği gün,
AKP milletvekili oğluna stadyumda sünnet düğünü yaptı, AKP’nin ulaştırma bakanı kirve oldu, akp logolu pasta kesip, davul zurnalarla halay çektiler. Aslında ailelere başsağlığı dileselerdi, biliyorlarsa bi fatiha okusalardı, iyiydi.
*
Afyon’da cephanelik patladı; 25 şehit vardı, şehitler henüz morgdayken, akp’nin valisi akp’nin generaline törenle sucuk hediye etti, “hayat devam ediyor, acımız var diye ara mı verelim” dedi, akp’nin sözcüsü destekledi, “yadırganacak bir şey yok, lokum bile ikram edilir, kahkahalarla gülselerdi yadırgardım” dedi. Aslında ailelere başsağlığı dileselerdi, biliyorlarsa bi fatiha okusalardı, iyiydi.
*
(Akp milletvekili takvimde başka gün kalmamış gibi, oğluna 10 Kasım’da düğün yaptı.
“11 Kasım’da akp kongresi var, 12 Kasım’da boş düğün salonu bulamadık” dedi.
Geriye kalan 362 gün, düğün için uygun değildi demek ki…)
*
Reyhanlı havaya uçuruldu, tarihimizin en ağır terör saldırısıydı, 53 insanımız yaşamını yitirdi. O gece… Akp milletvekili oğluna düğün yaptı, TBMM başkanımız, bakara makaracı bakanımız ve anayasa mahkemesi başkanımızla birlikte 1500 davetli katıldı. Akp milletvekili duygularını twittera döktü, “yaşanan olay düğünümüzün tadını kaçırdı” diye yazdı.
Aslında ailelere başsağlığı dileseydi, biliyorsa bi fatiha okusaydı, iyiydi.
*
Soma’da tarihimizin en ağır maden katliamı yaşandı; 301 işçimiz hayatını kaybetti,
milletin ağlamaktan gözlerine kan oturmuştu, cenazeler toprağa verilirken, akp’liler
akp milletvekilinin kızının düğünündeydi, akpli çevre bakanı twitter adresinden düğünün fotoğraflarını yayınlayıp, “kadim dostumuz Muhyettin beyin mutluluğunu paylaştık” diye yazdı. Memleket karalar bağlamışken, mutluluk paylaşıyorlardı. Düğün fotoğraflarının başköşesinde -bilmiyorum mutluluk gözyaşı döktü mü- Bülent Arınç vardı. Aslında ailelere başsağlığı dileselerdi, biliyorlarsa bi fatiha okusalardı, iyiydi.
*
(Gazze’de kan gövdeyi götürürken, Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas, Türkiye’ye geldi. Adamı kolundan tutup, asrın liderinin iftarına götürdüler. Bülent Ersoy, Işın Karaca, Alişan, Ece Erken, Soner Sarıkabadayı, Metin Şentürk, Orhan Gencebay, Mustafa Sandal, Cengiz Kurtoğlu, Yavuz Bingöl, Sinan Özen, İzzet Yıldızhan’la birlikte oturttular. Gazze’de ölü sayısı iki bini geçmişken, Bülent Ersoy’la yan yana poz verdirdiler, kahkahalar eşliğinde selfie çektirdiler. Aslında adama bi başsağlığı dileselerdi, biliyorlarsa bi fatiha okusalardı, iyiydi.)
*
Askeri konvoya pusu kuruldu, 10 şehit vardı, cenazelerin toprağa verildiği gün, asrın lideri cenazelere katılmak yerine, atladı uçağa, eşini, kızlarını, damadını, Ajda Pekkan’ı, 
Sertab Erener’i, Muazzez Ersoy’u yanına aldı, Somali’ye gitti,

Burada insanlık test ediliyor, vicdanlara sesleniyorum” dedi, Ajda’yla Sertab Erener apronda “moral dansı” yaptı…

“Mini eteği giyip soyunup laik sistemin ahlaksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca bas bas bağırmayacaksın..

diyen, kanaat önderi(!) AKP türkücüsü Nihat Doğan da oradaydı.
Aslında, şehit ailelerine başsağlığı dileselerdi, biliyorlarsa bi fatiha okusalardı, iyiydi.
*
AKP türkücüsü Nihat Doğan taziyeye gidip, cenaze sahiplerini yumruklayan dünyadaki ilk ve tek kişi, asrın lideri… Kadınlara yönelik şiddetten bahsederken bile kadınlara hakaret edeceğine,
biliyorsa bi fatiha okuyup sussaydı, daha iyiydi.

=======================================

Dostlar,

Usta kalem erbabı Yılmaz Özdil gene müthiş “döktürmüş..” diyelim..
Kalemine sağlık.. Sıkı arşivci ve araştırarakie ek vererek yazıyor sağolsun..

Dün (18.12.15) günü bu sitede Bay RTE’nin bir türlü anlayamadığı “Dans ile protesto” eylemi hakkında aşağıdakleri yazmıştık (http://ahmetsaltik.net/2015/02/18/ozgecan-aslanin-katil-zanlilarindan-baba-necmettin-altindokenin-dehset-dolu-ifadesi/) :

*****

Örn. dans ederek Özgecan’ın öldürülmesini kınayan gençleri bir türlü anlayamadığını önceki gün itiraf ettikten sonra, kendi sınırlı ufuklarının çerçevesini mutlak referans alıp gençlere biliyorlarsa Fatiha okumalarını… vs. önerdi. Dans ederek protesto eylemi – acıları dışavurma yöntemi Bay RTE’ye çook yabancı anlaşılan. Recep beyin tek referansı dinsel veriler..

Oysa Dans, evrensel bir insan eylemidir, bu kadim ritüel, günümüz kitaplı dinleri çıkmadan çoook önceleri pek çok amaçla kullanılagelmiştir. İbadet için, tanrılara kurban (adak) sunarken, bağış dilerken, birşeyler isterken, öfke belirtirken.. Bay RTE’nin İHL eğitimi
dikkate alındığında, böylesi bilgileri edinemediğini anlıyor ve çaresiz hoş görüyoruz.

Ancak daha da ileri  gidip dans eden bu gençleri “lanetlemesi” pek çok bakımdan
hem hoşgörülemez hem de suçtur..

Öncelikle Türkiye’nin içine sürüklendiği şiddet ikliminin 1 numaralı sorumlusunun
kendisi olduğunu bay RTE aynaya bakarak artık görmelidir..

El insaf… “Öfke de bir hitabet yöntemidir..” sözleri kendisinindir ve öfke – nefret söylemini kamuoyu üzerinde etkili olmak adına kendisinin bilerek kullanageldiğini itiraf etmiştir.

Artık bu tür söylemlere son verilmelidir…
*****

Sevgi ve saygı ile,
19.02.2015 

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net