ALMANYA BAŞBAKANI MERKELin YURTTAŞLARINA ÇAĞRISI

ALMANYA BAŞBAKANI MERKELin YURTTAŞLARINA ÇAĞRISI : 

AİLE DIŞI TEMASI AZALTIN…

Coronavirus: Germany toughens restrictions as it enters ′decisive′ phase | News | DW | 14.10.2020https://twitter.com/i/status/1317412904011005952

Sevgili vatandaşlar,

En geç bu hafta itibariyle şunu biliyorduk:

Şu anda korona pandemisinin çok ciddi bir aşamasındayız.

Yeni enfeksiyonların sayısı her gün büyük bir hızla artıyor.

Pandemi, yarım yıldan uzun bir süre önce başlangıcından daha hızlı bir şekilde yeniden yayılıyor.

Nispeten rahat bir yaz bitti, şimdi zor aylarla karşı karşıyayız.

Önümüzdeki günlerde ve haftalarda Noel’imiz gibi kışın nasıl olacağını gösterecek, ona göre kararlar verilecek.

Hepimiz buna kendi eylemlerimizle etkide etkide, katkıda bulunuyoruz.

Bunun ne anlama geldiğine inandığımı size söyleyeyim:

  • Virüsün kontrolsüz bir şekilde yayılmamasını sağlamak için şimdi elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.

Artık her gün önemli.

Bunun için, enfeksiyon zincirini kesintiye uğratmak için, enfekte olan her kişinin irtibatta bulunduğu her bir kişiyi bildirmesi gerekir.

Sağlık yetkilileri harika şeyler yapıyor, ancak enfekte insan sayısının çok yüksek olduğu yerlerde artık yetişmeleri mümkün olamayacak.

Öyleyse sorumuz, sayıların tekrar düşmesini sağlamak için her birimiz ne yapabiliriz?

Başarının büyük payı, her birimizin sürekli olarak minimum mesafeyi korumamıza, ağız ve burun koruması kullanmamıza ve hijyen kurallarına uymamıza bağlı.

Ama şimdi daha da ileri gitmemiz gerekiyor:

Bilim insanları bize açıkça söylüyor:

Virüsün yayılması doğrudan her birimizin sahip olduğu temasların ve karşılaşmaların sayısına bağlıdır.

Artık her birimiz bir süreliğine kendi ailemiz dışındaki karşılaşmalarımızı önemli ölçüde azaltırsak, daha fazla enfeksiyona yönelik eğilim durdurulabilir ve tersine çevrilebilir.

Bugün size tam da bu şekilde hitap ediyorum:

Dışarıda veya evde çok daha az insanla buluşun.

Sizlerden rica ediyorum: Gerçekten gerekli olmayan herhangi bir seyahatten, gerçekten gerekli olmayan herhangi bir kutlamadan kaçının.

Lütfen mümkün olduğunca ikamet ettiğiniz yerde evde kalın.

Söylediklerimin sadece kulağa sert gelmekle kalmayıp, bireysel durumlarda yapmanın da zor olduğunu biliyorum.

Ancak bunu yalnızca geçici olarak yapmalıyız ve sonunda kendimiz için yapıyoruz:
Kendi sağlığımız ve bir hastalığı koruyabildiğimiz herkesin sağlığı için.

Sağlık sistemimizin tıkanmamasını, çocuk okullarımızın ve kreşlerimizin açık kalmasını sağlamak.

Ekonomimiz ve işlerimiz için.
Salgının ilk altı ayını karşılaştırmalı olarak bu kadar iyi atlatan nedenler neydi?

Birlikte hareket etmemiz ve kurallara uymamız, düşünceli ve sağduyulu olmamız.

Bu, şu anda da pandemiye karşı sahip olduğumuz en etkili çaredir.

Artık her zamankinden daha da gerekli.

Teşekkür ederim.
****
https://www.dw.com/tr/merkelden-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1-aile-d%C4%B1%C5%9F%C4%B1-temas%C4%B1-azalt%C4%B1n/a-55309521

Avusturya ADD ile webinar toplantımız

Değerli İnsanlar

19  Eylül 2020 Cumartesi günü Türkiye saatiyle 21:00’da ZOOM üzerinden Prof. Dr. Ahmet Saltık ile PANDEMİ konulu bir toplantı gerçekleştirilecek. / GERÇEKLEŞTİRİLDİ..

Tıklayınız ve izleyinz (69 dk.) :

https://youtu.be/xE4qWdV7cXg 

Ayrıntılı bilgiye www.ataturk.at sayfasından ulaşabilirsiniz.

Zoom Konferans bilgileri :  Aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklayarak katılabilirsiniz.

https://ataturk-at.zoom.us/j/81720625228

Meeting ID: 817 2062 5228
Şifre gerekmiyor. Lütfen çevrenize de duyurunuz.

Sevgilerimle
Erol Güçlü / Viyana
Avusturya ADD Kurucu Başkanı
mailto:erol@guclu.at
======================================
Dostlar,

ADD Viyana Şubesinde Haziran 2006’da, kurucu başkan Sn. Erol Güçlü‘nün çağrısıyla

  • “AB-D Emperyalizmi Türkiye’den Ne İstiyor?” 

başlıklı bir görsel konferans vermiştik.. 14,5 yıl sonra, tarihsel dersler çıkarılması ve tarihe not düşebilmek, silkinip geleceğimize el koyma amacıyla bu kapsamlı sunumu web sitemizde yayınladık..

Viyana konferansımız : BATI (AB+D) = KÜRESEL EMPERYALİZM TÜRKİYE’den NE İSTİYOR ??

Bu belgesel dosyayı çağırıp izleyebilirsiniz.

Paylaşılması ve gereği için ilgi ve bilginize sunarız..

Sevgi ve saygı ile. 01 Ekim 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi Siyaset Bilimi (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

TOPLUMSAL DAYANIŞMA VE ÖTESİ…      

TOPLUMSAL DAYANIŞMA VE ÖTESİ…      

Ertan URUNGA
Emekli Yargıç Albay
e.urunga@yahoo.com.tr
Dünyayı saran Koronavirüs salgını nedeniyle ülkemizde alınan önlemler bağlamında; 65 yaş üstü yurttaşlar için sokağa çıkma yasağı (Gönüllü Ev Hapsi), iç ve dış seyahatlerin kısıtlanması, toplumsal ve kamusal tüm etkinliklerin ileri bir tarihe ertelenmesi yanında; üstüne üstlük zaten var olan sosyal ve ekonomik krizin de giderek arttığı tarihsel bir süreçten geçiyoruz.
Ancak hemen belirtelim ki; böylesi sancılı günlerde asla umutsuzluğa kapılmadan birlik ve dayanışma içinde hareket ederek herkesin aklın ve bilimin öncülüğünde üzerine düşeni yapıp kurallara da mutlak uyması durumunda, insanlığın bugün bir Pandemiye (geniş alanlara yayılması önlenemeyen salgına) dönüşen bu küresel sorunun da üstesinden geleceği ve tüm zorluklarına karşın; yeniden sağlıklı günlere kavuşacağına inanıyoruz. İnanıyoruz çünkü, bu salgına neden olan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Yeni nCovid-9” olarak tanımlanan virüsün, insanın yaradılışından beri doğada var olan, kimi zaman savaşarak kimi zaman da barış içinde birlikte yaşadığı mikro organizmaların (virüs, bakteri, mantar) bir türü olduğu, insanları yok etmeye odaklanmış azılı bir “düşman” da sayılmadığı için, ölümlerin başat nedeni ve birincil sorumlusu olduğu da söylenemez.
Sorumlu Kim?                                                                                                                                    
Saygın bilim insanlarının açıklamalarından, ölümlere evrim geçiren ya da mutasyona (kalıtsal değişime) uğrayan bakteri ya da virüslerin değil; insanın bağışıklık sistemindeki açıkların neden olduğu ve bunların da öteden beri aşı ve ilaçlarla giderildiği bilinirken; gerekli kamusal önlemleri almayan ya da alınan önlemlerin gelir – gider dengesini bozduğu gerekçesiyle uygulamayan, virüslerin panzehiri olan aşılar üreterek kırımların önüne geçen asırlık sağlık kurumlarını kapatan sığ yönetimlerin doğrudan sorumlu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Nitekim tarihte de veba, kolera, ebola, enflüanza gibi salgın hastalıklarla karşılaşan insanlık, mikro-organizmaların biyolojik yapılarını bozan aşı ve ilaçlarla insanın bağışıklık sisteminin direncini artırarak, virüslerin ölümcül etkilerini tarihten silmeyi başarırken; bugünkü bilişim ve teknoloji çağında bir virüse teslim olup önünde diz çökmesinin kabul edilebilir hiçbir özürü / mazereti olamaz. Hele, 18 yıldan beri sağlıkta getiri – götürü hesapları üzerinden politikalar yürüten dinci ve kinci bir iktidarın!..
Umut Veren Gelişmeler
Bugün korona pandemisini sonlandırmak için büyük bir özveri ile çalışan can dostu Tıp Bilim adamları ile sağlık çalışanlarının cansiperane çabalarına, ülkemizin önde gelen Sosyal Bilimcilerinin de geçtiğimiz günlerde, devletçe alınması gereken önlemleri içeren bir çağrıda bulunarak sürece katıldıklarını, Halk Sağlığı ve Sağlık Hukuku uzmanı sayın Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın web sitesinde (www.ahmetsaltik.net) yaptığı paylaşımlardan öğreniyoruz.

Ayrıca O’nun, Sağlık Bakanlığınca oluşturulan Bilim Kurulunda yer almamasına karşın; daha sürecin başından beri bilim adamına yaraşan sorumluluk duygusu ile hareket edip sitesinde paylaştığı yazı, duyuru ve bilimsel önerileri, ayrıca çeşitli TV izlencelerinde yaptığı söyleşilerle de sürece dışarıdan katkıda bulunduğu; yine ilk günlerde yapılan günlük test sayısını yetersiz gördüğünde de daha çok test yapılması için çığlık çığlığa “Test Yapın!..” uyarıları üzerine, günlük test sayısının yetkililerce artırılmasıyla olumlu sonuçların sağlandığı görülmüştür.

Yine elektronik cihaz üretimi yapan ünlü bir şirketin çatısı altında toplanan yüzü aşkın seçkin mühendisimizin ürünü olan ve solunum zorluğu gelişen hastaların sağaltımında (tedavisinde) yaşamsal derecede önem taşıyan Mekanik Ventilator (solunum aygıtı) üretimine başlanması ve bunun gibi övülesi daha birçok olumlu gelişmelerin yaşanmasıyla, halk arasında kendiliğinden ortaya çıkan dayanışma iradesinin de şahlanarak yükselişe geçmesi, umutlarımızın pekişmesine neden olmuştur.

Sosyal bilimcilerin,Bugün tüm dünya sağlığın, eğitimin, temel ihtiyaç maddeleri üretiminin serbest piyasa süreçlerine terk edilmesinin bedelini ödüyor..savsözü ile başlayıp, 22 maddede dile getirdikleri ve bugünkü koşullarda sürdürülebilir kalkınma yerine sürdürülebilir bir yaşamı gerçekleştirmek amacını güden akılcı önerilerine biz de aynen katılıyoruz.

Ancak şu günlerde halk arasında baş gösteren geleceğe yönelik kaygıların, ileride Koronafobi paniğine dönüşmesi olasılığına karşı, son derecede önemli gördüğümüz dayanışma iradesinin kırılmaması için bunların da bir an önce yaşama geçirilmesi gerektiğine kuşku yoktur sanırız.

Sonuç  

Bu süreçte asla unutmasın ki; salgın hastalıklarla savaşın en etkili silahı, dinamik gücü F-35 savaş uçakları ya da S-400 füzeleri olmadığı gibi, devleti yönetenlerin “Hiçbir virüs, aldığımız önlemlerden daha güçlü değildir” içerkli hamasi söylemleri de değildir. Ancak bilimsel akılcılığın aydınlığında oluşan toplumsal birlik ve dayanışma iradesi ve doğal olarak bu iradenin oluşumuna hizmet eden, ileriyi gören ortak aklın ürünü olan bilimsel önlemlerdir.

Bu bağlamda, sosyal bilimcilerin ileriye yönelik ve toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla alınacak önlemler doğrultusunda hareket etmeyi, kendine görev bilen iki gözde kentimiz Ankara ve İstanbul BŞ. Belediyelerinin sağlık uzmanlarca önerilen ve salgının önlenmesine ilişkin genel önlemler dışında, süreçten etkilenip mağdur duruma düşen dar gelirli yurttaşlar için başlattığı bağış kampanyasının, halk arasında geniş bir kabul ve destek görmesi de toplumsal dayanışmanın somutlaşmış bir örneği olarak, tarihe geçecektir elbet.

NOT: Toplumsal Dayanışmaya Beklemeyen Darbe!

Değerli okurlar,

Tam da bu dizeleri (satırları) yazdığımız sırada, anılan Belediyelerce yürütülmekte olan kampanyaların İçişleri Bakanlığınca yasaklanarak, banka hesaplarının bloke edildiğini (AS: dondurulduğunu); TV’den yansıyan haberlerden esef ve şaşkınlıkla öğrenmiş bulunuyoruz. Sıcağı sıcağına belirtelim ki; Bakanlığın akıllara ziyan bu kararı, yukarıda anlatmaya çalıştığımız salgınla savaşta ortaya çıkan toplumsal birlik ve dayanışmaya vurulan acımasız bir darbe olmuştur gerçekte… İnsana, ‘bu kadarı da olmaz ki!‘ dedirten bu “hükümet tasarrufuna” karşı görüşlerimizi de affınıza sığınarak gelecek yazımıza bırakırken, herkes için sağlıklı günler ve biraz da sabır dilerim.

Esen kalınız!
=================================
Sayın Ahmet SALTIK

Koronavirüs pandemisinin ülkemizi de sarıp gündeme yerleşmesi karşında, sizin övülesi çabalarınızı ilgi ve takdirle izliyoruz. İyi ki varsınız. Emeğinize, yüreğinize sağlık! Gündemin sıcaklığı karşısında ben de daha fazla dayanamayıp aşağıda görüşünüze sunduğum yazımı sitenizde yayınlanması dileğiyle gönderiyorum. Eşimle birlikte selam eder, sağlıklı günler ve işlerinizde kolaylıklar dileriz.

Saygılarımızla…

Molekül bize ne söylüyor?

Molekül bize ne söylüyor?