Neoliberal milliyetçilik

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Konunun iktisadi göstergeler boyutuna bakacak olursak;

  • Türkiye ekonomisinin uluslararası yazında geliştirilmiş öncü kriz göstergeleri açısından kritik eşiklerin ciddi olarak aşıldığı,
  • kırılgan bir ekonomi olarak değerlendirildiği görülecektir.
  • Dış borçların milli gelire oranı;
  • cari işlemler açığının büyüklüğü ve
  • finansman kalitesinin kısa vadeye sıkışmış olan sağlıksız görünümü;
  • tasarruf – yatırım dengesizliği;
  • Merkez Bankası döviz rezervlerinin kısa vadeli dış borçlara oranı;
  • ve şirketler kesiminin dış açık pozisyonu

    gibi göstergeler bakımından Türkiye’nin dış kırılganlığı geçmiş kriz deneyimlerindeki kritik eşikleri aşmış konumdadır

    Ancak konu salt “iktisadi” göstergeler ile sınırlı kalmamış, Türkiye küresel arenada uluslararası hukuk normlarının zedelendiği; yargı–yasama–yürütme üçgeninin ciddi biçimde yara aldığı ve başta Merkez Bankası olmak üzere, birçok düzenleyici ve denetleyici kurumlarının işlevsizleştiği bir ülke olarak değerlendirilir konuma sürüklenmiştir.

  • İktisadi kriz sadece “iktisadi” göstergelerin bozulmasıyla sınırlı kalmamış,
    hukuk ve yönetim krizleriyle perçinleşmiş durumdadır. 


    Bu koşullar altında uygulanması gerekecek olan “istikrar paketi” geleneksel kemer sıkma tedbirlerinin çok üstünde, hukuk normlarının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesini başat edinecek düzenlemeleri içermek zorundadır.
    ===========================
    Dostlar,

    Olağanüstü yetkinlikte bir irdeleme değil mi Sn. Prof. Yeldan’ın yukarıda yazdıkları!?

    “KARA CUMA – 10 Ağustos 2018” den 3 gün önce yazılmış, 2 günce yayınlanmış..
    Biz sitemizde paylaşmak istemedik olumsuz çağrışımları dikkate alarak.
    Ancak artık mızrağın çuvala sığar durumu kalmadı..

    Dileyelim AKP = Erdoğan tek adam iktidarı 16 yıldır ısrarla yinelediği ciddi ve zincirleme hataların ülkeyi uçurumun eşiğine sürüklediğini, artık sürdürülmesinin hem ülke içi hem de uluslararası konjonktür bakımından hiçbir olanağının kalmadığını… artık görür ve aklını başına alır..

    Bir an önce TBMM toplanmalı ve tüm partilerin katılımıyla gerçekçi – bilimsel politikalar üretilmeli ve tüm Türkiye arkasında durmalıdır bu kararların.

Bunalım olağanüstü ağırdır ve tek başına ne AKP ne de Erdoğan’ın üstesinden gelmesi hayal bile edilemez!

En önemli nokta demokrasiye – hukuk devletine dönüş ve

  • Ar-tık, lüt-fen, HALKA KARŞI DÜRÜST DAVRANILMASI ve

  • EKONOMİK ÇÖKÜŞÜN YAKICI FATURASININ orta – alt katmanlara yüklenmemesi,

  • yoksulluğun daha da yaygınlaştırılmamasıdır ve

  • bu olgu, siyasal tercihe bağlı olarak olanaklıdır. 

Sevgi ve saygı ile. 13 Ağustos  2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Kara Cuma: ‘Kriz göz göre göre geldi’

Kara Cuma: ‘Kriz göz göre göre geldi’

Değerli site okuyucumuz,

  • Sonuç: “İşsizlik, enflasyon, eşitsizlik, küreselleşme ve bölgesel gelişmeler bir yana dursun. Türkiye ekonomisi için en büyük tehdit ahlaksızlığa kilitlenmektir.”

16.05.2018 günü sitemizde, Prof. Dr. Erinç YELDAN’ın “AHLAKSIZ BÜYÜME” başlıklı yazısını yayınlamıştık. O yazı yukarıdaki gibi bitiyordu. Tümüne bir kez daha bakmakta çoook yarar var : http://ahmetsaltik.net/2018/05/16/ahlaksiz-buyume/ 

Aşağıda, KARA CUMA – 10 Ağustos 2018 hakkında kapsamlı veriler var.

Su testisi su yolunda kırılıyor, kırıldı..
AHLAKSIZ BÜYÜME balonu patladı.
Şimdi gerçekleri halktan saklamak için hamaset ve din sömürüsü zamanı.
Milliyetçilik istismarı.. Ankara’nın tüm direklerine 1 gecede Erdoğan posteri asıldı gene.. “MİLLET BİR – HEDEF BİR” yazıyor.. Daha dün, AKP’ye oy vermeyenler terörist… idi.
Bir de sopa gerek : Ekonomik OHAL.. Savcılıklar – Emniyet devrede.. krizle ilgili söyleyip – yazacaklarınıza dikkat..Lütfen otosansür uygulayın tamam mı, başınıza / başımıza iş açmayın.

  • Oysa Rahip olayı çıkmasa idi, birkaç ay içinde gene duvara toslayacaktık kaçınılmaz biçimde.

Papaz Brunson çok işe yaradı! Zorunlu devalüasyon vahşice yapılıyor, fatura Trump’a, ABD’ye, dış güçlere, ülkemize ilan edilen (!) ekonomik savaşa bağlanmak isteniyor. 15 Temmuz da böyle kullanılmadı mı??

“Yurdum insanı” gene yutuyor ve yastık altıdaki 3-5 doları yakarken karısı içeriden feryat ediyor..

Sevgi ve saygı ile. 13 Ağustos  2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com
=================================

Kur, ekonomiye güvenin sarsılması, Erdoğan’ın ekonomik savaş söylemi, Berat Albayrak’ın tatmin edici bulunmayan konuşması ve Trump etkisiyle 6.87 TL’ye çıktı Ekonomi politikaları ve yeni sisteme duyulan güvensizlik sürerken, ABD ile büyüyen sorunlar TL’deki kan kaybını hızlandırdı. Dolar, dün de tarihi zirvesi olan 6.8703 liraya çıktı. Kurdaki günlük yükseliş % 23.3’ü bulurken yükselişte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘ekonomik savaş’ söylemi, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı ve tatmin edici bulunmayan ekonomi modeli ile son olarak akşam saatlerinden ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptırım açıklaması etkili oldu.

[Haber görseli]

Politikaların çöküşü

Ekonomistlere göre, TL’deki hızlı düşüş, iktidarın ‘yerli-milli mücadele’ söylemine karşın sadece gerilen Türkiye-ABD gerginliğinden kaynaklanmıyor. Asıl sorun uzun zamandır eleştirilen AKP’nin ekonomi politikalarının temelinde yatıyor. Siyasi krizin derinleştiğine de dikkat çeken bir ekonomist “Siyasi çözüm olmadan güven krizinin önüne geçilemez. Bu sadece ABD-Türkiye gerginliğiyle ilgili değil, hükümetin siyaset, hukuk ve demokrasi alanındaki politikalarıyla ilgili. Güveni yeniden tesis etmek için siyasilerin çıkıp piyasa gerçekleriyle yüzleşmesi gerekiyor. Bu yüzleşmenin maliyeti ise adım atılmadığı her gün daha da artıyor” dedi.

Sabah saatlerinde Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Avrupa’daki bankaların Türkiye’de maruz kaldıkları risk hakkında endişe belirttiğini ortaya koyan Financial Times haberinin ardından dolar 6.4915 ile zirve yapmıştı. Gün içinde liradaki kayıplar hızlandı. TL dün dolar karşısında 2001 başından bu yana en sert günlük düşüşünü kaydetti. Yılbaşından bu yana düşüş yüzde 82’yi bulurken, Ağustos 2017’ye göre kayıplar yüzde 94’e ulaştı. Öyle ki doların değeri bu tarihten beri neredeyse ikiye katlandı.

[Haber görseli]

 Trump fitili ateşledi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün Bayburt’ta yaptığı konuşmada Yastığının altında doları, Avro’su, altını olan varsa bunu gitsin, TL ile bankalarımızda bozdursun. Bu bize karşı ekonomik savaş ilan edenlere benim milletimin cevabı olacaktır. Beraberliğimiz batıya en büyük cevap. Ülkemize diz çöktürmek için yapmadıklarını bırakmadılar” dedi.

Erdoğan’ın konuşması öncesinde 5.90 düzeyinde olan $, konuşma sırasında 6.25’e çıktı. Berat Albayrak’ın konuşması sırasında 6.38’leri gören kur, Trump’ın Türkiye’ye yönelik olarak çelik ve alüminyumdaki gümrük vergilerinin iki katına çıkarılması için yetki verdiğini duyurması sonrası 6.8703 TLL’ye ulaştı.

Kurdaki yükselişe paralel gösterge 10 yıllık tahvilin bileşik faizi % 22.11, iki yıllık gösterge tahvilin faizi ise %24.8 ile tarihsel zirveyi gördü. Türkiye’nin beş yıllık kredi iflas takası olan CDS’leri 2009’dan bu yana en yüksek düzey olan 400 puanın üzerine çıktı. Avro 7.9947 TL, sterlin 8.9138 TL’ye yükseldi. Borsada kayıplar gün içinde %7.5’e ulaştı. Borsa İstanbul günü % 2.31 düşüşle tamamladı.

Kriz göz göre göre geldi

Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Profesör Refet Gürkaynak, kurlardaki hızlı yükselişte doğrudan Türkiye ve ABD arasındaki Rahip Brunson gerginliği ve Washington yönetiminin aldığı yaptırım kararlarının etkili olmadığını vurgulayarak;

  • “2000 yılından beri uyguladığımız ekonomi politikaları var. Böyle olacağı uzun zamandan beri belliydi. Eğer iyi iktisatçılık krizleri önceden bilmekse Türkiye’de bunu herkes söylüyordu.
  • Göz göre göre gelen bir kriz bu. Şu anki mesele durgunluğu nasıl aşacağımızla ilgili” dedi.

İktisadi sorunların temelinde bir rejim sorunu olduğunu vurgulayan Gürkaynak, ekonominin iyi idare edilemediğine dikkat çekti. Gürkaynak,

“İktisat üzerine fikir beyan eden yöneticilerin hepsi liyakatları nedeniyle oraya gelmiş değiller. Cari açık 1990’larda %3.5 iken 10’a çıktı!

  • Krizi çıkartan şey borçtur. Bu kadar borçla biz inşaat yaptık, bunun da üretim değeri olmayanı yaptık.

  • Şu anda bir kriz yaşıyoruz.

  • ‘Bizim Allahımız var’ dendiği zaman herkes burada ‘İşimiz Allaha kaldı’yı duyuyor” ifadesini kullandı.

[Haber görseli]

Kaçış yok!

Türkiye’nin ciddi iktisadi sorunları olduğunu vurgulayan Prof. Refet Gürkaynak, bunların sonucu olarak büyük bir iktisadi zorluk yaşanacağına işaret etti. Gürkaynak şöyle devam etti:

Kaçış yok, ya ödendiği için ya da ödenemediği için zorluk yaşanacak. Her zaman olduğu gibi mali piyasalarda bir ‘sonuç’ görüyoruz. Neden ise ‘iktisat politikası’.

  • Bunun arkasından yavaşlama gelecek, bazı sektörler daha hassas. Örneğin inşaat anında duruyor. Dolayısıyla ortaya çıkan işsizlik çok daha büyük olacak.
  • Türkiye halen borç almak zorunda. Onun için de bu ülkede yavaş yavaş doğru işler yapmak zorundayız.
  • Aklı başında şeyler söylemek, kavga etmemek, ardından bu ülkeye bir iktisat politikası getirmek zorundayız.”

[Haber görseli]

Büyümenin pili bitti

Avrupa Merkez Bankası’nın başta BBVA, UniCredit ve BNP Paribas olmak üzere Avrupa bankalarının Türkiye riskinden endişelendiği yönündeki haberinin ardından Yapı Kredi Bankası’nın %41’lik hissesine sahip olan İtalyan UniCredit, dün yayınladığı raporda “Türkiye’deki gelişmeleri dikkatle izliyoruz” dedi. Raporda, “Krediye dayalı büyüme modelinin pili bitiyor” denildi. Raporda, finansman maliyetlerindeki keskin artışın özel ve yabancı bankaları kredilerde yavaşlamaya gitmeye zorladığı belirtildi. Raporda, “Merkez Bankası faiz artırmakta çok geç kaldı. Makro ekonomik politikalar gevşek kalmaya ve politikacılar TCMB’nin bağımsızlığının altını oymaya devam ederse, faiz artışları yeterli olmayabilir.” denildi

Yeni bir söylem yok

BlueBay Asset Management stratejisti Tim Ash, “Albayrak’ın açıklamalarında yeni bir söylem yok. Erdoğan’ın açıklamaları ise milliyetçiliği daha da öne çıkaran bir ajanda üzerine kurulmuş” dedi. Ash, açıklanan yeni ekonomi modelinde hiçbir verinin yer almamasının şaşırtıcı olduğuna dikkat çekti.

Dakikada bir tabela değişti

İstanbul’da ayaklı borsa diye tabir edilen Tahtakale’de altın ve döviz bürolarındaki hareketlilik saniyede değişiyor. Doların yükselişe geçtiği saatlerde döviz büroları tıklım tıklım oluyor. Ellerinde deste deste dolarla kapılarda bekleyen yurttaşlar, döviz yükselince para bozduruyor. Yaşanan durum nedeniyle esnaf da dert yanıyor. Altın fiyatlarının da yükselmesi ile birlikte yurttaşların altın bürolarına akın ettiğini belirten esnaf, ellerinde para olmadığı için altınları bozamadıklarını söylüyor. (Cumhuriyet internet, 11.08.2018)

Kılıçdaroğlu’ndan döviz krizi için 13 maddelik öneri

Kılıçdaroğlu’ndan döviz krizi açıklaması

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu yaşanan döviz kriziyle ilgili açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, iktidara ekonomiyle ilgili 13 maddelik öneride bulundu. (11 Ağustos 2018)
(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Kılıçdaroğlu, düzenlediği “ekonomi” konulu basın toplantısında, Türkiye’nin, tarihinin en önemli dönemlerinden birini yaşadığını, derin bir ekonomik, siyasal sorunla karşı karşıya olduğunu söyleyerek, yaşanan sorunun siyasetçilerin yanı sıra işçinin, memurun, emeklinin, sanayicinin, esnafın gündeminde olduğunu belirtti.

Sorunun büyüklüğünün, bunu “halının altına süpürme lüksü”nün olmadığını gösterdiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Hep birlikte bu sorunu aşmak için çaba göstermek zorundayız. Bunun birinci yolu kararlı, sabırlı ve tutarlı bir politikayla yola devam etmektir. Neyi, nasıl yapacağınızı çok iyi bileceksiniz. Eğer neyi, nasıl yapacağınızı bilmeden, öngörmeden, planlamadan yola çıkarsanız bu krizi aşamazsınız. Krizi aşmak, sağlıklı bir süreci yaşama geçirmek için ilk yapılması gereken iş, sorunu yaşayanlarla bir araya gelmektir” dedi.

Kılıçdaroğlu, eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in Ekonomik ve Sosyal Konseyi kurduğunu, konseyin Anayasa’ya girdiğini hatırlatarak, “3 ayda bir toplanması, bütün sosyal tarafların olması gerekiyor. Ekonomik ve sosyal olayların görüşülüp, tartışılıp çözüme bağlandığı bir ortam olarak değerlendiriliyor. Ülkeyi yönetenlerin ilk yapması gereken iş hızla Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplamaktır. Ekonomik ve Sosyal Konseyin toplandığı tarih en son 5 Şubat 2009. Ülkeyi yönetenler buna düşünmemiş, buna gerek duymamış olabilir.” dedi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu‘nun “13 madde bize göre çok önemli” diyerek açıkladığı öneriler şöyle:

  1. madde: Devlette liyakat yoksa devlette çürüme vardır. Yapılması gereken en önemli işlerden birisi devlette liyakat sisteminin yeniden inşa edilmesidir.

2. madde hukukun üstünlüğü ve güvenliğidir. Milletvekillerinin öğrencilerin hapiste olduğu bir ülkede ‘yabancılar gelsin yatırım yapsın’ diye beklerseniz hayal ortamında yaşarsınız.

3. madde Merkez Bankası’nın bağımsızlığıdır. Bugün merkez Bankalarıyla ilgilenen dünyadaki bütün çevreler Türkiye’deki Merkez Bankası’nın bağımsız olmadığına inanıyorlar. Siyasi otorite yüzünden bağımsız karar alamıyor. Eğer bu güvenceyi verirseniz farklı bir merkez bankası profili ortaya çıkar. Ülkeyi yönetenlerin 3. maddesi bu.”

4. madde sıcak para yönetimi. Akılcı bir sıcak para yönetimine geçmek gerekiyor. Dolar kurundaki her on kuruşluk artışın bize maliyeti 22 milyar lira. Yılbaşından bu yana dolar kurunun yükseliş maliyeti 580 milyar lira.

5. madde: Dolar esas alınarak ihaleler yapılıyor yani dolar baş tacı ediliyor bu politikadan vazgeçilmeli. Dolar esas alınarak hızla TL’ye dönüştürülmeli eğer TL’ye güveniyorsanız ‘TL bizim paramız’ diyorsanız hızla ihaleleri Türk Lirasına dönüştürün. Dolara endeksli geçiş ücretleri var. Bunların da tümüyle TL’ye dönüştürülmesi gerekiyor. Bunu yapmanın mevcut yönetim tarafından zor olduğunu biliyorum”

6. madde: Kamu İhale Yasasının mutlaka değişmesi gerekiyor. Yolsuzluğun temel kaynağı budur. 16 yılda tam 186 kez ihale mevzuatı değişti

7. madde: Hepimiz vergi ödüyoruz çocuk doğduğu andan başlayarak vergi ödüyor. Vergilerin nereye ödendiğini denetleyen Sayıştay uluslararası standartlarına dönmeli. Sayıştay’ın şu anda denetim yapacağı alanlar kısıtlı, eli kolu bağlı durumda.”

8. madde: Bütçe dışı uygulamalar. Kim bütçenin dışında fonlar oluşturdu? TOKİ vb. yapıların hepsinin kaldırılması gerek. Bütçe disiplinin bu bağlamda sağlanması gerek.”

9. madde: Dış politika bugün izlenen politikanın 180 derece değişmesi gerek. Dış politikada hamaset söylemlerine, dost söylemlerine yer yoktur. Her ülke kendi çıkarları için söylem oluşturur. Güçlü bir ekonomi oluşturamazsanız başka ülkelerin sömürdüğü ülkeler durumuna gelirsiniz. Türkiye’nin bugün geldiği nokta bu. Trump bir tweet atıyor, Türkiye’de $ yükseliyor. Neden böyle oluyor? Güçlü bir ekonomi olmadığı için. Trump’ın attığı her tweet Türk halkının onurunu zedeliyor. Asla kabul etmiyoruz. Bu konuda Türkiye’de bir görüş birliğinin sağlanması çok önemli. Eğer iç politikayı, dış politikanın malzemesi haline getirseniz güçlü kalamazsınız.”

10. madde: Kontrolsüz borçlanma. Bunun için bir anayasal kural getirmek gerekiyor. Herkes gönlünce borçlanamaz. Çocuklarımızı, torunlarımızı borç altında bırakamayız. Bunun sınırları ve kurallarının olması gerek. TBMM’ye hesabı verilmeli. Bu borçları kim ödeyecek? Bu borcu 80 milyon ödeyecekse hepimizin soru sorma hakkımız var.”

“11. madde: Fakirin, fukaranın sırtına yıkılan bir vergi politikası var. Türkiye’nin bunu düzeltmesi gerek. Vergi cennetlerinde dolarları olanlar var. Bu dolarları olanlar Türkiye’ye getirdiğinde vergi ödemiyorlar. Yoksul ekmek alırken, su içerken vergi ödüyor. Milyarlarca dolarla uğraşanlar vergi ödemiyor. Bunu engellemek için 2006 yılında Parlamento üstüne düşeni yapmış. ‘Dolarlar ülkeye gelirse %30 vergi alacağım’ demiş. Bu kararname 2006 yılından beri çıkmıyor. Biz bu kararnamenin hızla çıkmasını istiyoruz. O vergi cennetleri nereler, herkes biliyor.”

12. madde: Üretimi önceleyen politikaya gerek var. Bir ülke üretirse güçlü olur.

13. madde: İsraf ekonomimizi hepiniz görüyorsunuz. Lüks arabalardan geçilmiyor. Tasarruf yapacağız diyorsanız kamudaki araba saltanatına son verin. Kiralık binalarda oturuyorlar. Neden? Eskiden bakanlıklarda otururlardı. Beğenmiyorlar.

“Saydığım 13 madde bize göre çok önemli. Bir bölümü derhal yapılabilir bir bölümü orta vadede (AS: erimde). Bir bölümünün sonuçları uzun sürede çıkabilir. Hem yasaların hem uygulamanın gelişmesi gerekiyor. Yasama ve yürütmenin bunu el ele vererek yapması gerekiyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi, Sayıştay’ın güçlenmesi pek çok yasal düzenlemeye her türlü desteği vereceğiz ve izlemcisi olacağız. Hükümet yok. Artık bakanlar kurulu yok. Yasa tekliflerini milletvekilleri verecek. Bu tekliflerin krizden çıkma yolunda bir uzlaşmayla parlamentoda görüşülmesi bizim en büyük arzumuz. Her türlü katkıyı veririz.”

  • Bir kişinin egosuna ülke teslim edilemez.
  • Parlamentoda üzerimize düşeni yapacağız.
  • Ülkeyi yönetenlerin hızla karar alması gerek..

==================================================
Dostlar,

AKP = ERDOĞAN, “1 $ = 6,5 TL” İKEN BİLE NEDEN HALA ULUSAL BİRLİĞE SARILMIYOR?

Anamuhalefet partisi CHP’nin “Kara Cuma” nın ertesi günü (11.08.2018), gecikmeksizin, İstanbul’da 13 önemli öneri sunması değerlidir, anlamlıdır.

10 Ağustos Sevr Anlaşması‘nın (1920) 98. yıldönümüdür.
Bu rezil Anlaşma, 23 Nisan 1920’de Ankara’da Mustafa Kemal Paşa‘nın çağrısı ve büyük çabaları ile toplanan 1. Meclis (BMM) tarafından “vatana ihanet” belgesi sayılarak reddedilmiştir. Bu Anlaşmaya imza koyan son Osmanlı Padişahı 6. M. Vahdettin ve damadı… vatan haini ilan edilmiştir. Kurtuluş Savaşımız bu temelde azimle kurgulanmış, yürütülmüş ve başarılmıştır.

Lozan Barış Anlaşması ile Sevr tarihin çöplüğüne atılmış ancak Batılı emperyalistlerin kursağında ukde olarak kalmıştır. Bunu her fırsatta yazıp söylemişlerdir ve halen de işlemektedirler.

Paranoya denilmesin lütfen, siyasal tarihte – uluslararası ilişkilerde hiçbir şey rastlantı değildir; Türkiye’de yürütülen ekonomik ağırlıklı çok yönlü operasyonun dün, 10 Ağustos 2018 günü, Sevr’in 98. yılına dek düşmesi basit bir örtüşme (tesadüf) değildir…

Emperyalizm gene işbirlikçiler bulabilmekte, tersinden söylersek işbirlikçiler gene emperyalizmin uşaklığını sürdürmektedirler.
*****

Rize’de söylenenler son derece ilginçtir. Kılıçdaroğlu’na “… avcunu yalarsın.. ” denmektedir. Olanaklı en kısa sürede bu kez AKP sözcüsü devreye girmekte, Anamuhalefet liderine pekiştirme dozu ile saldırmaktadır. Bu patolojik – kör takıntı nasıl açıklanabilir? Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük kategorik bir saplantılı düşmanlık niyedir ki?

Sırası ve zamanı mıdır ayrıca?
Eğer ülkemiz “belirttiğiniz üzre” küresel bir saldırı karşısında ise içeride safları bir etmek kaçınılmaz değil midir? Burnunuzun dikine dikine gitmeniz, kör inadınızı sürdürmeniz nelere dayandırılabilir?
Yangını söndürmek için eylem planınızda ele gelir ne öneri var? Damat bey dün buram buram terlerken hangi somut çözüm önerisi üretebildi?
Oysa CHP’nin 13 önerisi, ülkenin seçkin uzmanlarının emeği ile hazırlanmıştır.
****

AKP = RTE’ye çağrı              :

Madem 15 Temmuz benzeri bir ekonomik saldırı var, üstelik AKP’nin başı aynı zamanda Cumhur’un da başı; o halde ULUSAL BİRLİK ÇAĞRISI dışında seçenek yoktur!

Eğer bunu yapmayarak hala ayrıştırıcı – ötekileştirici, kin – nefret tabanlı söylem içinde iseniz; bu tutumunuz net bir turnusol kağıdıdır ve politik psikoloji açısından yaşanan yangını sizin gerçekte ciddiye almadığınız hatta kurgulayıcılarından olabileceğinize ilişkin net bir turnusol kağıdıdır.

Daha açık mı yazalım : Günlerdir yazıyoruz..

  • KURGULU DEVALÜASYON!
  • Batı’yı rant ile besleme misyonuna devam iktidarda kalabilmek ve yolsuzlukları örtmek için..

Anamuhalefet – Muhalefet bu gerçekleri de dile getirmelidir; ortak söylem geliştirmelidir.

Erdoğan’a şu sorulmalıdır    :

  • Garip – gurebanın yastık altındaki kara gün dostu birikimini kumar masasına çağırarak hamaset yapıyorsun da, 15 yılda yarattığın en az 15 yandaş, resmi Dolar milyarderinden, yurt dışına kaçırılan servetlerin yurda getirilmesinden.. neden söz etmiyorsun? Örneğin 1942’de İnönü’nün koymak zorunda kaldığı Servet / Varlık vergisi neden aklına gelmiyor? Şirketlerin borçları yeniden yapılandırılıyor da, Anonim şirket gibi yönetmek istediğiniz Türkiye’nin çevrilemeyen yarım trilyon doları aşkın borcu neden yeniden vadelendirilmesin? Finans-kapital izin vermiyor mu buna?

Kurtuluş Savaşında bile Sakarya savaşı hazırlığı için Tekalif-i Milliye Yasası çıkarıldığında (1921), yurttaştan “ödünç” istenmişti.  Halktan bozdurması istenen döviz – altın vb. için belli süre sonra -“kriz” aşıldıktan sonra- faiziyle ve aynen iade güvencesi neden vermiyorsunuz? TL’ye dönüştürsün, kalıcı olarak yoksullaşşsın ve yarattığınız bunalımı omuzlasınlar öyle mi? Bu da AKP dinciliğinin, oy depolarına ve Müslüman din kardeşlerine dönük adalet anlayışı olmalı! Yurdum insanı uyanır mı acaba??
****

  • Bunca sefilliğe çözüm önermekten aciz kaldığımızı itiraf ediyor; pisliği teşhir ediyoruz.

Bunca ağır – kahredici yıkımda bile ulusal birlik dışlanıyorsa 2 seçenek var :

1. Ya olup bitenin gerçekten ayırdında değilsiniz, realiteden koptunuz;

2. Ya da kurgulayan aktörlerdensiniz ki serinkanlı gözüküyor, (!?) “meydan okuma” rolü (!) oynuyorsunuz hala..

Ancak her ikisi de Türkiye için felaket… Biri “40 satır”, öbürü “40 katır”.. Ya siz oyuncular??

TEK ADAM rejimi, Türkiye’de “İslamcıların iktidar hırsı ve Cumhuriyet düşmanlığı” körüklenerek işte tam de “bu günler” için kuruldu ve model acımasızca işletiliyor..

Herkes aklını başına alsın.. “ABD’nin istekleri bir sömürge ülkesine gibi..” vb. yönlendirici yorumlara aldanıp “2 yanlı senaryo”yu görmezden gelmesinler..

Gene de ekleyelim :

  • TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Meclisi olağanüstü toplantıya çağırmalıdır genel görüşme için (Anayasa md. 93). Yeryüzünde parası = saygınlığı = geleceği ile böylesine acımasızca oynanan bir başka ülke yoktur! AKP = Erdoğan bu yıkımdan 1. derece sorumludur ve TBMM böylesi zamanlarda ülkeye kol kanat germeyip ne zaman işe yarayacaktır? Tatilin sırası mıdır? Muhalefet de bu isteği yükseltmelidir, 120 vekil (1/5) ile çağrı yapmalıdır (Anayasa md.93).. Ve genel görüşme bitmeden tatile dönülmemelidir.. 600 vekile onca aylığı – yolluğu niye ödüyoruz? TBMM toplansın ve muhalefetin “genel görüşme” istemi AKP – MHP blokunca reddedilsin.. Halka teşhir edilsin bu tutum.. TBMM süs ve TEK ADAM post-modern sultan!

Çare;

  • Halka bu çıplak gerçekleri anlatarak örgütlemekte.. Düzen partileri ne denli yapabilir? Koşulların zorlaması ve başka çareleri kalmadığı ölçüde, gıdım gıdım belki..Yaşayacak ve göreceğiz; insanlık onuru, ne denli ağır bedeller ödese de, gene kazanacak.

Sevgi ve saygı ile. 11 Ağustos 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com