Kara Cuma: ‘Kriz göz göre göre geldi’

Kara Cuma: ‘Kriz göz göre göre geldi’

Değerli site okuyucumuz,

  • Sonuç: “İşsizlik, enflasyon, eşitsizlik, küreselleşme ve bölgesel gelişmeler bir yana dursun. Türkiye ekonomisi için en büyük tehdit ahlaksızlığa kilitlenmektir.”

16.05.2018 günü sitemizde, Prof. Dr. Erinç YELDAN’ın “AHLAKSIZ BÜYÜME” başlıklı yazısını yayınlamıştık. O yazı yukarıdaki gibi bitiyordu. Tümüne bir kez daha bakmakta çoook yarar var : http://ahmetsaltik.net/2018/05/16/ahlaksiz-buyume/ 

Aşağıda, KARA CUMA – 10 Ağustos 2018 hakkında kapsamlı veriler var.

Su testisi su yolunda kırılıyor, kırıldı..
AHLAKSIZ BÜYÜME balonu patladı.
Şimdi gerçekleri halktan saklamak için hamaset ve din sömürüsü zamanı.
Milliyetçilik istismarı.. Ankara’nın tüm direklerine 1 gecede Erdoğan posteri asıldı gene.. “MİLLET BİR – HEDEF BİR” yazıyor.. Daha dün, AKP’ye oy vermeyenler terörist… idi.
Bir de sopa gerek : Ekonomik OHAL.. Savcılıklar – Emniyet devrede.. krizle ilgili söyleyip – yazacaklarınıza dikkat..Lütfen otosansür uygulayın tamam mı, başınıza / başımıza iş açmayın.

  • Oysa Rahip olayı çıkmasa idi, birkaç ay içinde gene duvara toslayacaktık kaçınılmaz biçimde.

Papaz Brunson çok işe yaradı! Zorunlu devalüasyon vahşice yapılıyor, fatura Trump’a, ABD’ye, dış güçlere, ülkemize ilan edilen (!) ekonomik savaşa bağlanmak isteniyor. 15 Temmuz da böyle kullanılmadı mı??

“Yurdum insanı” gene yutuyor ve yastık altıdaki 3-5 doları yakarken karısı içeriden feryat ediyor..

Sevgi ve saygı ile. 13 Ağustos  2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com
=================================

Kur, ekonomiye güvenin sarsılması, Erdoğan’ın ekonomik savaş söylemi, Berat Albayrak’ın tatmin edici bulunmayan konuşması ve Trump etkisiyle 6.87 TL’ye çıktı Ekonomi politikaları ve yeni sisteme duyulan güvensizlik sürerken, ABD ile büyüyen sorunlar TL’deki kan kaybını hızlandırdı. Dolar, dün de tarihi zirvesi olan 6.8703 liraya çıktı. Kurdaki günlük yükseliş % 23.3’ü bulurken yükselişte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘ekonomik savaş’ söylemi, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı ve tatmin edici bulunmayan ekonomi modeli ile son olarak akşam saatlerinden ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptırım açıklaması etkili oldu.

[Haber görseli]

Politikaların çöküşü

Ekonomistlere göre, TL’deki hızlı düşüş, iktidarın ‘yerli-milli mücadele’ söylemine karşın sadece gerilen Türkiye-ABD gerginliğinden kaynaklanmıyor. Asıl sorun uzun zamandır eleştirilen AKP’nin ekonomi politikalarının temelinde yatıyor. Siyasi krizin derinleştiğine de dikkat çeken bir ekonomist “Siyasi çözüm olmadan güven krizinin önüne geçilemez. Bu sadece ABD-Türkiye gerginliğiyle ilgili değil, hükümetin siyaset, hukuk ve demokrasi alanındaki politikalarıyla ilgili. Güveni yeniden tesis etmek için siyasilerin çıkıp piyasa gerçekleriyle yüzleşmesi gerekiyor. Bu yüzleşmenin maliyeti ise adım atılmadığı her gün daha da artıyor” dedi.

Sabah saatlerinde Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Avrupa’daki bankaların Türkiye’de maruz kaldıkları risk hakkında endişe belirttiğini ortaya koyan Financial Times haberinin ardından dolar 6.4915 ile zirve yapmıştı. Gün içinde liradaki kayıplar hızlandı. TL dün dolar karşısında 2001 başından bu yana en sert günlük düşüşünü kaydetti. Yılbaşından bu yana düşüş yüzde 82’yi bulurken, Ağustos 2017’ye göre kayıplar yüzde 94’e ulaştı. Öyle ki doların değeri bu tarihten beri neredeyse ikiye katlandı.

[Haber görseli]

 Trump fitili ateşledi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün Bayburt’ta yaptığı konuşmada Yastığının altında doları, Avro’su, altını olan varsa bunu gitsin, TL ile bankalarımızda bozdursun. Bu bize karşı ekonomik savaş ilan edenlere benim milletimin cevabı olacaktır. Beraberliğimiz batıya en büyük cevap. Ülkemize diz çöktürmek için yapmadıklarını bırakmadılar” dedi.

Erdoğan’ın konuşması öncesinde 5.90 düzeyinde olan $, konuşma sırasında 6.25’e çıktı. Berat Albayrak’ın konuşması sırasında 6.38’leri gören kur, Trump’ın Türkiye’ye yönelik olarak çelik ve alüminyumdaki gümrük vergilerinin iki katına çıkarılması için yetki verdiğini duyurması sonrası 6.8703 TLL’ye ulaştı.

Kurdaki yükselişe paralel gösterge 10 yıllık tahvilin bileşik faizi % 22.11, iki yıllık gösterge tahvilin faizi ise %24.8 ile tarihsel zirveyi gördü. Türkiye’nin beş yıllık kredi iflas takası olan CDS’leri 2009’dan bu yana en yüksek düzey olan 400 puanın üzerine çıktı. Avro 7.9947 TL, sterlin 8.9138 TL’ye yükseldi. Borsada kayıplar gün içinde %7.5’e ulaştı. Borsa İstanbul günü % 2.31 düşüşle tamamladı.

Kriz göz göre göre geldi

Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Profesör Refet Gürkaynak, kurlardaki hızlı yükselişte doğrudan Türkiye ve ABD arasındaki Rahip Brunson gerginliği ve Washington yönetiminin aldığı yaptırım kararlarının etkili olmadığını vurgulayarak;

  • “2000 yılından beri uyguladığımız ekonomi politikaları var. Böyle olacağı uzun zamandan beri belliydi. Eğer iyi iktisatçılık krizleri önceden bilmekse Türkiye’de bunu herkes söylüyordu.
  • Göz göre göre gelen bir kriz bu. Şu anki mesele durgunluğu nasıl aşacağımızla ilgili” dedi.

İktisadi sorunların temelinde bir rejim sorunu olduğunu vurgulayan Gürkaynak, ekonominin iyi idare edilemediğine dikkat çekti. Gürkaynak,

“İktisat üzerine fikir beyan eden yöneticilerin hepsi liyakatları nedeniyle oraya gelmiş değiller. Cari açık 1990’larda %3.5 iken 10’a çıktı!

  • Krizi çıkartan şey borçtur. Bu kadar borçla biz inşaat yaptık, bunun da üretim değeri olmayanı yaptık.

  • Şu anda bir kriz yaşıyoruz.

  • ‘Bizim Allahımız var’ dendiği zaman herkes burada ‘İşimiz Allaha kaldı’yı duyuyor” ifadesini kullandı.

[Haber görseli]

Kaçış yok!

Türkiye’nin ciddi iktisadi sorunları olduğunu vurgulayan Prof. Refet Gürkaynak, bunların sonucu olarak büyük bir iktisadi zorluk yaşanacağına işaret etti. Gürkaynak şöyle devam etti:

Kaçış yok, ya ödendiği için ya da ödenemediği için zorluk yaşanacak. Her zaman olduğu gibi mali piyasalarda bir ‘sonuç’ görüyoruz. Neden ise ‘iktisat politikası’.

  • Bunun arkasından yavaşlama gelecek, bazı sektörler daha hassas. Örneğin inşaat anında duruyor. Dolayısıyla ortaya çıkan işsizlik çok daha büyük olacak.
  • Türkiye halen borç almak zorunda. Onun için de bu ülkede yavaş yavaş doğru işler yapmak zorundayız.
  • Aklı başında şeyler söylemek, kavga etmemek, ardından bu ülkeye bir iktisat politikası getirmek zorundayız.”

[Haber görseli]

Büyümenin pili bitti

Avrupa Merkez Bankası’nın başta BBVA, UniCredit ve BNP Paribas olmak üzere Avrupa bankalarının Türkiye riskinden endişelendiği yönündeki haberinin ardından Yapı Kredi Bankası’nın %41’lik hissesine sahip olan İtalyan UniCredit, dün yayınladığı raporda “Türkiye’deki gelişmeleri dikkatle izliyoruz” dedi. Raporda, “Krediye dayalı büyüme modelinin pili bitiyor” denildi. Raporda, finansman maliyetlerindeki keskin artışın özel ve yabancı bankaları kredilerde yavaşlamaya gitmeye zorladığı belirtildi. Raporda, “Merkez Bankası faiz artırmakta çok geç kaldı. Makro ekonomik politikalar gevşek kalmaya ve politikacılar TCMB’nin bağımsızlığının altını oymaya devam ederse, faiz artışları yeterli olmayabilir.” denildi

Yeni bir söylem yok

BlueBay Asset Management stratejisti Tim Ash, “Albayrak’ın açıklamalarında yeni bir söylem yok. Erdoğan’ın açıklamaları ise milliyetçiliği daha da öne çıkaran bir ajanda üzerine kurulmuş” dedi. Ash, açıklanan yeni ekonomi modelinde hiçbir verinin yer almamasının şaşırtıcı olduğuna dikkat çekti.

Dakikada bir tabela değişti

İstanbul’da ayaklı borsa diye tabir edilen Tahtakale’de altın ve döviz bürolarındaki hareketlilik saniyede değişiyor. Doların yükselişe geçtiği saatlerde döviz büroları tıklım tıklım oluyor. Ellerinde deste deste dolarla kapılarda bekleyen yurttaşlar, döviz yükselince para bozduruyor. Yaşanan durum nedeniyle esnaf da dert yanıyor. Altın fiyatlarının da yükselmesi ile birlikte yurttaşların altın bürolarına akın ettiğini belirten esnaf, ellerinde para olmadığı için altınları bozamadıklarını söylüyor. (Cumhuriyet internet, 11.08.2018)

‘Ahlaksız Büyüme’

‘Ahlaksız Büyüme’

Erinç Yeldan
Cumhuriyet
, 16.5.18
Bu satırlarda sıkça dile getirdiğimiz bir gözlem var:
  • “Türkiye ekonomisi yurt dışından sermaye girişleri sağlandığında büyüyebilen; ancak sermaye girişleri yavaşladığında durağanlaşan, hatta krize sürüklenen, kırılgan bir ekonomi konumundadır.
Bu tespit, 1980’lerden bu yana pekiştirilerek sürdürülen neoliberal politikaların ve Türkiye ekonomisinin giderek yoğunlaşan dışa bağımlılığının doğal bir sonucudur…”
ODTÜ Bilim ve Teknoloji Politikası Çalışmaları bölümü öğretim üyesi, Doç Dr. Semih Akçomak, Efil Kitabevi’nce yayınlanan Ahlaksız Büyüme adlı kitabı ile bu yorumlarımıza yepyeni bir boyut getirdi. Semih Hoca’nın ülkemizin gündemine tam olarak oturduğuna inandığım bu ilginç ve sürükleyici kitabını, gene kendisinin İktisat ve Toplum dergisinin Eylül 2017 sayısındaki yazısından yararlanarak sizlere tanıtmak arzusundayım.
Semih Hoca önce uyarıyor : “Ekonomimiz büyüdü; ahlaksızca; ve bir ahlaksız büyüme sürecinden diğerine sürüklenirken hepimizi bir kara delik misali içine çekerek. Ahlaksız büyüme kimimize erzak torbası, kimimize iş, kimimize maaş zammı, kimimize kömür yardımı, kimimize faiz rantı, kimimize arsa rantı, kimimize de sattığımız oylarımız karşılığı aldığımız para olarak döndü. Bu nedenle ahlaksız büyümeye göz yumduk toplum olarak…”
Gene devam edelim: “Yukarıdaki örneklerin ardında gizli bir genelleştirme yatıyor. Ahlaksız büyüme siyasetten spora gündelik yaşamımızın her alanına nüfuz etmiş durumda. Türkiye’de maalesef bir ahlak (ahlak, iş ahlakı, siyasi ahlak vs.) sorunu var ve yine maalesef bu ‘ahlaksızlık’ olgusu kültürel, sosyal ve ekonomik yapının bir parçası haline gelmiş; bir nevi genetik kodumuza işlenmiş. Kopya çekmek, rüşvet vermek, yalan söylemek ve vergi kaçırmak gibi ahlak kuralları ile bağdaştırılamayan eylemler (kanunlara aykırı olsun ya da olmasın) hep affedildi; önemsizleştirildi. Bu affedilmeler ve önemsizleştirme neticesinde ‘ahlaksızlık’ iş yaşamında ve gündelik yaşamımızda önce içselleşmiş sonra da meşrulaşmıştır. İşte bu meşrulaşmanın ifadesidir ahlaksız büyüme.”
“Ahlaksız büyüme süreçlerinin temel iktisat politikası mantığı, her ne pahasına olursa olsun kısa dönem ekonomik büyümenin desteklenmesidir. Ahlaksız büyüme ağı toplumun farklı kesimlerini kapsayacak şekilde genişlediğinde bireysel davranışlar etkilenecek ve çıkara dayanan güven ilişkisi sona erene kadar ahlaksız büyüme süreci devam edecektir. Ahlaksız büyüme sürecinin nasıl bir kısırdöngü içinde evrildiğini birkaç adımda göstermek mümkün:
1) Bireyler ve firmalar ahlaksız büyüme ağına kısa dönem kazançlar nedeniyle dahil olur,
2) Ekonomik çıkar ağı genişlediği sürece sistem kısa dönem ekonomik büyüme yaratır. Bu kısa dönemli büyüme aslında bir aldanmadır,
3) Ahlaksız büyüme sürecine dahil olan bireyler (ve firmalar) bu aldanma ve karşılıklı çıkar ilişkisi nedeniyle sistemin yarattığı olumsuzluklara karşı duramazlar,
4) Dış faktörler, karşılıklı çıkar ilişkilerinin zedelenmesi ve sistemin yarattığı olumsuzlukların sürdürülemez hale gelmesi nedeniyle ahlaksız büyüme süreci çökmeye başlar,
5) Demokratik kurumlar, hukukun üstünlüğü ve eğitim sistemi kaygan bir zemine kurulu olduğu için ahlaksız büyüme sürecini kıracak dinamikler oluşamaz.”
“Türkiye’de ahlaksız büyüme süreçlerinin evrilerek yerleşmesindeki nedenlerden birisi demokratik kurumların ve hukukun üstünlüğü prensibinin hiçbir zaman tam anlamıyla bağlayıcı olmamasıdır. Türkiye’de demokratik kurumların ve hukuk kurumunun geçmişi diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında oldukça kısadır. Resmi kurumların toplumsal yapıya yerleşmesi, ekonomik ve sosyal yapıyı düzenlemesi zaman alan bir süreçtir. Ancak Türkiye açısından esas önemli olan nokta bu sürecin sıklıkla kesintiye uğramasıdır. Kâğıt üzerinde demokratik bir hukuk devleti olarak görünsek de uygulamada demokrasinin ana ögelerinin ve hukukun üstünlüğü ilkesinin hâkim grupların çıkarları doğrultusunda esnetildiği pek çok durum bulunmaktadır. Bunların sıklığı, kurumların bağlayıcılığını azaltmakta ve toplumun gözünde değerini düşürmektedir. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi.”
Sonuç:İşsizlik, enflasyon, eşitsizlik, küreselleşme ve bölgesel gelişmeler bir yana dursun. Türkiye ekonomisi için en büyük tehdit ahlaksızlığa kilitlenmektir.”

Semih Hoca’nın emeklerine sağlık diyerek…