ADD Kadıköy Şubesi Önceki Başkanlarından E. Dnz. Albay Coşkun Gürel’den özlü ileti

ADD Kadıköy Şubesi Önceki Başkanlarından
E. Dnz. Albay Sayın Coşkun Gürel’den özlü ileti ve çağrışımları

E. Dnz. Albay Coşku GÜREL
ADD Kadıköy Şubesi Önceki Başkanlarından

1980 DARBESİ ÖNCESİNDE GENÇLERİMİZİ KARŞILIKLI İNFAZ EYLEMLERİ VARDI. ONUN DIŞINDA NE BÖYLE KATLİAM OLAYLARI YAŞANIYORDU, NE DE ÖRNEĞİN TAKSİM’E YÜRÜMEYİ ENGELLEME GİBİ BİR GİRİŞİM VARDI.

YARALI ve ÖLÜLERİN, ÇOCUKLARIN ÜZERİNE GAZ FİŞEĞİ ATMAK,
ZEHİRLİ SU SIKMAK, OLASIYA DARP ETMEK GİBİ POLİSİYE ÖNLEMLERE DE RASTLANMIYORDU.

ÜLKEMİZİN BİR BÖLGESİNDE ŞİMDİLERDE SÜRDÜRÜLEN KALKIŞMA, SALDIRI, KIYIM, VAHŞET, YANİ KISACA BİR SAVAŞ DURUMU DA YOKTU.

YALNIZCA BİRİBİRLERİYLE UYGARCA GÖRÜŞÜP GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAYA YANAŞMAYAN SİYASİLERİN KÖR İNADI VARDI.

BU KONU AŞILSAYDI DARBE OLMAYACAKTI. BİR DE ŞİMDİYE BAKILINCA;

DURMAK BİLMEYEN ŞİDDET, BOMBALARLA, FİŞEKLERLE, GAZLARLA
TELEF EDİLEN YÜZLERCE YURTTAŞ, SOKAĞA ÇIKMAYI KORKULACAK BİR DURUMA GETİRMEYİ BAŞARAN HASTALIKLI BİR YÖNETİM ANLAYIŞI,
İLKEL KAFALARIN ELİNE BIRAKILAN EĞİTİM, SAĞLIK, EKONOMİ, İÇ VE
DIŞ SİYASET İLE HER YANI SARAN ÖBÜR,
YERİNE GÖRE ÖLÜMCÜL SORUNLAR, SORUNLAR, SORUNLAR..

BÜTÜN BUNLARI ÖNLEMEKTE DURAKSAMAYI DEMOKRASİ SAYAN BİR ALGI..

YAZIKLAR OLSUN..

11 Ekim 2015, Kadıköy..

=====================================

Dostlar,

E. Dnz. Albay Coşku GÜREL,  80’leri bulup geçen yaşına karşın ülkesi için hala kafa yormakta.. O bir Cumhuriyet aydını, emekli deniz albayı..
Son nefesine dek de hattı müdafa yoktur sathı müdafsa vardır anlayışı ile
bulunduğu noktadan kutsal emanet ATATÜRK Cumhuriyeti‘ne kol kanat germeyi sürdürecek..

O’nunla ve Kadıköy ADD şubesindeki uyumlu – özverili takımı (ekibi) ile, çok başarılı
Şube Başkanlığı döneminde pek çok AYDINLANMA etkinliğine imza attık..

– ADD’nin İşlevi ve Tarihsel Sorumluluğu, Kadıköy ADD Genel Kurulu, 09.12.2001
Savaş ve Halk Sağlığı, Kadıköy CHP İstanbul İl Örgütü, 01.04.2003
– Küreselleşme ve Türkiye’nin Geleceği, Kadıköy ADD, 31.05.2003
Sosyal Devlet ve Sağlık Politikaları, Kadıköy ADD (Aydınlanma Konf.), 19.02.2005
– Emperyalizm Cumhuriyet’imizden Ne İstiyor? Kadıköy Belediyesi ve ADD, 24.10.2005
Günümüz Koşullarında Atatürkü Anlamak ve Atatürkçü Olmak,
Kadıköy ADD, 11.03.2006
– Küresel Emperyalizm Türkiye’den Ne İstiyor? Kadıköy ADD, 27.05.2006
– Emperyalist Kuşatma ve Türkiye’nin Bütünlüğü, Kadıköy ADD, İstanbul 14.10.2006
Kadıköy Anadolu Lisesinde konferans

Kayıtlarımızda yer alan çalışmalardan birkaçı..

Biz, 2000 – 2004 döneminde 2 kez, seçimle Marmara Bölgesinden sorumlu ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Genel Yönetim Kurulu Üyeliği görevi üstlenmiştik. 90+ Şubeden sorumlu idik ve Kadıköy Şubemiz 1200’ü aşan üyesi ile cıvıl cıvıl ve bir kutup yıldızı gibi idi.

Sayın Aykut Gürhan, orta yaş üstü olmasına karşın yorulmak bilmeyen bir Şube emekçisi idi.
Sayın Birol Başaran Şubeye çok değerli bir mekan sağlamıştı, kumpaslarda hapis yatırıldı..
Şimdi çok parlak birer öğretim üyesi olan Deniz Tansi, Barış Doster.. henüz asistan idiler. Kumpas davaların başarılı ceza avukatı Hüseyin Ersöz hukuk öğrencisi idi….

Kadıköy ADD, Büyük ATATÜRK’ün kadim SÖYLEVİ‘ni, Devlet Başkanı – Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa‘nın TBMM’de okuduğu 15-20 Ekim 1927 günlerinde
(Büyük Millet Meclisi binasında toplanan CHP kurultayında, 20 Ekim 1927 günü akşamına dek otuz altı saat süreyle) Kadıköy’de yineliyordu.. Gönüllüler, 36 saat boyunca eş zamanlı olarak 15-20 Ekim günlerinde SÖYLEV’i Kadıköy’de onyıllar sonra yeniden seslendirmişlerdi ve çok etkileyici bir sosyal psikolojik iklim oluşmuştu.

Sayın Coşkun Gürel başta olmak üzere, adını andığımız ve anamadığımız tüm
Aydınlanmacı dava arakadaşlarımızı saygı ve şükranla anıyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
11 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

TBB Başkanı : ‘İktidar; eleştireni düşman ilan ediyor’

Dostlar,

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu,
ülkemizin yetiştirdiği çok değerli Ceza Hukuku uzmanlarından biridir.
Gönül arzu eder ki, Türkiye temel sorunlarını çözmüş ve demokrasisi yolunda bir ülke olsaydı, Feyzioğlu hoca da Ceza Hukuku bilim dalına değerli katkılar vermeyi öncelikli çalışma alanı tutsaydı. Ancak koşullar, durumdan görev çıkartmayı ve Cumhuriyet’in kalelerini öncelikli olarak savunmayı zorunlu kılıyor.

Bizim sitemizin (www.ahmetsaltik.net) varlık nedeni de budur..

Her gün birkaç saatimizi, ülkemizin AYDINLANMA SAVAŞIMI için web yazılarımız için tüketiyoruz. Mesleğimiz ve Bilim aşkımızı da at başı götürmek istiyoruz; bu yüzden de sitemiz 2 yapışık parça gibi.. Benzetmek uygunsa beynin 2 yarım küresi gibi..
Bu yüzden Tıpta Uzmanlık alanımız olan HALK SAĞLIĞI – TOPLUM HEKİMLİĞİ – KORUYUCU HEKİMLİK – SAĞLIK HİZMETLERİNİN YÖNETİMİ – İŞ VE MESLEK HASTALIKLARI.. alanlarında da yazıyor ve ders notlarımızı çok sevgili öğrecilerimize, ilgililerine sürekli güncelleyerek sunuyoruz..

Yıllar var ki, ayağımızı uzatarak gazete, kitap, dergi vb. okuduğumuz, TV programı izlediğimiz.. yok gibi.. Bilgisayarımız hep önümüzde ve gerekli notları alarak, güncellemeleri yaparak.. çalışıyoruz.. Bu durum tatilde de böyle.. Mutlak bir tatil
söz konusu değil zaten..

Dolayısıyla Ankara Üniversitesi’nin (ki Cumhuriyet’in kurduğu ilk üniversitedir!)
2 akademisyeni olarak Sn. Feyzioğlu’nu çok iyi anladığımızı, derin bir özdeşim (empati) içinde olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.

  • TBB Başkanı Prof. Feyzioğlu’nu gönülden destekliyoruz ve çok değerli çabaları için teşekkür ediyoruz. O, hepimizin hukukunu savunuyor..

Biz de geçmişte meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği‘nde değişik yönetim görevlerinde yıllarca emek verdik. ADD’de neredeyse 20 yıldır çabalıyoruz..

Buradan varmak istediğimiz şu ki :

Özellikle AKP iktidarı ile Cumhuriyet’i başkalaştırma saldırıları son 11 yıldır tepe yaptığından, ülkemizde bilim ve sanat – kültür de özlenen düzeyde gelişip ilerleyemiyor. Aydınlarımız, sanatçılarımız, bilim- sanat – kültür insanarımız enerjilerinin önemli bir bölümünü siyasal iktidarın saldırılarına karşı Cumhuriyet’in temel değerlerini savunmaya ayırmak zorunda kalıyorlar.. Dahası, tertip – düzmece suçlamalara dayalı davalarla ölçüsüz biçimde hapisle cezalandırılıyorlar!

Bir başbakanımız var ki, büyük emeklerin taş yontularını “ucube” ilan ederek
ve hatta yıktırarak (Sanatçı Mehmet Aksoy’un Kars’ta yıktırılan Kars’ta yıktırılan ‘İnsanlık Anıtı’) “ucube” davranışlardan kendisini kurtaramıyor. (Bkz. dipnot 1)

26 Nisan 2011: İnsanlık Anıtı’nda yer alan iki iki heykelden birinin baş bölümü saat 10.12’de ’Allahuekber’ denilerek kesildi! Taliban’ın Afganistan’ında olduğu gibi!

14 Haziran 2011: “İnsanlık Anıtı” yıkılarak tümüyle ortadan kaldırıldı. Sanatçı Aksoy, yapıtına “Ucube” denmesini dava etti. Başbakan bu sözünün “eleştiri” sayılmasını savundu… Biz de benzer gerekçelerle Başbakan’ın o davranışını “ucube” olarak niteleyerek eleştiri hakkımızı kullanmak istiyoruz.

Aldığı eğitim, bu kısır döngüden kendisini kurtarmaya yetmiyor..
Cumhuriyet’in 90 yıllık uygarlık birikimi adına ne varsa düşman ilan edilmiş durumda..
Hatta aldıkları eğitim (!?) bu yönde militanca çalışmayı misyon olarak yüklemiş!

  • Türkiye bir “politik sıkıyönetim” altına giderek irtica yeşiline bulanıyor..

Büyük Atatürk’ün kadim SÖYLEV’inin (NUTUK) sonundaki GENÇLİĞE SESLENİŞ koşulları fazlasıyla gündemde.. Doğallıkla savunma tepkisi de..

Türkiye, AKP kuşatmasını da yaracak tarihsel birikime hiç ama hiç kuşku yok,
fazlasıyla sahiptir. Başbakan R.T. Erdoğan, gelişmelerden ders almamaktadır.
Gezi’den sonra ODTÜ’de de benzer kibir – baskı – tepeden inmecilik – hiçe sayma despotizmi sürmektedir. Siyasal lteratüre tipik olarak denk düşen bir durumdur..

Bütün diktatörlerin hazin sonu, hiç kuşku yok, tarihbilimsel determinizm ile
Sn. Erdoğan’ı da, O’nu durdur(a)mayan AKP’sini de portföyüne vaka-i adiye olarak katacaktır.

R.T. Erdoğan için “hala” geç değildir..

  • Erdoğan, sağlık gerekçeleri ile görevden yumuşakça çekilebilir ve yurtdışına yerleşebilir.. Hakkında hayırlı olacak davranış budur, dostça bir kez daha yazmış olalım.. (Gönül ister ki, hukuk dışına çıkan eylemlerinin hesabını da versin..)

Sevgi ve saygı ile.
Datça, 7.9.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Dipnot 1 :

26 Nisan 2011: İnsanlık Anıtı’nda yer alan iki iki heykelden birinin baş bölümü saat 10.12’de ’Allahuekber’ denilerek kesildi! Taliban’ın Afganistan’ında olduğu gibi!

14 Haziran 2011: “İnsanlık Anıtı” yıkılarak tümüyle ortadan kaldırıldı. Sanatçı Aksoy, yapıtına “Ucube” denmesini dava etti. Başbakan bu sözünün “eleştiri” sayılmasını savundu… Biz de benzer gerekçelerle Başbakan’ın o davranışını “ucube” olarak niteleyerek eleştiri hakkımızı kullanmak istiyoruz…

====================================

TBB Başkanı : ‘İktidar; eleştireni düşman ilan ediyor’

Erdoğan’ın, adli yıl açılışındaki konuşması nedeniyle yaptığı suçlamalara yanıt veren Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu,
  • “Türkiye’de demokrasinin temel sorunu, siyasi iktidarı eleştiren
    her kişi ve kurumun maalesef düşman ilan edilmesidir.” dedi.

TBB_Baskani_Metin_FeyziogluBaşbakan Tayyip Erdoğan, kendisini eleştiren Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun konuşmasını hedef alarak “bir daha böyle bir durum olursa” açılışa
asla gitmeyeceğini açıkladı. Prof. Dr. Feyzioğlu ise Yargıtay başkanının konuşması diye bir yasa hükmünün de olmadığına işaret ederek “Yargının kurucu unsuru olmamızdan kaynaklanıyor. TBB başkanı açılışta konuşmasın demek, avukatlar yargının kurucu unsuru olmasın demektir.” yorumunu yaptı. Feyzioğlu, iktidarı eleştiren herkesin düşman ilan edildiğini söyledi.

G20 zirvesine katılan Başbakan Tayyip Erdoğan, TBB Başkanı Feyzioğlu’nun siyasete, yürütmeye ve yargıya yönelik eleştirilerini “Baro başkanının yargı yılının açılışında konuşması yanlış. Yargıtay Kanunu’nda böyle bir hakkı yok. Baro başkanı konuşmasında siyaseti, yürütmeyi ve yargıyı suçladı, ama bizim buna cevap verme hakkımız yok. Bir daha böyle bir durum söz konusu olursa, açılışa asla gitmem.
Ayrıca, yargı yılı açılışı gereksiz bir durum. Hükümet yılı açılışı var mı?
Yargı açılışını kendi içinde yapsın.” yaklaşımıyla değerlendirdi.

Başbakan’ın sözlerini sorduğumuz TBB Başkanı Metin Feyzioğlu,

“Bizim işimiz polemiğe girmek değildir, hizmet etmektir… Konuşmam doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen, kişileri hedef almayan, işlemleri değerlendiren bir konuşmadır.” dedi.

Siyasal iktidarın eleştirileri hakaret ve saldırı olarak almasını eleştiren Feyzioğlu,

“Türkiye’de demokrasinin temel sorunu, siyasi iktidarı eleştiren her kişi ve kurumun maalesef düşman ilan edilmesidir. Ayrıca ben söylediklerime karşı cevap verenlerin Avukatlık Kanunu ve baro seçimleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını düşünüyorum. Bu konuda bilgi eksikliğini gidermeye her zaman hazırım.”
diye konuştu.

Feyzioğlu, adli yıl açılış konuşmasında bile en az üç kez iktidara el uzattığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Gelin Türkiye’yi demokrasi ve insan haklarında zirvelere taşıyalım, bunu birlikte yapabiliriz.. dedim. Elim hâlâ dostça uzanmış beklemekte. Milletin milyonlarca bireyi ne dediğimi, nasıl dediğimi gördü, anladı ve destekledi. Ben siyasal iktidarın da buradan arındığı takdirde söylediklerimin objektif olarak doğru olduğunu anlayacağından eminim.”

Başbakan’ın Yargıtay Kanunu’nda, TBB başkanının konuşma hakkı diye bir hükmün olmadığına ilişkin sözleri anımsattığımız Feyzioğlu,

“Geleneksel bir uygulamadır. Yargıtay başkanının konuşması diye bir kanun hükmü
var mı? O da yok. Yargının kurucu unsuru olmamızdan kaynaklanıyor.
TBB başkanı açılışta konuşmasın demek, avukatlar yargının kurucu unsuru olmasın demektir. Yargının bağımsız olması gereken bir ülkede yürütmenin yargı organına talimat veremeyeceği kanaatindeyim.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı

Öte yandan Feyzioğlu, bazı gazeteciler tarafından Cumhurbaşkanlığı için aday gösterilmesinden dolayı onur duyduğunu ifade ederek,

“Ancak ben şu an, yalnızca bulunduğum göreve en iyi şekilde hizmet etmek istiyorum. Bunun dışında başka bir makam amacım yok. Makamların insanlar tarafından yükseltildiğine inanıyorum. Destekleri için herkese tekrar teşekkür ediyorum.”
diye konuştu. (Cumhuriyet, 7.9. 2013)