Prof. Feyzioğlu: Yeni sistemin Türkiye’ye sultanlık rejimi getirdiğini söylüyoruz

Prof. Feyzioğlu: Yeni sistemin Türkiye’ye sultanlık rejimi getirdiğini söylüyoruz

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu, “Biz bu getirilmek istenen yeni sistemin Türkiye’ye sultanlık rejimi getirdiğini söylüyoruz” dedi.

Feyzioğlu: Yeni sistemin Türkiye’ye sultanlık rejimi getirdiğini söylüyoruz

Mersin’in Tarsus İlçesi’nde Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Eğitim- İş Sendikası tarafından ortaklaşa düzenlenen ‘Anayasa Değişikliğini Tartışıyoruz’ konulu toplantıya,
Metin Feyzioğlu ile birlikte Anayasa Hukuku Profesörü Süheyl Batum ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Semih Dikkatli konuşmacı olarak katıldı. 75’inci Yıl Kültür Merkezi’nde toplananlara seslenen Metin Feyzioğlu, kendisinin siyasi parti siyaseti yapmadığını söyledi. Referandumda ‘hayır’ diyeceği için hiçbir siyasal partinin kendisini genel başkan yapmayacağını ve
kendisinin de böyle bir isteği olmadığını söyleyen Feyzioğlu şöyle konuştu:

“Biz sizin ‘evet’ demenize saygı duyuyoruz, siz de bizim ‘hayır’ dememize saygı duyun. Ama aklımızla alay etmeyin, buz gibi ucuz siyaset yapıyorsunuz. Ucuz siyaset, ucuz. Biz siyasi parti siyaseti yapmıyoruz. Hayır dediğimiz için hiçbir siyasi partide bizi genel başkan yapacak değiller. Ama bu cümleyi asla bir daha duymak istemiyorum. Adımın da asla bir daha böyle bir şeye karıştırılmasını men ediyorum. Men ediyorum, neden men ediyorum. Biliyor musunuz, evlatlarımız için uğraşırken bir siyasi partide ikbal peşinde koşuyor anlamına gelecek
her türlü lafı iade ediyorum. Umurumda bile değil. Hiçbir genel başkanlık umurumda değil, hiçbir milletvekilliği. 16 Nisan’da Allahın izniyle Türkiye’nin önü açılsın, bırakın başka hiçbir şeye gerek yok. Nereden çıkarıyorsunuz parti içi çekişmeleri, hayatta bir kez şu parti içi çekişmeleri elinizin kenarıyla bir tarafa itip 16 Nisan’a kilitlenin kutlu davaya milli davaya kilitlenin. Bugünün parti içi çekişmeleri gündeme getirmek, vatana ihanetle gözümde eş değerdir. Bizim hiçbir siyasi partiyle alıp vermediğimiz yok, bizim hiçbir siyasi partinin lehinde ya da aleyhinde sözümüz yok. Bizim kişilerle de sorunumuz yok. Biz, bu getirilmek istenen sistemin Türkiye’ye sultanlık rejimi getirdiğini söylüyoruz.”
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Semih Dikkatli’nin de konuşma yaptığı ve yaklaşık 3 saat süren toplantı sonunda katılımcılar hep birlikte İzmir Marşı’nı söyledi. (DHA, 19.03.2017, konulmadan 5 dakşkalık bir bölüm için tıklayınız..) blob:http://www.dailymotion.com/81f58215-9af1-401f-a9e5-5d36f2d01819

====================================
Dostlar,

Türkiye Barılar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu ve Anayasa hukukçusu Prof. Süheyl Batum önemli işler yapıyorlar.. Çok Etkili oluyorlar..
O oranda da birileri rahatsız oluyor.. R.T. Erdoğan.. Az buz değil, Erdoğan çooook rahatsız oluyor. Şaşılacak şey.. Herkesin Cumhurbaşkanı olacak ve bu halkoylamasına hiç karışmayıp tarafsız kalacakken.. vargücüyle sahada ve devletin olanaklarını sonuna dek kullanarak “EVET” propagandası yapıyor.. Haydi hukuksal olarak engellenemiyor, uygun pozitif norm bulunamıyor ya da var ama çiğniyor ve dokunulmazlık zırhı var..
Peki demokrasinin, siyasetin, hukukun genel kabul gören etik ve ahlak ilkeleri yok mudur? Yerleşik gelenekler (teamüller), akıl ve vicdan, sağduyu, devlet terbiyesi yok mudur?
Bu pervasız ve gözü kara gidişin yarını yok mudur, hukuksal bağlamda??

  • Dünyanın hangi uygar ülkesinde görülmüştür bir Cumhurbaşkanının vargücüyle, adeta
    açık hedef göstererek, bedelini ödersin diye tehdit ederek yurttaşlarını hedef aldığı???

Benzer tavrı Erdoğan, Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Can Dündar‘a da sergilemişti. Dündar’ın başına neler geldiğini biliyoruz.. Can güvenliği kalmadığından, sağlanamayacağı bizzat İstanbul Emniyet müdürünce itiraf edildiğinden Almanya’da..
Eşinin pasaportuna el kondu ve aile de cezalandırılıyor. Oysa ceza kişisel olmak zorunda.
Nazi Almanyasında bile Yahudiler yurtdışına çıkabilmişti, hepsinin pasaportuna el konmamıştı!

Ergenekon – Balyoz davalarında da “ben bu davaların savcısıyım..” dedi, yüzlerce insan uydurma-sahte belgelerle hapislere tıkıldı, binlerce insanın yaşamı karardı,
TSK’da Atatürkçüler tasfiye edilip FETÖ’cüler yerleştirildi. Sonra da 15 Temmuz darbe girişimi (!?) oldu. Vay vaya vay… Ne senaryo.. Erdoğan’ın kendi itirafıyla

  • “Bu darbe girişimi bize Allahın bir lütfu..”

Bir kez daha söyleyelim, yazalım : Bu gidiş hayra alamet değildir..
Erdoğan ve başveziri Binali Yıldırım, Prof. Feyzioğlu ve Prof. Baatum’un anayasa değişikliği dayatması değerlendirmelerine içerik olarak hiçbir yanıt veremiyor. Yalnızca çatıyor, hakaret ediyor, aşağılıyor ve tehdit ediyor. Prof. Batum, bir vakıf üniversitesinde olmasına karşın, işinden atıldı Erdoğan’ın gazabı ile.

Erdoğan’ın öfke patlamaları mutlaka frenlenmelidir.. Her kim yapacaksa..
Aile mi, Erdoğan’ın hocaları mı, AKP önde gelenleri mi, danışmanları mı??
Hekimleri mi?? Her kim / kimler etkili olacaksa..
Yazık oluyor ükeye, halka.. gerilim bilerek ve kasıtlı olarak tırmandırılıyor..
İnanıyoruz ki halkımız çıplak gerçekleri görmekte ve sabırla “hayır” lısıyla 16 Nisan 2017 gününü beklemektedir. Gece yarısına doğru “hayır” oyları çoğunluğu sağlayacaktır ve
bu sonuç en çok “R.T. Erdoğan” için “hayırlı” olacaktır.
Keşke bu gerçeği Erdoğan da görse daha çok gecikmeden.. keşke, keşke..

Sevgi ve saygı ile. 20 Mart 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’ndan çok sert referandum açıklaması

Metin Feyzioğlu’ndan
çok sert referandum açıklaması

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu, İzmir Barosu’nun düzenlediği toplantıda TBMM’de kabul edilen yeni anayasa değişikliğine ilişkin yaptığı konuşmasında, “Millet demokrasiye ve vatanına sahip çıkmanın erdemini, herkese gösterecektir. O günden sonra kimse Türk milletine tepeden bakmaya cesaret edemeyecektir. Türk milletinin elinden demokrasiyi almayı aklından geçirmeye cesaret dahi edemeyecektir.
Onun için bu referanduma umutla yaklaşalım.” dedi.

TBMM’de dün (AS: 20.01.17) kabul edilerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayına sunulan anayasa değişikliği, İzmir Barosu’nun, ‘Anayasa değişikliğini tartışıyoruz’ toplantısında konuşuldu. Toplantının açılış konuşmalarını İzmir Barosu Başkanı Avukat Aydın Özcan ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat Metin Feyzioğlu yaptı. Hukukçu, siyasetçi Kemal Anadol, Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Korkut Kanadoğlu, Girne Amerikan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Meltem Dikmen ve hukukçu, siyasetçi Prof.Dr. Süheyl Batum da yapılan değişiklikleri ve getireceği sonuçları anlattı.

“KİMSEYİ GERMEK İSTEMİYORUZ”

Anayasa değişikliklerinin anlatıldığı toplantıda ilk konuşmayı İzmir Barosu Başkanı Avukat Aydın Özcan yaptı. Değişikliklere karşı olduklarını söyleyen Aydın Özcan, şöyle dedi:

– “TBMM’de 550 milletvekilinin kuvvetler ayrılığından ayrılmamasını, TBMM’nin asli görevini yerine getirmesini hep ifade ettik. Milletvekillerine içtikleri anda sahip çıkmalarını istedik. Kimseyi germek değil, doğruları siyasilere göstermek istedik. Bunları hiç çekinmeden yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Bazı arkadaşlar, ‘Meclis konuşmaları bitti, her şey bitti’ anlayışında. Ben onlara katılmıyorum.”
“PARÇALANMA AÇIK TEHDİT HALİNE GELİR”

Aydın Özcan’dan sonra Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu konuştu. Millete inandığını söyleyen Metin Feyzioğlu,

“Türk milleti, bu projeyi izin vermeyecektir. Vekillerin sahip çıkmadığı yüce Meclise asil Türk milleti sahip çıkacaktır. Davasına inanan kazanır. Biz hem davamıza inanıyoruz,
hem asil Türk milletine inanıyoruz”
diye konuştu.

Değişiklikler için “Niçin bölünme anayasasıdır?” sorusunu yönelten Metin Feyzioğlu, şöyle konuştu:

– “Cumhurbaşkanı Türk milletinin tamamını temsil eder. Cumhurbaşkanı sadece parti genel başkanı olursa, yalnızca partisinin il ve ilçe teşkilatlarını temsil eder bir makama indirilir. Cumhurbaşkanı milletin tamamını temsil edemez konuma indirilirse, millet parçalanır.
Millet parçalanırsa vatan topraklarının parçalanma olasılığı açık ve yakın bir tehdide döner. Türk milleti bu parçalanmaya, bölünmeye asla izin vermeyecektir. Milletimize inancımız tamdır. Milletine inanan, davasını her zaman kazanmıştı. Mustafa Kemal Duatepe’den bakıp milletine inancını korumaya devam etmeseydi bugün iş işten geçmişti.”

“MİLLET, VATINANA SAHİP ÇIKMAYI HERKESE GÖSTERECEKTİR”

Referandum için millete inandığını vurgulayan Metin Feyzioğlu, şöyle dedi:

– “Millet demokrasiye ve vatanına sahip çıkmanın erdemini, herkese gösterecektir. O günden sonra kimse Türk milletine tepeden bakmaya cesaret edemeyecektir. Türk milletinin elinden demokrasiyi almayı aklından geçirmeye cesaret dahi edemeyecektir. Onun için bu referanduma umutla yaklaşalım” dedi.

Anayasa değişikliklerinin istikrarsızlık getireceğini de savunan Metin Feyzioğlu,

– “Bu yapılanlar, kalıcı istikrasızlık projesidir. Nedeni basit. Halkı bölünmüş devlette istikrar olur mu? Bir partinin ilçe başkanlarının yönettiği devlette istikrar olur mu? Yatırımların hukuki güvencesinin olmadığı, insanların gelecekleri, özgürlükleri, mal varlıkları parti ilçe başkanlarının iki dudağı arasına terk ettiği ülkede istikrar olur mu? Millet bu değişikliğin istikrar değil, kalıcı istikrarsızlık getirdiğini, projenin bu olduğunu çok iyi bilmektedir. Bunun için millet asla izin vermeyecektir. TBMM, Türk milletinin kendisini bulduğu, temsil edildiği
en yüce makamdır. Milletin Mecliste temsil edilmediği, o Meclisin ülkenin kaderine hakim olmadığını bir ülkede istikrar olur mu dostlarım? Bu anayasa değişikliği projesi hem bölünmenin hem de kalıcı istikrarsızlığın projesidir. Bu değişiklikler, milletin kararıyla
tarihin çöp sepetine atılacaktır. Ondan sonra yolumuz çağdaş uygarlığın yoludur.”

“MESELE TÜRKİYE CUMHURİYETİ MESELESİDİR”

Değişiklikler sonrasında partinin il ve ilçe başkanlarının etkisinin artacağını ifade eden Metin Feyzioğlu şöyle devam etti:

– “Türkiye Cumhuriyeti, varımız, yoğumuz, namusumuz; il ve ilçe başkanlarının altında ezilir. Mesele kişi meselesi değildir. Mesele bugün aday olabilecek şu kişinin ya da bu kişinin,
bu yetkilerle bir devlet başkanı olması hiç değildir. Mesele Türkiye Cumhuriyeti meselesidir. Türkiye Cumhuriyeti meselesine, 79 milyon yurttaşımız sahip çıkacaktır. Bizim geleneğimizde, göreneğimizde, ecdadımızda vatanımızı parçalatmak yoktur. Devletin tapusunu bir kişiye vermeyi asla kabul etmeyecektir. Hiçbiri zaman etmemiştir. Devletin tapusu millete aittir.
Bu millet, bu tapuyu şehit kanıyla en ağır bedelleri ödeyerek almıştır. Şehit kanıyla alınan tapu, öyle Mecliste birkaç kişi elini kaldırdı diye hiç kimseye, aileye teslim edilemez. Tapu bizimdir, Türk milletinindir. Türk milleti sizsiniz, biziz, 79 milyon hep birlikte Türk milletidir.”

15 Temmuz darbe girişimi süreci üzerinden değerlendirme yapan Metin Feyvioğlu,

– “Cumhurbaşkanı 15 Temmuz’da, bir partinin başkanı olsaydı, kendisine il ve ilçelerin başkanlarından başka sahip çıkan olur muydu? Milleti bölecek hiçbir değişikliğe bu sebeple de izin vermeyiz. 79 milyon Mustafa Kemal Atatürk’ün evlatlarıyız. 79 milyon hep birlikte Türk milletiyiz. Önümüzdeki mesele torunlarımızın, torunlarımızın çocukları meseledir. Konu bir siyasi partinin ya da partilerin meselesi değildir, konu sadece Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalması konusudur. Herkesin vücudu bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve Atatürk ilkelerine bağlı olarak ilelebet payidar kalacaktır. Yüz bin avukatın temsilcisi olarak size söz veriyorum;
Türk milleti bu değişikliklere izin vermeyecektir. Gelecek umuttur, aydınlıktır,
gelecek bizimdir
” dedi.

Toplantıya katılan konuşmacılar da yeni anayasa değişikliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarihten örnekler verilerek yapılmak istenen değişiklikler eleştirildi. (DHA, 21.1.17)
=============================
Dostlar,

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Prof. Metin Feyzioğlu’nun söylemlerini bütünüyle paylaşıyoruz. Halkımız, kim olursa olsun, geçmişte olduğu gibi Kurtuluş Savaşı koşullarında bile ATATÜRK dahil vermediği egemenliğini TEK BİR KİŞİYE asla teslim etmeyecektir. Ülkenin Meclisi, TBMM rejimin Kâbesidir ve her şey orada enine boyuna tartışılmalı, konuşulmalı, ortak akılla uzlaşarak kararlar verilmelidir. Gerektiğinde çok hızlı kararlar da TBMM’de alınabilir, TBMM İçtüzüğü buna elvermektedir.

Şimdi yapılacak en akıllı şey:

* Olumsuz kara – gri propagandalara kapılmadan, bu Anayasa değişikliğinin ülkemizi diktatörlüğe – bölünmeye – federasyona.. sürükleyeceği sabırla anlatılarak halkımızın bilgilendirilmesi ve halk oylamasına mutlaka katılarak HAYIR oyu kullanmasını sağlamaktır..
* AKP’nin kazandığı bütün seçimlerde, RTE’nin CB seçilmesinde, 12 Eylül 2010 anayasa değişikliği halkoylamasında başlıca belirleyici, seçimlere katılma oranının düşüklüğüdür.
AKP – RTE yanlılarının neredeyse tamamı sandığa taşınmış, oy kullandırılmıştır..
Anımsayalım; FETÖ, ölüler bile oy kullanacak! talimatı vermişti ABD’den!
%90’ın altına inmeyen bir katılımla halkoylamasından EVET çıkması olanaksız gibidir.
Ne yazık ki oy kullanmada tembellik edenler AKP seçmeni değil..
Hele halkoylamasına katılım %95’i aşarsa, HAYIR oyları hemen hemen kesinlikle çoğunluğu alacaktır..

Ulusumuza güveniyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
24 Ocak 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Prof. Feyzioğlu: Cumhurbaşkanı söylediklerimizi dinlemek zorunda; Bu millete saygısızlık

Prof. Feyzioğlu:
Cumhurbaşkanı söylediklerimizi dinlemek zorunda…
Bu millete saygısızlık!

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu, Olağanüstü Hal kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameleri eleştirdi. Feyzioğlu,
  • ”OHAL KHK’ları, OHAL sebeplerinin dışına çıkıp,
    olağan bir yönetim aracı haline getirilmiştir.”
    dedi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Eğitim Merkezi’nde, ‘KHK’lar Türkiye’sinde Savunma Hakkı’ isimli panel düzenlendi. Panele TBB Başkanı Metin Feyzioğlu ve çok sayıda hukukçu katıldı. Panelde açılış konuşması yapan Feyzioğlu, “OHAL bir anayasal yönetim biçimi ama geçici, olmasını bekliyoruz. OHAL, KHK’ları da yine anayasada yeri olan istisnai bir araç ya da istisnai olmasını bekliyoruz. Türkiye Barolar Birliği olarak ve Türkiye’nin tüm baroları olarak 15 Temmuz gecesi henüz Ankara semalarında savaş uçakları çarpışırken, kimin kim olduğu bilinmez, sonucun ne olacağına dair kimsenin bir fikri yok iken tavrımızı tartışmasız ortaya koyduk. O gece koyduk, dimdik koyduk. Sebebi de açıktı; demokrasinin askıya alındığı bir yerde avukatlık mesleğinin yapılması söz konusu dahi olamaz. Ardından 15 Temmuz’un bir iç savaş başlatma girişimi olduğu tespitinden yola çıkarak, yine Barolar Birliği olarak devletin arkasında dimdik durduk. Esasen 15 Temmuz’a gelinen o yıllar içinde

  • hukuk devletini yıpratmayın,
  • laikliği yıpratmayın,
  • liyakatten vazgeçmeyin,
  • yargı tarafsızlığını; bağımsızlığını, hesap verebilirliğini hiçe saymayın,
  • kuvvetler birliğini getirmeyin ve
  • devleti devlet içinde odaklanmış bir takım yapılara teslim etmeyin diye üstümüze düşeni hep yapmıştık. Kumpas davalarının niçin sahnelendiğini hep söylemiştik, ancak sarmal yapının sürekli tacizine ve taarruzuna uğramıştık. Netice 15 Temmuza gelindi, 15 Temmuz sonrasında gereken duruşu sergiledik devletin birliği için tüm Türk milleti ile birlikte saf tuttuk, öncülük yaptık.” diye konuştu.

“Bugün burada söylediklerimizi siyasi iktidar ve Cumhurbaşkanı dinlemek zorundadır”

“Şu anda burada söylediklerimizi en çok söyleme hakkına sahip kişileriz. Bugün burada söylediklerimizi siyasi iktidar ve Cumhurbaşkanı dinlemek zorundadır. Çünkü her söylediğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği içindir, her söylediğimiz Türk milletinin bekası içindir.” diyen Feyzioğlu,

  • “OHAL, KHK’ları OHAL sebeplerinin dışına çıkıp olağan bir yönetim aracı haline getirilmiştir ve maalesef bunu getirenler bu yönetim biçiminin kendilerine sağladıkları kolaylıktan büyük mutluluk ve rahatlık duymaktadırlar. Oysa 79 milyonluk dinamik, her mezhepten, dinden, inanıştan, her etnik kökenden, her siyasi düşünceden insanın yaşadığı bu koskoca ülkenin tek adam rejimi ile yönetilmesi mümkün değildir.
  • Şu halde geçici hissedilen bu mutluluk Türkiye’yi bir düdüklü tencerenin içine tıkıp, kapağını sıkıca kapayıp, düdüğünün de üzerine parmak basmak anlamına gelmektedir.
  • Türkiye’nin bu şekilde sürdürülmesi mümkün değildir. Uyarılarımız tıpkı 15 Temmuz öncesinde yıllardır olduğu gibi yine milletimizin, devletimizin bekası içindir” diye konuştu.

“Bu yapılan Milli Mücadele’ye saygısızlıktır,
Ata’mıza saygısızlıktır, Türk milletine saygısızlıktır”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin olağanüstü hal gerekçesi ile devre dışı bırakılmasının altını çizen Feyzioğlu, konuşmasında şunları kaydetti:

“15 Temmuz’da yüce meclis hainler tarafından bombalanmıştır ve bu millet meclisi korumak için göğsünü siper etmiştir. 15 Temmuz şehitlerine saygı duyulduğundan söz edilmek için yüce meclisin çalıştırılması lazımdır. Kanun Hükmünde Kararnameler’le yüce meclise devre dışı bırakarak, 15 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyeti’ni ve demokrasiyi koruyan şehitlere saygı gösterilemez.

Milli Mücadele’de düşman Polatlı sınırına dayandığında dahi Mustafa Kemal meclisi çalıştırmıştır hatta meclisin Ankara’dan içlere taşınmasını teklif ettiğinde Meclis, ‘Biz burada kalacağız ve çalışmaya devam edeceğiz.’ diye Mustafa Kemal’e dahi direnmiştir. İşte böyle bir meclisin KHK’larla, olağanüstü hal gerekçesiyle devre dışı bırakılmasını kabul etmemiz söz konusu bile değildir. Bu yapılan Milli Mücadele’ye saygısızlıktır, Atamıza saygısızlıktır, Türk milletine saygısızlıktır.

“Anayasa Mahkemesi 90’lı yıllarda gösterdiği o dik duruşunu, çok üzülerek söylüyorum 2016’da gösterememiştir.”

OHAL’in doğrudan avukatları ve vatandaşları hedef aldığını belirten Feyzioğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

  • “Olağanüstü hal KHK’larıyla, Olağanüstü hal ile hiç ilgisi olmadığı halde Türkiye Cumhuriyeti Devleti yeni baştan şekillendirilmektedir.
  • Eğitim sisteminden askeri hastanelere, rektörlerin nasıl belirleneceğine kadar her konuda artık OHAL, KHK’ları çıkarılmaktadır ve maalesef Anayasa Mahkemesi yarın öbür gün, ‘Seni de kapattık’ diyecek bir OHAL, KHK’sını görmezden gelerek bu KHK’lara ‘‘benim yetkim yok” demiştir ve 90’lı yıllarda gösterdiği o dik duruşunu, çok üzülerek söylüyorum 2016’da gösterememiştir. OHAL, KHK’ları doğrudan doğruya avukatları, savunma mesleğini ve bunun ötesinde avukatlık kurumunu hedef almış durumdadır. Bunun sebebi açıktır çünkü avukat, kanunlarda yazılı süslü cümlelerle ifade edilmiş temel hakları, ‘Bu senin hakkındır, sen kullanacaksın ve kimse dokunamayacak’ diyerek vatandaşa veren kişidir. Aslında OHAL, KHK’ları ile hedefe konmuş olan avukatlık kurumu değil, vatandaşlık kurumudur.”
    =============================================
    Dostlar,TBB Başkanı Sayın Prof. Feyzioğlu’nun söyledikleri, uyarısı son derece yerindedir. Bu önemli katkıyı biz de paylaşıyoruz. R.T. Erdoğan ve yakın çevresinin artık sağduyu ile davranması gelmiştir ve geçmektedir.

    AKP – RTE’yi belki bininci kez HUKUK DEVLETİ ve kurumlarına
    saygılı olmaya çağırıyoruz.

  • Tersine durumlar hep hukuk tanımazların yargı önünde hesap vermesi ve bedel ödettirilmesiyle sonuçlanıyor.. Tarih baba bunu yazıyor, öğretiyor..Sevgi, saygı ve kaygı ile.
    13 Kasım 2016, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

TBB Başkanı : ‘İktidar; eleştireni düşman ilan ediyor’

Dostlar,

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu,
ülkemizin yetiştirdiği çok değerli Ceza Hukuku uzmanlarından biridir.
Gönül arzu eder ki, Türkiye temel sorunlarını çözmüş ve demokrasisi yolunda bir ülke olsaydı, Feyzioğlu hoca da Ceza Hukuku bilim dalına değerli katkılar vermeyi öncelikli çalışma alanı tutsaydı. Ancak koşullar, durumdan görev çıkartmayı ve Cumhuriyet’in kalelerini öncelikli olarak savunmayı zorunlu kılıyor.

Bizim sitemizin (www.ahmetsaltik.net) varlık nedeni de budur..

Her gün birkaç saatimizi, ülkemizin AYDINLANMA SAVAŞIMI için web yazılarımız için tüketiyoruz. Mesleğimiz ve Bilim aşkımızı da at başı götürmek istiyoruz; bu yüzden de sitemiz 2 yapışık parça gibi.. Benzetmek uygunsa beynin 2 yarım küresi gibi..
Bu yüzden Tıpta Uzmanlık alanımız olan HALK SAĞLIĞI – TOPLUM HEKİMLİĞİ – KORUYUCU HEKİMLİK – SAĞLIK HİZMETLERİNİN YÖNETİMİ – İŞ VE MESLEK HASTALIKLARI.. alanlarında da yazıyor ve ders notlarımızı çok sevgili öğrecilerimize, ilgililerine sürekli güncelleyerek sunuyoruz..

Yıllar var ki, ayağımızı uzatarak gazete, kitap, dergi vb. okuduğumuz, TV programı izlediğimiz.. yok gibi.. Bilgisayarımız hep önümüzde ve gerekli notları alarak, güncellemeleri yaparak.. çalışıyoruz.. Bu durum tatilde de böyle.. Mutlak bir tatil
söz konusu değil zaten..

Dolayısıyla Ankara Üniversitesi’nin (ki Cumhuriyet’in kurduğu ilk üniversitedir!)
2 akademisyeni olarak Sn. Feyzioğlu’nu çok iyi anladığımızı, derin bir özdeşim (empati) içinde olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.

  • TBB Başkanı Prof. Feyzioğlu’nu gönülden destekliyoruz ve çok değerli çabaları için teşekkür ediyoruz. O, hepimizin hukukunu savunuyor..

Biz de geçmişte meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği‘nde değişik yönetim görevlerinde yıllarca emek verdik. ADD’de neredeyse 20 yıldır çabalıyoruz..

Buradan varmak istediğimiz şu ki :

Özellikle AKP iktidarı ile Cumhuriyet’i başkalaştırma saldırıları son 11 yıldır tepe yaptığından, ülkemizde bilim ve sanat – kültür de özlenen düzeyde gelişip ilerleyemiyor. Aydınlarımız, sanatçılarımız, bilim- sanat – kültür insanarımız enerjilerinin önemli bir bölümünü siyasal iktidarın saldırılarına karşı Cumhuriyet’in temel değerlerini savunmaya ayırmak zorunda kalıyorlar.. Dahası, tertip – düzmece suçlamalara dayalı davalarla ölçüsüz biçimde hapisle cezalandırılıyorlar!

Bir başbakanımız var ki, büyük emeklerin taş yontularını “ucube” ilan ederek
ve hatta yıktırarak (Sanatçı Mehmet Aksoy’un Kars’ta yıktırılan Kars’ta yıktırılan ‘İnsanlık Anıtı’) “ucube” davranışlardan kendisini kurtaramıyor. (Bkz. dipnot 1)

26 Nisan 2011: İnsanlık Anıtı’nda yer alan iki iki heykelden birinin baş bölümü saat 10.12’de ’Allahuekber’ denilerek kesildi! Taliban’ın Afganistan’ında olduğu gibi!

14 Haziran 2011: “İnsanlık Anıtı” yıkılarak tümüyle ortadan kaldırıldı. Sanatçı Aksoy, yapıtına “Ucube” denmesini dava etti. Başbakan bu sözünün “eleştiri” sayılmasını savundu… Biz de benzer gerekçelerle Başbakan’ın o davranışını “ucube” olarak niteleyerek eleştiri hakkımızı kullanmak istiyoruz.

Aldığı eğitim, bu kısır döngüden kendisini kurtarmaya yetmiyor..
Cumhuriyet’in 90 yıllık uygarlık birikimi adına ne varsa düşman ilan edilmiş durumda..
Hatta aldıkları eğitim (!?) bu yönde militanca çalışmayı misyon olarak yüklemiş!

  • Türkiye bir “politik sıkıyönetim” altına giderek irtica yeşiline bulanıyor..

Büyük Atatürk’ün kadim SÖYLEV’inin (NUTUK) sonundaki GENÇLİĞE SESLENİŞ koşulları fazlasıyla gündemde.. Doğallıkla savunma tepkisi de..

Türkiye, AKP kuşatmasını da yaracak tarihsel birikime hiç ama hiç kuşku yok,
fazlasıyla sahiptir. Başbakan R.T. Erdoğan, gelişmelerden ders almamaktadır.
Gezi’den sonra ODTÜ’de de benzer kibir – baskı – tepeden inmecilik – hiçe sayma despotizmi sürmektedir. Siyasal lteratüre tipik olarak denk düşen bir durumdur..

Bütün diktatörlerin hazin sonu, hiç kuşku yok, tarihbilimsel determinizm ile
Sn. Erdoğan’ı da, O’nu durdur(a)mayan AKP’sini de portföyüne vaka-i adiye olarak katacaktır.

R.T. Erdoğan için “hala” geç değildir..

  • Erdoğan, sağlık gerekçeleri ile görevden yumuşakça çekilebilir ve yurtdışına yerleşebilir.. Hakkında hayırlı olacak davranış budur, dostça bir kez daha yazmış olalım.. (Gönül ister ki, hukuk dışına çıkan eylemlerinin hesabını da versin..)

Sevgi ve saygı ile.
Datça, 7.9.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Dipnot 1 :

26 Nisan 2011: İnsanlık Anıtı’nda yer alan iki iki heykelden birinin baş bölümü saat 10.12’de ’Allahuekber’ denilerek kesildi! Taliban’ın Afganistan’ında olduğu gibi!

14 Haziran 2011: “İnsanlık Anıtı” yıkılarak tümüyle ortadan kaldırıldı. Sanatçı Aksoy, yapıtına “Ucube” denmesini dava etti. Başbakan bu sözünün “eleştiri” sayılmasını savundu… Biz de benzer gerekçelerle Başbakan’ın o davranışını “ucube” olarak niteleyerek eleştiri hakkımızı kullanmak istiyoruz…

====================================

TBB Başkanı : ‘İktidar; eleştireni düşman ilan ediyor’

Erdoğan’ın, adli yıl açılışındaki konuşması nedeniyle yaptığı suçlamalara yanıt veren Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu,
  • “Türkiye’de demokrasinin temel sorunu, siyasi iktidarı eleştiren
    her kişi ve kurumun maalesef düşman ilan edilmesidir.” dedi.

TBB_Baskani_Metin_FeyziogluBaşbakan Tayyip Erdoğan, kendisini eleştiren Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun konuşmasını hedef alarak “bir daha böyle bir durum olursa” açılışa
asla gitmeyeceğini açıkladı. Prof. Dr. Feyzioğlu ise Yargıtay başkanının konuşması diye bir yasa hükmünün de olmadığına işaret ederek “Yargının kurucu unsuru olmamızdan kaynaklanıyor. TBB başkanı açılışta konuşmasın demek, avukatlar yargının kurucu unsuru olmasın demektir.” yorumunu yaptı. Feyzioğlu, iktidarı eleştiren herkesin düşman ilan edildiğini söyledi.

G20 zirvesine katılan Başbakan Tayyip Erdoğan, TBB Başkanı Feyzioğlu’nun siyasete, yürütmeye ve yargıya yönelik eleştirilerini “Baro başkanının yargı yılının açılışında konuşması yanlış. Yargıtay Kanunu’nda böyle bir hakkı yok. Baro başkanı konuşmasında siyaseti, yürütmeyi ve yargıyı suçladı, ama bizim buna cevap verme hakkımız yok. Bir daha böyle bir durum söz konusu olursa, açılışa asla gitmem.
Ayrıca, yargı yılı açılışı gereksiz bir durum. Hükümet yılı açılışı var mı?
Yargı açılışını kendi içinde yapsın.” yaklaşımıyla değerlendirdi.

Başbakan’ın sözlerini sorduğumuz TBB Başkanı Metin Feyzioğlu,

“Bizim işimiz polemiğe girmek değildir, hizmet etmektir… Konuşmam doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen, kişileri hedef almayan, işlemleri değerlendiren bir konuşmadır.” dedi.

Siyasal iktidarın eleştirileri hakaret ve saldırı olarak almasını eleştiren Feyzioğlu,

“Türkiye’de demokrasinin temel sorunu, siyasi iktidarı eleştiren her kişi ve kurumun maalesef düşman ilan edilmesidir. Ayrıca ben söylediklerime karşı cevap verenlerin Avukatlık Kanunu ve baro seçimleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını düşünüyorum. Bu konuda bilgi eksikliğini gidermeye her zaman hazırım.”
diye konuştu.

Feyzioğlu, adli yıl açılış konuşmasında bile en az üç kez iktidara el uzattığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Gelin Türkiye’yi demokrasi ve insan haklarında zirvelere taşıyalım, bunu birlikte yapabiliriz.. dedim. Elim hâlâ dostça uzanmış beklemekte. Milletin milyonlarca bireyi ne dediğimi, nasıl dediğimi gördü, anladı ve destekledi. Ben siyasal iktidarın da buradan arındığı takdirde söylediklerimin objektif olarak doğru olduğunu anlayacağından eminim.”

Başbakan’ın Yargıtay Kanunu’nda, TBB başkanının konuşma hakkı diye bir hükmün olmadığına ilişkin sözleri anımsattığımız Feyzioğlu,

“Geleneksel bir uygulamadır. Yargıtay başkanının konuşması diye bir kanun hükmü
var mı? O da yok. Yargının kurucu unsuru olmamızdan kaynaklanıyor.
TBB başkanı açılışta konuşmasın demek, avukatlar yargının kurucu unsuru olmasın demektir. Yargının bağımsız olması gereken bir ülkede yürütmenin yargı organına talimat veremeyeceği kanaatindeyim.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı

Öte yandan Feyzioğlu, bazı gazeteciler tarafından Cumhurbaşkanlığı için aday gösterilmesinden dolayı onur duyduğunu ifade ederek,

“Ancak ben şu an, yalnızca bulunduğum göreve en iyi şekilde hizmet etmek istiyorum. Bunun dışında başka bir makam amacım yok. Makamların insanlar tarafından yükseltildiğine inanıyorum. Destekleri için herkese tekrar teşekkür ediyorum.”
diye konuştu. (Cumhuriyet, 7.9. 2013)