Recep Tayyip Erdoğan ile Bilal Erdoğan arasında geçtiği ileri sürülen ses kayıtları

Dostlar,

Bu habere ilişkin yorumlarımız yazının sonunda..
Önce telefon konuşmalarının dökümünü okuyalım..

*****

Paralari_evden_cikar_operasyon_var1

 

 

 

 

Recep Tayyip Erdoğan ile Bilal Erdoğan arasında geçtiği ileri sürülen 
ses kayıtlarında şunlar yer aldı:

17 Aralık 2013 tarihinde 08.02’de yapıldığı iddia edilen görüşmenin ses kaydı
(Birinci konuşma)

– Evde misin oğlum
– Evet babacığım
– Sabah şeyler operasyon yaptılar. Bu Ali Ağaoğlu, Reza Zerrab, işte bizim Erdoğan’ın oğlu, Zafer’in oğlu, Muammer’in oğlu filan, bunların şu an evlerinde arama yapıyorlar
– Bir daha söylesene babacığım
– Diyorum ki, Muammer Bey’in oğlu, Zafer’in oğlu, Erdoğan’ın oğlu, Ali Ağaoğlu, Reza Zerrab gibi filan 18 kişi şu anda büyük yolsuzluk operasyonu şeyiyle evlerinde arama yapıyorlar filan falan
– Evet
– Tamam mı, şimdi diyorum ki, senin evinde ne var ne yok. Sen bunları bir çıkar. Tamam mı?
– Bende ne olabilir baba. Senin para var kasada.
– Onu diyorum işte. Ondan sonra ben şimdi gönderiyorum kardeşini (Sümeyye Erdoğan’ın kastedildiği iddia ediliyor). Tamam mı?
– Kimi gönderiyorsun?
– Kardeşini gönderiyorum diyorum.
– Hı tamam
– Ondan sonra aynı şekilde o bilgiler onda var tamam mı, abinle konuş
– Evet
– Onda… Onu şey yapalım, amcanla filan konuş, o da aynı şekilde çıkarsın. Eniştenle konuş. O da…
– Ne yapalım bunları baba? Nereye koyalım?
– Belirli yerlere, oralara şey yap işte (Arkadan Emine Erdoğan olduğu iddia edilen bir kadın sesi “Berat” diyor)
– Berat’ta da var
– Onu söylüyorum işte. Şimdi biraraya gelin. Amcanı da al, Ziya eniştende var mı yok mu bilmiyorum da, tamam mı. Burak ağabeyine de hemen şey yap. Tamam mı
– Tamam baba. Sümeyye yani çıkarıp Sümeyye bana nereye götüreceğimi mi söyleyecek
– Ya tamam. Hadi şey yap. Sizinkileri düşünün aranızda eniştenle filan
– Ne yapalım diye
– Evet evet, hemen irtibat kuralım saat 10’a kadar. Çünkü….
– Tamam baba
– Tamam mı?
– İrtibatta kalın
– Tamam babacım

**************************

17 Aralık 2013 tarihinde saat 11.17’de yapıldığı görüşmenin ses kaydı
(İkinci konuşma)

Paralari_evden_cikar_operasyon_var2

 

 

 

 

– Baba Hasan ağabey ile filan biraraya geldik. Abim Berat, amcam beraber, bir şeyler düşünüyoruz. Bu arada bir fikir daha geldi Berat’a. Bir kısmını diyor Faruk’a (Kalyoncu) diğer işle ilgili hemen vereyim diyor. Öbür paraları işlediği gibi işlesin zaten konuşmuşsunuz önceden. Onu yapalım mı? Ciddi bir miktarı o şekilde halledebiliriz.
– Olabilir
– Tamam. Öbür bir kısmını da Mehmet Gür ile ortak işe başladığımız için, bir kısmını
al sende dursun. Projeler geldikçe oradan kullanırsın diye verelim mi diyoruz.
Böylelikle azaltıp geri kalanı da başka bir yere taşıyacağız.
– Tamam işte onları şey yapın da
– Tamam
– Sümeyye geldi mi?
– Sümeyye eve gelmiş. Şimdi buraya gelecek, yanımıza gelecek.
Tamam babacım. Hallediyoruz bugün inşallah. Başka bir şey var mı?
– Şey yapmanızda fayda var. (Parayı kastettiği ileri sürülüyor) Tamamiyle sıfırlamanızda fayda var
– Evet tamamiyle sıfırlayacağız inşallah

****************************

17 Aralık 2013 tarihinde saat 15.39’da yapıldığı iddia edilen görüşmenin
ses kaydı

Paralari_evden_cikar_operasyon_var3

– Sana diğer verdiği görevler tamam mı
– İşte akşam bitirmiş oluyoruz. Bir kısmını hallettik. Berat ile ilgili olan kısmını hallettik. Şimdi
Mehmet Gür ile ilgili olan kısmı herhalde önce halledeceğiz. Geri kalan kısmını da artık karanlık olunca halledeceğiz
– ….
– İnşallah
Sümeyye ne yaptı?
– Sümeyye de işte onları çıkardı getirdi filan, konuştuk filan
– Her iki tarafı da halletti mi?

 

– Verdi herhalde babacağım, ikisini de boşalttım dedi
– Her iki tarafı
– Evet. İkisini de boşalttım dedi ama iki taraf derken onu diyorsun değil mi?
– Neyse tamam
– Siz kaçta geliyorsunuz
– On ikiyi filan bulur
– Yolunuz açık olsun
– Telefonlarla konuşmayın

***********************************

17 Aralık 2013 tarihinde 23.15’te yapıldığı iddia edilen görüşmenin ses kaydı
(Üçüncü konuşma)

Abdullatif_Sener_girtlagina_dek_yolsuzluga_batmislar

 

 

 

 

 

– Şimdi babacım şey için aradım. Büyük ölçüde şey yaptık. Siz mi aradınız babacığım şimdi beni
– Yo ben aramadım sen aradın
– Gizli numaradan arandım
– Büyük ölçüde derken sıfırladınız mı yoksa
– Sıfırlamadık henüz babacığım. Şöyle ki, bi 30 milyon Avro gibi bir miktar daha var. Şey yapamadık, eritemedik henüz. Bu şey geldi aklına Berat’ın. Ahmet Çalık‘ın alacağı ekstra bir 25 milyon dolar kalmış. Onu oraya verip o para gelince onu şey yaparız diyorlar, üstüyle de Şehrizar’dan daire alabiliriz diyor. Sen nasıl bakarsın baba?
– ….
– Hı Babacığım
– Sümeyye yanında mı?
– Yanımda, çağırayım mı?
– Yok ses karıştı da onun için dedim
– Hıı, yani 25 milyon dolar Çalık’a aktarıp, geri kalan kısımla da Şehrizar’dan
daire alabilir
– Neyse şey yaparız, hallederiz
– Öyle mi yapalım
– Tamam yapın
– Tamamen sıfır kalsın mı baba? Yoksa senin elinde biraz para kalsın mı?
– Kalsın. Olmaz zaten oğlum. Şeye öbür tarafa, Mehmet’le şey yapsaydınız,
onu da oraya aktarsaydınız
– He onlara verdik tamam, 20 (milyon olduğu ileri sürülüyor) dolar verdik
– He onlara verdik tamam. 20 dolar verdik
– Allah allah. Ya aktarsaydınız sonra şey yapardınız
– Ya ne bileyim. Şimdi bu kadar verebildik baba. Zaten zor, yer kaplıyor. Falan başka bir kısmını başka bir yere koyuyoruz. Bir kısmını bizim şeye verdik. İşte Tunç ağabeye verdik. Ondan sonra…
– Tunç’a tamamını aktardın mı?
– Nereye baba?
– Tunç’a diyorum tamamını aktardın mı?
– Ya sormuşlar. 10 milyon Avro alabiliriz demişler herhalde
– Neyse Neyse bu kadar şeyleri konuşma şeyde. Böyle de olsa konuşma
– Tamam biz hallediyoruz o zaman
– Halledin şimdi tabi ben bu akşam ben gelemiyorum. Ankara’da kalacağım
– Tamam biz hallediyoruz sen merak etme

*****************************

18 Aralık 2013 tarihinde 10.58’de yapıldığı iddia edilen görüşme

– Bir arayayım dedim. Bir şey var mı yok mu diye.
– Yani herhangi bir şey yok. Verdiğin işleri bitirdik Allah’ın izniyle
– Tamamen sıfırlandı mı?
– Tamamen. Yani sıfırlandı derken, nasıl diyeyim. İşte bende bir, Samandıra ve Maltepe’nin paraları vardı. 730 bin dolar ve 300 bin lira. Onları da şey yapacağım. Bizim Faik Işık’a borcumuz vardı. Bir milyon lira, ona vereceğim,
üstünü de akademiye aktar diyeceğim
– Şey konuşma. Açık açık konuşma
– Konuşmayayım mı?
– Konuşma, tamam mı
– Tamam babacığım
– Yani şeyi Samandıra vs. nerenin olursa olsun üzerinde tutma, yerine gönder.
Niye üzerinde tutuyorsun
Tamam babacığım, ama güncel olarak herhalde takip altındayız, güncel olarak
takip edildiğimi düşünüyorum
– Biz sana ne diyoruz, ta baştan beri sana
– Ama işte koruma ekibi mi yapıyor. Kim takip ediyor bizi?
– Oğlum dinleniyorsunuz
– Ama görüntülü de takip ediyorlarmış
– Doğrudur. Şimdi işte İstanbul’da Emniyette bazı şeyler şu anda yaptık

******************************

Başbakanlık’tan ses kaydı açıklaması

Başbakan Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen
ses kayıtlarıyla ilgili Başbakanlık şu açıklamayı yaptı (25.2.14)

İnternet aracılığıyla servis edilen ahlaksızca ses kayıtları..

Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu arasında bir telefon görüşmesi olduğu iddiası eşliğinde, bu akşam internet aracılığıyla servis edilmiş olan ses kayıtları, ahlaksızca bir montaj ürünü olup tümüyle gerçek dışıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı hedef alan bu kirli tezgâhı kuranlardan
hukuk içinde hesap sorulacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

/////////////////////////// ooooo ///////////////////////////

Dostlar,

Konuya ilişikin yorumumuz hem sitemizin manşet bölümünde ve ayrı bir makalede bulabilirsiniz :

  • BİR BAŞBAKANIN DRAMI ve… (26.2.14)

http://ahmetsaltik.net/2014/02/26/bir-basbakanin-drami/, 26.2.14

Kaç zamandır bu sitede yazmaktayız..

R.T. Erdoğan’ın ipi çekildi Atlantik ötesinde ancak Erdoğan bunu anlamak – görmek istemiyor.. Direndikçe arkası gelecek, ülkeye çooook zarar verecek..
Batı, Ekonomik beskıyı da deneyebilir.. demiştik.. Öngörülerimiz çıkıyor..

  • “Bir türlü göremiyorlar ki artık RTE’nin ipi Atlantik ötesinde çekildi,
    miadını doldurdu. Çırpındıkça daha çok batıyorlar ve ülkeye daha çok zarar veriyorlar..” diye yazmıştık.. (24.2.14)
    (http://ahmetsaltik.net/2014/02/24/masum-tutsaklar-ve-akpnin-siyasal-kumari/) 

Şimdi, iyi – kötü (!) evde yapılan özel tadilatla saklanan şifreli kasalarda
derlenip toplanan bir milyar dolara yakın dünyalık – kara gün akçesi (!) de
elden çıktı..

Dağıtılanları geri toplamak kolay mı?

Yumurtaların hepsi bir sepette idiyse yandı gülüm keten helva..

İsviçre Bankalarında hesap yoksa (??) neden yürekli davranıp bu ülkeye
resmi başvuru ile Deniz Baykal gibi yüreklilikle hesapları açıklama yetkisi verilmedi ??

Bu denli zırvayı görürecek tevil örneği sanırız tarihte yok..
(“Zırva tevil götürmez” atasözünü anımsayalım..)

Sevgi ve saygı ile.
27 Şubat 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Yurdum İnsanından Karun Kadar Varsıllığa ve Ölümcül 5. Senfoni


Yurdum İnsanından Karun Kadar Varsıllığa ve Ölümcül 5. Senfoni

Dostlar,

Bize ulaşan bir fotoğraf karesini paylaşalım..

T.C. Başbakanı R.T. Erdoğan ve ailesi “bir zamanlar” piknikte..
Son derece mütevazi “yurdum insanı”

Ya günümüzde??

fotoğrafta gördüğümüz aile, şu anda dünyanın 8. en zengin başbakanı ve ailesi. Eeeee Allah yürü ya kulum dedi mi diyor……

Piknikte_ailesiyle


İsviçre bankaları
nda milyar doları bulan 8 ayrı hesabı olduğu
Wikilieaks belgelerinde yaymlandı..Bu konuda kendisine basın üzerinden bilgi soran İP Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek 5+ yıldır hapiste..Başbakan RT Erdoğan bu hapsedilme tablosu ile övündü ve “büyük serveti” olduğunu ileri sürenlerin, kendi deyimiyle kendisine iftira atan müfterilerin hapse tıkıldığını büyük bir hazla konuşmasında dile getirdi. Bu tümceleri kurarken duyduğu haz, ses tonuna,
sesinin tınısına ve mimik – jestlerine apaçık yansıyordu..Bu savı kanıtlamayanın “müfteri” olduğunu haykırdı.
Oynadığı şuydu gerçekte :

Daha önce de bu sitede yazdık, bilinen bir olgudur; İsviçre bankalarındaki hesaplar gizlidir.. İsviçre yasaları bu gizliliği güvenceler (taahhüt eder).
Bu yüzden, yatırılan paraların yasal olup olmadığına bakılmaz..

Avuç içi kadar ülke bu “çok özel bankacılık sistemi” sayesinde Dünya’nın
en varlıklı ülkelerinden biri olmuştur. Dolayısıyla Başbakan’a servetinin kaynağını soran Doğu Perinçek aslında Wikileaks belgelerinde yer alan sav hakkında Başbakanın açıklamasını istemişti pek doğallıkla.

Ancak Başbakan ve yalakalarının gücü Wikileaks belgelerine ve sızdıranlara yetmediğinden / yetemeyeceğinden, o belgelere dayalı soru soranları kurban seçmiş ve etmişlerdir. İkinci olarak da, halkın önemli kesiminin bu yüksek perdeden meydan okumaya inanacağı varsayımına dayanılmaktadır.
Eğitimi yeterli olmayan halkın basın eliyle de bilgilendirilmeyeceği, basının da kendisine hesap sormayacağını hesaplayan / bilen RT Erdoğan, yine kuru gürültü ile “şimdilik” sonuç almış görünüyor.

Ne var ki, dürüstçe çıkıp, halka şunu söyleyemedi :

  • Bizim alnımız açık, veremeyeceğimiz hesap yok. İsviçre hükümetine
    resmi yazı yazacak ve adıma ve 1. derece yakınlarıma ait hesapların
    resmen açıklanmasını isteyeceğiz..

İşte o zaman gerçekleri öğrenebilirdik..
Başbakan bu adımı atamadı.
Neden acaba??

Hala geç değil.. Eğer gerçekten dürüst ise bu konuda hemen gereğini yapsın.. Kredisinin dibe vurduğu bir ortamda, 30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesi
pek işe yarayabilir böylesi bir belge..

Malum hep mağduru oynuyor ve halkımıza duygu sömürüsü yapıyoruz ya..

Bir de hiç utanıp sıkılmadan din – inanç sömürüsü sürüyor..

“Bizim Besmelemiz – Allahımız var..”

Haydi  bizi geçelim, yalınkılıç muhataplarınızın nesi var?

Örneğin kendi ağzıyla sizi “ine tıktığını” belirten Cemaat başkanının ve müritlerinin Allah’ı ve Besmelesi yok mu??
Ayrıca ciddi servis kaynakları?? Bir bakıma misyonları da bu değil mi??

Ağzımızdan yel alsın ama, “ipi çekilen ve artık deliğe süpürülmesine
karar verilen”
RT Erdoğan direnmeyi sürdürürse, iyi bilinen birkaç büyük ülkenin resmi gizli servisleri bu belgeleri bir “bavulcuya” ya da “savcıya..” sızdırırlarsa; A. Gül’ün dediği gibi “delillendirip bir de savcı bulup”
Ergenekon gibi kurgu (ya da gerçek!) davalar açarlarsa ne olacak?

Erdoğan bu vb. yumrukları da yiyip kesin “knock out” (nakavt) olarak
boylu boyunca ringe serilmeden (attan düştüğü gibi!) siyasal sahneden çekilmeyecek gibi duruyor.. Bu stratejiye de yandaşları ve akıldaneleri “vuruşarak çekilme” diyerek Başbakan’a bir başka tuzak kurmakla meşguller korkarız!
O’nu bu kez eşekten düşen karpuza döndürmeyi hesaplıyorlar sanırız..

Bizden uyarması..

Enflasyon hızla tırmanıyor, Borsa (BİST) tepetaklak düşüyor..
Yeni yılın ilk günlerinde doğalgaz, elektrik…. için okkalı bir zam kaçınılmaz..

“AKP’nin RTE’si – RTE’nin AKP’si” direndikçe fatura hem ülkemiz için
hem de bu yapışık ikizler için kaçınılmaz olarak büyüyecek..
Sıcak para girişine sıkı bir fren, Erdoğan’ın halkıkandırmak için
çok övündüğü Merkez Bankası’nın borç ve balonlu rezervlerinin 1-2 ayda tükenmesi demektir.. Bu olası süre, Erdoğan’ı kurtarmaya, yerel seçimlere taşımaya yetmez.. İşte “tam bağımsızlık” böylesine yaşamsaldır;
bu öngörüleri yazarken gerçekte içimiz kanıyor ülkemiz adına..

Yol yakınken Başbakan R.T. Erdoğan “yumuşak” çekilme seçeneklerini mutlaka değerlendirmeli..

Bir kez daha anımsatmış olalım.. 11 yıl, gereğinden uzun bir süre iktidar için.

Dünyanın en güçlü orduları bile birkaç cephede birden savaş sürdüremezler..

  • Erdoğan kaç cephede döğüştüğünün / döğüştüğünü sandığının
    ayrımında mı??

Bir de AKP içinde O’ndan nasıl kurtulacaklarını hesaplayan ve türlü girişimlerde olan Vekil sayısından haberli mi? (6 istifa çok küçük bir rakam..)

Giderayak sağduyulu davranılmazsa çöküş çok hazin olacak..

Aklımıza onyıllar önce tıbbiyede öğrenci iken Kadın Hastalıkları – Doğum kitaplarımızdan birinde okuduğumuz söz düşüyor :

  • Her menstruasyon (adet kanaması), döllenmemiş bir ovumun (yumurtanın) hazin bir cenaze törenidir. (Dr. Robert Meyer)..

Bir de Beethoven’in 5. senfonisinin uğursuz uğultuları
kulaklarımızda yankılanıyor..

Beethoven, bir soru üzerine bu “ta ta taaa” seslerinin işlevinin
“Azrail’in kapıyı çalışı” olduğunu açıklamıştı..

  • Elleriniz bilhassa kanlıdır!.

Demokratik ve yasal Gezi eylemlerinde 7 insanı öldürdünüz,
onlarca insan gözünü yitirdi, kemikleri kırıldı, engelli oldu,
ağır ruhsal travma aldı.. yüzlercesi hakkında yıldırıcı davalar açtırdınız..

Milyonlarca insanın ahını aldınız..
Bu sessiz – sindirilmiş milyonların da Allah’ları ve besmeleleri vardır;
elleri yüce göklere açık, dudakları gönülden duadadır; bilesiniz ki bu dualar
sizin hayrınıza değildir.

Mazlumun ahı çıkacaktır, çıkmaktadır..

Attila İlhan‘ın deyişiyle “kan tutmaktadır”!

Derdiniz şifasızdır; bu bedeli ödeyeceksiniz..

Sevgi ve saygı ile.
29 Aralık 2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net