9. Uluslararası İş Sağlığı Güvenliği Kongresi

Başbakan Yıldırım işçiyi suçladı:
İş kazaları insan hatasından…

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
9. Uluslararası İş Sağlığı Güvenliği Kongresi’ne katılan Başbakan Binali Yıldırım iş cinayetlerinde suçun büyük oranda işçi kaynaklı olduğunu savundu. (Cumhuriyet, 06.5.2018)

[Haber görseli]İstanbul’da düzenlenen 9. Uluslar arası İş Sağlığı Güvenliği Kongresi’ ne katılan Başbakan Binali Yıldırım bir yandan “İş sağlığı ve iş güvenliği çok önemli” derken, bir yandan da şöyle konuştu:

“Esasında iş hayatının tarihsel gelişi-mine baktığımızda iş kazalarının % 80-85 insan hatasından, insan unsu-rundan kaynaklandığını görürüz. Hayatının büyük bir bölümünü ağır sanayide, gemi inşa sektö-ründe geçirmiş biri olarak, yaşayarak tecrübe ettiğim iş kazası ve iş sağlığıyla ilgili önemli anı-larım var. Biz tersanede gemi yaparken çalışanlara baret giydirmek için alnımızın derisi çatlardı. ‘Bana bir şey olmaz’. Kardeşim sana bir şey olmaz deme canın bu kadar ucuz değil, çoluğun çocuğun var. Geleceğin var. Eldiven takmaz, baret giymez, güvertede çalışır kemer takmaz. Sürekli peşlerinden koşacaksın. Her an başında duracaksın.”

‘İPİN UCU KAÇIYOR’

“Bu kazalar olduktan sonra tepki olarak düzenlemeler yapıyoruz. İpin ucunu da kaçırıyoruz” diyen Başbakan Yıldırım, “Halbuki bunu kazalar sonrasında değil uzun tecrübelerin birikimi olarak yapmakta fayda var. Tepkiyle yapılan düzenlemeler bazen iş hayatında içinden çıkılmaz sorunlara da sebep oluyor. Hem iş emniyetini, iş sağlığı tedbirlerini alacağız; hem de küresel rekabette geride kalmayacağız. Prensip budur. Bunu başarmak için daha fazla eğitim, daha fazla tedbir, daha fazla farkındalık… Buna ihtiyacımız var. Kuralları koymak meseleyi çözmüyor. Önemli olan koyduğunuz kuralların uygulanabilir olması” şeklinde konuştu.
================================================
Dostlar,

Türkiye’de yalnızca bu yılın ilk 4 ayında 575 işçi yaşamını yitirdi.
AKP’nin Kasım 2002’den bu yana 15,5 yıllık tek başına iktidarında ise 21 022 emekçi iş cinayetlerine kurban verildi.
Başbakan B. Yıldırım gemi yapımında yıllarca çalıştığını belirtiyor. Bir mühendis olarak çok deneyimi olduğunu vurguluyor. İş cinayetlerinde faturayı emekçiye kesiyor sermaye ağzıyla.. Oysa eldeki bilimsel veriler, iş cinayetlerinin en az %98’inin önlenebilir olduğunu kanıtlıyor. Hem de en çok %5’lik bir maliyet artışı ile! Üstelik vergi mevzuatımız iş sağlığı – güvenliği giderlerinin işverence vergiden düşülmesi olanağı veriyor. Yerel – küresel rekabete engel yok! Başbakanın bu bilimsel gerçekleri bilmiyor bilmiyor olması düşünülebilir mi??
O halde neden emekçinin safında konumlanmıyor da sermaye ağzıyla konuluyor..
İşte bu anlayış değil midir ki 15,5 yılda en az 21 022 emekçiyi İŞÇİ CİNAYETLERİNDE kurban verdik.. Erdoğan zaten tümüyle bilim dışı konuşuyor; iş cinayetlerini “fıtrata – kadere” bağlayıp kenara çıkıyor.
Tek başına devr-i iktidarlarında AKP nam partinin, her yıl ortalama en az 1356 emekçiyi kurban verdik. Günde yaklaşık 4 emekçi, üretirken yaşamdan koparıldı.. Oysa, yineleyelim, en az % 98’i makul bir harcamayla önlenebilir nitelikte..
AKP iktidarı bu bilimsel önlemleri aldırabilse ve denetleyebilse idi, 21 022 x .98 = 20 980 emekçi cinayeti (en az!) önlenmiş olacaktı.


6331 sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası 30.06.2012’de çıkarıldı ama bir türlü tüm hükümleriyle yürürlüğe konamadı. 3 kez ertelendi ve 1 Temmuz 2020’ye ötelendi tam yürürlük.

Son 21 ayda OHAL bahane edilerek emekçilerin hak grevleri ertelendi ve Erdoğan bunu itiraf etti! Vahşi özelleştirmeler ile emek örgütleri olan sendikalar avuç içinde kar gibi eritildi.
Uluslararası hukuktan kaynaklanan, başta ILO Sözleşmeleri olmak üzere sağlıklı – güvenli – onurlu istihdam ortamı yaratma yükümlülüğü yerine getirilmedi. Kayıt dışı bir yana, işçilerin yarısı, açlık sınırının da altında olan asgari ücret mahkum edildi..

Şimdi de Binali bey kalkmış, işçiye, “Ölüyorsan sen sorumlusun canım kardeşim..” demekte!? Vah ki vah… vah ki vah..
Hep söyleriz :

  • Sendika yoksa İşçi sağlığı – iş güvenliği de yoktur!

Tarih, emek karşıtı politikalarıyla AKP iktidarının sorumlularını yerli yerine koyacaktır. Erdoğan’ı, Binali beyi, ÇSGB Faruk Çelik ve Karadon grizu faciasının 30 kurbanı için “Güzel öldüler” diyebilen ÇSGB Prof. Ömer Dinçer’i…  emekçi dünyası bağışlamayacaktır..


Sevgi ve saygı ile. 07 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD     Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Ulusal Eğitim Derneği Cumartesi Konferansı : ÇOCUK ve GENÇLİK ŞARKILARI


Ulusal Eğitim Derneği Cumartesi Konferansı :
ÇOCUK ve GENÇLİK ŞARKILARI


Dostlar
,

Bizim de üyesi olduğumuz ama son haftalarda yoğunluğumuz nedeniyle katılma keyfini yaşayamadığımız geleneksel Cumartesi konferansları sürüyor..

14 Mart 2015 gününün konusu

  • EĞİTİMİN YAŞAM PINARI:
    ÇOCUK VE GENÇLİK ŞARKILARI

Sunucu ise, Müzik öğretmeni dostumuz Refik Saydam..

Sayın Saydam aynı zamanda Müzik Eğitimcileri Derneği Başkanı bir örgütçü..

Duyuru posteri aşağıda..

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etkinliğe emek verenlere / vereceklere başarı dileriz.
Ancak, toplantı günü 14 Mart gibi özel bir güne denk düşüyor..
Gönül isterdi ki ülkemizin çooooook ciddi / ağır / tıkanmış / duvara dayanmış….
SAĞLIK SORUNLARI gündeme alınsın..
(11 Mart 2015 sabahı 09:00 09:45 arasında Ulusal Kanal’da katıldığımız program,
yaşamın gerçekleri ile örtüştüğünden olsa gerek, çok ilgi çekti; http://youtu.be/lNGeWe0HFy8 ..)
13 Mart’ta (Bu gün) sağlık çalışanları GREV yapıyor..
Arkadaşlarımızın gözünden kaçtı belki de..
Biz de rahatsız etmeyelim, yanlış anlaşılmayalım diye karışmak istemedik..

O zaman yeri gelmişken önerelim :
18 Nisan’da mutlaka ULUSAL EGEMENLİK konu edinilmeli.
25 Nisan’da, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı Günü nedeniyle

DÜNYADA ve TÜRKİYE’de İŞİ SAĞLIĞI – İŞ GÜVENLİĞİ

konu edinilmeli… önerimizi paylaşmak isteriz…
Ülkemizdeki İŞÇİ CİNAYETLERİ katlanılmaz boyutlara ulaştı..

Takdire sunarız…

Bir de, Derneğin uygun bir logosu olsa ve onun da duyurularda kullansak??

Sevgi ve saygıyla.
13.3.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

2014’te 1886 işçi iş cinayetleriyle yaşamını yitirdi!


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre,

2014’te 1886 işçi iş cinayetleriyle yaşamını yitirdi!

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi‘nin raporuna göre, 2014 yılında iş cinayetlerinde en az
1886 işçi can verdi. Raporda,  Mayıs ayında 427 işçi, Ekim ayında 171 işçi ve Ağustos ayında 160 işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi. Yaşamını yitiren 1886 işçiden 29’u meslek hastalığı nedeniyle aramızdan ayrıldı. İnşaat işkolunda 423 işçi, maden işkolunda 386 işçi ve tarım işkolunda  ise 309 işçi yaşamını yitirdi. Trafik/servis kazası nedeniyle 421, zehirlenme/boğulma nedeniyle 395 ve düşme nedeniyle 298 işçi can verdi.

2014 yılında 54 çocuk işçi, 132 kadın işçi, 53 göçmen işçi ve 331 emekli ya da emeklilik çağında çalışan işçi yaşamını yitirdi.

2014 içinde Manisa’da 343 işçi, İstanbul’da 198 işçi ve Kocaeli’nde 67 işçi yaşamını yitirdi.

“ARALIK AYINDA EN AZ 127 İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ”

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, basın ve meslek örgütlerinden derlediği veriler ışığında hazırladığı Aralık ayı raporunu açıkladı. Buna göre, Aralık ayında 127 işçi yaşamını yitirdi.

İşçi ölümleri en ço inşaat, belediye, ticaret/eğitim/büro, tarım ve gemi/tersane sektörlerinde yaşandı. İnşaat, yol işkolunda 32; belediye, genel işler işkolunda 13; ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda 11; tarım, orman işkolunda 9; gemi, tersane, deniz, liman işkolunda 8; metal işkolunda 7; çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz/öğrenemediğimiz 6; madencilik işkolunda 5;
çimento, toprak, cam işkolunda 5; savunma, güvenlik işkolunda 5; taşımacılık işkolunda 4; petro-kimya, lastik işkolunda 3; tekstil, deri işkolunda 3; ağaç, kağıt işkolunda 3; sağlık, sosyal hizmetler işkolunda 3; gıda, şeker işkolunda 2; banka, finans, sigorta işkolunda 2;
enerji işkolunda 2; konaklama, eğlence işkolunda 2; iletişim işkolunda 1 ve basın, gazetecilik işkolunda 1 işçi yaşamını yitirdi.

Raporda, Aralık ayında yaşamını yitiren 127 işçiden  121’i işçi memur statüsünde çalışan ücretlilerden, 3’ü çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 3’ü de esnaflardan olmak üzere, 6’sının da kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluştuğu belirtildi.

“İŞÇİLER EN ÇOK TRAFİK/SERVİS KAZALARINDAN DOLAYI
YAŞAMINI YİTİRDİ”

İşçiler en çok trafik/servis kazaları, düşme, ezilme/göçük ve öbür nedenlerden dolayı can verdi.

Trafik, servis kazası nedeniyle 36; ezilme, göçük nedeniyle 31; öbür nedenlerden dolayı
(kalp krizi, slikozis, intihar, saldırı vb.) 23; düşme nedeniyle 17; zehirlenme, boğulma nedeniyle 10; elektrik çarpması nedeniyle 5; nesne düşmesi, çarpması nedeniyle 3; patlama, yanma nedeniyle 1; kesilme, kopma nedeniyle 1 işçi can verdi.

Aralık ayında işçi cinayetlerinde 15 kadın, 3 çocuk ve 1 göçmen yaşamını yitirdi.
İşçi cinayetlerinin en çok yaşandığı kenler ise İstanbul, Adana ve Zonguldak oldu.

======================

Dostlar,

Derin acıyla paylaşıyoruz…

Emperyalizm ve ülkemizdeki uzantıları ile işbirlikçileri;
her taraflarına boooolca kına yakabilirler..

Emekçilerin kanlarında boğulacaklar çok da uzakolmayan bir zamanda..

Sevgi ve saygı ile.
02.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

CAN GÜVENLİĞİ İSTİYORUZ!


CAN GÜVENLİĞİ İSTİYORUZ!

 

Dostlar,

İstanbul Mecidiyeköy’de 10 (on) emekçiyi vahşice katleden işçi cinayetinin sorumlularını lanetliyoruz..

Tarifsiz bir acıyla aşağıdaki yazıyı paylaşıyoruz…

Sevgi ve saygıyla.
10.9.2014, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

=================================================

DİSK                        :

Türkiye işçi cinayetlerinde Avrupa birincisi: 12 yılda 13168 işçi can verdi!

Torun İnşaat’taki işçi katliamı Türkiye’deki işçi cinayetlerini gündeme getirdi.
  • DİSK ve TÜİK verilerine göre AKP’nin 12 yılında 13168 işçi yaşamını yitirdi!
Türkiye, işçi ölümlerinde El Salvador ve Cezayir’in ardından dünyada 3., Avrupa’da 1. oldu
 
Taraf’ın haberine göre Torunlar GYO’ya ait gökdelen inşaatındaki asansörün düşmesi sonucu 10 kişinin yaşamını yitirmesi, Türkiye’de son yıllarda yaşanan failinin belli olduğu ancak ceza almadığı işçi cinayetlerini akla getirdi. Torunlar GYO’da şimdiye dek üst düzey yetkililer, inşaata ruhsat veren kurumlar, inşaatın denetiminden sorumlu ilgili bakanlıklardan hiçbir yetkili ifadeye çağrılmadı. Yalnızca asansör firmasından iki kişi gözaltına alındı. İfadeye çağrılmaları da sonucu değiştirmiyor. Yaşanan tüm işçi cinayetlerinde çoğu kez takipsizlik kararı verilirken medyanın gündemine gelen büyük felaketlerde ise uzun süren yargılamalar yapılıyor. Bu yargılamalar sonucu yine gerçek kusurlular ceza almadan davalar kapatılıyor. İşte Türkiye’de asıl faillerinin cezalandırılmadığı ya da yargılaması yıllarca süren iş cinayeti davaları
 

Davutpaşa’daki patlamada
21 işçi öldü!

İstanbul Davutpaşa’da 31 Ocak 2008’de havai fişek fabrikasında yaşanan patlama sonucu 21 kişi yaşamını yitirirken 117 kişi yaralanmıştı. Altı yıl süren yargılama Haziran ayında (AS: 2014) sonuçlandı. Ailelerin büyük hukuk mücadelei vererek sürdürdüğü yargılamada beklenen olmasa da sorumluların bir bölümü ceza aldı.
İşçi cinayetlerinde bir belediye başkanının yargılanması ise bir ilkti. Ancak dönemin Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın da sonunda beraat etti. Davanın avukatı Güldem Demir, başkanın beraat nedenin “bilirkişi raporu” olduğunu söyledi.
*********************
OSTİM’de 11 işçi yaşamını yitirdi,
hukuk mücadelesi sürüyor..

Hukuk mücadelesi hala süren bir başka
işçi cinayeti ise Ankara’da 3 Şubat 2011’de meydana gelen OSTİM’de (Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi) yaşanan
tüp patlaması. 20 işçinin yaşamını yitirdiği davanın 22. duruşması 4 Eylül’de görüldü. Geçen duruşmada bilirkişi raporu yayınlandı. Bu bilirkişi raporunda yalnızca tüpleri satan gaz şirketinin suçlu görülmesinin kabul edilemez olduğunu belirten davanın avukatı Erbay Yucak;
“O patlayan tüp firmasına vize veren Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’dır. Patlayan tüplerin dolum şekli olan SNT tüp doldurma ruhsatını önce verip sonra iptal eden Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’dur. Patlamanın yaşandığı işyerinin kaçak olmasına kaşın çalışmasını göz yuman OSTİM yetkilileri, Belediye ve Çalışma Bakanlığı’dır.
Ancak bilirkişi raporunda onlar sorumlu görülmedi. Biz bu rapora itiraz ettik.
Eğer itirazımız kabul edilmezse yalnızca tüp firması yargılanacak..”
eleştirilerinde bulundu.

 

Esenyurt’ta alışveriş merkezi
11 işçiye mezar oldu

İstanbul Esenyurt’ta 11 Mart 2012’de Marmara Park Alışveriş Merkezi’nin inşaatı sırasında işçilerin kaldığı çadırda çıkan yangında 11 işçi yaşamını yitirmiş 4 kişi de yaralanmıştı. Yangına neden olan ise işçilere barınma amaçlı kurulan çadırda kullanılan ısıtıcıydı. Bu davaya bakan Avukat Gülfem Demir, davanın sürdüğünü söyledi. Ancak bu davada da öbür
işçi cinayetlerinde olduğu gibi yalnızca kimi yetkililerin sorumlu tutulduğunu söyleyen Av. Demir, tüm sorumluların yargılanmamasının nedeninin ise bilirkişi raporu olduğunu söyledi. Demir, şöyle konuştu;
 
“Raporlar eksik ve kötü hazırlanıyor. Asıl sorumlular raporda yer almıyor. Genelde belediyenin alt çalışanları, iş güvenliği uzmanları ve ustabaşıları cezalandırılıyor.”
 

Soma Maden Faciası

Geçtiğimiz Mayıs ayında (AS: 13 Mayıs 2014) Manisa’dan gelen bir haber tüm Türkiye’yi yasa boğmuştu. 301 madencinin yaşamına mal olan faciada ihmaller hala konuşuluyor. Hukuksal sürecin başlatılabilmesi içinse bilirkişi raporu bekleniyor. Avukatlar raporlar gelmeden dava açılamayacağını söylerken, ancak usuli (AS: yöntemsel) işlemler düzeyinde ilerleme kaydedildiğini belirtti. Maden faciasının ardından Soma Holding Genel Müdürü Ramazan Doğru, mahkemede “Bana verilen yetki imzası sahte” diyerek Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ı suçlamış,
Gürkan da genel kurul belgesini gösterip Doğru’yu suçlamıştı. Eylül ayı içinde
hazır olması beklenen bilirkişi raporu imza tartışmasını da netleştirmiş olacak.
Rapor doğrultusunda kimlerin yargılanacağı da belirlenebilecek.