Pamukoğlu: ‘Hayır’ önde; yüzlerinden belli

Pamukoğlu: ‘Hayır’ önde, yüzlerinden belli

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Onursal Başkanı emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, referandum çalışmaları kapsamında Türkiye’yi dolaştığını belirterek, ” ‘Hayır’ların önde olduğunu anlamanız için bunların konuşmalarına ve yüzlerine bakın. Sosyal yönden körlüğü olmayan biri, işlerin ne kadar kötü gittiğini anlar.” dedi. (YURT Gazetesi, 02 Nisan 2017)

Pamukoğlu: 'Hayır' önde, yüzlerinden belli

Kastamonuya’ya gelen Osman Pamukoğlu, Şerife Bacı Öğretmenevinde partisinin il başkanlığı tarafından düzenlenen konferansa katıldı. Pamukoğlu, şöyle konuştu:

– “Referandumda ‘Hayır’ oyu kullanacaklara ‘Terörist’ diyorlar. ‘Terörü yok edeceğiz, ekonomiyi düzelteceğiz, güven adalet sağlayacağız’ diyorlar. Terör siyasi ve ekonomik desteği olmadan ayakta duramaz. Silah kullanmayıp terör örgütüne ayni ve nakdi yardımlar yapan, psikolojik olarak onlara moral veren kurum veya kişilere yardım ve yatakçı denir. Oslo’dan başlayıp Habur’a kadar giden PKK elebaşısının direktiflerini Diyarbakır meydanlarında okuyup ağlayanlar yardım ve yatakçılık yaptılar. ‘İmralı’daki adamın yeri darmış genişletelim’ diyorlar. ‘Efendim televizyon kanalları artırılsın. Adamın orada canı sıkılıyormuş’, 5-6 tane de PKK’lı gönderdiler yanına. Bu yardım ve yataklık değil de nedir? “Çözüm süreci” diye valiler, kaymakamlar, jandarma komutanları, şunları bunları oturttunuz odalarında ve PKK’lılar köpeksiz köyde çomaksız oynadı. Hem kırsallarda hem kentlerde. Sonra da 7 tane ilçeyi ele geçireceğim diye uğraştınız.
– Her yeri cephanelik yaptılar.
Orada verilen yüzlerce şehit çocuk kimdi? Kim yaptı onu?”

Pamukoğlu, ‘Hayır’ oylarının önde olduğunu savunarak,

  • FETÖ’de terör örgütü değil mi? Buna yardım yataklığı kim yaptı?
  • Bunlar adalet mekanizmasına, orduda generalliklere kaç yılda yerleştiler?
  • Peki IŞID denilen celllatlar, bunların hastaları ve yaralılarının bakımları hangi ülkenin hastanelerinde yapıldı?
  • Şimdi de dön ‘Hayır diyenler terörist.’ Bir ayı aşkın zamandır dolaşıyorum. ‘Hayır’lar önde. ‘Hayır’ların önde olduğunu anlamanız için bunların konuşmalarına ve yüzlerine iyi bakın.
    Sosyal yönden körlüğü olmayan bir kişi onlar yönünden işlerin ne kadar kötü gittiğini anlar.”
    ==============================
    Dostlar,

Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Onursal Başkanı emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu,
bir yiğit adamdır. Yıllarca Ordumuzda en kritik görevlerde bulunmuş ve emperyalizmin maşası bölücü silahlı terör örgütü ile göğüs göğüse dağlarda çatışmış bir komutandır. Emekli olduktan sonra da durmamış ve ülkemize hizmetini bir siyasal parti kurarak sürdürmüştür. Zamanında ayrılmayı da bilmiş ve Partisinin genel başkanlığını, dava nöbetini arkadaşlarına bırakmıştır.

Aşağıda gösterilen 15 kitaba imza koymuş bir insandır.

İnsan ve Devlet Başka Bir Hikaye & Herkese Yaşam Üzerine Notlar  Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok Ey Vatan Akıllı Ol & Güç ve Zeka İçin Yaşam Rehberiniz
Kara Tohum Ayandon Savaş Sanatı Önder & Çağların Özlemi Siyasetin Sefaleti
Kafes & Beyaz Çığlıklar Yolcu / Beyhude Geçmesin Bu Ömür Strateji Angut Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok
Türkiye değerlerini hoyratça tüketen bir ülke oldu..
Pamuokoğlu Paşa’dan da yararlanmayıp dışlayacak ölçüde akıl dışına savrulduk.Erdoğan dün (01 Nisan 2017) Diyarbakır miting konuşmasında tarihsel bir hata daha yaparak / yineleyerek gerçek niyetini ve bilinç altını Kürt oylarını alma adına bir kez daha sergiledi :
* “Türk demiyorum, millet diyorum..” dedi.. (Herhalde 1 Nisan şakası yapmadı!?)
Yeyüzünde kurulu tüm devletlerin bir ülkesi (toprağı) bir de “insan topluluğu” vardır ve bu topluluk o ülkenin yurttaşlarıdır, milletidir.. Devlet kuran insan toplulukları milletleşir ve
Millet olurlar, bir de ad edinirler.
– Fransa devletini kuran halk / ahali / Fransa insanlarına Fransız milleti denir.
– İngiltere devletini kuran halk / ahali / İngiltere insanlarına İngiliz milleti denir.
– Almanya devletini kuran halk / ahali / Almanya insanlarına Alman milleti denir…
– ABD devletini kuran halk / ahali / ABD insanlarına Amerikan milleti denir.
…….
Bu tümceleri 200’e yakın kez yinelemek olanaklıdır ve yeryüzünün güncel gerçeğidir.
Büyük ATATÜRK de, ULUS DEVLET gerçeğinden kalkarak;
“Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına – ahalisine Türk Milleti denir.”
demiş ve Anadolu halkını birleştirerek hiçbir ayrım yapmamıştı.
Dolayısıyla, bu topraklarda,Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan bu devletin vatandaşları – yurttaşlarının adı TÜRK MİLLETİDİR! Herhangi bir millet değildir!
Farklı etnik kümelerin varlığı – ki bir gerçek ve Anadolu’nun zenginliğidir- TÜRK MİLLETİ olgusunu değiştiremez ve asla görmezden gelme olanağı da vermez.
Erdoğan’ın söylemlerine çooook ama çoooook etmesi gerekmektedir.
AÇILIM – SAÇILIM saçmalıklarının ülkeyi bölünme eşiğine sürüklediği unutulmamalıdır.
O kanlı ve batak defterler yeniden açılmamalıdır.
Bu arada “saygın” devlet adamımız Bahçeli ne buyuracaklar bu Erdoğan salvosuna,
merakla bekliyoruz. 2 gün oldu, ses seda yok.. 3 maymunu oynamak istiyorlar?!
“TÜRK MİLLETİ” sözünü ağzına almayarak yadsıyan Erdoğan, Türkiye’ye padişah yetkisiyle neredeyse diktatör olmak istiyor eyyy Bahçeli ve tapınanları, duydunuz mu?
Titreyin ve kendinize dönün artık.. 
E. Tümg. Osman Pamuk paşamızın hiç olmazsa “Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok”
adlı kitabını okuyunuz, okutunuz ve ibret alınız, dets çıkarınız..
AKP – RTE, halkoylamasında “evet” çıkarma adına yapamayacakları şey olmadığını
ortaya koyuyor ki, bu tutum ülkemiz – insanımız için son derece tehlikeli, giderilemeyecek
tehlikeler doğurabilir.. Bu tavır ve söylemin adı birleştiricilik değil, tersidir!
Hep yazıyoruz, danışmanların ve AKP önde gelenlerinin, ailenin sorumluluğu çok ağırdır. Erdoğan’ın konuşmaları dikkatle düzenlenmeli ve metin dışına çıkmaması için uyarılmalıdır.

Sevgi ve saygı ile. 2 Nisan 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Can DÜNDAR : YAŞAR’ın YERİ

YAŞAR’ın YERİ

portresi
Can DÜNDAR
Cumhuriyet, 18.01.2015

 

Şanar Yurdatapan’dan bir mesaj geldi.
Bir de fotoğraf…
Önce fotoğrafı tarif edeyim.
Uzunca bir duvarın dibine tespih taneleri gibi dizilmiş bir grup yazar… Kimler yok ki aralarında:
Adalet Ağaoğlu, Erdal Öz, Orhan Pamuk, Ataol Behramoğlu, Demirtaş Ceyhun, Ahmet Altan, Onat Kutlar…
Duvar, canlı resimlerle örülmüş bir edebiyatçılar panosu adeta…
Yıl: 1995… 23 Ocak günü…
Yer: Beşiktaş’taki DGM binası
Ben de aralarındaydım.
Yaşar Kemal için oradaydık.

Yasar'in_yeri_18.01.2015

Türkiye, -her devir ve halen olduğu gibi- düşünce özgürlüğünü tartışıyordu.
Terörle Mücadele Yasası’yla özgür düşünce engelleniyor, basın sansür ediliyor,
yazarlar yargılanıyordu.

Bu duvarı delmek için “Düşünce Özgürlüğü ve Türkiye” başlıklı bir kitap yayınlanması kararlaştırılmıştı. Kitapta edebiyatçıların fikre dair yazıları yer alacak,
böylece bir ortak duruş sergilenecekti.

***

Kitabı, 1994 Ekim’inde Can Yayınları bastı.
Yaşar Kemal’in yazısı “Türkiye’nin Üstündeki Kara Gökyüzü” başlığını taşıyordu.
Şöyle diyordu Büyük Usta:

  • “Almanya’da Hitler ve Hitlerciler, tarihin en büyük suçlarını işlediler. İnsanlık o yüzden daha vicdanını arıtamadı, belini doğrultamadı, hastalandı. Bugün Alman halkı biraz rahatsa, azıcık insanlığın yüzüne bakabiliyorsa, Hitler’e canları pahasına karşı koymuş işçileri, aydınları, bilginleri, sanatçıları yüzündendir. Hitler’e karşı savaşan Thomas Mann, Heinrich Mann, Stefan Zweig, Bertolt Brecht, Erich Maria Remarque vb. olmasaydı, bugün Almanlar böyle başları dik, insanlık içinde dolaşamazlardı. (…)
    Bizim başımızdaki demokrasi adı altındaki bu zulüm, işkence, insanlığı aşağılayan düzene karşı savaşacak Thomas Mann’ımız da yok. Bizim bir Freud’umuz, bir Frank’ımız, Dr. Nissen’imiz, Einstein’ımız da yok. Bizim insanlık karşısında onurumuzu, kültürümüzü kurtaracak hiçbir şeyimiz, yok demeye dilim varmıyor ya, yok.”

Sonra kendisine getiriyordu sözü:

  • “Burnumun kanamasını istemeyen kimi dostlarım benim için kaygılanıyorlar.
    Bir
    de kimileri ‘Sen taraf tutuyorsun’ diyorlar.
    Benim taraf tutmam kadar doğal
    ne var ki?? 
    Kendimi bildim bileli Türkiye halklarının yanındayım. Kendimi bildim bileli zulüm görenlerle, hakkı yenenlerle, sömürülenlerle, acı çekenlerle, yoksullarla birlikteyim. (…) Bir ülke insanları, insanca yaşamayı, mutluluğu, güzelliği seçecekse bu, önce evrensel insan haklarından, sonra da evrensel, sınırsız düşünce özgürlüğünden geçer. Buna karşı çıkmış ülkelerin insanları da 21. yüzyıla onurunu yitirmiş,
    insanlığın
    yüzüne bakamayacak durumlara düşmüş insanlar olarak girerler.”

***

Düşüncenin yasaklanmasını eleştiren bu metin, yasaklandı.
Yaşar Kemal hakkında dava açıldı. Bunun üzerine, “Biz de aynı metne imza atıyoruz” kampanyası başlatıldı. Türkiye’den ve dünyadan yüzlerce yazar aynı metni imzaladı.
Onlar için de dava açıldı. Hep birlikte gittik DGM’ye, duvar dibine dizildik.
Unutmuyorum o günü; çocuklar gibi şendik. Mahkemenin bitişiğinde, “Yaşar’ın Yeri” diye bir kahve vardı. Orada buluşur, sohbete koyulurduk. Duruşma salonu, Türkiye tarihinin gördüğü en geniş katılımlı edebiyatçılar paneliydi adeta… Oradan başımız dik çıktık.

***

O dönem kampanyayı organize eden Şanar, bu hafta, o duruşmanın 20. yıldönümünde, düşünce özgürlüğü davasının sanıklarını yeniden “Yaşar’ın Yeri”nde buluşmaya çağırıyor.
Kadronun bir kısmını geçen 20 yılda kaybettik. Bir kısmı fiziken değil, fikren öldü.
Bir kısmı ise aynı kararlılık ve cesaretle sürdürüyor mücadeleyi…
Bugün biraz insanlığın yüzüne bakabiliyorsak, onlar sayesinde…
İnsanlık karşısında onurumuzu kurtarmak için “Bizim Yaşar Kemal’imiz var”diyebiliyoruz göğsümüzü gere gere…
Kalk gel Usta! Zulüm, bildiğin eski zulüm; fikir yine tehdit altında…
Her taraf duvar, her köşe DGM… Ve biz yine “Yaşar’ın Yeri”ndeyiz.
Yerin dolmaz sensiz. Çık gel, gür sesinle, keskin kaleminle umut ol bize…
Anca senin ismin toplar bizi bir araya…
Kalk gel Usta!

============================================

Dostlar,

Sevgili Can Dündar gene usta kalemini çalıştırarak çoook dokunaklı bir yazı kaleme almış..

Dev edebiyat Çınar’ı 92 yaşındaki Yaşar Kemal gitti – gider..
Onurlu – üretken – sağlıklı bir yaşam sürebilecekse elbette dönsün..
Ama başka türlü olacaksa, bırakalım O ya da doğa karar versin..

Can Dündar, Kalk gel Usta! diyor, O’nu geri çağırıyor nafile çaba da olsa..

Buraya dek duygusal tonlamalarla iyi de;  

“Anca senin ismin toplar bizi bir araya…” 
tümcesine ne demeli? Türkiye hala kurumlaşamadı ve hemen her alanda tansık (mucize) kahramanlar bekliyor Ergenekon’un bağrından dağları delip gelecek:
bir elinde çekiç, öbüründe örs..
(Minik bir farkla örs yerine orak alsa Türk milliyetçiliğinden komünizme mi savrulacak?)

*****

Yaşar Kemal yukarıda alıntılanan yazısında “Türkiye halkları” deyimini kullanıyor..
Bir tümcecik ekleseydi önce;

Türk Ulusunu oluşturan / Türk Ulus Devletini kuran Türkiye halkları
deseydi keşke..

Büyük ATATÜRK tam da öyle tanımlamadı mı 3 yerde el yazısıyla :

“Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına / ahalisine Türk milleti denir.”

Kürt kökenli edebiyat devi Yaşar Kemal, tam da Büyük Atatürk’ün bu bireşim (sentez), Anadolu ahalisine tarihsel- sosyolojik uzlaşı çağrısının tipik – somut ürünü değil mi?

Sevgi ve saygı ile.
18.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net