Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için artık saatler önemli!

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça
için artık saatler önemli!

Dr. Taner ÖZEK
Radyoloji Uzmanı
(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
120 gün olmuş (AS : 9.7.17’de 124. gün!), aşağıdaki tanık olduğum olayı anlatmamın üzerinden 15 gün geçmiş ve artık yürüyemiyorlarmış. Bence en tehlikelisi böbreklerinin ağrıması. Maalesef merkez medyada bu konu ile çok az yazı ve yayın var. Daha çok Amerika’da doğum yapan ünlülerle (?) ilgili yazılar manşette.
Lütfen çok geç olmadan daha duyarlı olalım…
Saygılar.
*****
Bir insan ve hekim olarak ölüm oruçlarına karşıyım.
Bu düşüncemin kesinleşmesine yaklaşık 20 yıl önce hastanede ultrasonografi nöbeti tutarken yaşadığım bir olay neden oldu. Ultrason odasına biri astsubay 3 asker geldi. Cezaevinden bir mahkumu acil servise getirdiklerini mahkuma ultrason istendiğini söyleyip bir süre sonra sedyede bir genci getirdiler. Gencin ölüm orucunda olduğunu, herhangi bir soru sormamı söylediler. Yalnızca Hukuk fakültesi son sınıftan terk olduğunu belirttiler. Daha önce basından ölüm orucundaki insanların resimlerini (AS: fotoğraflarını!?) görmüştüm, ama ilk kez bir insan ve hekim olarak bu kadar yakından tanık oldum. Bilinci yarı açık, çok zayıflamış ve rengi kirli sarı bir gençti. Elleri kelepçeli hareketleri kısıtlıydı. Ama asıl şoku gence ultrasonografi bakarken yaşadım..10 senedir ultrasonografi yapan bir hekim olarak böyle iç organ görüntülerini ne o zaman nede ondan sonra meslek hayatımda geçen 20 yılda; çok ağır hastalıklar geçiren hastalarda bile görmedim.
Tüm iç organları (karaciğer, pankreas, böbrekler, vasküler yapılar…) çürümüştü.
Sanki açlıktan iç organları kendi kendilerini yemişti.
Ultrason tetkiki bitince genç mahkuma geçmiş olsun diyerek kelepçeden neredeyse çıkacak kadar zayıflamış elini tuttum.O an gözlerini bana çevirdi ve gözlerime baktı..
Bana bakışını hala unutamadım. Ve bakışları ile bana ne demek istediğini yaşamım boyunca merak edeceğim. Bunu o gence sorma şansım artık yok.Basından öğrendiğim kadarı ile işten atılan ve tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça‘nın hiç bir örgütle bağlantıları ve sabıkaları yok ve KHK ile FETÖ’den işten çıkarılmışlar.
Tek istemleri, işleri ekmekleri, onurları ve öğrencileri …
TTB’deki hekim arkadaşlarımdan öğrendiğim bu gençlerin yukarıdaki genç gibi
dönülmez noktaya gelme sınırında oldukları..
* Artık günlerin değil saatlerin önemli olduğu söyleniyor.

Dostlar,

124. günü ölüme yatışlarının Nuriye Gülmen ve Semih Özakça‘nın..
Dile kolay… tam 4 ay 4 gün bitti.. 
Bu arada eriyip bitti bu 2 genç insan yaşamlarının baharında..

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ‘ın TBMM’de Fetullah Gülen’e ve yaptıklarına övgüler düzen, yaptıkları şeffaf ve yasalara uygun diye savunan konuşma bantları ortalıkta, kimi TV’lerde..

Erdoğan’ın Fetullah Gülen’le yakın pozları, öpüşmesi…. görüntüleri de…

AKP kurucularından, eski TBMM Başkanı ve AKP’nin Başbakan yardımcılarından “özgül ağırlığı olan” ağır top Bülent Arınç‘ın çeyrek yüzyıldır Ankara Belediye Başkanı olan İ. Melih Gökçek için söylediği “Ankara’yı parsel parsel cemaata sattı” sözleri boşlukta.. Bir savcı da çağırır Arınç’a sorar değil mi? Uydurma e-postalarla imzasız ihbarlarla atılan iftiralar kimi garibanların yaşamlarını karartırken, İ. Melih Gökçek de nedense Bülent Arınç aleyhine tazminat – ceza davası aç(a)mıyor, O’na “müddei iddiasını ispatla mükelleftir!” diye gürleyemiyor Reisleri gibi.. Erdoğan da her ikisine bir şey sormuyor, soramıyor.. Gökçek Başkanlık saltanatını sürdürüyor. Arınç damadı üzerinden mi sıkıştırılıyor acaba susması için??

Erdoğan’a da nedir bu fotoğraflar Fetullah Gülen ile bunca samimi diye soran yok!?
Erdoğan “Kandırıldık, milletim bizi affetsin..”  dedi ve hesabı kapatarak kendini akladı.

Partisinden halen milletvekili, Bakan FETÖ‘cü olmadığı açıklandı inanırsanız..

Ama 2 masum ve gariban Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işleri – ekmekleri – onurları – öğrencileri için çırpınarak bunları geri isterken kimseler duymadı.. Ölüm orucuna yattılar, bu kez de ilgilenen yok. Üstüne üstülük siz misiniz açlık grevi yapan diye hapse atıldılar. Suçlama örgüt üyeliği ve sabıkalılar.. Bunu söyleyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu.. Hemen ardından avukatları savcılıktan sabıka kaydı alıyor tertemiz.. Eee, bu durumda AKP = RTE‘nin İçişleri Bakanı, hapiste açlık grevindeki 2 genç ve masum insana iftira mı atmış oluyor ?? Sonra da CHP ADALET YÜRÜYÜŞÜ başlatınca çamur üstüne çamur, gözdağı, tehdit… Adalet bunun neresinde??

* Nerede arayacak insanlar adaleti? Hapiste ve ölüm orucuna yatarak mı?

Haftalardır sitemizin manşetinde tutuyoruz.. Onbinlerce imza toplanıp yetkililere iletildi.
Birkaç gün değil belki birkaç saat sonra çooook geç olacak..Zerre kadar vicdan – insanlık – adalet duygusu kalmadı mı?
Bu 2 insanı işine iade edin, yargılama tutuksuz sürsün.. Zaten işe başlamaları olanaksız. Aylarca çok özenli sağaltım almaları zorunlu. Ne ölçüde sağlıklarına kavuşacakları belirsiz. Belki de engelli kalıp (malul) emekli edilecekler. Yargılamada suçlu çıkarlarsa cezalarını çekerler. Şu durumda adeta ölüm cezasına mahkum edilmişler gibi yavaş yavaş ve göz göre göre öldürülüyorlar.
Bu bir insanlık suçudur ve zaman aşımı yoktur!
Bu 2 masum genç insan öldüğünde gerçek katilleri kim olacak? Tarihin sahnesinde değil mi
Efendiler son günler hatta saatler.. Bu 2 insan henüz hükümlü değil sanıklar..
Kesin hükme dek masumlar. Her şeyden vazgeçtik, yasanın açık hükmünü uygulayın.. Vicdanınız, insafınız şöyle dursun.. Sizden merhamet dilenen yok, yasanın açık ve buyurucu (emredici) hükmüne uyun :
* Hapis cezası ve güvenlik önlemleri temel ilkelerini düzenleyen 13.12.2004 tarih 5275 sayılı CEZA ve GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA YASA md. 16/2’de,  sanığın hastalığı nedeniyle uygulanacak süreç şöyledir:

“… öbür hastalıklarda cezanın infazına resmi sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı mahkûmun yaşamı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa, cezasının infazı iyileşinceye dek geri bırakılır.”

Kesin hükümlüye bile tanınan hakkı sanıktan esirgemeyin..

Lütfen ve hemen… Bu gece değilse bile sabah, öğlene kalmadan..

Dr. Taner Özek’in kapkara çizimine baksanıza; sonsuzluğa kanatlanma başlamış!

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD     Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Not : Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda hak ihlali nedeniyle tedbir kararı ile salıverilme isteği reddedildi. Bu kararı da herhalde içimizde yükselen – zaptedemediğimiz isyanı “HAK – HUKUK – ADALET” diye haykırarak bastırmaya mahkumuz. Türkiye’ni artık hatta epeydir bir Anayasa Mahkemesi de yok.. ve iktidar “Adalet sokakta yürüyerek aranmaz..” buyuruyor!? İlgili yazı için tıklayın : http://ahmetsaltik.net/2017/07/04/sefer-can-anayasa-mahkemesi-fisini-cekti/

AKP’nin Twitter Yasağı Zavallılığı

AKP’nin Twitter Yasağı Zavallılığı

Dostlar,

Değerli arkadaşımız Bülent Esinoğlu’nun,
twitter’in AKP hükümetince yasaklanmasını irdeleyen yazısına sitemizde yer verdik.
(http://ahmetsaltik.net/2014/03/21/hitler-kitaplari-yakmisti-bunlar-da-twitteri-yakiyor/)
O yazının sunumunda da, birkaç sözümüz oldu. Biraza daha açalım..

Sorumlu Adalet Bakanı Bekir Bozağ ve her şeye bakan Başbakan Yrd. B. Arınç hazretleri basın açıklamasında yargı kararının uygulaması olarak savunma yaptılar.
Olağan değil midir ki bu yargı kararını basına verseler de biz de öğrensek..

Hangi mahkeme, hangi gerekçe ile, hangi yurttaşların dilekçesi ile,
hangi kapsamda ve ne denli süre ile?? Niçin bu bilgilerden yoksunuz??

Derken İstanbul C. Başsavcılığından açıklama geldi ve kendilerinin bu bağlamda herhangi bir yasaklama – sınırlama başvurusu yapmadıkları belirtildi.

Yargıçlar ve Savcılar Sendikası da twitter’i yasaklayan bir yargı kararının olmadığını
bildirdi..

Bizce Cumhurbaşkanılğı makamında oturan A. Gül hazretlerinin “twitter” leri çözücü oldu.. Gül bu kritik twitter iletisinde, “Umarım uzun sürmez..” diyerek kördüğümü çözen kişi oldu!..

Derken birkaç saat sonra Twitter yasağı çözüldü!
Mahkeme, “olmayan” kararını geri mi aldı?
Hedeflenen amaç ne çabuk gerçekleşti?
Yoksa, Başb. Yrd. Babacan‘ın bu sabah NTV’de belirttiği gibi Twitter firması ile sürdürülen kapalı kapılar ardındaki pazarlık – baskı – şantaj – tehdit mi ??? sonuç verdi?

Gün olur bunları da öğreniriz..
Göz göre göre bir siyasal iktidar, dünya kamuoyu önünde gerçek dışı bildirimde bulunuyor. Böyle bir ülkenin yurttaşı olmak bizi çoook ama çoook utandırıyor.
Ne yazık ki sıradanlaştı artık.

Uygar bir demokraside böylesi skandal hükümet düşürür ve yargılanmayı gerektirir.

Hükümeti ve Twitter’i uzlaşma metnini açıklamaya çağırsak çok mu saf oluruz?
Peki yargı kararı idiyse nasıl oldu da o da hemen eşzamanlı olarak kalkıverdi??

Ancak olanlar şaşırtmıyor.. “tipik” faşist uygulama örnekleri..
Bir fazlalığı / farkı var Almanya’dan.. Oradaki, sözde Nasyonal – sosyalist Hitler‘in partisinin ürünü idi..

Bizdeki ise dinci – faşist ve de kanlı – yeşil AKP iktidarı hüneri..
Türkiye, Çin’den sonra Twitter’ı yasaklayan 2. ülke oldu.
Yaşasın “RTE’nin AK PARTİ’si ve de AK PARTİ’nin RTE’si”!
Bir madalyonun 2 yüzünün tutsakları..
Yolsuzluk ve rüşvet suçlamasıyla sabık (düşük) 4 bakan hakkında yargının düzenlediği fezlekelerin yüce TBMM’de okunmasını gövdelerini siper ederek engelleyen 259 fedai AKP vekili.. Artık onlar milletin vekili değil, AKP’nin RTE’si – RTE’nin AKP’sinin vicdanlar kara ve de gözleri kör, basiretleri bağlı fedaileri.

İsyan eden kamu vicdanının hiç olmazsa sosyal medyada boşalmaya çalışması bile çok görüldü.. Belki de birkaç AKP’li yandaşın mahkemeye başvurması ve de gecikmeden çıkan bir yargı kararı ve de saniyeler içinde bu kararı yerine getiren TİB..
Tam bir alaturka kadro ve kurgu..

Tüm bu kepazeliğin ana çerçevesi      :

Türkiye; şeriat rejiminin kurulması için “dar’ül harp” alanıdır.

Mübah olmayan hiçbir ama hiçbir şey yoktur, olamaz..

On milyarlarca Dolarlık soygun da, çok yalın bir açıklamayla,
“a..’na konacak millet” ten “ganimet” tir “ganimet”!..
Ses kayıtlarına göre bu galiz küfürün sahibi Mehmet Cengiz nam insan müsvettesi
sıradan bir piyon, bir figür olmadan öte ne anlam ve önem taşır ki??

***

Her yanlış, sonlarını daha da yakın ediyor..
Kendi elleriyle..
Kendi infazlarıyla..

Ya Rab!
Bu ne ilahi infaz ve de kaderdir??
Böylesi, “kamikaze yazgı” da var mıdır yüce katınızda, yazılmış mıdır?

Herhalde, AKP iktidarının Türkiye’ye 21 Mart Bahar Bayramı hediyesidir olup bitenler..
Ruh sağlımızı koruyabilmek için bir psikoloik savunma düzeneğine gereksinim var.
Örneğin mantığa bürünmeye – usa büründürmeye (rasyonalizasyon) sığınsak
bir parça??

Sevgi ve saygı ile.
21 Mart 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net