Obama’nın Türkiye’de yaptırdığı darbeyi Putin nasıl “Şah-Mat” etti!

Obama’nın Türkiye’de yaptırdığı darbeyi
Putin nasıl “Şah-Mat” etti!

HALA NATO’DA KALACAK MIYIZ ?

AVRUPA BİRLİĞİ’NE GİRME HAYALİ DE ARTIK BİR SON BULSA !

(AS : Uzunca ama çok önemli yazının sonunda bizim önemli, kısa notumuz var!)

Merhaba,

Dün Antalya’dan bir beyin cerrahı arkadaşımın, akademisyen bir arkadaşından alarak bana ilettiği yazıyı gerçekten ilginç bulduğumdan sizlerle paylaşmak istedim. Yazı şöyle;

Dün yabancı basında Türkiye ve KKTC ile ilgili haberleri karıştırırken çok ilginç bir yazıya rast geldim. Yazının orijinali Fransızca yazılmış. Yazarı da Hannibal Genseric. Yazı La Cause du Peuple’de 27 Temmuz günü yayınlanmış, orijinal başlığı ise “Comment Putin a fait «échec et mat» au coup d’état d’Obama en Turquie” ve yayın adresi

https://fr.sott.net/…/28679- Comment-Poutine-a-fait-echec- et….  

Signes des Temps: Le Monde pour les Gens qui Pensent. Des nouvelles et des commentaires sur les événements mondiaux.

Yazı başlığının Türkçe çevirisi “Obama’nın Türkiye’de yaptırdığı darbeyi Putin nasıl Şah-Mat etti”.  Yazının içeriği çok ilginç geldiği için önce yazarın kim olduğunu, yazdıklarının komplo teorisi mi yoksa araştırmaya dayalı gerçekleri mi yansıttığını araştırdım. Hannibal Genseric
Fransız bir Matematikçi ve Bilgisayar Mühendisi. Yani kafası somut analizler yapan bir yapıya sahip. Fransa’da yaşayan ünlü bir araştırmacı ve yazar. Araştırma ve yazı alanı Uluslararası ilişkiler ile dünya politikası. Çok çarpıcı bulguları var. Mesela yazılarından bir tanesinde “Genetikçiler atalarımızın Araplar olduğunu söylüyor. Le Pen ve Claude Gueant’de Arap kökenli” diyor, kanıtları ile birlikte. Jean-Marie Le Pen (baba) ve Marine Le Pen (kızı) Fransa’nın en aşırı sağcı siyasi parti olan Ulusal Cephe’nin eski ve yeni liderleri.

Hannibal’ın söz konusu yazısında 15 Temmuz darbesi ile ilgili bugüne değin duymadığımız ve Türk basınına yansımamış, ama demek ki batı dünyasında, özellikle batılı istihbarat birimlerine ulaşan bilgiler var.  Genseric, 15 Temmuz Darbesi’nin Amerikan Ordusu ve NATO tarafından organize edildiğini, planlayıcılarının da CIA, MI6 ve Mossad olduğunu ve sonucunun da Türkiye’yi Anglo-Siyonist Eksen’den (Anglo-Sionist Axis-ASA) uzaklaştıracağını ve Şangay İşbirliği Organizasyonu’na (Shanghai Cooperation Organization-SCO) veya da Gelişmekte Olan Ülkeler Grubu olarak tanımlanan BRICS’e (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) yaklaştıracağını belirtmekte.

Yazıda özetle dikkat çeken bölümler şunlar: 

  • KGB çok iyi çalıştı ve 15 Temmuz Darbesi ile ilgili bilgileri Rus Başkan Vladimir Putin’e
    çok önceden iletti.
  • Rusya, Türkiye Hükümetini haberdar etmek için ayrıntılı bilgi topladı ve darbecilerin kullanacakları silahlara karşı bir koruma sistemi oluşturdu.
  • İncirlik Üssü’nden yöneltilen bu boyuttaki bir darbenin fiyasko ile sonuçlanmasının nedeni Rusya’nın iki tarafa da çalışan ajanları saf dışı bırakmış olmasıdır.
  • Bu darbede İncirlik Üssündeki yüksek rütbeli subayların kullanılması çok aptalca oldu.
    Bu hata darbenin CIA tarafından yapıldığını ortaya çıkardı.

Batı güçleri Erdoğan başta olduğu müddetçe, Yeni Dünya Düzeni (New World Order-NWO) projesinin hedefi olan Dünya Devleti’ni kurmanın mümkün olmayacağını artık anlamışlardı. Erdoğan’ın Orta Asya Türk Devletleri ve bir kısım Orta Doğu ülkeleri ile güçlü bir blok kuracağını anladılar ve bu darbeyi planladılar. Kremlin, Türkiye’nin NATO ve AB ile arasının bozulduğunu biliyordu. Başarısız bir darbenin Türkiye’yi Rusya’ya yakınlaştıracağını hesaplayıp, darbe süresince Türk Hükümetine destek verdi. Rusya, Suriye, İran ve Batı ülkeleri darbe yapılacağını biliyorlardı. Bunun kanıtı da darbe günü batı dünyasının İstanbul ve Ankara’ya canlı yayınla bağlanmış olması. CNN’in ünlü sunucusu Christiane Amanpour ise darbeden 2 gün evvel tüm kamera ve yayın ekibi ile Türkiye’ye gelmişti. Darbe anında İstanbul’da canlı yayın yapması tesadüf değildi.  

Putin, danışmanı Alexander Dugin’i, Türkleri darbe konusunda uyarması için, Ankara’ya
çok gizli bir şekilde gönderdi. Dugin Türk Hükümetine uzun bir darbeciler listesi verdi.
Darbecilere karşı darbe yapılması”bir ay önceden bazı darbecilerin kimliklerinin öğrenilmesi ile başlatıldı. Türk hükümeti 2 bin Türk askerinin (hava ve deniz) tutuklanması için savcıya talimat verdi. Mahkemeler bu talebi reddetti. Feto’cu yargıçlar darbeci generallere bir şeylerin ters gittiği haberini ilettiler. Bu şekilde, darbenin öne alınması zorunda kalındı. 24 saat sessizliğini koruyan Amerikan ve Batı medyası, darbenin başarısız olacağını anlayınca, tipik yanıltıcı propaganda ile ortaya çıktı;

“Bu darbe Erdoğan’ın kendisine karşı darbe yapıldığı fikrini yaymak için düzenlediği bir “Sahte Darbe”dir. Bu yüzden uçağı İstanbul üstünde F-16’lar tarafından vurulmamıştır.” 

Oysa gerçek, bu söylemden çok farklıydı :

  • Türk F-16’larının peşinde Karadeniz’in uluslararası hava sahasında, yani İstanbul semalarında uçan bir uçağı vurabilecek uzaklıkta uçmakta olan 7 Rus uçağı ve darbeci uçaklara kilitlenmiş iki S400 füzesi vardı. F-16 pilotlarına ihtar edildi: “Erdoğan’ın uçağına tek bir atış yaptığınız takdirde hepiniz vurulacaksınız!” Bu sebeple, Türk jetleri Erdoğan’ın uçağına ateş edemedi.
İncirlik ABD Üssünden 42 helikopterin yok olması ilk anlarda izah edilemedi. Sonradan öğrenildi ki, bu helikopterler Türkiye’yi işgal edecek güçlere katılmışlardı. Bu nedenle Türk hükümeti İncirlik üssünü 2500 polisle kuşatıp sistemlerini çalıştırmamaları için elektriğini keserek Amerika’ya “ne yaptığınızı biliyoruz, bu yüzden askerlerinizi ve sistemlerinizi bloke ettik” mesajını iletti. Bunun üzerine, Obama işgal gücü koalisyonunun (birçok ulustan oluşan ordu) operasyonunu durdurdu.

Söz konusu yazının boyutu benim yazdıklarımın neredeyse 3 misli kadar. Size yazıyı vurucu noktalarıyla özetlemeye çalıştım. 15 Temmuz darbesinin arkasında bize aktarıldığı gibi yalnızca FETÖ ve CIA yok.

Prof. Dr. Ata ATUN
Yakındoğu Üniversitesi

*****

Dostlarım, bu yazı aklımdaki birkaç soruya yanıt oluşturacak veriler içerdiği kadar, yeni soruların doğmasına da neden oldu. 

1. RTE’nin darbeden üç gün önce ortadan yok olup, darbe günü öğle saatlerinde Sözcü muhabirleri tarafından Marmaris’te bulunmasına rağmen darbe sırasında oradan da helikopter ile dağlara kaçırılmasını ve darbeyi “eniştemgil”den öğrendim demesini inandırıcı bulmuyordum. 

2. Bu kadar istihbarat eksikliği olmasına karşın, darbeden saatler sonra tutuklama ve açığa almalar başlarken Hakan Fidan’ın yerinde kalmasını açıklayamıyordum. Tahminim o ki,

RTE Rusya’dan gelen bu istihbaratı açık etmemek için darbeden haberi olmayan bir avanağı oynadı.

3. Darbe sivil halka açılan ateş, TBMM’nin bombalanması, Özel Harekat Karargahı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığının vurulması gibi açıklanamaz ve orantısız güç kullanımı ile bana göre darbe olmaktan çok bir savaş sürecine benziyordu. Burada söylenilenlere bakarsak, bu başlangıcın arkasında bekleyen bir koalisyon gücü işi işgale kadar götürmek üzere bekliyormuş. Ancak Hüseyin Obama abimizin operasyonu iptal etmesiyle, senaryo gereği açılışı yapan “Fetoşist” darbe tayifesi arkasına dönüp kimseyi göremeyince g.t gibi ortada kalıp, daha fazla dayatmadan tıpış tıpış teslim olmuş.

4. Darbeden bir hafta  veya on gün kadar önceydi yanılmıyorsam, bizim Uzun Adam’ın durup dururken yelkenleri indirip Rusya’dan özür dilemesi kadar, her gün RTE’ye saydıran Putin Bey’in de birden bire siyaset meleği kesilip “Başgan”a bir zeytin dalı uzatarak “gel elimi öp, barışalım” tavrı bana tutarsız ve havada gelmişti. Şimdi bir anlam kazandı.

5. Darbe girişiminden sonra bizimkilerin ABD’ye kafa – göz, ana – avrat dalmalarına karşın Okyanus ötesinden cılız mırıltıların çıkmasını açıklayamıyordum. Başka zaman olsa Hüseyin eline beyzbol sopasını alıp “bana Recebi bağlayın” derdi. Demedi. Dut yemiş beceriksiz bir bülbül gibi kaldı.

6İncirlik’ten kalkan helikopterlerin (sayısının 42 olduğunu bu yazıdan öğrendim) dönmediğini, Dedeağaç’a kaçan subayların helikopterinin hala Yunanistan’da olduğunu bildiğimiz halde gerek Savunma Bakanı, gerek ise Boşbakan defalarca TSK’nın envanterinde eksik ağır silah yok dediler. Meğer uçaklarımız Türkiye’nin işgaline soyunan sevgili Nato müttefiklerimize intikal ettiği için kayıp olarak değerlendirilmiyorlar.
Öyle ya… Silahlarımız NATO envanterinde göründüğüne göre kayıp sayılmaz. (!?)

7. Recep’in 15 Haziran’dan sonra “Esed” ile ilgili olarak Putin’in söylemlerine yaklaşır ifadeler kullanmaya başlamasına anlam verememiştim. Ortadoğu’da Rusya tarafından şekillendirilmesine çalışılan Rusya, İran, Irak, Suriye, Türkiye ittifakı tohumlarının bu gevşemede etkisi olduğu anlaşılıyor. Kulislerde Ankara’ya gelen ABD Genelkurmay Başkanı‘nın, Türkiye’nin NATO‘dan ayrılarak bu ittifakın tarafı olmasının Türkiye’ye hesap edilemeyecek faturalar çıkartabileceğine yönelik tehditleri bu olasılığın kuvvetini vurguluyor.

Şimdi… Hannibal Genseric’in aktardığı bu bilginin doğru olduğunu var sayarsak aklıma şu soru geliyor:

Türkiye’de bir yönetim değişikliğini planlayan dış-koalisyonun, bu çuvallamanın ardından
biz yanlış yaptık, pardon Recep Abi… bi daha olmaz” diyerek evlerine çekilmiş olduklarını beklemek safdillik olur. “Öyleyse ne zaman” sorusu bundan sonra bizlere diken üstünde, tekinsiz, belirsiz ve hatta paranoyak bir yaşam tarzı dayatacak gibi görünüyor. Acaba bu salt bir komplo teorisi mi, yoksa ciddi bir istihbarat çalışması mı? Eğer doğruysa, bu son yıllarda Irak’tan sonra ABD’nin yaşadığı en büyük sıçış öyküsüdür. Ne dersiniz?

Kalın sağlıcakla…

Barbaros ERKMEN (02.09.2016)
*************

Dostlar,

Bize açık kaynaklardan ulaşan (hep olduğu gibi) uzunca bir e-iletiyi hiç dokunmadan yukarıda sunduk. Başından beri yazdığımız üzere;

15 Temmuz 2016 darbe girişimini ve aktörlerini AKP – RTE önceden haber almıştır ve karşı önlemlerini alarak denetimli
bir biçimde “bir süre” sahnelenmesini kurgulamıştır.

Olaydan 50 gün sonra yaşananlar, geriye dönük (retrospektif) olarak bu tezi desteklemektedir.

Birkaç OHAL Kararnamesi ile Türkiye, başta TSK olmak üzere yerden yere vurulmuş, adeta kelepçelenmiştir. Olağan koşullarda AKP – RTE’nin düşünü bile göremeyeceği, onlarca yıl iktidarda kalsa bile denemeye bile cesaret edemeyeceği girişimler = AKP sivil darbesi,
15 Temmuz Darbe girişim bahane edilerek OHAL rejimi altında yapılarak Türkiye teslim alınmıştır. 2023’e = Anadolu Federe İslam Devleti’ne giden yolun mayınları temizlenmektedir..

Gelişmelere bu gözlükle bakılmasında saymakla bitmez yarar vardır..
Türkiye “40 Katır ya da 40 Satır” lanetli ikilemine mahkum edilmiştir.

Yazı zaten yeterince uzun, biz daha önce de paylaştığımız yorumumuzu kısa tutuyoruz.
Dinci – gerici AKP cenderesini aşabilmek için önce doğru tanı koymak zorundayız.
Artık “cambaza bak!” ucuz oyunlarını bu halk yutmamalıdır.

Ve yaşamının kumarını oynayan, Türkiye’yi ateşe sürükleyenlere :

El mi yaman bey mi yaman; göreceğiz..

Sevgi ve saygı ile.
03 Eylül 2016, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir