AB’DE ULUSLAŞMA ve SAVAŞIN AYAK SESLERİ

AB’ DE ULUSLAŞMA VE SAVAŞIN AYAK SESLERİ

Fotoğraf: Ahmet Kılıçaslan Aytar  (3.9.2016)

(AS : Bizim irdelemememiz yazının altındadır..)

Ağustos’ta, İtalya/Ventotene adasındaki zirvede Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve İtalya Başbakanı Matteo Renzi bir araya geldi. Britanya’nın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma oyu vermesinden kısa süre sonra yapılan zirvenin ortak basın toplantısını açan M.Renzi,
“Çoğu kişi, Brexit‘in ardından Avrupa’nın bitmiş olduğunu düşündü ama bitmedi ve biz ileride yeni bir sayfa yazmak istiyoruz.” dedi.
Halbuki AB, daha Britanya’nın Birlikten çıkmasının müzakere şartlarını resmen başlatacak olan Lizbon Antlaşması‘nın 50. maddesi’ne başvurmasından önce yeni bir patlamanın eşiğindedir.
*
Ventotene zirvesi, Avrupa’nın güçlü devletleri arasında gerilimler yaratan, kapitalizmin devasa siyasi ve ekonomik krizinin bir kez daha Avrupalılar arasında askeri çatışmaları gündeme getirdiğine yönelik endişelerin alevlendiği bir sırada düzenlendi.
En büyük üç EURO bölgesi ekonomisi, bir dizi kapsamlı acil krizle yüz yüzedir.
Suriye’de tırmanan savaş: Avrupa’da göçmen krizi ve terör saldırıları: İtalya’da Avrupa bankacılık sistemi çöküşünün artan tehlikesi… Üstelik Avrupa’da daha fazla kemer sıkılması, göçmen karşıtı acımasız önlemler ve çalışanların haklarının yok edilmesini savunan sağ politikalar da giderek  yayılıyor… 
*
Ventotene zirvesinin hikayesi; Şubat’ta Münih Güvenlik Konferansı’nda Fransa Başbakanı Manuel Valls’in, Almanya Başbakanı Merkel’in sığınmacı politikasını eleştirmesiyle başladı. Almanya, 2011’de Libya’daki NATO savaşına katılmayı reddetmiş, dış ve askeri politikasında köklü değişikliklerle meşguldü. Askeri giderleri son altı yılda 10 kat artarak 1.8 milyar Euro’ya çıkmış ve 2020’ye kadar silahlanma için 7.5 milyar Euro harcamayı  öngörüyordu. 2014’ten beri Avrupalı rakiplerinin korkularını tetikleyecek şekilde büyük bir güç jeopolitiği ve yeniden silahlanma politikası yürütüyordu…
*
Oysa Almanya’nın 20 yüzyılda iki kez bir dünya gücü haline gelmek için Avrupa’yı fethetmeye çalışmasına yol açan karakterine tepkiler halâ tazeydi. Fransa ile İngiltere ekonomik olarak baskın ve askeri olarak giderek artan oranda güçlü rakipleri Almanya’ya karşı ittifak kurma eğilimine girdiler… Mart’ta Fransa/Amiens’te, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ile İngiltere Başbakanı David Cameron, yine Mart’ta Paris’te, Hollande ve Almanya Başbakanı A. Merkel arasında, ya da Avrupa’nın egemenleri arasında yükselen derin gerilimleri ortaya çıkaran bir dizi toplantı yapıldı. 
*
Amiens toplantısı, I. Dünya Savaşı sırasında Almanya’ya karşı yapılan en ölümcül saldırılardan biri Somme Muharebesi’ni anma töreniyle ilgiliydi. Ortak açıklamada, savaşın Fransız-İngiliz kurbanlarına vurgu yapılması ama Fransa-İngiltere güçleriyle aynı düzeyde yarım milyonluk Alman kaybına hiçbir gönderme yapılmayışı dikkat çekiyordu. 
Nitekim toplantı, Fransa ile İngiltere’nin askeri bağlarının pekiştirilmesine odaklandı.
Yetkililer askeri işbirliği alanında bir dizi karar aldı. Ortak açıklamada “Fransa ve İngiltere, Avrupa’daki güvenliğin ana garantörleri ve ana yatırımcılarıdır. Stratejik savunma ortaklığımız, bize dünya çapındaki ortak hedeflerimize erişme imkanı vermesi için gereklidir” denildi… 
*
İki ülkenin temel rekabet varlığı ve AB dahilinde ortaklıkları sürerken, ortak bir ittifak ihtiyacı hissetmeleri garipti. Taraflar; ortak silah sistemlerinin geliştirilmesi, iki ülkenin nükleer güçlerinin bağımsız ve ortak rolünün teyidi, Askeri insansız hava aracı geliştirme programı, 7 bin kişilik ortak yurtdışı sefer gücünün oluşturulması, İngiltere’nin batı kıyısında iki nükleer reaktörün inşa edilmesi konusunda anlaştı… 
*
Ventotene Zirvesi’nde ise ziyadesiyle İtalyan ekonomisinde durgunluk ve bankalarındaki erimenin önlenmesi konu edildi. Almanya Başbakanı A. Merkel, İtalya Başbakanı Renzi’nin devlet bütçe açıkları üzerine gevşek kurallar yönündeki çağrısını ve Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın AB’nin 315 milyar Euro’luk yatırım finasmanı oluşturulması teklifini reddetti. Çünkü Almanya, son zamanda Avrupalı rakipleri için ekonomik projeleri finanse edecek bu tür politikalara muhalefet etmektedir. Mesela 2016’nın 2. çeyreğinde durgunlaşan İtalyan ekonomisi, durma noktasındadır. İtalya bankalardan mevduatların çekilmesini tetiklemekle tehdit eden yeni bir devlet bütçesi kriziyle karşı karşıyadır.
Almanya, İtalyan mali krizinin bir dereceye kadar yavaşlatılması için 300 milyar eoroyu aşkın şüpheli alacaklarının başka bir AB banka kurtarma paketi eliyle acısız bir şekilde sindirilemeyeceğini düşünüyor. Özellikle bütün bu krizlerin bir başka geniş çaplı parasal genişlemeyle, yani Avrupa Merkez Bankası‘nın Euro basması yoluyla hasır altı edilmesi girişimine karşı çıkıyor. Çünkü  yeni AB kuralları, mevduat sahiplerinin ve alacaklıların bir banka başarısızlığının masraflarını karşılamaya katkıda bulunmasını gerektiriyor…
İtalya’da yüz milyarlarca Euro yatırımı bulunan Fransa için bu sonucun ne anlama geleceği, Paris’in bu koşullar altında Euroda kalıp kalamayacağı da belirsizliğini koruyor.
*
Kriz AB’den İtalya’nın da çıkışını tetikleme potansiyeline sahiptir. Tam da Başbakan Renzi’nin kemer sıkma önlemleri yüzünden sıkıntıda olduğu bir sırada. Üzerine üstlük Kasım’da yapılacak Eurodan çıkma referandumunda Euro ve AB karşıtı sağ-muhafazakar Beş Yıldız Hareketi’nden (Movimento 5 Stelle) gelen bir siyasi meydan okumayla da karşı karşıya bulunuyor… Avrupa kapitalizminin, Avrupa’daki ulusal bölünmelerin üstesinden gelmekte son derece zayıf olduğu anlaşılıyor. Avrupa’nın 1990’larda ve yeni yüzyılın ilk on yılında bir tür dünyevi din gibi yükseltiği öğreti olarak serbest piyasanın ve küreselleşmenin; sürekli ekonomik büyüme ve dünya halkları için artan yaşam standartları getireceğini ilan etmiş olan tüm perspektifi ciddi bir kriz yaşıyor. Ekonomik değişimler, halk kitlelerinin tüm siyasi ve ekonomik düzene yönelik yabancılaşmasına yol açmıştır. AB hızla bir çöküntüye ve ayrışmaya gidiyor. 
*
Üstelik askeri durum, artık kasten ya da istemeden, bir kazanın kontrol edilemez bir zincirleme tepkimeye yol açabileceği kadar gergindir. Artık ekonomik ulusalcılığın 1930’lardaki sonucu I. Dünya Savaşı’nın 1914’te patlak vermesinden kısa süre sonra dünya tarihindeki en vahşi olayı olan II. Dünya Savaşı’nın patlaması olduğunu görmek gerekiyor. Avrupa’da bunun işaretleri her zamankinden daha belirginleşmektedir ve sonuç farklı olmayacaktır. Diğer taraftan ABD kapitalizminin egemenleri içinde Rusya ile askeri bir çatışmaya can atan hizipler güçleniyor… Mesela

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan da,
üstüne atılı savaş suçlarından kurtulmak üzere Suriye’de
Beşar Esat’ı kahretmek için savaşı tüm gücüyle körüklüyor.
 

=====================================

Dostlar,

Değerli yazar Sayın Ahmet Kılıçaslan Aytar’ın uzun ve sistematik irdelemesi yukarıda.
Biz uzun yazmayalım elbette.. Ancak uluslararası makro konjonktürel gelişmelerin ülkemizde AKP iktidarınca ne ölçüde izlendiği, okunabildiği konusunda ciddi kuşku ve kaygı duyuyoruz.

Daha derin bir kaygıyı –ama kuşkuyu değilErdoğan’ın itildiği ve kullanıldığı uluslararası suçlar ve 17-25 Aralık 2013 yolsuzluğu, kişisel serveti, IŞİD petrolünün pazarlanması…. gibi ciddi olaylar (suçlar!)  nedeniyle kıskıvrak derdest edildiği, -deyimi yerinde ise ve salt teşbih amaçlı söylemek gerekirse ümüğüne metal halka takıldığı- bir konjonktürde, Türkiye’nin yaşamsal çıkarları tehdit ve risk altında demektir. Bu kritik saptamayı ülkemiz ve Erdoğan adına kaygı ve acıyla yapıyoruz. Dolayısıyla, Erdoğan, kendi eylemleriyle yol verdiği ancak bugün yüzyüze kaldığı uluslararası şantaj karşısında ya Türkiye’nin yaşamsal uluslararası çıkarlarını ya da kendi geleceğini bedel olarak feda edecektir.. Bedeli Türkiye’ye ödetmek için OHAL çelik yumruğu yetecek midir? Hiç ama hiç sanmıyoruz! Dahası?? Onu da sanmıyoruz..
Ernest Hemingway’in çanları Erdoğan için çalıyor..
Kuşku yok Türkiye yoluna gidecek, Erdoğan hesabını yargıda verecektir.
Herhalde son zamanlarda dünyanın en çok zorda olan adamı Erdoğan olsa gerektir. Ayrıca bunca ağır strese diyabetli, epileptik, kolon kanserinden ameliyat olmuş bir bünye ve narsisistik kişilik daha ne denli dayanabilir?? Değer miydi bunca mihnete ve ülkenin geleceğini (Suriye’yi de!) ateşe atmaya, kendini ve AKP’yi tüketmeye? Bilmiyoruz hala şansı kaldı mı AKP – RTE‘nin;
  • * Tek kurtuluş, Cumhuriyet’in temel değerlerine ve başta ilk 4 maddeye can-ı gönülden,
    sıtkı sadakatle sarılarak kendisini Türkiye Cumhuriyeti devletine ve halkına emanet etmek..
Sevgi ve saygı ile.
03 Eylül 2016, Datça
 
Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir