Doğu PERİNÇEK’e Devlet Üstün Hizmet / Liyakat Nişanı verilmelidir!

Doğu PERİNÇEK’e
Devlet Üstün Hizmet / Liyakat Nişanı verilmelidir!

Dışişleri’nden AİHM açıklaması

AİHM’de kazanılan zaferin ardından Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama geldi.
Açıklamada,

‘Karara göre 1915’te yaşananların Holokost ile karşılaştırılması
asla mümkün değildir.’ denildi. (16 Ekim 2015 Cuma 15:04)

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Vatan Partisi
Genel Başkanı Doğu Perinçek
lehine verdiği kararın ardından dün akşam saatlerinde
yazılı bir açıklama yaptı. Bakanlık, kararın “soykırım” iddialarını kabul ettirme çabasında olan ve bu savın sorgulanmasını bile yasaklayan ülkelere karşı çok güçlü bir
uyarı olduğunu vurguladı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, “Perinçek-İsviçre” davasında bugün (dün) açıklamış olduğu kararla, 1915 olaylarıyla ilgili demeçlerinden ötürü
İsviçre tarafından “soykırımı inkâr” ettiği gerekçesiyle mahkum edilen Doğu Perinçek’in
ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetmiştir. İsviçre’yi mahkum eden bu karar,
17 Aralık 2013 tarihli AİHM 2. Daire kararının onanması anlamına gelen, kesin bir hükümdür. Devletimizin başından itibaren 3. taraf sıfatıyla katıldığı bu davanın,
görüşlerimiz doğrultusunda sonuçlanması memnuniyetle karşılanmıştır.

‘HUKUKSAL KAZANIMDIR’

Kararı, “soykırım” iddiasını tek ve mutlak gerçek olarak kabul ettirme çabalarına, bu iddianın sorgulanmasını bile yasaklayan girişim ve uygulamalara karşı demokrasi ve hukuk ilkelerine dayanan çok güçlü bir uyarı olarak görmekteyiz. Karar, demokrasi, ifade özgürlüğü ve
insan hakları açısından, ayrıca, devletimizin 1915 olaylarına ilişkin son yıllarda sabır ve suhuletle sürdürdüğü politika bakımından önemli bir hukuksal kazanımdır. Karara göre,
1915 olayları meşru bir tartışma konusu olup, bu tarihte yaşananlara ilişkin farklı görüşler,
ifade özgürlüğünün koruması altındadır.

Ayrıca, 1915’te yaşananların Holokost ile karşılaştırılması da asla mümkün değildir.

Karar, parlamentoların ve liderlerin yetkilerini aşarak tarihi yeniden yazamayacaklarını ve mahkemelerin de ilgili hukuk normlarını göz ardı ederek tarihe hakemlik yapamayacaklarını kayıt altına almıştır.

‘BENZER VAKALARA ÖRNEK (EMSAL) OLACAKTIR’

Karar, Avrupa insan hakları içtihadının önemli bir parçası olarak benzer olgulara
örnek (emsal) oluşturacaktır.
Karar, tarihin ve hukukun siyasal amaçlarla istismarına gereken yanıtı vermesi bakımından da önemli bir dönüm noktasıdır.

===================================

Dostlar,

T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması tek sözcükle “kabız – hazımsız” bir açıklamadır.
Yazık, hem de çoook yazık..

10 yıla yakın zamandır bu Davaya emek veren hukuk doktoru Doğu Perinçek’in
hakkını teslim etmek insanlık borcudur.
 

Süreci başlatan ve yıllarca özveri, birikim, emekle yoğuran ve pişiren Sayın Perinçek’tir.
Bu bağlamda kendisi ve oğlu Dr. Mehmet Perinçek yüzlerce sayfayı aşan kitaplar yazmışlardır. Rus arşivlerinden toplanan 90 kg’ı geçen belgeler titizlikle, göz nuru ile
yıllarca incelenmişler ve Ermenistan’ın ilk Başbakanı Ovannes Kaçaznuni’nin itirafları
ortaya konmuştur. Bu Kongre konuşması tek başına, ERMENİ SOYKIRIMI savlarını
kesin olarak çürütecek bir tarihsel niteliğindedir.

Kacaznuni'nin_itiraflariDolayısıyla AİHM‘ndeki davaya AKP iktidarı bir anlamda kerhen, başka seçenek kalmadığı için 3. taraf olarak katılmıştır. Neden “asıl taraf” olamamıştır??

Onurlu ve yürekli bir T.C. yurttaşı, koskaca davayı ilerlemiş yaşına karşın tek başına omuzlamış ve görkemli bir hukuk utkusuna (zaferine) imza atmıştır.

Bu başarının muazzam boyutlarını, olumlu etkilerini değerlendirebilmek için, bir an için tersini düşünmek yetecektir.. Ermeni diyasporası dünyayı başımıza yıkardı!

Kacaznuni_Turklere_biz_savas_actik_

 

Bu bakımdan, Dışişleri Bakanı F. Sinirlioğlu‘nun öncülük yapmasıyla, önerimiz şudur :

– Dr. Doğu PERİNÇEK’e
Devlet Üstün Hizmet / Liyakat Nişanı verilmelidir!

AKP iktidarı – RTE gecikmeden kısır düzlemden çıkmalı ve kendilerini de yüceltecek
bu adımı hemen atmalıdırlar.. Başta CHP, Muhalefet de bu öneriyi desteklemelidir.

TBMM Başkanı‘nın da atabileceği anlamlı adımlar var..
Biz mi söyleyelim onları da??

Sevgi ve saygı ile.
16 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

TBMM Başkanı Cemil ÇİÇEK : 1915’te Ermeni çetecilere silah verenler bugün PKK’ya veriyor!


1915’te Ermeni çetecilere silah verenler

bugün PKK’ya veriyor!

1915’te silah verenler bugün PKK’ya veriyor

AYDINLIK/ Ankara
25.4.2015

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, 1915’te Ermeni çetecilerinin eline silah verenlerle bugün Türkiye’yi kana bulayan terör örgütüne silah verenlerin aynı çevreler olduğunu söyledi.

Çiçek, 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları çerçevesinde
Ulus’taki ilk Meclis binasında yaptığı konuşmada, Ermeni soykırımı iddialarına değindi.
Türk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı ve Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı,
Denizli Milletvekili Adayı Hasan Korkmazcan’ın da hazır bulunduğu törende konuşan Çiçek,

“Son günlerde kimi kişi ve parlamentoların Ermeni diyasporasının ve arkasındaki güçlerin yürüttüğü iftira ve karalama kampanyasına tanık oluyoruz. Tek yanlı,
tarihsel gerçeklerden uzak, yok hükmündeki bu kararlarla bir tezgah kurulmaktadır.

1915’te Ermeni çetecilerinin eline silahı tutuşturanlar, günümüzde ülkemizi kana bulayan binlerce vatandaşımızın kanını akıtan teröristlere silah verenler aynı adresler, çevrelerdir.” dedi.

Çiçek şunları söyledi:

“40 yıldır kanlı terör eylemleriyle bize maddi, manevi çok şey kaybettirdiler.
Şimdi de sözde soykırım yalanıyla yeni bir saldırı başlattılar.
Bunu iyi anlamamız gerek. Düşmanın oyununa gelen milletler, tarih sahnesinden
çekilip gitmişlerdir.”

====================================

Çooook teşekkürler TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek..

Sevgi ve saygı ile.
25 Nisan 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Talat Paşa Komitesi 100. yıl eylem planını açıkladı : 28 Ocak’ta Strazburg’tayız!

Talat Paşa Komitesi  100. yıl eylem planını açıkladı

Talat Paşa Komitesi, 1915 olaylarının 100’üncü yılına kapsamlı çalışmalarla giriyor.
Nisan ayına dek eylemlerden, akademik çalışmalara, konferanslardan el broşürü dağıtmaya kadar pek çok çalışma yapılacak. Hedef, soykırımın emperyalist bir yalan olduğunu tescillemek.
Talat Paşa Komitesi Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin eylem planlarlarını açıkladı. İlk görev AİHM’deki Perinçek İsviçre davası. Ancak onun öncesinde ilk hedef Yunanistan olacak! Komite Yunanistan’ı uyaracak.
  • 28 Ocak’ta da (2015) Büyük Daire’de Perinçek davası görülecek.
Davada zafer kazanılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Hedef, AİHM kararında vurgulanan “soykırım iddiaları kesin değil, tartışmalıdır” ifadelerini karara tekrar yazdırmak.
Ancak Perinçek’in Ergenekon kumpası nedeniyle yurt dışı çıkış yasağı var.
Emekli Korgeneral Pekin, bu durumu bir skandal olarak niteledi, yetkililere seslendi.
Sadece Doğu Perinçek değil, Ergenekon’da hedef alınan birçok isim aynı durumda.
Duruşma günü için eylem hazırlığı yapılıyor. Strazburg’daki AİHM önünde de
büyük eylemler olacak.
Yurt içinde de önemli çalışmalar yapılacak.
Buradaki en önemli çalışmalar sosyal medya üzerinden yürütülecek.
Bunun için bir ekip kuruldu.
Ayrıca Talat Paşa Komitesi 20 sayfalık da bir broşür hazırlıyor.
Broşür şimdilik Türkçe ve İngilizce olacak.
Komitenin bütün bu çalışmalar sırasında hükümetten tek bir isteği var.

İsviçre eyleminin görüntüleri için lütfen tıklayınız…

http://www.dailymotion.com/video/x2e2nl5_talat-pasa-komitesi-100-yil-eylem-planini-acikladi_news

28 Ocak 2015 günü AİHM’nde Strazburg’ta görülecek davay
a,
olanaklarımız elverirse biz de katılmayı düşünüyoruz..

Sevgi ve saygı ile.
07.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

AHİM’in Perinçek davasında İsviçre’nin temyiz başvurusunu kabul etmesinin düşündürdükleri


Evet Dostlar
,

Türkiye gündemi ile acımasızca oynanırken, AKP hükümeti yaşamsal sorunları
kamuoyunun gündeminden – gözünden kaçırıyor.

Sayın Öymen bunlardan yalnızca birini öne çıkarıyor.

{ Kendisine e-iletisine karşılık olarak şunları yazdık : Değerli Öymen,
Uzunca bir yorum ekleyerek özlü ve değerli yazınızı yayımladık..
Teşekkür ederiz.. İyi ki varsınız ve iyi ki düşünüyor – yazıyorsunuz..
Ülkemize ışık tutuyorsunuz.. Lütfen devam.. }

Türkiye, bu önemli davanın temyizi ile ilgili olarak uluslararası hukuk bağlamında
hangi girişimlerde bulunmuştur?

Dışişleri, Sayın Perinçek’e temyiz savunması için destek vermekte midir?

Doğu Perinçek, Anayasa Hukuku Doktorası sahibidir.
Hukuksal birikimi yetkinlikle gerekli hukuksal savunma hattını örmeye yeterlidir.
Ancak uluslararası ilişkilerde Devletlerin konumu önemlidir ve ciddi bir psikolojik ögedir.
Temyiz başvurusunu irdeleyecek 5 yüksek yargıcın evrensel hukukun gereğine ve
hukuk ilkeleri içinde vicdanlarına göre karar vermelerini beklemek hakkımızdır.

“Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır!” diyebilmek apaçık düşünce ve
onun ayrılmaz parçası olarak anlatım – düşünceyi açıklama özgürlüğü içindedir.
Bu saptama, her tülü tartışmanın dışında a priori verili bir gerçektir

Bu söylemin içerik olarak tartışılması, doğru olup – olmadığı bir başka tartışma alanıdır.
Bu tartışmaya mahkemeler yetkili değildir; Parlamentolar da!
Bu sorunun yanıtını verecek olanlar Tarih bilimcileridir.
Şimdiye dek yapılan tüm araştırmalar ve arşivler, Türklerin Ermeni ahaliye dönük sistemli bir soykırıma girişmedikleri, tersine Rus işgalci ordularıyla işbirliği yapmaları
ve Türk Ordusunu arkadan vurmaları nedeniyle bulundukları bölgeden zorla göç ettirilmişlerdir (tehcir). Tehcir sırasında da elden gelen tüm önlemler alınmıştır.
Bu arada Ermenilerin, işgalle boğuşan savunmasız Türk ahaliye karşı maalesef
Rus desteğiyle “ölçüsüz kanlı zulmü” gözlenmiş ve 2 halk arasında Türklerin
savunmaya geçmeleri nedeniyle karşılıklı bir kanlı kırım (mukatele) yaşanmıştır. Ermenistan Başbakanı O. Kaçaznuni de apaçık bu gerçeği “Türklere savaş açtık” diye itiraf etmiş (1923’te Bükreş’te Taşnaksutyun genel kurultayına sunduğu konuşma tutanakları) kitaplaştırılmıştır (bkz. Kaynak yaınları).

Apaçık görülmektedir ki; uluslararası siyasetin karanlık dehlizlerinde kimi emperyalist hesaplarla Türkiye köşeye sıkıştırılmak istenmektedir. Acı olan ise;
Türkiye Başbakanı R.T. Erdoğan’ın bu yalın tarihsel – politik gerçeklerim ayırdında olmayışıdır.. (?) Dahası, Erdoğan olup bitenin ayırdında ise ve yine de böyle davranmakta ise bu davranışa ne ad konacağı sorunsalıdır!
Sorunun olası yanıtı suç oluşturabilecktir.

Egemen hukuk, suç işletmeme – düzenini koruyup sürdürme adına,
halkı uyaracak yalın olguları yazıp – söylemeye izin vermemektedir!

Nitekim Başbakan R.T. Erdoğan’ın 23 Nisan 2014 günü Ermeni halkından,
günümüzde artık olmayan Osmanlı Devleti’nin “tehcir” uygulaması adına, –en azından bir başka bağımsız devlet olarak uluslararası hukuk katında hiçbir yükümlülüğü yokken– özür dileme bağlamında talihsiz ve yersiz sözleri, günü bakımından da aykırı zamanlamalıdır. Ulusal Egemenlik Bayramına rastlatılmıştır!.. Pek ala ertesi gün erken saatlerde de yapılabilirdi bu açıklama.

Usta ve deneyimli diplomat, üstelik Dış İlişkiler alanında Doktora sahibi bir bilim insanı olarak Sayın Öymen, incelikle, zamanlama bir yana, bu noktaya yollama yapmaktadır. Başbakanın değinilen talihsiz ve yersiz açıklaması İsviçre hükümetinin temyiz başvurusunu yüreklendirmiş midir ? Bu sorunun olumlu yanıtı ürkütücüdür.

Temyiz kabul edilirse Türkiye ne fatura ödeyecektir;
Başbakan ve partisi AKP bu kabulden ne yarar sağlayacaktır?

Bu son sorunun kendisi de, akla gelip sorulması da, yanıtları da birlikte dehşet vericidir!

Tam da bu dakikalarda (06 Haziran 2014, sabah 10:30……) Diyarbakır’da İçişleri Bakanı Efgan Ala hazretleri sözde “Çözüm Süreci Çalıştayı” nda konuşuyor ve
2-3 sözcükten biri olarak “Yeni Türkiye” den söz ediyor!? 1. Cumhuriyet yıkıldı
Bakan Ala’ya göre (!).. Kendileri yenisini, hem de yep yenisini inşa etmekteler..
Bakan Ala, sürekli ayrıştırıcı bir dil kullanıyor, yandaşlarını pekiştirmeye (konsolide etmeye), politik karşıtlarını ise sorumsuzca ötekileştirmeye çabalıyor.. Bilinçli olarak yapıyor bunu.. Başbakan yardımcısı Beşir Atalay da bir sosyoloji profesörü olarak döktürüyor… Bu yapageldiklerinin, başından beri partilerinin programlarında
yazılı olduğunu vurguluyor.. Bir itirafta bulunuyor bilerek – bilmeyerek..

İyi ya, AKP’nin programının CFR tarafından yazıldığınıArslan Bulut yıllar önce YENİÇAĞ’da yazmadı mı? Partinin kuruluşundaki dış girişimler, R.T. Erdoğan’ın daha İstanbul İl Başkanı iken Başbakanlığa Abramowitz vd. ABD’liler tarafında hazırlanması..
Bunlar hep yazıldı..

Hiç yoktan bu birkaç örneğin ürkünç kodları, Türkiye’nin nerelere sürüklendiğini
gözleri – kulakları – yürekli mühürlülere anlatmayacak mı, anlatamayacak mı?

  • Türkiye Türkiye’den yönetilmiyor! 
  • Çıplak ve acı geçek budur ve bu gidişin sonu
    etnik ve inanç ayrıştırması temelli iç savaş, parçalanma ve bölünmedir.

AKP içinde bu vahim gidişe elverenler bir yana; susarak, bilerek ve bilmeyerek
destek verenler aynı derecede ve çok ağır biçimde sorumluluğa ortaktırlar.

Bilmem kaçıncı kez gene yazmış olalım..
Bırakın AB-ABD güdümlü “AÇILIM” ihanetini;
bir Kürdümüzle kendi ulusal kardeşçe – barışçı çözümlerimizi üretiriz.
Dün nasıl çiçek bahçesi gibi bir arada yaşadıysak, bugün de çekin emperyalizmin kamasını, yine aynı erdemli barışı (peacefull co-existence, co-existance pacifiqué) sağlayabilir ve sürdürebilirz. Dahası, bugünkü ayrıştırıp düşmanlaştırma doğrudan, alçakça bir Batı kurgusudur.

Kendimizi ve halkı aldatmayalım, gerçek budur.. Tüm tarihsel veriler ortadadır.

Sevgi ve saygı ile.
06 Haziran 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net 

===================================================

AHİM’in Perinçek davasında İsviçre’nin temyiz başvurusunu
kabul etmesinin düşündürdükleri

Portresi_gulumseyen

 

Onur ÖYMEN

 

İsviçre Hükümeti’nin Doğu Perinçek’in başvurusunu haklı bulan
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına karşı yaptığı temyiz başvurusu
AHİM’in görevlendirdiği 5 yargıçtan oluşan kurul tarafından kabul edildi.
Konu 5 Kasım 2014’te üst mahkemede ele alınacak.
AHİM’in kararı soykırım iddiasıyla yıllardan beri propaganda yapan Ermenistan’a, Ermeni diyasporasına ve onları destekleyen ülkelere karşı büyük bir darbe olmuş
ve Türkiye’nin tezlerine güç kazandırmıştı. AHİM’deki İsviçre’li yargıcın bile bizim beklentilerimiz doğrultusunda oy kullanması bizim açımızdan sevindirici olmuştu.


Şimdi nasıl olmuştur da İsviçre Hükümeti üç aylık başvuru süresinin sonuna dek bekledikten ve Türkiye’de iyimser beklentiler yarattıktan sonra temyiz başvurusunda bulunmuştur? İsviçre’nin başvurusu ne anlama gelmektedir?
İsviçre Hükümeti, kendi mahkemesinin kararı doğrultusunda sözde soykırım iddiasını
desteklemekte midir? 


İsviçre’yi bu başvuruda bulunmaya teşvik eden bazı sivil toplum örgütlerinin yanı sıra Fransa gibi kimi ülkelerin de telkinleri olmuş mudur?

Türkiye bu süre içinde İsviçre Hükümeti katında ne gibi girişimlerde bulunmuştur ve
niçin sonuç alamamıştır? AHİM bu gibi temyiz başvurusunda bulunan ülkelerden
pek azının istemini benimsemişken, bu kez hangi gerekçeyle bu temyiz başvurusunu
kabul etmiştir?

Başbakan Erdoğan’ın Ermenilere taziyede bulunurken kullandığı ifadeler,
bu arada tehcir olayını eleştirici sözleri, acaba AHİM tarafından Ermeni tezleri lehinde yeni bir öge olarak mı değerlendirilmiştir? Acaba Başbakanın AHİM davasının en kritik aşamasında böyle bir beyanda bulunmasını öneren yabancı devletler olmuş mudur? 


Eğer İsviçre hükümeti temyiz başvurusunda bulunmasaydı kesinleşmiş olacak olan Perinçek davası şimdi belirsizlik içine girmiştir. 

Siyasi içerikli davalarda uluslararası yargı kuruluşlarının etkilenmesi için bazı.büyük devletlerin nasıl çaba harcadıklarını bilenler açısından bütün bu gelişmeler kaygı verici olmuştur. AHİM’in Yüksek Kurulu’nun 5 Kasım’dan (2014) sonra dış baskılara direnerek Perinçek’in başvurusuna hak verecek bir karar almasın ümit ediyoruz ancak
aksi yönde bir kararın çıkması da olasılık dışında değildir. Bu takdirde Ermenistan ve onu destekleyen güçler büyük bir avantaj sağlayacaklardır. Türkiye açısından
bunun bedeli yüksek olacaktır. 


Bu denli önemli bir konunun Türkiye’nin siyasetinde ve basınında yeterince
yer almaması şaşırtıcıdır. Şimdi devlete, siyasal partilere ve Türkiye’nin tezlerinin doğruluğuna inanan bütün sivil toplum örgütlerine büyük görev düşmektedir.
İşin ciddiyetini görmezden gelmek veya iyimser demeçlerle konuyu geçiştirmeye çalışmak büyük hata olur.

Konu gecikmeden TBMM’de ele alınmalı ve Hükümetten açıklama istenmelidir.

Saygılar, sevgiler. 6.6.14