Ekonomik Sosyal Konseye ne oldu?

Ekonomik Sosyal Konseye ne oldu?

Engin Ünsal

Dr. Engin Ünsal
enginunsal35@gmail.com
AYDINLIK, 31 Ocak 2016,

Ülkemizde işçi sendikaları özgür ve güçlü değil. Bunun nedeni işçi hareketimizin ikili bir kuşatma altında olması. Özgür değil çünkü Sendiklar Yasası’nın 41. maddesi sendikaların toplusözleşme yapabilmesini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın vereceği yetki belgesine bağlamış. Bakanlık bu yetkisini son derece kötüye kullanarak AKP’ye biat edecek sendikalara bu yetkiyi vermekte, cömert sendika özgürlüğüne sahip çıkarak iktidara biat etmeyen sendikalara ise son derece nekes-cimri davranarak, onları Tekgıda-İş-Çaykur olayında
olduğu gibi yıllarca mahkeme koridorlarında süründürmekten şehevi bir zevk almaktadır.
Oysa demokrasinin kökleşmiş olduğu ülkelerde ve ILO Sözleşmelerinde iktidar partisinin
işçi-işveren ilişkilerine böylesine müdahale edilmesine karşı çıkılmıştır
. Oralarda yetki diye
bir mekanizma yoktur. Kendini o işyerinde güçlü gören sendika işverene çağrıda bulunur ve işveren çalışanların çoğunluğunun o sendika üyeliğine kanaat getirirse masaya oturur.

ESK’NIN AMACI NEDİR?

Ekonomik Sosyal Konsey özünde II. Dünya Savaşı’ndan sonra sanayide barışın kurulması
ve gelirin adil dağıtımının sağlanarak emek sömürüsünün önüne geçilmesi için kuruldu.
Amaç devlet-işveren-işçi sacayağı (üçlüsü) arasında sosyal diyalog başlatarak çalışma barışını ve sosyal adaleti gerçekleştirmekti. Sosyal diyalog ILO ve AB’nin gündeminde üst sıralarda olduğundan, bugün AB ülkelerinde işyeri ve ülke düzeyinde yaşama geçirilmiş ve bu ülkelerde göreceli bir çalışma barışı sağlanarak işçilerin işyerlerinin yönetiminde söz sahibi olması
amacı gerçekleştirilmiştir.

SENDİKALAR İKİLİ KUŞATMA ALTINDA

Ülkemizde sendikalar özgür ve güçlü değil dedik ve özgür olmayışlarının nedenine değindik. Sendikalar güçlü de değil çünkü önce siyasal iktidar sendikaların güçlü olmasını istemiyor.
İş Yasası ve Sendikalar Yasası’nda işçi aleyhine birçok hüküm var ve bu hükümler işçilerin sendika üyesi olma aşamasında yeterli güvence sağlamıyor. Sözleşme yapma, grev yapma özgürlüğünde ciddi engeller var. Üstüne üstlük AKP hükümeti bütün önemli grevleri yasanın özüne aykırı biçimde saçma sapan nedenler erteliyor.

İkinci kuşatmayı işverenler sergilemektedir. İşçi sendikaları işverenlere göre düşmandır ve
her ne pahasına olursa olsun işyerine sokulmamalıdır. Bu sakat ve yanlış yaklaşım sendikaların işyerlerine sağlayacağı yararların ayırdına varmadan körü körüne sendikalaşma düşüncesine karşı çıkmaktadır. Bu nedenle, Bakanlığın 2014 verilerine göre ülkemizdeki 12 milyon emekçinin varlığına karşın brüt sendika üye sayısı 1.189.481’dir. Bu sayı yanıltıcıdır.
Net üye sayısının bir toplu sözleşmeden yararlanan ve aidat ödeyen işçilere göre hesap edilmesi gerekir ve bu yaklaşımla sendikalarımızın net üye sayısı, gene Bakanlık verilerine göre,
800 bin dolayındadır. Bu sayılar ülkemizde işçi sendikalarının ne denli zayıf olduğunu
ortaya koymaktadır.

EY TÜRK-İŞ NEREDESİN?

Ülkemizde sosyal diyaloğu başlatacak olan Ekonomik Sosyal Konsey 2001 yılında 4641 sayılı yasa ile AKP iktidarından önce kuruldu ve kör topal çalıştırıldı. Yasa yetersizdi. 12 Eylül 2010 referandurumunda Anayasa kuralı durumuna getirildi ve 166. maddede yerini aldı.
Anayasa kuralı yeni bir yasa çıkarlımasını öngörüyor. Hükümet her ne hikmetse 2009’dan beri Konsey’i toplantıya çağırmıyor. Belki de işçilerle yüzleşmekten korkuyor. Belki işçinin yüzüne bakacak durumu yok da ondan toplamıyor. TBMM’ye sunulan bir hükümet tasarısı Konsey’deki işçi temsilcilerinin sayısını azaltmayı amaçlıyor. Nedeni işçinin sesini kısmak. Türk-İş’ten
bu konuda bugüne dek hiçbir itiraz sesi duymadık. Acaba haberleri mi yok? Türk-İş artık hükümetin dümen suyu güzeli olma sevdasından vazgeçip biraz işçi sevdalısı olmaya çalışsa yeridir. Ara sıra sesini çıkarıp hükümetten zılgıt yiyince, mahalle arasında kaybolan
sahte mahalle kabadıyısı rolünü oynamaktan vazgeçmeli ve işçinin dağ gibi birikmiş sorunları karşısında gerekli hazırlıkları yapıp iktidardan işçinin beklediği değişiklikleri yasalaştırmasını istemelidir. Acaba Türk-İş’ten çok şey mi istiyoruz?

========================================

Dostlar,

Sayın Dr. Engin Ünsal sendikacılık konularında ülkemizin önde gelen birikimli aydınlarındandır. Emekçilerin hakları ile çalışma yaşamı sorunları hakkında AYDINLIK’ta
çok aydınlatıcı yazılar yazmakta. Hakkını yemeyelim, sevgili dostumuz Yıldırım KOÇ da öyle. Her ikisinin de yazılarına sitemizde gerçekte daha çok yer vermeliyiz. Ancak AKP – RTE tarafından oluşturulan yapay gündem süreçlerinde savunmada kalıyoruz zorunlulukla.
O konuları işlemesek kamuoyu yönlendiriliyor hatta yanıltılıyor. Kuşkusuz bu saldırıyı engelleme salt bizim çok mütevazi çabamızla olacak şey değil ancak, üstümüze düşeni
yapmak da boynumuzun borcudur.

Biz de AÜTF’de (Ankara Üniv. Tıp Fak.) İşi Sağlığı İş Güvenliği ile Meslek Hastalıkları
ve ilgili derslerimizde sorunu işliyoruz yeri geldikçe.

Sendikal_orgutlenme_eritiliyor.pptx

Temel sorunlardan biri ILO Sözleşmelerinin iç hukuka bütünüyle maledilmesidir.
187 dolayındaki bu Sözleşmelerden (Convention) 50 kadarı benimsenmiştir.
Bunların bir bölümüne de önamli çekinceler (reservs) konmuştur. Dolayısıyla emekçilerin sömürüsü salt sosyal haklarda, örgütlenmede ve insanca yaşanacak ücreti alamamada değildir.

Adına Küreselleş(TİR)me denen Yeni Emperyalizmin ta kendisi yabanıl (vahşi) süreçte
yerli ve yabancı sermaye ittifakı, siyasal iktidarları çıkarlarına uygun güdümlemektedir.
O denli ki, yazında (literatürde) yepyeni (!) ve insanı dehşete düşüren bir vergi türüne (!)
dikkat çekilmektedir :

  • KAN ve CAN VERGİSİ!

Bu vahşetin mutlaka durdurulması gerekemektedir..
Bütün dünyanın ezilen – sömürülen ve zincirlerinden başka yitirecekleri olmayan – kalmayan emekçilerin küresel birlik ve dayanışması ile bu pek yaman finans – kapital kuşatması yarılabilecektir.

Sevgi ve saygı ile.
2 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın kısa özgeçmişi (CV) 1953’te Elazığ'da doğdu (14.11). İlk-ortaokulu Gaziantep'te okudu (1961-68), Van Lisesini 1971’de (birincilikle) bitirdi. NATO bursuyla (birincilikle) İngiltere’de dil eğitimi aldı (1971). Aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. 1976'da Londra Tıp Fakültesi’nde staj yaptı. 1977'de İstanbul Tıp Fakültesini bitirerek tıp doktoru oldu. Keban'da 1 yıl SSK hekimliği ve yeraltı maden işletmesi hekimliği yaptı. 1978'de Hacettepe Tıp Fakültesi'nde Halk Sağlığı dalında tıpta uzmanlık eğitimine başladı ve 1981'de İstanbul Tıp Fakültesinde uzman doktor oldu. 1981-82 arasında Elazığ Lepra (Cüzzam) Hastanesi Başhekimliği yaptı. 1982’de Elazığ ve Kocaeli Sağlık Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Elazığ'da 6 yıl kadar muayenehane hekimliği yaptı (1982-88 başı), kağıt ve çimento sanayisinde işyeri hekimliği, yaptı. 1986'da ABD / Texas School of Public Health’te eğitim aldı. (4 ay) 1987'de Elazığ Halk Sağlığı Bölge Laboratuvarı Müdürü oldu. Yerel Fırat Gazetesinde 1 yıl, günlük tıbbi ve politik yazılar yazdı. 1988’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'na Yrd. Doçent olarak atandı ve bu Anabilim Dalı'nı kurdu, 16 yıl yönetti. 9 Ekim 1990'da Doçent, 17 Ocak 1996’da profesör oldu. Edirne Tabip Odası yöneticiliği ve 2 dönem seçimle Türk Tabipleri Birliği (TTB) Yüksek Onur Kurulu Üyeliği yaptı (1992-96). Hacettepe Üniv. Sağlık Bilimleri Enst. de Biyoistatistik masteri (tezsiz) yaptı. Mayıs 2004 sonrası Ankara Üniversitesi Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. 10’u aşkın derneğin kurucusu, yöneticisi ya da üyesi. EĞİTİM-İŞ Sendikası Üyesi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi başkanı (1996-2000) sonra Onursal Başkanı, ADD Gn. Mrk. Onur Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ve Genel Başkan (Baş)Danışmanı, Genel Başkan Yardımcısı (2004-6)... ADD Bilim - Danışma Kurulu yazmanı (2010-14). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) bitirdi (2011-16). Türkiye'de tek TIBBİYELİ + MÜLKİYELİ.. Uzmanlık alanında 257 yerli, 48 adet yabancı (toplam 305) bilimsel bildirisi, yayını, kitap ve bölümleri var. Birçok bilimsel tıp dergisinin yayın danışmanı. Cumhuriyet Gazetesi’nde (22 adet), Atatürkçü yayın organlarında 600'e yakın makalesi yer aldı. Google'da yaklaşık 5,5 milyon kez kez site edildi. Kemalizm, Aydınlanma, sağlık hakkı ve politikaları… İş ve Meslek Hastalıkları, Küreselleşme.. gibi konularda Türkiye’nin her yerinde, Kıbrıs’ta, Almanya’da, Belçika’da, Avusturya’da (Üniversitelerde 92, Lise ve İlköğretimde 90+, askeri birlik ve polis okullarında 12+).. toplam 1495 adet -çoğu görsel- konferanslar verdi ve 200’ü aşkın radyo-TV konuşması yaptı (1996 sonrası rakamları). Okuma-yazmayı, tıp eğitimi vermeyi, Türk Halkının hak ettiği eşit ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesi ve Yüce Atatürk’ün açtığı ışıklı yolda sonsuza dek ilerlemesi için bilimsel akılcılıkla çaba göstermeyi, yaşamının başlıca erekleri ve keyifleri olarak algılıyor. Sağlık Hukuku master eğitimi sürüyor (tez döneminde). Evli, 1 çocuklu. Saygılarımla. 15.01.2017 Prof. Dr. Ahmet SALTIK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mülkiyeliler Birliği Üyesi profsaltik@gmail.com www.ahmetsaltik.net facebook.com/profsaltik https://twitter.com/profsaltik İ l e t i ş i m : Telefon : 0312 595 6000 / 8624 (iş) 0312 363 8990'dan (pbx) Cep : 0532 661 8498 Belgegeçer : 0312 319 8236 (Anabilim Dalı) Posta adresi : Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı AbD, Cebeci Hastanesi, Dikimevi / ANKARA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir