Fiili Durum Yaratılarak Anayasayı Değiştirme Girişimleri Hakkındaki Düşünceler

Fiili Durum Yaratılarak Anayasayı Değiştirme Girişimleri Hakkındaki Düşünceler

portresi2

 

Onur Öymen 

 

Sayın Cumhurbaşkanı’nın

Milletin doğrudan Cumhurbaşkanı seçmesiyle yeni bir döneme girilmiştir. …
İster kabul edilsin, ister edilmesin Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin anayasal olarak kesinleştirilmesidir.”

yolundaki sözleri haklı tepkilere yol açtı. Anayasal demokrasilerde fiili durum yaratılarak anayasanı değiştirilmesi şeklinde bir durumun örneği bilinmemektedir.

Türkiye’de de anayasanın nasıl değiştirilebileceğinin yöntemi ve usulleri anayasamızın
175. maddesinde yer almıştır. Bu usuller arasında fiili durum yaratılarak devletin yönetim sisteminin değiştirilmesi” yoktur.

Anayasal demokrasilerde sıfatı ne olursa olsun herkesin anayasaya titizlikle uyması
bir zorunluktur.

Aslında, uzunca bir süreden beri Türkiye’de Anayasa’ya uygun düşmeyen, hatta açıkça aykırı olan pek çok gelişme yaşandı. Ne yazık ki, siyasal partilerin, basının, sivil toplum örgütlerinin ve aydınların önemli bir bölümü bu aykırılıklara yeterince tepki göstermedi.

Örneğin, Meclis’te yeni Anayasa hazırlanması için yürütülen çalışmalarda, başta iktidar partisi olmak üzere, kimi siyasal partiler Anayasa’nın “Değiştirilmesinin önerilmesi bile yasaklanmış olan” ilk üç maddesinin değiştirilmesi için önergeler verdiler ve böylelikle Anayasa’nın özüne aykırı bir tavrı açıkça sergilediler.

Ne yazık ki, buna yeterince tepki gösterilmedi.

1924 Anayasası’ndan başlayarak Anayasanın temel direklerinden biri olan
“Türk milleti” tanımı
nı, yani

“Hangi dinden, mezhepten, etnik kökenden gelirse gelsin bütün vatandaşların
Türk milletinin bir parçası olduğu”

ilkesinin değiştirilerek “Türk” kelimesinin Anayasadan çıkarılması önerildi!

Ne yazık ki, yalnız iktidar değil muhalefet partilerinden de bu öneriye sıcak bakanlar ve
bunu yaşama geçirmek için formül arayanlar çıktı.

Anayasamızın 68. maddesinin 4. fıkrasında;

-“Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri,
demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz
.”

denilmektedir. 69. maddede de “68’inci maddenin 4. fıkrası hükümlerine aykırı bulunması durumunda o partilere temelli kapatma kararı verilir. denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin o zamanki 11 üyesinin 10’unun oylarıyla AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu kabul edildi ve bu parti para cezasına çarptırıldı.

Anayasa Mahkemesi’nin o zamanki Başkanı Haşim Kılıç bu kararla AK Parti’ye ciddi bir uyarı yaptıklarını ve “İlgili partinin gereken analizi yapacağına, gereken dersi çıkaracağına inanıyorum.” demişti. O tarihten sonra AKP’nin laiklikle bağdaşmayan söylem ve eylemlerini sürdürmesine karşın buna yargıdan, siyasal çevrelerden, basından, sivil toplum örgütlerinden yeterince uyarıda bulunulduğu ve tepki gösterildiği söylenemez. Yani anayasanın 68. ve 69. maddelerinin tam olarak uygulanmaması sineye çekilmiş oldu.

Gene Anayasamızın 68. maddesi siyasal partilerin tüzük ve programları ile eylemlerinin devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı olamayacağını belirtmektedir. 69. madde de bu kurala uymayan partilere temelli kapatma kararı verilir denilmektedir. Siyasal Partiler Yasası‘nın 90. maddesinde de

  • “Bölge veya ırk esasına veya adına dayanan siyasi parti kurulamaz.
    Siyasi partiler, herhangi bir bölgenin veya ırkın diğerlerine hâkim veya diğerlerinden
    imtiyazlı olması amacını güdemezler.”
    denilmektedir.

Bir partinin uzun zamandan beri ülkemizin milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı bir tutum içine girerek Türkiye’deki “halklardan” söz eden söylemleri de aynı şekilde sineye çekilmektedir. Yani bu açıdan da anayasa fiilen ihlal edilmektedir.

Özetle       : Anayasa’nın en önemli maddeleri yıllardan beri ihlal edilirken toplumun geniş kesimlerinin sessiz kalması, öyle anlaşılıyor ki, kimi çevrelerde Anayasa’nın fiilen askıya alınabileceği umudunu doğurmuştur.

Anayasanın özüne sahip çıkmayan, kurallarına uymayan ve en önemlisi, değiştirilmesi
teklif bile edilemeyecek maddelerinin değiştirilmesi için resmen öneride bulunan kadrolarla Türkiye’yi çağdaş demokrasilerin düzeyine yükseltecek yepyeni bir Anayasa yapılabileceğini düşünmek mümkün müdür?

Türkiye bir an önce içinde bulunduğu akıl tutulması döneminden kurtulmalı ve anayasanın özüne sahip çıkmalıdır. Bence bu gerçekler önümüzdeki seçim döneminde halkımıza en iyi biçimde anlatılmalı ve Türkiye’nin bir hukuk boşluğuna düşerek fiili durumlarla yönetilen bir ülkeye dönüşmesi önlenmelidir.

Saygılar, sevgiler.
26.08.2015

==============================

Teşekkürler değerli Öymen…

Her zamanki diplomat inceliği, engin bilgi ve deneyim birikiminden imbiklenen dikkatli gözlemler ve yerinde, akıllıca öneriler..

Onur Öymen bir Cumhuriyet aydını.. Mülkiye‘li..
Büyük Atatürk‘ün İstanbul’dan Ankara’ya taşıttığı (1936) seçkin okulun mezunu.

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir