Hüsnü MAHALLİ : Kendiliğinden kapanır

Kendiliğinden kapanır

portresi

 

Hüsnü MAHALLİ

Herkes Musul ve IŞİD‘i konuşuyor.

Hiç kimse ‘IŞİD denilen ruh hastası örgüt  nereden geldi?’ diye sormuyor.
5 yıl önce AKP yönetiminde Türkiye ile Sünni Arap ülkeleri ‘Alevi’ Esad’tan kurtulmak için Suriye’nin üzerine çullandı. ABD ve bildik onlarca emperyalist ülke onlara yardım etti.
Hep birlikte dünyanın dört bir tarafından yüz bini aşkın ruh hastasını Suriye’ye taşıdılar.
Kaide’in devamı Nusra ve IŞİD böyle kuruldu.. Irak Şam İslam Devleti DEAŞ!
Arapçada Şam yalnızca Suriye’nin başkenti değil aynı zamanda Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin demektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve dolaysıyla herkes IŞİD yerine ‘DAEŞ’ diyor.
IŞİD’de İslam kelimesi geçiyormuş. Bu İslama hakaretmiş. DAEŞ; IŞİD’in Arapçası. Yani yine İslam kelimesi geçiyor. Bir zamanlar Kaide’nin popüler olduğu kadar şimdi IŞİD herkes tarafından tanınıyor. Sevenleri, destek verenleri, yardım edenleri ve dayanışma içimde olanları da var. Kim, nasıl ve neden kurdu belli.

  • IŞİD yalnızca bir örgüt değil karanlık ve çok tehlikeli bir ideolojidir.
    Bu ideolojinin amacı bu coğrafyayı yok etmektir.

Nasıl? Hiç önemli değil. Ama mezhepsel olursa çok daha iyi olur. Suriye, Yemen ve Lübnan’da olduğu gibi. Libya’da bir tek Alevi, Şii, Hıristiyan, Ezidi, Kürt, Türk ya da Acem yok ama orada da insanlar birbirini boğazlamalı. Patronlar ve uşakları öyle istiyor. Suriye’de olduğu gibi.
Yemen’de durum farklı değil. Yemen’deki %10 Şii Husileri bahane eden Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri 18 aydır bu ülkeyi bombalıyor. Büyük patron ABD onlara yardım ediyor. Suriye’de olduğu gibi. Şimdi sıra Irak’ta…
1980-88 arasında Sünni Saddam’ın Şii Irak’ını Şii İran’a saldırtan ABD ve Körfez’in Kral, emir ve şeyhleri iki yıl sonra bu kez ABD kışkırtmasıyla Saddam’ın bir sabah Kuveyt’i işgaliyle uyandılar. 6 ay sonra yine ABD Sünni kral, emir ve şeyhlerden 600 milyar dolar alarak geldi Saddam’ı Kuveyt’ten çıkardı ve 2003’te Irak’ı işgal etti.

IŞİD lideri Bağdadi Amerikalıların Buka kampında yetiştirilip serbest bırakıldı. Kaide lideri Bin Ladin’i de Suudi ve Pakistan istihbaratıyla birlikte CIA yaratmıştı. ‘Arap Baharı‘yla birlikte Kaide’nin İşi bitince Bin Ladin’i Mayıs 2011’de öldüren de CIA. Irak’ta başlangıçta Kaide sonra da IŞİD’i destekleyenler arasında Sünni Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri vardı. Onlara göre Kaide ve IŞİD’çiler nüfusun % 60’ını oluşturan  Iraklı Şiilere ve onlara destek veren Şii İran’a karşı savaşıyorlar. Davutoğlu’nun dediği gibi ‘Öfkeli Sünni gençler’. Tıpkı şimdi olduğu gibi.
Ama tek farkla. ABD ve Batılı müttefikleri bu kez IŞİD’den kurtulmak istiyor ya da öyle görünüyor. Sonrası çok önemli değil. Yani herkes herkesi boğazlayabilir.

  • Türkiye serseri mayın gibi cahilce ortalarda dolaşıyor.

‘Şiilerin Musul’u ele geçirmesine izin vermeyiz’, ‘Şiiler Musul’a girerse Sünnileri öldürecek’ diyorlar. Şii dedikleri kimseler Irak ordusu ve ona yardımcı Şii gönüllüler. Yani! IŞİD Musul’da kalsın. İyi de Patronunuz ABD istemiyor.

ABD 2008’den bu yana Irak’ın Sünni, Şii ve Kürt olmak üzere üçe bölünmesini istiyor.

Ankara ‘İyi de Patron, Türkmenler ne olacak demedi, diyemiyor’.
Hıristiyan ABD ve Batılı ülkeler Irak’ta yaşayan bir milyondan fazla Hıristiyanı bile görmezlikten geldi. Adamlar bu kadar gaddar. En az bizimkiler kadar.
Sünni-Şii ayağında. Bu kadar kan yetmedi. Musul hikâyesinde onlarca detay var.
Oyunculara bakın: 30 kadar batılı ülke, Irak ordusu ve 300 bin kadar Şii gönüllü, diğer Kürt gruplarla kavgalı Mesut Barzani ve Talabani’ye bağlı 20 bin Peşmerge, PKK ve ABD destekli PYD’ye bağlı 10 bin kadar militan, Türkiye’nin eğitip donattığını 4 bin kadar işe yaramaz Sünni aşiret militanı, iki bin kadar Türkmen ama Şii militan ki bunlar Musul’a bağlı Telaferli…
Türk ordusu bu işin neresinde bilinmez ama bana kalırsa hiç bir şey yapamaz.
Yani B, Ç ya da yumuşak G planları yok. Hafta sonu Irak’tan bir heyet gelecek ve bu iş kapanır.
Yok, eğer AKP açık tutmak istiyorsa niyetini net ortaya koymuş olur.
Körfezdeki çağ dışı, ilkel ve bağnaz kral, mir ve şeyhler adına Irak’ta Şii-Sünni kırımını provoke edip ateşlemek sonra da Irak Şiilerine destek verecek olan İran’la savaşa tutuşmak. Saddam gibi.
Yandaş medyada herkes yalan söylüyor. Musul  çok büyük ve karmaşık bir hikâye.
Coğrafyamızı Emevî Camisinden ateşe veremeyenler şimdi şanslarını Musul’da denemek istiyor.
Birileri Irak’ı parçalamak istiyor. Barzani ‘Kerkük’ten sonra Musul benim’ diyor. PKK ve PYD ‘Bu işte biz de varız’ diyorlar. Türkmenler gümbürtüye gitti. AKP’nin desteklediği Tarık Haşimi ve eski Vali Esil Nuceyfi ‘Irak’ı parçalayamadık bari Musul’u parçalayalım’ modundalar. Kürtler, Şii Türkmenler, Hıristiyanlar ve Sünni Araplar birer parça alsın.
Peki, İran, Türkiye, Körfez ülkeleri ve ABD ve müttefikleri bu parçalardan hangisinin arkasında olacak?
Yani mezhepsel, etnik, dinsel ve çıkarsal düşmanlık ve savaşa devam. ‘Arap Baharı’ndan bu yana AKP Suriye’de hep bunu istedi ve hala istiyor. Lozan, Misak-ı Milli, Abdülhamit, hilafet, sultanlık  ve benzeri tartışmalar hep bu çerçevede.
Dış ve iç politika bir bütündür. İçte sıkıştıkça dışarda saldır. Dışarda sıkıştıkça içe yüklen.
Vatan, millet, hamaset ve biraz da din dedin mi CHP bile arka çıkar.
MHP zaten çantada keklik. Cumhuriyet dediğiniz de ne?
Küçük ‘bir gazete’ alıcısı kalmayınca kendiliğinden kapanır gider! (YURT, 19.10.2016)

Hüsnü Mahalli : Mucize gerek

Şu ‘Alevi’ Esad direnmeseydi Şam’a gidip Emevi Camisinde iki rekat namaz kılıp Kahire’ye doğru yol alınacaktı.

‘Alevi’ Esad direnmeseydi Mısır’da ‘Sünni’ Müslüman Kardeş Mursi askeri darbeyle devrilmeyecek ve biz Sisi denilen bela ile uğraşmayacaktık.
‘Alevi’ Esad direnmeseydi Libya’da işler karışmayacak ve Müslüman Kardeşler çok daha rahat iktidar olacaktı.
‘Alevi’ Esad devrilseydi Tunus’ta seçimle iktidar olan Müslüman Kardeşler uzun süre daha iktidarda kalır ve Laikler ortadan kaldırılırdı.
‘Alevi’ Esad direnmeseydi Rus uçakları Suriye’ye gelmez ve biz o uçaklardan birini düşürerek Putin gibi bir çılgınla uğraşmayacaktık. Giden paralar işin ekstrası.

‘Alevi’ Esad  direnmeseydi, biz de Musul’a asker göndermek zorunda kalmayacak ve
Irak’ın Şiileri ile kavgalı olmayacaktık.

‘Alevi’ Esad ortadan kaybolsaydı biz Şii iran ile düşman olmayacaktık.
Çin uzak ama ‘Alevi’ Esad’ın yüzünden onunla da aramız limoni.

‘Alevi’ Esad bu kadar direnmeseydi Suriye’nin kuzeyi ile Musul vilayetini alıp
Misak-ı Milli sınırlarına dönerdik.

‘Alevi’ Esad bırakıp gitseydi bizim Müslüman Kardeşler iktidar olacak ve biz PYD-YPG diye bir tehlikeyi bilmeyecektik.
Ama olmadı. Adam direndi ve bütün plan ve projelerimiz bozuldu.
Adam direndi herkes bize düşman oldu. Olmayanlar da bize oyun oyunuyor.
Oysa her şey ne kadar da güzeldi.
Esad’ın Alevi olmadığı günlerde.
Vizeler kaldırılmış, 13 Ekim 2009’da sınır bariyerleri yok edilmiş ve sınırın iki yakasında Türkler, Araplar, Kürtler, Süryaniler ve Ermeniler yeniden kardeş olmuştu.
Yalnızca Suriye değil Lübnan, Ürdün, Mısır, Libya ve Cezayir gibi ülkelerle vizeler kaldırılmış ve insanlar akın akın Türkiye’ye geliyordu. Herkes AKP modelini merak ediyor ve
Gül-Erdoğan ikilisini seviyordu.
Şimdi ? Sormayın. Keşke Esad’a ‘Alevisin’ demeseydik.
Keşke bu coğrafyanın tek laik, çağdaş ve demokrasi yolunda ciddi adımlar atan Esad ile
dost kalsaydık. Belki de o zaman  IŞİD, Nusra vb. ruh hastası örgütlerle başımız belada olmazdı. Galiba bu işin geri dönüşü yok. Bataklığa saplandıkça saplanıyoruz.
Yakında yedi düvel ile savaşa tutuşuruz. Halka biraz gaz verdik bu iş tamam.
Ama bu Amerikalıları ne yapacağız? Kendileri yetmiyor ahbaplarını da alıp geldiler.
Karadan, denizden, havadan ve uzaydan. Ama esas bela şu kral, emir ve şeyhler.
Esad’ın Alevi olduğunu onlar hatırlattılar. ‘Alevi’ Esad’ın öldürülmesi için fetvaları
onlar yazdırdılar. Osmanlı torunu olduğunu onlar hatırlattı.
Yavuz Selim’i anlata anlata bitiremediler. Adamların acayip ‘Yeşil’ Dolarları da.
Bu işe acilen bir çözüm bulmalı. Acaba Cem Evleri’ne hukuksal statü tanıyıp ‘Alevi’ Esad’a
gel ziyaret et desek bir mucize olur mu?

======================================

Dostlar,

Sayın Hüsnü Mahalli üstadımız da bizim gibi Suriye’de oynanan küresel emperyalist oyunlardan çok yorulmuş ve yüteği yanmş görünüyor. Üstelik umutsuz da..
Bataklığın kurutulabilmesi için “Mucize gerek” diyor.. Bunu da olası görmediğinden,
yazısını acı bir ironi ile bitiriyor..

Yaşananlar, BOP ve sonrasında ARAP BAHARI denilen emperyalist oyunlar kapsamında
Irak ve Suriye’nin Sevri‘dir..

Herhalde 14 “büyük” (!) devletin Suriye’de IŞİD denen Batı kurgusu İslamcı terör örgütü ile boğuştuğunu ve küresel koalisyon güçlerinin bu “belalı” örgütle başedemediğini sanacak ölçüde akıl fukarası değiliz.. Dolayısıyla Suriye – Irak Sevr’i için masada sandalye kapma yarışı sürdürülmektedir.

Türkiye gene maşalık yapmış, emperyalizmin taşeronluğuna soyunmuş ve fakat hiçbir sandalye kapamadığı gibi en büyük bedeli de kendsi ödemiştir, ödeyecektir.

Oysa yapılması gereken çok basitti :

– Suriye – Irak kadim (üstelik Müslüman!) komşularımızdır;
onlara zarar verecek hiçbir eylemin içinde olmayız.
– Bu komşularımızda iç savaşı kışkırtmak ve rejimi devirmek için her tür oyuna girişmek
ne kelime; tersine, içişlerine zerrece burnumuzu sokmayız.
– Bölgemizde ve dünyada sınırların değişmezliği ilkesini savunuyoruz.
Büyük ATATÜRK’ün dış politika ilkelerine bağlıyız         :
1. YURRTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ.
2. Herkesle dostluk kurmak isteriz ama hiç kimseyle ittifak ve bloklaşma yapmayız!

*****

Gelinen yerde sorunlar öylesine girift oldu ki, içinden çıkmak çok zorlaştı.
Gene de çok geç kalmış sayılmayız.
Irak – Suriye politikamızı köten değiştirmeliyiz, hem de gecikmeden..

Ondan sonra da ülkemizdeki 3 milyon Suriye’li ve Irak’lı “konuk” sorununun çok yönlü muazzam yükü ile nasıl başedeceğimizi düşünmeye fırsat kalabilir.. Bakarsınız bir “mucize” olur ve bu 2 ülkede barış – istikrar sağlanırsa “3 milyonluk” tarihsel konuklar ülkelerine dönerler..

Tarih AKP – RTE’yi kanlı Irak – Suriye politikları nedeniyle asla bağışlamayacaktır.
Suriye’de Esad’ın neredeyse 400 bin insanı öldürdüğünü söyleyenlerin bu cinayetlerde payını örtüp saklamak o denli kolay mıdır? İnsanları aptal yerine koymak hangi akla hizmettir?

Tek bir soru yeter :

  • Esad Alevi değil de “Sünni” olsaydı AKP – RTE bunca gazapla üstüne gider miydi?

Sevgi ve saygı ile.
13 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com