Mandacı zihniyet ve kapitülasyon hastaneleri

Op. Dr. Fikret Şahin’den Şehir Hastaneleri İle İlgili Önemli TespitlerOP. DR. FİKRET ŞAHİN
CHP BALIKESİR MİLLETVEKİLİ
ESKİ BALIKESİR TABİP ODASI BAŞKANI

Cumhuriyet, 25 Aralık 2021
(AS: Bizim kısa katkımız yazının altındadır.)

 

AKP iktidarının 2003 yılında uygulamaya başladığı Dünya Bankası destekli “Sağlıkta Dönüşüm” programıyla tanıştığımız şirket-şehir hastaneleri hakkında Sayıştay raporlarının son 3 yıldaki ortak tespiti, şehir hastanelerinin muhasebe işlemlerinin mevzuata uygun olmadığı ve devamlı surette (AS: sürekli biçime) kamunun zarar ettiğidir.

Ticari sır gerekçesiyle milletvekillerinden dahi saklanan şirket-şehir hastaneleri sözleşmelerinde kamunun menfaatini savunan bir irade ve mekanizma yoktur.

Küresel sömürü sisteminin bir manivelası olan şirket-şehir hastaneleri esasen (AS: gerçekte) kamudan özel şirketlere para aktarmanın bir paravanıdır ve Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli soygun sistemidir.

Kamunun menfaatini (AS: çıkarını) savunan bir taraf olmadığı için şirket-şehir hastanelerini kamu özel işbirliği (KÖİ) projeleri olarak adlandırmak yanlıştır, doğrusu bu hastanelerin AKP-yandaş işbirliği (AYİ) projeleri olduğudur.

Şirket-şehir hastaneleri kamuoyu gündemine sıklıkla yüksek maliyetleri ve yolsuzluklarla gelmesinin yanında daha önemli olan husus, bu hastaneler sisteminin Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal etmesidir.

KAMU ÇIKARLARININ ÖNÜNE GEÇTİ

Şirket-şehir hastaneleri Türkiye’nin egemenlik haklarını nasıl ihlal etmektedir?

  • Şirket-şehir hastanelerinin yapımı için 2013 yılında AKP tarafından 6428 sayılı özel bir yasa kabul edildi ve şirketlerin menfaat talepleri üzerine bu kanunda en az 10 kez değişiklik yapıldı.
  • Bu yasada 2015 yılında yapılan değişiklikle şirket-şehir hastaneleriyle ilgili davalarda Türk mahkemelerinin yetkisi alındı, Londra mahkemeleri (AS: Tahkim – Hakem Kurulları) yetkilendirildi. Üstelik Sayıştay, “Neden böyle bir değişiklik yaptınız?” diye sorduğunda Sağlık Bakanlığı “finansör şirketlerin isteği üzerine” bu değişikliği yaptıklarını itiraf etti.
  • Şirket-şehir hastanelerinin kira ödemelerinin Türk Lirası yerine dövizle yapılması kabul edilerek Türk Lirası değersizleştirildi, Dolar ve Avro’ya değer kazandırıldı.
  • Şirket-şehir hastanelerinin deprem, yangın gibi afetlerde zarar görüp kullanılamaz hale geldiğinde sigorta ödemelerinin Sağlık Bakanlığı yerine yabancı finansör şirketlere yapılması kabul edildi. Sigorta ödemelerinin malın sahibine yapılacağı gerçeğinden hareketle bu hastanelerin sahiplerinin yabancı finansör şirketler olduğu kabul edildi.
  • Sayıştay 2019 yılı Sağlık Bakanlığı denetim raporunda, “kreditörlerin menfaatlerinin, kamu menfaatlerinin önüne geçtiği” tespitini (AS : saptamasını) yaptı.

BÜYÜK ÇELİŞKİ

İşte bu saydığımız gerekçelerden dolayı şirket-şehir hastaneleri Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal etmektedir.

  • Bu nedenle, şirket-şehir hastaneleri birer “kapitülasyon hastaneleridir”.

AKP’li yetkililerin (AS: doğrudan RTE’nin) KÖİ projelerinin dövizle yapılan ödemeleri için “Sizden bunları söke söke alırlar” ifadeleri de bu projelerin bir kapitülasyon olduğunun açık itirafıdır.

Türk ekonomi tarihinin olağanüstü zamanları yaşadığı, dövizin kısa sürede katlanarak değer kazandığı (AS: TL’nin değer yitirdiği!) bugünlerde halen KÖİ ödemelerinin Türk Lirası’na çevrilmemesinin gerekçesini anlamak mümkün değildir. Üstelik vatandaşların kendi aralarındaki ticari sözleşmelerde döviz kullanımını yasaklayan 12 Eylül 2018 tarihli “Türk Parasının Kıymetini Korumayla” ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi halen geçerli iken, şirket-şehir hastanelerinin kira ödemelerinin dövizle yapılması ve vatandaşların yastık altındaki dövizlerini bozdurup ekonomiye kazandırmalarını istemeleri AKP iktidarı açısından çok büyük çelişkidir.

SİSTEM İNGİLİZLERE TESLİM

Sağlık Bakanlığı bürokratlarının şirket-şehir hastaneleriyle ilgili 1-3 Eylül 2014 tarihinde Londra’ya gerçekleştirdikleri ziyaretten sonra, İngiltere hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlanan belge, bu hastaneler sistemine “mandacı” bir zihniyetin hâkim olduğunu tüm açıklığıyla gözler önüne sermiştir.

Bu belgede, Türkiye’de 2023 yılına dek 95 bin yatak kapasiteli 40 şirket-şehir hastanesi yapılacağı ve bu yatırımların “İngiliz firmaları için önemli fırsatlar barındırdığı” belirtilmekte.

Bir anlamda, “Türkiye’nin sağlık sisteminin önemli bir bölümü İngilizlere teslim edilmiştir”.

Bu hastaneler, yerli ve milli olduğunu iddia eden bir iktidarın, söylem ve eyleminde ne denli çelişki içinde olduğunun da kanıtıdır.

Yerli ve milli olmak, ülke kaynaklarının sömürülmesini engellemeyi ve kendi milletinin çıkarını korumayı gerektirir.

Yerli ve milli olmaya;

  • şirket-şehir hastanelerinin kira ödemelerini Türk Lirası’na çevirmeyle,
  • şirket-şehir hastanelerini kamulaştırmayla,
  • Türk mahkemelerini tekrar yetkili duruma getirmeyle başlayabilirsiniz…

Tıpkı Cumhuriyet Halk Partisi’nin yıllar önce bu 3 konuda yasa önerisi verdiği gibi…

========================================

Dostlar,

Çok değerli, yurtsever meslektaşımız Uzm. Dr. Fikret Şahin‘i bu yazısı için içtenlikle kutlarız..
Ama; kullandığı dil nedense çooook eski!. Yer yer ayraç içinde güncel Türkçe’lerini koyduk.
Arada da (izin almadan!!) Türkçeleştirdik kimi sözcükleri, elbette anlama dokunmadan..
Hoşgörüsünü dileriz.
***
Şehir hastaneleri ile ilgili 3 önemli nitelemeyi ilk kez biz yaptık ve kulandık :

1. Şehir hastaneleri TALAN’dır!
2. Şehir hastaneleri SAĞLIK KAPİTÜLASYONU’dur (akçalı ve yönetsel… boyutları ile de..)
3. Şehir hastaneleri özünde KAPİTÜLASYON eşdeğeri imtiyaz olduğundan, ülkemizin kurucu
Uluslararası Andlaşması, bu gün ölümünün 48. yılında özlem ve şükranla andığımız büyük devlet adamı ve Atatürk‘ün en yakın dava – silah arkadaşı İsmet İNÖNÜ‘nün kahramanı olduğu Lozan Andlaşmasına aykırıdır.

Bunca TALANI yapan, SAĞLIK KAPİTÜLASYONU veren ve tapumuz – tabumuz olan Lozan Andlaşması’na aykırı işler yapan AKP = RTE iktidarı, bir de gerçekte aşı niteliğini henüz bllimsel olarak kesinlikle kazanmamış TURKOVAC aşı adayını, acil kullanım onayı ile kullanıma sokarak akıl almaz hatalarını sürdürmektedir., Bu politika HALKIN SAĞLIĞI İLE KUMAR OYNAMAKTIR. Çok ağır insan hakları ihlali, hatta insanlığa karşı suçtur. Başka ülkelere yollanırsa suç uluslararası boyut ve nitelik kazanacaktır.

TURKOVAC aşı adayı henüz kesinlikle aşı olmadığından,
uygulaması der – hal DURDURULMALIDIR!

Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. “TURKOVAC” Aşı Adayının Bilimsel Verileri / Makalesi Nerede?? | Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc


Sevgi, saygı ve KAYGI ile. 25 Aralık 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik    twitter : @profsaltik

 

Mandacı zihniyet ve kapitülasyon hastaneleri” hakkında 2 yorum

  1. Gönül Pınar Atacı

    Her tümcesi ve sözcüğü GÜNCEL, tümüyle SOMUT ve NESNEL, gerçek YURTSEVER, derin BİLİMSEL, baştan sona MUHTEŞEM ve MÜKEMMEL teşhisler, saptamalar, irdelemeler, yorumlar, teşhirler, kınamalar, öngörüler, sonuçlar, öneriler içeren çok önemli bir yazı ve çok değerli bir katkı. Yazarı uzman hekim ve cesur vekil sayın ŞAHİN’e ve katkıcısı DAHİ bilgin ve hekim sevgili hocamız Prof.SALTIK’a en yürekten tebrikler, sonsuz sağlık ve bağışıklık dilekleri, derin saygılar ve sorunla ve sorumlularla ilgili özel bir adak :

    BU YERLİ VE YABANCI BOP’CULUK VE KOL’CULUK

    Tüm bu yerli ve yabancı BOP’culuk
    Ve eski ve yeni BEŞİNCİ KOL!culuk,

    Bütün Türkiye’yi ve bölgeyi bölmek,parçalamak ve bölüşmek
    Türkiye ve bölge halklarını köle etmek,satmak ve sömürmek
    Planları yapan ve uygulayan en canavarca bir melanettir
    Tarihte eşi ve örneği görülmedik çok derin bir hıyanettir.

    Bu hıyaneti
    Ve melaneti
    Yenerek yerle yeksan edip cehennemin dibine itmek
    Amacıyla oluşturulmuş
    Ve yeminiyle kurulmuş
    Tek ve en geniş bir Hak,Vatan Ve Halk Cephesi gerek.

    Bu yüce cepheyi oluşturacak ve kuracak erkekler ve melekler,
    Sonsuz bir sevgi ve en derin bir saygı ile kutlanıp öpülecekler.
    İşte tam o zaman bütün Türkiye ve tüm bölge kurtularak,
    Beka, barış, özgürlük,dostluk, işbirliği,mut,kut ile dolacak.
    Yaşasın BOP’cuları ve Beşinci Kol’cuları kovalacak özgür bölge.
    Yaşasın tam bağımsız, gerçek demokratik ve devrimci Türkiye.

    Gönül Pınar Atacı, 25.Aralık.2021

    Cevapla
  2. Duran Aydoğmuş

    Op. Dr. Fikret ŞAHİN ve O’nun anlattıklarına gerçek katkılar veren Prof. Dr. Ahmet SALTIK Hocamıza bu aydınlatmaları için teşekkürler ederiz. İyi ki böyle gerçekçi bilgili vatanseverlerimiz vardır (hem de DİL hassasiyetli).
    Ülkemiz Türkiye son yıllarda aynen Osmanlı’nın son 150 yılındaki gibi KAPİTÜLASYON dönemini yaşıyor ve ödenemeyen dış borçlarla ilgili yine Düyun-u Umumiye büroları açabilirler ülkemizde! Öyle ya, 500 milyara yakın dolar borcunu ödeyemeyeceğine göre, aynen el koyacaklardır her türlü gelirlerimize. Onun arkasından da askeri işgaller dönemine başlayabilirler aynen geçmişte yaptıkları gibi. Ülkemizin bütün gelirleri yabancıların eline geçmiş durumdadır zaten! Sevr haritasını unutmadılar.
    Yıllarca Avrupa ülkelerinde kaldım, ŞEHİR HASTANELERİ benzeri bir hastane yoktur oralarda. İngiltere denedi ama akıldışı olduğunu anladı ve son verdi. Avrupa. Kapitalist Avrupa ülkelerinde ÖZEL HASTANE pek yoktur. Özel okul da pek nadir. Çünkü başta SAĞLIK ve EĞİTİM devletin görevidir Avrupa’da. Kamu personelinin tüm sağlık giderleri devlete aittir, Özel sektörde iseniz sigortanız öder sağlık giderlerinizi
    Ülkemizde ise, hem SAĞLIK, hem de EĞİTİM giderleri çoğunlukla ailelere aittir! Kapitalist Avrupa’dan daha kapitalist oldu ülkemiz! Keşke o ülkelerde bunları görmeseydim böyle bir kıyaslama yapmasaydım. Üzgünüm.
    Kaygı ve saygı ile. Duran Aydoğmuş 26.12.2021

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir