BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLAMAYIZ

BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLAMAYIZ

Güzide Filiz TUZCU

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

CESUR – DÜRÜST BİR BİLİM ADAMI, GERÇEK BİR TÜRK AYDINI, VATANSEVER  VE KEMALİST BİR DAHİ – OKTAY SİNANOĞLU‘NUN “HEDEF TÜRKİYE” ADLI KİTABINDAN;(Kendisini en derin saygı ve minnet duygularımızla, rahmetle anıyoruz.)

Batı denilince, Rusya’dan bütün Avrupa’sına ve bütün Amerika’sına kadar şunu gördüm: en üst seviyedeki kişiden, sokaktaki alelâde insana kadar, hatta hoşgörü lafını edenlerin dahi kafasında tek bir şey var; “Endülüs’ü sildik, Türkiye halâ ayakta duruyor” saplantısı vardır. Bu saplantı onların adeta dinidir. 

(Hocamız gayet haklıdır, ben de Batı da aynı tavrı çok kez gözlemlemiştim… Çünkü Hıristiyan, ya da Yahudi Batılılar, kendileri ve dinleri için  “en büyük düşman olarak İslam’ı ve İslâm’ın biricik koruyucusu ve temsilci olarak da Türkleri” görüyorlar; bu tarihten günümüze hiç değişmeden süregelen bir gayrimüslim Batılı düşüncesi ve tavrıdır. İki kelimeden son derece rahatsız olurlar, hatta yüzlerinin şekli değişir, bunlardan biri İSLÂM, diğeri de TÜRK kelimesidir.)

Batılılar önce Balkanları dağıttılar ve çalışmalarını sürdürdüler: Onların asıl amacı Doğu Avrupa ve Anadolu topraklarında “Müslüman Türk” sözünü bırakmamaktı.  Öbür tüm Müslüman ülkeleri  zaten sömürgeleri yapmışlardı. Batılılar Araplardan da tedirgin olmazlar, çünkü İslâm koruyuculuğunu hep Türkler yapmıştır…

Batı, Türk Milletinin gücünü ve kapasitesini çok iyi biliyor,  ama biz bilmiyoruz! Yıllarca üzerimize haçlı seferleri düzenlediler, ancak Müslüman Türkleri yenemediler. Sonra çok etkili bir formül buldular; Türkler bir araya gelip güçlü olmamalıydılar. Şöyle düşündüler “Türkleri içten bozarsak, Türklük ve Müslümanlık şuurunu/bilincini bırakmazsak ve nihayet Türkleri içten böler ve birbirlerine düşürürsek,  milli kimliklerini, hatta feleklerini bile şaşırtırız ve işte o zaman Türklerden rahatça kurtuluruz.”

İşte bu plan Türkiye’de yürümektedir…

Sovyetler Birliği dağılınca, Türkiye’ye “Türk Dünyasıyla” sıkı ilişikler kurma olanağı doğmuştur; Batı ise bundan dolayı son derece rahatsız olmuş ve müthiş telaşa kapılmıştır…

Emperyalist Batılıların işgal etme – ele geçime yolları   :

  1. Eski yer  adlarını, yabancı adlarla değiştirmek (Örneğin Behramkale’ye Assos demek!)
  2. Eğitimi, ülkenin kendi ana dili yerine “yabancı dille” yaptırmak, ülkenin ulusal dilini ve kültürünü hızla yok etmek,
  3. Uyum içinde yaşayan azınlıkları kışkırtmak, bu azınlıkları ülkede kilit mevkilere getirmek ve onlar aracılığıyla, “ulusal kimliği ve birliği” yok etmek,
  4. Topraklara el koymak, tek tip ürün yetiştirtmek, tarımı ve hayvancılığı yok etmek, milleti kendi topraklarında köle gibi çalıştırarak, aç bırakmak,
  5. Büyük araziler içinde askeri üsler kurmak, ülkede iç karışıklıklar çıkartmak, ülkeye zararlı örgütleri desteklemek, o ülkenin – komşuları ile arasını açmak, düşmanlık yaratmak ve komşularına saldırılar düzenlemek,
  6. O ülkenin,  tarihi ve kültürel bağları olduğu başka ülkelerle iyi ilişkiler kurmasını engellemek,
  7. Ülkenin halkını fakirleştirerek, elindeki toprakları ve gayrimenkulleri yok pahasına yabancılara sattırmak; hatta yabancı emlâkçı şirketleri  kullanarak (Realty World, Remax vs…gibi) yerli millete alış verişte alacağı yüzde payını bile bırakmamak,
  8. Yabancıları getirip, ülkenin topraklarına yerleştirmek ve sonunda ülkenin kendi insanlarını azınlık durumuna düşürmek. (Balkanlarda Türklerin çoğunluk iken azınlığa düşürülmeleri gibi… Ayrıca son yıllarda yaklaşık dört milyon ya da beş milyon (net rakamlar verilmiyor!)  Suriyelinin getirtilerek Türk topraklarına yerleştirilmesi gibi!  Oysaki dünyanın en zengin ülkelerinin başında gelen ve Türkiye topraklarından neredeyse on misli geniş topraklara ve çok az nüfusa sahip olan Kanada, çok zorunlu durumlarda bile ancak birkaç bin ile  ifade edilebilen sığınmacı veya göçmen almıştır. Onların da nitelikli ve eğitimli olmalarına hep dikkat etmiştir.)
  9. Ülkenin kendi tarihini, kültürel mirasını, abidelerini yıkmak veya bakımsız bırakarak yıkılmaya mahkûm etmek; öbür yanda kendi kültürüne yakın  gördüğü kalıntıları (kiliseleri – manastırları) ön plana çıkarmak.”

    OKTAY SİNANOĞLU, HEDEF TÜRKİYE, OTOPSİ YAYINLARI, İSTANBUL,
    2002, syf. 131 – 137, 149 – 150.
    =====================================
    Dostlar,

    Sitemizde daha önce de birkaç önemli yazısını yayınladığımız Tarih uzmanı değerli Güzide Filiz TUZCU bu kez yukarıdaki irdelemeyi yapıyor ve gerçekten bir değer olan merhum Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu‘ndan önemli alıntılar yapıyor.
    Emperyalizmin türlü türlü oyunları bitmez.
    Ayrıca 3. Binyıl (Millenium) içinde yeryüzünde 1000 (bin!) devletçiğe – karakol ya da istasyon devletine ya da Antik Yunan’ıın site devletlerine erişme hedefleri doğrudan bu emperyalistlerce açıklandı. 20. yy başlarında (1900’lü yıllar) yeryüzünde 20 dolayında bağımsız devlet vardı. 100 yıl içinde bu sayı 10’a katlandı. 2000-2100 arasında ise 200 bağımsız devletten bin dolayında devletçik çıkarma hedefi güdüyorlar.

    “Böl – parçala ve yönet” büyülü bir yol göstericidir. Türk Ulusu da artık aklını kullansın ve bu kadim siyaset oyununa gelmesin! AKP = RTE de üstüne düşen ilk işlerden biri olarak Ulusu birleştiren politikalar izlemek zorundadır.

Sevgi ve saygı ile. 21 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir