12 Adalar’ı Lozan’da verdik ama hangi Lozan’da?

12 Adalar’ı Lozan’da verdik ama hangi Lozan’da?

Murat BARDAKÇI
HABERTÜRK Gazetesi, 24.7.17

(AS : Bizim katkımız tazının altındadır..)

BİLMEDEN, öğrenmeden, tek satır okumadan ve meselelerin aslına vâkıf olmadan kahvehane muhabbeti misâli kulaktan kulağa nakledilenlere dayanarak fikir yürütüp yorum yapmak ve ahkâm kesmek aslında kolay ve kâr getirici bir iştir. Millet zaten yazılı bilgiye değil kulaktan dolma ifadelere önem verdiği ve dedikoduyu da ciddî mâlûmat zannettiği için böyle palavraları ortaya atanlar bir kesimin gözünde “üstad” ve “âlim” oluverirler!

Ne güzel değil mi? Okuyup araştırmak için mübarek mâbâdınızı kımıldatma zahmetine bile katlanmadan oturduğunuz yerden uydurup duracaksınız, belge-melge hakgetirecek, hiçbir zaman mevcut olmamış hâdiseleri gerçekmiş gibi ortaya atacak, yalanlarınızı şişirip şişirip tekrarlayacak ve neticede “büyük üstad” olacaksınız! Türkiye’de bu şekilde yalanlara ve utanmazca palavralara sermaye edilen konuların başında bugün 94. yıldönümünü idrak ettiğimiz Lozan Anlaşması gelir.

BİR ÇATLAĞIN HEZEYANLARI…

Daha önce de yazmıştım, şimdi tekrar edeyim: Bir kesimin yerden yere vurduğu Lozan; Türk Tarihi’nin en şerefli anlaşmalarındandır! Senelerce süren savaşlardan bitkin ve yorgun ama zaferle çıkabilmiş bir devlet, yani Türkiye, anlaşma masasında o şartlarda alabileceği her şeyi almıştır ve Musul, Batı Trakya yahut 12 Ada gibi yerleri de elde etmek maksadıyla askerî harekâta girişmeye ise artık tâkati yoktur.

Lozan’ı yerden yere vuranların senelerden buyana sakız gibi çiğnedikleri iddialarının kaynağı, anlaşmayı Türkiye adına imzalayan üç delegeden biri olan ama sonradan deliren ve “Hayatım ve Hâtırâtım” adını verdiği akla-hayâle gelmeyen yalanlarla dolu tuğla kadar bir kitap yazan Dr. Rıza Nur’un hezeyanlarıdır. Hadiseleri belgelerle mukayese işinde henüz emekleme çağında bile olmadığımız için, arşivlerimizde her türlü kaynağın mevcut bulunmasına rağmen bu çatlak doktorun iddialarına şimdiye kadar ilmî bir cevap verilemedi. Üstelik, Lozan’ın bütün zabıtları defalarca yayınlanmış olduğu halde, inkılâp tarihçiliğinde “Atatürk’ün mavi gözlerinin verdiği ilham” çizgisini bir türlü aşamayan ulemâ da bu konuda çalışmaya tenezzül buyurmadı!

İLK LOZAN’I İŞİTTİNİZ Mİ?

Lozan bahsinde ortaya atılan ve milletin kafasını karıştıran yalanlar o kadar çoktur ki, bunlara tek tek tek cevap vermek için cildler dolusu kitap yazmak gerekir… Meselâ, 12 Adalar bahsi…

12 Adayı “Lozan’da verdiğimiz” söylenir. Doğrudur, Lozan’da verdik ama 24 Temmuz 1923’teki Lozan Anlaşması ile değil, İtalya ile 1912’de imzalamak zorunda kaldığımız “ilk” Lozan Anlaşması ile… Lozan’ın sahil semti Ouchy’de, 15 Ekim 1912’de imzaladığımız bu metin tarihlerimizde “Uşi Anlaşması” diye geçer ise de resmî adı “Lozan Anlaşması”dır, hattâ 1930’lu senelere kadar “Birinci Lozan” denmiştir. Üstelik bu ilk “Lozan”ın aslı, Osmanlı Arşivleri’nin “Muahedeler” tasnifindeki 418 ve 419 numaralı dosyalarda muhafaza edilmektedir ama kimse gidip bakmaz ve esip gürlemeye meraklı nefret tarihçilerimiz de bir değil, iki Lozan Anlaşması olduğundan bîhaber kaldıkları için uydurur da uydururlar!

…….
Türkiye’nin en önemli vâroluş evrakı olan ve bugün 94. yıldönümünü idrak ettiğimiz Lozan Anlaşması’nda Türk delegelerin, İsmet Paşa’nın, Dr. Rıza Nur’un ve Hasan Bey’in, yani Hasan Saka’nın imzalarının bulunduğu sayfadır…

Lozan’ın 143. maddesine göre anlaşmanın Fransızca olan aslı Paris’te, Fransız Dışişleri Bakanlığı Arşivi’nde muhafaza edilmektedir ve metnin tamamının görüntüleri Türkiye’ye ilk defa imzalanmasından 90 küsur sene sonra, tıpkıbasımının yayınlanması maksadıyla İş Bankası Kültür Yayınları tarafından getirtilmiştir.

  • Lozan’a hakaretten vazgeçin beyler; ayıptır ve günahtır!
  • O günlerin şartlarında bu kadar sene yürürlükte kalabilmiş güçlü bir anlaşma yapabilmiş olanların hayırla yâdedilmeleri gerekir!

==================================
Dostlar,

Tarihçi sayın Murat Bardakçı‘ya, Türkiye’nin uluslararası hukukta bir tür tapusu olan Lozan Andlaşması hakkında dürüst ve nesnel tarih yazımı için teşekkür ederiz. Biz de dün aynen böyle yazdık Sn. Dr. Mehmet Balyemez’in Lozan – Kıbrıs makalesinde :

  • “Dolayısıyla Kıbrıs Lozan Andlaşmasıyla verilmiş değildir (12 Ada da!). Osmanlı döneminde Balkan Savaşı yenilgisi nedeniyle 12 Ada vd. zaten elden çıkarılmıştı Osmanlı Devletince. Lozan’da bu “de facto” (fiili, olmuş bitmiş) durumun bir kez daha onaylanması (tescili) Lozan’da Türk Kurulu’na dayatılmış oldu.” (http://ahmetsaltik.net/2017/07/24/dr-mehmet-balyemez-lozan-baris-antlasmasi-ve-kibris/)

Gerçekleri çarpıtmak, ister bilerek ister bilmeden, sonuçları bakımından aynı yere çıkıyor..
Ciddi bir etik, ahlak, bilim namusu, insan olma / olmama sorunu.. Utanmak gerekir!

Sevgi ve saygı ile. 25 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir