HSK’NIN HAKİM VE SAVCI ATAMALARI ÜZERİNE

HSK’NIN HAKİM VE SAVCI ATAMALARI ÜZERİNE

(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır…)

1. HSK’nın son atama kararnamesi, öncekiler gibi toplumda tartışma yaratmıştır. İktidarla emir-komuta ilişkisine girmeyen hakim ve savcıların sürüldüğü iddiaları ortaya atılmıştır. Bunlar çok ağır ve çok ciddi iddialardır.

2. Yıllardır söylediğimiz ve halk oylaması sırasında tüm Türkiye’ye bir kez daha anlattığımız üzere, yargının güvenirliğini sağlamanın yolu, Hakimler ve Savcılar Kurulu’na siyasi iktidarın müdahalesine imkan tanımayan bir sistem oluşturmaktır.

3. Maalesef her hakim – savcı ataması, toplumu ilgilendiren her soruşturma ve dava, toplumun bir kesimi tarafından alkışlanmakta diğer kesimi tarafından yerden yere vurulmaktadır.

4. Çünkü adalet sistemi siyasi müdahaleye açıktır. Hakim bağımsızlığının ve tarafsızlığının güvencesi olması gereken HSK, doğrudan doğruya siyasi iktidar tarafından belirlenmektedir.

5. Bunun sonucu olarak, toplum, gündemdeki her hakim -savcı ataması ya da soruşturma ve kovuşturmayla ilgili olarak siyaseten ikiye bölünmektedir.

6. Oysa adalet, siyasetle değil, hukukun üstün kılınmasıyla sağlanabilir. Hukuk, siyasi parti siyasetine üstün tutulmazsa, mülkün yani ülkenin temeli olan adalet çöker. Ülke temelsiz kalır.

7. Devlet birey içindir. Devlet olmadan da bireyin güvencesi sağlanamaz. Devleti sürdürebilmenin yolu, adaleti güvenilir kılmaktır. Adaleti güvenilir kılmak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sürdürülebilirliği meselesi haline gelmiştir. Yani beka meselesi!

8. Bu mesele; iktidarda ya da muhalefette olsun tüm siyasi partilerin ve tek tek bütün vatandaşlarımızın meselesidir.

9. Biz; siyaset yapan hakim – savcı da istemiyoruz, siyasetten talimat alan hakim – savcı da istemiyoruz. Hukukun gereği neyse onu yapan hakim gibi hakim, savcı gibi savcı istiyoruz. Bunun için de, hakim ve savcıları siyasi iktidara karşı güvenceli hale getirecek, aynı zamanda keyfi işlem yapmalarını önleyecek doğru düzgün, çağdaş bir sistem istiyoruz. Bunu tüm Türkiye için istiyoruz. Biliyoruz ki, bu ülkenin fedakarca görev yapan binlerce avukatı, hakimi, savcısı da bunu istiyor.

10. Daha da somutlaştıralım: Cemaat – tarikat yargısı istemiyoruz. Siyasi iktidarın yargısını istemiyoruz. Keyfi davranan yargı istemiyoruz. Hukuku üstün tutan, adalet dağıtan, güvenilir bir yargı istiyoruz. En önemlisi, bunu güvenceye alacak bir sistem istiyoruz.

11. Türkiye Barolar Birliği olarak somut çözüm önerilerimiz hazırdır. Yıllar önce tüm siyasi partilere ve milletvekillerine sunulmuştur.

12. Türkiye Barolar Birliği, yargının en üst kurumlarından biridir. Siyasi partilerin tamamına eşit mesafededir. Dün olduğu gibi bugün de; 80 milyon vatandaşımızın güvencesi olacak, siyasi görüşü, mezhebi, inancı, etnik kökeni, cinsiyeti, cinsel yönelimi ne olursa olsun her vatandaşımızı ortak paydada buluşturacak bir adalet sistemi için herkesi kucaklayarak çalışmaya devam etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
(http://www.barobirlik.org.tr/Detay77678.tbb)

Türkiye Barolar Birliği
====================================
Dostlar,

AKP = RTE’nin HSK OPERASYONU GAYRIMEŞRUDUR VE GERİ ALINMALIDIR

Açıklamayı son derece dengeli, yerinde ve doğru içeriklendirilmiş buluyoruz.
Katılıyoruz istemlerin tümüne.
AKP = RTE‘nin bu vazgeçilmez istemleri dikkate almasını ve gereklerini yerine getirmesini istiyoruz.
Ancak bu o denli kolay değil… 16 Nisan deli saçması halkoylaması yetmezmiş gibi bir de sonuçlarına Anayasal bir kurum ve kararları kesin olan YSK tarafından hile katılarak tersine çevrilince Türkiye de alt üst oldu..
Onarımı kolay değil ama zorunlu..
AKP = RTE‘nin kendiliğinden geri adım atacağını hiç ama hiç ummuyoruz..

  • Açıkça söyleyelim bir kez daha               :
  • 16 Nisan halkoylaması sonunda yapılan ve bir bölümü yürürlük alan Anayasa değişiklikleri meşru değildir!
  • Türkiye, meşru olmayan bir anayasa ile yönetilmemelidir, yönetilememelidir; bu ciddi bir rejim bunalımı doğuracaktır ve mutlaka düzeltilecektir.
  • 34 üyeli HSYK yine AKP tarafından 12 Eylül 2010 anayasa değişikliği halkoylaması sonunda oluşturulmuştu. Bu sırada FETÖ “ölülere bile oy kullandırın” buyurmuştu ve gereği yapıldı; yargı FETÖ’ye AKP eliyle teslim edildi / FETÖ tarafından ele geçirildi.
  • Ardından, kumpas davaları hız kazandı ve FETÖ’nün AKP=RTE’ye 17-25 Aralık operasyonu başlatıldı…

Şimdilerde FETÖ’den rövanş alınarak “AKP Yargısı” yaratılmak isteniyor HSK ile.
Oysa Yargı hiç kimsenin, hiçbir kurumun, organın… güdümünde olmamalıdır.
Halkoylaması öncesi 13 üyeli yeni HSK önerisi çok eleştirilmiştir. Bizzat Erdoğan TV’lerdfe kendisinin 4 üye atayacağını söylemiştir. Oysa Adalet Bakanı ve Müsteşarı da HSK üyesidir ve bu 2 kişinin Erdoğan tarafından belirlenmediği asla söylenemez! Üstelik Bakan HSK Başkanıdır ve yokluğunda Müsteşar Başkanlık etmektedir Kurula. Kalan 7 üye de RTE’nin Genel Başkanı olduğu AKP’nin TBMM’deki salt çoğunluğu nedeniyle hiç kuşkusuz AKP yandaşı, RTE’nin işaret ettiği kişiler olacaktır. Nitekim MHP’ye 1 üye rüşveti dışında HSK böylece oluşturularak yargının beyni tümüyle ele geçirilmiştir. Sonra da yukarıdan aşağıya operasyonlara girişilmiştir..

15 üyeli Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 12 üyesi de doğrudan Cumhurbaşkanınca seçilecektir!
Oysa Yüksek Yargı kendi içinde HSK – AYM üyelerini bağımsız – tarafsız biçimde oluşturabilir.

Tablo budur, tarafsız – bağımsız yargı yıkılmıştır ve kimsenin aklıyla alay edilmemelidir.

HSK, son anayasa değişikliğinin en kritik maddelerinden belki de ilkidir ve 18 madde içinde 3 Kasım 2019 seçimlerini beklemeden yürürlüğü düzenlenmiştir. Anayasa değişikliği oylaması YSK tarafından hukuk dışı biçimde tam kanunsuzluk ile tersyüz edilerek Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra 1 ay içinde HSK operasyonu RTE tarafından tamamlanmıştır. 2. önemli değişiklik, partili Cumhurbaşkanlığı sistemidir ve Erdoğan 21 Mayıs 2017’de AKP Genel Başkanı seçilmiştir; apaçık tek adamdır ancak demokrasi kişiler değil kurumlar rejimidir!

Tüm bunlar şekil olarak belki hukuka uygundur ama öz bakımından kesin olarak hukuk dışıdır. Kaldı ki usul esasa egemendir; şekil bakımından da 16 Nisan 2017

  • Anayasa değişikliği yok hükmünde sakattır; yoklukla maluldür, keenlemyekündür!!

Bir biçimde ve hızla bu gayrımeşru anayasa değişikliğinin iptal edilmesi zorunludur.

İşler iyice arap saçına dönmeden, yaratılan rejim bunalımı ülkeyi çökertici düzeyde derinleşmeden soruna çözüm getirilmelidir.

  • AKP = RTE’nin geri adım atması ka-çı-nıl-maz-dır!…  

Sevgi ve saygı ile. 25 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir