AKP – MHP Anayasa değişiklik teklifi tam bir “diktatörlük” öngörmekte

Sahi Erdoğan anayasa değişikliğiyle ilgili neden hiç konuşmuyor??

AKP/MHP ortaklığıyla 10 Aralık 2016 günü
Meclis Başkanlığı’na verilen Anayasa değişiklik teklifi, “kitabi” anlamda tam bir “diktatörlük” öngörmektedir…

Bülent SERİM
Emekli Anayasa Mahkemesi Raportörü
ODATV, 13.01.2017

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

AKP/MHP ortaklığıyla 10 Aralık 2016 günü Meclis Başkanlığı’na verilen Anayasa değişiklik teklifi, “kitabi” anlamda tam bir “diktatörlük” öngörmektedir. Adına “Başkanlık Sistemi”, “Başkancı Sistem”, “Seçilmiş Krallar”, “Sultanlık ya da Padişahlık”, “Reis sistemi” hatta “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” diyebilirsiniz; ama sonuç değişmez. Sonuçta sistem,
diktatör yetkileriyle donatılmış bir cumhurbaşkanı yaratmaktadır.

Montesquieu diyor ki;
– “Diktatörlerin ülkesinde yalnız bir kişi özgürdür; diğerlerinin tümü köledir.”

Bu söz bize nedense, önce Peygamber tarafından söylendiği ifade edilen,
sonra Vahdettin tarafından yinelenen ve günümüzde Cumhurbaşkanı’nca dile getirilen
“çoban, sürü” yaklaşımını anımsatmaktadır.

KAMU YARARI AMACI YOKTUR!

Bu anayasa değişikliğinde kamu yararı amacı yoktur.
Tüm yasama işlemlerinde kamu yararı amacının bulunması zorunludur.
Kamu yararından söz edebilmemiz için halkın bu konuda bir beklentisinin olması gerekir.
Türkiye içte ve dışta yangın yerine dönmüştür.

-Ekonominin kötü durumu artık iktidar mensupları tarafından bile dile getirilmektedir.
-Sanayi gerilemiş üretim azalmış, ihracat düşmüştür.
-Dolar ve Euro almış başını gitmektedir.
-İç ve dış borçlar Cumhuriyet tarihindeki en yüksek değerlerine ulaşmıştır.
-Halk kredi kartı ve tüketici kredileriyle yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır.
-İşsizlik had safhadadır. Genç işsizlik oranı % 20’lere dayanmıştır.
-3 milyondan fazla aile, adına yardım dedikleri sadaka ile yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır.
-Enflasyon oranları tahminleri aşmakta, çift haneli sayılara ulaşmaktadır.
-Her yıl binlerce şirket kapanmakta, esnaf perişanları oynamaktadır.
-Henüz FETÖ belasıyla uğraşı bitmemiştir.
-IŞİD ve PKK terörü şehirleri kana bulamakta, yüzlerce yurttaşımız can vermekte,
halkımız yaşadığı şehirlerden göç etmek zorunda kalmaktadır.
OHAL düzeni insanlar üzerinde tam bir baskı rejimi kurmuştur.
İnsanlar soluk almaktan korkar duruma getirilmiştir. Hak aramaya bile izin verilmemektedir.
-Dış politikada saplanılan bataklık giderek yoğunlaşmakta,
Suriye’den her gün şehit haberi gelmekte, ocaklar sönmektedir.
-Ülke 3,5 milyon Suriyeli sığınmacının sorunlarıyla boğuşmaktadır.
-Toplum çeşitli nedenlerle bölünmüştür ve birbirine düşman gibi bakmaktadır.
Milis güçleri tehlikesi başlamıştır.

Halkın, bu kadar sorun içinde yaşam mücadelesi verirken başkanlık sistemi getirilmesi yönünde bir istemi yoktur ve olamaz. Ama kimileri yangından mal kaçırmaya; korkarız ki ülkenin bu karmakarışık ortamından yararlanmaya çalışmaktadırlar. Halk, yine “bu kaostan kurtulmanın yolu başkanlık sisteminden geçmektedir” yalanıyla kandırılacaktır. Anımsar mısınız, 12 Eylül askeri darbesinin, 1970’li yılların sonlarındaki iç çatışmalar ve karmaşa nedeniyle bozulan
kamu düzenini yeniden kurmak için yapıldığı söylenmişti. Sonradan ortaya çıktı ki,
o kaos, karmaşa ortamı, askeri darbeyi yapmak için bizzat kendileri tarafından yaratılmıştır.
Türkiye’de içte ve dışta bu kadar sorun varken, toplumsal kutuplaşmalar had safhaya çıkmışken başkanlık ısrarı, doğrusu bize bunu anımsatmaktadır.

Kısaca halkın bu kadar derdi arasında başkanlık gelsin diye bir talebi yoktur. Başkanlık sistemi yalnızca bir kişi ve onun büyük projesini gerçekleştirmek için getirilmek istenmektedir.
Dikkat edilirse her gün her konuda sürekli konuşan o bir kişi, anayasa değişikliği konusunda “kendi istiyor” denilmesin diye hiç konuşmamaktadır. Yalnızca arada bir Devlet Bahçeli’ye teşekkür etmek için bu konudaki sessizliğini bozmaktadır.

Yani bu anayasa değişikliği kamu yararı amacı taşımamaktadır.
===============================
Dostlar,

Sayın Bülent Serim dostumuz Anayasa Mahkemesi’nin eski ve yetkin yazanakçılarından (raportörlerinden) biridir. Dolayısıyla uzmanı olduğu Anayasa ve Anayasa hukuku konusunda yazdıklarına ciddi gereksinim vardır. Bize yol göstermekte ve çıplak gerçekleri yazmaktadır.
Bu yazının özü son tümcede vurgulanmıştır :

  • Yani bu anayasa değişikliği kamu yararı amacı taşımamaktadır.

Bir de ciddi tehlike uyarısı yer almakta :

  • Milis güçleri tehlikesi başlamıştır!

Konuşmuyor derken Tayyip bey bu gün, –yine nedense Cuma namazı çıkışında– kendisini izleyen basın ordusuna ayaküstü demeç vermiş ve bu değişikliğin kendisi için olmadığını (!?)  söyleyebilmiştir! Bu durumda bize de artık “pes” demek kalıyor bu durumda.
Kimin için bu değişiklik peki? Yanıtı duyar gibiyiz..

  • 3 Kasım 2019 seçimiyle yürürlüğe girecek.. Seçim tarihini bile anayasaya koyuyoruz bu amaçla.Dolayısıyla Erdoğan’ın 10 Ağustos 2014’te seçiminin üzerinden 5 yıldan çok zaman geçmiş olacak.. Bu durumda, gerçekten RTE için değilse bu AKP – MHP kutsal ittifakının anayasa dayatması = rejim değişikliği, 10 Ağustos 2019’da, yani 5 yıllık süresi bittiğinde 2. kez Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını açıklayabilir mi Erdoğan??……???

Eeee?? 10 Ağustos 2019’dan geçerli olmak üzere önceki tarihte yeniden seçilirse görevi bir 5 yıl daha sürdürecek ve 3 Kasım 2019’da  yeniden seçime gidilecektir değiştirilmiş Anayasa ile. Erdoğan 600 vekil adayını AKP genel başkanı sıfatıyla da hazırlayacak, kendisi ile birlikte aynı gün TBMM seçimi yenilenecek, 5 yıllığına bir kez daha seçilerek “Yeni cumhurbaşkanlığı = sultan = padişah” yetkileriyle, 2023’e kalmadan Türkiye Cumhuriyeti’nin defterini dürecek ve 100. yıla kalmadan “Hedef 2023” dönüşümü gerçekleştirilerek onyılların özlemi olan
dinci – şeriatçı diktatörlüğü yaşama geçirmeye koyulacaktır..

AKP – RTE’nin yol haritası budur..
Gerisi laf-ı güzaftır ve safdilliğin sırası ve yeri olmadığı gibi; bu senaryoyu = planı
görmezden gelmenin – reddetmenin iyiniyetle karşılanması olanağı da yok-tur!..

AKP – MHP’nin 340 vekile yakın kutsal ittifak blokunun nasıl “afsunlandığını”, “belagatlarının bağlandığını”, “kollektif güdülenme” altına alındığını ya da “tutsak edildiğini” biliyoruz..
Ancak, OHAL altında anayasa değişikliğine sürüklendiğimiz garabet bir rejimde
yaz yazabilirsen!?

Efendiler de iyice belleye ki; bu çooook ham bir hayaldir ve Türkiye Cumhuriyeti öyle kimsenin yıkabileceği zayıf bir yapı değildir. Büyük Türk Ulusuna emanettir ve her durumda korunacak, kollanacak ve sonsuza dek başı dik – onurlu – gönençli… ya-şa-tı-la-cak-tır!

Böyle biline ve gereği yapıla…

Sevgi ve saygı ile. 13 Ocak 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir